Category Archives: Romanlar

Yabancı – Albert Camus

(*) Camus denilince, edebiyat alanında ilk akla gelen yapıt, 1942 yılında yayınlanan “Yabancı”dır. Konusu çok basittir. Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter. Cezayir’de, bir rastlantı sonucu, bir Arap’ı öldüren orta sınıftan bir Fransız, Mersault, kendisini adım adım ölüme götüren süreci kayıtsız biçimde izler. Diğer kişilerin adı anılsa da, roman kahramanının adını bile öğrenemeyiz (burada Kafka etkisinden söz edilebilir). Camus’nün yabancısının yabancılaşmasını kendi ağzından şöyle aktarabiliriz;

Bülbülü Öldürmek – Harper Lee

Adil olmak bu kadar zor mu?
Harper Lee’nin ‘Bülbülü Öldürmek’i, kötücüllüğe yenik düşmemek için her daim mücadele etmek gerektiğini vurguluyor. Robert Mulligan filmiyse bu romanın ruhunu kusursuzca görselleştiriyor
Harper Lee… Yazdığı tek romanla 20. yüzyıl edebiyatının önemli kalemlerinden birine dönüşmüş bir isim. 1960?ta yayımlanan ve kısa zamanda ?çok satanlar? arasına giren ?Bülbülü Öldürmek?le insanoğlunun ?iyicil? doğasını su yüzüne çıkaran bir metne imzasını koyan Lee?yi yalnızca bu eseriyle tanımıyoruz tabii ki.

Şarap Kâsesinde Kutsanan Yeni Ahlak: Yozlaşma – Berivan Kaya

Geçenlerde Çağan Irmak?ın son filmi Dedemin İnsanları?nı izleyince o kitap aklıma geldi. Büyük siyasi-ekonomik sarsıntılar sonrası toplumlarda ortaya çıkan ahlaki çöküş karşısında bireysel bir başkaldırı olarak intiharı konu eden John Steinbeck?in Kaygılarımızın Kışı adlı romanı… Filmdeki Cumhuriyet sonrası yaşanan mübadele ve ekonomik eksenli göçler nedeniyle toplumda ortaya çıkan ırkçılıktan başlayarak 12 Eylül faşizminin getirdiği yağma, çalma, çırpma düzenine yöneltilen eleştiriler ile kitaptaki 1930 dünya ekonomik krizi

Hamburg´da Hayat – Süleyman Deveci

Basın Açıklaması: ?Hamburg’da Hayat?
?Hamburg’da Hayat? Hamburglu göçmenlerin ilk romanıdır. Oldukça iddialı bu tezin arkasında neler yatıyor kabaca irdeleyelim: Göçmen edebiyatının Hamburg’da yer edinmesi oldukça sancılı süreçlerden geçti, geçiyor. İlk şiirlerle başladık kendimizi ifade etmeye. Duyduğumuz derin özlemleri, yaşayamadıklarımızı, acılarımızı, hüzün ve sevinçlerimizi türkülere, dizelere, şiirlere döktük bilinen ebatlarıyla. Şehrimizdeki şairlerin sayısı hiç de yabana atılacak gibi değil.

Bedirhan / Bir Cudi Söylencesi – İlhami Sidar

“… Kitabın akıcı, sürükleyici, ilgi çekici bir dille yazıldığını hemen vurgulamam gerek. Kitap yakın Kürt tarihine bakışın romanı olduğu için dikkatle okunması gereken bir eser, özellikle tarih bilinci zayıf olan Türk ve Kürt insanının bu kitaptan öğreneceği çok şey var. İlhami Sidar başarılı bir eser vermiştir, okuyucunun ilgi ile okuyacağına inanıyorum.”
Haydar Işık

Bir Roman Değerlendirmesi: Ankara – Korkut Köseoğlu

Yakup Kadri, Ankara romanını ilk kez 1934 yılında yayınlamış. Romanında Cumhuriyet devrimlerinin amacına ulaşamamasını anlatır. Ankara, hem bir roman, hem de siyasi eleştiri kitabıdır. Romanın siyasi etkisi kendini hemen göstermiştir. Kadro dergisindeki yazıları ve Ankara romanının etkisiyle, Yakup Kadri aynı yıl ülkeden uzaklaştırılmış Tiran?a büyükelçi olarak gönderilmiştir.

Ankara üçüncü tekil kişi ağzıyla yazılmıştır. Roman üç ayrı zaman diliminde kurgulanmıştır. İlk bölüm 1922, ikinci bölüm 1926 ve üçüncü bölüm 1937?43 yıllarını anlatır.

72. Koğuş* Okuması – Mustafa Özmen

Hapishaneleri herkes yazabilir? herkes anlatabilir. Ama önemli olan hapishaneye nasıl baktığındır. Dünyaya bakışın ne ise hapishane de odur. Orhan Kemal hapishaneye bütünün bir parçası olarak bakmış. Mahpusları dört duvarla sınırlamamış. Tipler yaratmıştır. Orhan Kemal?in tipleri yalnızca hapishane sakinleri olarak kalmamış, günlük yaşamda karşımıza çıkan tiplere dönüşmüştür. Orhan Kemal?in parçalı bir bakışı olsaydı biz onlara ya acıyacaktık, ya kızacaktık ya da oh olsun diyecektik. Mahpusları bir de biz yargılayacaktık.

Pedro Paramo – Juan Rulfo

İspanyolcanın Don Quijote’den sonraki en büyük başyapıtı!

Her yolu kullanarak istediği her şeyi elde eden toprak ağası, kötülüğün ta kendisi Pedro Páramo…

Ölüm döşeğindeki annesinin -Marquez’in Macondo’suna esin kaynağı olacak- hayaletli köy Comala’ya babasını aramaya gönderdiği Juan Preciado…

Pedro Páramo’nun çocukluk aşkı, bütün ömrünce tutkuyla sevdiği Susanna San Juan…

Kürecik’te Güneş Geç Doğar – Hasan Çerçioğlu

“Kürecik’te Güneş Geç Doğar”, Hasan Çerçioğlu’nun ilk romanı. Çerçioğlu, devrimci gelenekten gelen bir yazar. Diyarbakır İlköğretmen Okulunu bitirdikten sonra, mühendislik öğrenimi yapmış, uzun yıllar, Karayolları’nda, özel sektörde çalışmış ve emekliye ayrılmıştır. İnsan hakları savunucularındandır. Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı’nın yönetim kurulu üyesidir. Devrimci dünya görüşünden ödün vermeyen bir arkadaşımızdır.
Hasan Çerçioğlu, emekliye ayrıldıktan sonra, yazınsal ve ekinsel birikimini, roman yazarak değerlendirmek istemiş.