Gençler I. Dünya Savaşı’nı Tartışıyor: Farklı Ülkelerin Ders Kitaplarında Cihan Harbi

Gençler I. Dünya Savaşı’nı Tartışıyor: Farklı Ülkelerin Ders Kitaplarında Cihan HarbiLiseliler İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Almanya, Türkiye, ABD, Polonya, Sırbistan, Ermenistan, Hollanda, Belçika’nın ders kitaplarındaki Cihan Harbi bölümlerini tartıştılar.

Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yılı dolayısıyla Tarih Vakfı ve Orient-Institut İstanbul’un düzenlediği “Osmanlı Cephesinde Yeni Bir Şey Var: Cihan Harbi’ne Yeniden Bakmak (1914-1918)” başlıklı uluslararası konferansın son gününde “Gençler I. Dünya Savaşı’nı Tartışıyor: Farklı Ülkelerin Ders Kitaplarında Cihan Harbi” başlıklı atölye çalışması gerçekleşti.

Tarih Vakfı ve farklı liselerin işbirliğiyle Saint Pulcherie Lisesi’nde düzenlenen atölyede Üsküdar Amerikan Lisesi, Sainte Pulcherie Fransız Lisesi, Robert Kolej, Alman Lisesi, Getronagan Ermeni Lisesi ve Sainte Joseph Fransız Lisesi’nden öğrenciler sunumlar yaptılar ve tartıştılar.

Eren Gündoğdu İngiltere; Elif Öztan, İdil Cihangir ve Pelin Tekin Fransa, Osman Yıldız Rusya; Emre Kurultay İtalya; Cengiz Taner, Canberk Akçan Almanya; İrem Karhanlı ve Nazlı Deniz Uzun Türkiye; Deniz Vural ABD; Alinda Ohotski Polonya, Aybüke Şahin Fransa; Selin Altunkara, Arlin Tunç ve Tais Aslan Ermenistan; Katya Paus Hollanda ve Belçika’daki ders kitaplarında yer alan Birinci Dünya Savaşı bölümlerine dair konuştular.

Liseliler sunumlarını on iki farklı ülkenin ilk ve orta öğretim ders kitaplarında Birinci Dünya savaşı ile ilgili bölümleri Türkçe’ye çevirip belirli kriterler doğrultusunda inceleyerek hazırladı.

Sunumlarda kitaplar ele aldıkları konular, perspektif, metin analizi, görsellerin kullanımı, öğrenci odaklı olup olmaması başlıklarıyla ele alındı.

Tarih Vakfı Başkan Yardımcısı Vangelis Kechriotis ve Vakıf Başkanı Bülent Bilmez de atölyede değerlendirmeler yaptı.

İngiltere

Üsküdar Amerikan Lisesi’nden Eren Gündoğdu incelediği İngiltere’de 11. Sınıf tarih kitabından yola çıkarak hazırladığı sunumunda şu noktalara değindi.

* Konular İngiltere endeksli. Metin analizinde ise orijinal ve bilimsel bir dilin kullanıldığını görüyoruz. Farklı ülkelerden tarihçilerin, siyasilerin farklı görüşleri sunuluyor. Avrupa ve Britanya endeksli bir perspektif var.

* Sosyal, kültürel ve iktisadi tarihe de yer verilmiş. Toplumsal sorunları anlatmak için edebiyattan, görsellerden yararlanılmış.

* Oldukça savaş karşıtı. Milliyetçilik eleştirisi var. Genç bir Fransızın savaşa gittikten sonra “Keşke burada olsaydınız’ diye coşkulu şekilde yazdığı mektuba Alman ve İngiliz askerlerinin mektupları eşlik ediyor. Mektupların altında ‘Üç asker de bir ay olmadan ölmüştür’ diyerek öğrenciye milliyetçiliğin yanıltıcı olabileceğini göstermeye çalışıyor.

* Poster, harita, resim, kaynaklarda alıntılar, karikatürler ve profillere de yer veriliyor. Öğrenciye analitik düşünce platformu sağlıyor

* Ülkeler arası politika kısa, savaştan neden kaçınılması gerektiği örnekleniyor. Bizim kitapta öğrenci askerden kaçan olup olmadığını bilmiyor. Bizdeki sorular ‘Okuduğunu anladın mı?’ şeklinde.

Fransa

Sainta Pulcherie Lisesi’nden Elif Öztan, İdil Cihangir ve Pelin Tekin lise son ve orta ikide okutulan iki ders kitabı üzerine hazırladıkları sunumu paylaştı.

