Mecazlar Üstüne – Franz Kafka

kafkaMECAZLAR ÜSTÜNE
Çokları dert yanar, “bilgelerin sözleri mecazlardan başka şey değil, günlük yaşamda bir işe yaramıyor, oysa bizim bu yaşamdan başkası yok elimizde”, diye yakınır. Bilge: “Karşıya geç!” dese bununla söylemek istediği, gerçekten karşıya geçilmesi değildir; aradaki yol zahmete değiyorsa, eh nihayet altından kalkılabilir bunun; ancak, onun söylemek istediği efsanemsi bir Karşı, bizim tanımadığımız, onun da bize daha yakından açıklayamadığı, dolayısıyla bize burada yararı dokunmayacak bir şeydir.

devamını okumak için tıklayınız

Özgün Bir Türk Yazarı Yusuf Atılgan – Ahmet Ümit

yusuf-atilganSanatta önemli olan farklı bir bakış açısı yakalayabilmek, farklı bir biçim kurabilmek, denenmemiş olanı denemek, yaratılmamış olanı yaratmaktır. O ünlü deyişi herkes anımsar: “Güneşin altında yaşanan her konu, her olay yazılmıştır.” Aşk, cinsel isteğin önüne ilk engeller konulduğu günden beri işlenegelmektedir.

devamını okumak için tıklayınız

Geçmişle Gelecek Arasındaki Boşluk – Hannah Arendt

hannah-arendtNotre heritage n’est pas precede d’aucun testament – “bize kalan bu miras herhangi bir vasiyetnameye dayanmıyor” – Fransız şair ve yazarı Rene Char’ın, resistance’la geçen dört yılın bütün bir Avrupalı yazar ve aydınlar kuşağı için kazanmış olduğu anlamı şaşılacak bir dik sözlülükle özetleyen aforizmalarının belki de en şaşırtıcısıdır bu. Fransa’mn onlar açısından hiç beklenmedik şekilde çöküşü ülkelerinin politik sahnesini göz açıp kapatıncaya kadar boşaltıp meydanı sahtekarların ve budalaların kukla dansına bırakınca, normal koşullarda Üçüncü Cumhuriyetin resmi işlerine asla karışmamış olan bu adamlar, sanki bir vakuma kapılmışcasına kendilerini politikanın içinde bulmuşlardı.

devamını okumak için tıklayınız

Kafka ve okumanın insan ruhuna etkisi. “İçimizdeki donmuş deniz” nasıl erir…

kafka“İçimizdeki donmuş deniz” nasıl erir…

“Okumak bir zihni uyarma çalışmasıdır, talepkardır ve uygun koşullar altında bir çeşit coşku hali üretir.” E.B. Whitekafkaletters 1951’de okumanın geleceği hakkında düşünürken böyle yazmıştı.

devamını okumak için tıklayınız

Sıradan ve Önemsiz Bir Kişilik Olmanın 11 Yolu

farklı_olmakAvusturyalı sanatçı Gavin Aung Than çalışmasında, Amerikalı yazar Chris Guillebeau’nun yazdığı “Sıradan ve Önemsiz Bir Kişilik Olmanın 11 Yolu”nu konu ediyor.

devamını okumak için tıklayınız

Franz Kafka: Bizim uymakla yükümlü kılındığımız, gözle görülüp varlığı kuşku götürmeyen tek yasa varsa soylulardır

kafka.YASALAR SORUNU ÜZERİNE
Yasalarımız bilinmez herkesçe, bizi yöneten o küçük soylular grubunun elinde bir sırdır. Bu eski yasalara tıpatıp uyulduğundan kuşkumuz yok hani, ama bilinmeyen yasalara göre yönetilmek gene de enikonu rahatsız edici bir şey. Bunu söylerken, gizli yasaların çeşitli biçimde yorumlanabileceğini ve tüm ulusun değil de, tek tek kişilerin yoruma katılmasından doğacak sakıncaları düşünmüyorum.

devamını okumak için tıklayınız

Bencil Dev – Oscar Wilde

oscar-wilde-2Her gün öğleden sonra, okuldan dönerlerken, çocuklar gidip Dev’in bahçesinde oynarlardı. Yumuşacık yeşil çimenleri olan büyük, güzel bir bahçeydi. Çimenlerin şurasında burasında gökyüzündeki yıldızlar gibi güzel çiçekler ve bahar gelince pembe ve inci rengi nazlı çiçekler açan, güz gelince bereketli meyveler veren on iki tane şeftali ağacı vardı. Ağaca konan kuşlar öyle güzel ötüyorlardı ki, çocuklar oyunlarını yarıda bırakıp onları dinliyorlardı. Birbirlerine, “Ne kadar mutluyuz burada!” diye sesleniyorlardı.

devamını okumak için tıklayınız

Anton Pavloviç Çehov, Sıradan Dünyanın Sıradışı Yazarı – Ahmet Ümit

Anton ÇehovBirkaç yıldır ülkemiz yazın alanında sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Ardı ardına açılan yayınevleri, sayıları her geçen gün artan kitabevleri, özenle basılan ürünler kitaba duyulan ilginin arttığını gösteriyor.
Okur sayısı henüz özlenen düzeyin çok çok altında olsa da, bütün bu gelişmeler olumlu bir sürecin başladığına işaret ediyor. Yazın dünyasındaki hareketlilik yazarlarımızın bilimkurgudan polisiyeye, biyografiden tarihi romana uzanan geniş bir yelpazede ürünler vermesine yol açarken, klasikler de eksiksiz olarak yeniden yayımlanıyor. Rus ve dünya edebiyatında kendine özgü bir yeri olan Anton Pavloviç Çehov’un tüm öyküleri de ülkemizde eksiksiz olarak yayımlandı.

