Emval-i Metruke Olayı (Osmanlı?da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi) ? Nevzat Onaran

Nevzat Onaran, ?Emvâl-i Metrûke Olayı? başlıklı çalışmasında, Osmanlı Devleti?nde ve Cumhuriyet Türkiyesi?nde Ermeni ve Rumların mallarına en konulma süreçlerini ele alıyor. Konuya dair kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin gizli ve açık oturumlarında olayın nasıl ele alınıp tartışıldığını da araştıran Onaran, Emvâl-i Metrûke meselesini çok yönlü bir bakışla irdeliyor. 1915?te ve sonrasında Anadolu?da neler yaşandığının ekonomik boyutunu analiz eden ve altı bölümden oluşan çalışmanın ilk dört bölümünde, 1915?ten 1930?lu yıllara kadar geçen dönemde Ermeni ve Rum mallarına el konulması, dağıtılması ve satılması konuları inceleniyor. Kitabın sonunda ise, belgelerin yanı sıra, Meclis?teki gizli ve açık celse görüşmelerinin tutanakları veriliyor. Kitapta ayrıca, 12 Eylül darbesinin azınlık mallarıyla ilgili uyarısını içeren genelgesi de yer alıyor.

Tanıtım Yazısı
“Gazeteci ve insan hakları savunucusu, Nevzat Onaran Türkiye’de hala tabu olan Ermeni ve Rum malları konusunu, kapsamlı bir belgelendirme ile gündeme taşıyor. Ulus devlet oluşumunun, önemli unsurlarından biri, ‘ulus dışı’ olarak tanımlanan halk kesimlerinin yaşadıkları coğrafyadan çeşitli yöntemlerle arındırılması yanında, onların mülk ve servetlerinin el değiştirmesidir. Zaten tarih ile yüzleşmeyi zorlaştıran, ideolojik gerekçeler yanında, en ‘maddi’ temel unsur da budur herhalde. Onaran, ilk kez konuya ilişkin bütün yasal mevzuat yanında, Meclis’in gizli ya da açık oturumlarında, konunun o dönemin söylemi içinde nasıl ele alınıp, tartışıldığını sergileyen resmi tutanakları araştırmacılara , üniversite öğrencilere ve konuyla ilgilenen herkese toplu olarak sunuyor.”
Ragıp Zarakolu

Rum ve Ermeniler nasıl yağmalandı? – Ertuğrul Mavioğlu
(06/08/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Biraz da kalanlar üzerinden konuşalım. Bakalım kalanlar ne yaşamışlar. Kalanlar üzerinden gidersek belki de birbirimizi daha iyi anlayabileceğiz. Belki herkese bir Ermeni akraba bulamayacağız ama insani öyküler bizi birbirimize daha yakınlaştıracak.? Bu sözler 19 Ocak 2007?de devlet destekli faşist bir suikast sonucu katledilen Agos?un Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink?in, 13 Şubat 2006?da Radikal gazetesine verdiği söyleşiden alındı. Dink?in ?Bakalım kalanlar ne yaşamışlar?? sorusuna son derece güçlü bir yanıt var artık elimizde. Üstelik bu yanıt, bizzat devletin resmi belgelerine dayanmakta.
Araştırmacı gazeteci Nevzat Onaran?ın son birkaç yıldır hummalı bir çalışma içine girerek, imha politikaların yoğunlaştırıldığı 1915?ler ve sonrasında, sahibi sürülen veya bir gerekçeyle Hazine
adına el konan bina, bağ, bahçe ve tarla gibi gayrimenkullerin devlet arşivlerindeki izini sürdüğünü biliyorduk. Resmi evraklarda, emvâl-i metrûke diye geçen, ?terk edilen veya terk edilmiş ya da sahibi bilinmeyen mallar? olarak tanımlanan ev ve araziler için, ?hani bunun ilk sahibi?? sorusunu soran Onaran, Ermeni ve Rumların bu topraklarda yaşama haklarının yok edilmekle kalmayıp, ekonomik güçlerinin de nasıl sona erdirildiğini belgeleyerek kitaplaştırdı. ?Osmanlı?da ve Cumhuriyete Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi? alt başlığıyla çıkan Emvâl-i Metrûke Olayı, Anadolu?da herkesin bildiği ama asla açıkça dile getirmediği sırlardan belki de en acımasız olanının perdesini indirmeye aday.

