Category Archives: Mektup

Oktay Akbal’a arkadaşı, dostu, tanıdığı 40 yazarın gönderdiği ve 70 yıllık bir dönemi yansıtan 138 mektup

oktay akbal mektuplarAkbal’a arkadaşı, dostu, tanıdığı 40 yazarın gönderdiği ve 70 yıllık bir dönemi yansıtan 138 mektup yer alıyor Oktay Akbal’a Mektuplar’da.

Başkalarının mektuplarını okumakta, buna iznimiz olduğu zamanlarda dahi hafif suçlulukla karışmış tuhaf bir zevk vardır. Mahreme adım atmaktır çünkü bu. İki kişinin arasındaki en dolaysız en samimi paylaşıma dahil olmak… Üstelik mektupların sözgelimi telefonla ya da yüz yüze konuşmaya kıyasla çok daha açık ve bir anlamda sansürsüz bir yanı da vardır. Mektup yazan kişi karşısındaki kişiye anlatırken asıl olarak kendisiyle yüzleşmekte ve bir anlamda dertleşmektedir çünkü.

Milena Jesenská’nın gözünden Franz Kafka

milenaMilena’nın, Franz Kafka’nın yakın arkadaşı ve kitaplarını yayınlayan Max Brod’a yazdığı mektuplardan bazı bölümler:

Sabahattin Ali hapiste iken mektubunda hangi kitapları istedi?

Sabahattin AliÜsküdar Cezaevi?nden Bir Mektup (Sabahattin Ali, 1947)

Sevgili Aliye,

(?)

Ben dün İstanbul Cezaevi?nden Üsküdar Cezaevi?ne nakledildim. Çünkü İstanbul Tevkifhane, cezası katileşenleri buraya gönderiyor. Burası daha sakin, daha rahat ve vukuat da olmuyor. (?)

Gölgelerde gezinen bir yazarın ayak izleri

Sevgili Halil KardeşSevgili Halil Kardeş (Köye Mektuplar) kitabında yer alan birçok ayrıntı, Türk edebiyatının pek bilinmeyeni Yusuf Atılgan hakkında ilginç bilgiler barındırıyor.”

Kuşkusuz yazma eylemi; sıradan kelimelerin yan yana getirilerek, onların bambaşka an-lamlarla harmanlandığı bir anlatım sanatı olmanın yanında, belki de okurla yapılan bir hasbihâldir. Ama bunu yaparken ele alınan konunun, mekânların, o mekânlarda yaşanılanların ayrıntılı bir biçimde aktarılmasının, metnin gücünü oluşturmadaki payı yadsınamaz. Edebiyat yapıtının olmazsa olmazları arasında bir tanesini var ki, onu diğerlerinden birkaç adım önde saymak abartı olmaz; karakter oluşturmak.

Uzun Bir Adam?ı Hatırlamak? – Öznur Özkaya

Enis Batur'a Mektuplarİzmir?de düzenlenen kaçıncı Uluslararası Şiir Sempozyumu?ydu anımsayamıyorum. Can Yücel Sokağı?ndaki Miko?nun da yeni açıldığı dönemlerdi. Etkinlik bitimi akşam şairlerin ve okurların buluştuğu Miko?da, rakının eşlik ettiği şiirsel sohbetler dolduruyordu mekânın atmosferini. Bana uzak masalardan birinde, masaya mesafeli oturup şeyleri duymaya çalışan İlhan Berk?i ilk ve son kez görüşümdü. Bu anla ilgili hafızamı zorlamamı sağlayan; Atlas?ı, Pera?yı ve elbet Uzun Bir Adam?ı yeniden okumam gerektiğini hissettiren şey; İlhan Berk?in 1975 ? 2005 yılları arasında

Nâzım Hikmet?in Kürk Mantolu Madonna eleştirisi

Kürk Mantolu MadonnaKürk Mantolu Madonna kitap olarak ilk kez 1943?te Remzi Kitabevi tarafından yayımlanmıştır.
Kitap için ilk eleştiri Nâzım Hikmet?ten gelir. Nâzım, Mayıs 1943?te Bursa Hapishanesi?nden gönderdiği mektupta Kürk Mantolu Madonna hakkında şunları yazmıştır: ?Kürk Mantolu Madonna, ben bu kitabı hem sevdim, hem kızdım. Evvela niçin kızdığımı söyleyeyim. Kitabın birinci kısmı bir harikadır. Bu kısmın

“Ah, Milena… Denize düşmüşüz sanki,..” Franz Kafka

kafka“Anladığım kadarı ile Milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. Birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. Cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık. Bir odadayız Milena. Birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. Biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. Halbuki

Babama Mektup – Oğuz Atay

oğuz ataySevgili babacığım,

Belki hatırlamazsın ama bugün sen öleli tam iki yıl oluyor. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım; bu fırsatı da kullanamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar, sen olmasaydın bir çok şey yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım.

Sana bazı şeyleri anlatamadım. Bir iki yıl daha yaşasaydın

“Yürürken gücümün son sınırına kadar gelmemiştim hiç, ama düşünürken hep gelirdim.” Franz Kafka

Franz KafkaSevgili Bayan Milena…
İnsan aşkı kitaplardan öğrenemez, öğretemez? sadece yaşanılır bazı duygular, anlatılamaz..
Kulak verelim kelimelere, duygulara? Satır satır gezelim cümlelerde, kelimelerde.
?Ben o kadar güçlü değildim; ama o sadece acı çekiyordu, bense hem çektiriyor hem de çekiyordum.?
Bazen içinde bulunduğunuz durumu anlatmak için kelimeler aciz kalır. Bazı durumlarda bazen sadece acı çekilir.