Nâzım Hikmet’in 1956 ve 1957 yılında Prag’da el yazısıyla Osmanlıca yazdığı şiirler ve mektuplar ortaya çıktı.

Türkiye edebiyatının en önemli şairi Nâzım Hikmet’in 1956 ve 1957 yılında Prag’da el yazısıyla Osmanlıca yazdığı şiirler ortaya çıktı. İçlerinde hiç bilinmeyen mısralar da var, ezbere bildiğimiz dizelerden çok farklı olanlar da…

Ankaralı koleksiyoner Erdal Dikmen?in Nazım Hikmet?in ailesinden aldığı ?evrak-ı metruke?den pek çok şiirin orijinalleri çıktı. Koleksiyonda Nazım?ın yazdığı 77 daktilo, 17 el yazması ve 13 Osmanlıca mektup ve şiir var. Dikmen, ?evrak-ı metruke?nin ehil ellere geçmesi için çaba gösterdiğini söylüyor.
Nâzım Hikmet?in 54 yıl önce vatan hasretiyle yazdığı

Bologna Süreci Sorgulanıyor (AB’nin Akademik Tahakkümünün Sosyalist Tahlil, Eleştiri ve Reddiyesi) – Kolektif

Avrupa Birliği’nin merkezinde duran emperyalist ülkeler tarafından başlatılan Bologna Süreci, AB ve onun yakın temasta olduğu ülkelerde yükseköğretimi köklü biçimde dönüştürmeyi, onu sadece sermayenin ihtiyaçlarına hizmet eder hale getirmeyi hedefliyor. Buna AB içinden dahi güçlü itirazlar yükselirken, Türkiye akademisi sessiz, hatta kimi solcu hocalar dönüşümü bizzat yönetiyorlar. Üniversite Konseyleri Derneği tarafından hazırlanan bu kitapta Türkiye akademisinin sosyalistleri Bologna Sürecini farklı yönleriyle tahlil ediyor, eleştiriyor ve reddiye için bir zemin sunuyor.

Budala – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

“1868 yılında yazılan Dostoyevski’nin Budala adlı eseri, Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler’in arasında yazılmış bir romandır. 1867’de, kırk altı yaşında Snitkina’yla evlenen Dostoyevski, hem alacaklılardan, hem de yardım isteyen akrabalardan kurtulmak için karısıyla birlikte yeniden yurtdışına çıkmıştır. Rusya’dan dört yıl uzak kalacaktır. Alçaltıcı bir yoksulluk içinde geçen bu dönem boyunca ülkeden ülkeye dolaşacak; tüm bu güçlüklere, sara nöbetlerine, vazgeçemediği kumar tutkusuna, ilk çocuklarının trajik ölümüne katlanan genç karısı, bağlılığını hiç yitirmeden ona gerçek aşkı tattıracaktır.
Dostoyevski, böylesi koşullarda yazdığı Budala’da, Rus basınında yer alan bir cinayet davasından yola çıkar.

Küba Tarihi (Bir Halkın Biyografisi) – Jose Canton Navarro

Küba ‘da Fidel Castro ve arkadaşlarının bütün dünyada saygı uyandıran mücadele ve başarılarının nasıl bir tarihsel arka planı olduğunu anlamak isteyenler için Küba’nın önemli tarihçilerinden Jose Canton Navarro’nun bu çalışmasının bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz. Yerli halkın neredeyse tamamının işgalci İspanyollar tarafından yok edildiği küçük bir adada, halkın, yaklaşık 500 yıl süren zorlu mücadelelerin ardından elde edilen insani gelişmelere büyük bir kıskançlıkla sahip çıkmasına şaşırmamak gerek.
Küba yalnız Türkiye?de değil, bütün dünyada büyük ilgi çeken bir ülke. Ancak bu ada ülkesine ilişkin bilgimizi yokladığımızda, Fidel Castro, Ernesto Guevara (Che) ve arkadaşlarının destansı

Arap Milliyetçiliği: Mısır ve Nasırcılık (Tahrir Meydanı’nda Korkuyu Yenmek) – Zeynep Güler

Mısır 1950’li ve 1960’lı yıllarda Bağlantısızlık Hareketi içinde güçlü ve kişilikli bir konum geliştirmişti. Arap milliyetçiliğinin taşıyıcılığını üstlenen Nasır’ın Mısır’ı, emperyalist-kapitalist sistemle sosyalist sistem arasında, tartışmasız biçimde ikinciye daha yakın, bağımsızlıkçı bir seçeneği kurmayı denedi. Arap-İsrail çatışmasının gölgesinde kalan bu deneme Nasır sonrasında tasfiye edilecek ve Mısır, siyaset düzleminde Amerikancı, toplumsal dokuda ise İslamcı bir karanlığa savrulacaktı.

