“Dizim Başladı! Kapat, Sonra Anlatırım” / Televizyonda Hikaye Anlatıcılığı – Derleyen: Aslı Kotaman, Ahu Samav Uğursoy, Artun Avcı
Aşk-ı Memnu kitabı bize ne anlatırdı, dizi filmi neler anlattı? Neden Yeşilçam Sineması’nda sevdiğine kavuşamayan kadınların çocukları evlendikleri değil de sevdikleri adamdandır? Reality TV mi gerçek yoksa hayat mı? Artık misafirler “Prime-Time” vakitlerinde gelmese ne iyi olur dediğinizi duyar gibiyiz! Yeni medya ne yapar mı, peki, siz orada içerik sahibi olarak ne yapıyorsunuz? Televizyonun bizi nasıl büyülediğinin incelenmesi ve çözümlenmesi üzerine, kısa ama öz, 10 özenli çalışma. Televizyonunuzun ayarlarıyla oynamanızın bir faydası yok.
Babaerkil kaynaklı popüler kültürümüz, televizyon dizilerinde şaha kalktı! – Telesiyej
(18.10.2012, Taraf Gazetesi)
Hızlı tüketim toplumunda “kadın” daha da sömürülerek tüketiliyor.
Televizyon dizilerinin hikâyelerinde, kötülüğü çıkaran, tetikleyen ve dramanın gidişatı içinde ören, çoğunlukla kadın oluyor.
Huzursuzluk kaynağı olan hep kadın…
Genel teamül böyle.
Tv dizilerine bakılacak olursa, kutsal aileyi bozan da kadın zaten.
Aslı Kotaman- Ahu Samav Uğursoy- Artun Avcı’nın hazırladığı, “dizim başladı! kapat, sonra anlatırım” adlı çok iyi bir derleme var. Televizyonda Hikâye Anlatıcılığı alt başlıklı kitapta şöyle deniyor: “Anaerkil toplumun hatıralarının ve izlerinin silindiği dünyamızda hiyerarşi içinde örgütlenen toplumun niteliği erkek-egemendir. (Akal, 1994:62) Kadına verilen rol, onun biyolojik farkına da (‘eksik’) uyarak erkek üstünlüğünü zamanla nesneleştirmiş ve iki cins arasında simgesel bir savaş başlamıştır. Godard’ın o ünlü sözü herkesçe bilinir: ‘Bir film çekmek için gereken tek şey; kadınla silahtır’ (Raven, 2001:26). Bu bütün erkek hikâye anlatıcılar için verimli bir premise sayılabilir.”
Dizilerimizde ne hikmetse kahraman kişi daima erkektir.
Bu durumu anlamaya çalıştığımızda ise karşımıza çoğunluk olarak NAMUS çıkar.
Namusu koruyacak olan kişi de erkektir!
Bunun manası şudur; namus bozulacaksa şayet, kadın tarafından bozulacaktır. Namusun simgesi kadındır çünkü. Erkeğin yaptığı hiçbir şey namusu bozmaz zaten.
Bu yüzden de kadınlar kahraman kişi olmaz!
Kadın, iyileştirilmesi gereken karakterdir; yeri geldiğinde de cezalandırılır.
Ona kanmamalı…
Ondan uzak durmalıdır.
Çünkü bütün şeytanlıklar ondan çıkar! (Babaerkil dönemle birlikte özellikle semavi dönemde kadın, şeytanla özdeşleştirilmiştir adeta.
Kitabın Künyesi
“Dizim Başladı! Kapat, Sonra Anlatırım” Televizyonda Hikaye Anlatıcılığı
Derleyen: Aslı Kotaman, Ahu Samav Uğursoy, Artun Avcı
Yayınevi : h2o Kitap
Ekim 2012
232 sayfa
Yazı okunma sayısı(4227) Bugün okunma sayısı(0)
Kafka’nın arşivi online olacak
İsrail Ulusal Müzesi, Kafka’nın eserlerine ilişkin müsveddeleri de içeren on binlerce sayfalık belgenin online olarak yayınlanacağını açıkladı.
Franz Kafka ve dostu Max Brod’un 1939’da Prag’dan bir valiz içinde kaçırıldıktan sonra onlarca yıl gizli kalan dev belge koleksiyonu İsrailli bir yargıcın aldığı karar uyarınca ilk kez halka açılmaya hazırlanıyor. El yazmalarının mülkiyetiyle ilgili olarak Tel Aviv’de uzun süredir devam eden ve geçtiğimiz pazar günü karara bağlanan dava sonucunda,
Basılmayan pekçok belge var
Kafka, 1924’teki ölümünden önce arkadaşı Max Brod’a bıraktığı edebi metinlerinin yakılmasını vasiyet etmişti. Brod ise daha sonra Kafka’yı 20’nci yüzyıl edebiyatının en büyük isimlerinden biri yapacak bu romanları―Şato, Dava ve Amerika―yayımladı.
Buna karşın yazarın eserlerinin çoğu basılamadı, Brod ise 1939’da beraberinde Kafka’nın elyazmalarının bulunduğu bir valizle Avrupa’dan Filistin’e kaçtı. Brod, ölümünden önce arşivini―Brod’un kendi notlarıyla birlikte Kafka’nın müsveddeleri ve mektuplarını içeriyordu―miras olarak sekreteri Esther Hoffe’ye bıraktı. Hoffe ise bir kısmını sattığı arşivi 2007’de ölümünden önce kızlarına devretti. Kızlar, Tel Aviv ve Zürih’teki kasalarda tutulan koleksiyonun hediye olduğunu ve koleksiyonu satın almak isteyen Alman Edebiyat Arşivi tarafından desteklendiğini ileri sürdü.
Ancak yargıç Talia Kopelman-Pardo, “Brod’un mirası gibi Kafka elyazmalarının da müşterek davacılara hediye olarak verilmediğine” ve Brod’un, “Kudüs’teki Yahudi Üniversitesi ya da Tel Aviv belediye kütüphanesi veya İsrail ya da yurtdışında herhangi bir kurumun kütüphanesine gitmesi gerektiğini şart koşan 1948 tarihli vasiyetnamesinde olduğu gibi “arşive devredilmesi gerektiğine” hükmetti.
“Kafka siyonist bir peygamber değil”
Mahkemenin kararı Kafka uzmanları arasında temkinli bir heyecanla karşılanırken Booker’ın kısa aday listesinde yer alan roman yazarı Will Self, “Milan Kundera’nın ‘Kafkaoloji’ diye adlandırdığı bu şeyden gına geldi artık: Kafka kadar mercek altına alınan bir yazar daha yoktur―ve bu onun kurgudan çok edebiyatdışı metinleri üzerinden yapılır. Şimdi bu gelişme üzerine aynı filmi tekrar tekrar göreceğiz: Daha fazla okunmamış ve okunamaz doktora tezi, Kafka külliyatına şu veya bu eleştirel teorinin yaklaşımını yansıtan daha fazla pratik” dedi ve şöyle devam etti: “Brod’un kendisi Kafka’yı bir Siyonist peygamber olarak kutsamaya kararlıydı. Belgeleri elinde tutan İsrail devleti de bu tahrifatın hızla devamını teminat altına alıyor―yine de, pek fark etmez ya―belgeler bütün aykırılıklarıyla duruyor orada, farklı ve aykırı algı kıvılcımları çakarak ve okurları kadar kalabalık.”
(Guardian.com)
Yazı okunma sayısı(4310) Bugün okunma sayısı(0)
En Güçlü Kim? – Valeri Suslov
En Güçlü Kim?, Sovyet tiyatro yönetmeni ve çocuk edebiyatı yazarı Valeri Suslov’un (1939 – 1999) 7-10 yaş çocuklara yazdığı bir masal kitabıdır.
