Örnek Alınacak Hikayeler – Miguel de Cervantes Saavedra

Özgün adı Novelas Ejemplares (Örnek Alıncak Hikayeler) olan bu eserler aslında birer kısa roman modelidir. Bilindiği üzere o yıllarda bir Avrupa sanatı olarak roman türü henüz tekamül etmemiştir. Anonim halk anlatıları bazı din adamları tarafından derlenip yazıya geçiriliyordu. Bunlar kahramanlık, gezginlik ve serserilik anlatılarıydı. Aşk anlatıları da vardı tabii ki.
Cervantes Örnek Alınacak Hikayeler’i yazarken Don Quijote’nin getireceği ün ve servetten uzaktı. Bu eserlerin elyazmaları 1612 yılında tamamlanmıştır. Yazar tarafından Kraliyet Konseyi’ne gönderilen elyazmaları aynı yılın temmuz ya da ağustos ayında onaylanır. Onaylanan eserler 1613 Ağustos’unda Aragon Krallığı’nın kütüphanesindeki saygın yerini alırlar. Cervantes’den önce kısa roman modelinin olmadığı da bilinmeli… Cervates roman türünün kokusunu almıştı. Sözleşme yaptığı yayınevinin açıklama bölümüne yazdığı not ilginçtir: “Ben Miguel de Cervantes Saavedra, Kastilya dilinde ilk roman yazan kişiyim.”
1613 yılında üç cilt halinde bir krallık kütüphanesinde… Şimdi de bizlerin kütüphanesinde…

Örnek alınacak hikâyeler – Didem Görkay
(Cumhuriyet/Kitap, 22 Temmuz 2010)

Edebiyatın birçok alanında başarılı eserler vermiş ve yüzyıllar boyunca beğenilerek okunmuş, eserleriyle ölümsüzlüğe ulaşmış bir isim Miguel de Cervantes. Şüphesiz ki Cervantes dendiğinde akla ilk gelen, modern romanın ilk örneği olan ve dünya edebiyatındaki klasikler içinde kendine sağlam bir yere sahip olan Don Quijote’dir. Cervantes, bu romanında ezilen insanları ve kahramanının yel değirmenleriyle savaşmasını anlatır. Cervantes’in bu eseri birçok kez beyaz perdeye de uyarlanmıştır.

İlk kısa roman

Zorluklarla dolu bir hayatı olan Cervantes, yazmaya genç yaşta başlar. 1571 yılında bir top güllesiyle sol elini kaybettiği İnebahtı Deniz Savaşı’ndan sonra, uzun yıllar ülkesinden uzakta Cezayir’de esir olarak yaşar. Cervantes, ülkesine döndükten sonra dolandırıcılıkla suçlandığı ve hapishanede kaldığı uzun yıllar içinde Don Quijote’yi kaleme alır.

Yazarın yaşadığı yıllar, doğruluğun ve dürüstlüğün erdem olarak görülmediği, hiçbir manevi değerin yüceleştirilmediği, haksızlıkların herkesi mağdur ettiği zamanlardır. 17. yüzyıl sonlarında İspanya’da yaşanan haksızlıklardan yola çıkan, Cervantes bu eseriyle şövalyeliliği çürütmek ister, bunu yaparken alaycı bir dil kullanır. Kimi zaman nüktedan üslubuyla, kimi zaman satır aralarından göz kırpan romantik anlatımıyla hayal ile gerçeklerin birlikte anlatıldığı, bu eser modern romanın ilk örneği olarak da kabul edilir.

Etkileyici bir üsluba ve kurgu yeteneğine sahip olan Cervantes’in adı, bir klasik olan Don Quijote ile birlikte anılsa da yazarın mutlaka okunması gereken başka eserleri de var. Bunlardan biri de Örnek Alınacak Hikâyeler.

Cervantes’in, orjinal adı ‘Novelas Ejemplares’ olan Örnek Alınacak Hikâyeler isimli eseri geçtiğimiz günlerde Kırmızı Yayınları tarafından Türkçeye çevrilerek okuyucuyla buluştu. Cervantes, her biri kısa bir roman uzunluğunda olan öyküleri kaleme aldığında otuz sekiz dile çevrilen büyük eseri Don Quijote’yi henüz yazmamıştı. O yıllarda Avrupa’da roman sanatı henüz bilinmemekteydi. Halk arasında anlatılan kimi kısa öyküler, anlatılar anonim olarak kulaktan kulağa yayılır ve yazıya geçirilirdi.

