Babalar ve Oğullar – İvan Sergeyeviç Turgenyev. Yeni ile eskinin, doğan ile ölmekte olanın, muhafazakarlıkla devrimciliğin karşı karşıya geldiği roman

Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Babalar ve Oğullar, yazarı Turgenyev’in de başyapıtıdır. Roman, Rusya’daki politik tarihin önemli bir noktasına ışık tutmasıyla beraber aynı zamanda nesiller arasındaki fikir ayrılıklarını acımasızca dramlaştırmasıyla da büyük önem taşır ve bu eksende yeni ile eskiyi, doğan ile ölmekte olanı, muhafazakarlıkla devrimciliği karşı karşıya getirir. Şiirsel bir gerçekçilik ile yarattığı ‘oğul’ Bazarov’un nihilizmini, ‘baba’nın tutucu romantizminin karşısına koyar. Turgenyev’in bu eseri geleneksel değerlerin tümüne karşı çıkan öfkeli genç karakterin edebiyat sahnesine ilk kez çıktığı romandır aynı zamanda. Romanın başkarakteri Bazarov bir devrimciydi. Turgenyev şöyle diyordu kendisini ve kahramanını savunmak için; “Eğer okuyucu Bazarov’u tüm kabalığıyla, kalpsizliğiyle, acımasız soğukluğuyla sevemediyse yineliyorum ki, ben suçluyum ve amacıma ulaşamadım demektir (…) Bazarov benim sevgili çocuğumdur, bu akıllı, bu kahraman kişi bir karikatür olabilir mi? Onun benim yarattığım tiplerin en sempatiklerinden olduğunu fark etmiyor musunuz? 0 iliklerine kadar demokrat, dürüst ve gerçekçidir (…) Romanım tümüyle ilerici bir sınıf olarak soylulara karşıdır. Pavel Petroviç’in, Nikolay Petroviç’in çehrelerine bakınız. Zayıflık, uyuşukluk ve dar kafalılık. Estetik duygu beni, konumu daha iyi açıklığa kavuşturabilmem için, soylu sınıfın özellikle en iyi temsilcilerini seçmeye zorladı: Kaymak böyle ise, süt nasıldır?”
Vladamir Nabokov’a göre, “Babalar ve Oğullar” Turgunyev’in en iyi romanı olduğu gibi aynı zamanda, on dokuzuncu yüzyılın da en başarılı romanlarından biridir. Turgenyev, kuşaklararası çatışmanın günümüzde hala geçerli, ama daha derin bir görünümünü gerçekçi romanın ilk örneklerinden biri olan eserinde ustalıkla anlatıyor.

Babalar ve Oğullar ilk kez 1859’da Rusya’da yayınlandığında radikal çevrelerle gelenekçi-muhafazakar çevreler romanı odak alarak birbirlerini oldukça sert ve karşılıklı yargılarla eleştirmişlerdir. Babalar ve Oğullar?ın konusu önemli ölçüde kuşaklararası çatışmalardır. Başka bir deyişle, kuşakları etkileyen akımların kavgasıdır romanda işlenen. Babaların değerlerine kesin bir dille karşı çıkan oğullar ve bu karşı çıkış karşısında şaşkına dönen babalar vardır. Bununla beraber babalar ürkek, kibar ve alabildiğine anlayışlı; oğullar ise reddiyeci, kaba ve alabildiğine anlayışsızdır. Elbette bu durum şimdiki roman geleneği için yeni bir şey değildir ancak bu çatışkının temelini atan kişinin Turgenyev olduğunu da ayrıca belirtmeliyiz.

Rusya’da Bitmeyen Batılılaşma Sancıları – A. Ömer Türkeş
(01/09/2006 tarihli Radikal Kitap Eki)

Turgenyev’in Rusya ile ilgili tezlerini cisimlendiren ‘Babalar ve Oğullar’, adından da anlaşılacağı gibi eski ve yeni arasındaki ilişkilerin kopukluk ve sürekliliklerin romanı.

Rus romanının parladığı 19. yüzyılda adı en çok anılan üç yazar Turgenyev, Tolstoy ve Dostovyevski’dir. Tolstoy ve özellikle Dostovyevski, büyüklüklerini günümüzde de koruyorlar. Ancak geçen zaman Turgenyev’in ününden çok şey götürdü. Oysa yaşadığı yıllarda Rusya’nın entelektüel ortamlarında fırtınalar yaratmakla kalmamış, eserleri Avrupa’da da hayranlık uyandırmıştı. Hayatının büyük bir bölümünü Rusya dışında geçiren Turgenyev’e duyulan bu hayranlıkta Fransa’nın -Flaubert, Edmond de Concourt, Alphose Daudet ve Emile Zola gibi- tanınmış yazarlarıyla kurduğu dostluğun etkisi vardır. Rus meslektaşlarıysa pek sevmemişlerdi onu; -romanlarıyla değil, ünü ve servetiyle- Dostovyevski tarafından takıntı derecesinde kıskanıldı. Ki bu takıntı Dostovyevski’nin Yer Altından Notlar’ına karikatürleştirilmiş bir Turgenyev portresi biçiminde yansımıştır. Tolstoy’la çekişmelerini ise düello etmeye kadar vardırmışlardı. Yine de, başta Puşkin, Lermontov, Gogol olmak üzere pek çok Rus yazarının yapıtlarının Avrupa dillerine çevrilmesini sağlayan Turgenyev’di. Gerek ele aldığı toplumsal meseleler gerekse de Rus Dili’nin gelişmesine yaptığı hizmetlerle Rus edebiyatının en büyük yazarları arasında sayılan Turgenyev’in en önemli romanı hiç kuşkusuz Babalar ve Oğullar’dır.

