Category Archives: Biyografiler

Kısa öykünün ustası Anton Çehov ‘un hayat hikayesi – Semiha Şentürk

Anton Pavloviç Çehov, 17 Ocak 1860’ta Taganrog’da doğar. Azak denizi kıyısındaki Taganrog, 1860’lı yılların başında Yunan tüccarların sık sık uğradığı bir liman şehridir. Çehov’un öykülerine ve oyunlarına sık sık mekan olan her taşra kasabası gibi hayatın tekdüze akıp gittiği, insanların çoğunun birbirini tanıdığı bu küçük yerde, o yıllarda kapısı üzerinde “Çay, şeker, kahve ve başkaca sömürge ürünleri” yazan bir bakkal bulunur. Henüz küçücük bir çocuk olan Anton Pavloviç Çehov, babasının sahibi olduğu bu karanlık, soğuk bakkal dükkanında iki çırakla birlikte, gelen müşterilerle ilgilenmeye çalışır.

Talip Apaydın çiftçisiydi umudun

Köy Enstitülüydü. Edebiyata hayatın sesinin bir başka yankısını getirmişlerdi. Hangisi eksilse canım yanıyor. Bu kez Talip Apaydın eksildi. Çok yandı canım.

Onlar umudun çiftçileriydi. Aydınlığın savaşçılarıydılar. Çünkü yetişirlerken iş içinde eğitimin, sanatla bilimin yan yana olduğu bir ortamın öğrencisi olmuşlardı. Köy Enstitüleri öğrencisi ve mezunuydular. Bir bölüğü yazar oldu. Edebiyata kırın, sömürünün dinle örtünmüş yanının rengini, sesini getirdiler. Umudu eksiltmeden. Aralarından hangisi eksilse canım yanardı. Bu kez Talip Apaydın gitti. Canım çok yandı.

Dostoyevski’de nevrozun varlığını bize açık seçik gösteren kanıtlar nelerdir? Sigmund Freud

Bizzat Dostoyevski kendisini saralı olarak tanıtmış, bilinç kayıpları, kasılmalar ve ruhsal çöküntülerle (depresyon) seyreden ağır nöbetlerden dolayı başkalarınca da öyle tanınmıştır. Doğrusu bu sara (epilepsi) nöbetlerinin sanatçıdaki bir nevrozun belirtisi (semptom) olması hiç de düşünülemeyecek gibi değildir; böyle bir durumda da Dostoyevski’deki saranın isteri sarası diye nitelendirilmesi, yani ağır isteri vakası sınıfına sokulması gerekecektir. Ancak, iki nedenden ötürü bu konuda bir kesinliğe varamamaktayız. Bir kez, Dostoyevski’deki saranın anamnezine ilişkin olarak elimizde bulunan bilgiler noksan ve güvenilirlikten yoksundur. İkincisi, sara benzeri nöbetlerle kendini açığa vuran sayrısal (patolojik) durumları nasıl anlamak gerekeceği henüz açıklığa kavuşmuş değildir.

Oscar Wilde’ın daha önce yayımlanmamış bir fotoğrafı bulundu

Şair-yazar Oscar Wilde’ın daha önce yayımlanmamış bir fotoğrafı, önümüzdeki günlerde Adam’s Auctioneers adlı müzayedeevince mezata çıkarılacak.
Oscar Wilde’ı 1878 Ekimi’nde bir av partisi öncesi İrlanda’daki Ashford Şatosu önünde dostlarıyla birlikte yansıtan kare Wilde henüz 23 yaşındayken çekilmiş.

Wilde’ın fotoğrafının yer aldığı 1870’lerden kalma aile albümüne 8 bin euro civarında fiyat biçiliyor.

