Category Archives: Öykü Kitapları

Kilimanjaro kadar yüksek: Ernest Hemingway – Ali Yıldız

Kilimanjaro'nun KarlarıAmerikan ve dünya yazınının en tanınan yazarlarından olan Ernest Hemingway’in “Kilimanjaro’nun Karları” isimli eseri, yeni baskısıyla okurlarının karşısında. Sadık Aslankara’nın önsözüyle yayınlanan kitap on öyküden oluşuyor.

Salt ulaştığı yazım biçeminin ustalığıyla değil, kişiliğiyle de öne çıkmış bir yazar Hemingway. Muhalif olmak, sözde kalmayıp eyleme dönüşmelidir ona göre. 1936 yılında General Franco, seçimle iktidara gelen Halk Cephesi’ni devirmeye kalkışınca; çalıştığı gazetenin muhabiri olarak İspanya’ya koşar.

Son Yarış (Spor Öyküleri) – İshak Reyna

Son Yarış sporun farklı yönlerini edebiyatla harmanlayan hikâyeleri bir araya getiriyor.Yerli ve yabancı edebiyatın önemli isimlerini spor teması etrafında bir araya getiren bu derleme, sporun edebiyatla nasıl buluştuğunu göstermekle kalmıyor, aynı zamanda sporun farklı kültürlerdeki anlamını görmemize de yardımcı oluyor. Son Yarış’ta, kâh son maçına çıkan bir boksörün çaresizliğine, kâh centilmenliği yüzünden spor kariyerine devam edemeyen bir futbolcunun hazin öyküsüne,

Altıncı Koğuş’tan Bir Ülke Analizine – Çağlar Mirik

1924 tarihine ait bir takvim Sovyet Rusya’nın Gorki kentinde bir ofise gönderilir. “Sevgili Lenin” imzalı bu takvim bir hayranı tarafından Lenin’e hediye edilir ve Lenin de takvimin bir kenarına çok sevdiği Çehov’un fotoğrafını iliştirir. Çehov’un, Lenin’in elinden hiç eksik etmediği ve çok sevdiği bir yazar olduğu biliniyor. Sadece Lenin’i değil; James Joyce’dan Virgina Woolf’a, Katherine Mansfield’ten J. D. Salinger’a, Charles Bukowski’den Bob Dylan’a pek çok yazarı ve milyonlarca insanı etkilemiş bir yazarın,

“Kardeş Halkların Nazlı Çocukları” – Yusuf Değirmenci

Bir öyküyü okurken kafanızda fotoğraflar beliriyorsa o öyküyü sevmişsiniz demektir. İlk öyküde ağzımın sulandığını itiraf etmeliyim. Leblebiciden çok bademci olan ben, leblebileri avuçlamak istedim. Sanırım aklımda ve ağzımda beliren leblebi, sıcak olandandı. Ve lokum gibi çifte kavrulmuş olan… Leblebilerin tazeliği ellerimi yaktı. Yemiş gibi oldum. Tanıdık bir öykü aslında, bir anne ve içerde genç devrimci oğlu. Ziyaret ve getirilen ‘‘Çifte Kavrulmuş Leblebiler’’. Hüseyin Can’ın Babıali Yayınlarından çıkmış olan ‘‘Kardeş Halkların Nazlı Çocukları’’ öykü kitabı, bu öykü ile başlıyor.

Eski Evin Kadınları – Göksu

“sizin temsil ettiğiniz dünya korkutuyor beni oysa hala hayal kurabilen insanlar, gençler, kadınlar var”

Anadolu’nun, özellikle Çukurova’nın farklı kişilik, davranış biçimleri ve değer yargılarına sahip, sıradan gibi algılanan özellikle kadın bireylerinin yaşam öykülerinden kesitleri yalın ama çarpıcı, etkileyici ve duyarlı bir dille anlatıyor yazar.
Kimi zaman art niyetsiz bir inanç ve ütopik hayallerle öz yaşamlarını bile hiçe sayacak denli gönül verdikleri devrim coşkusunu;

Tekerleklerin Türküsü – Yordan Yovkov

Yovkov’u okumak XIX. yüzyılın ilk yarısında Balkanların sosyo-kültürel yapısına tanık olmak demektir. Âşıklarıyla, eşkıyalarıyla, ağalarıyla köy yaşamının gerçek bir panoraması yer alır onun öykülerinde. Yöresel temaları işlerken evrenseli yakalamayı başarır. Dönemin yaşamsal açmazlarını belirtmekle yetinmez, olması gerekeni de dile getirir. Belgesel nitelikli ustaca yazılmış öyküleriyle tanınan Yovkov’un bir diğer özelliği, siyasi ve ideolojik oluşumların ötesine geçebilmesidir.

Philip Roth’un ilk öyküleri – Ali Bulunmaz

Philip Roth’un bir yazar olarak tanınmasını sağlayan öyküler toplamı “Hoşça Kal Columbus ve Beş Öykü”, hem yazıldığı döneme yazarın gözünden bir bakış hem de onun gelecekte işleyeceği konu ve temaların ipuçları. Roth, bu öykülerde o zamanın çarpıklıklarını, anlatım biçimi sayesinde evrensel bir dile dönüştürüyor.

İçimizden biri veya birkaçı

Philip Roth, Amerikan edebiyatının en üretken yazarlarından. Ele aldığı her ne varsa hep can yakıyor, bir yandan da evrensel değer taşıyor.

Boşluğu yazıyla mekana dönüştürmek – Elif Şahin Hamidi

Çocuk kitapları yazarı Simla Sunay, son kitabı “İçbahçe”de büyükler için hikâyeler anlatıyor bu kez. Simla Sunay aslında yoğun bir şekilde çocuklar için yazan, üreten bir mimar. Çocuklar için mimarlık/resim ve öykü atölyeleri kuran bir yazar. Peki neden çocuklar için üretiyor Sunay? Bir dergide bu soruya şu şekilde cevap veriyor: “Çocuk, toplum denen büyük hacmin en masum ‘mekânıydı’. Orada yer almak kendimizi iyi hissettiriyordu. Çocuk, tam da gelecek için karamsarlaştığımız zamanda bir umut kapısıydı. (…) Çocuk eserleri üzerinden büyüklere ahkâm kestiğimiz de oldu. (…)” Ancak

Çocuklar Gökseldirler – Fadime Uslu

Thomas Mann, Mario ile Sihirbaz öyküsünde “çocuklar”ın üzerinden bireysel kimliği inşa eden pek çok şeyi bir elbise gibi çıkarıp atar. “Çocuklar” der sadece. Ne isimleri, ne yaşları, ne cinsiyetleri, ne de kaç kişi oldukları bellidir. Oysa, olay örgüsü boyunca ana babasının peşinde, tatil yöresinde sürekli bir yerlere sürüklenirler. Öyküyü anlatan baba çocuklarını pek çok kez sansürcü ahlak anlayışının dışına çıkarmaya çalışır. Mann ise anlatıcı misyonunu verdiği kontrolü altındaki babayla birlikte bir yandan özgür sanatın temsili varlıkları gibi, bir yandan da sanatın estetik hazzını usul usul tatmaya çalışan okur gibi davranır çocuklara. Her ikisini,

Arşivler