Taşrada bir nihilist
1859 yılı Mayıs ayında Rusya taşrasında Kirsanovlar’ın çiftliğindeyiz. Arkady Kirsanov, üniversite tahsilini bitirip babasını ziyarete gelir. Baba Nikolai Petroviç, serflerini azat etmiş, kendi halinde iyi niyetli bir insan. Arkady’nin annesi öldükten sonra yeniden evlenmemiş, Feniçka isimli genç bir köylü kızıyla yaşıyor. Arkady’nin amcası Pavel’se yıllar önce başından geçen kırık bir aşk hikâyesinden sonra çiftliğe çekilmiş emekli bir subay.
Arkady, baba evine çok değer verdiği arkadaşı tıp öğrencisi Bazarov’u da getirmiştir. Romanın ana karakteri Bazarov, Kirsanovlar gibi soylu değil; babası ‘alaylı’ diyebileceğimiz türden bir köy hekimi. Fiziksel görünüşüyle, hal ve tavırlarıyla dikkat çeken bu genç adamı asıl ilginç kılan özelliği savunduğu düşünceler. Kahvaltı sofrasında Arkady’nin açıklayacağı gibi, Bazarov, bir nihilist. Ne geçmişin değerlerine ne soylulara ne köylülere ne aşka ne de yaşlılara hürmet duyan, kendi inandıklarını açıkça dile getirmekten, karşısındakileri eleştirmekten çekinmeyen ve günlerini bilimsel deneylerle geçiren Bazarov, kısa sürede ev halkı üzerinde büyük etkiler yaratır. Nilolai Petroviç, oğlunun sevgili arkadaşının sözlerine içlenmekle yetinse de, Pavel Petroviç kendisini hakarete uğramış gibi hisseder. Onun yanında kendilerini rahat hissedenler, sadece Feniçka ve bebektir. Çünkü Feniçka “Bazarov’da bütün soylu kişilerde bulunan, insanı hem çeken hem de korkutan üstünlüklerin bulunmadığını” sezmiştir.
Bazarov, komşu çiftlikte oturan genç ve güzel dul Anna Segeyevna Odintsov’un da ilgisini çeker. Modern bir hayat tarzını benimsemiş gibi görünen genç kadının gösterdiği bu ilgi, Bazarov’da -hep reddettiği- aşk ateşini tutuşturacaktır. Ancak Anna’nın da çiğneyemeyeceği sınırları vardır. İlgisinin nedeni yeni bir hayat değil, merakıdır sadece; aslında rahatına düşkün, bencil bir kadındır. Aşkı kabul görmeyen Bazarov, misafirliğini bitirip baba evine döner. Kişilik yapısı radikal görüşleri savunmaya hiç müsait olmayan Arkady ise Anna’nın kız kardeşi Katya’ya evlenme teklif edecek ve Bazorov’un takipçisi olmaktan vazgeçecektir. O artık babası gibi şuurlu bir toprak sahibi, karısına bağlı bir koca, iyi bir vatandaş ama ileri görüşlere de sahip bir soylu adayıdır.

Kuşak çatışması
Kendisini çok seven anne ve babasının yanında da aradığını bulamaz Bazarov. Onu düşünce ve davranışlarına bakmaksızın seven bu iki yaşlı insanla ya da çevredeki köylülerle arasındaki yabancılığı aşamaz. Kendisini babasının hastalarına bakmaya ve tıp bilgisini arttırmaya verir. Ne var ki tifüsten ölen bir hastaya otopsi yaparken mikrop kapacak ve aynı hastalıktan ölecektir. Topluma duyduğu öfke ve küskünlük ölüm döşeğinde bile dinmemiştir…
Altı yüz sayfalık bu hacimli romanda pek çok karakter, karakterlerin eylemleri ve hikâyenin sonu simgeseldir. Turgenyev’in Rusya ile ilgili tezlerini cisimlendiren Babalar ve Oğullar, adından da anlaşılacağı gibi eski ve yeni arasındaki ilişkilerin kopukluk ve sürekliliklerin romanı. Hikâyenin, yazarın düşüncelerini ifade etmekte araçsallaşmasının edebi anlamda bir takım zaaflar yarattığını söylemeliyim. Karakterler arası çatışmaları ortaya koyan sahneler, yan karakterler, mekanlar birbirlerine sadece Bazarov üzerinden bağlanabiliyorlar. Ve hepsinden önemlisi roman karakterleri eylemlilik halinden ziyade düşünceleriyle vücut bulabilmişler. Turgenyev, “Kişilerini tanıtmak için hiçbir çabadan kaçınmaz; onları soyağaçları, belirti kişilik özellikleri ile donatır ama sonunda hepsini bir araya getirdiğinde, bir de bakarsınız ki masal bitmiş; bu yaratıkların başlarına romanın çevreni ötesinde her ne gelmesi gerekiyorsa hepsi ağır bir sonsözle hallediverilmiş ve perde inmiş (…) Olayların gelişimi boyunca, değişen olayların yanı başında yazar sürekli, roman kişilerinin hayatlarını budar ve geliştirir; bu arada da kişilerin ruhlarını, zihinlerini ve yaradılışlarını işlevsel örneklemelerle sürekli ortaya koyma kaygısı içinde.” Ama karakterlerin eylemlerine çok az yer verilmiş. Anlatılanlarsa hikâyeye fazla bir renk katamıyorlar; Turgenyev, etkili ve dramatik sahneler çizmekten sanki özellikle kaçınıyor. Aslında bu anlatım tarzını bütün romanlarında görmek mümkün; kimilerine göre eserlerinde Tolstoy’un hamasiliğinin veya Dostoyevski’nin ihtirasının bulunmayışı Turgenyev’in diğer iki yazara olan düşünsel üstünlüğündendir.

