Category Archives: Biyografiler

Öfkeliyem – M. Şehmus Güzel

Üzgünem. Öfkeliyem. Stephane Hessel genç yaşında aramızdan ayrılmıştır ve bizi yetim bırakmıştır. Canım sıkkındır.

Biliyorum « Genç olur mu be adam 95’inde » diyebilirsiniz, ben de itiraz edemem, ama inanın bana adam harbiden çok gençti. Gönlü gençti. Gülüşü gençti, « Nerede olursan ol, ne yaparsan yap tebessümünü eksik etme » derdi. Duruşu genç ve kibardı. İşte onun için öfkeliyem. Ama bir küçük hikayesini anlatmadan da geçemem :

Yetmiş yıldır eskimeyen – A. Ömer Türkeş

Bu ay yayımlanan bir kitap zamanın nasıl da hızlı aktığını hatırlattı bana. Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sından söz ediyorum. Okuduğum en güzel ve en hüzünlü aşk hikayesinden… Kürk Mantolu Madonna’ya aşk hikayesi demek, günümüzün “sabun köpüğü” çok satanlarını çağrıştırmasın. Derinlikli bir romandır Sabahattin Ali’ninkisi. Buna rağmen; II.Dünya Savaşı gibi edebiyatımızda boş bırakılmış bir dönemi, savaşın dehşetini, taşrayı, taşra yalnızlığını, yabancılaşmayı,

Emin Öztürk : Tarihe Tanik, Elma, Portakal, Nar – M. Şehmus Güzel

Emin Öztürk

1972’de 17 yaşındaydı ve Kızıldere « katliamını » kınamak için Ordu Lisesi’nde arkadaşlarıyla iki gün dersleri boykot ettiklerinde kimse belki farketmedi bile. Basın-yayın kurumlarının haberi olmadı belki. Evet belki. Ama bugün artık biliniyor. Madem ki bunu bana bizzat ressamın kendisi anlattı. Emin Öztürk Paris’te kadim dostumuz Faruk Tepe’nin yönetimindeki Galerie d’Art Perles Rouge’daki sergisinin 15 Şubat 2013’teki açılışında anlattı. Sergi davetiyesindeki tablosunun ismi de nitekim üstünde : « Kızıldere’de Bir Sabah » : Beresinde kızıl yıldızıyla bir parça hüzünlü, bize ve Tarih’e,

Ülkü Tamer Şiiri – Utkun Büyükaşık

20 Şubat 1937′de Gaziantep’te doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1958′de Robert Koleji’ni bitirdi. 1964-1968 arasında özel tiyatrolarda oyunculuk yaptı. Tiyatroyu bıraktı, çeviri çalışmalarına ağırlık verdi.Milliyet Yayınları’nı, Milliyet Çocuk, Milliyet Sanat Dergisi ve Sanat Olayı dergilerini yönetti. İlk şiirlerini 1954′te Kaynak dergisinde yayınladı. Pazar Postası, Yelken, Yeditepe,’ a’ gibi dergilerde çıkan şiirleriyle tanındı. 1959′ da basılan ilk şiir kitabı ‘Soğuk Otlar Arasında ‘ ile başlayarak İkinci Yeni duyarlılığını

Bir Edebiyat Çınarı: Rıfat Ilgaz – Erinç Büyükaşık

“Ben sınıfın şairi Rıfat Ilgaz” diye başlar bir şiirine Ilgaz. Edebiyat yaşamında öğretmenlik ve yazarlığın ortak bir yaşanmışlıklar toplamı olarak karşımıza çıktığı Rıfat Ilgaz’ın yazar kimliği metinlerinde soluğunu yoğun olarak duyumsatan Cide, Karadeniz coğrafyası, yoksul öğrencilerin ve yoksul eğitimcinin politik duyarlılıklarıyla hissettirmiştir çoğu kez. Bu açıdan “Hababam Sınıfı” bir sınıf alegorisi değil, Türkiye’nin eğitim açmazlarının ve öğrenciye ve okula toplumsal yergi açısından bakma çabasıdır aynı zamanda. Yazarın Aziz Nesin, Sabahattin Ali ile başlayan

Turgut Uyar Üzerine – Utkun Büyükaşık

İkinci Yeni Şiirinin düşünsel yönü ağır basan en sıkı ozanıdır Turgut Uyar. Turgut Uyar’ın şiirindeki insan bir bütün olarak çağının insanını temsil eder. 13 Ekim 1957′de Pazar Postası’nda çıkan bir yazısında şöyle der:
”Şiirde ölmezi aramak boşunadır. Bir kez günü geldiğinde ölmeyen şiir, çağında da yaşamamıştır. Bununla beraber değişen çağlar, değişen şiirler ortasında insanda değişmeyeni aramak akla gelebilir.”

Belki bu düşüncelerinin de etkisiyle insanda değişmeyeni

Şükrü Erbaş Şiiri Üzerine – Utkun Büyükaşık

Şükrü Erbaş şiiri 80′lerin ortalarında başlayan toplumcu gerçekçi çıkışın ardından kendini yenileyen, yaşayan, üretken bir şiir olmuştur. Şiirinde geniş bir konu ve tema çeşitliliği vardır.Herkesin sustuğu yerde Kürt sorununu şiirine taşımasını bilmiş,herkesin devrimci şiir yazdığı dönemlerde bir genelev kadınını yazmaktan çekinmemiştir. Nazım’ın devrim düşüncesi ile Yunus’un derviş tevekkülü aynı derecede heyecanlandırmıştır Şükrü Erbaş’ı.Yüksek sesli toplumcu şiirle,

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce “Şairler beyinlerinden ölür,” demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002’de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün’ü sevgiyle anıyorum. Ailesine ve dostlarına sabırlar diliyorum.

“Mevsim Halleri” adlı tek şiir kitabıyla her mevsimde

Hrant Dink’in Hayatı “Acımızı onurla sırtlayıp taşıyoruz.”

* “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.” 19 Ocak 2007′de Agos Gazetesi’nde yazdığı son makalesi
* Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlamak hastalıktır. Kimliğini yaşatabilmek için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıktır.
* “Evet, biz Ermenilerin bu topraklarda gözümüz var. Var, çünkü kökümüz burada. Ama merak etmeyin. Bu toprakları alıp gitmek için değil. Bu toprakların gelip dibine gömülmek için…”

Arşivler