Category Archives: Biyografiler

Bir Nietzsche yaratmak 2 – Nazê Nejla Yerlikaya

Nietzsche’nin dünyayı anlatmak için edebi sanatsal modellere başvurduğunu biliyoruz. Nehamas’a göre Nietzsche hayatlarımızı sanatçıların yapıtlarını biçimlendirdiği şekilde biçimlendirdiğimizi iddia ediyor. Özgürlüğün kendini yönetme biçimi olduğunu söyleyen Nietzsche sanatçılar için şu cümleleri sarf ediyor: “Başka konularda onlardan daha zeki olmamıza rağmen sanatçılardan ders almalıyız. Çünkü bu incelikli[ düzenleme, şeyleri güzelleştirme] gücü ancak onlarla, sanatın bitip hayatın başladığı yerde bir sonuca ulaşıyor genellikle; ama kendi hayatlarımızın şairleri olmayı istiyoruz- her şeyden önce de, en küçük, en gündelik konularda.

Bir Nietzsche yaratmak 1 – Nazê Nejla Yerlikaya

“bu benim yolum, ya sizinki nerede? –Bana ‘asıl yolu’ soranlara verdiğim cevap bu işte. Çünkü asıl yol- zaten yok ki” Zerdüşt Böyle Buyurdu

Nietzsche’nin çok-üsluplu bir edebi yazma tarzıyla kaleme aldığı yapıtlarının bütününden özel bir karakter inşa ettiğini düşünen Alexander Nehamas, “Edebiyat Olarak Hayat” isimli kitabında bu sorgulamayı derinleştirip Nietzsche’nin kendisini edebi bir karaktere dönüştürüp okurlarının insafına terk ederek, okurlarından da kendi görüşlerinden kendilerine bir yaşam biçimi oluşturmalarını talep ettiğini savunuyor.

Anton Çehov’un yaşam ve ölüme ilişkin yorumu

Bir gün, sedire uzanmış, kuru kuru öksürerek elindeki termometreyle oynarken şöyle demişti:
“Sonunda ölmek için yaşamak eğlenceli bir şey değil ama vaktinden önce öleceğini bile bile yaşamak da çok aptalca…”
Başka bir defa, açık pencerenin önünde oturmuş, uzaklara, denize bakarken ansızın kızgınca şöyle demişti:
“Güzel bir hava, iyi bir ürün, hoşa giden bir roman umuduyla,

Anton Çehov ile ilgili anılarım – Maksim Gorki

Bir gün beni Küçükköy e, yanına çağırdı. Burada bir parça toprağı ve iki katlı, küçük, beyaz bir evi vardı. Bana malikânesini gösterip heyecanla konuşmaya başladı:
“Çok param olsaydı, hasta köy öğretmenleri için bir sanatoryum kurdururdum burada. Pencereleri büyük, tavanları yüksek, aydınlık bir bina yaptırırdım. Çok güzel bir kütüphanem, çeşitli müzik aletlerim, arı kovanlarım, sebze ve meyve bahçem olsaydı, tarımla, meteorolojiyle ilgili dersler verebilirdim. Bir öğretmeninher şeyi bilmesi gerekir, azizim, her şeyi!”

Dünyanın En Zor Portresini Yazmak: Cemal Süreya

Cemal Süreya“Hep zorlanarak yazdım; mecburdum sanki. Elimde bulunan bir ilk imge ya da bir ilk dizenin şiddetli dürtüsünden de hiçbir zaman kurtulamadım. Bu dürtünün benim için yalnız sanat değil, hayat dürtüsü de olduğunu söyleyebilirim.” Cemal Süreya

Önceleyin
Şimdiye kadarki bütün yazılarımda, göğe uzanmaya çalışan bir servinin gövdesini sundum hep. Ama bu kez kökleri toprağı deldi ve zihnimi ele geçirdi duygularım. O yüzden okuyacağınız bu satırlarda hiçbir yaratıcılık yok. Bir yüreğin ağır çalkantılarıdır, bütün söyleyeceklerim…