İlerici kesimlerin eleştirileri
Babalar ve Oğullar’ın yarattığı heyecan ve tartışmanın nedeni tam da bu düşünsel derinlikti. Turgenyev, o dönem Rus aydınının Batılı karakterini tahlil ederken kullandığı ‘nihilist’ terimi, bu terimin Rusya’da yaygınlaşmasını sağladı. Ancak Bazorov tiplemesi pek sevilmemişti; muhafazakârlara fazla yıkıcı, radikallere fazla karikatürize gibi gelmişti bu talihsiz delikanlı. Slavsever Rus muhafazakârlarının tepkisi anlaşılabilir. Turgenyev’i üzen ilerici kesimlerden gelen sert eleştirilerdi. Çünkü dinle, şiirle, vatanseverlilikle, liberallerle, tabiatla, aşkla alay eden kahramanı özelinde, nihilist terimini, yerleşmiş prensip ve hiçbir otorite tanımayan birini anlatmak için kullanan Turgenyev için Bazarov bir devrimciydi. Şöyle diyordu kendisini ve kahramanını savunmak için; “Eğer okuyucu Bazarov’u tüm kabalığıyla, kalpsizliğiyle, acımasız soğukluğuyla sevemediyse yineliyorum ki, ben suçluyum ve amacıma ulaşamadım demektir (…) Bazarov benim sevgili çocuğumdur, bu akıllı, bu kahraman kişi bir karikatür olabilir mi? Onun benim yarattığım tiplerin en sempatiklerinden olduğunu fark etmiyor musunuz? 0 iliklerine kadar demokrat, dürüst ve gerçekçidir (…) Romanım tümüyle ilerici bir sınıf olarak soylulara karşıdır. Pavel Petroviç’in, Nikolay Petroviç’in çehrelerine bakınız. Zayıflık, uyuşukluk ve dar kafalılık. Estetik duygu beni, konumu daha iyi açıklığa kavuşturabilmem için, soylu sınıfın özellikle en iyi temsilcilerini seçmeye zorladı: Kaymak böyle ise, süt nasıldır?”
Turgenyev’in savunması haklı mıydı? Bu soruyu basit bir ‘evet’ ya da ‘hayır’la kestirip atmak zor. Çünkü Rus entelektüelinin, ülkenin Batı karşısında gerilediğini hissettiği, Batıya karşı hem öfke hem hayranlık duyduğu sancılı bir dönemde yazılan Babalar ve Oğullar, kahramanı Bazarov ile birlikte döneminin zihniyetini bütünüyle yansıtır. Turgenyev’in idealize ettiğini sandığı insan tipi Rus halkının boş inançlarını ve cehaletini, soylu kesimin kofluğu ve züppeliğini teşhir ederek slavseverleri kızdırmıştı. Ama halkla ilişki kuramayan, köylüler tarafından alaya alınan, reddi mirası Puşkin’e kadar uzanan, aşka inanmadığı halde aşk acılarıyla kıvranan devrimci bir roman tipinin değişim yanlıları tarafından benimsenmesi de beklenemezdi. Tepkilerin haklı ya da haksızlığını bir kenara bırakalım. Edebi bir ürünün içeriğinin siyasi ve sosyal alana dolaysızca tercüme edilmesi ve bu denli tartıma yaratması bile dikkate değer.
Şimdi geriye doğru baktığımızda, sadece yirmi üç, yirmi dört yaşını süren bir gencin ettiği iri lafların arkasını pratikte dolduramamışlığını, tamamlanmışlık hissiyatını, dünyayı çiğneyip geçeceğine duyduğu öz güveni sevimli, sıcak ve sahici bulduğumu söylemeliyim. Üstelik kendisi eski ve yeni arasında salınan bir Rus entelektüeli olan Turgenyev’in kavrayamadığı ama gözlem ve sezgileri ile yakalayabildiği devrimci genç prototipi, yarım yüzyıl sonra Rusya’nın kaderini gerçekten etkileyecekti.
Yazı içerisinde mukayese etmekten özellikle kaçındım ama son bir söz olarak eklemek istiyorum; gerek Babalar ve Oğullar, gerek Bazarov gerekse de Rusyanın siyasi ve entelektüel ortamı size tanıdık gelmiyor mu?”

Yaz Klasikleri – A. Ömer Türkeş
(20/08/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Yaz aylarında hafif kitaplar okunur klişesi, arka arkaya yayımlanan klasik yapıtlarla kırılıyor. Lucas?ın Tarihi Roman adlı edebiyat incelemesi, Balzac?ın Lanetli Çocuk, Tolstoy?un Savaş ve Barış, Sadık Çubek?in Sabır Taşı, Stefan Zweig?in Clarissa romanları, Jack London edisyonları ve nihayet Rus edebiyatının başyapıtlarından Babalar ve Oğullar; iyi kitap okumak isteyenler için kaçırılmaz fırsatlar…
Sinemada, müzikte, resimde, edebiyatta ?klasik? payesine ulaşanlar, zamanın yıpratıcılığına dayanan, her çağda okuma, izleme, dinleme zevki veren yapıtlar. Ama böyle genelgeçer saptamalar kuşku uyandırıcı değil mi? ?Büyük bir hakikat iman edilmek için değil, eleştirilmek için vardır? demişti Nietzche. Klasiklerin büyüklüğüne dair iman sıkıntısı yok: Kurumların ve insanların nezdinde dokunulmazlığı, yüceliği var klasiklerin, onları okumak, hayatında bir tek kitap bile karıştırmayanların dahi ?iyi?liğini reddetmediği bir insani etkinlik… Eleştirisine girişmekse apayrı bir yazı konusu. Uzatıp tadını kaçırmadan kuşkuları diri tutacak birkaç soruyla yetinelim: klasik romanları, mesela 19. yüzyılın ?büyük? romanlarını hâlâ edebiyat tadı aldığımızdan mı, yoksa Batı kültüründe klasik olarak damgalandıkları için mi seviyoruz? Balzac?ı, Dostovyevski?yi, Tolstoy?u, Joyce?u, Proust?u ya da ?büyük?lerden her hangi birini beğenmediğimizi, usta bir eleştirmenden alıntı yapmadan yüksek sesle beyan etme cesaretine kaçımız sahibiz? Kaçımız Proust okumaktan sıkıldığını, Ulysses?i eline almadığını, Ivonhoe?yu çocukça bulduğunu, Don Quijote?u, Gulliver?in Gezileri?ni ya da Robenson Crueso?yu tam metninden hiç okumadığını, klasiklerin çoğunu sinema uyarlamalarıyla tanıdığını itiraf edebilir?

