Category Archives: Romanlar

Türkiye’den Kovulmak / Hacı Bey’in İzmir Günleri – Harry Yeseyan

Türkiye’den Kovulmak, Belge Yayınları’nın Marenostrum serisinin son kitabı.1885?lerin Kayseri?nin Efkere Kasabası?nda başlayan kitap; Ermeni katliamlarından kaçarak İzmir’e göçen dört kardeşten genç ve cesur Donik Yeseyan’ın serüvenlerini ele alıyor. Kitapta yakın tarihimizin birçok olayına da tanıklık edenlerin öyküsü aynı zamanda. Ermeni Soykırımı,Birinci Dünya Savaşı. İzmir’in Yakılışı….

“Harry Yeseyan’ın anlatısı roman tadında okunan bir tarih. Buna sıra dışı bir adamın biyografisi de diyebiliriz. Özelde bir ailenin dramatik tarihiyken, genel anlamda Türkiye’den Yeni Dünya’ya (Amerika) kaçışın hikayesi.

Savaş ve Barış – Lev Nikolayeviç Tolstoy

“Hikâyelerimin kahramanı, yüreğimin bütün gücüyle sevdiğim, bütün güzellikleri içinde anlatmaya çalıştığım ve hep güzel olan, güzel kalan ve hep güzel kalacak olan gerçektir.” Lev Tolstoy
“Savaş ve Barış” (????? ? ???, Voyna i mir), 1800?lü yılları Avrupa?da, Napolyon Savaşları olarak bilinen dönemin Fransa-Rusya savaşlarıyla başlayan Rus toplumunu anlatan ve Lev Tolstoy?un 1863?1868 yılları arasında sürekli ve yoğun bir çaba sonucunda yazdığı bir romanıdır.
Eser, yaklaşık 20 yıl gibi geniş bir zaman dilimine

Mino’nun Siyah Gülü – Hüsnü Arkan

Tayin emrim üç ay sonra çıktı. Emri aldığım günün sabahında Hasan’ı astılar.
İnfaz gecesi uyumamıştık. Babam, Nuri Amca, annem ve ben, salondaki masanın çevresinde oturuyorduk. Pencerenin önündeki çıplak akasyaya konmuş suskun, korunmasız kış serçeleri gibi… Radyoyu açmıştık; bir haber bekliyorduk… Annem sık sık mutfağa gidip ağlıyordu. Nuri Amca, kımıldamaksızın önüne bakıyordu. Elleri dizlerinin üstündeydi. Omuzları çökmüştü… Konuşmuyorduk. Birbirimizin yüzüne bakamıyorduk.
İnsan, sonuna kadar umutlu olabiliyor. Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey.
1960′lı yıllarda bir Ege kasabasında başlayan

Katıksız Sevgi – Jack London

Özgün adı Michael, the Brother of Jerry (Michael, Jerry’nin Kardeşi) olan roman, gerçekten katıksız bir sevgiyi anlattığı için “Katıksız Sevgi” adı, içerikle çok daha iyi bağdaşıyor. London’ın daha pek çok yapıtında olduğu gibi burada da kahramanımız bir köpek. Yine diğer romanlarda gördüğümüz üzere, insan-köpek ilişkisi bu kitabın da temel dokusunu oluşturuyor: bir köpeğin, sahibine sonsuz sevgiyle bağlanması sonucunda, onun canını kurtarmak için kendi canını tehlikeye atması. Bu anlatının Jack London’ın hayatındaki gerçek bir deneyime dayandığına hiç kuşku yok.

