23 Nisan’ın ‘çocuk’ işçileri

Türkiye’deki 22 milyon 761 bin çocuğun üçte birinden fazlası bir çocuk bayramını daha “işçi” olarak kutluyor. Türkiye nüfusunun yüzde 29.7′sini oluşturan çocukların yüzde 37.0′si “istihdam içinde ve dışında” çalışıyor.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Dairesi Müdürü Dr. Serkan Öngel’in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 5-17 yaş arası, ev işleri de dahil toplam çalışan çocukların sayısı

Benim Dersim Manifestom – Haydar Karataş

1861’de Dersim’e giden Diyarbakır Britanya Başkonsolosu, bölgeyle ilgili uzun bir rapor yazar. O rapordan değil de, Taylor’un kendisiyle aynı dönemde Fransa’nın Diyarbakır Konsolosu Mösyö F. Anori’ye yazdığı bir mektup var. O mektupta: “Ben onların Pagan olduğunu düşünüyorum, Mamikyanlar (Dersim Ermenileri) bizim Osip Efendi’nin dediği gibi değil; sanki onlar bu Pagan inancından sonra Hıristiyanlğa geçmişler.” Osip Efendi dediği o zamanki Diyarbakır’ın Ermeni belediye başkanı.

Ve Kürtçe ders kitapları hazırlandı

Türkiye’de özel okullarda anadilde eğitimin yolunu açan demokratikleşme paketi geçen ay yasalaştı. Uygulamanın nasıl olacağı henüz netleşmedi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetmeliği bekleniyor. Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) tabanıysa yönetmeliği beklemeden hazırlıklarını önemli ölçüde tamamladı. Kürtçe ders kitaplarının numuneleri basıldı.

Yüzyıllık tedirginlik – Tarihçi Ümit Kurt ile söyleşi: Tuğba Tekerek

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan’da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan öldü, yüzbinlercesi kökünden kopartılıp dünyanın dört bir yanına savruldu. O halkın bu topraklardaki izleri büyük ölçüde silindi. Ama tamamıyla değil. Ermeni Soykırımı’nın üzerinden yıllar geçerken, bu topraklarda ancak Ermeni Hristiyan kimliklerinden vazgeçerek hayatta kalabilenlerden yeni nesiller doğdu. Şimdi sayılarının bir milyona vardığı konuşuluyor. Yavaş yavaş hikâyelerini anlatmaya başladılar.

Ünlü yazarların imzaları

J.D. Salinger ve Ernest Hemingway; Oscar Wilde ya da Virginia Woolf; Jorge Luis Borges veya Gabriel Garcia Marquez… Bu isimleri bir kitabın kapağında gördüğümüzde, pek de ikinci kez düşünmemize gerek kalmadı. Onların imzaları bizi o kitapları okumaya hemen ikna etti.

Peki, bu imzalar gerçekte neye benziyordu? İşte, edebiyatın en ünlü imzaları:

İsyanın bestecisi Chopin

Fryderyk Chopin’in (1810-1849) ismi ve sanatsal mirasının Polonyalıların gözünde taşıdığı önemin büyüklüğünü anlamak belki mümkün, ama onu anlatabilmek o kadar kolay değil. Chopin, yurttaşlarının gözünde müziğinden ötede bir şeyleri temsil ediyor çünkü. Onun sanatı, aynı zamanda, bir ulusu temsil ve tarif edebilme gücüyle de öne çıkıyor. Chopin’in özellikle Polonya’nın otantik halk dansları üzerine inşa ettiği polonez, mazurka türünden küçük formdaki eserleri, bir halkın sahip olduğu folklorik ezgilerin

1915′e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım – Ayşe Hür

Bu konudaki kafa karışıklığının Batılı tarihçiler, gazeteciler, uzmanlar, siyaset adamlarında da olduğunu biliyoruz. Örneğin 24 Mayıs 1915′te Osmanlı Devleti’ne bir nota veren Fransa, Rusya ve Britanya hükümetleri “insanlık ve medeniyet aleyhine işlenen suçlar” terimini kullanmışlardı.

Ermeniler 1894-1896’da başta Doğu Vilayetleri olmak üzere pek çok yerde ya da 1909’da Adana’da başlarına gelenleri tanımlamak için

sgk