* Lise sonda okutulan 383 sayfa kitabın 16, orta ikide okutulan 512 sayfa kitabın 16 sayfası Birinci Dünya Savaşı’nı anlatıyor.

* Dil objektif kullanılmaya, tarafsız bir tutum sergilenmeye çalışılmış. Metin altı sorular öğrenciyi empoze ettirici değil sorgulatıcı.

* Batı cephesine ağırlıklı ve Avrupa merkezli. Neredeyse yalnızca Fransa’nın başarı kaydettiği Verdun cephesinden bahsediliyor, Doğu cepheleri yok.

* İnsan ve toplum odaklı. Kahramanlıklardan daha çok Fransız askerlerinin çektiği acılara yer verilmiş. Sskerlerin yazdıkları mektuplar var ancak Avrupa merkezli.

* Karikatür, dergi kapakları, sosyal mesaj içerikli afiş ve posterler oldukça yeterli. Savaşı kötüleyen bir dilin kullanılıyor, kahramanlıklardan çok savaşın acıları ve trajedileri ele alınıyor. Sorular öğrencinin kendi fikrini oluşturmasına yardımcı.

Rusya

Robert Kolej’den Osman Yıldız Rusya’da 9. Sınıfta kullanılan ders kitabına dair incelemesini paylaştı.

* 400 sayfanın 10 sayfasında Birinci Dünya Savaşı var.

* Dilde ‘biz ve onlar’ gibi şeyler yok, ülke adları var. Çardan ve bolşeviklerden bahsedilmiyor. Almanya ve Fransa karşıtı taraf tutmuş gibi. Ruslar saldırdıkları zaman ‘toprak alıyor ya da hakimiyet kuruyor’, Almanlar ise ‘ezip geçiyor, talan ediyorlar’.

* Verdun cephesiyle ilgili ‘Rusya Fransızlara yardım edip onlara zaman kazandırmıştı ama Fransızlar yardım etmek için hiç acele etmediler, bir tane büyük operasyon düzenlemediler” deniyor.

* Farklı perspektiflere yer veriliyor. Metin arası resimlere çok yer verilmemiş, resimler kitap sonunda.

* Duygu katılmamış, ezici ya da yüceltici hiçbir sıfat kullanılmıyor.

İtalya

Üsküdar Amerikan Lisesi’nden Emre Kurultay İtalya’da liselerde okutulan üç ciltlik kitabın son 30 sayfasında yer alan bölüme dair incelemesini paylaştı.

* Geniş bir konu seçimi var. 11 üst başlıkta toplanmış. Alt başlıkların daha çok tutulması daha kolay kavrayışa yardımcı olmuş. İtalya’nın savaşa girmesine ve kendi ülkelerinin durumuna daha fazla yer verilmiş.

* Kronolojik sıra ile anlatılmış. Nefret söylemi ya da suçlayıcı, yanlı üslup yok. Daha çok uzlaştırıcı ifadeler yer alıyor.

* Olabildiğince objektif ama tek ağızdan anlatılmış. Kimin hangi cephelerde yendiğinden çok ekonomik ve sosyal sebepler ile sonuçları üzerinde durulmuş.

* Ulusal ve küresel anlatım olarak iyi bir denge sağlamış ama konu dağılımda İtalya’nın savaşa girme sebebi ve savaşta üstün olduğu durumlara daha çok yer verilmiş.

* İnsan ve toplumun öne çıkarılmasına çalışılmış, savaşın insan ve toplum üzerindeki kötü etkileri görsellerle desteklenmiş ama esas odak noktaları devlet ve yöneticilerde kalmış.

* Savaş lehine ifadelere yer verilmiyor. İnsanlık için zor bir durum olduğun yansıtmış. Birinci Dünya Savaşı’nın kaçınılmaz olmadığı vurgulanıyor.

* Fotoğraf, karikatür, temsili resim, harita ve posterlere yer verilmiş. Sorularla öğrenciyi konuya dahil etme çabası var.

Almanya

Alman Lisesi’nden Cengiz Taner ve Canberk Akçan’ın Prenzlau Yüksek Lisesi 10. sınıfta okutulan kitaptan hazırladıkları sunumu Taner sundu.

* Savaşın sebepleri ve patlak verişi, savaşın gidişatı ve etkileri, barış anlaşmaları ve Milletler Cemiyeti gibi bölümlerde ele alınıyor.