Nihilist bir adamın sergüzeşti
Şimdiye dek okumadıysanız ya da okumanızın üzerinden çokça zaman geçtiyse eğer, Turgenyev?in Babalar ve Oğullar?ını bu özenli yeni baskısı ile yeniden okumanın tam sırası. Rus edebiyatının önemli isimlerinden biridir Turgenyev. Başta Tolstoy ve Dostovyevski olmak üzere Rus edebiyatının pek çok önemli yazarıyla aynı tarihlerde yaşamış, dönemin eleştirmenleri tarafından hepsinin önüne konmuş, eserleri büyük heyecan yaratmıştı. Hayatının büyük bir bölümünü Rusya dışında geçiren Turgenyev, Fransa?nın -Flaubert, Edmond de Concourt, Alphose Daudet ve Emile Zola gibi- tanınmış yazarlarıyla da yakın dostluk kurmuş, eserleri Fransa?da da beğeni toplamıştı. Ne var ki, aradan bir yüzyıl geçtikten sonra Turgenyev romanları arasında Babalar ve Oğlullar dışında ?klasik? sıfatını yakıştıracağımız bir ikincisini sayamıyoruz. Bir zamanlar kıyaslandığı Dostovyevski?nin yanında Turgenyev ismi çok sönük kaldı.
Babalar ve Oğullar, arka planında Rus toplum hayatına dair meselelerin tartışıldığı hüzünlü bir aşk hikâyesi: 1859 yılı Mayıs ayında Rusya taşrasında Kirsanovlar?ın çiftliğindeyiz. Arkady Kirsanov, üniversite tahsilini bitirip babasını ziyarete gelir. Baba Nikolai Petroviç, serflerini azat etmiş, kendi halinde iyi niyetli bir insan. Arkady?nin annesi öldükten sonra yeniden evlenmemiş, Feniçka isimli genç bir köylü kızıyla yaşıyor. Arkady?nin amcası Pavel?se yıllar önce başından geçen kırık bir aşk hikâyesinden sonra çiftliğe çekilmiş emekli bir subay… Arkady, baba evine çok değer verdiği arkadaşı tıp öğrencisi Bazarov?u da getirmiştir. Romanın ana karakteri Bazarov, Kirsanovlar gibi soylu değil; babası ?alaylı? diyebileceğimiz türden bir köy hekimi. Fiziksel görünüşüyle, hal ve tavırlarıyla dikkat çeken bu genç adamı asıl ilginç kılan özelliği savunduğu düşünceler. Kahvaltı sofrasında Arkady?nin açıklayacağı gibi, Bazarov, bir nihilist. Ne geçmişin değerlerine ne soylulara ne köylülere ne aşka ne de yaşlılara hürmet duyan, kendi inandıklarını açıkça dile getirmekten, karşısındakileri eleştirmekten çekinmeyen ve günlerini bilimsel deneylerle geçiren Bazarov, kısa sürede ev halkı üzerinde büyük etkiler yaratır. Nilolai Petroviç, oğlunun sevgili arkadaşının sözlerine içlenmekle yetinse de, Pavel Petroviç kendisini hakarete uğramış gibi hisseder. Onun yanında kendilerini rahat hissedenler, sadece Feniçka ve bebektir. Çünkü Feniçka ?Bazarov?da bütün soylu kişilerde bulunan, insanı hem çeken hem de korkutan üstünlüklerin bulunmadığını? sezmiştir.
Bazarov, komşu çiftlikte oturan genç ve güzel dul Anna Segeyevna Odintsov?un da ilgisini çeker. Modern bir hayat tarzını benimsemiş gibi görünen genç kadının gösterdiği bu ilgi, Bazarov?da -hep reddettiği- aşk ateşini tutuşturacaktır. Ancak Anna?nın da çiğneyemeyeceği sınırları vardır. İlgisinin nedeni yeni bir hayat değil, merakıdır sadece; aslında rahatına düşkün, bencil bir kadındır. Aşkı kabul görmeyen Bazarov, misafirliğini bitirip baba evine döner. Kişilik yapısı radikal görüşleri savunmaya hiç müsait olmayan Arkady ise Anna?nın kız kardeşi Katya?ya evlenme teklif edecek ve Bazorov?un takipçisi olmaktan vazgeçecektir. O artık babası gibi şuurlu bir toprak sahibi, karısına bağlı bir koca, iyi bir vatandaş ama ileri görüşlere de sahip bir soylu adayıdır.
Kendisini çok seven anne ve babasının yanında da aradığını bulamaz Bazarov. Onu düşünce ve davranışlarına bakmaksızın seven bu iki yaşlı insanla ya da çevredeki köylülerle arasındaki yabancılığı aşamaz. Kendisini babasının hastalarına bakmaya ve tıp bilgisini arttırmaya verir. Ne var ki tifüsten ölen bir hastaya otopsi yaparken mikrop kapacak ve aynı hastalıktan ölecektir. Topluma duyduğu öfke ve küskünlük ölüm döşeğinde bile dinmemiştir…

Kuşaklar çatışması
Altı yüz sayfalık bu hacimli romanda pek çok karakter, karakterlerin eylemleri ve hikâyenin sonu simgeseldir. Turgenyev?in Rusya ile ilgili tezlerini cisimlendiren Babalar ve Oğullar, adından da anlaşılacağı gibi eski ve yeni arasındaki ilişkilerin -kopukluk ve sürekliliklerin- romanı. Hikâyenin yazarın düşüncelerini ifade etmekte araçsallaşmasının edebi anlamda bir takım zaaflar yarattığını söylemeliyim. Karakterler arası çatışmaları ortaya koyan sahneler, yan karakterler, mekanlar birbirlerine sadece Bazarov üzerinden bağlanabiliyorlar. Ve hepsinden önemlisi roman karakterleri eylemlilik halinden ziyade düşünceleriyle vücut bulabilmişler. Turgenyev, kişilerini tanıtmak için hiçbir çabadan kaçınmaz; onları soyağaçları, belirti kişilik özellikleri ile donatır ama sonunda hepsini bir araya getirdiğinde, bir de bakarsınız ki masal bitmiş; bu yaratıkların başlarına romanın çevreni ötesinde her ne gelmesi gerekiyorsa hepsi ağır bir sonsözle hallediverilmiş ve perde inmiş. Olayların gelişimi boyunca, değişen olayların yanı başında yazar sürekli, roman kişilerinin hayatlarını budar ve geliştirir; bu arada da kişilerin ruhlarını, zihinlerini ve yaradılışlarını işlevsel örneklemelerle sürekli ortaya koyma kaygısı içinde. Ama karakterlerin eylemlerine çok az yer verilmiş. Anlatılanlarsa hikâyeye fazla bir renk katamıyorlar; Turgenyev, etkili ve dramatik sahneler çizmekten sanki özellikle kaçınıyor. Aslında bu anlatım tarzını bütün romanlarında görmek mümkün; kimilerine göre eserlerinde Tolstoy?un hamasiliğinin veya Dostoyevski?nin ihtirasının bulunmayışı Turgenyev?in diğer iki yazara olan düşünsel üstünlüğündendir.
Babalar ve Oğullar?ın yarattığı heyecan ve tartışmanın nedeni tam da bu düşünsel derinlikti. Turgenev, o dönem Rus aydınının Batılı karakterini tahlil ederken kullandığı ?nihilist? terimi, bu terimin Rusya?da yaygınlaşmasını sağladı. Ancak Bazorov tiplemesi pek sevilmemişti; muhafazakarlara fazla yıkıcı, radikallere fazla karikatürize gibi gelmişti bu talihsiz delikanlı. Slavsever Rus muhafazakarlarının tepkisi anlaşılabilir. Turgenyev?i üzen ilerici kesimlerden gelen sert eleştirilerdi. Çünkü dinle, şiirle, vatanseverlilikle, liberallerle, tabiatla, aşkla alay eden kahramanı özelinde, nihilist terimini, yerleşmiş prensip ve hiç bir otorite tanımayan birini anlatmak için kullanan Turgenyev için Bazarov bir devrimciydi.
Rus entelektüelinin ülkenin Batı karşısında gerilediğini hissettiği, Batı?ya karşı hem öfke hem hayranlık duyduğu sancılı bir dönemde yazılan Babalar ve Oğullar, kahramanı Bazarov ile birlikte döneminin zihniyetini bütünüyle yansıtır. Turgenyev?in idealize ettiğini sandığı insan tipi Rus halkının boş inançlarını ve cehaletini, soylu kesimin kofluğu ve züppeliğini teşhir ederek slavseverleri kızdırmıştı. Ama halkla ilişki kuramayan, köylüler tarafından alaya alınan, reddi mirası Puşkin?e kadar uzanan, aşka inanmadığı halde aşk acılarıyla kıvranan devrimci bir roman tipinin değişim yanlıları tarafından benimsenmesi de beklenemezdi. Tepkilerin haklı ya da haksızlığını bir kenara bırakalım. Edebi bir ürünün içeriğinin siyasi ve sosyal alana dolaysızca tercüme edilmesi ve bu denli tartıma yaratması bile dikkate değer.

