Bilim ve Gelecek Dergisinin 73. sayısı “Yeni Rejim, Yeni Resmi tarih Liberal-Muhafazakar Sentez” kapağıyla çıktı!
Bilim ve Gelecek dergisinin 73. sayısı çıktı. “Yeni Rejim, Yeni Resmi tarih Liberal-Muhafazakar Sentez” kapağıyla çıkan Mart sayısında bilimden siyasete birçok yazı yer alıyor.
İÇİNDEKİLER
Tekel işçisinin anımsattıkları – Ender Helvacıoğlu
Tekel işçisi bir toplum projesi, bir gelecek projesi sundu. Unutturulmaya çalışılan bir değerler sistemini yeniden gündeme soktu. Boyun eğmemenin, yanındakine güvenin, paylaşmanın, dayanışmanın mutluluğunu tüm topluma anımsattı. Emeğin en yüce değer olduğu, hak için mücadelenin saygı gördüğü, insanların etnik kökenlerine ve inançlarına göre bölünmediği, aynı kaderi paylaşan emekçilerin birbirine düşman olmadığı, var olanın eşit biçimde paylaşıldığı bir toplumda yaşamak istemez misiniz? Tekel işçisi böyle bir toplumun yaratılabileceğini, bu ütopyayı gerçeğe dönüştürecek bir maddi gücün var olduğunu gösterdi.
Kapak Dosyası: Liberal-muhafazakâr sentez
Elinizdeki sayının kapak dosyası, ülkemize AKP marifetiyle -tabii ABD emperyalizmi güdümünde- biçilen elbisenin çok önemli bir boyutunu derinlemesine ele alıyor. “Liberal Muhafazakâr Sentez” olarak formüle edebileceğimiz ideolojik dayatma, geliştirdiği yeni resmi tarih bağlamında inceleniyor. Bu dayatma, bilindiği gibi, sadece ideolojik düzlemde bir tarih tartışması biçiminde sürmüyor. Son derece yakıcı bir biçimde güncel politika düzleminde de yaşanıyor. Bilim ve Gelecek, Türkiye’ye dayatılan yeni rejimin ideolojik arka planını ortaya sermeye önümüzdeki sayılarda da devam edecek. Genç akademisyen arkadaşlarınız Çağdaş Sümer, Aytek Soner Alpan, Barış Zeren ve Fatih Yaşlı’nın makalelerinden oluşan dosyanın ilgiyle okunacağını ve tartışılacağını düşünüyoruz.
Yeni bir resmi tarihe doğru: ‘Liberal-Muhafazakâr Sentez’ – Çağdaş Sümer
Liberal-Muhafazakâr Sentezin dayandığı ideolojik temeller iki kaynaktan besleniyor. İlkini, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana muhafazakâr ve İslamcı çevreler arasında revaçta olan karşı-devrimci tezler oluşturuyor. 1980 sonrasında üretilmeye başlayan ve bir yandan Dünya solunu etkisi altına alan liberal ve sivil toplumcu dalgadan, diğer yandansa Türkiye’deki kökleri cılız olan saf bir liberal demokrasi anlayışının Özal döneminde palazlanmasından beslenen liberal tezlerse, ikinci kaynak olarak görülebilir. İktidar olanaklarından beslenen tüm ataklarına karşın Türkiye’de “liberal-muhafazakâr sentez”in bir resmi ideoloji haline geldiği henüz söylenemez.
Modern Türkiye tarihyazımında süreklilik-kopuş – Aytek Soner Alpan
Türkiye’nin geçirdiği dönüşümün, bir ucu evrensellik diğer ucu tikellik olan bir skalada bu iki ucun birbiri ile sağlıklı ilişkisi kurularak değerlendirilmesi ihtiyacı oldukça yakıcıdır. Böyle bir yöntemsel yaklaşım ile, bu tarihsel deneyimdeki sınıfsal temel ve siyasal etkinlikler arasındaki eşitsiz gelişimin analizi ve bu gelişmenin ortaya çıkardığı çelişkiler üzerine odaklanılabilir. Böylesi bir bütünlük içinde ele alındığında Türkiye tarihi kayıp burjuvazinin, gelişmemiş sivil toplumun, olmayan işçi sınıfının, kurumsallaşamamış demokrasinin tarihi olmaktan, yani bir “yoklar tarihi” olarak anılmaktan kurtulacaktır.
Neoliberal özgücülüğün izinde bir taslak – Barış Zeren
Özgücülük, bir ülkenin, diğerlerinden ayrı, müstesna, kendisine özgü sosyolojik ve tarihsel nitelikleri olduğunu kabul eden, dolayısıyla güncel siyasal sorunları bu “özgünlükler” üzerinden çözümleyen bir yaklaşım. Genellikle milliyetçilik ve devletçilikle anılan özgücülüğün liberal versiyonu da var. Bu liberal özgücülüğün bir örneğini ülkemizde liberal-muhafazakâr ittifakın yeni tarih tezinde görüyoruz. Bu kesim, 2002 yılındaki AKP iktidarını, akademik liberalizmin iki asırdır yolunu gözlediği, “demokrasi teleolojisi”ni gerçekleştirecek bir mesih sıfatında karşıladı.