* Dil bir hayli tarafsız. Üniten başlarında kavramlar var. Burada olayların arka planı ve karikatürlerle öğrenciye düşünme fırsatı bırakılıyor.

* Farklı perspektiflere yer verilmiş. Diğer kitaplara kıyaslayınca küresel ancak tek başına ele aldığımızda ulusal kalmış. Alman savaşlarına ve Sovyet Devrimine yer ver vermesi buna örnek.

* Siyasilerin yazışmaları devlet odaklı kısmı gösteriyor. Alman askerlerin yazdığı mektuplar, halkın gıda durumu, hastalıklar gibi halk odağı da var.

* Emperyalizm ve Milliyetçilik görülmüyor ancak propaganda afişleri kitapta mevcut.

* Bölüm sonlarındaki ana kaynaklar bölümünde Alman kaynaklar çoğunlukta. Öneri kaynaklarda farklı ülkelerden örnekler yer alıyor.

* Savaşın neden ve sonuçları Türkiye’de kitapta nedenler maddeler şeklinde geçerken Alman kaynaklarında geniş bölümlerle geçiyor.

Türkiye

Saint Pulcherie Lisesi’nden İrem Karhanlı ve Nazlı Deniz Uzun Türkiye’de 10. Sınıf ve 11. Sınıf tarih kitaplarını inceledi.

* 10 sınıfta 220 sayfada 13 sayfa savaşa ayrılmış, yedi sayfası Ermeni meselesine ilişkin. 11. Sınıf kitabında 225 sayfada dört sayfa Birinci Dünya Savaşı’na ayrılmış.

* Metinler tek elden çıkmış anlatımla ele alınmış. Sorgulamaya yönlendirmeyen sorular yer verilmiş. Metin öğrencilerin düşüncelerini geliştirmesinden çok doğru kabul edilen bilgilerin öğrencilerden kabul görmesini amaçlıyor.

* Haritada sadece Osmanlı devleti verilmiş, sadece Osmanlını savaştığı cephelerden söz edilmiş. İki istisna; genel ve özel nedenler verilirken dolaylı olarak ülkelerin görüşlerinde bahsediliyor.

* Ermeni meselesinin ‘savaş döneminde yaşanmış bir tehcir olduğunu, soykırım iddialarının asılsız olduğu’ görüşünü dile getirmiş.

* Farklı görüşlere yer verilmemiş.Milliyetçilik ve militarizm ön planda. Görseller yetersiz. Toplumu anlatan tek görsel de Birinci Dünya Savaşı’na ilişkin değil. Öğrenci odaklı değil.

ABD

Robert Kolej’den Deniz Vural iki derste okutulan iki kitaba dair hazırladıkları sunumu paylaştı. Her okulda farklı kitabın okutulduğunu belirten Vural, liselerde seçmeli ders olarak okutulan iki kitabı incelediklerini açıkladı.

* Dünya Tarihi kitabında 843 sayfanın 11 sayfasında Birinci Dünya Savaşı yer alıyor. Savaşın kendisinden çok etkileri üzerinde duruluyor.

* Farklı perspektiflere yer verilmiş. Tarafsız ve küresel bir anlatım var. Toplum odaklı, devletten bahsedilirken de savaş sonrası devlet düzenin nasıl geliştiği ve bunun toplumu nasıl etkilediği anlatılıyor.

* Birçok haritaya yer verilmiş burada Avrupa dışındaki cepheler de görülüyor. Savaşın korkunçluğunu ve topluma olan etkisini gösteren resimler var. Öğrenci merkezli bir kitap.

* Avrupa Tarihi adlı kitapta ise dil suçlayıcı ve taraflı. ABD yüceltiliyor. Yine de farklı ülkelerin savaş hakkındaki görüşlere yer verilmiş.

* Yönetici sınıfa, devlet diplomasisine daha çok önem verilmiş ama toplumdan da bahsediliyor.

Polonya

Robert Kolej’den Alinda Ohotski Polonya’da dokuzuncu sınıflarda okutulan kitabı inceledi.

* Yaklaşık 200 sayfalık kitabın beş sayfasında Birinci Dünya Savaşı yer alıyor. Konular kronolojik sırayla akıyor.

* Tarafsız olmaya çalışmış, yorum görülmüyor, sıfat kullanmaktan kaçınmış. Ancak kullanılan materyaller taraflı olmasına neden oluyor. İtilaf devletlerinden kaynak yok. Tek bir birinci kaynak var.