Örnek Alınacak Hikâyeler bu anlamda dünya edebiyatındaki ilk kısa roman özelliği taşıyan öykülerden oluşan bir kitap. Okuyucu, Cervantes’in büyülü yazı dünyasında yolculuk yaparken, kahramanlık, macera ve aşk öyküleri içinde anlatılan dürüst insanların erdemli düşüncelerinden örnekler bulacak, kimi zaman hayatın pek çok yerinde gerekli olan öğütlere rastlayacak satırlarda. Kitaptaki öyküler Cervantes’in ince zekâsının ve etkileyici üslubunun birer eseri olarak nitelendirilebilir adeta. Öykülerdeki kadın kahramanlar, uğruna her şeyin göze alınabileceği güzellikte. Kadınların güzelliğini gökyüzüne, ay ve yıldızlara benzeten Cervantes’in kahramanları âşık oldukları kadınlar için yaşamlarından vazgeçebilecek kadar tutkulu.

Yaşamından kesitler

Kitaptaki öyküleri yazarken, kendi yaşamından, yaşadığı sıkıntılardan, esir düştüğünde yaşadığı zorluklardan da yola çıkarak yaşadığı yüzyıla ışık tutan Cervantes öykülerinde İspanya’da yaşayan birçok topluluk hakkında belirlemede bulunuyor. Örneğin Çingeneler için şöyle diyor: ‘Bizler tarlaların, ekinlerin, ormanların, dağların, kaynakların ve ırmakların efendileriyiz. Dağlar bize yakacak odun, ağaçlar yemiş, bağlar üzüm, bahçeler sebze, kaynaklar su, ırmaklar balık, girilmesi yasak olan yerler av hayvanı, kayalar gölgelik, kuytular serinlik, mağaralar ise yuva sağlar’ (s. 53).

Cervantes ‘Cömert Âşık’ isimli öyküsünde, güzeller güzeli Leonisa’nın onu gerçekten seven Ricardo’yu fark etmeyerek, Cornelio’nun aldatıcılığına kapılmasını anlatırken okuyucuya hiç unutamayacağı öğütler verir: ‘Yaşı genç olan insanlarda kararsızlık, zenginlerde gurur, küstahlarda kibir, güzellerdeyse hor görme vardır. Bütün bunlara sahip insanlardaysa bütün kötülüklerin anası olan aptallık vardır’ (s. 100).

Cervantes, insanlığa yeni umutlarla aydınlanan bir yol çiziyor adeta öykülerindeki öğütleriyle.

Kahramanlarını maceraperest, serseri ruhlu ve gezginlerden seçen Cervantes’in eseri bu yönüyle pikaresk romana da bir örnek olarak gösterilebilir. Pikaresk roman, İspanyolca’da maceracı, serseri anlamlarına gelen ‘picaro’ sözcüğünden gelir. Bu roman türünde, kahramanlar çeşitli yerleri gezen, serseri ruhlu, eğlenmeyi seven, maceraperest kişilerden oluşur. Pikaresk roman, öğüt vermekten, okuyucuyu ders çıkarmaya yöneltmekten çok eğlendirici amaçlıdır.

O yıllarda şövalye romanlarına tepki olarak ortaya çıkan bu roman türünün özelliklerini Cervantes’in eserlerinde görmek mümkün. Örnek Alınacak Hikâyeler’de sıradan hayatları anlatırken özenle seçtiği kelimelerle, unutulmayacak kahramanlar yaratan Cervantes, ‘Çingene Kızı’ adını taşıyan öyküsünde, Preciosa’ya aşkını ispat etmek için, asilzade yaşantısını ve zengin bir hayat sürdüğü evini bırakıp Çingenelerin kervanına katılan Andres’in karşılaştığı zorlukları, azimli davranışlarıyla her şeyin üstesinden gelişini ve yaşadıklarının sonunda Preciosa’ya kavuşmasını anlatır.

Birbirinden güzel sonelerle süslenmiş öyküde, altı çizilecek güzellikte öğütler yer alıyor: ‘Taze âşıkların tutkuları, insanın iradesini zorlayan delice hazlar gibidir. İrade, uzak durulması gereken yasakları çiğneyip kendini kaybetmiş bir şekilde arzuladığı şeyin peşinden koşar. Gözleriyle cennete ulaştığını zannederken kendini kederin cehenneminde bulur. Arzu ettiği şeyi elde ettiğindeyse ona kavuşmanın verdiği rahatlıkla hevesi azalmaya başlar’ (s. 35).

