Ankara?ya Ağlamak – Celal İlhan

Cumhuriyetimizin kuruluşunu gerçekleştiren şanlı I. TBMM binası yaklaşık beş yüz, valilik hizmet binasına yüz metre uzaklıktaki; altı mahallenin birleştirilmesiyle (İsmet Paşa, Turgutreis, İzzetin, Köprübaşı, İnkılâp, Altıntaş) Hacı Bayram adını alan mahalleyi gördünüz, sokaklarında dolaştınız mı hiç?
Birçoğunuzun, ?Cenaze kaldırmak için Hacı Bayram?a çok gitmişimdir. Görmeyi istediğim halde caminin gerisinde kalan o yoksul, gizemli,

Düşünce, Eylem Pratiği Birlik ve Çelişki – Nejdet Evren

İnsan ile düşünce, insan ile eylem ve düşünce ile eylemin yan yana durmaları kimi düşünürlerce insanlaşmanın başlangıcı sayılan sözcüklerin çizgilere ve yazıya dökülmesinden bu yana çeşitli evrelerden, evrimlerden geçerek düşünce, dil ve edim üçlemi ile var ola gelmiştir. Olgusal yapısı ile dil, düşüncenin/soyutlamanın gelişmesi ile bir ün, bir nida, bir çığlık olmaktan çıkarak anlamlı, anlaşılır bir iletim/ifade biçimine dönüşmüştür. İnsanın eylem pratiği onun tür olarak varlığını sürdürme eğiliminin doğal bir sonucudur. İnsanın devinimi, yapması ile yaratması arasında geçen süre belki de

Arshile Gorky’yi kim öldürdü? Celâl Üster

Arshile Gorky’yi tanıyor musunuz? Ya da, Arshile Gorky adını duydunuz mu? Geçen yüzyılın sanatının değişmesinde önemli bir rol oynamış olan bu ressamın yaşamöyküsünü kaleme alan Nouritza Matossian’nın dediği gibi, ‘Resimleri Amerika ve Avrupa’daki büyük müzelerde asılıyken ve sanatını Ermeni kültürü besleyip zenginleştirmişken, Gorky, paradoksal bir biçimde, Ermenilerin çoğu tarafından bile tanınmamaktadır. Şüphe yok ki, doğduğu ve on üç yaşına kadar yaşadığı ülkenin vârisleri olan çağdaş Türkler de ondan tümüyle bihaberdi’.

Theo Angelopoulos – Derleyen: Dan Fainaru

“Benim sinemam, epiktir; öyküdeki kişiyi tarihsel bir bağlama yerleştirir. Karakterleri hayattakinden daha büyük olan Brecht’te olduğu gibi, tarihin ya da fikirlerin taşıyıcısı olan benim karakterlerim de analiz edilmezler, Bergman’ınkiler gibi işkence çekmezler. Çok daha insancıldırlar. Kayıp şeyleri ararlar, arzu ile gerçek arasındaki kopuşta kaybolmuş şeylerin peşindedirler.”

“Çok eski olmayan bir zamanda, dünya tarihi arzuya dayanıyordu: dünyayı şöyle ya da böyle değştirme arzusuna. Şimdi, hazin bir yüzyılın sonuna geldiğimizde bu arzuların

Berrin Taş Şiiri 4 – Mustafa Özmen

Platon’un bilindik adalet tanımı şuydu; ?Adalet, güçlünün işine gelendir.? Günümüz adaletinin de uyguladığı budur. Bu adalet kavramı; soğuk mahkeme duvarlarını, yasaları, düzmece tutanakları, gözaltıları, hukuksuz dava süreçlerini çağrıştırır. Bu dava süreçleri ancak ?güçlünün? adalet anlayışıdır. Bu süreçler gelip geçicidir. Bir de insanlığın adalet süreçleri, adalet tanımları vardır. Bu sürecin en önemli yapıcıları sanatçılardır, şairlerdir, yazarlardır. Sanatçılar insanlığın adalet arayıcılarıdır. Bu arayış durmaksızın sürmektedir. Sanatçı, daha güzel bir dünya adına yargılar ?güçlüyü?. Şiiriyle yargılar, resmiyle, sinemasıyla, tiyatrosuyla, romanıyla…

Uçurtmam Çaylak Kuyrukları Yarka – Yalvaç Ural

Uçurtmam Çaylak Kuyrukları Yarka, tavuklarını bir çaylağın elinden kurtmaya çalışan Kırmızılı’nın öyküsü.

Ural, kentlerde yaşayan günümüz çocuklarının uzak kaldığı kırsal yaşamı onlara şiirsel dili ve kolaj tekniğiyle yaptığı resimlerle anlatıyor.

Günümüzde yitip gitmek üzere olan kimi sözcükleri de çocuklara hatırlatmaktan vazgeçmiyor ve kitabında şöyle diyor:
“Sözcükler kullanıldıkça yaşar. Kullanılmayan sözcükler unutulur, sonra da ölür.”

Felsefe Sözlüğü – Voltaire

Yaşamış en büyük filozoflardan biri olarak görülen Voltaire’in fikirleri bugün bile o kadar günceldir ki, yazdıklarının hiçbirinde modası geçmiş ya da tanınmadık bir şeye rastlanmaz. Akla gelen her türlü yazın biçimini kullanarak üretkenliğinin doruğuna ulaşan Voltaire, dönemindeki sansür yasalarına rağmen toplumsal devrimin tok sözlü savunucularından biriydi. Yazılarında hoşgörüsüzlüğü, dini dogmayı ve yaşadığı dönemin güç sahibi kurumlarını sürekli eleştirmişti.

Voltaire’in Felsefe Sözlüğü ilk olarak 1764 yılında basıldı.