Category Archives: Romanlar

Hartal ( * ) / Top-yekün sessizlik! – Nejdet Evren

( * ) Mahatma Gandhi?nin ?hartal?, top-yekün sessizlik olarak pratikleştirdiği olgu ile ?sakın konuşma? (1) yüklenimi de benzer bir olgu olsa gerek. Bu ortak payda, her ikisinin de, şiddetin belki de hiç tanımlanmayan ve hep gözlerden uzak tutulan ?yoğunlaşmasına- gösterilen bir tepkinin sonucunda ortaya çıkmış olmalarıdır. İnsanların ?çoluk,çocuk,yaşlı,kadın,hasta demeden- ve yine insan görünümlü tanımlanamayanlarca kimyasal silahlarla toplu şekillerde gark edildikleri ve katliam adı verilen bu vahşetin insana ait olduğunu görmenin yoğunluğu

Aşktan ve savaştan ibaret yaşamlar – Eray Ak

Yirminci yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan “Robert Capa”. Susana Fortes’in yeni yayımlanan romanı “Robert Capa’yı Beklerken”, dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti hikâyeleştiriyor. Ancak bu roman sadece Capa’nın ve savaşın romanı değil, en çok aşkın romanı. Capa?nın yoldaşı ve meslektaşı Gerda Taro ile yaşadığı aşk…

İkinci Dünya Savaşı’nı ve insanlığın bu felakete

Fosforlu Cevriye – Suat Derviş

Atilla Dorsay’ın önsözüyle…

Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu.

Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un her sokağını, karakollarını bilen Cevriye’nin karşısına hiç tanımadığı bir adam çıkar.

Yavru Ceylan – Magda Szabo

Yavru Ceylan’ın kahramanı Ezster, kırsal Macaristan’ın acımasız koşullarında, yoksul düşmüş seçkin bir ailenin çocuğu olarak yetişmiştir. Hayatını aşağılanma ve yoksulluğu tanıdığı çocukluk yıllarından başlayarak, kronolojik olmayan bir dizi iç monologla anlatır. Hem toplumsal hem duygusal anlamda bir dışlanmayı yaşamış, ayakta kalmak ve sevgi için sürekli ama karşılığı alınmamış bir mücadele vermiştir. Şimdi zengin,başarılı, ünlü ve sevilen bir aktristir. Acılarının nedenini anlamak ve

Biraz da ?korku?dur Anadolu – Bedia Ceylan Güzelce

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal?in 1960?ların sonunda yazdığı ve şimdi yayımlamaya karar verdiği bir yapıt. Dönemin diline yaklaştırmasının yanında, büyük ustanın yazarlık serüveni içerisinde önemli bir yere sahip.
Çukurova?da, Hüyükteki Nar Ağacı?nın yakınındaki Yeniköy?de toprağı çamurla sıvayan çocuk ellerimi hatırlıyorum. Hafta sonu gelip de tatil başladığında, kardeşlerim ve ben köy hayatına dahil olur, rugan pabuçları çıkarır yerine lastik terlikleri giyerdik. Sabahın ilk ışıklarıyla yazıya giden arkadaşlarımın

Fay Kırığı – 3: Rojin – Mehmet Eroğlu

Mehmet eğer buradan kurtulabilirse bu savaşı unutabilecek miydi?
Ruhunu zalim bir efendinin buyruğuna vermek, kölesi olmak:
Savaşmak buydu. Ama savaşı unutmak! Bundan emin değildi.
Doksanlı yılların Güneydoğusu… Biri Rojin diğeri Mehmet olan ve
birbirlerine karşı savaşan iki asker…Benzer hassasiyetlerle büyümüş iki düşmanın, bir erkekle bir kadının gözünden cepheler…

Gecenin Kapıları – Ozan Özgür

“Bir sembol olarak da bilinen Abdullah Çatlı ve onun şahsında bir kuşağı anıyoruz. Şahsi çıkarlarını milletin çıkarlarına feda eden bir kuşağın. Devletin yönetiminin felç olduğu, yargı ve hukukunun işlemediği bir dönemde bu millet ve devlet için ne yapabiliriz düşüncesindeydik.”
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, birkaç gün önce bu sözleri Abdullah Çatlı’nın mezarı başında sarf etti. Dualar okundu ve sembol bir kez daha taçlandırıldı? Fakat

Tek Kanatlı Bir Kuş – Yaşar Kemal

Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal’in Tek Kanatlı Bir Kuş kitabı, toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkunun destansı bir romanı.

Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya atandığı halde gidemeyen bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi, “Alamancı” bir genç kadın…Ve bütün fantastikliğine karşın son derece gerçekçi gelen bir dünya… Metafor mu? Alegori mi yoksa?

Cennet Bilek’in kitabı: Babil’de Sürgün – Mehmet Söğüt

Bu son yıllarda okuduğum en iyi romanlardan biri Babil’de Sürgün adlı kitap. İnsanı alıp geçmişe götürüyor; dayak yiyişlerimize, hakaretlere… Çocukluğumuzda yaşadığımız ayrımcılıklar bir bir gözlerimizin önünde geçiyor. Kitabı okurken hüzünleniyoruz. Düşünüyoruz. Kadim halkın evladını kendisine konu aldığı için, sevinçli hiçbir anına rastlamıyoruz. Ve insanı bir kimlik arayışına götürüyor. Romantizim, sosyoloji, felsefi ve psikolojik öğelerle romanını daha da zenginleştirmiş. Ekseninde ise