Aleksey her fırsata Anton’a sorular sorardı:
-Göğün yüksekliği ne kadar?–Deniz mi daha derindir, yoksa okyanus mu?–Yere bir delik açıp, dünyanın öbür tarafından çıkabilir misin ?-
Aleksey bugün de Anton’a yetişmeye çalışarak, zıplaya zıplaya yürüyor ve yine soruyordu:
- En güçlü kim?
– Fil mi? Balina mı?
- En güçlü kim?
– Kaplan mı? Aslan mı?
- En güçlü kim?
– Krallar mı? Padişahlar, şahlar mı?
- En güçlü kim?
– Zalimler, yeteneksiz yöneticiler mi?
(Arka Kapak)
Kitabın Künyesi
En Güçlü Kim?
Valeri Suslov
Yazar : Boris Zakhoder, R. Kuşneroviç, Valeri Suslov
Resimleyen : Rafet Aksal
Çeviri : Hasan Kıyafet
Oda Yayınları / Çocuk Kitapları Dizisi
Resimli
İstanbul, 1991, 2. Basım
78 sayfa
Yazı okunma sayısı(3076) Bugün okunma sayısı(1)
4. Edebiyat Günleri’nde Ölüdeniz’le Can Bulmak – Duran Aydın
İlginizi çeker mi bilmiyorum, ama az sonra okuyacağınız Söylence No: 1, bana göre, Ölüdeniz’in neden adının “ölü bir deniz” olduğunu yeterince açıklayamıyor. No: 2 de öyle!
Birinci söylence özetle şöyle:
Bir deniz savaşında Lidya Kralı’na yenik düşen Likya Kralı gerideki yaralı, çocuk, yaşlı kadın ve erkeklerine güvenceli bir yer arar. Yolları Belceğiz açıklarına düştüğünde fırtına azar! Sığınacak liman aranırken geminin dümenini
Babası ortalıkta liman filan göremez; yaklaşanın bir felaket olduğunu varsayar. Krala göre, emri her kim verdiyse tez elden kellesinin uçması gerekir! O zamanlar da emir demiri kesiyordur! Gemi kıyıya yaklaşır, kanala girer. Ölüdeniz’e henüz el değmemiştir; olanca görkemiyle kalanlara gerçek anlamda bir cankurtaran olur. Ne acıdır; gemi ve savaştan arta kalanlar kurtulursa da oğul ölmüştür!
2. öyküde yine bir baba ve oğul; gemileri azgın sular ve fırtınayla boğuşurken bu koya sığınmak zorunda olduklarını düşünürler. Oğul, buraları bir de şu nedenle bilmektedir: Yörede yaşayan Belcekız adındaki güzele olan karasevdası… Baba, tartışma kavgaya dönüşünce, itiş kakış sırasında oğlunu bir kürek darbesiyle kayalıklara atar, dümene geçer. Nasıl olursa olur; deniz döner, dümdüz bir çarşaf gibi eşsiz bir koya dönüşür. Baba koya sığınır, ama oğul ölmüştür! Ağlar, yas tutar… Belcekız da sevdiğinin öldüğünü işitir işitmez denize atlayarak ona kavuşacağını düşünür. Oğulun öldüğü yer bundan böyle “Ölüdeniz”, kızınki de “Belcekız”dır.İyi de, peki siz “ölü” bir deniz düşünebiliyor musunuz? Mavisi mavi değil; kara-yeşil arası pis bir renge bürünmüş! Balıksız, yosunsuz, dalgasız, yakamozsuz… Ve insansız bir de…
Sayamadıklarımı bir yana bırakıyorum; adıyla çelişen özelliklerde, belki de dünyanın en güzel koylarından Ölüdeniz’e ilk kez 1983’te gitmiştim.
Bulanık bir anıdan sızan o günler; Adana’nın sıcağından, tavsayan ilişkilerden boğulduğum, kendimden bile soğuduğum o kaçış günlerimdendi.
Bir kezinde Yeniistasyon Garı’na gittiğimi, gidip de bilet satıcısı kıza tam doğumuzdaki baba yurdum İskenderun’a kalkacak ilk trene bir bilet istediğimi; trenin bir saat kadar önce yol aldığını ve o gün için başkaca da bir “sefer”in olmadığını öğrendiğimde, tam batımızdaki Mersin ya da Tarsus’a da gidebileceğimi söylediğim anda, kızın şaşkınlıktan yüzüme nasıl bir bakış fırlattığını unutur muyum sandınız?
4 günlüğüne ağırlanacağımız “4. Ölüdeniz Edebiyat Günleri” için diğer kentlerden gelen konuklarla doluştuğumuz, belediyenin bize ayırdığı minibüsle koynuna daldığımız Ölüdeniz’in adını öncelerde duyardım duymasına da, bir deniz nasıl “ölür” ya da “ölü” sayılır; sayılırsa da “denizliğinden” söz edilebilir; düşünmezdim!
Kaynaklardan edinilen bilgiler Ölüdeniz’i “Ölüdeniz” olarak tanımlasa bile, ben yine de bir denizi “ölü” saymaktan yana değilim abi…
Binlerce yıllık tarihsel dokusunu gözleri gibi koruyan, yöreyi hâlâ “canlı” kılan insanların sıcaklığına, değerine daha ne eklenebilir ki? Büyük kent kurnazlığının, açgözlülüğünün üçkâğıtçılıklardan beslenen sinsiliğiyle henüz tanışmamış, önüne gelene kazık atıp eline geçirdiği her şeyi cebellezi etmeyi henüz öğrenmemişler; gördüğüm kadarıyla yanılmıyorum!
Geçen yıl 2011’in 2 Temmuz’unda geldiğimizle birlikte bu ikinci konukluğumdu Ölüdeniz’de.
2011’de, 2 Temmuz 93 Sıvas barbarlığı ve faşizmine denk düşen günde Babadağ zirvede protesto konuşmaları yapılıp şiirlerin okunduğundan farklı olarak bu yıl; “Apollon Şiir Dinletisi”nde edebiyat insanlarının “Şiir Tanrısı”yla kucaklaşmasıyla, şiirin hayatlarımızdaki boyutlarına yeniden dokunuldu…
Etkinliğe Adana’dan katılan 3 arkadaştan birisiydim. Gerek Mehmet Taşar olsun, gerekse Halise Tekbaş; duyurunun yapıldığı 2 ay kadar öncesinden (diğer kentlerdeki arkadaşlarda olduğunca) heyecanımızı nasıl da güç bela dizginlemiştik; elbette bilirsiniz…Ama kendi adıma; KIYI dergisi yazarları olmamızdan kaynaklanan abi-kardeş derecesindeki ilişkimizi, yüz yüze gelmesek de düzeyli bir sevgi-saygı desteğiyle sürdürdüğümüz Ömer Akşahan Hocam için; yüreğimde apayrı heyecanlar beslediğimi peşin peşin belirtmeliyim. Bu duygu, oldukça uzun süren otobüs yolculuğumuz boyunca yüreğimi sınadı durdu…
Beynimde ve gönlümde gelişip büyüyen düşe göre; Ölüdeniz’de Ramos Otel’e adım atar atmaz, Akşahan Abiyi bir koltukta, fotoğraflarındaki gibi ciddi ve okuduğu her neyse ona saygılı bir özenle gazete, kitap ya da dergisine gömülmüş, kahvesini yudumlarken, uzaktan görecektim… Bugüne kadar yüzlerimizi yalnızca fotoğraf karelerinden, seslerimizi telefon konuşmalarımızdan ezberlemiş olsak da, yanılma payımızın sıfır olacağını biliyor, yüreklerimizde her gün yeniden ışkınlanan dostluğun yalımında bilenmeyi düşlüyorduk…
Ama olmadı! Ne ben onu öyle bir resme teyellenmiş gördüm, ne dokunabildik yüreklerimize… Ramos Otel’de arandım durdum Hocamı. Sonra da sarıldım telefona; durur muyum? Kırıktı sesi, dökülüyordu… Hastası yengemmiş. Gelemeyeceğini söylerken ağzından çıkan her sözcüğü acının kederli tınısına banıyordu…
Onsuz eksik geçti günlerimiz. Yanımda, karşımda ya da en fazla iki koltuk ötemdeki silueti hiç sislenmedi 4 gün boyu.
