Çanlar Kimin İçin Çalıyor – Ernest Hemingway

Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Hemingway’in en güzel romanlarından biridir. İspanya iç savaşının anlatıldığı roman, 1940’larda yazılmıştır. Böyle olmasına karşın, hâlâ birçok ülkede çevirisi yayımlanmakta, hâlâ en çok okunan kitaplar arasında yer almaktadır. Bu ilginin nedeni, bir serüven romanı oluşundan ya da Hemingway’in o kendine özgü anlatış biçiminde aranabilir. Ancak şöyle bir saptama da yapılabilir: Çanlar Kimin İçin Çalıyor’da Hemingway, ülkü birliği etmiş insanların inançlı kavgası yanında, romantizmi de etkileyici bir öğe olarak kullanmıştır. En güç koşullarda, ölümle yüz yüzeyken bile sevgi, umut, korku bütün canlılığıyla yaşanır romanda. Ortak amaç doğrultusunda, bir toplumsal kavga için, ayrı ulustan bilinçli insanların öyküsüdür Çanlar Kimin İçin Çalıyor.

Kitabın adı, şair John Donne’ın bir katedralde başrahip olduğu dönemdeki vaazlarından birinden alıntıdır. Vaazların metinleri sonradan yayınlanmıştır.
“Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor.” John Donne

