Category Archives: Romanlar

Vahşetin Çağrısı – Jack London. “Bir köpeğin öyküsünün ardında insanlığın ürkütücü panoraması”

Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild), Jack London’ın 1903 yılında yayınlanmış bir romanıdır. Roman, Londra’da en çok okunan kitap olmuş ve yazarın en iyi yapıtlarından biri sayılmıştır. Dünya edebiyatında kendi kendini yetiştiren yazarların en yetkin örneklerinden biri olan Jack London, en güçlü ve etkileyici yapıtlarından biri sayılan Vahşetin Çağrısı’nda, kızağa koşulan bir kurt köpeğinin amansız yaşam savaşını anlatır. Alaska’nın yabanıl ortamında yaşayan insanların acımasızlığından payına düşeni alan Buck, ayakta kalabilmek için inanılmaz bir savaş verecek, giderek yabanın çekiciliğine kapılarak özgür seçimini yapacaktır.
Ne ki, Buck’ın bir köpek olduğunu bilmesek,

Hakkâri’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

“Ferit Edgü ilk basımı 1977 yılında yapılan ?Hakkâri?de Bir Mevsim?de, bir hata sonucu dünyadan koparılmışların dünyasına gelen birinin, dilini, kültürünü bilmediği bu insanlarla iletişime geçmesini ve yeni yaşam yolları denemesini anlatır.
Yılların içinden geçtikçe kişi, yalınlaşmak dünyanın bütün karmaşıklığına sırtını dönüp, daha basite, en basite varmak ister. Kişi karmaşık olandan basite varmak için çabalar. Büyük, yaşamı topluca sırtlayan dertlerden sıyrılıp, daha çok bireyin yaşam içindeki yerine, onun var olma sebebine, küçük yaşamların ve ayrıntıların kalbine yürümeyi öğretir hayat.
Edgü, edebiyat dışındaki bütün kaygıları bir tarafa bırakıp, yazıda kendini yok eden, kelimelerin gücüne ve

?Dersim?iz: Gece Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Güzel ülkemizde, çelişkilerle yüklenen bu topraklarda, her şey yangından mal kaçırılırcasına yapılıyor, ne acı. Bu zulümdür, ayıptır. Utanmazlar ve aymazlara sesleniyoruz: Bu ülkede ar, edep nedir bilenler karşısında utanın artık!
?Dersim? üzerine yapılan ?tartışmalar?ı radyolardan-tv?lerden dinleyen-izleyen, basından okuyan dikkatli yurttaşlar fark etmişlerdir, kuzu postuna girmiş kurtların gerçeklere iki yöntemle saldırdıklarını. Birincisi, ülke gerçeklerini bellek silme yoluyla önemsizleştirmek için dikkati hep ?vesayet rejimi?nden kurtuluş reçetesi olarak ?demokrasi maskarası?na çekmek? İkincisi de, toplumun sınıfsal,

Ateş Çiçekleri – Alime Yalçın Mitap

Kitabı, Alime Yalçın Mitap’ın ilkokul yıllarından başlayarak yaptığı resimlerden örnekler süslüyor.

Kitaptaki yazılardan Güneşe Yükselen ve Tabutlukta Bir İbrahim, 12 Eylül karanlığında, gözaltında çekilen acıları anlatan öyküler. Koral ve Bir Işık Demetiydi O’da yazar, arkadaşlarının ölümlerinin ardından yaşadığı duyguları dile getiriyor. Timuçin Özyürekli Şiirlerinin Çağrıştırdıkları, şiir analizi ve Oyun, anne sevgisini anlatan bir öykü. Topuklu Ayakkabı, bir çocukluk anısı. Gevraake’de simitçi çocuklar ve Düş’te yaşamından bir kesit anlatılıyor.

Ulysses – James Joyce

“Joyce ‘Ulysses’i yazarken, ilk olmasa bile, yeni bir yazınsal biçem kullanmak istemiştir. Dublin’de, 1904 yılında yaşayan ortanın altındaki sınıftan kişileri almış, haziran ayının başlangıcındaki bir gün boyunca, sadece neler yapmış olduklarını değil, neler düşünmüş olduklarını da anlatmıştır.
“Bana öyle geliyor ki, Joyce, şaşırtıcı bir başarıyla, sürekli olarak değişen kaleidoskopik bilinç ekranında, hem sıradan malzemeyi, hem de pek derinlerdeki (bilinçaltı) malzemeyi yansıtabilmiştir.”