* Olaylara sayılar üzerine kurulu. Ölen Polonyalının sayıları var ama sonucunda toplumda yol açtığı sonuçlar yok. Anlatım basit.

* Farklı perspektif yalnızca Alman bir mareşalin gönderdiği resmi yazıda görülüyor.

* Genelde küresel bir yaklaşımı var. Yalnızca 1918’de Rusya ile imzalanan anlaşma sonucunda Polonya’nın bağımsız olması ve 390 Polonyalı’nın ölmesinde ulusal bir yan var.

* İtilaf ve İttifak grupları şeklinde inceliyor. Olayların Avrupa üzerindeki sonuçlarından bahsediyor.

* Savaş ve anlatımları devlet odaklı. Savaşın sonuçlarında kadınların çalışmaya başlaması ve seçme ve seçilme hakkı isteme gibi toplumsal değişikliklerde yer veriliyor. Devlet ve toplum odağı eşit değil.

* Neden sonuç üzerinden gitmesi öğretmenin konuyu kapsamlı şekilde anlatmasına öğrencinin de kendi düşüncelerini oluşturmasına katkı sağlıyor.”

* Türkiye’deki MEB kitabı Polonya’dakine göre daha taraflı, ulusal ve milliyetçi.

Sırbistan

Üsküdar Amerikan Lisesi’nden Aybüke Şahin Sırbistan lise genelinde işlenen ve savaşa 28 sayfa yer veren kitaba dair incelemesini paylaştı.

* Kronolojik bir anlatım var, Sırbistan bazlı olmasının yanı sıra itilaf ve ittifak devletlerine yer veriyor. Birinci ve ikinci Fas krizine önemli yer vermiş.

* Sırbistan’ı yücelten bir dil yok. Ansiklopedik bir bilgiyi anlatır gibi, öğrenciye soru yöneltme yok. Bu açıdan Öğrenci merkezli bir kitap değil. MEB bu kitabın yanında çok daha öğrenci merkezli kalıyor, konu değerlendirmeleri, sorular ve görsel malzemeler konusunda.

* Farklı görüşlere yer verilmemiş, düz bir anlatım var.

* Toplumsal bilgiler verse de devletçi yanı ağır basıyor. Haritalardan cepheler, orduların ilerleme sistemleri görülüyor. Fotoğrafların çoğunluğu cephelerden. Toplumsal yaşam dair örnekler az. Ancak kadınların durumu ve kadın haklarına özel bir yer ayrılmış.

* Saraybosna Katliamı’nı objektif anlatıyor. Avusturya ve Macaristan’la aralarında olan savaşlar daha fazla anlatılmış.

* Propaganda posteri, biyografi, harita ve fotoğraflar var. Biyografiler çoğunlukta. Tek satırda adı geçen bir albayın dahi biyografisini görebiliyoruz. Çok fazla cephe fotoğrafları var.

Ermenistan

Getronagan Ermeni Lisesi’nden Selin Altunkara, Arlin Tunç ve Tais Aslan Ermenistan’da 11. Sınıflarda okutulan “Dünya Tarihi” ve “Ermeni Tarihi” başlıklı iki kitaba dair incelemelerini sundu.

* Dünya Tarihi kitabında İkinci Dünya Savaşı 20 sayfada beş başlık şeklinde ele alınmış. Savaşa genel bir çerçeve sunuyor.

“Savaşın sonuçlarında insani ve maddi kayıplara yer veriliyor. İnsani kayıplarda savaş karşıtı bir dil var, maddi kayıplar kısmında ekonomik yıkımlara, yıkılan şehirlere, kaybolan kültürlere yer verilmiş.

“Nefret söylemi içermiyor, suçlayıcı, ötekileştirici değil. Farklı görüşlere yer verilmemiş, hikaye edilerek anlatılmış.

* Küresel bir yaklaşımla anlatılmış. Hem devlet hem insan odaklı. Milliyetçilik, şovenizm, yabancı düşmanlığı olumsuzlanıyor. Milyonlarca insanın sosyal bakımdan felakete sürüklendiği, kıtlık yaşandığı söyleniyor.

* Savaşı kötülüyor, istila savaşları gibi kavramlarla emperyalizmi eleştiriyor, bağımsızlık mücadelelerini meşru görüyor, milliyetçilik olumsuzlanıyor, devletin kutsallaştırılmasına karşı çıkıyor.

* Birinci elden kaynaklara yer verilmemiş. Görseller genelde savaş ortamını yansıtıyor, az sayıda ve küçük. Öğrenci odaklı değil, sorular düşündürmeye teşvik etmiyor anlattığını geri alma çabasında.

