Category Archives: Ermeni Edebiyatı

Sürgünde Bir Ressam: Jak İhmalyan – Mayda Saris

Jak İhmalyan (İstanbul, 1922 – Moskova, 1978) Ermeni komünist genç bir ressam olarak 1940′ların Türkiyesinde kendisine hayat hakkı tanınmayınca yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Olağanüstü duygulu, tertemiz iç dünyasını yansıtan tablolarıyla tanındı. Yakın arkadaşı Nâzım Hikmet, şiir kitabını resimleyen İhmalyan’ın sanatına olan hayranlığını “Bir gün öyle şiirler yazacağım ki, senin resimlerine layık olsun” sözleriyle ifade eder. Jak İhmalyan 64 yıl sonra bu kitapla ülkesine dönüyor.

Venedik’ten İstanbul’a Modern Ermeni Tiyatrosu’nun İlk Adımları – Boğos Levon Zekiyan

“Bu çalışmamızın amacı, Ermeni tiyatrosunun ilk yıllarına ait bulguların köklü bir araştırmasını yapmak değildir. Konudaki bir inceleme kendi halindeki mütevazi makalemizin sınırlarını oldukça aşar. Kaldı ki bugüne kadar yapılan araştırmalar ve yayınlar sonucunda Ermeni tiyatrosunun doğuşu ve geçirdiği evreler hakkında oldukça yeterli bilgiye sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu konuda elimizdeki veriler dikkatimizi belli bir konuya yoğunlaştırabilmemiz ve Ermeni tiyatrosunun 18. yüzyılda filizlenmeye başlayan Ermeni Rönesansı (Veradzınunt) ile kendiliğinden oluşan ilişkisini konuşabilmemiz

Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu’ndan Kartpostallarla 100 Yıl Önce Türkiye’de Ermeniler (2 Cilt Takım)

Bu kitabın ilk cildi 2005 yılında “Sireli Yeğpayrıs” (Sevgili Kardeşim) adlı bir sergiyle birlikte okurların karşısına çıktı. Sergi o yıllarda Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sergilerinden biri olurken yurtdışında da aralarında Frankfurt, Paris, Cenevre, Londra ve Erivan’ın da bulunduğu bir dizi şehirde gösterildi. Kitabın ikinci cildinde bu topraklarda yüz yıl önce yaşayan Ermenilerin hayatlarına 900 kartpostalın eşliğinde yeniden bakılıyor. Kitapta yer alan kartpostalların çoğunluğu 1900-1914 yılları arasında yayınlanmış, Ermenilerin yaşadığı şehirleri, mahalle ve köyleri gösteren,

“Davacıyım Ey İnsanlık!” ve “Aşkolsun!” – Hrant Dink

Aldılar bir sabah biz 13 çocuğu… Gedikpaşa’dan yürüyerek Sirkeci’ye… Oradan vapurla Haydarpaşa’ya… Haydarpaşa’dan trenle Tuzla İstasyonu’na… İstasyondan da bir saat yürüyerek, göl ile denizi kenarlayan geniş ve uçsuz bucaksız düz bir araziye götürdüler. O zamanın Tuzla’sı bugünkü gibi zenginlerin ve bürokratların villalarıyla dolu bir mekân değil… İnce kumlu, bakir bir deniz kenarı ve denizden kopma bir göl parçası… Uçsuz bucaksız arazide bir iki ev, tek tük incir ve zeytin ağaçları ve hendek kenarlarına serpilmiş dikenli böğürtlen çalıları…

Hrant Dink’in Hayatı “Acımızı onurla sırtlayıp taşıyoruz.”

* “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.” 19 Ocak 2007′de Agos Gazetesi’nde yazdığı son makalesi
* Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlamak hastalıktır. Kimliğini yaşatabilmek için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıktır.
* “Evet, biz Ermenilerin bu topraklarda gözümüz var. Var, çünkü kökümüz burada. Ama merak etmeyin. Bu toprakları alıp gitmek için değil. Bu toprakların gelip dibine gömülmek için…”

Bu Köşedeki Adam – Hrant Dink

Bu Köşedeki Adam, Uluslararası Hrant Dink Vakfı Yayınları?nın ikinci kitabı. Bu Köşedeki Adam adıyla yayımlanan kitapta, Dink’in 1996-2007 arasında yazdığı, yayın yönetmeni olduğu haftalık Agos, Yeni Binyıl ve Birgün gazetelerinde yayımlanan köşe yazıları yer alıyor.
 Yıllarca Dink’le birlikte çalışmış olan gazeteci Karin Karakaşlı’nın yayıma hazırladığı “Bu Köşedeki Adam”da, Dink’in Türkiye’ye, dünyaya, sol siyasete, azınlıklara, Kürt sorununa, başörtüsü tartışmalarına, Türkiye Ermenilerine, Türk-Ermeni meselesine, Batı’ya, Diaspora’ya ve Ermeni kimliğine ilişkin ilişkin, gözlem,

Baskı ve Harf – Ermeni Matbaacılık Tarihi (Ermeni Alfabesinin 1600. ve Ermeni Matbaacılığının 500. Yılında Dib U Dar 100 Yıl Sonra Türkçe) Teotig

Mesrob Maşdots tarafından 412′de yaratılan Ermeni alfabesinin ve Meğabart Hagop tarafından 1512′de başlatılan Ermeni matbaacılığının, Ermeni kültürünün oluşması ve gelişmesinde çok önemli etkileri olmuştur. Farklı bir alfabeye sahip olmaları, Ermenilerin komşu ve egemen kültürler içinde erimeden varlıklarını sürdürmelerine yardımcı oldu. Matbaa ise birbirinden uzakta yaşayan cemaatler arasında bağların korunmasını kolaylaştırdı.

Alfabenin bulunuşunun 1500. ve ilk Ermeni matbaasının 400. yıldönümüne denk gelen 1912′de hazırlanan bu kitapta,