Category Archives: Romanlar

Thomas Bernard’ın Roman Dünyası ve “Beton” Romanı Üzerine – Cem Uğur

Thomas Bernard?ın bir romanı üzerine konuşmak bütün romanları üzerine konuşmak gibidir. Bütün romanlarında hep aynı karakterler var gibidir: Kendi var oluşunu gerçekleştirmek isteyen ama bunu gerçekleştiremeyen ve bunun çatışmasını roman boyunca yaşayan, çelişkili hallerde bulunan bazen bunu doğal bir durummuş gibi karşılayan ama hemen sonrasında bunun çatışmasını yeniden yaşayan sonra da kendisine, insanlara, topluma öfkelenen karakterlerdir bunlar. Karakterlerinin kimliği aslında bu döngü içerisinde sıkışıp kalmış ve şekillenmiştir. Genel olarak karakterleri aydındırlar ve hastadırlar ve bu hastalık karakterini zayıf dolayısıyla iradesiz yapar. Bu hastalık var oluşları için her zaman bir bahanedir.

Asker Gramofonu Nasıl Tamir Eder? – Sasa Stanisic

(*) Sasa Stanisic, Asker Gramofonu Nasıl Tamir Eder? romanında, Yugoslavya?nın son yıllarını, iç savaşı ve ülkesinden göç etmiş zorunda kalmış bir ailenin dramını, bu dramı yaşamış gerçek kişilerin hayatları etrafında canlandırıyor. O gerçek kişilerden biri de yazarın kendisi. 1978 yılında Doğu Bosna?nın Visegrad şehrinde, Bosnalı bir annenin ve Sırp bir babanın çocuğu olarak doğan Sasa Stanisic, Sırp birliklerinin 1992 yılında Visegrad?ı işgal etmesine ve savaşın şiddetine tanık olmuş. Bu duruma katlanamayan ailesi birkaç hafta sonra Almanya?ya iltica edince lise ve üniversite eğitimini Almanya?da tamamlamış… Edebiyat hayatı, üniversite yıllarında yazdığı hikâyelerle başlayan Stanisic?in ilk romanı Asker Gramofonu Nasıl Tamir Eder? 2006?da yayımladı. Büyük ilgi gören ve aralarında ABD, İngiltere, İsrail, Kore de olmak üzere birçok ülkede yayımlanan roman,

Yandım Ali – Fakir Baykurt

Fakir Baykurt Köprü Kitaplar’da!
Yaşamını Türkçe’ye adamış usta bir yazar ve toprak kokulu ölümsüz bir roman!

Türk edebiyatının güçlü kalemi Fakir Baykurt’un unutulmaz romanı, Köprü Kitaplar’ın 13. kitabı olarak okurla yeniden buluşuyor. Burdur’daki Akçaköy’de geçen çocukluk yıllarında karşılaşıp etkilendiği bir kişilikten yola çıkan Baykurt,
köylerin, bostanların, sürülerin ve yarılmış karpuzun kokusunu taşıyan romanıyla günümüz çocuğunu Anadolu’nun bereketli tarlalarının sessizliğine konuk ediyor. “Çocukluk, yalnızca büyüklerin anılarında kalmış sekiz on yıl değildir,

Canistan ? Yusuf Atılgan

“Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır” diyen ve “çok az” yapıt verdiği kabul edilen Yusuf Atılgan, uzun zamandır yayımlanması beklenen son romanı Canistan ile yazarlık serüvenini tamamlıyor.
Yusuf Atılgan, önce “İşkence” adını koyduğu ve “Duruşma”, “Yargıç”, “Tanık”, “Sanık” bölümlerinden oluşmasını tasarladığı bu romanının “Sanık” bölümünü yazamadan aramızdan ayrılmıştı. Ancak elinizdeki kitaba “yarım kalmış bir roman” demek de oldukça zor…
Yusuf Atılgan bu yapıtında da yine kalemini sivrilti yor ve insan ruhunun kötücül tohumlarını büyük bir ustalıkla deşiyor. İkinci Meşrutiyet ve Millî Mücadele yıllarında Manisa köylerinde yaşanan trajik bir dostluk ve aşk öyküsü Canistan…