Liberal-muhafazakâr aynada Türkiye – Fatih Yaşlı
Her yeni rejim yeni bir resmi ideolojiye ve yeni bir tarih yazımına ihtiyaç duyuyor. 1923 paradigmasının sona ermesi ve yerine liberalizmle muhafazakârlığın sentezinden müteşekkil bir yeni rejim, ikinci bir cumhuriyet kurulması sürecinde, yeni rejimin organik aydınları kendi teorik-tarihsel kökenlerini keşfediyor, kendi üst anlatılarını oluşturuyor ve yakın dönem tarihi tahrif ederek yeniden yazıyor. Eşit ve özgür bir dünya mücadelesi verenlerin, diktatoryal bir nitelik taşıyan liberal-muhafazakâr yeni rejimin ve onun meşruiyetini sağlayan organik aydınlar olan liberal-muhafazakâr entelijansiyanın karşısına, hem yeni bir rejim, yeni bir cumhuriyet fikriyle hem de yeni bir hegemonya projesiyle çıkmaları gerekiyor.
Afrika’dan Anadolu’ya en eski insan göçleri – Prof. Dr. Erksin Güleç
Hücrelerin içinde dünyamızdaki tüm canlıları oluşturan DNA’lar bulunur. Geçmişimiz ve geleceğimiz de bu DNA’larda saklıdır. Nasıl ki kitaplar bize geçmiş hakkında bilgi veriyor, DNA’da aynı şekilde insanın geçmişi hakkında bilgiler verebilmektedir. DNA’mız aslında bir zaman makinesi gibi bizi geçmişe götürüp geçmişimiz hakkında bilgi verir. Son bulgulara göre, şu anda Avrupa’da, Asya’da, Amerika’da yaşayan tüm insanların kökeni yaklaşık olarak 60-50 bin yıl önce Afrika’dan göç eden küçük bir Afrikalı gruba aittir.
Kimyasalların karanlık yüzü – 2 Kozmetiklerdeki tehlike – Bahar Işık
Şampuanlardan, nemlendiricilere, parfümlerden güneş kremlerine, ojelerden saç boyalarına kadar pek çok kişisel bakım ürününün içeriğinde yer alan kimyasallar, birçok kanser türünden, kısırlığa dek çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu açıdan bakım ürünleri, hükümetlerin ve endüstrinin halk sağlığında başarısızlığının çıban başları gibidir. Kişiler, kullandıkları ürün sayısını azaltmalı, aldıkları ürünü kimyasal içerik açısından kontrol ederek daha sağlıklı seçimler yapmalıdır. Hükümetler, bu ürünler için kapsamlı güvenlik standartları belirlemelidir. Şirketler ürünlerini yeniden formüllendirerek, müşterilerini, potansiyel toksik kimyasallardan, test edilmemiş içeriklerden, tehlikeli etkilerden korumalıdır.
Anadolu kültüründe ağaçlar / Anamızdır, tanrıçamızdır: Meşe – Hasan Torlak
Meşe, hem anamız, hem tanrıçamızdır. Besler, korur, kollar, barındırır, şifa verir. Kurtuluş Savaşı’mızdaki yokluk yıllarında Anadolu meşelerinde hiç meyve kalmadığı o yıllara tanıklık edenlerce aktarılmaktadır. Meşelerimizin meyveleri, en zor zamanları olan savaş ve kıtlık yıllarında bu ülke insanını açlıktan kurtaran bir sigorta vazifesi görmüştür. Binlerce yıl öncesinde, tarım tekniklerinin daha ilkel olduğu yıllarda, meşe palamudunun beslenme ve insanların hayata tutunmasındaki hayati önemi çok daha belirgindi.
Doğumunun 96. yılında, Türk Promethe’lerinden bir zoolog / Prof. Dr. Saadet Ergene – Bayramoğlu -
Prof. Dr. Orhan Küçüker
Saadet Ergene- Bayramoğlu, Cumhuriyet’in eğitim için “kıvılcım olarak yurtdışına gönderilip, volkan olarak dönmesi beklenen” şanslı gençlerindendir. Münih Üniversitesi’nde zooloji-botanik eğitimi aldıktan sonra, Türkiye zooloji biliminin kurucusu, efsanevi Alman Hoca, Prof. Curt Kosswig’in yanında asistan olur. Kosswig’in yönlendirmesiyle, sonradan yerli ve yabancı basında,“Türkiye ornitoloji biliminin miladı” olarak değerlendirilecek “Türkiye Kuşları” kitabını kaleme alacaktır. Dönemin aydınlarından Adalet Cimcoz’un ona “kuşların ecesi” demesi bundandır. Saadet Hanım, şarkılara olduğu kadar, şiirlere de can veren güzel sesiyle, döneminin bestekâr ve şairlerinin de aranan dostudur.
Türkiye yayıncılık tarihinin önemli kitap dizilerindendi: “100 soruda…” – Özlem Özdemir
“100 Soruda” dizisi, Gerçek Yayınevi tarafından, Fethi Naci editörlüğünde, 1968-1992 yılları arasında yayımlandı. Türkiye’nin önemli aydınları tarafından kaleme alınan 60’a yakın kitabı içeren dizi, yayımlandığı dönemde ve sonrasında, özellikle gençliği, üniversite öğrencilerini yaşadıkları ülkenin tarih ve güncelliğinin her boyutu hakkında bilgilendirdi, bilinçlendirdi.
Bilim ve Gelecek’in yeni sayısında ayrıca, Bilim Gündemi, Yayın Dünyası, Satranç, Briç, Forum, Bulmaca gibi bölümlerde canlı haberler, bilimsel bilgiler, bilim tarihi öyküleri, söyleşiler, kitap tanıtımları ve tartışmalar yer alıyor.
Bilim ve Gelecek Dergisi
Adres: Caferağa Mahallesi, Moda Caddesi, Zuhal Sokak, No: 9/1 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216-349 71 72 ve 0216-345 26 14
www.bilimvegelecek.com.tr
(Abone olmak için lütfen telefon ediniz)
Yazı okunma sayısı(1853) Bugün okunma sayısı(0)



Yorum Yapin