Ses, Ses, Yalnız Ses – Furuğ Ferruhzad

Modern İran şiirinin en önemli şairlerinden Furuğ Ferruhzad?ın şiirleri bugün mutlaka ve mutlaka okunmalı.

“sokakta rüzgâr esiyor
buysa yıkımın başlangıcıdır
senin ellerinin yıkıldığı gün de rüzgâr esiyordu”

Made in Turkey – Hasan Hüseyin Korkmazgil

Made In Turkey (1970), Hasan Hüseyin’in mizah öykülerini topladığı kitaplarındandır. Ozan Hasan Hüseyin, 15 şiir kitabındaki toplumcu, gerçekçi yazın anlayışını bu öykülerinde de sürdürmektedir.
Made In Turkey, 1984′ün 26 Şubat’ında yitirdiğimiz ozan Hasan Hüseyin’in, özellikle genç kuşaklara, ozanlığı kadar, mizah dalındaki gücünü de göstermektedir.

Hidim – Özdemir Asaf

?Hidim?, Özdemir Asaf?ın, lise dönemlerinden itibaren başladığı şiir çevirilerinden oluşuyor. Asaf?ın şiir çevirilerini özgün kılan başlıca husus ise, şiirinde kullandığı kelimeleri çevirilerinde de tercih etmesi. Asaf?ın çevirdiği, Charles Baudelaire?in ?Çalarsaat? isimli şiirinden bir alıntı: ?Çalarsaat! Uğursuz tanrı, korkunç, duygusuz, / Parmağıyla ürkütür bizi ne der: Hatırla! / Yatışmayan acılar kalbine dola dola / Ergeç saplanacaktır amacına olumsuz; // Buharcana uçan zevk ufka doğru kaçacak / Tıpkı bir peri gibi kulisten geçip giden; / Her an bir parça yutar yaşama sevincinden / Ki herkese ömrünce dağıtılmış bir kucak. (…)?

Tanıtım Yazısı
Hidim ismi için, Seda Arun şöyle diyor;
“Bir yazarın ya da şairin ölümünden sonra ilk kez yayımlanacak eserini hazırlamak kadar,

Paris Komünü : 140. Yıl Kutlamaları – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

1871?den bugüne tam yüz kırk yıl geçti. Evet tam yüz kırk yıl oldu Paris Komünü?nün toplumsal mücadeleler ve siyasi tarihteki yerini alalı. Paris Komünü birçok açıdan deneyimler ve dünya kadar dersle doludur. Emekçilerin iktidardaki ilk adımlarından biri olarak o günlerden bugünlere birçok siyasi lideri, toplumsal mücadeleyi, siyasi partileri, işçi hareketini ve kadın hareketini etkiledi. Bu açılardan ve bilhassa bir yandan Paris?i kuşatan Prusya ordusuna karşı duruşuyla öte yandan Versailles?a kaçmak zorunda kalmış Fransa hükümetinin askerleriyle silahlı çatışmalarıyla 20. yüzyılın ihtilallerine öncülük etmiştir. İhtilaller tarihinde en önemli yerlerden birini almıştır. Dolayısıyla her yıl anılmayı hak ediyor. Her yıl anılıyor da. Her 28 Mayısta Père Lachaise Mezarlığı?nda

Kötülüğe övgüye doğalcı yaklaşım: Yeşil Peri Gecesi – Berivan Kaya

Yeşil Peri, sıvı kıvamında ağızdan tüketilen, öldürücü ve tehlikeli bir uyuşturucunun adı, romanın bir bölümünde bu şekilde anlatılıyor. Bu romana neden bir uyuşturucu adı verildiğini anlamak güç.
Ayfer Tunç Yeşil Peri Gecesi adlı yayımlanan son romanında insanın acılı yazgısında en önemli etkinin yaşadığı doğa ve çevre koşulları olduğu görüşünü öne çıkartıyor.
Felsefi alanda doğalcılık ya da natüralizm olarak adlandırılan bu düşünceye göre insan soyaçekimin(doğuştan gelenin) ve aile, arkadaş, toplum gibi yapılardan oluşan doğal çevresinin kurbanıdır; acılar çeken, zorluklar ve baskılarla karşılaşan insan adeta kötü olmaya, kötülük yapmaya, şeytanla anlaşmaya mahkûmdur.
Genetik ve çevresel-toplumsal koşulların insan yaşamında belirleyici olduğunu savunan doğalcı yaklaşımda insan iradesi bu koşulları ve yazgıyı

Çocuklara Ölümü Anlatmak – Faiz Cebiroğlu

Ölüm, gördüğünü bir daha görmemek oluyor. Çocuklara bunu anlatmak zordur. Çocuklara ölümü ve bunun yarattığı hüzün duygusunu işlemek, zordur. Türkiye?de bu, çok daha zordur.