Büyük Umutlar – Charles Dickens

Charles Dickens’ın onuncu romanı Büyük Umutlar özgün adıyla Great Expectations, onun en beğenilen, en çok okunan yapıtlarından biridir. Bu romanında yazar, insanlar arasındaki sevgisizliğe, ikiyüzlülüğe karşı çıkarken, para hırsı ve ayrımcılık üzerine kurulu toplum düzenine de acımasızca saldırıyor. Büyük Umutlar, yazarın canlandırdığı çok renkli, unutulmaz kahramanlarının yer aldığı romanı: Garip bir mirasa konarak Londra’ya gidip ‘Beyefendi’ konumuna gelen köylü genç Pip, eski tragedyalardaki öç ve kahır tanrıçalarını andıran Bayan Havisham, onun evlatlığı ve kurbanı güzel Estella, dalkavuk ruhlu, iki yüzlü Pumblechook Amca,

Türkiye’den Kovulmak / Hacı Bey’in İzmir Günleri – Harry Yeseyan

Türkiye’den Kovulmak, Belge Yayınları’nın Marenostrum serisinin son kitabı.1885?lerin Kayseri?nin Efkere Kasabası?nda başlayan kitap; Ermeni katliamlarından kaçarak İzmir’e göçen dört kardeşten genç ve cesur Donik Yeseyan’ın serüvenlerini ele alıyor. Kitapta yakın tarihimizin birçok olayına da tanıklık edenlerin öyküsü aynı zamanda. Ermeni Soykırımı,Birinci Dünya Savaşı. İzmir’in Yakılışı….

“Harry Yeseyan’ın anlatısı roman tadında okunan bir tarih. Buna sıra dışı bir adamın biyografisi de diyebiliriz. Özelde bir ailenin dramatik tarihiyken, genel anlamda Türkiye’den Yeni Dünya’ya (Amerika) kaçışın hikayesi.

Savaş ve Barış – Lev Nikolayeviç Tolstoy

“Hikâyelerimin kahramanı, yüreğimin bütün gücüyle sevdiğim, bütün güzellikleri içinde anlatmaya çalıştığım ve hep güzel olan, güzel kalan ve hep güzel kalacak olan gerçektir.” Lev Tolstoy
“Savaş ve Barış” (????? ? ???, Voyna i mir), 1800?lü yılları Avrupa?da, Napolyon Savaşları olarak bilinen dönemin Fransa-Rusya savaşlarıyla başlayan Rus toplumunu anlatan ve Lev Tolstoy?un 1863?1868 yılları arasında sürekli ve yoğun bir çaba sonucunda yazdığı bir romanıdır.
Eser, yaklaşık 20 yıl gibi geniş bir zaman dilimine

Mino’nun Siyah Gülü – Hüsnü Arkan

Tayin emrim üç ay sonra çıktı. Emri aldığım günün sabahında Hasan’ı astılar.
İnfaz gecesi uyumamıştık. Babam, Nuri Amca, annem ve ben, salondaki masanın çevresinde oturuyorduk. Pencerenin önündeki çıplak akasyaya konmuş suskun, korunmasız kış serçeleri gibi… Radyoyu açmıştık; bir haber bekliyorduk… Annem sık sık mutfağa gidip ağlıyordu. Nuri Amca, kımıldamaksızın önüne bakıyordu. Elleri dizlerinin üstündeydi. Omuzları çökmüştü… Konuşmuyorduk. Birbirimizin yüzüne bakamıyorduk.
İnsan, sonuna kadar umutlu olabiliyor. Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey.
1960’lı yıllarda bir Ege kasabasında başlayan

Katıksız Sevgi – Jack London

Özgün adı Michael, the Brother of Jerry (Michael, Jerry’nin Kardeşi) olan roman, gerçekten katıksız bir sevgiyi anlattığı için “Katıksız Sevgi” adı, içerikle çok daha iyi bağdaşıyor. London’ın daha pek çok yapıtında olduğu gibi burada da kahramanımız bir köpek. Yine diğer romanlarda gördüğümüz üzere, insan-köpek ilişkisi bu kitabın da temel dokusunu oluşturuyor: bir köpeğin, sahibine sonsuz sevgiyle bağlanması sonucunda, onun canını kurtarmak için kendi canını tehlikeye atması. Bu anlatının Jack London’ın hayatındaki gerçek bir deneyime dayandığına hiç kuşku yok.

On dört yaşındayken okulu bırakıp denizlere açılmasını,