Geçmişin Gölgesinde Villette – Charlotte Bronte

Charlotte Bronte’nin kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bu roman, hem yazarın en önemli kitaplarından biri hem de çağının gerçeklerini en iyi anlatan yapıtlardan biri olma özelliğini taşıyor.

Lucy Snowe, genç yaşta ailesini yitirince vatanı İngiltere’yi terk eder ve kıta Avrupası’ndaki Villette kentinde bir yatılı kız okulunda öğretmenlik yapmaya başlar. Lucy burada yalnızca geçmişin hayaletleriyle değil, geride bırakmayı arzu ettiği, kaçındığı duygularla da yüzleşecektir. Okulu sık sık ziyaret eden Doktor John’a karşı içinde yeşeren duygular, kendisine karşı hep zalimce davranan edebiyat öğretmeni Mösyö Paul ile Müdire Madam Beck ve Villette

Yüreğiyle yaşayan, pijamalı bir yürek işçisi, Rıfat Ilgaz “Pijamalılar”

Yaşama ve yaşamın getirdiklerine sitemkar olan, ama hiçbir şey için pişman olmayan kendi deyişiyle, “Yürek İşçisi” Rıfat Ilgaz’ın, en çok sevdiği yapıtı olan “Pijamalılar”, yoksulluk içinde yaşayan, ama yaşamak için direnen insan öykülerini gözlerimizin önüne serer.
Bu eser, yaşamak için direnen yüzlerce hastanın savaşının hem güldürüsü hem dramıdır. Eser, edebi bir tür olarak dünya edebiyatında az rastlanır bir nitelikte olmakla birlikte, eleştirmenlerin toplumsal yergi türüne örnek olarak gösterdikleri bir özellik taşır.
Rıfat Ilgaz, dönemin ünlü siyasi mizah dergisi Makro Paşa’nın

Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale-Erzurum Günlüğü (1943)

Un tüccarı Yorgo Hacıdimitriadis, İkinci Dünya Savaşı yıllarında uygulanmış Varlık Vergisi’nin kurbanlarından birisidir. Varlık Vergisi borcunu ödeyemediği için 22 Mart 1943 tarihinde Haydarpaşa’dan trenle Aşkale-Erzurum’daki çalışma kampına yollanmıştır. Erzurum’da kaldığı süre boyunca günlük tutan Hacıdimitriadis’in izlenimleri, Varlık Vergisi’nin bugüne kadar çok az bilinen “çalışma kampları” boyutunu gün yüzüne çıkartmaktadır. Yorgo Hacıdimitriadis, o renkli Türkçesi ile Erzurum’daki ilk gününü şöyle anlatır:

“4 Nisan: Pazar olmak münasebeti ile bazı arkadaşlar hamama gittiler. O meyanda [sırada] emir geldi

Kızıl Feministler (Bir Sözlü Tarih Çalışması) – Emel Akal

Birleşmiş Milletler 1975 yılını Dünya Kadın Yılı ilan etti. Aynı yılın Haziran ayında İstanbul’da Çeliktepe’de bir gecekonduda İlerici Kadınlar Derneği isminde bir dernek faaliyete geçti. Bu dernek üç yıl sonra Uzunköprü’den Van’a, Samsun’dan Adana’ya kadar şubeleri olan kitlesel bir kadın örgütüne dönüştü. Kuruluşundan beş yıl sonraki bilanço: 12.000 üye, 33 şube, 35 temsilcilik, son sayısı 35.000 basılan bir dergi: Kadınların Sesi… Bu kitap Türkiye’de 8 Mart’ları ilk kez yığınsal kutlayan, ilk kadın yürüyüşlerini düzenleyen İlerici Kadınlar Derneği İKD’nin hikayesidir.

Packardımla Bir İhtiyar Kadını Çiğnedim – Özlem Pekcan

?Üç hafta evvel Packard?ımla bir ihtiyar kadını çiğnedim. Ailesi, bu kayba nazaran ölçülemeyecek kadar bir zarar ve ziyan ?kadınların ortalama fiyatlarının ne olduğu malum- istediklerinden bu ceset istismarcılarına karşı beni müdafaa edebilecek iyi bir avukata başvurmaya mecbur kaldım.?

