Category Archives: Öykü Kitapları

Ölüm, geride kalan ve bir gün – Onur Köybaşı

Bay Jules ile Bir GünYanağınıza soğuk bir dudak gibi değdiğinde ölüm, artık sizi ilgilendiren bir durum kalmamıştır hayatta. Çok gerekli dedikleriniz; geride kalmıştır, tıpkı sizin gibi geride durmuştur tüm cansız canlılığı ile.

Sizi nerde, ne zaman ve nasıl seveceğini bilmezsiniz ölümün; sokakta insanları izlerken, bir yolculukta, soğuk bir hastane odasında, kalabalığın içinde yürürken hedefini şaşmış bir kurşunla, nefretin kör elleri ya da tıpkı Bay Jules gibi dışarıyı kaplayan karın ardında odaya yayılan kahve kokusu ile yatağında uyurken.

Gogol’un Palto’sundan çıkan kelimeler

Sonunda zavallı yazıcı hayata gözlerini yumdu. “Akakiy Akakiyeviç’i gömdüler. Petersburg, onsuz kaldı. Sanki bu kentte hiç yaşamamıştı.”
Ama Gogol’un öyküsü burada sonlanmıyordu. “Petersburg’da birdenbire bir söylenti dolaşmaya başladı: Kalikin Köprüsü’nde, daha da uzaklarda geceleri, çalınan paltosunu arayan memur kılıklı bir hayalet görülmeye başlamıştı.”
Suç ve Ceza’nın yaratıcısı Dostoyevski Gogol’u över: “Hepimiz onun Palto’sundan çıktık!”

Ne Denizsiz Ne Tütünsüz – Herman Melville

“Bazen görev duygusu insanı kötü bir talihe sürükler. Daha da acı olan, bir zamanlar onu zenginlerin en zengini ve neşelilerin en neşelisi olarak tanıyan insanlar tarafından perişan bir haldeyken görülmektir.”

Herman Melville’in Türkçede ilk defa okuyacağınız öyküleri Ne Denizsiz Ne Tütünsüz başlığıyla günyüzüne çıkıyor. Ustaca kaleme alınmış bu karanlık atmosferli metinlerde, Melville’in yergili bakış açısı, toplumsal ikiyüzlülükle ahlaki çöküşün eşiğine gelmiş Amerikan toplumunun damarlarına nüfuz ediyor.

Yazıcı Bartleby – Herman Melville

Herman MelvilleAmerikan edebiyatının en saygın yazarlarından Herman Melville’den, varoluşçuluk, absürdizmin ve modernizmin başyapıtlarından biri kabul edilen bir Wall Street öyküsü. Avukat anlatıcımız, 19. yüzyıl New Yorku’nda, Wall Street’teki hukuk bürosuna üçüncü bir yazıcı olarak Bartleby adında kasvetli gözüken, ama çalışkan bir genci alır. Fakat yazıcının giderek artan kayıtsız davranışları, çok geçmeden yaşlı adamı huzursuz etmeye başlar. Bartleby’nin etrafındaki hengâmeye, iş hayatına ve hızla yerleşmekte olan bir meslek geleneğine aykırı olan tarafı, bir şey yapmamayı tercih etmesidir.

140 karakter gençliği neden Poe okur?

Poe, insanoğlunun bütün tedirginliklerini, endişelerini, huzursuzluklarını, kötülüklerini ve korkularını açık ediyor. Bir nevi suçüstü yapıyor. 1800’lerde geceleri mum aleviyle aydınlanan nesille “140 karakter gençliği” bu yüzden aynı paydada buluşuyor.

O hayattayken dehşet dolu hikâyeleri fazla kimsenin umurunda olmadı. Güç bela bastırdığı kitapları çok satmadı. İsmini duyduğunda pek az kişi onu saygıyla selamladı. Edgar Allan Poe ne hikâyeleriyle ne de şiirleriyle gurur duymaya fırsat bulabildi.

Yalnızlığın en çarpıcı halleri

Adnan Binyazar yaşadıklarından, kendi gerçekliğinden beslenen bir yazar. Binyazar’ın yeni öykü kitabı Kızıl Saçlı Kontes’te kurak topraklardan uzak diyarlara uzanan beş öykü yer alıyor.

Edebiyatın usta kalemlerinden Adnan Binyazar şimdilerde Kızıl Saçlı Kontes’le karşımıza çıkıyor. Daha önceden Bozkır Aydınlığında Aşk, Ölümün Gölgesi Yok ve Masalını Yitiren Dev gibi kitaplarıyla tanınan Binyazar bu kez beş ayrı öyküden oluşan bir eser sunuyor okurlarına. Her biri birbirinden farklı insan hikâyelerine değinen öykülerine, genellikle yalnızlık duygusu

Masal ile büyülü gerçekçilik arasında

Yaşlı Ormanın GizemiGündelik hayatın içindeki olağanüstülüklerin hiçbir şaşkınlığa yol açmadığı, hayvanların konuştuğu, rüzgarların uzun kuyruklarıyla mağaralarda yaşadığı, cinlerin insan ve hayvan kılığına girebildiği bir hikaye.

Çocukluğun büyülü bir bahçe olduğu hep söylenir. Erginleşme ise büyü bozumudur. Masalların gücü buraya dayanır, fantastik bizi bu yüzden

‘Yola çıkan, öykülerle döner.’ – Öznur Özkaya

İşkencecinin YamağıJohn Biguenet’in kaleminden çıkan ve “İşkencecinin Yamağı” adı altında toplanmış öyküler zihnimizin karanlık sularını dalgalandırıyor. Öykü kahramanlarının bir kısmı ahlaki veya toplumsal değerler ile tutkuları arasında sıkışıp kalan yanlarıyla, bir kısmı da bir sır gibi gizlediği karanlık yüzleriyle karşımıza çıkıyor. Dürtüleriyle, saplantılarıyla, kimseciklere göstermedikleri yönleriyle tekinsiz gibi gözükseler de, içlerinde yeşeren

‘Yazdıkça hatırlar insan!’

Yüklük Ahmet Büke“Romanın arkasına saklanabilir yazarlar. Trençkotla siste yürüyen insanlar gibi. Vücut kıvrımlarını göremezsiniz. Sadece gittiği yönü anlayabilirsiniz yazarın. Ama öykü öyle değil işte. En sevdiğiniz öyküyü usul usul yeniden okuyun. Yazarı sizden gözlerini kaçırmaya uğraşacaktır. Ama nafiledir bu da. Bir sarraf tartısı gibi anlarsınız onun kıymetini.” (s. 68) diyor Ahmet Büke son kitabı “Yüklük”te. Üzerine çokça yazılmış,