On dört yaşındayken okulu bırakıp denizlere açılmasını,

Suikastçı (Hitler’i Tek Başına Öldürmek İsteyen Adam – Georg Elser) – Helmut Ortner

Georg Elser, fanatik veya deliden başka her şeydi. O, normal bir hayat süren, geride duran bir bireyciydi. Siyaset, günlük hayatının sınırlarının dışına çıktığında veya ideolojik palavralara dönüştüğünde onu hiç ilgilendirmiyordu. Hiçbir zaman siyaseti soyut bir düzeyde anlamamıştı. Fakat Almanya’daki şartların, ‘sadece mevcut önderlerin değişmesiyle mümkün olabileceği’ni hissediyor ve bununla Hitler, Göring ve Goebbels’i kastediyordu. İşte bu ‘en tepedekiler’in bertaraf edilmesiyle, daha ılımlı politikacıların çıkacağını ve bu kişilerin başka ülkeleri işgal etmeyip bilakis, işçi sınıfının durumunu düzelteceklerini ümit ediyordu. ‘En tepedeki’ önderliği hedef alan bir suikastın eyleminin amacı buydu.

Anna Karenina – Lev Nikolayeviç Tolstoy. Aristokrasi Gerçekliğinin Tablosu.

Anna Karenina, Rusların kendi ülkelerini ve dönemin aristokratlarını en doğru yanlarıyla yansıtan bir romandır. Nabokov’un aktardığına göre Tolstoy’un, yaşlılık yıllarında canı hiçbir şey okumak çekmez, artık yorulmuş, bıkmıştır. Sadece tek bir romanın kendisini heyecanlandırdığını söyler, kitabın adı, Anna Karenina’dır. Anna Karanina, bir yönüyle de bir kadının aşkından dolayı içine düştüğü tragedyadır. Aşkı eksene oturtan büyük romanlardan biridir. Lev Tolstoy?un 1876-77 yılları arasında kaleme aldığı Anna Karenina?nın ana teması, her şeyden önce Rus ailesidir. Bu romanda Tolstoy, dürüst evliliğin açık mutluluğuyla evlilik dışı bir aşkın yol açtığı düş kırıklıklarını ve düşüşlerini karşılaştırmaktadır. Anna Karenina,

“Savaş İnsanlığa Yakışmıyor” – Berivan Kaya

Clarissa, Stefan Zweig?in son romanı.
Onu tamamlayamadan 1942 yılında hayatını sonlandırır Zweig. Kitap seksenli yılların başında yayıncısı tarafından tamamlanarak yayınlanır. Ülkemizde ise Gülperi Sert-Serpil Yalçın çevirisiyle 2010 yılında Can yayınları tarafından yayınlandı.
Romanın sonlarına doğru dildeki farklılaşma, hikâyedeki hızlı geçişler, kurgunun sönümlenmesi yayıncının bu olumsuz müdahalesini açığa vurmakta ve anlatıyı zayıflatmaktadır. Fakat romanın geneline sızan derinlik ve anlam, insanlığın yazgısı haline getirilen savaş olgusuna karşı ciddi bir haykırışı bugün de yakıcı bir biçimde duymamıza olanak veriyor.

Midak Sokağı – Necib Mahfuz

Sokak benim için bütün bir dünyanın sembolüdür, dünyayı nasıl görüyorsam sokağı da öyle biçimlendirdim.
Necib Mahfuz

Kahire’nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz’un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor. Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide’nin çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı’nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının

Rahibe (La Religieuse) – Denis Diderot

Denis Diderot’un 1760 yılında yazdığı Rahibe (La Religieuse) adlı romanı, Fransa’da iktidara tırmanma yolundaki burjuva sınıfının ve kilisenin ikiyüzlü ahlakının bir belgesidir.
Roman, 18. yüzyıldaki bir manastırın içyüzünü anlatır. Bir çeşit kadınlar zindanıdır bu manastır. Baştan sona insan doğasına aykırı din baskısına yöneltilmiş bir yergidir bu roman. Ama bireysel özgürlüğe ateşli bir övgüdür de.
Diderot, yaşamlarını kalın taş duvarlar arasında sürükleyen mutsuz kadınların yaşlandıkça ne denli acımasız, doğal duygularından yoksunlaştığını