Turgenev’in ?Babalar ve Çocuklar? Üzerine – Ö. Aydın Süer

Turgenev, Babalar ve Çocuklar?ı 1860?da, Kırım Savaşı?nın serf Rusyası?nın güçsüzlüğünü ve geriliğini gösterdiği bir sırada yazmıştır. Bu savaşın yenilgi ile sonuçlanması, Rus toplumunda başlayan bölünmelerin de belirginleşmesine neden olmuştur. Bir yanda Çernışevskiy ve Dobrolübov?un önderliğini yaptığı, Rusya?nın kurulu düzende hiçbir ilerleme gösteremeyeceğini, köklü bir değişimin gerekliliğini savunan demokratlar, diğer yanda halktan kopuk, ayrıcalıklı yaşamlarını sürdüren, toplumda olagelen değişimleri fark edemeyen, rahatlarını kaçıracak her türlü değişikliğe cephe alan soylu toprak beyleri ve çarlık yönetimi bu bölünmede iki ana grubu oluşturmaktaydı.

Turgenev?in romanı işte böyle bir ortamdaki düşünsel çatışmaları yansıtmaktadır. Roman ilk kez 1862?de, tutucu bir dengi olan ?Russkiy Vestnik?de yayımlanmıştır. Rus yazınında Babalar ve Çocuklar kadar üzerinde tartışılan ve değişik biçimlerde yorumlanan başka bir roman yoktur denilebilir. Örneğin romanın yayımlandığı ?Russkiy Vestnik? dergisinin yazıişleri müdürü M. Kat- kov, Turgenev?i Bazarov?un üstün yönlerini abartmakla suçlarken, demokrat ?Sovremennik? (Çağdaş) dergisinin yazarı M. A. Antonoviç, Turgenev?in romanda Bazarov?un kişiliğinde genç kuşağı acımasızca, hatta yıkıcı bir biçimde eleştirdiğini öne sürmüştür. Turgenev?in aile dostu, tüm kitaplarını basılmadan önce eleştiren Annenkov, Bazarov?un kişiliğinde yıkıcı bir Moğol, bir Cengiz Han gördüğünü açıklar .(1)

Tanınmış eleştirmen Lunaçarskiy ise Bazarov?un Rus yazınının ilk olumlu kahramanı olduğunu belirtir.

Günümüzde de sürmekte olan bu suçlama ve tartışmaları daha iyi değerlendirebilmek için romanı birkaç kez dikkatle okumak, ?babalar? ve ?çocuklar?ın özelliklerini o dönem Rusyası?nın tarihsel ve toplumsal koşulları ışığında yansız bir biçimde gözden geçirmek, en önemlisi de, yazarın romanı ve kahramanı üzerine neler düşündüğünü bilmek gerekmektedir.

Romanın başında Turgenev bizi köyle ve köy yaşamıyla tanıştırmaktadır: ?… yarı yarıya göçmüş ve kararmış damların altındaki ufak birkaç kulübeden oluşmuş köyler… sıvaları yer yer dökülmüş, tuğladan ya da ahşap kiliseler… yolda rastladıkları köylüler de pılı pırtı içindeydiler ve cılız, bitkin atlara binmişlerdi… zayıf ve pis inekler, açlıktan kurumuş, hendeklerin kenarındaki otları hırsla kopartıyorlardı.?2 (2) İşte köy yaşamı bu denli iç karartan çizgileri yansıtmaktadır. Soylu çocuğu Arkadiy bile bu görünüm karşısında ?Hayır,… burada refah diye bir şey yok; ne bolluktan bir iz var ne de çalışmadan. Bu böyle gidemez, tümden değişmesi gerek… Ama nasıl yapacağız bunu, neresinden başlamalı işe?? diye düşünmekten kendini alamaz.

Bazarov?un kişiliğini ele almadan önce ?babalardan, yani Kirsanov?lardan, özellikle de Pavel Petroviç Kirsanov?dan söz etmek gerekir. Kırk beş yaşlarında, İngiliz gibi giyinen, Avrupalı gibi davranan, sık sık yabancı kökenli sözcükler kullanan yakışıklı bir adam, bir general çocuğudur. Davranışları ve konuşmasıyla Baza- rov?u güldürmektedir. Bazarov ?köy yerinde o ne züppelik? diyerek duygularını belirtir. Bazarov?a göre o, ?eski bir kalıntı?, ?eski bir romantik?tir. ilkeleri ise elini kavuşturup oturan bir adamın kendi kendini haklı göstermesinden ibarettir. Gençliğinde sosyetenin sevgilisi olmuş, daha sonra bir kadına vurulmuş, peşinden yıllarca koşmuş, gençliğini boşa harcamıştır. Geçmişini yitirmekle de her şeyini yitirmiştir, çünkü geçmişten elinde hiçbir şey, ne bir eş, ne bir çocuk, ne de olumlu bir yapıt kalmıştır. Yaşamının bu karanlık döneminde kardeşi Nikolay Petroviç?in çiftliğine yerleşmiştir. Özellikle İngilizce kitaplar okumakta, yaşamını Avrupalı gibi düzenlemeye çalışmaktadır. Eski kafalı toprak sahiplerini ılımlı görüşleri ile korkutmakta, ama yeni kuşak temsilcilerinden de uzak durmaktadır, ancak çevresindekiler ona, eski çapkınlığından, her zaman en iyi otelin en iyi odasında kalmasından, nereye gitse yanında gümüş bir tuvalet çantası ve portatif banyo küveti taşımasından dolayı saygı göstermektedir. Sözün kısası o, Rusya?daki serf düzeninin ürünü olan asalak, halktan kopuk bir bey örneğidir. Görünüşte köylüleri sever, ama onlarla konuşurken yüzünü buruşturup kolonya koklar. Bazarov?a göre o işe yaramaz bir adamdır ama, Galignani?yi okuyup ayda bir köylünün birini kırbaçtan kurtardığı için kendisini gerçekten bir eylem adamı sanmaktadır.

