Darağacına Mektuplar (Deniz / Yusuf / Hüseyin) – Serpil Çelenk Güvenç

Serpil Çelenk Güvenç ?Darağacına Mektuplar?da, 1971?den itibaren, 12 Mart muhtırası, idam ve infazlarının basında yankılanışını, yani 12 Mart?ta gerçekleşen idam ve katliamların, yerli ve yabancı basındaki yansımalarını sunuyor. Kitap, bir toplumsal bellek çalışması olduğu kadar, basının darbe karşısındaki ibretlik tavrını gözler önüne sermesiyle de dikkat çekiyor diyebiliriz. Zira buradaki belgeler, sağ yayın organları ve yazarlarının tümünün, 12 Mart askeri cuntasından yana tavır aldıkları, Deniz Gezmiş , Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan?ın idamlarını olumladıkları, idam kararı veren mahkemelere alkış tuttukları görülüyor.

O Mahur Beste Çalar – Attilâ İlhan

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi – Jamie Lincoln Kitman

Kurşunlu Benzinin Gizli TarihiArabanıza “kurşunsuz” benzin alıyorsunuz. Gönlünüz rahat değil mi? Ama aslında benzinden kurşunu arındırmıyorlar. Birilerinin düşünceli davranarak benzinde doğal yollarla oluşan kurşunu sizin için çıkardığını varsaymanız çok normal. Gelgelelim yanılıyorsunuz. Birileri koymadığı sürece benzinde kurşun zaten yoktur. Bu birileri de, bundan yaklaşık doksan yıl önce Amerika’nın önde gelen şirketlerinden başkası değildi; yani General Motors (GM), Du Pont ve (bugün Exxon olarak bilinen) Standard Oil-New Jersey. Bu şirketler bir araya geldiler ve sırf kârlarına kâr katmak maksadıyla bu meşhur zehri, kurşunu, benzinin içine kattılar.

Darağacında Üç Fidan – Nihat Behram “Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık!”

1968’ler. Tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, “Gerçekçi ol, imkansızı iste, ” diye haykırdığı günlerdi. Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye’de yükseklere taşıdılar. ABD’ye, NATO’ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.

Gazetelerin Tiraj Tablosu (28 Nisan – 04 Mayıs 2014 haftası)

tirajGazetelerin Tiraj Tablosu (28 Nisan – 04 Mayıs 2014 haftası)

?Bir fasit dairedir zulüm?

Bir Fasit Daire Berna Durmaz?Ne yüzler ne insanlar gelir geçer de bir zulüm kalır yeryüzünde. Bir fasit dairedir zulüm, kuyruğunu yutmuş yılan… Döner döner tekrarlanır, döner döner tekrarlanır, döner…?

Baki olan zulmün kendisidir; insanın insana, hayvana, tabiata zulmü bitmez. Zalimler, diktatörler, zorbalar gelir geçer de zulüm, yer ile gök arasında mıh gibi çakılı kalır.
Kimlikleri ile aşağılanan Çingeneler (Roman, Kıpti, Mıtrıp, Kareçi, Cingane, Şopar, Cono…)

Postmodern yeşilçam romanı

Şehrazat Ömer AyhanÖmer Ayhan yeni romanı Şehrazat?la Türk sinema tarihinden bir kesiti günümüze taşıyor. Yeşilçam?ın altın çağı olarak nitelenen 60?lı yılların kayıp filmlerine kapı aralayan romanda, dönemin sosyal ve politik yapısına dair ironik göndermeler öne çıkıyor.

Halit Refiğ?in 1964 yılında çektiği ve halen kayıp olan kültleşmiş filmi Şehrazat?ı arayış öyküsü gibi başlıyor roman. Bir yanıyla gerçek bir kayıp öyküsünden yola çıkarken, gizemli bir kurmaca duygusu inşa ediyor Ayhan.

Yazarlık tekniği üzerine on üç tez: Walter Benjamin?den değişmeyen öğütler

Walter BenjaminÖyle görünüyor ki yazma zanaati ile ilgili her usta yazarın kendine özgü bir sırrı var, ama bunların içinde belki de en kalıcıları Alman edebiyat eleştirmeni, filozof, deneme yazarı Walter Benjamin?inkiler. İşte, Benjamin?in yazarlık tekniğine ilişkin olarak sunduğu on üç temel ilke:

1 . Büyük bir iş için kolları sıvayan kişi kendine karşı merhametli olmalı, ancak sonraki çalışma öncesinde ön yargılı olmasını engelleyecek hiçbir şeyi de yadsımamalı.

Karl Marx kendini hangi edebi kahramana benzetiyordu

Karl Marx, dava arkadaşı F. Engels?e gönderdiği mektupta kendisini bir hikáye kahramanına benzettiğini yazdı. Marx, hangi ünlü yazarın, hangi eserinin kahramanıyla özdeşleşmişti? Neden kendini ona benzetmişti? Gelin 1867 yılının 16 Ağustos gününe gidelim…

TARİH 16 Ağustos 1867, Londra.

Saat 02.00.

Karl Marx geceleri çalışıyordu hep.