Edebiyat tarihimizdeki ilk ciddi savaş romanı – A. Ömer Türkeş

Mehmet Eroğlu, “Fay Kırığı” üçlemesini Rojin’le tamamlandı. Savaşa karşı duruyor Eroğlu; vicdansızlığa, adaletsizliğe, akıldışılığa, kahramanlık safsatasına, insanların birbirini öldürmesine karşı çıkıyor.
Mehmet Eroğlu, “Fay Kırığı” üçlemesine 2009 yılında Mehmet romanıyla başlamış, 2011’de Emine ile sürdürmüştü. Üçleme geçtiğimiz günlerde yayımlanan Rojin ile tamamlandı. Yaklaşık bin 500 sayfalık bu dev üçleme Türkiye Cumhuriyeti’nin 1990-2010 arasındaki uzlaşmaz gerilimlerini sergiliyor…

“Hamburg´da Edebiyat” Ekim Ayında Çıkıyor

“Hamburg´da Edebiyat” edebiyatı, bu şehirdeki izdüşümlerini karınca kararınca bugüne kadar ele alınmadığı boyutlarıyla, göçmenlerin cephesinden derinlemesine incelemeye çalışan alçakgönüllü bir başlangıç olarak değerlendirilmelidir. Arkasını yeni kuşak yazarların, edebiyatta daha donanımlı gelecek nesillerin getirecekleri, sıfırın altından alınan, bulunan yakalanan mevzileri daha üst noktalara çıkartacakları muhakkak. Siyasilerin, futbolcuların, reklamcıların edebiyatın bayrağını

Uykusuz, Başbakan’ın seçmeli derslerle ilgili sözlerini kapağına taşıdı.

Haftalık mizah dergisi “Uykusuz”, bugün çıkan sayısında kapağına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Annelerin, babaların, yavrularının geleceği için seçmeli derslerde de hassas davranmalarında bana göre fayda var” sözlerine gönderme yapan bir karikatür çizdi.

İşte Uykusuz’un bu haftaki kapağı:

Edebiyatta lüzumsuzluk – Banu Yıldıran Genç

“Klasikleri okudun mu?” sorusu bu ülkede kitapla ilgili muhabbetlerdeki önemli sorulardan biridir. Okulda öğretmenler, evde anne babalar tarafından klasiklerin okunması salık verilir, taksitle, kapıdan kapıya klasik kitap setleri satılır, hatta Milli Eğitim Bakanlığı çok iyi bir iş yapar gibi 100 Temel Eser listesi hazırlayıp, sadece kendi belirlediği klasiklerin okutulmasına çalışır, okullara bu liste dışında kitap önerilmemesini önemle anımsatır.

Bu önemli kitapların çeviri niteliğinin ne kadar önemli olduğu ise hep gözardı edildi. Yazıldıkları dönem itibariyle

“İnsan, unutmada birinci” – Ömer Erdem

Yazarlığını geriye çeken karakteriyle, artist yazarlar neslinden ayrılır Büke.
Eğer hayata dair bir öykü anlatıyorsa ilkin yalın bir gerçeklikle gelmeli önümüze yazar. Yöntemi ne olursa olsun, daha ilk cümlelerinden itibaren yazdıkları sanki gerçekmiş ve içimizde, yanı başımızda olup bitenlermiş duygusunu vermeli. Birdenbire bir kalabalığın içine giriverdiğimizde ya da sebepsiz bir köşeden dönüverdiğimizde de hissetmeliyiz o satırların ruhunu.

Saramago’nun kilit taşı – Mert Tanaydın

Belki de Nobel’li yazarlar arasında ülkemizde son yılların en çok sevilenlerinden biri José Saramago. Márquez bir adım öndedir belki, Orhan Pamuk’u saymıyorum; okur onun üslubuna, mantığına ve temalarına olabildiğince alışmış durumda. Bugün bakınca, Türkiye’deki kitabevi raflarında üçüncü kez arzı endamına şahit oluyoruz, José Saramago’nun ilk başyapıtı Baltasar ile Blimunda’nın çevirisinin. İsmi, arada Manastır Güncesi de olmuştu

Biz O Konuyu Daha Görmedik – Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği

Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği tarafından geçen yıl düzenlenen sözlü tarih atölyesi kapsamında yapılan mülakatlar, Biz O Konuyu Daha Görmedik başlıklı kitapta bir araya toplandı.

“Türk milli eğitim sisteminde etnik ve cinsel anlamda temsil edilmediğini düşünen” gruplara mensup 12 kişiyle yapılan mülakatlarda, görüşmecilerin çocukluklarına ve eğitim hayatlarına odaklanılarak milli eğitim sisteminin bugünkü yaşamlarında nasıl bir etkisi olduğu araştırıldı.

sgk