Bu satırlar bir eleştiri yazısından değil: Yargıç John M. Woolsey’in, 8 Aralık 1933 günü,

Yararsız Bir Adam – Maksim Gorki

“Şunu bunu görüyor gözüm. Eğriyi doğruyu seçiyorum. Seçiyorum da… Yani nedir bu olanlar? Neden, niçin, anlamıyorum. Bir başka hayat vardır bu dünyada mutlaka. Bir başka hava, bir başka güneş… başka insanlar vardır mutlaka. Başka türlü bir hayat vardır…”

Henüz dört yaşında yetim, yedi yaşında ise öksüz kalan Yevsey Klimkov’un cümleleri bunlar. Toplum denen karmaşık ilişkiler yumağına çok küçük yaşta, pusuladan yoksun bir şekilde adeta fırlatılan Klimkov, gözlemlerinden ve erkenden edindiği acı tecrübelerinden yola çıkarak bir insan inşa etmeye çalışıyor. Çarlık Rusyası’nın son zamanlarına denk gelen

Ve Gözyaşlarınızı Tutun – M. Otero Silva

Venezuellalı yazar Miguel Otero Silva, Latin Amerika’nın yaşayan en büyük romancılarından biridir. Daha çocuk denecek yaşta tutuklanmış, işkence görmüş, ülkesinin acılı tüm siyasal dönemlerini yaşamış bir yazardır. Ve Gözyaşlarınızı Tutun, işte bu siyasal bunalım günlerinin ve Venezuella’da sık sık görülen tutuklama, işkence, ölüm ve şiddek olaylarının acılı bir tablosudur. İlk baskısı 1970’de yapılan bu eser yayımlandığı zaman tüm eleştirmenler ve okurlar tarafından büyük bir heyecanla karşılandı. Kısa sürede birçok yabancı dile çevrildi. Fransızca çevirisine bizzat ünlü ozan Pablo Neruda bir önsöz yazarak romanı çok beğendiğini belirtti.

Suçsuzlar Sacco İle Vanzetti – Howard Fast ‘Bu trajediyi insanlığın vicdanında canlı tutmak için herşey yapılmalıdır.’ A. Einstein

Nicola Sacco (…) 17 yaşındayken ABD’ye göç etti. Bir ayakkabı fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Bu arada kendisi gibi bir İtalyan göçmeni olan ve seyyar balıkçılık yapan Bartolomeo Vanzetti’yle tanıştı. Vanzetti’nin de etkisiyle toplumcu ve barışsever görüşleri benimsedi. Bu amaçla etkinliklerde bulundu.
Mayıs 1920’de Vanzetti’yle birlikte Massachusetts Eyaleti’nde South Braintree’deki bir ayakkabı fabrikasının veznedarını ve koruma görevlisini öldürmek ve soygun yapmak suçlarından tutuklandılar. Sacco ve Vanzetti 14 Temmuz 1921’de Dedham’da yapılan duruşmalarında cinayetten ve hırsızlıktan suçlu bulundular. (…) Tüm dünyayı sarsan bu dava, siyasal ve ideolojik bir mücadeleye dönüştü ve tam 7 yıl sürdü. Ve sonunda, suçsuz oldukları kesin kanıtlarla ispatlandığı halde,

Salka Valka – Halldor Laxness

Salka Valka, İzlanda edebiyatında yeni bir sayfa açan canlı, destansı edebî yaratıcılığından ötürü, 1955 yılında Nobel Edebiyat ödülüne değer görülen Halldor Laxness?in başyapıtıdır. Laxness, bu romanında okuru, İzlanda?nın dondurucu soğuğunda titreyen küçük bir balıkçı kasabasında, ahlâk anlayışları çökmüş, ama dinî duygularla şişirilmiş balıkçıların acı dolu hayatlarıyla yüz yüze getirir, güçlü bir kadının zorlu hayat şartlarını ve mücadelesini gözler önüne serer. Çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda kalan Salka adlı genç kızın merkezinde yer aldığı romanda, yoksulluk, sömürü ve çaresizlik çok çarpıcı bir tarzda tasvir edilir. Salka, annesi Sigurlina?yla birlikte, kuzeydeki evlerini terk edip, İzlanda?nın güneyine, daha iyi bir hayat özlemiyle yola çıkar. Ama Oseyri adındaki küçük bir köyde