Bir kayıp nesne olarak Ütopya’nın adı(1) – Mesut Lizor

Ütopya_denen_arzuSuruç’ta katledilen Genç Yoldaşların anısına,

Gerektiği gibi yazılmış metin örümcek ağına benzer: gergin, eşmerkezli, saydam, sıkı örgülü ve çapraşık. Uçuşan her şeyi kendine çeker. Arasından geçmeye çalışırken ağa yapışıp kalan metaforlar onu besleyen avlardır. Konu ve malzeme kendiliğinden ona doğru kanat çırpıyordur. Bir tasarımın gücü ve doğruluğu bir alıntının başka bir alıntıyı davet etmesini sağlayıp sağlamadığıyla ölçülür. Eğer düşünce tek bir gerçeklik hücresini bile açabilmişse, öznenin dıştan müdahalesine gerek kalmadan öbür hücrelere de nüfuz etmesi beklenir. Nesnesiyle gerçekten ilişki kurabilmiş olduğunun ilk kanıtı çok geçmeden çevresinde başka nesnelerin de billurlaşmasıdır. Kendi özgül konusuna yönelttiği ışık altında başka başka konular da parıldamaya başlar.
Theodor W. Adorno

Ateş hattında geleceği düşlemek – Mazlum Vesek

peri_17_ler1990’lar, Türkiye toplumunun ama özellikle özgürlük mücadelesi veren Kürt halkının hafızasında “karanlık çağ” olarak anılır. Her şey o kadar hızlı yaşandı ki, aklı eren herkesin “90’lı yıllar” da bir hikâyesi oluştu. Kimisi için bir köy yakılması, kimisi için yitirilen yoldaşlar, kimisi için faili meçhule kurban giden baba, kimisi için asker postalı, polis copu, kimisi için lastikle yakılan Newroz ateşi…

Remzi Raşa – M. Şehmus Güzel

remzi-istanbul-da (2)Remzi direndi. Ölümle mücadelesini son anına kadar sürdürdü. Kendisine ayrılan zaman dilimini hakkıyla doldurdu ve aramızdan tebessümünü eksik etmeden çığlıklar atarak ayrıldı. Son birkaç yılda Paris’te yitirdiğimiz değerlerimize biri daha katıldı. Hayat böyle işte. Sıkıntılı da olsa, sonunda hepimizi bekleyen ölüm de olsa yaşanmaya değer. Remzi gibi bir ressam için ölüm mümkün mü? Herhalde değil çünkü hakikaten son derece yetkin ve kalıcı eserler bıraktı. Onu daha uzun yıllar hatırlayacağız mutlaka.

Zararlı Kitaplar – Zafer Köse

komploÖRNEĞİN, BİR ÖNGÖRÜ

Temmuz 2015’in bu son günlerinde birçok kişinin “olamaz” diyeceği bazı gelişmeler, kısa süre sonra çoğu kişinin tahmini haline gelebilir. Örneğin, AKP, Tayyip Erdoğan’ı dışlayarak yoluna devam etmeyi tercih edebilir.

Geçtiğimiz yıllar boyunca liderle özdeşleşme yaşanan bu kesimde, böyle bir değişim akla yatkın bulunmayabilir. İyi de, lider hayranlığı ve özdeşleşme, iktidar çarkının dönmesi ile açıklanamaz mı? İktidar olanaklarından faydalanmaya yarayan bu özdeşlik durumu, aynı olanakları kısıtlar hale gelince pekala hızla bozulabilir.

Son Teşebbüs – Aziz Hatman “İnsana, topluma dönük bir tehdit karşısında nasıl kayıtsız kalınabilir ki?”

son_teşebbüs“Yeryüzünde bir cinayet işlenmesinin üzerinden yüz yıldan daha fazla zaman geçti. Daha doğrusu bir önceki cinayetin üzerinden… Sen bu mektubu okuduktan sonra, dünyanızda bir cinayet işlenecek. Bir insan, ölecek. Taammüden öldürülecek. Bunu çok iyi biliyorum, çünkü ben öldüreceğim!
Sizin sınıfsız, sömürüsüz toplumunuzda; tek bir devletin bile kalmadığı bu mükemmel dünyanızda işlenecek bu cinayet, suç ve cezayı barbarlık döneminin karanlığından çıkarıp hortlatacak. Şiddeti ve zoru anımsatacak. Kıyımı besleyip büyütecek ve savaşı… Bana dokunmayan katil bin yaşasın! Evet, bu narayı şimdiden duyar gibi oluyorum.

Başkaldırdığı Kadardır İnsan – Zafer Köse

başkaldıran-insanBazıları sanıyor ki, insanlar bilinçsiz olduğu için başkaldırmıyor. “Cahil” diye yorum yapıyorlar.

Oysa, gerçekleri görmek için bilgiden çok, cesaret gerekir. Görünce gereğini yapmayı kabul etmek, görmeyi göze almak gerekir. Vicdan gerekir.

Yani, bilinçli varlığı yaratan, başkaldıran kişiliktir.

Bu nedenle, başkaldırı, bilinçten önce gelir.

Yeryüzünde tek esir yurt, tek esir insan… kalmayıncaya kadar – Nazım Hikmet

nazımASYA-AFRİKA YAZARLARINA
Kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım

Yanlış Evrim: Şeker Hastalığından Ayak Mantarına…Vücudumuz Modern Yaşama Uyumlu Değil!

yanlış_evrimBugünün insanları, göçebe atalarımız için gerçekte var olmamış hastalıklarla uğraşıyor. Bunlara uyum sağlayabilir miyiz?

Çalışma sandalyeme oturup, bilgisayarıma notları sırayla girerken ve İnsan Vücudunun Öyküsü adlı kitabı okurken kamburlaştım. Bu kitap, fazlasıyla ve rahatsız edercesine vücudum hakkındaki bilgilerin farkında olmamı sağladı. Belimdeki ağrıyı dindirmek için esnedim. Pencereden dışarı göz attığım zaman, bahçe hayal meyal görünüyordu. Gözlüklerim neredeydi? Ayak parmaklarım ısınmış ve kaşınıyordu: Ayak mantarım yine alevleniyordu.

Özgür mü diyorsun kendine? – Nietzsche

nietzscheYalnızlığa çekilmek mi istersin kardeşim?
Kendine varan yolu aramak mı istersin?29
Biraz dur da beni dinle.
“Arayan, kolay yiter. Her türlü yalnızlık suçtur.”
Böyle der sürü.

Bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler – Nazım Hikmet

nazım_hikmetOnlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :
– çürüyen diş, dökülen et -,
bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,