Ohannes?in malları
Nevzat Onaran, kitapta, sonuç itibarıyla azınlık mallarına el koymayı, başka bir deyimle Türkleştirmeyi öngören resmi faaliyetleri sergilemekle kalmamış, bir de kendi köyünden bir öykü de anlatmış: Onaran?ın memleketi olan Malatya, Hasançelebi?de, Ermeni Ohannes ailesinin mallarının nasıl ağanın eline geçtiğinin öyküsü bu.
Onaran bu acılı öyküyü şöyle anlatıyor:
?Köyümüz Malatya-Hasançelebi halkı, 1640?lı yılların sonunda gelen Evliya Çelebi?nin Seyahatname?sinde yazdığı gibi Türkmen ve Şahseven?dir. Büyüklerimden öğrendiğime göre, köyümüzde kuyumculuk, demircilik yaparak geçimini sağlayan varlıklı tek Ermeni Ohannesler Ailesi vardır. 1915 yazında Ermeniler, Sivas-Kangal?dan Malatya?ya doğru sürülür ve yol boyunca o yerleşim birimindeki Ermeniler kafileye katılmaya tabi tutulurlar. 1915 kırımında Ohannesler de, yerini yurdunu terk eder. Yıllarca Ağa?nın olarak bildiğim tarlanın Ohannesler?in malı olduğunu yakında öğrendim. Bu tarla, Ohannesler?in birçok mülkünden sadece bir tanesi. Bu, ?öteki?nin varlığının tasfiyesi anlamında zorla Türkleştirmenin küçük bir örneğidir. Ve ayrıca, Ermeni sürgününde köyümüzde kalan üç kız çocuğu da Hasançelebili olarak yaşadı ve öldü. Ohannesler Ailesi?nin ve bu üç kız çocuğunun yaşadığı hangi vicdana ve hangi ahlaka sığar??

Kişisel bir özür
Onaran?ın ?vicdan ve akla sığmaz? diyerek mahkum ettiği ve Ermeni komşusunun mallarına yönelik; adına ister ?el koyma?, ister ?el değiştirme? isterse de ?Türkleştirme? denilsin, bu olayla ilgili bir de şahsi özürü ve önerileri var:
?Bana göre, Ohannesler?in alınterini döktüğü malı ve mülkünün tazmini hakkıdır. Bu, şu-bu yasayla izah edilemeyecek kadar ciddi ve insani bir konudur. Toprağından sürülen komşumuz Ohannesler?in acısını paylaşıyorum ve bunu, yıllar sonrasında gıyabında ifade ettiğim için de özür diliyorum.
Özellikle sivil faşist hareketin yoğunlaştığı 1960?ların ikinci yarısında Anadolu?da pek çok yerde tapu ve nüfus kayıtları niye yandı? Bizim ilçemiz Hekimhan?da da nüfus kaydı ve başkaca evrakların olduğu binada böylesine bir yangından sonra kadastronun gelmesi de bir tesadüf olsa gerek.
Bu sorunda çözümün ilk adımı, yerelde geçmişle yüzleşmenin ve barışmanın dilini besleyecek güvenceyi vermek ve özgürlük ortamını yaratmaktır. Bugüne kadar gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet döneminde faaliyet gösteren bu Tasfiye Komisyonları?nın, ilgili mevzuat gereği tutması zorunlu olan ?cari ve esas? defterinin hiçbiri gün yüzüne çıkarılmadı. Bu defterler üzerindeki resmi perdenin kaldırılmasıyla, ne kıymette ve ne kadar ?öteki?nin malının tasfiye veya transfer edildiği belirlenmiş olacaktır.?
Nevzat Onaran?ın kitabını okuyup bitirdiğinizde, Hrant Dink?in ?Bakalım kalanlar ne yaşamışlar?? sorusuna bu ülke topraklarında pek de iç açıcı yanıtlar verilemeyeceği anlaşılıyor. Ama tarih bilinci bundan korkmamamız gerektiğini de öğretmez mi? Çünkü biliriz ki; sadece temizlenmiş yaralar sağaltılabilir.

