“İnsan, artık gölgesi yoksa, üstünden nasıl atlar?” Ahmet Cemal

Ahmet CemalTuhaf bir soru.

Bana ait değil. Zamanımızın en önemli filozoflarından Jean Baudrillard’ın “Cool Anılar” kitabının başından bir alıntı.

Baudrillard, gelmiş geçmiş en başına buyruk ya da bağımsız düşünebilen filozoflardan. Şimdi bu satırları okuyanlar arasından belki şöyle soranlar çıkabilir : “İyi de, filozof ise eğer, zaten doğal olarak bağımsız düşünmesi gerekmiyor mu? Bağımsız düşünebilmek, filozofun olmazsa olmaz niteliklerinden biri değil mi?”

Külrengi yalnızlıklar içinde bir aydın: Ahmet Cemal – Öznur Özkaya

Benim için sırf Canetti’yi ve Bachman’ı çevirdiği için bir eli, Benjamin’i ve Kafka’yı çevirdiği için de diğer eli defalarca öpülesi bir insan olan Ahmet Cemal, gerçek bir edebiyatçı ve öğretmen olarak öğrencilerine yaptığı bir konuşmada “İnsan hayatında bazı değerler ön planda olmalıdır. İnsan, bunları fazlasıyla gözetmeli, fakat bunların içinde para olmamalı. Eğer ki sizler ileride sanatla iştigal edip bu işten büyük paralar kazanmayı hedefliyorsanız şimdiden bu yoldan sapın. Sanata benzemeyen ama sanat zannedilen abukluklara bulaşırsanız size elbet kimse kızmaz, kızamaz. Yeter ki o yaptığınızın sanat olmadığını ve girdiğiniz yoldan dönemeyeceğinizi bilin ve bunu insanlara açıklayın.” sözleriyle hayata ve sanata bakış açısını dile getirmiştir.

Edebiyata ‘gizli desteğe’ tepki yağıyor

 bu yıl ilk kez edebiyat eserlerine destek veriyor, ancak seçici kurulu da, destek vereceği 40 kişinin adlarını da, kimin hangi eserini ne kadar destekleyeceğini de açıklamamasına tepki yağıyor. PEN Türkiye ile Türkiye Yazarlar Sendikası’nın yanı sıra yazarlar, şairler ve yayıncılar bakanlığın gösterdiği bu gizliliğe karşı çıkıyorlar.

PEN Türkiye Başkanı Tarık Günersel “Yaşananlar, bir kamu sürecinden ziyade, mafya sürecini andırıyor” derken, Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Mustafa Köz, bakanlığın edebiyatı destek projesinin baştan sona yanlış olduğunu söylüyor.

Batı Kanonu – Harold Bloom

Batı Kanonu“Edebiyat sadece dil değildir; aynı zamanda temsil etme isteği, Nietzsche’nin bir zamanlar tanımladığı gibi farklı olma, farklı bir yerde olma tutkusudur. Bu kısmen kendinden farklı olmak anlamına gelir ama öncelikle miras aldığımız eserlerin metafor ve imgelerinden farklı olmak demektir. Harika eserler yazma tutkusu, kendi yer ve zamanında, geçmişten gelen mirasla, etkilenme endişesi ile birleşmek zorunda olan bir özgünlük içinde, başka bir yerde olma tutkusudur.”

Edebiyat eleştirmeni Harold Bloom, bir edebiyat okurunun olmazsa olmaz kitapları arasına girecek olan BATI KANONU’nda, Shakespeare’den Cervantes’e, Goethe’den Milton’a, Tolstoy’dan Proust’a, Dickens’tan Woolf’a kadar uzanan geniş bir yelpazede, edebiyat tarihinin dönüm noktalarını yorumluyor.

Yılın halk kütüphanesi ödülü Avustralya’ya

CraigieburnSchmidt, Hammer and Lassen Architects sponsorlu Danimarka Kültür Ajansı tarafından verilen Yılın Halk Kütüphanesi ödülüne bu yıl Craigieburn layık görüldü.

Mimar Francis-Jones Morehen Thorp tarafından tasarlanan kütüphane, jüri tarafından “Hume kentinde kültür ve bilginin gelecekteki gelişimi için parlak ve dinamik bir platform” olarak değerlendirildi.

Arkitera’dan İlknur Sudaş’ın haberine göre, yarışmada ödüle layık görülen diğer kütüphanelerin bulunduğu ülkeler arasında İngiltere, Danimarka ve Hollanda yer alıyor.

Game of Thrones öyküleri geliyor

George R.R. Martin, Game of Thrones serisine almadığı yüzlerce sayfayı öykü olarak yayımlatacağını duyurdu.

Dünya çapında bir fenomen olan ve hayranlarının yeni kitaplarını dört gözle bekledikleri Game of Thrones (Taht Oyunları) serisinin yazarı George R.R. Martin, kitaplara girmeyen bazı bölümleri kısa öyküler halinde yayımlayabileceğinin sinyallerini verdi.

Konuk olarak katıldığı Edinburg Uluslararası Kitap Festivali’nde konuşan yazar, seriyi yazarken bazı bölümleri kitaba almadığını ve yüzlerce sayfaya denk gelen bu bölümlerin bir kitapta toplanabileceğini belirtti. Martin, öykülerin olası yayım tarihi hakkında ise yorum yapmaktan kaçındı.

“Çeviri; aslını gölgeden takip etmektir biraz da…”

Çevirdim Dilim Yandı“Çevirdim Dilim Yandı”, genç çevirmenlerin zevkle okuyacağı, kuramsal metinlerin sıkıcılığını taşımayan, sıcacık bir kitap. Aynı zamanda edebiyatla, dille ilgilenenlerin ve elbette meraklı okurun elinden bırakamayacağı bir kitap.

Çeviri; aslını gölgeden takip etmektir biraz da…

“İnsanın kendi yaşam çevresi dışındaki olgularla düşleri bilme çabasının bir sonucudur çeviri. Değişik toplulukların, ulusların, bilim, sanat, düşünce alanındaki çabalarını birbirleriyle paylaşabilme yoludur. (…) Bu yönüyle tek tek dillerin ötesinde bir ortak dildir, dillerin dilidir. Kıskanç bir tanrının, insanoğlunu bölüp dağıtmasından doğan olumsuz sonuçlara, Prometheus’ça bir başkaldırmadır.” (Göktürk 2002:5) cümleleri düşüyor usuma.