Amerikalı yazın tarihçisi V. Yefremov, Turgenev?in, Kirsanov?ların kişiliğinde insancıl, akıllı ve kültürlü soyluların ve beylerin en iyi temsilcilerini çizdiğini öne sürmektedir.(3) Ona göre Kirsanov?lar olumlu tipler, Bazarov ise arsız ve bencildir. Yefremov bu yargıya varırken, Turgenev?in kendi yarattığı tipler için neler düşündüğünü bilmezden gelmektedir. Turgenev, Kirsanov?lar üzerine 14 Nisan 1862?de K. K. Sluçevskiy?e yazdığı mektupta şunları belirtir: ?Romanım tümüyle ilerici bir sınıf olarak soylulara karşıdır. Pavel Petroviç?in, Nikolay Petroviç?in çehrelerine bakınız. Zayıflık, uyuşukluk ve darkafalılık. Estetik duygu beni, konumu daha iyi açıklığa kavuştura bilmem için, soylu sınıfın özellikle en iyi temsilcilerini seçmeye zorladı: Kaymak böyle ise, süt nasıldır??

Zaten romanın sonunda Pavel Petroviç?in kendisi için söylediği sözler çok ilginçtir: ?Beni bir soylu züppe olmakla suçlayan Bazarov?a hak vermeye başlıyorum. Hayır, aziz kardeşim, ne derler, ne düşünürler kaygısını bırakalım artık. Biz yaşını başını almış insanlarız; bu dünyanın gösteriş merakını bir yana bırakmanın zamanıdır, bak göreceksin, bunun karşılığında mutluluk kazanacağız.? Bu sözler Pavel Petroviç?in kendi yaşam ve düşünüş biçimini yadsıdığını kanıtlamaktadır.

Birçok araştırmacının dikkatini çekmemiş olmasına karşın, Arkadiy?nin kişiliği ve Bazarov?la ilişkileri oldukça önemlidir. Arkadiy Kirsanov bir soylu çocuğudur. Zayıf ve kolay etki altında kalan bir kişiliğe sahiptir. Kendi çabasıyla bir dünya görüşüne sahip olmak yerine, Bazarov?un görüşlerini körü körüne kabul etmek ona daha kolay gelmektedir. Sözde soylulara karşı olmakla birlikte, hiçbir zaman ilerici bir eylem adamı olamayacaktır. Bazarov bunu hemen fark eder. Kesin bir biçimde birbirlerinden koptuklarında ona şunları söyler: ?Sen bizim acı, sert, yalnız varlığımıza göre değilsin, içinde ne atılganlık, ne de kin var… Senin gibileri, söz gelişi, kalkıp dövüşemezler… ve kendilerini iyi insanlar olarak düşünürler… Ama biz dövüşmek diyoruz da başka bir şey demiyoruz. Bizim tozumuz gözlerini kör eder senin, çamurumuz kirletir… Sevimli bir çocuksun sen; ama çok yumuşak, liberal bir küçük soylusun.? (4)

Zaman Bazarov?u haklı çıkarır. İlerici eylemlerden vazgeçen zayıf iradeli Arkadiy, bu kez de genç karısının etkisi altına girer ve romanın sonunda başarılı bir toprak beyi olarak karşımıza çıkar.
Bazarov romanda Rus toplumunda belirmeye başlayan materyalist dünya görüşünün temsilcisidir. Turgenev, bu yeni insanların ortaya çıkışını fark etmiştir. Bazarov, Turgenev?i şaşırtan bir tip olan doktor D.?den esinlenerek yaratılmış, yani yaşamdan alınmış bir tiptir. Onda Turgenev?in Bazarov?a verdiği yalnızca olumlu özellikler değil, olumsuz, hoş olmayan özellikler de bulunmaktaydı. Bazarov soylu Kirsanov?lardan farklı olarak bir soylu değil, bir ?hekim? çocuğudur. Bu ?hekim? unvanı o devir Rusyası?nda küçümsenen bir sıfattır. Bazarov toplumun aşağı kesiminden gelmiş, kişisel çaba ve iradesiyle yetiştiği çevrenin dar kalıplarından, köh¬ne alışkanlık ve inançlarından sıyrılabilmiş, güçlükle öğrenimini tamamlamış kültürlü bir gençtir. Bu, onun konuşmasında, giyiminde, çevresi ile olan ilişkilerinde hemen ortaya çıkmaktadır. Soyluları kendisine düşman görmekte ve küçümsemektedir. Uşaklar ise ona hemen bir yakınlık duymakta, onun kendilerinden birisi olduğunu anlamaktadırlar. Bazarov toplum olaylarını dikkatle izlemekte, kendisini topluma yön verebilecek bir kişi olarak görmektedir. Rus yazınının, kendisinden önce yarattığı, güçlerini nereye yönelteceklerini bilemeyen kahramanlarından farklıdır. Pisarev, Bazarov?u ?gereksiz kişiler?le kıyaslarken: ?Peçorinlerde bilinçsiz bir irade, Rudinlerde iradesiz bir bilinç vardır. Bazarovlar- da ise hem irade, hem de bilinç vardır; düşünce ve eylem onlarda bir bütün olarak birleşmektedir,? demektedir.

Bazarov ne istemektedir? Ne gibi bir alternatif ortaya koyabilmektedir? Neyi yadsımaktadır? Bazarov serf Rusyası?nın düzenini değiştirmek istemektedir. Ona göre, aklı evveller, ilerici, reformcu denen kişiler hiçbir şey başaramamışlardır. Kendilerini saçma sapan şeylerle, sanat tartışmaları ile, bilinçsiz yapıtlarla, parlamentoculukla, baro ile oyalayıp durmuşlardır. Bazarov?a göre toplumun bütün kurumlarını, otoritelerini, ilkelerini yadsımak gerekmektedir. Bazarov kendilerinin sanıldığı kadar az olmadıklarını, kolay kolay ezilmeyeceklerini ortaya koyar. Onlar ortalığı temizleyeceklerdir, gerisi önemli değildir. Bu düşüncelerde, Turgenev?in ?o bir nihilist olarak adlandırılıyorsa, bunu devrimci olarak okumak gerekir?(5), sözünün anlamı ortaya çıkmaktadır.