İşte o kanunlar
Emvâl-i metrûkenin tasfiye sürecinin incelendiği kitapta, birçok kanun veya kararname ile Meclis?te yapılan gizli celsedeki tartışmaların büyük bir çoğunluğu ilk kez gündeme getiriliyor. İşte o kanun ve tartışmalar:

* Kurtuluş Savaşı sırasında Başkumandan Mustafa Kemal?in emriyle alınan ?harp vergisi? karşılığında vatandaş Rum ve Ermeniler?e verilen resmi mazbatalara, ödeme yapılmayacağıyla ilgili Meclis?in gizli celsesinde yapılan tartışma ve 3 Nisan 1924 tarihli kanun (s. 186).

* 1876?den 1982?ye beş Anayasa döneminde uygulanan ve bugüne kadar bazı çalışmalarda sadece birkaç maddesine yer verilen, öncelikle emvâl-i metrûkenin tasfiyesini öngören 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu?nun tamamı ve Cumhuriyet döneminde yapılan değişiklik (s. 169, 319, 487).

* Sürgün edilenlerin mallarını tasfiye etmek amacıyla Osmanlı döneminde resmen kurulan Tasfiye Komisyonları, Cumhuriyet yıllarında da faaliyet gösterdi (s. 62, 71, 161).

* İstanbul Hükümeti?nin İttihâdçı Tasfiye Kanunu?nu yürürlükten kaldıran ve malların sahiplerine geri verilmesini düzenleyen 8 Ocak 1920 tarihli kararname (s. 153, 334).

* Malların satış fiyatının, 1915 yılı vergi kıymetine göre yapılmasını öngören 13 Mart 1926 tarihli kanun ve Meclis?te görüşülmesi (s. 230, 363, 535).

* İttihâdçı ailelere 20 bin lira değerinde Ermeni malı verilmesini sağlayan tasarının görüşülmesi ve 31 Mayıs 1926 tarihli kanun (s. 242, 365)

* 1922 İzmir yangını ve malların yağmalanması (sf. 141); Nurettin Paşa?nın banka kasalarını patlatması (sf. 145) ve Başkumandan Mustafa Kemal?in İzmir?e girişteki değerlendirmesi (s. 150).

* Ermeniler ve diğer gayri Türkler adına Emanet?te toplanan paraların 1928 yılından itibaren bütçeye aktarılmasıyla ilgili Meclis?teki görüşmeler ve ilgili kanun (s. 264).

* 12 Eylül askeri cuntasının ?azınlık? mallarıyla ilgili uyarısını içeren genelgesi (s. 290, 367).

Varlığı Türk varlığına ?armağan? edilenler… – Fatih Polat
(05/08/2010 tarihli Evrensel Gazetesi)