Bu yıl geldiğim ikinci konukluğumun da göz önündeki mimarı; onu tanıyan herkesin hemence ısınıverdiği, dost ve arkadaşlığın engin gönüllü emekçisi şair ve yazar Coşkun Karabulut’tu… Hepimizin nazını-tuzunu, kahrını-şımarıklığını yine yüksünmeden çekti Karabulut. Aksayan, düşündüğünün tersine gördüğü olumsuz en küçük bir şeyde o hep koruduğu inceliğiyle (sanki gerekiyormuş gibi) geldi, özür diledi!
Asıl söylenmesi gereken ve bence (billahi gözümüz yok…) bu dünyada onu hepimizden fazla yaşatacak olan; hayatın üstesinden belki de ancak böylece gelebildiği neşesi, iyimser tavrı ve olaylara yapıcı yaklaşımıydı.
“Coşkun Karabulut Şiiri”ni bilen, onun için yazmış birisi olarak; gündelik sözcüklerden süzüp ayıklayarak, avlayıp yapılandırarak şiiri nasıl oluşturduğuna, birlikte geçirdiğimiz günler boyunca tanık olduğumu söylemeliyim.
Ölüdeniz Belediye Başkanı Sayın Keramettin Yılmaz Bey’i; konakladığımız, yiyip içtiğimiz, gezdiğimiz yerlerde gösterilen yakın ilgiyi; onca kişiyi denizden dağlara, otelden köylere gece gündüz ulaştıran sürücümüz Ömer Bey’i nasıl unuturuz?
Bulunduğumuz, yaşadığımız dar alanlara iyiden iyiye zamklanmıştık; ilaç gibi geldi! Hayattan çaldığımız 11-14 Ekim 2012, Ölüdeniz Edebiyat Günleri’nde daha bir şiirleştik!
Kimlerle mi?
Gelemeyen, bir arada olamadığımız Ömer Akşahan, Betül Başar, Gülgün Yalvaç, Halil İbrahim Özcan, Savaş Ünal gibi adların yoklukları duyumsanmaz mı? Birçoğu ilk kez orada karşılaşan Abdülkadir Budak, Ahmet Otman, Duran Aydın, Emel Dinsever, Emine Azboz, Gökhan Cengizhan, Nazmi Bayrı, Şen Çakır, Halise Tekbaş, Hicabi Türkoğlu, Mehmet Taşar, Ömer Özdamar, Özlem Yüzbaşıoğlu Uçak, Pervin Ünalp, Reyhan Sur, Sabri Kuşkonmaz, Tarhan Gürhan, Uğur İlhan, Vedat Yazıcı ve Ceyda Pırıl Köstem; ad olarak birbirimizi bilsek de, yüzlerimiz, seslerimizle bir kez daha tanış olduk.
Hani denir ya; “Yediğin, içtiğin senin olsun; ne gördün, ne yaşadın onu anlat…” Bu söze eklenecek ne olabilir?
Bencekitap Yayınevi bünyesindeki yazarların yanı sıra, kitabı olan diğer yazar ve şairler için düzenlenen söyleşi ve imza günlerinin mekânı; tasarımı ve kusursuz düzeniyle gören herkesin beğenisini kazanan “Keçi Kitabevi”ydi.
Ama işte, daha sonra düzenlenen “Dergiciler Dergilerini Anlatıyor” bölümünde de olduğu gibi yazar da, okur da, izleyen de biz; yani okursuz şair ve yazarlardık!
Abdülkadir Budak ve Vedat Yazıcı, elbette bütün arkadaşlarım kadar değerli ve önemli adlardandı. Ama Budak, ilk gençlik yıllarımda şiirlerimi yayımlayan, birbirimizi kolayca anımsadığımız, şiirimizin çok önemli şairlerindendi.
Yine, ikimizin KIYI dergisi neferlerinden olmamızın dostluğumuza ayrı bir anlam kazandırdığı Vedat Yazıcı’yla da bir arada olmak, çok önemliydi bu günler boyunca.
Enver Yalçın ve yardımcılarının sunduğu köy kahvaltısı ve yöre halkının yaşam biçimini özetleyen, her birinde nice öyküler, şiirler gizli gereçlerden oluşan “müze”si, gören-gezen herkesin anılarından silinmeyecek nitelikteydi.
“Sanat ve Bilim Işığında Likya Uygarlığı” panelinde konu, izleyen herkesin aynı oranda ilgisini çekmese de, uzman kişilerin doyurucu bilgilerini Sayın Emine Azboz’un şiirle beslemesi sanat dolu bu günlere değişik bir renk veriyordu.
Ardından, etkinliğin 3. gününde yönder(*)imiz eşliğinde yaptığımız Tlos gezisi ve yüz yıllık çınarların altındaki minyatür şelalelerin koynunda, soğuk biralar eşliğinde alabalık şölenini hiç anlatmamış olayım; ağzınız sulanır…
* “Rehber” karşılığı olarak “yönder” sözcüğünü Tmolos dergisinin 7. sinde Ömer Akşahan’ın yazısında ilk kez gördüm. Sözcüğü Türkçeye kazandıran Sayın Etem Oruç’a, burada bir kez de ben teşekkürü bir zorunluluk sayarım…
Yazı okunma sayısı(2797) Bugün okunma sayısı(0)
Zararlı Erdem – N.G. Çernişevski
Gazetede Kovno erkeklerinin votka içmeyi bıraktıklarını okudum.* Bundan memnun oldum. Aynı haberi gazetelerden okuyan veya başkalarından duyan herkes; tüccarlar, esnaf ve zanaatkarlar, hatta Kovno erkeklerinin kendileri bile tek ses olup şunu söylediler: “İyi iyi, tanrı onların iyi düşüncelerini korusun.” Bu dosyayı yargılamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Sizler ne düşünüyorsunuz?
Şehrimizde devlet dairelerinin kapatılmasına yönelik bir dizi ufak olay gerçekleşti. Ben el sanatları ticareti yapıyorum.
Ne düşünüyorsunuz? Şunu söyleyen biri bile çıktı, “Gruplaşmaya izin verilemez, bu konuda önlemler alınmalı, failler bulunmalı ve cezalandırılmalı. Öyleyse mezhep yaratmayın”.
Buna katılmıyorum. Konu içki içmeyi bırakanların gruplaşması olsa tamam fakat hükümet gelirleri küçülmekte, bu da işin başka bir boyutu. Bu konuda harekete geçilmeliydi. Tahminimce insanların istediklerini düşünmelerine izin verdiler. Birileri önlem almalıydı, bu kadar. Köylerin ve mıntıkaların votka içmeyi reddetmesine karşı ayrılıkçı önlemler alındı.
Görevlilere bakıyorum, basit bir adama bile patronluk taslıyorlar. Her şey güya çok insani sebeplerle yapılıyor, insan onlarla diyaloga girince alınmamaları için ümit ederek büyük bir tehlikeye atılıyor. Neden önlemlerin alınacağından söz ediyorum? Ağzınıza zorla votka döküleceği için utanmayın. Alınmayın. Gücü yakıp yok edebilirsiniz.
-Ne diyorsunuz yani, düzensizlik mi olacak? Her yerde başkaldırılar gerçekleşmekte. İçki olmazsa insanlar birbirlerini boğazlamazlar çünkü kavga esnasında sarhoştular. İçki olmayınca hırsızlık da olmayacak.
-Söylediğiniz gibi değil, beni takip edin. Siz suçtan bahsediyorsunuz biz de isyandan. Bir isyancının ceza mahkemelik bir durumu yoktur. İsyancıya polis gücü müdahale eder. İsyancı bununla mücadele eder. Neden bir suçlu gibi cezalandırılsın ki? Polis şefi, baba figürü otoritesini kesmelidir, bu kadar.
