Kazancakis’ten bir tarih belgeseli: Kardeş Kavgası

Kardeş KavgasıNikos Kazancakis, Zorba’sıyla biz okurların dünyasına girmiş, dünyada adını duyurmuştur. Hakkında hiçbir şey bilmeyen, daha önce duymayan biri için bile Zorba pek çok şey ifade eder. Hemen hemen her okurun okumadan bile hakkında az çok bir şeyler bildiği kitaplardandır Zorba. İlk olarak 1946′da yayımlanır. O zamandan bu zamana adını her geçen gün daha çok duyurmuş, her başarılı eser gibi değeri bugün çok daha anlaşılanlardandır. Hatta bugün Kazancakis’e öyle bir yaklaşım sergiliyoruz ki, Zorba’dan başka hiçbir eseri -hiçbir başarılı eseri- yokmuşçasına Zorba’yla yatıp kalkıyoruz. Filme uyarlanması da hem edebiyatseverlerin hem de sinemaseverlerin gözdesi yapıyor Zorba’yı. Oysa Kazancakis, daha pek çok eseriyle – şiirleri, denemeleri, oyunlarıyla – edebiyat dünyasında yerini sağlamlaştırmıştır.

Fareler ve İnsanlar: Arkadaşlık mı yoksa çıkar ilişkisi mi?

Fareler ve İnsanlar“En iyi planları farelerin ve insanların sıkça ters gider.” Robert Burns – To a Mouse

Nobel edebiyat ödüllü John Steinbeck’in Büyük Bunalım yıllarını anlattığı bir novella olan Fareler ve İnsanlar, 1937 yılında yayımlanır. Eserde, Amerika’nın yaşadığı sarsıntılar ve değişimler verilirken aynı zamanda insan ruhuna da bir ayna tutulduğundan bahsedilebilir. Bu yıllarda iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadıklarını anlatır Steinbeck: Georgie Milton ve Lennie Small, hem kendi ilişkileri hem de diğer çiftlik işçileriyle ilişkileri çerçevesinde anlatılır. Tamamen ruhsal çözümlemelere dayanan bir anlatım söz konusu değilse de Steinbeck, bize karakterlerin iç dünyasını vermenin bir yolunu bulmuş gibidir.

Nostaljik bir roman “Çaça” – Serkan Fırtına

Çaça“Birçok insan hayatım roman olur diye söylenir durur, ama tarihe roman olarak sadece bazı müstesna yaşamlar kalır”

Toplum olarak nostaljiyi çok severiz. Bu durum aslında romantik bir istek olarak görülse de altın da farklı nedenlerin yattığı bir kavram. Eskiye özlem duyan, yeni olan içinde varoluşunu anlamlandıramayan insanoğlunun trajik bir sığınağıdır nostalji. Eski filmler, eski tiyatrolar, eski romanlar, eski televizyon dizileri ve eskiyi konu alan eserler derken liste uzadıkça uzar. Günümüz popüler kültürü içinde de “nostaljik olan” çoğu zaman kullanılan bir yöntem olmuştur. Seyircilerin, okuyucuların takip etmekten hoşlandıkları şeylerdir. Özellikle yapımcılar televizyon dizilerinde bunları sıklıkla konu etmeyi severler.

8 ayda 981 basın emekçisi işten çıkarıldı

basınTürkiye Gazeteciler Sendikası raporuna göre 2014 yılının Ocak-Ağustos dönemini kapsayan ilk sekiz ayında 981 basın emekçisi işten çıkartıldı. 56 basın emekçisi ise çeşitli nedenlerle işinden istifa etti.

Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından hazırlanan rapora göre, 2014 yılının ilk yarısında 981 basın emekçisi işten çıkarılırken 56 basın emekçisi ise çeşitli nedenlerle işinden istifa etmeyi tercih etti.

Cennetin zaptına çıkanların hikayesi

Babası bir maden işçisi olan ekonomi muhabiri Paul Mason’ın “Çalışarak Yaşamak ya da Savaşarak Ölmek” adıyla yayınlanan kitabı, çözülüş sonrasında işçi sınıfının, iddia edildiği gibi yeni dünya düzenini içine sindirmediğini, aksine yarım kalan sözünü tamamlamak için dünyanın her tarafında mücadeleye devam ettiğini gösteriyor.

