Gabriel Garcia Marquez hayatını kaybetti

Dünyaca ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez, tedavi gördüğü hastanede 87 yaşında hayata veda etti.

Nobel ödüllü Kolombiyalı yazar bir süredir zatürre tedavisi görüyordu.

1927’de Kolombiya’nın Aracataca kentinde doğan yazar, 1940’lardan başlayarak uzun yıllar gazetecilik yaptı. Öykü yazmaya 1940’ların sonlarında başladı. Yazar en tanınmış romanı Yüzyıllık Yalnızlık’ı(1967)

Gogol’ün Palto’daki Dehası – Vladimir Nabokov

GogolGogol tuhaf bir adamdı, ama dahiler hep tuhaftır zaten; değer bilir okura, hayat hakkında kendi düşüncelerini geliştirme fırsatını ustaca veren şey sizin o sağlıklı,sıradan yanınızdır. Büyük edebiyat akla aykırılığın sınırında gezinir. Hamlet, nevrozlu bir bilge kişinin çılgınca rüyasıdır. Gogol’ün Palto’su hayatın karanlık seyrinde kara delikle açan, acayip, korkunç bir karabasandır. Metni üstünkörü bir gözle okuyan bir kimse, hikayede densiz bir soytarının maskaralıklarını bulacaktır sadece; ciddi okur ise Gogol’ün asıl amacının Rus bürokrasisinin yıldırıcılığını

Abidin Dino’nun Aşık Veysel Çizimi

Abidin Dino’nun Aşık Veysel Çizimi

23 Mart 2013 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nden…

“Şahmaran” – Mehmet Özçataloğlu

Çocukluğumda annemden dinlediğim masalları anımsadım. Devler, cinler, periler, aslanlar, kaplanlar… Soluğumu tutarak dinlerdim anlattıklarını. Uyku öncesi ise göz kapaklarımın ağırlığına direnirdim, sonuna kadar gelebilmek için masalın. O masallar bambaşka bir dünyaydı benim için. Hayaller ülkesine gidişti. Yok ülkelerde var olmaktı.

“Masal anlatılmadı/ Duymadık hiç/ Çocuktuk/ Ya ağlar yatardık/ Ya yattığımız yerde kalırdık.” Ozan Efe’nin bu dizlerindeki gibi olmadım neyse ki! Masallarla beslenmemekten kaynaklı, yaşamım boyunca içimde taşıyacağım burukluğu, boşluğu yaşamadım/yaşamıyorum.

Charles Bukowski, geleneksel ahlak hakkında ne düşünüyor

Charles Bukowski Cehennem olmayabilir, ama insanları yargılayanlar bir cehennem yaratabilir. Bence insanlara gereğinden fazla şey öğretiliyor. İnsanlar gereğinden fazla şey biliyor her şey hakkında. Başına gelen şeyden hareketle nasıl tepki vermen gerektiğini öğrenmelisin. Bu noktada tuhaf bir kavram kullanacağım: “İyi”. Bu kavramın nereden çıktığını bilmiyorum. Ama en nihayetinde her birimizin içinde “iyilik” kavramıyla doğduğunu hisediyorum.

Albert Camus’un Nobel konuşması: “Gerçek sanatçı hor görmez”

Albert CamusAlbert Camus’un ödül aldığı 1957 yılında yaptığı konuşma:
Özgür akademinizin, bu cömert ve onur verici ilgisi karşısında, özellikle de bu ödülün kişisel liyakatlarıma baskın çıktığını dikkate alınca, yoğun bir şükran duygusu hissediyorum. Her insan, ya da daha güçlü nedenlerden dolayı, her sanatçı fark edilmek ister. Ben de istiyorum. Ancak kararınızın sonuçları ile, gerçekte olduğum kişiyi karşılaştırmadan, kararınızın etkisini idrak etmem mümkün olmadı. Genç sayılabilecek, sadece kaygıları söz konusuyken zengin, henüz tamamlanmamış işleri bulunan, işinin yalnızlığında yaşayan

Nâzım Hikmet’ten Sabahattin Ali’ye mektup

(tarihsiz)

Kardeşim,

(…) Romanını nasıl sabırsızlıkla ve ne büyük güvençle beklediğimi tasavvur edemezsin. Bak konkre konuşmuyorum: Hikâye ve romanda bugün sen varsın, senden sonra Kemal Tahir var, sonra Orhan Kemal var, Suat Derviş var. Kemal Tahir’le Orhan Kemal biri daha ilerde, biri henüz civciv, fakat dehşetli vaatlerle dolu biri civciv, biri yazdıklarını neşretmek imkânsızlığı içinde,

Yolculuğuna yaşamın ucundan başlayan kadın: Canım Tezer

Tezer Özlü“Niçin dünyaya geldiğini bilmiyor musun? Anlatmalısın, anlatmalısın, ayrıca açıklamalısın, susamalısın… sonun korkunç, sefil olmalı! Bunu biliyor musun? Bunu sana Pavese söylüyor.”

Evet, bunu Pavese söylüyor. Tezer ise içindeki gitme isteğinin yoğunluğuyla Pavese’nin peşine takılıyor. “Pazar günleri… Şimdilerde… Sokak aralarından geçerken… gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim…

Gogol’ün Palto’sundan Kafka’ya bakmak

kafkaDostoyevski, “Tüm Rus gerçekçileri Gogol’ün ‘Palto’sunun altından çıkmıştır” diyerek Gogol’ü gerçekçilik akımının başladığı yere oturtur. Oysa tam anlamıyla doğru değildir bu. Gogol’den önce Jukovski ve öğrencisi Puşkin tarafından gerçekçiliğin ilk adımları çoktan atılmıştır. 1809’da Ukrayna’da orta halli toprak sahibi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Gogol’ün öne çıkmasını sağlayan, kendisine kadar ulaşmış tüm tarihsel birikimi sindirerek çağına “humor”la bakmasıdır. İroni dolu bir bakıştır bu.

Arşivler