Çocuk olarak, birisini kaybetmek, anne ya da babasını yitirmek, çocuklarda bir süreliliğine olsa da, dünyaya olan güvenlerini kaybetmeyi doğuruyor. Geçici de olsa, çocuklarda, dünyanın ?güvenilir? bir yer olmadığı durumu oluşuyor. Bu anlaşılır bir şeydir. Böylesi durumlarda çocuklara belirli bir profesyonel yardım ve ihtimam gerektirdiği açıktır.

Tembellik – İnsan – Nejdet Evren

Üretim halkasına emeği ile katılmadan kendini de tüketen insan, tembelliği ne zaman ve nerede edinmiştir? Bu durum doğuştan gelen bir davranış biçimi midir? Yoksa zamanla kazanılan bir sapma mıdır? İnsan neden üretmek istemez? Ruhunun doymazlığına karşın bedenin üretim söz-konusu olduğunda takındığı edimsizlik salt bireysel bir tutum mudur? Tüketim konusundaki aceleciliği, zamanla yarışması, zamansızlığının bir nedeni mi yoksa sonucu mudur? Artık ürün ile tembellik arasında bir bağ var mıdır? Tembelliğin sonuçları toplumsal dokuda diğer bireyleri nasıl etkiler? Sömürü ve tembellik ne zaman yan yana gelir ve hangi koşulda ayrışırlar? Verimliliği arttıran teknoloji insanın kendini yeniden üretmesi için gereken zamanı fazlasıyla karşılamasına rağmen onun tembelleşmesinin

Dostoyevski’den Sartre’a Varoluşçuluk – Walter Kaufmann

Ölüm, korku, başarısızlık… “Yeraltından Notlar; Varoluşçuluk” için yazılagelmiş en iyi başlangıç…
Felsefe tarihinin önemli isimleri: Jaspers, Heidegger, Pascal, Kierkegaard, Sartre… Azılı bir Hıristiyanlık düşmanı: Nietzsche… Bağnaz bir Grek Ortodoksu: Dostoyevski…
Ve Rilke ve Kafka ve Camus…
Hepsinde beliren ortak bir özellik: Koyu bireycilik…
Walter Kaufmann’ın başyapıtı Dostoyevski’den Sartre’a Varoluşçuluk’ta tüm bu isimler yanyana geliyor.
Onların her biri bir öykü anlatır bize; bir karşıkoymanın öyküsünü. Gelenekçi felsefeye başkaldırının öyküsü…
İlk kez 1964′te basılan bu çeviri, Kaufmann’ın başyapıtından seçmeler içeriyor.

Çadırkent Günlüğü – Mustafa Kemal Çokşen

17 Ağustos depreminin ardından Kocaeli’nin Gölcük ilçesine bağlı Değirmendere beldesine kurulan Nazım Çadırkent, dayanışmanın, paylaşımcılığın ve eşitlikçiliğin hüküm sürdüğü bir mekan olmuştu. Kuşkusuz, yıkımın ve yokluğun üzerine de gelse, 21. yüzyılda çadır yaşamını yüceltmenin bir anlamı bulunmuyor. Hele yıkımın da yokluğun da kader olmadığı düşünüldüğünde… Ama Değirmendere’de yaşananlar, güzel günler göreceğimizin ipuçlarını da barındırıyor.

Nazım Çadırkent’in kuruluşu için emek harcayanlardan biri olan ve çadırkent sakinleri tarafından başkan seçilen Mustafa Kemal Çokşen, deprem sonrasında yaşananları, duygu sömürüsü yapmadan ve eleştirel bir şekilde anlatıyor. O günleri