Category Archives: Öyküler

Kafka’nın ne kadar büyük ve ne kadar özgün bir yazar olduğunu vurgulamak için anlatılan bir hikaye

Tanrı Azrail’den Kafka adında bir adamı öldürüp kendine getirmesini ister. Azrail elindeki öldürülecekler listesinde küçük bir oynama yaparak Kafka’nın adını ilk sıraya alır ve canını almak için dünyaya iner. Prag’dan başlar aramaya ve tüm Avrupa’yı dolaşır, ama bulamaz. Tanrıya karşı mahcup olmak istemediğinden hiç ara vermeden devam eder yolculuğuna ve tüm mevsimlerde, tüm kentleri dolaşır… Tanrı’nın huzuruna çıktığında eli boştur. Tanrı Kafka’yı sorar kendisine, Azrail boyun büküp cevap verir,

Bir Çin Hikayesi – Aziz Nesin

” ‘Memleketin Birinde’ adlı kitabımda toplanan masallar, Türkiye’de düşün özgürlüğü tarihi bakımından ilginçtir. Bu yazılar, 1955-1957 arasında “Akbaba” dergisinde ve “Demokrat İzmir” gazetesinde yayımlandı. Çoğunu, zorlukla ve takma adlarla yayımladım. Okuduğunuz bu hikayedeki olay, ilk yazılış biçimiyle Türkiye’de geçiyordu. Ama birçok dergiden geri çevrilince, bu hikayeyi uydurma bir Çin’li yazar adıyla, olay Çin’de geçiyormuş ve hikaye çeviriymiş gibi, dergide yayımladım.Aynı hikaye, birkaç ay sonra, başka bir dergide, çevrilmiş bir Çin hikayesi olarak çıktı.” Aziz Nesin

Kütüphanede Bir General – İtalo Calvino

İtalyan öykü ve roman yazarı İtalo Calvino, Kütüphanede Bir General adlı öyküsünde kütüphaneyi, askerleri dönüştüren bir özne yapar. Askerlerin hüküm sürdüğü Panduria ülkesinde ordunun itibarını zedeleyen kitaplar olduğunun fark edilmesi üzerine, General Fedina yönetiminde bir komisyon, tüm kitapları incelemek için ülkenin en büyük kütüphanesine girer:

“Görev dağılımı yapıldı. Her bir teğmen belli bilgileri öğrenmek, tarihin belli bir dönemi üzerine çalışmakla görevlendirildi.

“Ne çok acı var!” – Yılbaşı Ağacı ve Düğün – Fyodor Dostoyevski (Öykü)

Geçen gün bir düğün gördüm…Fakat hayır! Size bir yılbaşı çamından söz etsem daha iyi olacak. Düğün harikaydı. Çok beğendim. Fakat diğer olay daha da güzeldi. Düğünün neden yılbaşı çamını hatırlattığını bilmiyorum. Olay şöyle oldu:
Tam olarak beş yıl önce, yılbaşında iş dünyasının önemli bir adamının verdiği bir çocuk balosuna davet edildim. Çok tanıdığı, geniş bir çevresi ve gizli aşk entrikaları olan bir adamdı. Dolayısıyla, çocuk balosu sadece ebeveynlerin bir araya gelip, kendilerini ilgilendiren iş konuşmaları için masumane ve tesadüfi olarak düzenlenmiş gibiydi.

Sanço’nun Sabah Yürüyüşü – Haldun Taner (Öyküyü seslendiren: Rüştü Asyalı)

tiki tiki praf tiki tiki praf
Bir uyuşuma varmanın tadını çıkara çıkara güneşli kaldırımda yürüyor, arada bir etrafa bakmıyordu. Mutluluğunun tam olması için bunu yabancı bakışlarda okuması gerekli idi.
Yanlarından güle oynaya üç kız geçti. Onları kokularından tanıyordu. Devlet Konservatuvarının bale öğrencileri idiler. Hülya burs alıp Londra’ya gitmeden önce sık sık eve gelir, birlikte çalışırlardı. Uzaklaşan kızların ayak bileklerine baktı. Geceleri bu ayaklar da Hülya’nınkiler gibi bale figürü seklinde mi uyur acaba?

Cellat Fuchs Kent Halkına Nasıl Karıştı? – Sevgi Soysal (sesli öykü)

Sevgi SoysalKentin ortasından kıvrıla kıvrıla kentin dışındaki sulara varan ırmak celladın evinin orda ikiye ayrılıyordu. Kentle ve ırmakla kesin bir sınırı vardı celladın evinin. Kentin bittiği yerdi bu ev. Kentin olabilecek en ırak noktası. 1400 yılından bu yana kent cellatlığım babadan oğula devreden Fuchs ailesi. Onlar kentin içinde oturmazlardı. Yasaktı bu. Kentin insanları arasına karışmaları da. Evlerinin önünden ırmağın bir kolu akardı. Celladın bahçesine girebilmek için ırmağın üstündeki özel köprüden geçmek gerekirdi. Kentin gözüpek çocukları

Sen sussan, kan konuşur – Ahmet Ümit

Faili meçhul bir cinayeti ancak resmin tümünü göz önünde bulundurarak çözebilirsiniz, kaçırdığınız en küçük detay, bir masumun yıllarca hapis yatmasına neden olabilir. Merter’de işlenen o meşum cinayet de az kalsın böyle sonuçlanacaktı… Cinayet mahalli, üç katlı bir tekstil atölyesinin ikinci katıydı. Genç kızın cansız bedeni, büyük ütü tezgâhının yanına düşmüştü. Makyajsız yüzüne savrulan siyah saçları, bal rengi gözlerinin birini tümüyle örtmüştü.
“Bıçakla öldürmüşler” diye açıkladı Zeynep. “Ya da ona benzer kesici bir nesne. Nedense katil hep karın bölgesine saplamış bıçağı…”