Resmi ders kitapları üzerinden öğretilmiş tarih bilgisi, her ülke yurttaşı için, ona resmi bir yurttaşlık …
Resmi ders kitapları üzerinden öğretilmiş tarih bilgisi, her ülke yurttaşı için, ona resmi bir yurttaşlık biçimi verme eyleminin bir ürünüdür. Ancak bu ezberletilmiş resmi tarih ile yüzleşme bilincini edindiğimizde, geleceğimizi de doğru bir mecrada kurmaya imkan verecek gerçek bir tarih bilinciyle de tanışmış oluyoruz. Bu nedenle de, resmi tarih içinde, hem eleştirel bir zihinle, hem de belgelere dayalı olarak sağlam bir kazı yapmaya girişen çalışmalar, kendi gerçek tarihi ile yüzleşmekte herkes için önemli bir hazine değeri taşıyor.
Belge Yayınları?ndan kısa bir süre önce çıkan iki kitap bu açıdan üzerinde durmayı hak edecek değerde. Deneyimli gazeteci Nevzat Onaran?ın ?Emvâl-i Metrûke Olayı-Osmanlı?da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi? adlı kitabı ve ?11 Nisan Anıtı? adlı çalışma.
EMVAL-İ METRUKE OLAYI
Nevzat Onaran?ın kitabı, uzun bir tarihsel dönemde azınlıkların birikimlerine el konulması sürecini, resmi belgelere dayalı olarak gözler önüne seriyor. Türkiye?de ulusal burjuvazi yaratma sürecinin, aynı zamanda ?gayri-muslim? diye adlandırılan azınlıkları mülksüzleştirme süreci olarak işlediği biliniyor. Daha önce pek çok teorik çalışmada ya da tarih çalışmasında dile getirilmiş olan bu gerçek, Onaran?ın çalışmasıyla birlikte, sağlam bir belgesel temele kavuşuyor. Meclis tutanakları ve kanunları tarayan, bu arada, çalışmasında ilerleyebilmek için Osmanlıca Türkçesi öğrenmek için kursa da giden Onaran, kitabını hazırlarken, TBMM kütüphanesi yanında, İstanbul Beyazıd Kütüphanesi ve İstanbul Barosu Kütüphanesi?ni de kullanmış. Bu titiz fikri takip çalışması sonunda, ortaya 1. Jöntürk (İttihad) ve 2. Jöntürk (Kemalist) dönemlerin politikalarının bu anlamdaki sürekliliğini de saptamış. Ermeni ve Elen halkının mallarının yağmalanma sürecinin, büyük kırım politikasının ekonomi-politik bileşeni olarak nasıl işlediğini resmi yazışmalara dayalı olarak Onaran?ın kitabında bulabiliyoruz.
Onaran, bu büyük kırım ve talan sürecinin kendi hayatındaki izdüşümlerine de kitabında yer veriyor:
?Köyde, yıllarca Ağanın tarlası diye bildim…
Ve sonra öğrendim…
-Ohannesler?in, evleri şordaydı…
O tarla da bizim köylü Ohannesler?inmiş…
Ama benim bildiğimde tarla Ağa?nındı.
Muş?da da böyle olmuştur…
Muş ovasındaki 105 Ermeni köyünün 35?ini Kürt Hacı Musa, 15?ini Fatkanlı Süleyman Ağa ve 15?ini de Dirboyi Cibri imha ederken, elbette Ermenilerin mallarına el koymuştur…? (sayfa 29)
Onaran, çalışmasının çerçevesini özetlerken şu vurguyu yapıyor: ?Cumhuriyetle birlikte Osmanlı?dan alınan ve uygulanan mevzuatın biri de Emvâl-i Metrûkeyle ilgili olanıdır.. Ermeni mallarının tasfiyesi amacıyla İttihadçı iktidarın Birinci Dünya Savaşı?nda Eylül 1915?te çıkardığı geçici tasfiye kanun-ı, ocak 1920?de yürürlükten kaldırılırken eylül 1922?de önce gizli ve ardından aleni celsede kabul edilen bir kararla yeniden yürürlüğe konur ve nisan 1923?de tam kanun kimliğine ulaşır..
Bu kanun Danıştay?ın başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından, 1961 Anayasası?na uygun bulunarak, kasım 1988 yılına kadar tam yürürlükte kalır..
Geçmişi 19. yüzyıla kadar giden ekonominin Türkleştirilmesi süreci aslında mülkiyetin Türkleştirilmesiyle başlar ve uygulanır..? (sayfa 31)
?GAVUR?UN MALI?
Sait Çetinoğlu, kitaba yazdığı önsözde, Onaran?ın tarif ettiği bu sürece atıf yaparak, ?Gavur malı deyimi de bu uygulamalardan kalmış olsa gerektir? diyor.
Onaran?ın, Ermeni ve Rum mallarının Türleştirilmesiyle ilgili olarak kitabında yer verdiği belgelerden sadece birini aktarmak bile, bu uygulamanın ne kadar yaygın bir teamül haline getirildiği göstermeye yetecektir. Emvâl-i Metrûke?nin satılmasıyla ilgili olarak İcra Vekilleri Heyete Reisi (Başbakan) Hüseyin Rauf?un Meclis?e gönderdiği tezkerede, İstanbul?daki Rum ve Ermenilerin mallarıyla ilgili gerekli iznin verilmesi istenir:
?TBMM Riyaseti Celilesine,
