Sabahattin Ali’nin sevdiği şairler ve yazarlar

Okuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatım günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı donemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da Çök iyi bilen Sabahattin Ali’nin beğendiği, sevdiği şair ve yazarlar oldukça geniş bir yelpazededir. Kendisiyle yapılan anketlerde de sık sorulan sorulardan biri beğendiği şair ve yazarların kim olduğudur.

Sabahattin Ali ‘nin kurbağa olan ilgisi

Ayşe Sıtkı’ya yazdığı 20 Mart 1934 tarihli mektubunda, “Geçen akşam tam gurup zamanı buralarda dolaşırken bütün kurbağalar ötmeye başladılar. Hemen yolun kenarına oturdum, bunları dinlemeye başladım” diyen Sabahattin Ali’den geriye kalanlara bakarak onun kurbağalara karşı özel bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz.
Sabahattin Alinin evrakında “Kurbağa”, “Bir Serenadın Sonu”, “Kurbağaname”, “Kurbağaya Mersiye”, “Merhuma Mersiye” başlıklı kurbağa şiirleri ve “Kurbağanın Serenadı” için çizdiği kurbağa desenleri bulunmaktadır.

Aziz Nesin ‘in öldürülen Sabahattin Ali’nin eşyalarını “teşhis etme” ifadesi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ali Ertekin’in itirafına rağmen, olayı duyurmadan önce Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarını çağırarak cesedin üzerinden çıkan eşyaları göstermiş ve bunların kime ait olduğunu sorarak olayı doğrulamaya çalışmıştır. Aziz Nesin, Esat Adil’in de çağrıldığı “teşhis etme” görevini şöyle anlatmaktadır:

“1937-1938 Yılları Arasında Basında Dersim” kitabında Taha Baran, dönemin medyasını inceliyor.

İletişim Yayınları tarafından yayımlanan ‘1937-1938 Yılları Arasında Basında Dersim’ kitabında Taha Baran, dönemin medyasını inceliyor.

AGOS gazetesinden Emre Can Dağlıoğlu, Ocak 1937 ile Ocak 1938 tarihleri arasında çıkan 11 gazeteyi inceleyen Baran’la dönemin basının katliamları ele alışını, meşrulaştırma yöntemlerini ve bugünün medyasını konuştu.

agos.com.tr sitesinde yayınlanan söyleşi şöyle:

Kürtçe öykü dergisi Jehr’in dördüncü sayısı çıktı

Kürtçe öykü dergisi Jehr dördüncü sayısını çıkardı. Derginin son sayısını Kobanê ve Şengal’e ithaf etti.
Kürt edebiyatında modern öykü geleneği içerisinde yeni bir damar bulmak ve bu damarı besleyecek yeni öykücüler çıkarmayı hedefleyen Kürtçe öykü dergisi Jehr dördüncü sayısıyla okuyucuları ile buluştu.
2013 Kasım ayında ilk sayısını çıkaran Jehr Türkçe’de “zehir” anlamına geliyor. Dergi son sayısını Kobanê ve Şengal’e ithaf etti.

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare”

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare” raflardaki yerini aldı. Eroğlu bu yeni romanında, “Fay Kırığı” üçlemesinde resmettiği Türkiye’nin, bir adım sonrasındaki kırılmayı gündemine alıyor; Gezi Parkı Direnişi’ni. Diğer yandan ise kahramanı Ahmet’le Gabar Dağı’nın eteklerinde bıraktığı on dakikalık karanlığın peşinden bir yaşamı sürüklüyor.

Soma ve Ermenek katliamlarının ardından sonra ‘Germinal’i yeniden okurken

“Germinal”de, 1860’lı yıllarda Fransa’nın kuzeyindeki maden ocaklarında yaşanmış acımasız, ilkel, dayanılmaz koşulların, günümüz Türkiye’sinde, Soma’da, Ermenek’te hemen hemen hiç değişikliğe uğramadan sürüyor olması, yüreğinize isyan duyguları salmıyor mu?

Yüreğimde öfke ve isyan…
Calvino’nun klasikleri değişik açılardan tanımlayan ünlü denemesindeki ölçütler, kuşkusuz, Zola’nın “Germinal”i için de geçerli. Tıpkı Shakespeare’in, Dostoyevski’nin, hayatın ve insan ruhunun evrensel derinliklerini afallatıcı bir ustalıkla keşfedip edebiyatın simyasına döken pek çok yapıtı için de geçerli olduğu gibi.

Balzac üzerine – Maksim Gorki

Balzac’ın yapıtlarını anımsamak benim için tıpkı boş, sıkıcı bir vadide yürüyen yolcunun bir zamanlar geçtiği verimli, güzel bir diyarı anımsaması gibi hoş bir şey.

İlk Fransız kitabını okuduğumda on üç yaşındaydım. Bu, Ed- mond Goncourt’un Zemganno Kardeşler adlı kitabıydı ve sanatçıların, kendilerine karşı düşmanca bir merak duyan, dar, ruhu çirkinleştiren bir çevrede manevi yalnızlık kaderine mahkûm insanların dokunaklı öyküsünü anlatıyordu.

Hapisteki Yazarlar Günü – Ragıp Zarakolu

Bedenen katılamasam ruhen sizlerle birlikteyim diye yazdım, Hapisteki Yazarlar Günü nedeniyle ortaklaşa basın toplantısı düzenleyen, TYS, TYB ve PEN Türkiye Merkezine. Katılım düşükmüş. Üzüldüm ama şaşırmadım. Çünkü ülkemde vakayı adiyeden yazarın hapiste olması!

Ben de İsveç’te Uppsala ve Stockholm’de hapisteki yazarlar için iki toplantıya birden katıldım. Sevindirici ama aynı zamanda hüzün veren bir olay ise, bu gün, dört küsur yıl hapis yazan yazar ve insan hakları aktivisti Muharrem Erbey’e Kurt Tucholky Ödülü verilmesiydi.