Yoksulluk ile zenginlik arasındaki farkları ise ince bir üslupla işleyen Cervantes, satırlarında şöyle diyor: ‘Zenginlik, ona sahip olmaya alışık olmayan veya onu kullanmasını bilmeyen kimselere yoksul bir insanın yoksulluğu hissettiği kadar ağır bir yüktür. Altının varlığı dert, eksikliğiyse kaygı getirir; fakat eksikliğinin getirdiği dertlere az bir mal varlığıyla deva bulunur; oysa zenginliğin getirdiği kaygılar, servet artıkça çoğalır’ (s. 265).

Dünyanın neresinde olursa olsun değişmeyen bazı değerler ve ne yazık ki bazı insanların doğduğu günden beri karakterinde var olan kötü özellikler vardır. Bu kötü huylar, uygun yatağı bulduğunda oraya yönelen bir nehir gibi yeri geldiğinde bir köşeden ortaya çıkar.

Cervantes ‘Çingene Kızı’ isimli öyküsünde şöyle diyor: ‘Hasetlik denilen şey prenslerin saraylarında nasıl varsa, barbarların çadırlarında ve çobanların saman kulübelerinde de vardır’ (s. 58).

Örnek Alınacak Hikâyeler, isimli kitabını 1612 yılında tamamlayan Cervantes, kitabın önsözünde öyküleri için, ‘kendisinden faydalı bir örnek çıkarılmayacak hiçbir hikâyenin bulunmadığını’ yazmış. Yazarın ne kadar haklı olduğunu, kitabı bitirdikten sonra aklınızın bir köşesine yer eden öğütleri, hayata dair çıkarılacak dersleri gerektiği zaman ve gerektiği yerde, kendinize tekrar ettiğinizde göreceksiniz.

Kırmızı Yayınları’nın özenli çevirisi sayesinde okuyucu ile buluşan Örnek Alınacak Hikâyeler gerek kurgusu, gerekse anlatımı ve ince bir zekânın ürünü olduğunu belli eden öğütleriyle bir başucu kitabı olarak da mutlaka her okuyucunun kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.

Kitaptan Bir Bölüm
“(…) Sevgili okur, sunduğum bu hikâyelerle hiçbir zaman bir yemek pişiremeyeceksin; çünkü ne ayakları, ne başı, ne iç organları ne de buna benzer şeyleri vardır. Demek istiyorum ki bazı hikâyelerde bulacağın gönül maceraları o kadar edepli, Hıristiyan mantığına ve davranış biçimine göre o kadar uygundur ki onları okuyacak olan dikkatli ve dikkatsiz okuru hiçbir kötü düşünceye sürüklemesine imkân yoktur.

Onlara ‘Örnek Alınacak’ adını verdim ki; dikkat edersen kendisinden faydalı bir örnek çıkarılmayacak hiçbir hikâyenin bulunmadığını görürsün. Bu konuyu uzatma korkusu olmasaydı her birinden tek tek çıkarılabilecek lezzetli ve şerefli meyveyi belki gösterirdim. Amacım, halkımızın önüne bir hüner masası koymak ve burada her birinin hiçbir zarara uğramadan eğlenmesini sağlamaktır. Ruhun ve bedenin hiçbir zarara uğramaması diyorum; çünkü dürüst ve hoşa giden çalışmalar, zarar vermekten öte yararlıdırlar.

Bildiğim kadarıyla ben İspanyolca hikâyeler yazmış olan ilk kişiyim ki bu gerçektir; çünkü bu dilde basılmakta olan birçok hikâyenin her biri yabancı dillerden çevrilmiştir. Bu hikâyelerse benimdir. Ne taklit ne de çalıntıdır. Hayal gücüm onları tasarladı, kalemim onlara hayat verdi ve basının kolları arasında büyüyüp gidiyorlar.”

Kitabın Künyeleri
Örnek Alınacak Hikayeler / 1.Cilt
(Novelas Ejemplares)
Miguel de Saavedra Cervantes
Kekeme Yayıncılık
Çeviren: Adnan Özer/ Necmi İmran
Basım Tarihi : 06 – 2004
256 sayfa

Örnek Alınacak Hikayeler
Yazar: Miguel de Cervantes Saavedra
Yayınevi: Kırmızı Yayınları
Çeviren: Nazlı Hülya Soydan
Sayfa Sayısı: 544 sayfa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>