Bazarov?a göre, ?Puşkin okumakla bir yere varılamaz?, ?iyi bir kimyacı bir ozandan yirmi kez daha yararlıdır?, ?Rafael beş para etmez?. Bazarov ayrıca Nikolay Petroviç?in çello çalması ile de alay eder. Bazarov?un sanata ilişkin bu görüşlerinde aşırılık göze çarpmaktadır. Bu aşırılığı, düşünce ve anlayışların tam bir değişime uğradığı devrelerdeki aşırılık olarak algılamamız gerekir.
Aynı biçimde, doğayı da başka bir gözle görmektedir. Ona göre doğa, ?bir iş yeri, insan da orada çalışan bir işçidir?. Bu yüzden doğa, Bazarov?a göre romantik duyguların ortaya çıktığı bir yer değil, araştırılmaya, incelenmeye yarayan bir kaynaktır.

Bazarov deneyle ulaşılamayan bilim dışı hiçbir şeyi kabul etmemektedir. ?Gök gürlediği zaman halk îlyas Peygamberin arabası ile gökyüzünde dolaştığına inanır. Ben de onlara uyayım mı?? der. Zaten Bazarov?un en üstün yanı da doğa bilimlerine olan sonsuz inancıdır. Özellikle tıp, zooloji, botanik gibi bilimlerle uğraşması ona bu inancı aşılamıştır.

Bazarov?a göre evlilik de gereksizdir. Arkadiy?e ?Demek hâlâ nikaha önem veriyorsun. Senden beklemezdim bunu,? demektedir.

Bazarov aşkı da yadsımaktadır. Fakat Odintsova ile karşılaştığında bu yanlış inancı da değişime uğrar, güçlü ve tutkulu bir aşk yaşamaya başlar. Bazıları bunu Bazarov?un tam bir yenilgisi olarak gösterseler de, bu aslında en insanca duygunun Bazarov?da da ortaya çıkışından başka bir şey değildir. Aşkında yenilgiye uğrayan Bazarov, kendisini Pavel Petroviç gibi kapıp koyuvermez, kısa zamanda toparlanır. Bu, onun irade gücünün de bir belirtisidir.

Birçok eleştirmen Bazarov?un anne ve babasına karşı acımasızca davrandığını ileri sürerek onu nankörlükle suçlarlar. Bunu ileri sürerken de, Bazarov?un anne ve babasının yanında kalmaktan sıkılışını ve onları biricik oğullarını yanlarında görebilme mutluluğundan yoksun bırakışını vurgulamaya çalışırlar, ilk bakışta gerçek gibi görünen bu durum da tartışılabilir. Bazarov çetin bir yaşam okulundan geçmiştir ve artık anne ve babasının dizi dibinde oturarak onların okşamalarını ve güzel sözlerini bekleyecek yapıda değildir. Bazarov, düşünce ve eylem adamıdır ve yerinde duramayan özgür bir kişiliğe sahiptir. Aslında anne ve babasını çok sevmektedir. Bunu ölürken açıkça belirtir: ?Onlar gibi insanları tüm dünyada mumla arasanız bulamazsınız.?
Bazarov halkı idealize etmez. Fakat onun geriliğini, boş inançlarını ve cehaletini hoş bir şey olarak gören soylulara karşıdır. Bazarov?un ilerici düşüncelerinde de halktan kopukluk göze çarpar. O bireycidir. Örneğin, kendisini hiçbir zaman anlayamayacak olan köylüler için özveride bulunmayı gereksiz saymaktadır. Ama Bazarov gibiler zamanla bu bireyciliklerinden sıyrılacak ve halkla tam olarak bütünleşebilecek olan Solomin gibi aydınların bir habercisidir.

Bazarov romanın sonunda tifüslü bir köylüyü tedavi ederken hastalığa yakalanarak ölür. Burada önemli olan, Bazarov?un yararlı bir işle uğraşırken yaşamını yitirmesidir. Kendisinden önce gelen Rudin, Peçorin gibi kahramanlar hiçbir olumlu etkinlik gösteremeden ölüp gitmişlerdir. Bazarov bu açıdan da onlardan üstündür.

Pavel Petroviç?le yaptığı düelloda da Bazarov?un kişiliğinin olumlu yönleri ortaya çıkar. Pavel Petroviç yaralandıktan sonra, ona olan bütün hıncını unutan Bazarov, yarasını tedavi etmeye başlar. Bunu da özellikle Pavel Petroviç?in gururunu incitmeyecek bir içtenlikle yerine getirir.
Bazarov?un romanın sonunda ölmesini Pisarev bize şöyle açıklar: ?Turgenev, Bazarov?un nasıl yaşadığını ve neler yapabileceğini gösteremeden nasıl öldüğünü göstermektedir. Turgenev henüz oluşmakta olan ve yalnızca zamanın ve olayların açıklığa kavuşturabileceği bir tipi tamamlayamazdı.?

Birçok olumsuz yönüne karşın Bazarov yine de soylulardan üstün bir kişidir. Yazarın sempatisi de Bazarov?un yanındadır. Bunu Turgenev?in romanı üzerine yapılan tartışmalara verdiği çeşitli yanıtlardan anlayabiliriz. ?Eğer okuyucu Bazarov?u tüm kabalığıyla, kalpsizliğiyle, acımasız soğukluğuyla sevemediyse yineliyorum ki, ben suçluyum ve amacıma ulaşamadım demektir.(6) Bazarov benim sevgili çocuğumdur, bu akıllı, bu kahraman kişi bir karikatür olabilir mi?(7) Onun benim yarattığım tiplerin en sempatiklerinden olduğunu fark etmiyor musunuz?(8) O iliklerine kadar demokrat, dürüst ve gerçekçidir. ?(9)

Bazarov her şeye rağmen o devir Rusyası?nın ve yazarın anlayamayacağı bir kahramandır. Turgenev onun henüz Rusya?ya gerekli olmadığını, yalnız ve yok olmaya mahkûm bir tip olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Bir soylu olarak, her ne kadar soylu sınıfın çöküşünü ve Rusya?daki toplumsal gelişmeleri izlemekteyse de, Turgenev Bazarov yapısındaki kişilerin Rusya?yı aydınlık günlere götürebileceğine inanmamaktadır. Fakat bu romanda, bazı eleştirmenlerin savunduğu gibi, ?Baba?ların değil, ?Bazarov?larm, yani ?çocukların? yanındadır. Fakat bu yandaşlıkta, soyluluğun getirdiği bir sınırlılığın varlığı da yadsınamaz.

Turgenev, Rusya için yararlı olabilecek gerçek olumlu kahramanı ancak on yıl sonra, Ham Toprak romanının kahramanı Solomin?in kişiliğinde yaratabilecektir.

Notlar
(1) Pis?mo î. S. Turgeneva k Sluçevskomu (Turgenev?in Sluçevskiy?e Mektubu).