devamını okumak için tıklayınız

Neden uyanıksın? – Franz Kafka

kafkaGECELEYİN
Gömülmek geceye. Bazan düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, onun gibi tıpkı, düpedüz gömülmüş olmak geceye. Dört bir yanda insanlar uyumaktadır. Ufak bir oyunculuk, masum bir kendini aldatış, sanki evlerde uyumaktadırlar, sağlam yataklarda, sağlam çatılar altında, döşekler üzerinde boylu boyunca uzanmış ya da kıvrılıp büzülmüş, çarşaflar üzerinde, yorganlar altında; gerçekte bir araya gelmişlerdir,

devamını okumak için tıklayınız

Tüketim toplumunu eleştiren komik bir hiciv “Pastoralya” – George Saunders

pastoralya“Çok güzel bir dünyada yaşıyoruz, güzel maceralar, çiçekler, kuşlar ve harika insanlarla dolu, ama ne yazık ki bu dünyada çürük elmalar da var.”

Dünyanın yaşayan en iyi öykücülerinden sayılan George Saunders’tan canlı ayrıntılarla kurgulanmış, tamamen kendine özgü bir sosyal hiciv: Pastoralya.

devamını okumak için tıklayınız

Bir Osmanlı Kadınının Feminizm Macerası ve Hamidiye Modernleşmesi

bir-osmanli-kadininin-feminizm-macerasiTarihsel yanılgılar çoğu kez bir tarihçi aldanmasıdır.
“Haremden kaçan bir Osmanlı Prensesi” şüphesiz oldukça çekici bir gazete manşetidir. Hele de bu kadın “Uluslararası Kadınlar Kongresi”nde bir konuşma yaptıysa, konuşmasının içeriği Almanca basılmış ve çok yakın bir tarihte de Arapçaya çevrilmişse…
Tarihçi artık bu verilerden hareketle yürüyebilir, Osmanlı’da kadın hareketini takibe başlayabilir; konuşmanın içeriğinden Osmanlı feministlerinin düşünsel dünyasının haritasını çıkarabilir.

devamını okumak için tıklayınız

Francois Rabelais: Gargantua adlı kitabımda bir başka tat, daha gizli kapaklı bir öğreti bulacaksınız

gargantuaPek ünlü ayyaşlar ve siz, pek değerli frengililer, –çünkü başkalarına değil, sizlere adanmıştır yazılarım– Alkibiades, daha açığı Şölen adlı diyalogunda Platon’un hocası Sokrates’i, ki filozofların şahı olduğu su götürmez, başka sözler arasında Silen’lere benzetir. Eskiden Silen’ler küçük kutulardı, bugün ilaç satan dükkânlarda gördüklerimiz gibi, üstlerinde gülünç, saçma sapan yaratık resimleri vardı:

devamını okumak için tıklayınız

Schopenhauer’in Nietzsche üzerindeki etkisi – G. N. Dolson

schopenhauerEkim 1865 ile Ağustos 1867 arasındaki bir dönemde, o zaman henüz Leipzig Üniversitesi’nde bir filoloji talebesi olan Friedrich Nietzsche bir eskici dükkânında Die Welt als Wille und Vorstdlung’un bir nüshasını buldu. Kitap kendisi için yeniydi ve hemen onu alıp eve götürdü. Okuyup bitirdiğinde Schopenhauer bir tilmiz daha kazanmıştı. Öğretiyi yeni benimsemiş birisinin heyecan ve gayretiyle Nietzsche tuttuğu bu yeni yol için taraftarlar aramaya başladı.

devamını okumak için tıklayınız

Bülbül ve Gül – Oscar Wilde

oscar-wilde“Ona kırmızı güller götürürsem benimle dans edeceğini söyledi,” diye bağırdı genç Öğrenci, “ama bahçemde tek bir kırmızı gül yok.”

Pırnal meşesindeki yuvasından Bülbül duydu onu ve yaprakların arasından başını çıkarıp baktı neler oluyor diye.

devamını okumak için tıklayınız

Kötümserliğin Kısa Tarihçesi – J. Frohschammer

schopenhauer
Schopenhauer

Aşağıdaki araştırmanın kendisine konu olarak seçtiği çetin sorun geçtiğimiz günlerde, özellikle Almanya’da filozof Schopenhauer’in kararlı ve hızla yayılan kötümserliğiyle bir kez daha ön plana çıktı. Hayatın çok çeşitli kederleri ve felaketleri ve bilhassa ölümün evrensel hükümranlığı nedeniyle o bunun bütün mümkün dünyaların en kötüsü olduğunu savunuyordu. Hatta daha da ileri gitti ve hiç varolmamanın varolmaktan daha iyi olduğunu ve en dindarca istenecek sonun topyekûn yokluk ya da bilinçli varoluşun tümden kaybı olduğunu söyledi.

devamını okumak için tıklayınız

Mistik Cinayet Romanı Yazarı Dostoyevski – Ahmet Ümit

dostoyevskiKimi eleştirmenler Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Karamazov Kardeşlerini polisiye roman olarak adlandırırlar. Benzer değerlendirmeler Sofokles’in Oedipus’u ve Shakespeare’nin Hamlet’i için de yapılmıştır. Hamlet’in başına geldi mi bilinmez ama önemli tiyatro okullarında öğrencilerin Oedipus’u dedektif giysileri içinde sergiledikleri bile olmuştur. Gerçekten de bu yapıtların ekseninde suç, dahası cinayet yer alır. Onları polisiye olarak tanımlanmasına yol açan da bu özellikleridir. Üç yazarın içinde polisiye romana en yakın olanı Dostoyevski’dir.

devamını okumak için tıklayınız