Z. Heyzen Ateş ?in 26/05/2006 Tarihinde Radikal Kitap Eki?nde Yayınlanan Yazısı
20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden olan Ernest Hemingway, gazeteci-yazar kimliği ve yapıtlarıyla olduğu kadar hayatıyla da dikkat çeker. Gertrude Stein’ın verdiği adla Kayıp Kuşak’ın, yani 1920 Paris grubunun bir parçası, dönemindeki bütün savaşların yakın takipçisi ve onunla ilgili anılardan anlaşıldığı kadarıyla çok da ‘kaliteli’ bir serseridir. Zaten bu serseri olma hali romanlarının kahramanlarında da kendini sıkça gösterir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında orduya alınmayan Hemingway, savaşı yakından izlemeyi kafasına koymuş olduğundan, Kızıl Haç’a katılıp İtalya’ya doğru yola çıkar. İtalya’ya gitmeden önce Almanlar tarafından bombardıman altında tutulan Paris’e geçen yazar Kızıl Haç’a tanınan nispeten güvenli bölgelerde durmak yerine muharebelere olabildiğince yakın olmaya çalışır. Pek çok biyografi yazarının iddia ettiği üzere Milan’daki patlamaya kadar da savaşa belirli bir hayranlık besler. Ancak İtalya’da göreve başladığı ilk gün gerçekleşen bu patlama, savaşla ilgili düşüncelerini tamamen sarsacaktır. Kızıl Haç ekibiyle beraber çoğu kadınlar ve çocuklardan oluşan cesetleri fabrika yıkıntıları arasından çıkartırken vahşetin büyüklüğüyle de tanışmış olur…
Savaşın getirdiği aşk
Bu olay savaşa bakışını değiştirmiş de olsa ilgisini azaltmamıştır. 1918’de İtalya’da askerlere mühimmat iletirken yaralanır ve İtalyan hükümeti tarafından Gümüş Şeref Madalyası’yla ödüllendirilir. Hemingway üzerine çekilen popüler filmlerin çoğu -başta Attenborough’un ‘In Love And War’ı olmak üzere- yazarın hastanede geçirdiği dönemi ve Rahibe Agnes von Kurowsky’ya âşık oluşunu konu alır. Rahibe, ABD’ye döndüğünde başka bir adamla evlenir; Hemingway de bu olayları, aşkını ve savaşı anlattığı Silahlara Veda’yı yazar.
Savaştan sonra ABD’ye dönüp evlenirse de kısa sürede bu yaşamın ona göre olmadığına karar verecektir Hemingway. 1921’in sonlarında karısıyla beraber Paris’e yerleşirler ve bir gazete için Türk-Yunan savaşını yazmaya koyulur. Yine bu dönemde edebiyata ve kısa öykülere yönelir. Paris’te yaşadığı dönemde iki isim ön plana çıkar Hemingway’in hayatında: Gertrude Stein ve Ezra Pound.
Ne var ki Paris’teki hayatları çocuk yetiştirmek için çok da uygun olmadığından Hemingway çifti daha sakin bir hayat sürmek amacıyla Fransa’dan ayrılıp Toronto’ya yerleşirler. Yazar, bu dönemde hikâyelerini yayımlar ve minimalist yazı biçimini muhafazakâr edebiyat camiasına kabul ettirmeye çalışır. Yaklaşık aynı zamanlarda F. Scott Fitzgerald ile tanışır ve çok iyi arkadaş olurlar. En başlarda neredeyse bütün boş zamanlarını birlikte içerek ve yazı taslaklarını birbirlerine okutarak geçiren iki yazarın arası Fitzgerald’ın eşi Zelda nedeniyle bozulur.
Derken Hemingway kendini yeniden savaş meydanlarına atar: İspanya İç Savaşı… Yazar, savaşı İspanya’dan takip eder, savaş alanlarında, gerillalar arasında dolaşır, faşizm karşıtı hareketleri destekler ve gazeteye yazdığı haberlerde de taraf tutuğunu, Franco karşıtı olduğunu gizlemez. Ne var ki 1939’da Franco’nun iktidara gelmesiyle kendi tabiriyle ‘evini kaybetmiş’ olur. Bu dönemde ikinci eşinden boşanıp İspanya’da tanıştığı Martha Gellhorn ile evlenir ve en önemli eserlerinden olan Çanlar Kimin İçin Çalıyor’u yazar. İspanya İç Savaşını ele alan kitap büyük başarı elde eder.
Gerilla ve hükümet açmazı
Adını John Donne’un ’17. Meditasyon’undan alan Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Robert Jordan adlı bir Amerikalının İspanya İç Savaşı sırasında faşizm karşıtı gerillalara katılmasını ve onlarla yaşadıklarını konu alır. Bir bomba uzmanı olduğundan Segovia yakınlarındaki bir köprüyü ortadan kaldırmakla görevlendirilen Jordan’ın işi hiç de kolay olmayacaktır. İspanyol güzeli Maria’ya âşık olması da işlerin daha da karışmasına yol açar.
Romanın asıl özelliğiyse bu macera/aşk/devrim karmaşasında ülkenin iç savaş sırasındaki durumunu, politik sıkıntıları, hem gerillaların hem de hükümetin açmazlarını çok net gözlemlerle masaya yatırmasıdır. Aynı zamanda romandaki bütün karakterler bu görevin sonunda öleceklerini bildiklerinden hepsinin ayrı ayrı ölümle yüzleşmeleri, kafalarındaki neden-sonuç ilişkileri ve sorumlulukları incelikli bir biçimde anlatılır. Robert Jordan’ın romanda dediği gibi, öleceklerini bile bile bu görevi kabul ederler çünkü “iyi adamlar böyle yapmalıdır.” Çanlar Kimin İçin Çalıyor’da intihar fikri de karakterler yoluyla sıkı tartışılan fikirlerdendir ki, Hemingway’in bu düşünceyi kafasında uzun uzadıya tarttığını gözden kaçırmak mümkün değil.
İkinci Dünya Savaşı, yeni bir boşanma, yine bir evlilik, İhtiyar Adam ve Deniz, Pulitzer, Nobel, sağlık sorunları (çalışmayan böbrekler, beyin sarsıntısı, sol gözün körleşmesi, karaciğer rahatsızlıkları) ve geçirilen bir uçak kazasının ardından (gazeteler öldüğünü düşünerek manşetten verirler ölüm haberini) Ketchum, İdaho’da inzivaya çekilir. Ne var ki sağlık sorunları depresyonu, depresyon da paranoyayı tetikler ve hayatı fiziksel olarak olduğu kadar zihinsel olarak da içinden çıkılmaz bir hal alır. 1961’de ilk intihar denemesini gerçekleştirse de kurtarılır. Ancak kafasına koymuş olacak ki aynı yılın haziranında, doğum gününe üç hafta kala bir av tüfeğiyle beynini uçurur. Kendisi İspanya İç Savaşı sonrası kiliseyi bırakmışsa da kilise onu bırakmaz, Papalığın resmi kararıyla intihar ettiğinde akli dengesinin yerinde olmadığı, bu nedenle de intiharından sorumlu tutulamayacağı kabul edilerek Katolik mezarlığına gömülmesine izin verilir.
James Joyce’un, öyküleri için “gelmiş geçmiş en iyi öykülerden”, Salinger’ın “keşke onun gibi kısa öyküler yazabilsem” dediği Hemingway birçok yazarı etkiler. Başta Kerouac olmak üzere Beat kuşağı yazarları, Marquez’in de aralarında olduğu Latin Amerikalı yazarlar ilk akla gelenlerden… Hemingway’in dolaylı ya da dolaysız mirası bu kadarla da bitmez. Bilimkurgu yazarı Joe Haldeman Hemingway Hoax ile Hugo ve Nebula ödüllerini alır, Metallica’nın For Whom The Bell Tolls (Çanlar Kimin İçin Çalıyor) albümü listelerde bir numaraya kadar yükselir. Hemingway üzerine veya Hemingway’in romanlarını konu alan, sayısı kırkı bulan filmlerden bahsetmeye gerek bile yok.
Bugün Hemingway’le bir şekilde ilintili olan her eserin kaydı Hemingway Resource Center’da tutulmaktadır ve sayıları birkaç bini geçmiştir. Ancak bir dipnot olarak bilinen en ilginç Hemingway biyografisinin yine büyük bir yazar olan Anthony Burgess’a ait Ernest Hemingway and His World (Ernest Hemingway ve Dünyası) olduğunu belirtelim.