-Evet, peki ne için kesmelidir, diye soruyorum. -Ne için? Kargaşa için. -Ne tip bir kargaşa için? Bu noktada hala tıkanıyorum.
-Her tip kargaşa için. Kargaşayı çözmek onun işidir. Köy polisi eğer isterse her başkaldırıyı çözebilir. Örneğin, otoriteye itaatsizliği çözebilir. İtaatsizlik yapanları anında toplayıp cezalandırabilir. Homurdanmaları ortadan kaldırabilir. Otoriteye karşı homurdanma? İtaatsizlik? İsyan? İsyan mı istiyorsunuz? Öyleyse etrafta suçlanacak çok insan var. Kargaşa çıkaranları cezalandıracaksınız.
-Bayanlar ve baylar, geri kalan her şey bilgelikle aydınlatıldı. Şimdi, senin adaletin nerede? Ben böyle konuşursam düzensizlik yaratmış olur muyum?
-Özür dilerim bayım! Bana söylenen bu. Siz bu işten anlamıyorsunuz. Devletin ana gelirini kaybetmesi nasıl mümkün olabilir? Bu olamaz. Merhamet ya patlama yaratırsa? Bu hazine kaybı demektir. İsyancıların, devletin gelirini soymasına müsamaha gösterilemez.
Böylece onlarla bir fikir birliğine varamadım. Elbette muhalif olmamın onları rahatsız etmesi benim umursadığım bir şey değildi, bana göre bu onlara kalmış bir şeydi.
Biz bakır paralarla çalışmış olsak dahi, gerçekten eğitimli insanlar bile bizim söylediklerimizi anlayamıyorlar. Kırsal kesimde veya tüm vilayette insanlar şarapla mahvolduktan sonra, tükenmiş bir hükümet olsan ne olur? İnsanlar hazinenin fakirliğinden zenginleştiler mi? İyi bir toprak sahibi, ufak çapta yıkıntı halinde olan bir malikaneyi alıp adamlarının da refah içinde olmalarını sağladığı sürece bundan dolayı daha zengin olacağını bilir. Akıllı bir toprak sahibi köy meyhanesinin kurulması fikrini onaylamaz. Meyhane olmadan köyün geliri daha yüksekse, kırsal kesimin geliri de daha yüksek olacaktır, tabii eğer köydeki veya tüm vilayetteki herkes şarap içmeyi bırakırsa. Vilayetteki herkes şarap içmeye devam etmek istemektedir.
Bu birbirinden farklı, eğitimli baylarla birden fazla konuşmalar yaptım. Bazıları benimle aynı görüşteydi, bazıları farklı eğilimlerdeydi.
Kovno olayı dergilerde neden az yazıldı? Keşke o eğitimli beyefendilerin, bu dava hakkında konuşabilmek için boş bir fikir birliğine vardıkları söylenseydi. Bunlar boş konuşmalar. Konuyu nasıl açıklayacaklarını bilmiyorlar.
“Tüccar Tikvin’in oğlu Badeykin” başlıklı bir mektup elimize geçti.** Bizi birkaç kelime etmeye mecbur bırakıyor.
Kovno davasıyla ilgili sessiz kalıyoruz çünkü bu olay gazetelerde yayınlandığından daha kapsamlı. Aynı olayı açıklamayı gereksiz buluyoruz. Birinin bir açıklaması olduğunu sanmadığımızı itiraf ediyoruz. Kovno köylüleri votka içmeyi bırakarak iyi bir şey yaptılarsa bu devletin karlı çıkmasını sağlar mı? Bunu kimsenin sorgulayamayacağını düşünüyoruz. Diğer dergilerin sessiz kalmasının sebebi konusunda hemfikiriz: bunun sebebi ise Badeykin’in mektubudur. Badeykin’in mektubu bize eşsiz bir hakikat sunmaktadır: demiryolları, köylülerin serbest bırakılması, görevin kötüye kullanımının kaldırılması, müteahhitlerden rüşvet alınmaması ve görünüşe göre hayli zengin bir tüccara odada bir sandalye verilmesine ilişkin şunları söyleyebiliriz; eğitimin cilasını özümsemiş, insanlık timsali bu insanlar o korkunç fikirlerin bilincinde değildirler. Peki neyin bilincindedirler? Neyi yargıladıklarını bile bilmedikleri apaçık ortadadır. Ve bazı şeylerin bilincinde olduklarını söylerler. Yabancıların ağzından demiryollarının faydalarından, özgürlük ihtiyacından bahsederler, sağır biri bile her adımlarını duyar. Kafalarının gelişmemiş olduğu bellidir ve rüzgarın bir parçasını alıp götürmüş olduğu bu kafalar tamamen vahşi ve aptaldır. Kalben mükemmel insanlar olabilirler ama kötü eğitilmişler, az çalışılmışlardır.
Kovno erkeklerini gerçekten haklı çıkarmaya mecbur muyuz? Votka içmemek için her türlü hakka sahip olduklarını ispat etmek durumunda mıyız? Kendilerine ağır tecrübeler yaşatacak bu kahramanca kararın aslında hükümetin ve Avrupa’daki Rus toplumunun şerefi yararına olduğunu kanıtlamalı mıyız?
Bizler halkın votka içmesine düşman değiliz, makul ölçülerde içmenin bizim iklimimizde faydalı olduğunu düşünüyoruz. Fakat bir alkolik gibi içenin neden içtiğini ve neden o içkiyi içtiğini bilmesi gerekiyor.
Sıcak bir evi, sıcak tutan giysileri, zengin bir masası ve cebinde fazladan birkaç rublesi olan varlıklı bir adam eğer her akşam yemeğinden önce bir bardak votka içiyorsa, Tanrı bilir üşümüştür veya parasına göre içiyordur. Bu bir bardak için adamın karısını veya çocuklarını suçlayamayız. Fakat Kovno köylüsü böyle bir adam mıdır? Fazladan parayı nerden bulmuştur? Neredeyse hiç halısı olmayan fakir bir kulübede yaşayan bir ailede fazladan harcanan tek kuruş bil kayıp sayılmaz mı? Zavallı adam, ailesinin hayatına harcamak yerine başka bir şeye harcamakla yanlış yapmaktadır.
Ve nasıl içmektedir! Senin gibi, okur, masa mı kurmaktadır? Hayır, hissiz içmektedir.
Ve votkayı nasıl almaktadır? Ve ona nasıl bir votka satılmaktadır? Bunu söylemeye gerek bile duymuyorum.
Ya da, fakir insan bozuk ahlakın reforma uğramaya ihtiyacı olduğunu gördüğü zaman, mezhepçiliğin yıkılacağını mı kanıtlamalıyız? Veya fakir insan, ilişkilerini geliştirmekten duyacağı yegane hazzı reddettiğinde devletin veya hazinenin kazanacağını mı söylememiz gerekiyor? Votkadan kazanılan her rublenin diğer vergiler ve ücretlerdeki on rublelik açıkları kapattığı yargısına varmak çok mu zor? İngiltere ve Fransa’nın toplam nüfusundan daha kalabalık olan Rusya’da arazi en az beş kat daha verimlidir ve ikamet edilmeyen toprak, zenginliğin ana kaynağı olarak hizmet etmektedir. Fakir insanlardan ne kadar almaktasınız? Ve insanların fakirliğinin temel sebebi nedir? Votka. Gelirin yarısının votkadan kazanıldığını düşünelim. Dışarıya da votka ihraç ediyoruz ama ithal ettiklerimizi iki kat daha yüksek fiyata alıyoruz. Malların değişiminde iki kat daha fazla ürün ithal ediyoruz ve gümrük sıkıntıları yaşıyoruz. Dolayısıyla vergiler ve endüstriyel ücretler daha yüksek oluyor. Devlet gelirini düşünecek olursak Kovno köylülerine hem devlet, hem de aile bütçelerindeki zararı telafi etmeye yarayan bu kararı aldıkları için teşekkür etmeliyiz.
