Büyükada hakkında yazılmış en önemli eser Türkçede.

Büyükada hakkında yazılmış en önemli eser Türkçede. Akillas Millas, Ada’nın mahallelerinde, evlerinde gezmemizi sağlıyor. Oralarda oturan insanlarla tanışıyor, manastırları dolaşıyor ve eski sandıkları açıyoruz.
Adalı Yayınları önemli bir işe imza atarak Akillas Millas’ın Büyükada-Prinkipo, Ada-i Kebir adlı kitabını yayımladı. Kitap Büyükada hakkında yazılmış en önemli eser olarak anılıyordu yıllardır. Ama Yunanca olduğundan açıp okuyamıyorduk. Büyük boy 600 sayfaya yakın bu anıtsal kitabın sadece resimlerine bakabiliyorduk ne çare ki. Artık kaliteli bir baskı ve güzel bir çeviriyle elimizde.

Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım – Ünsal Oskay

“Yazma eylemi, Melville’in dediği gibi ‘Kuzey yarıkürede yaşanan hayatın gerçek yüzünü anlamak için uzak denizlere açılmayı ve aynı anda, Borges’in değindiği gibi, ‘kralın adamlarından ve kasabasındaki hayattan sıkıldığı için yazan El Tobossolu ya da Mantiellinin gösterdiği bir saklı mutluluğu paylaşmanızı sağlıyor. Yazma eylemi, yaşanan hayattan sonra, geçip giderken arkada bırakılan bir iki söz. Gündelik varoluş biçimimizin içindeki sınırlı insan halimizi aşıp da bıraktığımız bir iki söz…

…Söz, insana eriştirilebilmiş söz, Ahab’ın yenilgisini yengiye çeviren yabanıl Kızılderilinin şahini geminin direğine kanadından, bakır çiviyle mıhlaması gibi…’

Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim – Maya Angelou

Maya Angelou bileğinde “İlgiliye” yazan bir etiketle, büyükannesi Bayan Henderson’a teslim edilmek üzere, kardeşi Bailey ile Arkansas’a yollandığında üç yaşındaydı. İki kardeş terk edilmişliğin acısını üzerlerinden atamadan ırkçılığın nefretiyle yüz yüze geldi. Büyükanneleri çocukları kanatları altına aldı. Fakat sadece kısa bir süre için. Zira Maya’nın zorlu yolculuğu daha yeni başlıyordu…

Başlarken Yalnızsın, Bitirdiğinde Daha da Yalnız – Hasan Ali Toptaş

-“Dili kötü kullanan bir yazar yerilmeli ama iyi kullanan övülmemeli. Dili iyi kullanmak yeter şarttır çünkü.”
-“Kendimi herhangi bir yere ait hissetmiyorum. Ne bir şehre, ne bir ülkeye, ne de dünyaya.”
-“Çocukluğunun elinden tutmayan kişi hiçbir yere gidemez.”

Az konuşan, konuşmamayı tercih eden, kendini yeryüzüne susmaya gelenlerden sayan bir yazarın söyleşileri. Hasan Ali Toptaş, şeytanın dürtmesiyle romana başlamasını, taşra kasabalarını, sinema salonuna kaçak giren çocukları, saklı hikâyeleri, türlü kederleri, onulmaz hüzünleri, kıpır kıpır hatıraları anlatıyor.

Okuma Güncesi – Aziz Nesin

Okuma Güncesi, Aziz Nesin’in okuduğu kitaplar üstüne kişisel beğenilerini, öznel görüşlerini yansıtan notlarından oluşuyor.

Bu notların en ilgi çeken yanı, Aziz Nesin’in düşünsel dürüstlüğüdür. Yazarı kim olursa olsun, ne kadar tanınmış olursa olsun, Aziz Nesin genel yargıya kendini teslim etmeden, kendini akıntıya bırakmadan, bir kitabı eleştirmekten, hatta kimileyin yerden yere vurmaktan çekinmemiş. Sevdiğini de beğenmediğini de içtenlikle, nedenleriyle kâğıda dökmüş.

Aydın dürüstlüğü üstüne benzersiz bir örnek Okuma Güncesi.

17 Aralık şüphelilerine tazminat Penguen’in kapağında…

Mizah dergisi Penguen, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında haklarında takipsizlik kararı verilen şüphelilerin, devletten ‘haksız gözaltı ve tutuklama’ tazminatı almaya hak kazanmasını kapağına taşıdı.

Derginin kapağında yer alan çizimde devletten tazminatını kapan 17 Aralık şüphelileri, HalkBank’ın eski genel müdürü Süleyman Aslan’ın evinde, ayakkabı kutuları içinde bulunan 4.5 milyon doları da ‘tatlı niyetine’ götürüyor.

İşte o kapak:

Kürt Şair Cigerxwin’in hayatı ve şiirlerinden bestelenmiş iki ezgi

01.11.2012 tarihli Özkan Öztaş’ın hazırlayıp sunduğu Mezopotamya’nın Sesi programında Marksist Kürt Şair Cigerxwin’in hayatı ve şiirlerinden bestelenmiş iki ezgi paylaşılıyor.

Dinlemek için “devamını oku”yu tıklayınız

Cumartesi Anneleri’nin 500. buluşması anısına bir kitap: “Kayıplar İçin Şiirler”

Türkiye Yazarlar Sendikası ve İnsan Hakları Derneği’nin hazırladığı “Kalpleri Küçük Bir Bahçe Onların: Kayıplar İçin” kitabı Cumartesi Anneleri’nin 500. buluşma için de bir anı yerine geçiyor.

“Önce otu biçmek, hâlâ canlı olan son bitkiye kadar her şeyi kökünden sökmek. Toprağı tuzla sulamak… Sonra otun belleğini öldürmek, bilinçleri sömürgeleştirmek için onları yok etmek; yok etmek için geçmişlerini boşaltmak. Bölgedeki tüm sessiz tanıkları, hapishaneleri, mezarlıkları ortadan kaldırmak.”

Zazalar – Haydar Karataş

zazalarBu Zazalık meselesi aslında epeyce karışık ve de bulaşanın başını yakan bir şeydir. Onun için işin o tarafına girmek istemem. Türkologlar onları Türklük içinde görme eğilimindeydi. Yeni Kürt aydınlanması Zazalıkla duygusal bir bağ kurar. Bu nedenle bugün açısından söylenebilecek her cümle taraflı. Zaten benim bu “Aazalık” mevzuunda söyleyeceğim şeyi sakın içinizde ciddiye alan olmasın, eğlence olarak okuyun derim.