Sosyalist Şair Süleyman Okay anıldı

1928?de Antakya?da doğup 1999?da yaşamını yoğuran bu kentte hayata veda eden Süleyman Okay, yakınları ve dostları tarafından mezarı başında anıldı.

?Ben Süleyman Okay?ım/ Hoş geldim dünyaya/ Kavgayla geçti ömrüm/ Yer ayırabildim sevdaya? diyen sosyalist şair, edebiyatla ortaokulun ilk yıllarında tanışır. Şiire yolculuk yapan bir grup arkadaşıyla gazete bayii Osman Barutçu?dan aldıkları Markopaşa, Gün gibi dergilerle sosyalist düşünceyle tanışırlar. Ömrü boyunca da bu düşünce doğrultusunda siyasi ve sanatsal mücadelesini sürdürür.

İstisnai Rejimler Üzerine – Ebubekir Aykut, Kansu Yıldırım

Türkiye toplumsal formasyonunda siyasal rejimin almakta olduğu biçim ve toplumun geçirdiği dönüşüm liberal ve sol cenahta tartışılmaya devam ediyor. Otoriterlik, diktatörlük, faşizm, totalitarizm, bonapartizm gibi belirli tarihsel deneyimlere referansla tanımlanan kavramlar üzerinden yürütülen tartışmalar AKP döneminin özgün olduğu konusunda hemfikir gibi gözüküyor. Başkanlık sistemi tartışmaları, kolluk kuvvetlerinin artan gücü ve topluma müdahale sıklığı, işçi sınıfı taleplerinin duyulmaz hale gelmesi, kürtaj yasası, içki satışı ve içki satılan, tüketilen yerlere ilişkin yönetmelikler gibi

Diktatörlük Üzerine Birkaç Nokta – Dinçer Demirkent

Haziran günleri boyunca sokakları inleten sloganların en dikkat çekici olanlarından biri ?diktatör istifa? idi. Tunus?tan başlayıp Mısır?a uzanan ve mevcut rejimlerin birbiri ardı sıra yıkılmasıyla sonuçlanan isyan süreçlerinin de arkasında bu kavram yatıyordu. Avrupa?da ne Indigniados hareketi esnasında ne de Occupy eylemlerinde ön plana çıkmış olan bu kavramın coğrafyamızda itici bir söylem olarak öne çıkmasının temel nedeni tek kişide toplanan güce karşı siyasal direnişin başat çelişki olarak ortaya çıkmasıydı. Bu coğrafyada Makyavelyan bir anlamda halkın tabiiyet karşıtı

Leylâ, Zalım Leylâ! – Sennur Sezer

Ne zaman mektuplardan söz edilse, bir koruluk hatırlıyorum. Ağaçların gölgesindeki banklardan birinde bir kadın oturuyor. Yanında bir tahta kutu, elinde bir mektup, dalıp gitmiş. Almanya?da sık görülen bir öykü. Savaştan dönmemiş bir nişanlı. Mektupların kutusu bombalanan evinden kurtarabildiği tek eşyasıymış.

Mektuplar hep bir tanık olarak yaşarlar. Özellikle şairlerin mektupları onların şiirlerinin de şifre anahtarıdır.İki şairin, iki yazarın mektuplaşmasıysa iki ayrı dünyayı aydınlatır. Ahmed Arif?in Leylâ Erbil?e yazdığı mektuplar, Leylim Leylim adıyla yayımlandı.

Sulu Öyküler – Hüseyin Bul

On üç yaşında bir çocuğun babasının sakarlıkları, becerisizlikleri, çaresizlikleri ve bazen komik duruma düşüşleri eşliğinde annesinden ayrılışı, biten bir evliliğin anatomisini ilk önce birinci tekil ağızdan sonra da üçüncü tekil ağızdan anlatışında oluşuyor öyküler. Aslında yazar bunu daha çok öykülerin doğası, konusu ve üslubundan dolayı yapar. Bunları denediği ( yaptığı ) öyküler de farklı öyküler zaten. Kitap altı öyküden oluşuyor. En göze çarpanıysa yaklaşık yüz elli sayfalık Sukkwan Adası öyküsü. Kitaba adını veren öykü yok ama öyküler okunduğunda

Matematikçi Portreleri – Ali Nesin, Ali Törün

Serüven öykülerinin tadını bulacağınız bu popüler matematik kitabının yazarları Ali Nesin ve Ali Törün kitabın önsözünde, “Amacımızı matematiğin yakın ve uzak tarihiyle ilgili hoş bir kitap sunmak olarak belirledik,” diyorlar. “Yazılarda konu edilen matematiği elimizden geldiğince bir lise öğrencisinin anlayacağı biçimde anlatmaya çalıştık. Bu mümkün olmadığında matematik bölümü öğrencisini hedefledik. Ama yazıların matematiği çok anlamadan da okunabilir olmasını sağlamaya çalıştık.

Hataylı aydın ve yazarlar savaş karşıtı açıklama yaptı: ?Savaş İnsan ve Doğa Katliamıdır?

Hataylı aydın ve yazarlar savaş karşıtı açıklama yaptı: SAVAŞ İNSAN VE DOĞA KATLİAMIDIR

HATAY-Ortadoğu?da başlayıp son günlerde Suriye üzerinde oynanan oyunları, halkların birbirine düşman edilmesi ve toprakların kana bulanmasına karşı çıkan Hataylı aydın ve yazarlar, emperyalist güçlerin bölgedeki petrol başta olmak üzere yer altı kaynaklarını yağmalarken, bunun bedelini milyonlarca insanın katli ve doğa başta olmak üzere kültürel zenginliklerin tahrip edilmesiyle ödettirildiğine dikkat çekerek, ?Savaş insan ve doğa katliamıdır? dediler.

Özgürlüğün tarla / adalarında yüz uzun yıl… – M. Sadık Aslankara

İki hafta önce Gabriel García Márquez?den (1928) Yüzyıllık Yalnızlık (1967; Çev.: Seçkin Selvi, Can, elli birinci basım, 2013; Alıntılar için bak.: 1994), Mo Yan?dan (1955) Kızıl Darı Tarlaları (1984; Çev.: Erdem Kurtuldu, Can, 2013) adlı romanları üzerinde durmuştum.

Bu kez Márquez?le Yan?ın romanlarını Yaşar Kemal?in (1923) ?Bir Ada Hikâyesi? başlıklı dörtlemesi ile ilişkilendirerek anlatım biçimleri bağlamında bunları değerlendirmeye girişeyim istiyorum.

Yurt Gezileri (Gezi Yazıları) – Aziz Nesin

Anadolu “Konfor Palas’larla dolu. Yolların üzerinde Konfor palas yazılı, oklu levhalar var. Bu Konfor Palaslarda hela bile yok, gerisini siz düşünün. Helalar yapılardan ayrı, uzakta, bir koca aralık, bir pis çukur…

Konfordan Palastan aşağısı kurtarmıyor. Palaspamdırasın adını Konfor Palas koymuşlar. Adı değişti mi, her şey değişir bellemişiz. Baksanıza, bize demokrasinin adından bir şey var mı?