Kendi kafasına sığamayan “Karaduygun” – Sema Kaygusuz

karaduygun“Karaduygun, kendi kafasına sığamayandır. Düşüncenin yüzyıllar içinde tamamlandığının bilinciyle zamanın kör kuyularına dalmayı göze alır. Dünyaya alışamaz, tahammül edemez, dünyevileşemez. Öç duygusu olmadan dehşete kapılır, iğrenmeden yadırgar, hamasete kanmaz, için için bağışlasa da aynı döngü tekrarlanmasın diye affedemez, sürekli anımsar, anımsadığı için uyuyamaz, uykusuzluk yüzünden unutamaz. Güzelliği bir lütuf gibi şükranla kabul eder, kötülük karşısında afallar, dengesini kaybeder, çünkü sevdiği her varlığı çok ama çok sever. Onunkisi kozmik bir kederdir. Hiçbir tapınağı yoktur ki canlılık kadar kutsal olsun.”
Sema Kaygusuz

Türkiye’de Anayasalar – Taha Parla

Türkiye'de Anayasalar - Taha ParlaParlamenter sistemden uzaklaşarak siyasi gücün tümüyle tek-adamda toplandığı bugünkü gidişatın temeli Taha Parla’ya göre 1982, hatta bazı yönleriyle 1961 Anayasası’nın ve bunlarda yapılmış muhtelif sahte “demokratik” değişikliğin yasama ve yargıyı zayıflatma, “yürütme”nin üstünlüğünü artırma, pekiştirme yönündeki eğiliminde yatmaktadır. Oysa sanılanın aksine “en kötü parlamenter sistem bile en iyi başkanlıktan daha iyidir.”

Rainer Maria Rilke: Taşların Sesine Kulak Kabartan Adamın Öyküsü

tanrıdan Öyküler

Taşların Sesine Kulak Kabartan Adamın Öyküsü

Yine kötürüm dostumun yanındayım. Kendine özgü bir edayla gülümseyerek, “İtalya’ya ilişkin bana henüz bir şey anlatmadınız”, diyor dostum. “Yani bir an önce bunu telafi etmem gerektiğini mi söylemek istiyorsunuz?”
Dostum Ewald, evet öyle der gibi başını sallıyor; hemen gözlerini kapayıp beni dinlemeye hazırlanıyor.

Triffidlerin Günü – John Wyndham “Bitkiler İnsanlara Karşı!”

triffidlerin gunuBilimkurgu türünün önde gelen yazarı John Wyndham’dan bir başyapıt daha.

John Wyndham’ın en önemli kitaplarından biri olan Triffidlerin Günü, uygarlık, insanoğlunun doğa karşısındaki kibirli tutumu, cinsiyet ve sınıf ayrımı, soğuk savaş gibi toplumsal sorunların etrafında gelişen bir roman. İnsanoğlunun hırsının ve açgözlülüğün bir sonucu olarak doğanın başkaldırışını ve triffidler adı verilen bir bitki türünün dünyayı ele geçirişini ele alıyor. BBC tarafından iki kez mini dizi olarak çekilen ve sinemaya da uyarlanan Triffidlerin Günü, sinematografik öğeler içeren zengin bir anlatı yapısına sahip.

Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü Mehmet Ercan’a verildi

mehmet ercan1940 kuşağı şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu adına düzenlenen şiir ödülünü, bu yıl “Sevdam Sığmadı Düşlerime” dosyasıyla Mehmet Ercan aldı. Şiirinde gelenekle çağdaş şiirimizin atılımlarını, özgün dili ve etkili imgeleriyle birleştirmesi nedeniyle ödüle değer görülen Mehmet Ercan’a ödülü, 22 Haziran 2016’da Ankara’daki Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen törenle verildi.

Virginia Woolf: Yüreğim kaburgalarımı dövüyor.

Virginia WoolfVirginia Woolf, 1931’de yayımladığı Dalgalar adlı yapıtında dış dünyayı yok eder. Üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatlarının anlatıldığı kitapta dış dünya nesnel olarak değil, ancak kişilerin iç dünyalarına yansıdığı kadarıyla verilir. “Bir olay örgüsüne uyarak değil, bir ritme uyarak” yazılan kitap, “şiir olmayan herhangi bir şey edebiyata neden girsin ki” diyen Woolf tarafından iki yıl içinde üç kez yazılır ve dalgaların sesine uydurularak, şiir gibi yüksek sesle okunarak düzeltilir.. Gerçekçi roman geleneğinden tam bir kopuşu temsil eden Dalgalar, bilinç akışı tekniğiyle yazılan romanların en önemlilerinden biridir.

Muhammed Ali’nin Vietnam Savaşı’na katılmayı reddettiği efsane konuşması

muhammed aliGelmiş geçmiş en iyi boksör olarak kabul edilen Muhammed Ali, kariyerinde ringe çıktığı 61 maçtan sadece 5’ini kaybetmişti. Ancak o, sadece çok iyi bir sporcu olduğu için efsaneleşmedi, karakteri, duruşu ve dünya görüşüyle de farklı olmayı başardı. Ve elbette yıllarca hafızalardan silinmeyecek, ilham verici olduğu kadar mizahi yönü güçlü sözleriyle de dikkat çekti.

Merhum daha neler söylemişti? – Merhumun Vasiyeti – Aziz Nesin

aziz nesinKasım Efendi’nin garip inanışları da vardı. Merhametli kalbinde hayvan sevgisine geniş yer veren Kasım Efendi’nin evinde sürüyle kediler, köpekler bulunurdu. En büyük zevki güvercinlere ekmek doğramaktı. Hayatında hiç et yemez, bahçesinde her cins kümes hayvanı beslerdi.
Ama onun en çok sevdiği “Karabaş”tı. Ondört yıllık köpeğiyle öylesine anlaşırdı ki, kelimesiz birbirlerinin sevinçlerini, üzüntülerini anlarlardı. Çoluk yok, çocuk yok…

Türk Edebiyatının Aydınlık Yüzü: Sabahattin Ali

sabahattin aliSabahattin Ali bir subay çocuğudur. 1907 yılında babasının görevle gittiği Bulgaristan’ın Gümülcine Sancağı’na bağlı Eğridere ilçesinde doğdu ve çocukluğu Birinci Paylaşım Savaşı’nın zor koşullarında geçti. Babasının görevi nedeniyle, öğrencilik yaşamını da farklı şehirlerde sürdürdü. Okumayı seven, edebiyata düşkün bir çocuk olduğu çevresindekilerin dikkatini çekiyordu. Ailesi, özellikle de babası, bu alanda çocuklarını destekliyor, teşvik ediyordu. İlk yazı denemelerini öğrencilik yıllarında arkadaşlarıyla çıkardıkları gazetede, şiir ve öyküler yazarak yaptı.

Bu Haftaki Leman Dergisi’nin Kapağı

lemanBu Haftaki Leman Dergisi’nin Kapağı

Bu Haftaki Gırgır Dergisi’nin Kapağı

gırgır dergisinin kapağıBu Haftaki Gırgır Dergisi’nin Kapağı

Bu Haftaki Uykusuz Dergisi’nin Kapağı

uykusuzBu Haftaki Uykusuz Dergisi’nin Kapağı

Page 1 of 953