Partice Lumumba, Belçikalı sömürgecilerin işbirlikçileri tarafından kurşuna dizilerek öldürüldüğünde, ardında, eşine yazılmış bir mektup bırakmıştı. Mektubun bir yerinde şöyle yazmış; “Tarih bir gün sözünü söyleyecek. Brüksel, Paris, Washington ya da Birleşmiş Milletler’in öğrettiği tarih değil; bizim sömürgecilik ve kukla hükümdarlarından kurtulmuş, özgürleşmiş ülkelerimizde öğretilecek tarih…” Sanki bugün “profesyonel tarihçiler” eliyle halkların belleğinin yok edilmek istenmesini sezmiş gibi…

Hansel ve Gretel Masalı Bize Aslında Ne Anlatıyor?

Hansel ve GretelFarklı versiyonlarına rastlanılsa da genel olarak Hansel ve Gretel masalını Grimm Kardeşler’in derlemelerinden öğreniyoruz. Ancak benzer özelliklere sahip bir anlatının onlardan da önce var olduğu bilinmekte. Böylece genel olarak bu masalın aslında Alman kökenli olduğu düşüncesine varılmakta. Peki Grimm Kardeşler’den yola çıkarsak bu masalın konusu, anlattığı ve de asıl önemlisi şeylerinin ardında yatırdığı ne? Türkçe örneklerine ulaşılsa da ben Grimm Masalları’nda yer alan İngilizce bölümden çevirirek yapacağım analizi, böylece daha doğru bir şekilde ele almış olacağız.

Bu öyküler bir harika!

Melike Uzun, iyilik ve kötülük kavramlarının oluşturduğu sarmala bir durak koyuyor. Okunması, üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap “Kürar”. Tek bir tema üzerinden birbirine bağlanan, birbirini tamamlayan bu öyküler gerçekten bir harika!
“İyilik” ve “Kötülük” yolda el ele yürüyorlarmış, bir süre sonra karşılarına bir nehir çıkmış. Suyun akışına, berraklığına hayran kalıp yüzmeye karar vermişler. Giysilerini çıkartıp atlamışlar içine. Önce Kötülük çıkmış sudan, İyilik’e ait olan elbiseleri giyinip uzaklaşmış oradan. İyilik de çaresiz arkadaşının kıyafetlerini giymek zorunda kalmış. İşte o günden bu yana ne iyiliğin ne de kötülüğün kimde olduğu bilinememiş.

Suç ve Ceza Üzerinden Ele Alındığında Acının Anlamı Nedir?

Raskolnikov, genç ve zeki bir hukuk öğrencisidir. Annesi ve kız kardeşinden uzakta yaşadığı şehirde, maddî imkânsızlıklar sebebiyle geçim sıkıntısı çekmekte ve bu itici güç ekseninde de yaşadığı toplumu ve dünyayı anlamaya çalışmaktadır. Ona göre toplumdaki bu sorunun temelinde birikimin ve imkânın yanlış ellerde olması, hak edenlerin dipte ve çaresiz yaşarken, hak etmeyenlerin en tepede ve keyifle yaşaması vardır. Nitekim bu onda ciddi bir felsefeye dönüşecektir. Toplumsal düzenin dönüşümü toplumun ezilen kesimleri eliyle mümkün olmadığı için, Raskolnikov’a göre bu değişimi ancak “üstün insan” olarak nitelediği kişiler yapabilir. Bunlar varoluşlarının doğuştan getirdiği üstün yetenekler sâyesinde toplumun temel kurallarına ve yasalarına karşı çıkarak, doğruyu, olması gerekeni, kan dökme pahasına yapabilecek kişilikteki seçkin kişilerdir.

O dünya kurulacak

Neoliberalizmin mucizeleri olarak sunulan Tayland, G. Kore, Endonezya hayal kırıklıklarıyla çökerken, gezegenin hiçbir zaman sahip olamadığı küresel adalet de büsbütün ortadan kalkmaya başladı.

Adına ne denirse densin, yeni sol ya da solu, sosyalizmi, demokrasiyi, antikapitalizmi çağrıştıran herhangi bir ad. Asıl olan niteliği. 1989’da başlayıp 1991’de tam çözülme ve dağılma sürecine giren sosyalizmin karşılıklarını bütün bütüne kaybettiği yılların hemen ertesinde, beklenmedik bir hareket ortaya çıkıyordu. Subcomandante Marcos önderliğindeki Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) Meksika’nın Chiapas eyaletindeki San Cristobal de las Casas kentini işgal etti ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) Meksika halkı için “idam kararı” olduğunu açıkladı.