(2) İ. S. Turgenev, Otsı i Deti (Babalar ve Çocuklar), Leningrad, 1965.
(3) V. Yefremov, Oçerki po İstorii Russkoy Literaturı XIX. veka (XIX. Yüzyıl Rus Ede¬biyatı Üzerine Gözlemler), Washington, s. 174.
(4) İ.S. Turgenev, Otsı i Deti, Leningrad, 1965, s. 177.
(5) Pis?mo î. S. Turgeneva k Siuçevskomu.
(6) A.G.Y
(7) îz Pis?ma 1. S. Turgeneva k A. P. Filosofovoy (I. S. Turgenev?in A. P. Filosofova?ya Mektubu).
(8) Iz Pis?ma 1. S. Turgeneva k M.E. Saltıkovomu (I. S. Turgenev?in M. E. Saltıkov?a Mektubu).
(9) Pis?mo I. S. Turgeneva k. Sluçevskomu

Kaynak Kitabın Künyesi
19. Yüzyıl Rus Edebiyatı Üzerine Yazılar
Ö. Aydın Süer
Evrensel Basım Yayın / İnceleme Dizisi
Kapak Tasarımı : Savaş Çekiç
İstanbul, 2006, 1. Basım
175 s

Kitabın Künyeleri
Babalar ve Oğullar
İvan Sergeyeviç Turgenyev
Çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu
Can Yayınları
2010
256 sayfa

***
Babalar ve Oğullar
İvan Sergeyeviç Turgenyev
Önsöz: İvan Sergeyeviç Turgenyev
Önsözü Çeviren: Kaya Genç
Sonsöz: Vladimir Nabokov
Sonsözü Çeviren: Ayşe Nihal Akbulut
Çeviren: Leyla Soykut
İletişim Yayınları
Baskı: 3.Baskı Aralık 2009, İstanbul (1.Baskı Ağustos 2006, İstanbul)
Sayfa : 335

İvan Sergeyeviç Turgenev’in Yaşam Öyküsü
İvan Sergeyeviç Turgenev 28 Ekim 1818’de Orel kentinde doğar. Babası soylu bir ailedendi, fakat yoksul düşmüşlerdi. Süvari albayı baba Turgenev, Spasskoye malikanesinin sahibi, yaşlı bir kadın olan, Varvara Petrovna Lutovina ile evlenir. Bu evlilikten İvan doğar. Okumuş, eğitime, kültüre düşkün fakat bir o kadar da sert olan annesi, suç işleyen toprak kölelerini acımasızca cezalandırır, kırbaçlatır. Turgenyev’in fikirleri bu durumlar yüzünden küçük yaşta şekillenmeye başlar. Aile 1827’de Moskova’ya göç ettiğinde Turgenev özel okullarda eğitim görüp, özel öğretmenlerden dersler alır. Henüz bir çocukken; Almanca, İngilizce ve Fransızca’yı anadili gibi konuşmaya başlar. Daha sonra Moskova ve Petersburg üniversitelerinde okur. Felsefe fakültesini iyi derecede bitirir.

Daha sonra Almanya’ya gider. Berlin Üniversitesi’ne girer ve Almanya’da 4 yıl süreyle kalır. Tarih, klasik filoloji dallarında çalışmalar yapar, Yunanca ve Latince öğrenir. Yurduna döner ve Petersburg Üniversitesi profesörlük sınavını kazanır. O dönemde Alman felsefesi ülkede benimsenmediği ve kuşku ile bakıldığı için ders verme olanağına kavuşamaz. 1842 yılı Turgenev için dönüm noktasıdır. O sırada Rus eleştirmen Belinski ile tanışır. Belinski’nin dialogta olduğu insanlar toprak köleliğine karşı duran aydın kesimidir. İlk yazınsal denemeleri dışında ilk ciddi çalışmaları 1842’ye rastlar. Seçtiği yol; Puşkin’in ortaya attığı ve Gogol’ün geliştirdiği gerçekçiliktir. Onu üne kavuşturan ilk yapıtı “Bir avcının notları” adını taşıyan dizidir, 1880 baskısında bu kitap 25 öykü içerir. Öykülerin konuları; toprak ağası ve köylünün yaşayışı, içinde bulunduğu koşullardır.

Turgenev 1852 yılında Gogol’ün ölümü üzerine Turgenev bir yazısını kaleme alır, sansürün yasakladığı bu yazı Moskova dergilerinde çıkınca, tutuklanır ve bir ay hapiste yatar. Bundan sonraki bir yıl boyunca da polis gözetiminde yaşar. 1855 yılından sonra büyük romanlarını yayımlamaya başlar. Bu romanlarda tıpkı annesi gibi; kültürlü çiftlik sahiplerini canlandırır ve tümünde evrimci-liberal bir dünya görüşünü vardır. 1862 yılından sonra yayımladığı her romanında ise eleştirmenlerin saldırılarına maruz kalır. Turgenev iki yıl kadar süren bir hastalıktan sonra, 3 Eylül 1883’te Fransa’da Paris yakınlarındaki Bougival kasabasında ölür. Cenaze töreni aynı yılın 9 Ekim’inde Petersburg’ta yapılır.

Edebiyat dünyasına damgasını vuran ve Nihilizm’in temel taşı varsayılan romanı Babalar ve Oğullar’ın konusu 1859’da geçer. Epilogu ise toprak köleliğinin kaldırılmasından (1861) sonraki dönemi anlatır. Bu dönemde Rus yaşayışının en önemli sorunu olan; serflik ilişkilerinin insana aykırılığını, feodal-aristokrat Rusya’nın yıkılışını, yeni burjuva-demokratik güçlerin yükselişini gerçekçi biçimde yansıtır. Babalar ve Oğullar’da reformist akımla, radikal akımın çatışmasından oluşan nihilizmi vurgular. Bu roman için Dostoyevski gibi bir aydın edebiyatçının bile; romanın kahramanı nihilist Bazarov için “uydurma bir kişi” demesi bile romanlarının farklılığını kanıtlar.

Eserleri
Bir Avcının Notları(1852-Öykü)
Rudin(1855-Roman)
Asilzade Yuvası(1855-Roman)
Arefe(1858-Roman)
Babalar ve Oğullar(1862-Roman)(nihilizm konusunda yazılmıs ilk roman)
Tuğbay(1867-Öykü)
Ham Toprak(1876-Roman)
Duman(1870-Roman)
Bozkırda Bir Kral Lear (1870-Öykü)
İlk Aşk (roman)

One Response to Babalar ve Oğullar – İvan Sergeyeviç Turgenyev. Yeni ile eskinin, doğan ile ölmekte olanın, muhafazakarlıkla devrimciliğin karşı karşıya geldiği roman

  1. isimsiz diyor ki:

    Bana kitapta olayların geçtiği yerler lazım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>