Kitaptan Bir Bölüm
Karanlıkta ormandan geçip tepeye tırmanarak üstteki dar geçide geldiler, Hepsinin yükü çok fazlaydı, bu yüzden ağır ağır tırmanıyorlardı. Atların da, eyerlerin üzerine yerleştirilmiş yükleri vardı.
Pilar, “Gerçek duyulursa yükleri kesip atabiliriz” demişti. “Ama atmayıp elimizde tutarsak, yeniden kamp kurabiliriz.”
Denklerini bağlarken, “Ya cephanenin geri kalanı ne olacak?” diye sormuştu Robert Jordan.
‘Onlar şu eyerdeki torbalarda.’
Robert Jordan, elbombasıyla dolu ceplerinin, ceketini ensesinden aşağıya doğru çektiğini, yükünün ağırlığını hissediyordu, bacaklarına yaslanan tabancasının ağırlığını, hafif makineli tüfek şarjörlerinin bulunduğu pantolon ceplerinin şişkinliğini hissediyordu. Ağzının içinde hâlâ kahve tadı vardı, sağ eliyle hafif makineli tüfeği taşıyordu. Sol eliyle uzanıp sırtındaki denklerin kayışlarını gevşetmek için ceketinin yakasını çekiştidi.
Karanlıkta Robert Jordan’ın yakınında yürüyen Pablo, “Inglés” dedi.
“Ne var, ahbap?”

Kitabın Künyesi
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
(For Whom the Bell Tolls)
Ernest Hemingway,
Çeviren: Erol Mutlu,
Bilgi Yayınevi,
2006,
496 sayfa

Kitabın Künyesi
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Yazar : Ernest Hemıngway
Yayıncı : Engin Yayıncılık
Çeviri: Mete Ergin
İstanbul 1992
573

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>