Category Archives: Romanlar

Bereketli Topraklar Üzerinde – Orhan Kemal

“Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. ‘Pardon,’ dediler, ‘bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurova’nın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın…”

Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği

Yüz: 1981 – Mehmet Eroğlu

Yüz:1981, Pierre Schoendoerffer’den bir alıntıyla başlar: “Büyük şeyler sevgisiz yapılamaz,” ardından hiçbir hayatın -kendisininkinin bile- başrolünü oynamamış roman kahramanının sözleriyle devam eder: “Tekrarlıyorum: Suçsuzum; tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu…”
Yüz: 1981’in Mehmet Eroğlu’nun diğer romanlarından önemli ve belirgin farkı, öykünün kahramanının taşıdığı kişiliktir. Eroğlu, ilk beş romanın hepsinde solcu ve eylemci kimliği olan kişileri romanını baş karakteri olarak öykülerinin odağına yerleştirmişken bu kez sıradan, 1990 sonrasında çevremizde rastlayabileceğimiz bir tipi öne çıkarmaktadır. Bu açıdan Yüz:1981 Mehmet Eroğlu’nun 12 Eylül sonrası insanını

Vahşetin Çağrısı – Jack London. “Bir köpeğin öyküsünün ardında insanlığın ürkütücü panoraması”

Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild), Jack London’ın 1903 yılında yayınlanmış bir romanıdır. Roman, Londra’da en çok okunan kitap olmuş ve yazarın en iyi yapıtlarından biri sayılmıştır. Dünya edebiyatında kendi kendini yetiştiren yazarların en yetkin örneklerinden biri olan Jack London, en güçlü ve etkileyici yapıtlarından biri sayılan Vahşetin Çağrısı’nda, kızağa koşulan bir kurt köpeğinin amansız yaşam savaşını anlatır. Alaska’nın yabanıl ortamında yaşayan insanların acımasızlığından payına düşeni alan Buck, ayakta kalabilmek için inanılmaz bir savaş verecek, giderek yabanın çekiciliğine kapılarak özgür seçimini yapacaktır.
Ne ki, Buck’ın bir köpek olduğunu bilmesek,

Hakkâri’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

“Ferit Edgü ilk basımı 1977 yılında yapılan ?Hakkâri?de Bir Mevsim?de, bir hata sonucu dünyadan koparılmışların dünyasına gelen birinin, dilini, kültürünü bilmediği bu insanlarla iletişime geçmesini ve yeni yaşam yolları denemesini anlatır.
Yılların içinden geçtikçe kişi, yalınlaşmak dünyanın bütün karmaşıklığına sırtını dönüp, daha basite, en basite varmak ister. Kişi karmaşık olandan basite varmak için çabalar. Büyük, yaşamı topluca sırtlayan dertlerden sıyrılıp, daha çok bireyin yaşam içindeki yerine, onun var olma sebebine, küçük yaşamların ve ayrıntıların kalbine yürümeyi öğretir hayat.
Edgü, edebiyat dışındaki bütün kaygıları bir tarafa bırakıp, yazıda kendini yok eden, kelimelerin gücüne ve

?Dersim?iz: Gece Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Güzel ülkemizde, çelişkilerle yüklenen bu topraklarda, her şey yangından mal kaçırılırcasına yapılıyor, ne acı. Bu zulümdür, ayıptır. Utanmazlar ve aymazlara sesleniyoruz: Bu ülkede ar, edep nedir bilenler karşısında utanın artık!
?Dersim? üzerine yapılan ?tartışmalar?ı radyolardan-tv?lerden dinleyen-izleyen, basından okuyan dikkatli yurttaşlar fark etmişlerdir, kuzu postuna girmiş kurtların gerçeklere iki yöntemle saldırdıklarını. Birincisi, ülke gerçeklerini bellek silme yoluyla önemsizleştirmek için dikkati hep ?vesayet rejimi?nden kurtuluş reçetesi olarak ?demokrasi maskarası?na çekmek? İkincisi de, toplumun sınıfsal,

Ateş Çiçekleri – Alime Yalçın Mitap

Kitabı, Alime Yalçın Mitap’ın ilkokul yıllarından başlayarak yaptığı resimlerden örnekler süslüyor.

Kitaptaki yazılardan Güneşe Yükselen ve Tabutlukta Bir İbrahim, 12 Eylül karanlığında, gözaltında çekilen acıları anlatan öyküler. Koral ve Bir Işık Demetiydi O’da yazar, arkadaşlarının ölümlerinin ardından yaşadığı duyguları dile getiriyor. Timuçin Özyürekli Şiirlerinin Çağrıştırdıkları, şiir analizi ve Oyun, anne sevgisini anlatan bir öykü. Topuklu Ayakkabı, bir çocukluk anısı. Gevraake’de simitçi çocuklar ve Düş’te yaşamından bir kesit anlatılıyor.

Ulysses – James Joyce

“Joyce ‘Ulysses’i yazarken, ilk olmasa bile, yeni bir yazınsal biçem kullanmak istemiştir. Dublin’de, 1904 yılında yaşayan ortanın altındaki sınıftan kişileri almış, haziran ayının başlangıcındaki bir gün boyunca, sadece neler yapmış olduklarını değil, neler düşünmüş olduklarını da anlatmıştır.
“Bana öyle geliyor ki, Joyce, şaşırtıcı bir başarıyla, sürekli olarak değişen kaleidoskopik bilinç ekranında, hem sıradan malzemeyi, hem de pek derinlerdeki (bilinçaltı) malzemeyi yansıtabilmiştir.”

Bu satırlar bir eleştiri yazısından değil: Yargıç John M. Woolsey’in, 8 Aralık 1933 günü,

Yararsız Bir Adam – Maksim Gorki

“Şunu bunu görüyor gözüm. Eğriyi doğruyu seçiyorum. Seçiyorum da… Yani nedir bu olanlar? Neden, niçin, anlamıyorum. Bir başka hayat vardır bu dünyada mutlaka. Bir başka hava, bir başka güneş… başka insanlar vardır mutlaka. Başka türlü bir hayat vardır…”

Henüz dört yaşında yetim, yedi yaşında ise öksüz kalan Yevsey Klimkov’un cümleleri bunlar. Toplum denen karmaşık ilişkiler yumağına çok küçük yaşta, pusuladan yoksun bir şekilde adeta fırlatılan Klimkov, gözlemlerinden ve erkenden edindiği acı tecrübelerinden yola çıkarak bir insan inşa etmeye çalışıyor. Çarlık Rusyası’nın son zamanlarına denk gelen

Ve Gözyaşlarınızı Tutun – M. Otero Silva

Venezuellalı yazar Miguel Otero Silva, Latin Amerika’nın yaşayan en büyük romancılarından biridir. Daha çocuk denecek yaşta tutuklanmış, işkence görmüş, ülkesinin acılı tüm siyasal dönemlerini yaşamış bir yazardır. Ve Gözyaşlarınızı Tutun, işte bu siyasal bunalım günlerinin ve Venezuella’da sık sık görülen tutuklama, işkence, ölüm ve şiddek olaylarının acılı bir tablosudur. İlk baskısı 1970’de yapılan bu eser yayımlandığı zaman tüm eleştirmenler ve okurlar tarafından büyük bir heyecanla karşılandı. Kısa sürede birçok yabancı dile çevrildi. Fransızca çevirisine bizzat ünlü ozan Pablo Neruda bir önsöz yazarak romanı çok beğendiğini belirtti.