Öyküyü öykü yapan nedir? Ursula K. Le Guin

Ursula K. Le GuinYazmak, mecrası ne olursa olsun, sözcüklerden oluşur; sözcüklerse bedenseldir, bedenden ve nefesten oluşur, beden tarafından alımlanır, bedenle hissedilir; sözcüklerin ritimleri bedensel ritimlerdir.

Maskesi olmayan şair Nilgün Marmara – Nazê Nejla Yerlikaya

nilgün marmara“Ey iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!”

Yıllar önce Nilgün Marmara’nın şiirine girdiğim kapının üzerinde yazılıydı bu dizeler:

“Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
Hepiniz mezarısınız kendinizin”

Satürn yıldızının altında bir düşünür: Walter Benjamin – Emek Erez

Walter BenjaminAlman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi, eleştirmen ve estetik kuramcısı Walter Benjamin. Bu kısa tanım onunla ilgili her yerde geçiyor ama her bakımdan da eksik kalıyor. Başucu kitabı olarak değerlendirdiğim YKY tarafından basılan “Tek Yön”, 1928 yılında ilk kez yayımlanmış. Kitabın türü ile ilgili olarak deneme ya da aforizma olduğuna yönelik değerlendirmeler olsa da Adorno bu kitabın “denkbild” toplamı olduğunu düşünüyor.

Öykü Üzerine – Julio Cortazár “Roman hep sayıyla kazanır, oysa öykünün bu maçı nakavtla alması gerekir”

Julio Cortazár“Boksu çok seven Arjantinli bir yazar, bir keresinde bana şöyle demişti: Etkileyici bir metin ve okur arasında yaşanan bu mücadeleyi roman hep sayıyla kazanır, oysa öykünün bu maçı nakavtla alması gerekir.”

Dostoyevski’nin hapishane yaşamından notlar

dostoyevskiBütün Rus mahpusları, kendilerine en çok acıyan, en çok merhamet edenlerin doktorlar olduğunu bilirler. Doktorlar; bir de basit halk tabakası, diğerlerinin elde olmayarak yaptığı gibi, mahpuslar arasında fark gözetmezler. Halk, suçu ne kadar ağır da olsa, mahpusu küçümsemez, çektiği ceza ile başına gelen felaketi, onu ayıplamamak için az çok bir sebep sayar. Hatta Rusyada cinayete felaket, suçluya zavallı denir. Manası derin bir adlandırma, değil mi?… Bundaki asıl önem, tamamıyla şuursuz, sadece içgüdüyle yapılmış olmasındadır.

Orhan Kemal ‘in hapishane yılları

nazım hikmet , orhan kemalYirmi dört yaşında, 1 Mayıs 1938’de, Niğde’de askerlik görevine başlar. Bölükteki asker arkadaşlarından çok bilgilidir. Hatta komutanlarının verdiği derslerde yanlışlar bularak onları rahatsız etmektedir. Zaman zaman komutanından şartlı izin alarak Adana’ya karısını ve çocuğunu görmeye gider. Hem askerde hem Adana’da arkadaşlarıyla şiir, edebiyat, politika, felsefe üzerine konuşmalar yapar, bu fikirler üzerine münakaşa eder ama mutlaka fikirlerini kabul etmelerini sağlarmış.

Hrant Dink Vakfı 2015 ajandasını yayımlandı

ajandaHrant Dink Vakfı tarafından 2015 ajandası çıkartıldı. Ermeni Soykırımı’nın 100. yıl dönümüne ilişkin çıkarttığı ajandanın kapak konusunu soykırım olarak belirledi.
Hrant Dink Vakfı tarafından 2015 ajandası çıkartıldı.
Vakıf tarafından yapılan tanıtımda şu ifadelere yer veriliyor:
“Takvimler 2015’i gösteriyor. 1915 Ermeni Soykırımı’nın, Büyük Felaket’in, Tehcir’in, kıyımın ya da adına ne derseniz deyin, büyük bir trajedinin 100. yılı.

Fazıl Say’ın müziği, Genco Erkal’in sesiyle Nazım Hikmet’in görüntülü cenaze töreni

nazım hikmetCenaze Merasimim
Bizim avludan mı kalkacak cenazem?
Nasıl indireceksiniz beni üçüncü kattan?
Asansöre sığmaz tabut
Merdivenlerse daracık.

“Unutursak kalbimiz kurusun” Roboski katliamını 3. yılında ağıtlarla anıyoruz.

roboski28 Aralık 2011 tarihinde, Irak’ta yaşayan akrabalarıyla ticaret yapmak üzere, Şırnak ili Uludere ilçesi Roboskî köyünde yaşayan köylüler bir kez daha yola koyulmuşlardı. 38 kişi; uzun süren yolculuğun ardından katırlara yükledikleri birkaç litre mazot, birkaç karton sigara ile köylerine geri dönüyorlardı. Sınıra yaklaştıkları sırada Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçaklarının hava saldırısı ile Şırnak’ın Uludere İlçesi Roboskî Köylülerinden 19’u çocuk yaşta, 34 insan bombalanarak yaşamını kaybetti…