Category Archives: Öykü Kitapları

Kâhin – Hüseyin Bul

Merhaba AskerMurathan Mungan çok çalışkan bir yazar/ şair/ oyun yazarı. Mungan’ın daha pek çok maharetinin olduğunu hepimiz biliyoruz. Mungan isminin yanına ne koyarsanız koyun fazla olmaz. Söyleşiler yapar, derlemeler, seçkiler hazırlar sinema üzerine yazılar v.s. Metis yayınlarından Merhaba Asker öykü seçkisiyle birlikte Kadınlar arasında öykü seçkisi kitapları aynı anda yayınlandı. İki kitabı da Mungan hazırlamış. Merhaba asker’deki öyküler başka bir yerde yayınlanmayan, tamamen bu kitabın konseptine,

Öyküler ve kokular – Mehmet Söğüt

Necmettin YalçınkayaBazı edebiyatçıların eserleri buram buramdır. Her bir satırına kokular sinmiştir; alın teri, makinelerin, çiçeklerin, hüznün, sevincin, endamlı sevgililerin, insanların ve anaların kutsal kokusu…
Bir hoş oluruz bu kokularla. Gemilerimiz yelken açar. Alıp bizi geçmişe götürürler. Sevdiklerimizin kokuları dolar yüreğimize. Onlarla güler ve onlarla derin hüzünlerin okyanusuna dalarız. Hem hayat bir anılar toplamı değil midir?
Bu tür yapıtlar gözle okunduğu kadar, burunla da koklanır. Ağzımıza güzel bir tat bıraktıkları gibi, burnumuza da güzel kokular bırakırlar. Ozan Yayıncılık’tan çıkan

Dünyanın ara ve kara renkleri

Bebek Arabasında AyvalarBebek Arabasında Ayvalar, yazarının dil kurgusu ve çeşitli anlatım olanaklarını kullanmadaki devingenliğiyle baş döndürücü bir kitap. Dilin olanaklarını keşfettiren bir öykücünün dünyasına çarpmanın, sarsıcı baş dönmesi bu. Biçim ve kurguyu önemseyen bir yazarın dilin sonsuz olanaklarını denerken, içeriğin sahiciliğini yitirtmemesi hiç kolay değildir. Bu ilk kitabındaki öykülerin çoğunda bunu başarıyor Semih Erelvanlı.

Toplumun kenar mahallelerindeki, alt katmanlarındaki insanlar, öykü “an”larında iç ve dış gerçekliklerin yarattığı çatışmaların,

Kâmuran Şipal’in çevirisiyle büyük bir yapıt Çağdaş Alman Öykü Antolojisi

İki cilt, toplam 860 sayfa, 58 yazar, 101 öykü: Çağdaş Alman Öykü Antolojisi. Bu büyük yapıt için yıllarını veren Kâmuran Şipal’i yürekten kutluyorum. Ama çeviri ve yayın haklarını temin etmenin büyük uğraş ve masraf gerektirdiği, bunun için de telif ve çeviri antolojilerin çok seyrek yayınlanabildiği bir dönemde, Cem Yayınevi’nin uğraşı ve özverisi de övgüyü hak ediyor.

Bu antoloji bir edebiyat serüveni ve

‘Bir fasit dairedir zulüm’

Bir Fasit Daire Berna Durmaz“Ne yüzler ne insanlar gelir geçer de bir zulüm kalır yeryüzünde. Bir fasit dairedir zulüm, kuyruğunu yutmuş yılan… Döner döner tekrarlanır, döner döner tekrarlanır, döner…”

Baki olan zulmün kendisidir; insanın insana, hayvana, tabiata zulmü bitmez. Zalimler, diktatörler, zorbalar gelir geçer de zulüm, yer ile gök arasında mıh gibi çakılı kalır.
Kimlikleri ile aşağılanan Çingeneler (Roman, Kıpti, Mıtrıp, Kareçi, Cingane, Şopar, Cono…)

Bir çırak çocuk gelmiş öyküleriyle – Öznur Özkaya

Tomris Uyar’ın “Gerçek bazen gerçeğe tıpatıp benzemeyebilir. Gerçekçi sanatçı, eğer sanatçıysa bize yaşamın sıradan bir fotoğrafını sunmaya çalışmaz, tam tersine gerçekten daha üstün, daha çarpıcı, daha inandırıcı bir gerçek önsezisi aşılar bize. Sanatın özü, önsezinin belli bir biçimde kullanılışı, ustalıklı, bulgucu geçişler aracılığıyla ve yalnız kurgu becerisiyle, önemli olaylara güçlü bir ışık tutup geri kalanları arka plana alarak vermektir. Kısa öykü tek başınalığa dayanan kişisel bir sanattır. İnsanoğlunun yazgısına yöneltilmiş içli bir çığlıktır.” sözleri aklımdan çıkmaz benim.

Auschwitz’ten önce Auschwitz’ten sonra…

Primo Levi’nin bir kimyager olarak maddeye, bir insan olarak da mânâya erişmek için çıktığı arayışın hikâyeleri var Periyodik Tablo’da.

Primo Levi, Periyodik Tablo’da kimyacılık eğitimi ve mesleki faaliyetleri ile ilgili anılarını yirmi bir hikâyede toplamış. Kendi aralarında -yazarın hayatı üzerinden- bir bütünlük sağlayan hikâyeler bir romanın bölümleri olarak da düşünülebilir… Levi’nin Türkçeye daha önce çevrilmiş kitaplarını -özellikle Bunlar da mı İnsan?- okuyanlar yazarın hayatında ve edebiyatında Auschwitz’in özel bir yeri olduğunu bilirler. Periyodik Tablo’da da bu utanç verici tarihe, cehennemden farksız toplama kampına değinmeler bulacaksınız. Ancak Auschwitz’e odaklanmamış Levi; hayatının Auschwitz öncesi ve