Memlekette kalmak ve memleketi terk etmek isteyen anasır-ı gayr-i Müslimden Rum ve Ermenilerin uhdelerinde bulunan Emval-i gayr-i menkuleleri dun (düşük) bir fiyatla devir ve ferağ ederek ellerinden tamamen çıkarmaları mübadele ve zarar ve ziyan mesailinin tatbiki hususunu müteassir (zor) bir şekilde ifrağ edeceği (sokacağı) kaviyyen melhuz bulunduğuna (olabileceğine) dair Maliye Vekaletinin 10 Kanun-ı evvel 1338 (10 Aralık 1922) tarihli tezkeresi İcra Vekilleri Heyeti?nin (Bakanlar Kurulu?nun) 10.Xll.1338 tarihli içtimaında (toplantısında) ledettezekkür (konuşuldu) Maliye Vekili İstanbul?daki ve sair mahallerdeki Rumlar?ın Emvâl-i gayr-i menkûllerini satmamaları hususunda da Sıhhiye Vekili muhalif kaldığından halledilmek üzere bu iki cihetin Meclis-i Aliye arzı takarrür (karar verme) etmekle ifayı muktazasiyle (gereken) neticesinin işarına (haber verme) müsaade buyurulmasını istirham eylerim efendim.? (sayfa 139)
Üzerinden bir yüzyıl geçmiş olmasına rağmen hala çözülememiş olan bu asırlık mülkiyet sorununun izini sürmek, bunu yaparken, öğretilmiş resmi tarih bilgisinin neleri örttüğünü de görmek bakımından Onaran?ın çalışması ufuk açıcı. Ayrıca bu alanda çalışma yapmayı düşünenler için de önemli bir başvuru kaynağı olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
11 NİSAN ANITI
?Büyük Felaket, o zamanki İttihatçı hükümetin aydınlara yönelik toplu tevkifatı ile, 11 Nisan 1915 tarihinde başladı, yazın ise tüm bir halkı girdabına alarak, binlerce yıldır yaşadıkları coğrafyadan adeta kazıyarak temizledi. 11 Nisan, bugünkü takvimimiz ile 24 Nisan tarihine denk düşüyor. HUŞARTSAN yani ?11 Nisan Anıtı? adlı kitap, bir anlamda 24 Nisan anmalarının da başlatıcısı oldu.?
Kitabın oluşumunda, kendisi de tehcire tabi tutulan, mucize olarak sağ kurtulan gazeteci ve yayıncı Teodik?in büyük katkısı nedeniyle, kapağında onun adı kullanılmış.
Belge Yayınları?nın Sahibi Ragıp Zarakolu, kitap için yazdığı önsözde, bu kitabın bir kopyasının daha önce Hrant Dink?e verdiğini de aktarıyor: ?Bir belge ve eski kitap kurdu, bu kitabın bir kopyasını Hrant?a verdiğinde, sanki dünyanın en büyük hazinesi kendisine verilmiş gibi hissetmişti Hrant. Kitabı hemen çevirtti. Ama sonra yine gizemli bir biçimde, birkaç önemli çeviri ve kendi araştırmalarının da yer aldığı bilgisayar çöktü. İçindekileriz kurtarmak için ne kadar büyük bir çaba harcadığını biliyorum. Ve kurtaramadığını da…?
Yayınlanmasıyla Hrant Dink?in de bir özlemi yerine getirilmiş olan kitabın önsözünün hemen ardından Hrant Dink ile ilgili bir bölüm yer alıyor. Yayınevi Ermeni aydınların bu coğrafyada yaşadıkları büyük kırımın hikayesine, anısı en sıcak olanı ile başlamış.
Kitabın ?Biyografik Bölüm? başlığını taşıyan ilk bölümünde 11 Nisan?ı yaşayan Ermeni aydınların biyografileri yer alıyor. Bu bölümde birinci kısımda ?İstanbul?dan Tehcir Edilenler? başlığının altında yer verilen Krikor Zohrab 1806?da İstanbul?da doğmuş. Hasköy?deki ?Şahnazaryan Okulu?nu bitirdikten sonra eğitimine Galatasaray Lisesi?nde devam etmiş. Aynı zamanda Ermeni edebiyatının gözde simalarından biri olan Zohrab, genç yaşta İstanbul Ermeni basınında yazmaya başlamış. Ermeni Ulusal Meclisi?ne Samatya?dan delege, Osmanlı Meclis-i Mebusanı?na da İstanbul Milletvekili seçildi.
1860?da Şebinkarahisar?da doğmuş olan Hatutyun Şahrigyan da, Zohrab gibi Galatasaray Lisesi mezunu. Osmanlı Meclis?i Mebusanı?na Üsküdar Mebusu seçilen ve hatta İttihat ve Terakki yöneticileri tarafından Devlet Şurası üyeliğine davet edilmiş olan Şahrigyan?ın, ?Devlet Reformu ve Toprak Sorunu?, ?Osmanlı İmparatorluğu?nun Düşününün Tarihi?, ?Islahat Sorunu? adlı yapıtları da bulunuyor. Ayrıca, ?Gayri Millileşme? adlı kitabı ise basılır basılmaz yok edilmiş.
KAZIDIKÇA ACILARIN FIŞKIRDIĞI BİR TARİH
Osmanlı Meclisi?nde de dahi yer almış ve pek çok önemli ürün vermiş Ermeni aydınların yaşadıkları kırımın anısına hazırlanmış olan bu çalışma, Ermeni okurlar için nasıl acı yüklü bir belge ise, Türk okurlar için de, kendisine öğretilmiş tarih ile gerçek arasındaki farkın devasa boyutlarını ve kendi tarihinin aslında başka ulusların büyük acılarının üzerine oturtulmuş bir tarih olduğunu da gösteren bir belge niteliğinde. Türkiye?de, okul sıralarında ilk öğretilen cümleler ile söylersek, ?varlığı Türk varlığına armağan edilenlerin?, bu acı tarihi, aslında hepimizin tarihi. Kazıdıkça altından, gizlenmiş bir sürü acı gerçeğin fışkırdığı bu tarih, bundan sonraki tarihimizin seyrini bizim belirleyebilmemiz açısından da öğrenmemiz ve yüzleşmemizin zorunlu olduğu bir tarih.