Fakat aman tanrım! Zavallı insanların bu sefil hayatlarındaki ölümcül, mahvedici fakat yegane teselli olan bir bardak votkayı bırakma fedakarlığının arkasındaki kuvvet nedir? Bir yüzyıldır, tüm eğitimli dünya Kuzey Amerikalıların çay içmeyi bırakmasındaki erdemi farklı dillerle övmektedirler. Bir insanın refahı için çay içmeyi bırakmasının önemi nedir? Öfke ve yoksunlukla dolu olan zor bir yaşamla baş etmeyi unutturan şey çay mıdır? Ama zavallı fakir köylü bir bardak votkasından vazgeçmektedir! Bu kahramanlıktır, bu saptamanın başka bir adı yoktur!
*1853’te Kovno bölgesinde şarap üretimi vergilendirmesine karşı köylülerin verdiği mücadele, Kovno halkının içki içmeyi bırakmasıyla sonuçlanmıştır.
**Tüccar Tikvin’in oğlu Badeykin-gerçek adıdır.
NİKOLAY GAVRİLOVİÇ ÇERNİŞEVSKİ
(Sovremennik, 1859, 1. sayı)
Rusça aslından çeviren: Pınar DİNLEMEZ
Kaynak: Gündoğusu Dergisi Sayı 4 Ekim-Kasım 2012
Yazı okunma sayısı(2543) Bugün okunma sayısı(0)
Evlenme / Kumarbazlar – Nikolay Vasilyeviç Gogol
Gogol, en beğenilen komedilerinden biri olan Evlenme’de çöpçatanlık geleneğini ve damat adaylarının şahsında toplumun hemen her sınıfını alaya alır. Kumarbazlar’da ise usta kumarbazların zekâ ve ustalık dolu entrikalarını kusursuz bir kurgu ve keyifli bir dille aktarır.
Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna’da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün öğeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabın Künyesi
Evlenme – Kumarbazlar (Ciltli)
Nikolay Vasilyeviç Gogol
İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Ekim 2012
144 sayfa
Yazı okunma sayısı(4559) Bugün okunma sayısı(0)
Para ve Finansın Ekonomi Politiği – Costas Lapavitsas, Makoto Itoh
Günümüz kapitalizminde para ile finans alanında düzeni ve uyumu sağlamak neden bu kadar zor? Bu, günümüz ana akım iktisatçılarını en çok meşgul eden sorulardan biri. Kapitalist ekonomilerin 1970′lerin başından itibaren uyguladıkları iktisat politikaları, parasal ve finansal istikrarsızlığı daha da derinleştirdi. Önde gelen iktisadi düşünce okulları, bu karmaşık meseleyi farklı şekillerde çözmeye çalışıyorlar. Neoklasik iktisat, kapitalizmi, tarihsel olmayan ve doğal bir toplumsal düzen olarak gördüğünden parasal ve finansal istikrarsızlığı da,
Neoklasik doğalcı bakış açısını eleştiren bu kitap, parasal ve finansal istikrarsızlığa odaklanarak, Marksist para ve finans teorisinin sistemli açıklamasını ve savunusunu yapıyor. Marksist ekonomi politiğin karakteristik gücü, kapitalizmin tarihi olarak özgül doğasına vurgu yapmasıdır. Geniş bir tarihî bakış açısını benimseyen Marksist parasal ve finansal istikrarsızlık analizi, özellikle şu noktalar üzerinde duruyor: Kapitalist parasal ve finansal istikrarsızlığın kökleri, yalnızca piyasa işlemlerinde (ve yetkililerin bu işlemler üzerindeki etkisinde) değil, bizzat kapitalist birikim süreci içinde aranmalıdır. Ve günümüzün parasal ve finansal istikrarsızlığını tam olarak kavramak için onun tarihi evrimini anlamak gerekiyor. Para ve Finansın Ekonomi Politiği, para ve finans konularını ana akım iktisada alternatif tarzda ele alan temel bir başvuru kaynağıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabın Künyesi
Para ve Finansın Ekonomi Politiği
Orjinal isim: Political Economy of Money and Finance
Costas Lapavitsas, Makoto Itoh
Çeviri: Tuncel Öncel
Yordam Kitap / Ekonomi Dizisi
İstanbul, Ekim 2012, 1. Basım
286 sayfa
Yazı okunma sayısı(3386) Bugün okunma sayısı(0)
Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu – Taner Timur
Osmanlı Devleti, “Doğu Sorunu” başlığı altında 19. yüzyıl diplomasisinin başlıca çatışma alanı oldu. Doğulu kimliğini giderek kaybeden, fakat “ıslahat” ya da “çağdaşlaşma”yı da bir türlü başaramayan Osmanlı toplumu, bu yüzyılda her köşesini arşınlayan bir gezginler ordusunun hayal gücünü kamçıladı. Dahası, çok sayıda düşünür ve bilim adamının gözlem ve analizine de malzeme teşkil etti. Öyle ki bunlar arasından, Auguste Comte gibi, Osmanlı devlet adamlarına reform tasarıları sunanlar bile çıktı. Oysa bu konuda en nüfuz edici çözümlemeleri,
Marx, Engels ve Osmanlı toplumu – Fatih Polat
(05 Kasım 2011 ,http://www.evrensel.net)
Politikanın yaklaşan seçimler nedeniyle daha da ısındığı bir süreçten geçilirken, okurların da politika sayfalarında yer alan köşe yazılarının buna bağlı olmasını beklemeleri anlaşılır bir durumdur. Seçim gündemlerine sonraki hafta yeniden dönmek üzere, bu hafta bir mola vererek, bugün bu köşeyi başka bir yazının değerlendirmesine ayırmak istiyoruz.
Evrensel Kültür dergisinin Nisan sayısında başlayan ve bu ayki sayısında da devam eden Prof. Taner Timur’un, ‘Marx, Engels ve Osmanlı Toplumu’ başlıklı yazısı, farklı bağlamlarıyla güncel gelişmelere de etki eden bir döneme dair öğretici bilgiler sunuyor. Osmanlı dönemine dair daha önce de pek çok önemli çalışmaya imza atmış olan Timur, bu yazısında, Marx ve Engels’in, üretim biçimi, diplomatik ilişkileri, girdiği savaşlar ve reform girişimlerine kadar çeşitli yönleriyle Osmanlı toplumuna dair neler yazmış olduklarını ele alıyor. Bununla birlikte, Osmanlı toplumundaki gelişmelere dair olarak, geçmişte çeşitli nedenlerle göz ardı edilmiş olan önemli gözlemleri de Timur’un bu yazısından öğrenebiliyoruz.
