Category Archives: Romanlar

Suçlu Kim? – Aleksandr İvanoviç Herzen ‘Kendilerinin olan hiçbir şeyleri yoktur bu tür insanların, onlarınmış gibi görünen her şey çağlarınındır.’

Tolstoy’un, “parlaklık ve derinlikle ışıldamanın nadir bir birleşmesi” olarak nitelediği, devrimci demokrat, materyalist filozof, yazar ve yayıncı olan Aleksandr İvanoviç Herzen, Rusya’da sosyalist Narodnik köylü hareketinin kurucularındandır.
 Yaşamı hep mücadele içinde ve hep gerçeğin peşinde koşturmakla geçen Herzen’in Suçlu Kim? (Kto Vinovat?) adlı toplumsal eleştiri amaçlı romanı, Klasik Rus Edebiyatı’nın başyapıtları arasındadır.
 Aleksandr İvanoviç Herzen, 6 Nisan 1812’de Moskova’da doğdu. Yapıtlarında İskender takma adını kullanır.

Hikmet Temel Akarsu?dan yeni kitap; Şairlerin Barbar Sofraları

İstanbul Dörtlüsü, Kayıp Kuşak, Ölümsüz Antikite gibi roman serileri ile iz bırakan yapıtlar ortaya koyan romancı, öykücü ve oyun yazarı Hikmet Temel Akarsu edebiyatın derin sularında seyreden okurların yakından tanıdığı bir isim.
?Şairlerin Barbar Sofraları? ile Hikmet Temel Akarsu toplumda daima merak duyulan edebiyat mahfillerinin iç dünyalarına götürüyor bizi. Dışarıdan parıltılı, ışıltılı, yaldızlı gözüken şairler dünyasının içsel acılarını, özlem ve tutkularını, bîçare adanmışlığını, kimi zaman dekadan yaşam tarzını,

Hayatın romancısı – Sennur Sezer

Suat Derviş 1944?te yazdığı Niçin Sovyetler Birliği?nin Dostuyum adlı broşürden sonra iş bulmakta, yazılarını kendi adıyla yayımlatmakta zorluklar yaşamaya başladı. Aynı yıl, eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklanıp 8 ay cezaevinde kaldı.
Suat Derviş (1905?1972) röportaj, öykü, çeviri ve roman gibi farklı türlerde yazmıştır. Ancak toplumsal içerikli popüler romanların yazarı olarak tanınır. İstanbul?un Bir Gecesi, Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır, Sınır gibi odağına işçi sınıfını alan romanlarının yanı sıra, Yeni Edebiyat dergisinde

Edebiyat tarihimizdeki ilk ciddi savaş romanı – A. Ömer Türkeş

Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesini Rojin?le tamamlandı. Savaşa karşı duruyor Eroğlu; vicdansızlığa, adaletsizliğe, akıldışılığa, kahramanlık safsatasına, insanların birbirini öldürmesine karşı çıkıyor.
Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesine 2009 yılında Mehmet romanıyla başlamış, 2011?de Emine ile sürdürmüştü. Üçleme geçtiğimiz günlerde yayımlanan Rojin ile tamamlandı. Yaklaşık bin 500 sayfalık bu dev üçleme Türkiye Cumhuriyeti?nin 1990-2010 arasındaki uzlaşmaz gerilimlerini sergiliyor…

Edebiyatta lüzumsuzluk – Banu Yıldıran Genç

?Klasikleri okudun mu?? sorusu bu ülkede kitapla ilgili muhabbetlerdeki önemli sorulardan biridir. Okulda öğretmenler, evde anne babalar tarafından klasiklerin okunması salık verilir, taksitle, kapıdan kapıya klasik kitap setleri satılır, hatta Milli Eğitim Bakanlığı çok iyi bir iş yapar gibi 100 Temel Eser listesi hazırlayıp, sadece kendi belirlediği klasiklerin okutulmasına çalışır, okullara bu liste dışında kitap önerilmemesini önemle anımsatır.

Bu önemli kitapların çeviri niteliğinin ne kadar önemli olduğu ise hep gözardı edildi. Yazıldıkları dönem itibariyle

?İnsan, unutmada birinci? – Ömer Erdem

Yazarlığını geriye çeken karakteriyle, artist yazarlar neslinden ayrılır Büke.
Eğer hayata dair bir öykü anlatıyorsa ilkin yalın bir gerçeklikle gelmeli önümüze yazar. Yöntemi ne olursa olsun, daha ilk cümlelerinden itibaren yazdıkları sanki gerçekmiş ve içimizde, yanı başımızda olup bitenlermiş duygusunu vermeli. Birdenbire bir kalabalığın içine giriverdiğimizde ya da sebepsiz bir köşeden dönüverdiğimizde de hissetmeliyiz o satırların ruhunu.

Saramago?nun kilit taşı – Mert Tanaydın

Belki de Nobel?li yazarlar arasında ülkemizde son yılların en çok sevilenlerinden biri José Saramago. Márquez bir adım öndedir belki, Orhan Pamuk?u saymıyorum; okur onun üslubuna, mantığına ve temalarına olabildiğince alışmış durumda. Bugün bakınca, Türkiye?deki kitabevi raflarında üçüncü kez arzı endamına şahit oluyoruz, José Saramago?nun ilk başyapıtı Baltasar ile Blimunda?nın çevirisinin. İsmi, arada Manastır Güncesi de olmuştu

Ormanda Ölüm Yokmuş – Latife Tekin

“Yataktan zihin ve yürek yorgunluğuyla kalkmak yaşama katılma isteğini köreltiyordu. Kaçınılmaz bir biçimde yalnızlaşmıştı, ama buna karşılık, gündelik karmaşanın uğultusundan sıyrılıp öyle bir sessizliğe kavuşmuştu ki, sonunda içine yeniden, sessiz dünyanın bir parçası olduğu eski zamanların ruhu dolmuştu. Tümüyle ümidini yitirerek her şeyin, herkesin uzağına çekildiğinde taze bir hava sarıp sarmalamıştı onu.”

Ormanda Ölüm Yokmuş, doğanın kucağında, zamandan azade bir hikâye anlatıyor. Resim yapmayı bırakmış ressam Emin ile öyküler

“Gençlerin Hayatlarını Kararttılar” Cemil Kavukçu ile Söyleşi – Gülşah Elikbank

Cemil Kavukçu özellikle eşsiz öyküleriyle, son dönemde bir de çocuk kitaplarıyla ilgiyle takip ettiğim, örnek aldığım yazarlardan biri. Kendisiyle ilk olarak İzmir?de bir edebiyat etkinliğinde aynı oturumun konuğu olarak tanıştım, fakat öyküleriyle tanışmam bunun çok öncesine dayanıyordu. En iyi yazar, tanışılmamış olandır, sözünü tersine çeviren yazarlardan biri Kavukçu. Bu nedenle Kavukçu?nun ilk gençlik romanı Yolun Başındakiler?i duyar duymaz, hemen alıp okudum ve oldukça keyifli olduğuna inandığım bu röportajı gerçekleştirdim.