Mekân Toplum ve Siyaset Üzerine – Editörler: Aysun Koca, Esra Kaya, Çare Olgun Çalışkan, Gürkan Akgün

“Mekân” konusunda giderek daha çok kelâmın edildiği bir dönemi yaşıyoruz. Çünkü özellikle 2000’li yılların sonrasında mekân ülkenin temel ekonomi politikalarının merkezine yerleşerek bir sermaye biriktirme aracı haline geldi. Kentlerin bizzat kendisinin pazarlandığı, birbiriyle yarıştırıldığı bir dönem elbette ki, daha da keskinleşen eşitsizlik biçimlerini beraberinde getiriyor. Yıllardır oturduğumuz evimiz, sokağımız, okulumuz, hastanemiz, mahallemiz, kentimiz, köyümüz, derelerimiz, ormanlarımız birer yaşam alanı olmaktan çıkıp piyasa terimleri ile açıklanır hale geldikçe

Gözetim Çalışmaları – David Lyon

David Lyon’un eseri; kapsamı, dengesi ve berraklığıyla en içten saygımızı ve takdirimizi hak ediyor. Şayet gözetim üzerine tek bir metin okumak zorunda bırakılsaydık, tereddütsüz bu kitabı seçerdim.
-Ursula M. Franklin, Toronto Üniversitesi-

Yeni yeni filizlenen gözetim çalışmaları alanına anlaşılır bir dille yazılmış, kapsamlı ve dengeli bir giriş. Verilen kesin (ve fazlasıyla sağlam) yanıtlar oldukça etkileyici. Öte yandan bu kitap doğru sosyal bilimsel ve ahlâki soruları sormak gibi faydalı bir işe de girişmiş.

Kentsiz Kentleşme / Yurttaşlığın Yükselişi ve Çöküşü – Murray Bookchin

Bugün, insan ilişkilerinin ayrışmaya başladığı bir dünyada yaşıyoruz. Akıl bedenin, düşünce maddenin, birey topluluğun, klent kuşakları kentlerin, kentler kırsal kesimin, insanlık ise “vahşi ve yola getirilmesi güç” olarak görülen doğanın karşısında yer alıyor. Böylesi “yoksun” bir noktaya evrilmemizde en büyük pay sahibi olan ulus-devlet ise artık totaliter bir karaktere bürünmüş durumda. Politika, kentsel ve katılımcı özünden koparılıp”devlet”e indirgenmiş, yurttaşlar vergi mükellefi birer “seçmen”e dönüştürülerek etkisizleştirilmiştir. Toplumsal sorunlarda söz sahibi olan bir zamanların aktif yurttaşı,

“Yav İşte Fabrikalaşak” / Anadolu Sermayesinin Oluşumu: Kayseri-Hacılar Örneği – Kurtuluş Cengiz

“Günücülük. Yani azim etmek. Azim etmek, yani mücadele etmek. O hedefe ben de varacağım demek… Günücülükte adam, ‘Ağabey onun var benim niye olmasın ya! Ben de çalışırım. Benim neyim eksik. Düşünürüm, koşarım, kovalarım, çalışırım!’ der – ve neticede Hacılarlı’da bu var.”

“Afrika’daki adamları internet’ten, sanayi odalarından, ticaret odalarından oralardaki bizim Türk ataşelerinden buluyoruz… Ben Cezayir’e gittim Tunus’a gittim. Tunus’ta vardım ticari ataşenin yanına. Bayan da bir hanımefendiymiş. Çok da ilgilendi bizimle. Selamünaleyküm Aleykümselâm.

Toplumsal Hareket Algımız ve Gezi Direnişi – Yavuz Yıldırım

Toplumsal hareketler, Türkiye’de çok fazla önemsenmeyen ve her zaman kurumsal muhalefetin arkasında kalmış bir alan. Partinin ya da sendikanın öncülüğünde yürütülecek muhalefetin daha etkili olacağına olan inanç ya da bunun tarihsel birikimi ile hareketler, sadece kurumsal olana destek vermekle yükümlü bir alt-alan olarak görüldü. Sadece toplumsal mücadele tarihimizde değil akademik çalışmalarda da bu alanı çok önemsediğimiz söylenemez. Bu konuda, 1968’i Avrupa ve Amerika’dan farklı yaşamış olmamızın etkisi var tabii. Onunla birlikte, bugün hala izlerini gördüğümüz devlet kültü,

Toplumsal Düzenin İnşası (Polis Erkinin Eleştirel Teorisi) – Mark Neocleous

Kimse işçi olmayı kolayca kabul etmedi, gönüllü olmadı, rıza göstermedi.
İnsanlar arasındaki ilişkilerin şeyler arasındaki ilişki haline dönüşmesinin hem kendisi hem de doğrudan sonucu ücretli emek kategorisinin olağanlığın ve sıradanlığın ardına itilmesi olmuştur. Bununla beraber polisin tarihsel işlevi de görünmez kılınmıştır: Sermayenin toplumsal iktidarının ve ücret biçiminin yerleştirilmesi için devlet adına gerçekleştirilen muazzam ölçekli polis harekâtının merkeziliği.

Türk ve Yunan Romanlarında “Öteki” ve Kimlik – Herkül Millas

Herkül Millas’ın iki ülke ilişkilerini ele alan “Türk ve Yunan Romanlarında Öteki ve Kimlik” adlı yapıtı, Türk edebiyatının çeşitli safhalarında Yunan/Rum kimliğine biçilen kaftanı etüd ediyor. 450′ye yakın edebi eseri inceleyerek hazırlanan bu tez çeşitli siyasi/sosyal huzursuzluklara atmosfer yaratan edebi iletişim ağını gözler önüne seriyor.

‘Öteki’ ve ‘kimlik’ kavramlarını siyaset sosyolojisi ve edebiyat sosyolojisi disiplinleri ışığında sorgulayan ve son bölümde

Sefiller Kervanı – Tasos Avgerinos

Tasos Avgerinos’un ‘Sefiller Kervanı’ adlı öyküler kitabı, ekim 2007 tarihinde, Evrensel Basım Yayın?dan çıktı. 1945 doğumlu olan yazar, Muğlalı bir göçmen ailenin çocuğu. Atina’da yaşıyor. 12 öykünün yer aldığı kitap için, çevirmen Rıza Özlütaş, Önsöz’de mübadillerin neler çektiğini, haliyle de öykülerin nasıl oluştuğunu şöyle anlatıyor:
‘Resmi tarih, Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlıların denize döküldüğünü yazar ve orda biter. Sonrası bilinmez. Yüzyıllarca kök salıp tarlasını, bağını, bahçesini sulayıp üzerine okullar,

Papağan Teoremi – Denis Guedj

( * ) 2010 yılında kaybettiğimiz Denis Guedj, Bilim tarihi profesörüydü. 1940 Cezayir doğumlu Guedj, matematiği yetişkinler ve gençler için anlaşılır hale getirmek için günlük gazetelerde köşe yazarlığı yapmıştı. Bu kadarla da yetinmedi, çok sayıda romanda yazdı. Fransa’da satış rekorları kıran, yirmi dile çevrilen ‘Papağan Teoremi’, romanları arasında en önemlisiydi. ‘Papağan Teoremi’, bir zamanlar Türkiye’de de çok satan ‘Sofi’nin Dünyası’ ile karşılaştırılabilir. ‘Sofi’nin Dünyası’nda Jostein Gaarder, felsefeyi kolaylaştırmak,