Prof.Dr. Taner Timur, Marx’ın, 1849’da Londra’ya yerleşmesinden ve ABD’de yayımlanan The New York Daily Tribune gazetesinin Avrupa muhabirliğini üstlendikten sonra, Osmanlı toplumuna dair ilgisinin daha da yoğunlaştığını vurguluyor. Marx’ın, konuyla ilgili kaynakları okumak için Türkçe öğrenme çabasına da giriştiğini hatırlatan Timur, Osmanlı-Rus savaşının yol açtığı sonuçları da yazısında ayrıntılı biçimde ele alıyor: “Osmanlı reformlarının başarısızlığında Rus Savaşları, özellikle de 1828-29 Savaşı önemli bir rol oynamıştı. ‘Bu bahtsız savaş ve Edirne Anlaşması ile Rusya’ya ödenmesi kararlaştırılan tazminat’ diyordu Engels, ‘Osmanlı maliyesini o derece sarsmış ve kurutmuştu ki, Hükümet uğursuz tekel sistemini daha da genişletmekten başka bir yol bulamadı.’” (Evrensel Kültür, sayı 232, sayfa 22-23) Timur’un, yazısının devam ettiği derginin Mayıs sayısında dikkat çektiği önemli noktalardan birini oluşturuyor: “Osmanlı Devleti’nde köklü bir reformun ancak laik nitelikte olabileceğini ve tüm din ve inançları eşit kılacak bir ‘medeni kanun’un kabulünü savunan Marx ve Engels’in, kitlesel dayanağı medrese öğrencileri (‘softalar’) ve bir kısım ulema olan bir hareketi devrimci olarak görmeleri şaşırtıcı görünebilir. Bununla beraber ortada bir çelişki yoktu ve Marx ve Engels, Osmanlı Devleti’ndeki gelişmelere daima tutarlı bir bütünlük içinde bakıyorlardı. Bu bütünlüğü sağlayan iki unsur vardı. Bunlardan birincisi şuydu: Düşünürlerimiz Osmanlı sorununu Doğu Sorunu, Doğu Sorununu da Avrupa’da devrim perspektifi içinde ele alıyorlardı. Bu bağlamda Avrupa’da devrime karşı en büyük engeli Çarlık despotizmi teşkil ediyor ve bununla savaş halindeki Osmanlı Devleti de, nesnel olarak, tüm Avrupa’da devrimci potansiyeli harekete getirecek bir işlev üstleniyordu:” Timur, yazısının devamında şunları dile getiriyor: “Ne var ki Ruslar yenilmediler ve statüko daha yıllarca (Marx ve Engels’in göremedikleri, fakat öngördükleri Sovyet Devrimi’ne kadar) devam etti: Bununla beraber Osmanlı yenilgisi sadece İngiliz ve Rus ihanetlerinden kaynaklanmamıştı; bu yenilgi de Türklerin de hatası ve sorumluluğu vardı.
Türkler, diyordu Marx, ‘İstanbul’da bir devrim yapmayı beceremediler ve yenilgilerinin başlıca nedeni bu oldu.’ Böylece ‘Eski saray sisteminin tecessümü demek olan Damad Mahmud Celaleddin Paşa savaşın yönetimini ele aldı ki, bu, Rus hükümetinin kendisine karşı bir savaşı kendisinin yönetmesi anlamına geliyordu’ Damad Mahmud Paşa kliğinin Rus yanlısı eğilimi bilinmeyen bir şey değildi ve savaşı yakından izleyen Marx’a göre, bu şahıs, ‘Harekatın tüm aşamalarının kanıtladığı gibi, Türk ordusunun bütün operasyonlarını felce uğratmış, tehlikeye sokmuştu. İstanbul’da herkes bunun farkındaydı ve bu da Türklerin tarihi hatasını daha da vahim kılıyordu.’ Ruslar da İstanbul’daki karşı-devrime yardımcı olmuşlar ve ‘Mithat Paşa’yı İstanbul’dan uzaklaştırmak, Damad Mahmud Paşa’yı iktidarda tutmak için, Plevne’yi ele geçirmekten daha fazla taktik ve strateji uygulamışlardı.’
Tüm bu saptamalardan sonra Marx, şu tarihi sözleri ekliyor: ‘Bir krizin zirvesinde devrimci bir tavır almasını bilmeyen bir halk kaybolmuş demektir.” Osmanlı tarihine dair, bilim dışı yayınların, spekülasyonların, bolca piyasaya sürüldüğü günümüzde Prof. Dr. Taner Timur’un, Marx ve Engels’in yazdıkları eşliğinde Osmanlı toplumuna dair olarak yaptığı bilimsel analizler, hem geçmişi doğru anlamaya hem de bugün açısından geçmişten doğru sonuçlar çıkarmaya ışık tutuyor.
Kitabın Künyesi
Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu
Taner Timur
Yordam Kitap / Tarih Dizisi
İstanbul, Ekim 2012, 1. Basım
208 sayfa
Yazı okunma sayısı(2862) Bugün okunma sayısı(0)
Türkiye kitap üretiminde 13. sırada
Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdür Vekili Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Türkiye’nin kitap üretiminde dünyada 13. sırada olduğunu söyledi.
Almanya’da bu yıl 64.’sü düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’nda konuşan Kula, Türkiye’nin bu fuarı dünyaya açılmanın bir yolu olarak gördüğünü söyledi.
Türkiye’de çok genç, dinamik ve üretken bir yazar topluluğu olduğunu, dünya dillerini ve kültürlerini iyi bilen yazarlar bulunduğunu ve
Kula, Türkiye’nin ürettiği edebiyat eserlerinin dünyanın 55 ülkesinde, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 75′i tarafından okunduğunu, daha yaygın bir şekilde okunmaları için çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Bunun için nitelikli çeviriyi çok önemsiyoruz. Çünkü çeviri bir edebiyat eserinin bir başka dilde yeniden yazımı demektir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin kitap üretimiyle alakalı sayısal bilgiler de veren Kula, “2011 itibarıyla 43 bin 100 adet uluslararası standart kitap numarası verdik. Bu sayıya ek olarak ISBN numarası almadan da yayımlanan kitapları düşündüğümüzde 2011 yılındaki kitap üretiminin 50 bin civarında olduğunu var sayıyoruz. 2012 yılında ise sadece ISBN numarası verilerek basılan kitapların sayısının 55 bini geçeceğini düşünüyoruz” dedi.
Kaynak: 11 Ekim 2012,http://www.cumhuriyet.com.tr
Yazı okunma sayısı(2630) Bugün okunma sayısı(0)
Barbiana Öğrencilerinden Mektup
Kaldıraç Yayınevi olarak “Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur?” kitabının teorik zemindeki eğitim tartışmalarını pratiğe taşıyan, yayınevimizce devam niteliğindeki “Barbiana Öğrencilerinden Mektup” kitabıyla eğitim dizimiz sürüyor. 20. yüzyıl başlarında uygulanmaya başlayan ancak özellikle 1960′lı yılların hareketli ortamında yoğun şekilde tartışmaya açılmış olan ‘radikal eğitim’e dair bir kitap “Barbiana Öğrencilerinden Mektup”.
Eğitim sisteminin ciddi bir eleştirisini yapan, eğitimin; düzenin devamlılığı için ne kadar önemli olduğunu gören
-Kaldıraç Yayınevi-
“Barbiana çocukları her ne kadar İtalya’da yaşasalar ve bu mektubu yazdıkları tarih elli sene öncesi olsa da, onların ve bizim benzer dertlerimizden eksilen bir şey yok. Bu kitapta ne mi bulacaksınız? Devlet dersinde öldürülen çocukluğunuzu; en meraklı ve yaratıcı çağınızın nasıl törpülendiğini; eğitimin insanlaştırmadığını, insanlıktan çıkardığını; senelerce dünyanın tersinden öğretildiğini; “ayrım gözetmemenin” bazen en büyük ayrım olduğunu…
Örgün eğitimle hayatımızın en kritik çağında, hayatı anlamlandırmaya başladığımızda karşılaşıyoruz. Eğitimle neyin doğru neyin yanlış olduğunu, hayatımızın amaçlarını -sınavlar, kariyer, iyi insan olmak- zorla öğrenmek zorunda kalıyoruz. En kötüsü de; bu dayatmanın sıkıntı ve stresinin normalleştirilmeye çalışılmasıdır. Dayatmaların gerekçesi gösterilen kanunlar ve yönetmeliklerin neredeyse kaderle aynı anlama geldiğini sanacağız.
“Barbiana Öğrencilerinden Mektup”ta da bu kaderin ancak insan eliyle yazılabileceği görülüyor. Bizim sınıflara doldurulma tarihimizle fabrikalara doldurulma tarihimiz birdir ve fabrikaları yönetenlerle sınıfları yönetenler arasındaki sıkı bağ; eğitimin nasıl şekillendiğini, kimin çıkarına hizmet ettiğini göstermektedir…
…Bu kitap nihayetinde herkese çağrıdır. Bu eğitim sistemi; durmadan, sömürünün, yoksulluğun, cehaletin, insanlığın ve dünyanın yok oluşunu üreten düzenin en önemli ayaklarından biridir. Bizler, sadece okullarda değil; çalıştığımız, eğlendiğimiz, gezdiğimiz, hayatımızın her alanında vereceğimiz mücadeleyle “insan”ı, kendimizi özgürce inşa edebiliriz.”