William Faulkner 117 yaşında

William Faulkner'la KonuşmalarÖzellikle “Ses ve Öfke”, “Döşeğimde Ölürken” ve “Absalom, Absalom” adlı eserleriyle tanınan William Faulkner 117 yaşında! “William Faulkner’la Konuşmalar” başlığı altında toplanan yazılar bize Faulkner’ın sevdiği kitaplar ve yazarlar, genç yazarlara tavsiyeleri, yayıncılık sektörü, modern edebiyat, eğitim, medeniyet, toplum ve birey üzerine düşüncelerini gösteriyor.

“Bill ufak tefek ve zayıf bir adam, güçsüz görünür ama sağlıklıdır. Başka insanların gözlerine nadiren bakan ufak siyah gözleri vardır. Saçları siyah ve aralarında çok az griler var. Davranışlarıyla konuşmasında yavaş ve tutuk. Bunu mu yoksa şunu mu yapmak istediği sorulduğunda genelde, ‘Yapıp yapmamak umurumda değil,’ diye cevap verir. Utangaç, duyarlı, birçok açıdan sosyal olmayan biridir ama kendini konuşmakta özgür hissettiği zamanlarda ince zekâsı ve en acayip hikâyeleri uyduran güçlü bir hayal gücüne sahiptir. Tabii çoğu zaman kendi içine kapanmayı tercih eder, çünkü girişken bir kişi değildir. ‘Yenilmeyenler’de kendisiyle ilgili bir ipucu verir: ‘Harekete geçenler, geçer ve yaparlar, ama harekete geçemeyenler geçemedikleri için acı çeker ve bunun hakkında yazarlar.’” (s.19) diyor Anthony Buttitta, William Faulkner için.

Dostoyevski’nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın içyüzü – E. H. Carr

Dostoyevski’nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın ana hatları iyice bilinmektedir; ayrıntılardaki belirsizlikler ise güvenilemeyecek belgelerin çokluğundan gelmektedir. Bu olaya adı karışanlar -bunların çoğunun Soruşturma Komisyonu?ndaki yazılı ifadeleri bilinmektedir- komisyonun bildiğine inandıkları konularda aşırı bir açık sözlülük göstermişler, saklayabileceklerini ümit ettikleri konularda ise ustaca yalanlar söylemişlerdir. Komisyonun ve suçluları yargılayan askerî mahkemenin resmî tutanaklarından, önemsiz şeyler üstünde ısrarla durulduğu, isnat edilen suçun

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:
 “Bir gün dergi redaksiyonuna kısa boylu, gözlüklü bir genç geldi. Almanca bildiğini, hikâyeler yazdığını ve adının ?Sabahattin Ali? olduğunu söyledi, hikâyelerinden birini bıraktı, çıktı. Bu hikâye, orman işçilerinin yaşamı üzerineydi. Alman romantizminin etkisi altında yazılmış olmasına karşın, konu ve içerik bakımından Türk edebiyatında bir yenilik oluşturuyordu. Genç adamın yetenekli bir yazar olduğu, daha ilk satırlarından anlaşılıyordu. Hikâye basıldı.

Orhan Kemal 100 yaşında

Türkiye edebiyatının büyük yazarlarından ?Mehmet Raşit Öğütçü? yani ?Orhan Kemal?i doğumunun yüzüncü yılında saygıyla anıyoruz?

Tam yüz yıl önce, 15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı “Mehmet Raşit Öğütçü”. Babası İttihat Terakki Cemiyeti üyesi sonrasında da milletvekilliği ve bakanlık yapmış Abdülkadir Kemali Bey siyasal nedenlerle 1931’de Suriye’ye kaçınca, orta öğrenimini yarıda bıraktı ve Suriye’ye giderek bulaşıkçılık ve matbaa işçiliği yaptı.