Yukarıdaki satırlar çok şükür ki bana ait değil!

20 ci yüzyılın ilk yarısında yaşamış İtalyan yazar Giovanni Papini?nin, Fikret Adil?in çevirisiyle Türkçemize kazandırılmış ?GOG? adlı kitabından alıntı sadece

Dilruba – Turgut Türksoy

Dilruba?nın hikâyesi; evde kafesin, sokakta peçenin ardına hapsedilen Osmanlı kadınlarının şeriat yasalarına ve kökleşmiş geleneklere karşı başlattıkları amansız mücadelenin tarihidir. Erkek egemen düzene duyduğu nefret ile, kalbine hükmeden erkeğin aşkı arasında sıkışıp kalan Dilruba, bir yandan fırtınalar esen yüreğine söz geçirmeye çalışırken, bir yandan da içinde yer aldığı feminist hareketin yaşamında meydana getirdiği değişiklikleri sindirmeye çalışmaktadır. Dilruba ve arkadaşlarının 1923’te kurdukları Kadınlar Halk Fırkası bugün çok gerilerde kalsa da, ninelerimizin akıllara durgunluk veren mücadeleleri hâlâ güncelliğini korumakta, günümüz kadın hareketinin önünü aydınlatmaya devam etmektedir.

Taras Bulba – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Nikolay Vasilyeviç Gogol´ün Taras Bulba adlı eserinin bu büyük ustanın yapıtları arasında çok farklı ve özel bir yeri vardır. Güçlü ve yiğit Taras Bulba önderliğindeki Kazakların Polonyalılara karşı isyanını ve Taras Bulba´nın iki oğlunun yargılanışını konu edinen bu tarihsel öykü, Ukrayna´nın Kazak gelenekleri ve zengin halk kültürüyle beslenerek yetişen Gogol´ün, Ukrayna şarkılarının sevinç ve hüznüne duyduğu derin sevginin, Kazakların geçmişine duyduğu bağlılığın ürünüdür. 1835 yılında yayınlanan Mirgorod Öyküleri arasında yer alan Taras Bulba, aynı zamanda yazarın 19. yüzyıl Rusya´sının baskıcı ortamından geçmişe sığınışının bir ifadesidir. Nitekim, bu destansı öykünün kahramanı,

Yaşar Miraç devrimi – Yücel Kayıran

?Trabzon?dan Çıktım Yola?, otuz yıl önce, 1981 yılının Haziran ayında yayımlanmıştı. Yaşar Miraç?ın en önemli kitabıdır ve bugün yazılan şiir oldukça değişmiş olmasına rağmen etkisini korur. Miraç, çıkışını, ?Trabzon?dan Çıktım Yola? ile değil, ilk şiir kitabı ?Trabzonlu Delikanlı?yla (Mayıs 1979) yapmıştı. Sanat Emeği Yayınları tarafında yayınlanmış ve bir yıl sonra da Türk Dili Şiir Ödülü?ne (1980) değer görülmüştü. Bugün de, Yaşar Miraç denilince akla gelen kuşkusuz, ?Trabzonlu Delikanlı?dır, ?Trabzon?dan Çıktım Yola? değil. Bununla birlikte, Miraç?ın şiirinin neliğini irdelemeye yönelik eğilimin odaklanması

Fahri Petek Üzerine M. Şehmus Güzel ile Söyleşi – Uğur Hüküm

24 Aralık 2010?da Paris?te yitirdiğimiz Fahrettin Petek siyasi düşünceleri nedeniyle yurtdışında yaşamak zorunda kalan çok değerli bir bilim insanıydı. 1 Mart 1922?de İstanbul?da doğan Fahri ağabeyimiz yalnızca Fransa?daki duayenimiz değil, aynı zamanda ortalamanın çok üstünde insani erdemlere sahip bir kişilikti. Fahri Petek : Bir Hayat, Üç Can isimli 357 sayfalık bir kitap yayınlayan (TÜSTAV, « Sarı Defter » dizisi, İstanbul, 2009) M. Şehmus Güzel ile Petek?i konuştuk. Buyurun söyleşimize :

Uğur Hüküm – Bu benzersiz insanı nasıl tanıdınız, dostluğunuz nasıl başladı?