Faşizmin Anatomisi – Robert O. Paxton

Faşizmin Anatomisi “?faşizmi iş başında izleyelim; en baştaki gelişmelerden, yarattığı nihai felakete kadar ve toplumla oluşturduğu karmaşık etkileşim ağının içinde… Sıradan vatandaşlar ve faşizme yardım etmiş ya da ona direnememiş bütün politik, toplumsal, kültürel ve ekonomik güç sahipleri bu hikâyenin bir parçasıdır. İşimiz bittiğinde, faşizme uygun bir tanımı daha iyi verebiliriz belki.”

Faşizm iktidara geldiği ülkelerde de,

Türkiye ve Ermeni Hayaleti – Guillaume Perrier, Laure Marchand

Türkiye ve Ermeni HayaletiKanayan bir yaranın üzerinde barış inşa edilebilir mi? Fransız tarihçi Pierre Vidal-Naquet “inkârcılık bizzat soykırımın devamı, hatta en incelikli, nihai evresidir,” diyor. Buna göre, Türk resmî görüşü de, inkâr politikasıyla yaranın kapanmasına engel oluyor. Bir yandan Ermenistan’la oynanan futbol maçlarındaki dostluk girişimleri, bir yanda Sevag Balıkçı olayı? Fransa’da inkâra karşı çıkartılan yasa? Hrant Dink cinayeti? Her ikisi de gazetelerinde Türkiye muhabirliği yapan Guillaume Perrier

Fişlemenin Kısa Tarihi – Hüseyin Aygün

Fişlemenin Kısa Tarihi Fişleme, neredeyse dünyanın her yerinde kullanılan bir izleme ve yönetme metodu. 21. yüzyıla gelindiğinde internetin ve dolayısıyla bilgi ağının genişlemesi, bu metodun devletler tarafından sık başvurulan bir alan haline gelmesini sağladı. Giderek genişleyen bu alanın kontrolü ise yine devletler tarafından sağlanmaya çalışılıyor.

Türkiye’de fişleme ise devlet idelojisinin resmi araçlarından

Yılmaz Güney / Bir Çirkin Kral – Turhan Feyizoğlu

Yılmaz Güney / Bir Çirkin KralElinizdeki kitap bugüne kadar Yılmaz Güney hakkında yayımlanmış en kapsamlı kitaptır. “Çirkin Kral”ı yalnız sanatçı kimliğiyle değil, devrimci, yurtsever, entelektüel ve mücadeleci yanıyla da görürüz. Yaşadığı dönemde, kendi direnme yöntemlerini geliştirip bu uğurda yasaklara ve baskıcı zihniyete karşı mücadele etmiş, bunun bedelini de yüreklice ödemiştir.

“Hey gidi günler hey! Hepinize selam. Hiçbirinizi unutmadım. Ölünceye kadar da unutmayacağım.” sözleriyle

Bu kitaplar insan derisiyle kaplı…

Pahalı ve eski kitapları bir araya getiren büyük kütüphanelerde her daim garip bir yan vardır. İnsanların fısıldayarak konuştuğu bu ortamı yapay bir sessizlik kaplar. Toz kokusu ise sürreal bir hava yaratır. Söz konusu garip kütüphanelerse şüphesiz hiçbir yer, Harvard Üniversitesi’yle boy ölçüşemez.

Çünkü birkaç yıl önce bu kütüphanede bulunan üç kitabı, diğerlerinden ayıran bir şey fark edildi. Onların deri kaplaması, diğerlerine benzemiyordu. Yapılan araştırmalar da gösterdi ki,

Yok Yere Yaygara: Kavuşabilmek İçin Ayrılanlar, Gülebilmek İçin Ağlayanlar, İyilere Işık tutan Kötüler. William Shakespeare

William Shakespeare’in Yok Yere Yaygara (Much Ado About Nothing): “Kavuşabilmek İçin Ayrılanlar, Gülebilmek İçin Ağlayanlar, İyilere Işık tutan Kötüler” adlı komedi türündeki oyunun ilk basımı 1598?de yapılmıştır. Daha sonra 1623 yılında Shakespeare’in oyunlarının ilk toplu basımı olan “First Folio?da yer almıştır. Shakespeare oyunun konusunu, Ariosto?nun, Orlando Furioso’su ile Bandello’un bir hikâyesinden almış. Oyun 1613’te sarayda da oynanmış. Günümüze ulaşan belgelerden, Yok Yere Yaygara’nın, yazılışından sonra uzun süre sevilen bir oyun olarak kaldığı ve hatta uyarlamaların yapıldığı anlaşılıyor.

Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu – Taner Timur

Osmanlı Devleti, “Doğu Sorunu” başlığı altında 19. yüzyıl diplomasisinin başlıca çatışma alanı oldu. Doğulu kimliğini giderek kaybeden, fakat “ıslahat” ya da “çağdaşlaşma”yı da bir türlü başaramayan Osmanlı toplumu, bu yüzyılda her köşesini arşınlayan bir gezginler ordusunun hayal gücünü kamçıladı. Dahası, çok sayıda düşünür ve bilim adamının gözlem ve analizine de malzeme teşkil etti. Öyle ki bunlar arasından, Auguste Comte gibi, Osmanlı devlet adamlarına reform tasarıları sunanlar bile çıktı. Oysa bu konuda en nüfuz edici çözümlemeleri,

Gökyüzü gibi herkesindi şiiri: Bedri Rahmi Eyüboğlu

Resim ve şiirleriyle tanınan Eyüboğlu, yozlaştırılan günümüz sanatında, geçmişin yitirilmiş ve rafa kalkmış tartışmalarından sıyrılıp, hâlâ kendine yer buluyor.
?Öyle bir sanat ki, onu hiçbir sınır durduramasın, gümrük kapılarında sürünmesin, mabed eşiklerinde aşınmasın, kütüphanelerin raflarında beklemesin.??

Mavi gezi bir ağaçtır/Dalları deniz./Mavi gezi bir bahçedir/Gülleri deniz./Mavi gezi bir gelindir/Telleri deniz./Mavi gezi bir beşiktir/Bebeği deniz.

Sevgili Aziz Nesin, kitaplarınızı nasıl yazarsınız?

? Kitaplarınızı nasıl yazarsınız, efendim?
Kâğıtlara eski yazıyla yazarım.

?Yani daktilo kullanmaz mısınız?
Kullanırım ama sonra kullanırım. Önce kâğıda el yazısıyla eski Türkçe olarak yazarım. Sonra onu gözden geçirip bir başka kâğıda yeniden eski Türkçe olarak yazarım. Ondan sonra daktiloyla yazarım. Sonra bunu da bikez daha daktiloda yazarım. Yani enaz dört kez yazıyorum.

- Bir şeyi en az dört kez yazmak sizin çapınızda bir yazar için çok olmuyor mu?