-Uğur Sezer-
Yazar: Barbiana Öğrencileri ve Don Lorenzo Milani
“Zorunlu eğitim sınıfta bırakma hakkına sahip değildir!”
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabın Künyesi
Barbiana Öğrencilerinden Mektup
Kolektif
Yayına Hazırlayan: Mehmet Deniz Bölükbaşı
Mizanpaj: İdil Özkurşun
Kapak Tasarımı: Melih Aytek Yıldırım
Çeviri: Zehra Yıldırım
Kaldıraç Yayınevi / Eğitim Dizisi
İstanbul, Ekim 2012, 1. Basım
124 sayfa
Yazı okunma sayısı(4704) Bugün okunma sayısı(0)
Gömüyü Arayan Adam (Fotoğraflarla Aziz Nesin’in Yaşamöyküsü) – Aziz Nesin
Gömüyü Arayan Adam (Fotoğraflarla Aziz Nesin’in Yaşamöyküsü) adlı bu kitapta, Türkiye’nin önde gelen matematikçilerinden Ali Nesin babası Aziz Nesin’in yaşamöyküsünü yine onun ağzından anlatıyor.
Kitapta Aziz Nesin’in çeşitli yapıtlarına dağılmış hayatıyla ilgili bilgiler ustaca kurgulanarak bir bütünlük içinde sunuluyor.
Tarihsel değer taşıyan çok sayıda fotoğrafı da içeren
Kitabın Künyesi
Gömüyü Arayan Adam
(Fotoğraflarla Aziz Nesin’in Yaşamöyküsü)
Aziz Nesin
Nesin Yayınları / Aziz Nesin Kitapları Dizisi
Ekim 2012
180 sayfa
Yazı okunma sayısı(2762) Bugün okunma sayısı(1)
31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı (17-25 Kasım 2012) Etkinlik Programı
17-25 Kasım 2012 tarihleri arasında, Büyükçekmece’deki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 600 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı ve 200 etkinlik ile okurla buluşacak.
Onur yazarının Gülten Dayıoğlu olduğu ve ana temanın “Çocukluğum Yurdumdur. Çocuk ve Gençlik Edebiyatı” olarak belirlendiği kitap fuarı, birbirinden renkli çocuk etkinliğine evsahipliği yapacak. Fuar süresince Gülten Dayıoğlu’nun katılımıyla çocuk edebiyatı üzerine panel ve söyleşiler düzenlenecek.
Dünya çocuk ve gençlik edebiyatı fuarda
İstanbul Kitap Fuarı bu yıl özellikle çocuk ve gençlik edebiyatının önde gelen isimlerini ağırlayacak. Erika Bartos, çocukların sevdiği yazarlardan Korky Paul, gençlik ve gotik edebiyatın önemli ismi Jasper Kent, Red Kit sergisinin küratörü Didier Pasomonik, Hollandalı yazar Joke Van Leewuen konuklardan bazıları.
Onur konuğu Hollanda
Bu yıl fuarın ilk dört günü açık kalacak Uluslararası Salon’da Hollanda onur konuğu olarak yer alacak. Hollanda’dan yayınevlerinin katılımıyla düzenlenecek konuk ülke etkinlikleri kapsamında, modern Hollanda edebiyatının önemli isimleri fuarda ağırlanacak. Kader Abdollah, Muhsin Kızılkaya ile 17 Kasım Cumartesi günü, Henk Boom ise 18 Kasım Pazar günü Ahmet Ümit ile bir söyleşiye katılacak. Ayrıca Hollanda’nın önemli illüstratörlerinden Marit Tornqvist, 17-20 Kasım 2012 tarihlerinde, çocuklara yönelik illüstrasyon atölyeleri düzenleyecek. İlköğretim yaş grubuna yönelik düzenlenecek olan atölyelere katılım ücretsiz.
ETKİNLİK PROGRAMI
31. ULUSLARARASI İSTANBUL KİTAP FUARI ETKİNLİK PROGRAMI
17-25 KASIM 2012
17 Kasım Cumartesi 2012
Illüstrasyon Alanı
10.15-11.15
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
11.30-12.30
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
14.00-15.00
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
17 Kasım Cumartesi 2012
Forum Alanı (10. Salon)
13.30-14.15
Söyleşi/Talk: Güncel Araştırma ve Edebiyatta Macar-Türk İlişkileri”
Konuşmacılar/Speakers: Tibor F. TÓTH, János HÓVÁRI (Macaristan Büyükelcisi), András Sándor KOCSIS (Macar Yayincilar Birligi Baskani), Naciye Güngörmüs (Ankara Üniversitesi DTCF Hungaroloji Anabilim Dali Başkanı), Erdal Salikoglu (Istanbul Macar Kültür ve Dostluk Dernegi Başkanı, Éva KINCSES-NAGY (AÜ DTCF Hungaroloji okutmanı
Düzenleyen/By: Macaristan Büyükelçiliği-Hungary
14.30-15.00
Buluşma/Meeting: “Türkiye-Çin Yazar Örgütleri Yöneticileri Buluşması”
Katılımcılar/Speakers: Chen Qirong, Çin Yazarlar Birliği Merkez Komitesi Sekreteri, Chen Chuan, Chongqing Yazarlar Birliği Başkanı, Yazar, He Hong, Henan Eyaleti Edebiyat Enstitüsü Başkanı, Eleştirmen; Guanbuzhabu, Otonom iç Moğolistan Bölgesi Yazarlar Birliği Başkanı, Şair; Xiao Kefan, Tianjin Yazarlar Birliği Edebiyat Bölümü Başkanı, Yazar; Hu Wei, Çin Yazarlar Birliği Dış İlişkiler Sekreteri, Türkiye Yazarlar Birliği Temsilcileri, Türkiye PEN Yazarlar Derneği Temsilcileri
Düzenleyen/By: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü/ Uluslararası Kitap Fuarları Organizasyon Komitesi
15.15-16.15
Panel: “Kitap Fuarlarında Onur Konukluğu Sunumları: Yeni Yaklaşımlar, Yeni Fikirler”
Guest of Honour Presentations in Book Fairs: New Perspectives, New Ideas
Moderator: Onur Bilge Kula (Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü)
Konuşmacılar: Antonio M. Avila (Liber Kitap Fuarı Direktörü/ Book Fair Director), Zhang J. Chen (Pekin Kitap Fuarı Direktörü/Beijing Book Fair Director), Amy Webster (Londra Kitap Fuarı Direktörü/London Book Fair Director) Deniz Kavukçuoğlu (İstanbul Kitap Fuarı Genel Koordinatörü/Istanbul Book Fair General Coordinator)
Düzenleyen/By: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü/ Uluslararası Kitap Fuarları Organizasyon Komitesi
16.30-17.30
Söyleşi/Talk: “Başka Dilde Edebiyat” Literature in Other Languages”
Moderator:
Konuşmacılar/Speakers: Kader Abdollah, Muhsin Kızılkaya
Düzenleyen/By: Dutch Literature Foundation-TÜYAP
17.45-18.45
Sunum/Presentation: “Türkiye ve İngiltere Kitap Pazarı, 2013 Londra Kitap Fuarı Onur Konuğu Türkiye Etkinlikleri Kapsamında Türk ve İngiliz Yayıncılar Buluşması”
Moderator: Ümit Yaşar Gözüm (Ulusal Komite Koordinatörü)
Konuşmacılar/By: Münir Üstün (Basın Yayın Birliği Başkanı), Metin Celal (Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı), Emma House (İngiliz Yayıncılar Birliği)
