Edebiyat klasikleri çevirilerinde şaşırtan sonuçlar

yazarlarMadam Bovary’nin 38 çevirisinden sadece 5’i özgün çıktı. Robinson Crusoe ile Savaş ve Barış romanlarında da çok sayıda intihal var,

Edebiyat klasikleri çevirilerinde ‘intihal’ riski dikkat çekiyor. TÜBİTAK projesi olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mütercim Tercümanlık Bölümü tarafından gerçekleştirilen Çeviride İntihal Projesi kapsamında yapılan çalışmada, Robinson Crusoe, Madam Bovary ile Savaş ve Barış kitaplarının tüm tam metin çevirileri incelendi.

%60’ını aptal olarak gördüğü bir halka, Aziz Nesin neden sıkı sıkıya bağlıdır?

aziz nesinYüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Zübük, Gol Kralı, Vatan Sağolsun, Toros Canavarı… Yazdığı her öykü, her roman sanki Türkiye’nin bir fotoğrafı. Evet Aziz Nesin’den bahsediyoruz. Bugün Aziz Nesin olmadan geçen 20. yılı geride bıraktık. Peki Aziz Nesin’in son günleri, vasiyeti ve toplumumuz için gerçek tespitleri neydi? İşte size Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin!

David Cirici’nin kaleme kaleme aldığı “Neredesin Janinka” raflardaki yerini aldı

neredesin_janika_kapakDavid Cirici’nin kaleme kaleme aldığı, Final Kültür Sanat Yayınları ile minik okurlara ulaşan “Neredesin Janinka” raflardaki yerini aldı
Bu kitap, insanların başlattığı korkunç bir savaşın ortasında altüst olan hayatını yeniden kurmak için yılmadan mücadele eden Yosun adında sevimli ve akıllı bir köpeğin öyküsüdür…
Nedenini hiçbir zaman anlayamadığı, adına “savaş” denen bu felaket sırasında Yosun’un yaşadığı eve bir bomba düşer ve böylece hem evini, hem de çok sevdiği sahipleri Janinka ile Mirek’i kaybeder.

Grazia Ciavatta’nın kaleme aldığı “Damdaki Kedi” raflardaki yerini aldı.

damdakikedikapak (3)Grazia Ciavatta’nın kaleme aldığı, Final Kültür Sanat Yayınları ile minik okurlara ulaşan “Damdaki Kedi” raflardaki yerini aldı.

Küçük bir kedinin arkadaşlığını ele alan kitapta, hayvanlarla da dost olunabileceği ve herkesin kendi yaşam alanı içerisinde mutlu olacağı anlatılıyor.

“Neden bu kadar çok acı var şiirlerinde?” diye soruyorlar bana – Metin Altıok

metinaltiokBir yanım göçük altında kalmış, çürüyor. Bir yanım son umuduyla 900’lü telefonlara sarılıyor. Bir yanım dağ başlarında kurşunlanmış yatıyor. Bir yanım çaresiz kendini satıyor. Bir yaram canına kıymanın uygun yollarını arıyor. Bîr yanım avuç açmış dileniyor sokaklarda. Bir yanım seccadenin üstünde beş vakit namaz kılıp Tanrı’ya yakarıyor. Bir yanım şifa bekliyor hastane kapılarında. Bir yanım iş arıyor durmadan. Bir yanım hapiste gün sayıyor. Bir yanım kara—sevda ile için için yanıyor. Bir yanım ölesiye dayak yiyor gözaltında. Bir yanım kayıp ilanlarıyla aranıyor insanlık namına. Bir yanım can veriyor faili meçhul cinayetlerle. Bir yanım başkaldırırken, yaltaklanıyor bir yanım ve kanatıyor kendini geriye kalanım.

Fil beklemeyin serçecik olun – Metin Altıok

metin_altıok

Fil Beklemek
Serçe kuşu yağmurlu bir günde, şimşekler çakıp gök olanca hızıyla gümbürderken, yere sırtüstü yatmış, havaya kaldırdığı incecik ayaklarıyla boşluğu dövermiş. Bu tuhaf durumu görenlerin “Neden böyle yapıyorsun?” sorusuna, “Bunca mahlûkat var yeryüzünde, gök yıkılıp üstümüze düşerse hepsi telef olacaklar. Ben de göğü tutmak için kaldırdım ayaklarımı” cevabını vermiş. Sonra içtenlikle, “Kaldırdım kaldırmasına, ama yine de korkudan yüreğimin kırk kantar yağı eriyor” diye eklemiş. Çevresindekiler, “Amma yaptın ha, sen kendin beş dirhem etmezsin. Bu kırk kantar yağ da neyin nesi!” diyerek alaya almışlar serçeyi. Serçecik şöyle bir bakmış yüzlerine, “Siz bunu anlayamazsınız” demiş. “Varın gidin işinize. Herkesin kendine göre kantarı, topuzu var.”

Cervantes: hayatı en korkunç yanıyla tanıdığı halde tutkuyla sevmek – Elias Canetti

CervantesHer iki çağdaş, Cervantes ve Shakespeare: Biri hakkında pekçok şey bilinirken, öteki hakkında hiçbir şey bilinmiyor. Bilmekle bilmemek ters yönde olsa durumları ne olurdu?
Aşağılanma konusunda Dostoyevski, onu en iyi bilen biri olarak gerçekten çok şey bilir. Bana, gururu iyi bilen Cervantes daha yakındır.

Gogol – Elias Canetti

gogolGogol’ü canlı tutan, onun kalpsizliğidir. Bu, onun korkusu kadar büyüktür. Bundan sıyrılmak için alay eder, ama korkusu asla dinmez.
Artık dış dünyaya yönelmeyen hicivci, etik bir varlık olarak yok olur. İşte Gogol’ün kaderi.

Ey Tebrizli Şems, yüzünü gördüğümden beri dinim aşktır – Mevlana

mevlana_ve_ŞemsYakın bir dosta ve düşünce arkadaşına sahip olmanın mutluluğundan sonra yeniden yalnız kalmak, Celâleddin için ölümden beterdi. Aklı bu ayrılığın düşüncesine bile karşı çıkıyordu.

Tadına doyamadığım ömür gibi gidiyorsun ama bizi unutma
İnadımıza ayrılık atma eyer vurdun ama, bizi unutma
Gökkubbe altında ne dostlar bulursun sen ama

“Hiçbir işe yaramaz ve haddini bilmez yazar bozuntusuyum.” Montaigne

montaigneDüşünceler, Montaigne’in kafasında birbirini izlemektedir; Montaigne, onları kendini hiçbir yükün altına sokmaksızın kâğıda döker; çünkü Montaigne Şatosu’nun efendisi, bu küçük denemeleri bastırmayı aklının ucundan bile geçirmemektedir. “Düşüncelerimi böyle kumaştan kesilme, belli bir plan ya da niyet olmaksızın bir araya getirilmiş desenler gibi ortalığa saçıverdiğimde, ne onları savunma ne de onlara bağlı kalma yükümlülüğü altına giriyorum. Canım istediğinde onları terk edebilirim; kuşkularıma, güvensizliğime geri dönebilirim; tinsel bakımdan bana egemen olan konuma, yani bilgisizliğime geri dönebilirim.”