Kitabın Künyesi
Emval-i Metruke Olayı
(Osmanlı’da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi)
Nevzat Onaran
Belge Yayınları / Türkiye İncelemeleri Dizisi
2010 Yılı
606 sayfa

One Response to Emval-i Metruke Olayı (Osmanlı?da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi) ? Nevzat Onaran

  1. HANESYAN PUZANT diyor ki:

    Sayin Nevzat Bey, Agos gazetesinde Emval-i-Metruk’esinde Ermeni ve Rum Mallarinin nasil Türkleshtirimesinden söz ediyorsunuz. Dedelerim Malatya, Arapgir asilli ve 1840 senelerinin arshivlerine göre sülalemizin kurucusu Tateos Aga Hanesyan Malatyaninen zengin tüccarlarindandi(yüncülük ve kocabash hayvan ticareti) ve Hanesyan Ailesi’nin nufuzu Malatya Eyaletinde genish arazi,topraklariyla ve Istanbul’da Bankerlik yaparak sayili ailelerindendi. Merak ettigim konu ise Hasançelebi’de anlattiginiz bu Aile bizim Ailenin kishileri olmalari gerek. Tarihimize çok önem veren bir zat olarak (20.05.1954-Istanbul)isterdim sizinle bu konularak bagdashmak. Size nasil ulashabilirim ltf. Candan selamlar, Puzant

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>