Av partisi arifesinde çekilen bu kare akla yazarın 1891’de yayımlanan Dorian Gray’in Portresi romanını

Dostoyevski’nin Paris’te kumar tutkusuna yakalandığı dönemin psikolojik analizi – Sigmund Freud

Dostoyevski Paris, 1863

Yayımlanan ölüm sonrası yazıları ve karısının tuttuğu günlük, Dostoyevski’nin yaşamının bir bölümünü, yani Paris’te kumar tutkusuna yakalandığı dönemi tümüyle açıklığa kavuşturur niteliktedir (Fiilöp-Miller ve Eckstein, 1926). Herkesin ortaklaşa benimsediği gibi yadsınması olanaksız sayrısal (patolojik) bir tutku nöbetidir bu. Kuşkusuz, söz konusu tuhaf ve çirkin davranışı dolayısıyla Dostoyevski gerekli ussallaştırmalara (rasyonalizasyon) başvurmamış değildi. Nevrozlularda sık rastlandığı gibi, suçluluk duygusu borç yükünde kendine yerdeş bir ürün sağlamıştı; Dostoyevski’ye göre, kumar oynamaktan amacı, kazanacağı parayla Rusya’ya dönme olanağını ele geçirmek, kendisini hapse tıktırmalarına fırsat bırakmadan oradaki alacaklılarına borcunu ödemekti. Ama bu bir bahaneydi yalnızca;

“Suç ve Ceza”nın yazıldığı dönem bakımından bir Raskolnikov analizi

“Raskolnikov” Adının Kökeni Üzerine
Suç ve Ceza”nın dünyaca ünlü kahramanı Raskolnikov’un adı rastgele konulmuş bir ad olamaz.
Rusça “raskolot” fiili, günlük konuşma dilinde, parçalara ayırmak, birliği bozmak, bir çevrede görüş ayrılıkları yaratmak gibi anlamlara geliyor.
Bu fiilden türetilmiş olması gereken “raskol” sözcüğü 11 yüzyıl Rusya’sında resmî kiliseye karşı çıkan ayrılıkçı bir dilimi hareketin adıdır.
Bu açıklamadan sonra “Suç ve Ceza”nın kahramanının dünyaca ünlü adını, dilimize “ayrılıkçıoğlu” diye çevirmek çok mu abartılı olur?

Orhan Nurallah Arsal (Orhan Nurullah Adil) Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

06.02.1910 İstanbul doğumlu. Baba adı; Abdurrahman Adil Ana adı; Fatma. Evli bir çocuk babası. İstanbul Yüksek Ticaret Mektebinden mezun oldu ( 1926 ). Paris’te Hukuk doktorası yaptı (1931) Fransızca biliyor. Öğretmen, Avukat, Siyaset adamı.

ÇALIŞMA HAYATI;
1 – 1932 yılında Ankara Lisesi Fransızca Muallimi
2 – 01.11.1934 – 30.10.1935 Askerliği
3 – 25.11.1933 İstanbul Hukuk Fakültesi Devletler Umumi Hukuku Doçenti
4 – 25.05.1938 Milli Eğitim Bakanlığı Kararnamesi ile Trabzon Lisesi Fransızca Öğretmenine atandı.

Yılmaz Güney’in ilk kez yayımlanan İmralı Cezaevi günleri fotoğrafları

Türkiye sinemasının unutulmaz ustası Yılmaz Güney’in yaşamının büyük kısmı cezaevlerinde geçti. Güney’in bir süre yattığı İmralı Cezaevi günleri ise ilk kez gün ışığına çıktı. Yılmaz Güney’in İmralı’da çekilen fotoğrafları kitaplaştırıldı ve Everest Yayınları tarafından yayınlandı.

Lanetlenmiş Bir Dahi Edgar Allan Poe – Ahmet Ümit

Edgar Allan PoeLanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak, bilmek istemez. İnsanların istediği aşkla, sevgiyle, güzellikle örülü, acıklı da olsa sonunda umutlu biten öykülerdir. Gerçekten kaçmak, onunla yüzleşmekten daha kolaydır. Bu yüzden lanetli yazarların kabul edilmesi zordur. Zordur ama dehanın da bütün unutturma, yok etme çabalarına karşı inanılmaz bir direnme gücü vardır; sıradanlığın, vasat yaratıcılığın bilindik sözlerden oluşan kalın örtüsünü yepyeni bir bakış açısı, alışılmadık bir üslupla er ya da geç yırtarak gün ışığına çıkar.