* Ermeni Tarihi kitabında ise 350 sayfada 18 sayfa Birinci Dünya Savaşı’na ayrılmış. Jöntürklerin politikaları ve uygulamaları sonucu Ermeni halkının başına gelenleri anlatıyor. Ermeni Gönüllü Hareketi’ne de değinildikten sonra Ermeni Soykırımı’nın neden ve sonuçları ssk gün sorgulama
ayrıntılarıyla yer alıyor.

* Soykırım anlatımında dahi ötekileştirici, acite eden ifadeler yok, nefret söylemi hakim değil. Savaşı emperyalist ve gayrimeşru buluyor, küçük devletlerin bağımsızlık mücadelelerini meşru görüyor.

* Görseller az ve küçük, kitap öğrenci merkezli değil. Türkiye’deki kitap savaşı büyük devletler açısından ele almış, Ermenistan’da ezilen uluslara yer verilmiş. Türkiye’deki kitapta büyük bölüme yer ayırdığı Ermeni sorununda milliyetçi, ötekileştirici nefret söylemi dil Ermenistan’daki kitapta yok.

Hollanda

Saint Joseph Lisesi’nden Katya Paus Hollanda ve Belçika’nın Flemen bölgesinde okutulan kitaplara dair incelemesini paylaştı. Hollanda’da en yüksek seviyedeki liselerdeki iki kademde okutulan kitaplara dair sunumunda şu noktalar öne çıktı:

* İlk kitapta savaşa dair bilgiler, Hollanda’nın nasıl etkilendiği gibi bilgiler varken 2. Kademe kitapta savaşın etkileri üzerinde duruluyor.

* Tarafsız şekilde anlatılmış, nefret söylemi, ‘biz, onlar’ yok. Farklı perspektiflere yer verilmiş. Kendini askerlerin yerine koymaya yarayan aktivitiler var, evden uzak askere dair bilgi verip ‘siz olsaydınız ne hissederdiniz?’ diye soruyor.

* Toplum odaklı. Askerlerin travmalarından kadınların çalışma hayatına girmesinden bahsedilmiş. Savaşı ve orduyu yücelten bir dil yok. Milliyetçilik negatif bir kavram olarak aşılanmış, materyal gibi kullanıldığı söylenmiş.

* Öğrenci merkezli bir kitap. Tek doğru empoze edilmeye çalışmamış.

Belçika

* Belçika’nın Fleman bölgesinde lise 5′te okutulan kitapta Birinci Dünya Savaşı bölümü 20 sayfa.

* Savaşın sebepleri, topyekun savaş kavramı cephedeki yaşamın sivil topluma etkisi işlenmiş. Rus devrimi uzunca anlatılmış, ardından barış anlaşmaları ve barışı getirip getirmedikleri üzerinde duruluyor.

* Dil ötekileştirici değil, nefret söylemi yok, ‘biz onlar’ kavramı yok. Farklı perspektiflere yer verilmiş. Bir hemşirenin tanıklıkları, Alman ve Fransız askerlerin günlükleri, mektuplar var. Savaşın iğrenç halini gösteriyor.

* Odak noktası savaşın nasıl bir şey olduğunu ve toplum üzerindeki etkisi anlatmak. Ordu yüceltilmemiş. Karikatür, poster, fotoğraflara yer verilmiş, 20 sayfada 52 görsel var. İnternetteki okuma paralarına yönlendirme ve tablolar var.

Aynı liseden bir başka öğrencinin Belçika’nın Fransızca konuşulan bölgede okutulan tarih kitabına ilişkin incelemesinde ise şu bilgiler yer aldı.

* Savaş tarihsel sebepler ve nedensellik çerçevesinde veriliyor.

* İçerikte nefret söylemi, itham edici nitelik yok. Alman ordusu yerine falanca komutan altındaki falanca birlikler deniyor.

* Tarafsız dil kullanılıyor ama Belçikalılardan ‘biz’ diye bahsediliyor.

* Çok çeşitli kaynaklara başvuruyor, asker güncesi, liderlerin halka hitabı, hatırat, mektuba başvuruyor, bunlarla dost düşmanın göreceli olduğunu ortaya koyuyor.

* Ermeni Meselesi ‘Rusya ve Osmanlı mücadele içindeyken bu saldırıların kurbanı Ermeniler oldu’ şeklinde yer alıyor. Ermeni soykırımı yüzyılın ilk soykırımı olarak değerlendiriliyor.

