Category Archives: Biyografiler

Albert Einstein ve Müzik “Eğer ki bir bilim insanı olmasaydım, bir müzisyen olurdum.”

Einstein sadece fizik ve matematik konusunda değil, müzik konusunda da oldukça başarılı biriydi. “Eğer ki bir bilim insanı olmasaydım, bir müzisyen olurdum.” diyordu. “Müzik yapmadan geçen bir hayatı hayal edemiyorum. Güpegündüz müzik içerisinde hayallere dalabilirim. Hayatımın en büyük keyfi müziktir.” demişti.

Sabahattin Ali’nin sevdiği şairler ve yazarlar

Okuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatım günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı donemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da Çök iyi bilen Sabahattin Ali’nin beğendiği, sevdiği şair ve yazarlar oldukça geniş bir yelpazededir. Kendisiyle yapılan anketlerde de sık sorulan sorulardan biri beğendiği şair ve yazarların kim olduğudur.

Sabahattin Ali ‘nin kurbağaya olan ilgisi

Ayşe Sıtkı’ya yazdığı 20 Mart 1934 tarihli mektubunda, “Geçen akşam tam gurup zamanı buralarda dolaşırken bütün kurbağalar ötmeye başladılar. Hemen yolun kenarına oturdum, bunları dinlemeye başladım” diyen Sabahattin Ali’den geriye kalanlara bakarak onun kurbağalara karşı özel bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz.
Sabahattin Alinin evrakında “Kurbağa”, “Bir Serenadın Sonu”, “Kurbağaname”, “Kurbağaya Mersiye”, “Merhuma Mersiye” başlıklı kurbağa şiirleri ve “Kurbağanın Serenadı” için çizdiği kurbağa desenleri bulunmaktadır.

Aziz Nesin ‘in öldürülen Sabahattin Ali’nin eşyalarını “teşhis etme” ifadesi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ali Ertekin’in itirafına rağmen, olayı duyurmadan önce Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarını çağırarak cesedin üzerinden çıkan eşyaları göstermiş ve bunların kime ait olduğunu sorarak olayı doğrulamaya çalışmıştır. Aziz Nesin, Esat Adil’in de çağrıldığı “teşhis etme” görevini şöyle anlatmaktadır:

Balzac üzerine – Maksim Gorki

Balzac’ın yapıtlarını anımsamak benim için tıpkı boş, sıkıcı bir vadide yürüyen yolcunun bir zamanlar geçtiği verimli, güzel bir diyarı anımsaması gibi hoş bir şey.

İlk Fransız kitabını okuduğumda on üç yaşındaydım. Bu, Ed- mond Goncourt’un Zemganno Kardeşler adlı kitabıydı ve sanatçıların, kendilerine karşı düşmanca bir merak duyan, dar, ruhu çirkinleştiren bir çevrede manevi yalnızlık kaderine mahkûm insanların dokunaklı öyküsünü anlatıyordu.

Tezer Özlü ‘nün Franz Kafka ‘ya dair yazısı “Hiçbir Şeye Gücüm Yok, Acılar Dışında”

tezer özlü“Bütün evin gürültüsünün ana karargâhı olan odamda oturuyorum. Tüm kapıların vurulduğunu işitiyorum, böylece hiç değilse kapılar arasında dolaşanların ayak seslerini duymaktan kurtuluyorum, ama mutfakta açılıp kapanan fırın kapağının gürültüsünü işitiyorum. Babam odamın kapılarını sanki yararcasına gecelik elbisesini yerde sürükleyerek gelip geçiyor, bitişik odada sobanın külünü kazıyorlar, Valli ön odadan kelimesi kelimesine babamın şapkasının temizlenip temizlenmediğini soruyor, benimle dost olmaya

Dostoyevski ve Baba Katli (1927) – Sigmund Freud

Sanatçı, nevrozlu, ahlakçı ve suçlu olmak üzere dört ayrı cephesi bulunan, zengin bir kişilik yapısıyla karşımıza çıkar Dostoyevski. Acaba bu karmaşık yapıyı açıklığa kavuşturmak için nasıl bir yol izlemeli?
En az kuşkuyla bakılacak yönü sanatçılığıdır Dostoyevski’nin, bu bakımdan Shakespeare’i hiç de aratmayacak biridir. Karamazov Kardeşler şimdiye dek yazılmış romanların en güçlüsü, “Büyük Engizitör” epizodu dünya edebiyatının şimdiye dek ortaya koyduğu yaratıların en üstünüdür ve ne denli övülse azdır. Ama ne yazık ki, psikanaliz sanat sorununu çözümlemede yetersiz kalmaktadır.

Hasan Hüseyin Korkmazgil hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Hasan Hüseyin Korkmazgil
04.03.1927 Sivas / Gürün doğumlu. Baba adı; Şükrü, Ana adı; Gülşan. Evli (11.06.1964) bir çocuk babası. Arapça biliyor. Öğretmen, Yazar, Şair, Ressam, Dava Vekili, Siyaset Adamı, Gazeteci, Yayın Evi Sahibi.
Kurultay ilk okulu 1933 – 1936 ( Okul üç yıllık ), Cumhuriyet, İlk Okulu 1936 – 1939, Sivas Orta Okulu ( Parasız yatılı ), 1943 – 1945 (iftihar kitabına girdi ), Adana Erkek Lisesi 1946 – 1948, Çapa Eğitim Enstitüsü 1948 – 1949 dönemi, Çapa Eğitim Yüksek Okulu oluca, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’ne nakil oldu. 1949- 1950 tarihinde Edebiyat Bölümünden mezun oldu.

Ömrünün 30 yılı akıl hastanesinde geçmiş bir kadın dahi Camille Claudel

8 Aralık 1864 yılında doğan Fransız heykeltraş ve grafik sanatçısı. Auguste Rodin ile yaşadığı fırtınalı beraberliğin ardından ölünceye kadar akıl hastanesinde kapalı kaldı.
Fransa‘nın Aisne bölgesinde doğdu. Hali vakti yerinde bir ailenin ilk çocuğuydu. Babası Louis Prosper, bankacı, annesi Louise Athanaïse Cécile Cerveaux ise oldukça varlıklı katolik bir aileden geliyordu. Camille küçükken aile, Villeneuve-sur-Fere’ye taşındı. Küçük erkek kardeşi Paul Claudel 1866 yılında burada doğdu. Küçüklüğünden beri taş ve çamurla oynama merakı, geleceğin yetenekli heykeltraşının kaderini de belirledi. Annesi hiç bir zaman kızının sanat aşkını onaylamasa da babası maddi manevi hep Camille’nin en büyük destekçisi oldu.