Başkasının Karısı adlı öykü – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

“Başkasının Karısı”, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin ‘Kıskançlık’ üzerine kurduğu ve onun, ruhsal çözemlenin ustası olduğunu kanıtlayan uzun öykülerinden biridir. “Başkasının Karısı” öyküsünde İvan Andreyeviç ismindeki kıskanç kocanın, karısını takip etmesi sırasında yaşadığı ilginç ve ilginç olduğu kadar da komik olan olaylar anlatılıyor… Tabii, İvan Andreyeviç oluyor her zaman komik duruma düşen ve karısını asla ama asla ?aldatırken? yakalayamayan. Karısının kendisini aldattığını çok iyi biliyor -en azından biz bunu birinci bölümün sonunda anlıyoruz- ve bunu kimseye belli etmeden kendine kanıtlamak için didinip duruyor.

Sabahattin Ali’nin Tarihi Sinop Cezaevini anlatan öyküsü, “Duvar”

Sabahattin Ali, “Duvar” isimli öyküsünde Sinop Cezaevini anlatır. Duvar, Sabahattin Ali’ye kır saçlı bir mahkumun anlattığı “yarı kalmış bir firar hikayesi”dir.
Sabahattin Ali, 1936 yılında yazdığı bu öyküsünde tutukluluk günlerine geri döner : “… Fakat benim kaldığım hapishanede her şey, her ses hürriyeti gözlerin önüne kadar getirmek, sonra birdenbire çekip götürmek için yapılmış gibiydi. Surların üstünde büyüyen ufak ufak ağaçlar, yosunlu taşlardan aşağı sarkan sarı çiçekler, bir bahar havası içinde eli kolu bağlı olmanın bütün acılarını içime dökerdi. Uçsuz bucaksız gökte bir kuğu gibi ağır ağır yüzen bulutlar benden bir teselliyi: unutmayı alırlardı…”

Bilim ve Gelecek Dergisi’nin “Ahlak nedir? Ahlaksız kimdir?” konulu Şubat 2013 sayısı (108) bayilerde…

Bilim ve Gelecek Dergisi’nin “Ahlak nedir? Ahlaksız kimdir?” konulu Şubat 2013 sayısı (108) bayilerde.

Derginin İçeriği Şöyle:
Aydökümü
Marie Curie’yi okumayan kalmamalı!
Birkaç teknik aksaklığı hallettikten sonra “Marie Curie” adlı kitabımızı nihayet matbaaya yollamış bulunuyoruz. Büyük bilimkadınının yaşam öyküsünü kızı Eve Curie’nin kaleminden anlatan kitap Şubat ayının ilk haftasında okurlarının elinde olacak. Bu kitabı

Seçme Şiirler – Konstantinos Kavafis

1850 yılında Mısır`a yerleşen İstanbul-Yeniköy kökenli Yunanistan’lı Konstantinos Kavafis, en önemli şiirleri 40 yaşından sonra yayımladığı için kendisini “yaşlılığın şairi” olarak nitelendirmiştir.
Kavafis konularının çok büyük bir bölümünü tarihten almıştır. Onun asıl ilgi alanı olan Helenistik dönem ve Bizans, bir kahramanlar çağı değil, karmakarışık olaylar, nedensiz gibi görülen savaşlar, uydu krallıklar, sürgün edilmiş kukla krallar, politik dalgalar, kıskanç, tutkulu sanatçılar çağıdır.

Evrensel Kültür’ün Şubat 2013 sayısı bayilerde…

Evrensel Kültür yeni sayısında ”sanatçıyı ve okuyucuyu geliştiren ve özgürleştiren şeydir eleştiri” diyor ve ‘eleştiri’yi masaya yatırıyor.
Derginin Şubat 2013 sayısında şu başlıklar yer alıyor:

*Sanat eserinin metalaşmasının en üst düzeye çıktığı koşullarda eleştiri yerini tanıtım ve reklama bırakır. Sanat yazarlığı da çoğu kez metanın dolaşımını kolaylaştırmak üzere “bunu beğendim, bunu beğenmedim” biçimindeki öznel yargı bildirimine indirgenir. Halbuki sanatçıyı ve okuyucuyu geliştiren ve özgürleştiren şeydir eleştiri. Gerekliyse mümkündür de…

Çapo’nun Öyküleri (2) Eşeğin Namusu – Mehmet Ercan

Eğer köylük yerde yaşıyorsanız, mutlaka kapınızda beslediğiniz bir kaç tane hayvanınız vardır. Koyun-unuz yoksa, ineğiniz, ineğiniz yoksa, keçiniz vardır, keçiniz de yoksa, en azında bir kaç tane tavuğunuz, mut-laka bulunur. Benim hiç hayvanım yok diyenin bile, kapısında havlayan bir köpeği ya da çayırlarda zırlayan bir eşeği vardır. Bu biraz da köyün doğal yaşamından kaynaklandığı için böyledir. Koyunların melemediği, köpeklerin havlamadığı, eşeklerin anırmadığı bir köye; köy denilebilir miydi? İşte bütün köyler gibi, bizim köyde böyle bir köydü. Diğer köylerden tek farkı,

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce “Şairler beyinlerinden ölür,” demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002’de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün’ü sevgiyle anıyorum. Ailesine ve dostlarına sabırlar diliyorum.

“Mevsim Halleri” adlı tek şiir kitabıyla her mevsimde

Baba Konuşabilir miyim? – Yani Vlastos

Çengelköylü hemşerimiz Yani Vlastos, Atinada Türkçe kaleme aldığı bu anı-romanında artık var olmayan bir kenti, anıların, suretlerin, kayıpların ve her daim umudun İstanbulunu anlatıyor.

Bu şehrin insanları, aileleri, yangınları, serserilikleri, aşkları, inadı, tebessümleri, azınlığa düşen yürekleri, sarhoşlukları, şenliği ve sesizlikleri, Vlastosun ailevi ve kişisel tarihinin sürükleyiciliği içinde yerlerini alıyor.

Son Şeyler Ülkesinde – Paul Auster

Paul Auster’in yarattığı Son şeyler Ülkesi, geniş yığınların evsiz barksız yaşadıkları, hırsızlığın suç sayılmayacak kadar yaygınlaştığı, kendi canına kıymak ya da başkalarınca öldürülmek yoluyla ölümün tek kurtuluş yolu durumuna geldiği bir kent. Anna Blume, bu adsız kente ağabeyini aramak için gelmiştir. O da birçokları gibi hayatta kalabilmek için çöpleri karıştırarak eskiden kalma nesneler aramaya başlar, bunları satarak geçinir. Ama bu cehennem kentte dostluğu, hatta aşkı da bulmuştur. Anna’nın alabildiğine acıyla yüklü

sgk

Arşivler