* Savaşın kadınlara etkisi, iş hayatına atılmaları gibi noktalarda kadınlara yer veriliyor.

Beyza Kural
(http://bianet.org/, 13 Nisan 2014)

Gargantua – François Rabelais

Gargantua - François RabelaisRönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantragruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Gargantua, bu külliyatın en bilindik eseridir.

Obur dev Gargantua’nın hayatını doğumundan başlayarak anlatan bu roman, realizmi fanteziyle, Rönesans bilgeliğini müstehcen esprilerle buluşturuyor ve okurların dünyaya farklı bir açıdan bakmalarını sağlıyor. Rabelais’nin ironi ve mizahla ördüğü kitap, yer yer destansı diliyle dönemin dini, eğitimsel ve askeri uygulamalarını tiye alıyor.

Yeni Savaşlar – Herfried Münkler

Yeni Savaşlar - Herfried MünklerNeredeyse insanlık tarihi kadar eski bir kavram olan savaş, günümüzde bilindik anlamlarından iyice sıyrılmaya başlamış durumda artık. Savaşların gerçek tekelleri olan devletlerin yerine giderek devlet-benzeri aktörlerin, hatta kısmen özel aktörlerin “yerel savaş lordlarından gerilla gruplarına, dünya çapında faaliyet gösteren paralı askerlik şirketlerinden uluslararası terör ağlarına kadar” geçmesiyle, bir ekonomik faaliyet alanı haline de gelen savaşların yapısı değişime uğruyor.

Kuşatılan Şehirler / Yeni Askeri Kentçilik – Stephen Graham

Kentsel mekanlar üzerinde, politik şiddet biçimlerini açığa çıkaran güçlü bir çalışma. Şehirler, giderek kentleşen dünyamızın yeni savaş alanları artık. Kuşatılan Şehirler, güneyin gecekondu bölgelerinden zengin kuzeyin şehirlerine kadar politik şiddetin dünyanın hızla genişleyen metropol alanlarının mekân, altyapı ve imgeleri üzerinden yayılışının izlerini sürüyor.

Stephen Graham, yaptığı özgün araştırmanın zenginliğiyle Batılı askeriye ve güvenlik güçlerinin, bütün kentsel alanları

Charlie Chaplin sinemadır – Mesut Kara

Charlie ChaplinBatı cephesinde değişen bir şey yok. Sinema dendiğinde akla gelen ilk isim olan Charlie Chaplin’le ilgili akla ziyan (aslında bildik) başlıklarla haberler yapıldı.
Farklı başlıkları olsa da tek kaynaktan üretilip çoğaltılan ve ‘tümünde aynen’ yayınlanan haber, “Charlie Chaplin ile ilgili yazılan bir biyografi şok etkisi yarattı. İddiaya göre

Adalet Ağaoğlu’ndan ‘yetmez ama evet’ itirafı: ‘Son enayiliğimdi’

Adalet Ağaoğlu12 Eylül referandumunda “evet” oyu verdiği için büyük bir pişmanlık yaşadığını söyleyen yazar Adalet Ağaoğlu, “çaresizlikten patlayacak hale geldiği” için kitap yazmaya karar verdiğini söyledi.

Yazar Adalet Ağaoğlu, 12 Eylül referandumunda AKP’yi desteklediğini ve “evet” oyunu kullandığı için pişmanlık yaşadığını belirterek, “12 Eylül referandumunda ne kadar umutlandık. Oradaki umut kırıklığı beni çok etkiledi. Bu benim belki de son enayiliğimdi” dedi.

Fayton adlı öykü – Nikolay Vasilyeviç Gogol

“1835′te yazılmış olan Fayton’un ana düşüncesi yaşamın içinden alınmıştır. Gogol’un Viergorski adlı, dalgınlığıyla ünlü bir tanıdığı varmış. Bir gün Petersburg’daki bütün diplomatları şölene çağırmış, ama o gün şöleni unutarak kulübe yemeğe gitmiş; geç vakit evine döndüğünde şöleni anımsamış. Ertesi gün özür dilemek için bir gün önce resmi üniformalarıyla evine gelmiş olan yüksek konumdaki konuklarını birer birer ziyaret etmiş. Herkes bu adamı sevdiği, dalgınlığını bildiği için onu hoş görmüşler. Yalnızca Bavyera Elçisi kendisiyle her türlü ilişkisini kesmiş. Puşkin, Fayton’u okuduktan sonra