Sihirli Fasulye masalı, Hans Christian Andersen

Bir zamanlar bir köyde yoksul ve dul bir kadın yaşarmış . Tembel bir oğlu varmış , hep parasız kalırlarmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını satmaya karar vermiş. Bu bir inekmiş. İneği oğluna teslim etmiş pazara yollamış.
Delikanlı pazara giderken yaşlı bir kadına rastlamış, kadın çocuğun yanına gelmiş ve ” Bana bu ineği verirsen karşılığında sana çok değerli şeyler veririm,” demiş. Sonra cebinden beş fasulye tanesi çıkarmış.
“Fasulye tanesi mi?” demiş delikanlı , biraz da bozulmuş aslında.”Ama bunlar sihirli ” demiş yaşlı kadın. O öyle deyince bu iş delikanlının aklına yatmış, biraz da tembel olduğu için pazara kadar yürümekten kurtulduğunu düşünmüş.Hemen geri dönüp eve doğru yürümeye başlamış. Evin kapısına geldiğinde, elindeki fasulyeleri annesine gösterip, olanları anlatmış. Ama annesi o kadar çok kızmış ki, fasulyeleri aldığı gibi camdan dışarı fırlatmış. Oğlanı da bir güzel azarlamış.
Sabah olunca odasının camından dışarı bakan delikanlı gözlerine inanamamış. Yatak odasının penceresinden, dışarıda bir bitkinin hızla büyüdüğünü görmüş. Bu ne bir ağaç, ne de dev bir ayçiçeğiymiş; göğe doğru büyümüş bir sırık fasulyesiymiş. Delikanlı hemen pencereden sarkıp fasulyeye tutunmuş ve tırmanmaya başlamış. Bir yandan ?işte sihirli fasulye oluyormuş bak, diye söyleniyormuş.

Gökyüzüne doğru tırmanmış, tırmanmış. Fasulyelerin bittiği yerde bulutların üstünde bir yere çıkmış. Uzun çayırlar görmüş, çok uzakta da kocaman bir ev görmüş. Delikanlı evin yanına gidip kapıyı çalmış. Kapıyı bir kadın açmış.
“Çok açım, bana yiyecek bir şey verebilir misiniz ? ” diye sormuş delikanlı.
“Bak sana yiyecek bir şeyler veririm ama dev kocam gelince ortadan kaybolman gerek. Çünkü çocuklara hiç dayanamaz, onları hemen yer.”
Delikanlı tam bir şeyler yemek üzere sofraya otururken dışarıdan birinin gür bir sesle şunları söylediğini duymuş:
Çocuk kokuyor burası. Yerim ben o çocukları, ham diye atarım ağzıma,yaparım kendime yemek.
“Fırına saklan. Hemen!” demiş kadın delikanlıya. Sonra da kocasına, “Ne çocuğu hayatım, dün kediye verdiğim et parçalarının kokusunu aldın herhalde,” diye seslenmiş.
Yemekten sonra dev kese kese altınlarını saymaya başlamış. Kısa bir süre sonra altın saymaktan yorulup uykuya dalmış. Delikanlı saklandığı yerden çıkıp bir kese altın almış. Keseyi sihirli fasulyesinden aşağıya atmış, ardından fasulyenin sırığına tutunarak aşağıya inmiş.
Altınları annesine vermiş, bir süre annesiyle birlikte çok mutlu yaşayıp gitmişler ama birkaç ay sonra ellerindeki tüm altınlar bitmiş. Delikanlı tekrar sihirli fasulyeye tırmanarak devin yaşadığı ülkeye gitmiş.
Devin evine gelen delikanlı, devin karısından yemek istemiş yine. Kadın onu içeri almak istememiş ilk önce ama sonra dayanamamış.
Çok geçmeden dev çıkagelmiş çok neşeliymiş ve şarkılar söylüyormuş. Bunu duyan delikanlı hemen yine fırına saklanmış.
“Ne çocuğu, ” demiş devin karısı. “Dün yediğin etin kokusunu duydun herhalde. Sen yemeğini yemene bak!” Yemeğini bitirdikten sonra dev, karısına, “Bana tavuğumu getir,” demiş. Karısı hemen tavuğu getirmiş. “Yumurtla!” diye emretmiş dev ve delikanlının hayret dolu bakışları altında tavuk altın bir yumurta yumurtlamış. Dev biraz oynamış bu altın yumurtlayan tavukla. Ondan sonra uyuyakalmış masanın başında. Bizim delikanlı tavuğu da alıp evine götürmüş.
Delikanlı ile annesi böylece zengin olmuşlar.Artık bir elleri yağda, bir elleri balda yaşayıp gidiyorlarmış. Aradan bir yıl geçmiş, delikanlının aklı hep gökyüzündeymiş ve şansını bir kez daha denemeye karar vermiş fasulyesine tırmanmış. Bu sefer eve, devin karısına görünmeden girip, bir bak dolabın içine saklanmış.
Dev girmiş içeri. “Tam tim tom. Nereden geliyor bu çocuk kokusuuu diye bağırmış.
“Şuradaki büyük tencerenin içinde olabilir? demiş karısı.
Delikanlı orada değilmiş tabii ki. “Buralarda bir yerde, eminim,” diye gürlemiş dev, ama karısıyla birlikte evin altını üstüne getirmelerine rağmen onu bulamamışlar.
Bu sefer dev yemekten sonra altın bir harp çıkarmış ortaya. “Söyle!” diye emretmiş ve harp ninniler söyleyip onu uyutmuş. Dev mışıl mışıl uyurken , bizim delikanlı harpı kaptığı gibi kaçmaya başlamış.”İmdat!” diye bağırmış harp. Dev peşine takılmış. Delikanlı sihirli fasulyeden aşağıya inmeye devam ederken harp hala, “İmdat!” diye bağırıyormuş. Dev delikanlının peşinden sırık fasulyesine atlamış.
Delikanlı aşağıya ulaşınca, “Anne! Çabuk bir balta getir,” diye bağırmış. İkisi birlikte sihirli fasulyeyi baltayla kesmeye başlamışlar ve dev faulyeden aşağı düşüp ölmüş.

Annesi ve delikanlı o günden sonra mutlu bir hayat sürmüşler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Arşivler