Birinci basımı 2004 yılında yayınlanan bu çalışmanın yeniden ele alınmasına yanı başımızdaki coğrafyanın 2011’de

Suç ve Ceza – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

1866 yılı Rusya?sını yansıtan ‘Suç ve Ceza” (Prestupleniye i nakazaniye), Dostoyevski?nin en büyük eserlerinden birisidir. Dostoyevski?nin ölümüne 15 yıl kala açlık ve sefalet içinde kaleme aldığı bu eser dönemin Rusya?sının sosyo-ekonomik yanlarını tümüyle ortaya koymakla beraber Dostoyevski?nin yaşam kavgasını da çeşitli yönlerden anlatmaktadır. Eserin başkarakteri Raskolnikov?un Petersburg?ta oturduğu semtin, Dostoyevski?nin semtiyle aynı olması ve hatta Raskolnikov?un, Dostoyevski?nin evine çok yakın bir yerde oturmuş olması, dolayısıyla Dostoyevski Raskolnikov?un nasıl yaşadığına birebir tanıktır.

Kavganın Şafağı – Ivan Popov. Yenilginin küllerinden yeniden dirilişin romanı

Rusya’da 1905 Devrimi yenilmiş, ağır gericilik ve suskunluk yılları başlamıştır. Ülke, çarlık çizmeleri altında karanlık bir hapishane görünümündedir. İşçi hareketi bastırılmış, devrimci örgütler büyük ölçüde dağıtılmış, aydınlar kitle halinde devrimden uzaklaşmıştır. Siyasal baskıların yanı sıra büyük tasfiyeci dalgaya göğüs germeye çalışan Bolşevikler de iç sorunlarıyla kan kaybetmektedirler. Ama işçi kitleleri için için kaynamaktadır. Ve onların zihninde 1905 Devrimi’nin sıcak anılarını canlandırmak için uğraşan Bolşevikler vardır. Sürgünden kaçıp Moskova’ya geldikten sonra ilk fabrika konuşmasını yapan Pavel de bunlardan biridir.
Kavganın Şafağı, devrimin yenilginin küllerinden yeniden dirilişinin romanıdır.

Fikrimin İnce Gülü – Adalat Ağaoğlu. İşçi Bayram’ın ‘Bayram Bey’ olma yolculuğu

“Fikrimin İnce Gülü” Adalet Ağaoğlu’nun 1976 yılında yazdığı ikinci romanı. Yazar, insanlardaki yabancılaşma ve içe yolculuğu etkileyici bir biçimde anlatıyor. Eser, işçi Bayram’ın bir gününün hikayesini konu alır. Adalat Ağaoğlu bu yol romanında, sınıfının ve konumunun bilincinde olmayan Bayram’ın “Bayram Bey” olma çabasının biricik öznesi bal rengi Mercedes’i ile ilişkisini, Kapıkule’den başlayıp köyünde hazin bir şekilde sona eren yolculuk boyunca anlatır. Yolculuk aslında bir sembol. İncegül Bayram’ın büyük düşüne giden yolculuk, bir anlamda Almanya’da yazgılarına ve küçük hesaplarına terkedilmiş insanların ortak hikayesidir.
“Bayram, Mercedes’in yağ gibi akıcılığına, sarsıntısız, sessiz gidişine büyük ölçüde gölge düşüren küçük patlamalar arasında, bir köşeye sığınıyor. Duruyor. Yere atlayıp,

EMRAH SERBES

Behzat Ç. / Bir Ankara Polisiyesi / Her Temas İz Bırakır
Behzat Ç. / Son Hafriyat / Bir Ankara Polisiyesi
Erken Kaybedenler
Hikayem Paramparça