Düzenleyen: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü/ Uluslararası Kitap Fuarları Organizasyon Komitesi
17 Kasım Cumartesi 2012
Interexpo Salonu
14.00-15.00
Söyleşi: “Karikatürde 30. Yıl: Karikatür Kitabı”
Konuşmacı: Behiç Ak
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
15.15-16.15
Söyleşi: “Zaytung Ekibi Zaytung’u Anlatıyor”
Konuşmacılar: Hakan Bilginer, Ayşe Göynük, Özer Uzun
Düzenleyen: April Yayıncılık
16.30-17.30
Söyleşi: “Girişimcinin Sırları”
Konuşmacı: Baybars Altuntaş
Düzenleyen: Destek Yayınları
17.45-18.45
Panel: “Uluslararası İzolasyonlar, Kıbrıs Türkleri ve AB”
Açılış Konuşması: Dr. Derviş Eroğlu-KKTC Cumhurbaşkanı
Egemen Bağış-TC Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci
Yöneten: Mehmet Hasgüler
Konuşmacılar: Yücel Acer ,Gökhan Bacık,Murat F. Özkaleli
Düzenleyen: Alfa Yayınları
17 Kasım Cumartesi 2012
Marmara Salonu
14.00-15.00
Söyleşi: “Küçük Mutluluklar”
Konuşmacı: Aşkım Kapışmak
Düzenleyen: Inkilap Kitabevi
15.15-16.15
Söyleşi: “Red Kit İstanbul’da”
Konuşmacılar: Didier Pasamonik, Levent Erden
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları
16.30-17.30
Söyleşi: “Tarihçinin Felsefe ve Toplum Bilimleriyle Sınavı”
Konuşmacılar: Taner Timur, Cem Eroğul
Düzenleyen: Yordam Kitap
17.45-18.45
Söyleşi: “Hükümdar Romanı, Destanlar Çağı ve Türk Töresi: Dün, Bugün, Yarın”
Konuşmacı: Mustafa Çevik
Düzenleyen: Inkilap Kitabevi
19.00-19.45
Söyleşi: “Yeni Medya, Dijital İmkânlar ve Derinlikli Habercilik”
Konuşmacı: Ekrem Dumanlı
Düzenleyen: Zaman Gazetesi
17 Kasım Cumartesi 2012
Karadeniz Salonu
14.00-15.00
Söyleşi: “Gülten Dayıoğlu’nun Çocuk ve Gençlik Edebiyatındaki İzleri”
Konuşmacılar: Asuman Portakal, Dursun Ege Göçmen, Hüsnan Şeker
Düzenleyen: Altın Kitaplar
15.15-16.15
Söyleşi: “Muhteşem Hayatlar Neleri Saklar”
Konuşmacılar: Oya Baydar, Turhan Günay
Düzenleyen: Can Yayınları
17.45-19.45
Ödül Töreni ve Panel: 10. Tudem Edebiyat Ödülleri Ödül Töreni- “Öykü Yaşamdır”
Konuşmacılar: Nuran Özyer , Mucize Özünal, Aytül Akal, Mehmet Atilla, Nilay Yılmaz
Düzenleyen: TUDEM
17 Kasım Cumartesi 2012
Büyükada Salonu
14.00-15.00
Ödül Töreni: “Everest İlk Roman Yarışması Ödül Töreni”
Düzenleyen: Everest Yayınları
15.15-16.15
Panel: “Kimliğin Oluşmasında Çocuk Edebiyatının Rolü”
Yöneten: Yazgulu Aldogan
Konuşmacılar: Gülten Dayıoğlu,Yankı Yazgan, Nejdet Neydim,
Düzenleyen: Notre Dame de Sion’lular Derneği
16.30-17.30
Söyleşi: “Yezidiler”
Konuşmacı: Amed Gökçen
Düzenleyen: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
17.45-18.45
Panel: “Yerel Yönetimler ve Demokrasi”
Yöneten: İmambakış Üküş
Konuşmacılar: Gökhan Günaydın, Yalçın Bayer
Düzenleyen: SODEV-İstanbul Gerçeği
17 Kasım Cumartesi 2012
Heybeliada Salonu
14.00-15.00
Söyleşi: “Yazının Cinsiyeti”
Konuşmacılar: Yalçın Tosun, Mine Söğüt
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları
15.15-16.15
Söyleşi: “İdeolojiler Alanı Ve Türkiye Örneği”
Konuşmacı: Metin Çulhaoğlu
Düzenleyen: Yazılama Yayınevi
16.30-17.30
Söyleşi: “Yunanistan Kuzey Afrika’ya Devrim Rüzgarları”
Konuşmacı: Foti Benlisoy
Düzenleyen: Agora Kitaplığı
17.45-18.45
Panel: “Elbet Sabah Olacaktır-Tevfik Fikret”
Yöneten: Aydın Ergil
Konuşmacı: Hıfzı Topuz
Düzenleyen: Ekin Yazın Dostları
18 Kasım Pazar 2012
Illüstrasyon Alanı
10.15-11.15
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
11.30-12.30
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
14.00-15.00
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
15.15-16.15
Atölye çalışması :”Origami Atölyesi”
Uygulayan: Nazan Tacer
Düzenleyen: TUDEM
18 Kasım Pazar 2012
Forum Alanı (10. Salon)
13.00-14.00
Söyleşi/Talk: “ Edebiyat ve Yolculuk/ Literature and Journey”
Moderator: Miguel Grajales
Konuşmacılar/Speakers: Javier Sierra, Buket Uzuner
Düzenleyen/By: Istanbul Cervantes Enstitüsü-TÜYAP
14.15-15.15
Panel: “First Years of Turkish Republic/ Cumhuriyet’in Kuruluş Yılları”
Moderator: Mete Tunçay
Konuşmacılar/Speakers: Erik Jan Zürcher, Ahmet Demirel, Mehmet Ö. Alkan
Düzenleyen/By: İletişim Yayınları-Dutch Literature Foundation-TÜYAP
15.30-16.30
Panel: “Çeviri Atölyelerinin Yayıncılıktaki Rolü”
Moderator: Saliha Paker (TECÇA Çeviri Atölyesi Kurucu Koordinatörü)
Konuşmacıla/Speakersr: Musa Yaşar Sağlam (TAÇAT Moderatörü), Sevinç Üçgül (TURUSÇAT Moderatörü), Rafael Carpintero Ortega (TİSÇAT Moderatörü), Muhammed Haridi (TÜRAPÇAT Moderatörü), Bülent Oktay (TÜÇÇAT Moderatörü), Mehmet Moralı (TÜFÇAT Moderatörü), Esin Karaman (TEDA Şube Müdürü), Haitham Al Nahi (Arap Çeviri Örgütü)
Düzenleyen/By: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü/ Uluslararası Kitap Fuarları Organizasyon Komitesi
16.45-17.45
Söyleşi/Talk: “History in Literature / Edebiyat İçindeki Tarih”
Moderator: Buket Aşçı
Konuşmacılar/Speakers: Henk Boom, Ahmet Ümit
Düzenleyen/By: Dutch Literature Foundation-TÜYAP
18 Kasım Pazar 2012
Interexpo Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Evrende Tesadüf Yoktur, Yankı Vardır”
Konuşmacı: Nusret Kaya
Düzenleyen: Destek Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: “Zülfü Livaneli ile Sohbet”
Konuşmacı: Zülfü Livaneli
Düzenleyen: Doğan Kitap
14.30-15.30
Söyleşi: “Oniki’den Çarın Laneti’ne Jasper Kent ve Gerçek Tutulması”
Konuşmacılar: Jasper Kent, Cem Alpan
Düzenleyen: Can Yayınları
15.45-16.45
Söyleşi: “Maun Suresi Mesajı ve Türkiye Gerçeği”
Konuşmacı: Yaşar Nuri Öztürk
Düzenleyen: Inkilap Kitabevi
17.00-18.00
Söyleşi: “Sosyal İslam”
Konuşmacılar: Eren Erdem, İhsan Eliaçık
Düzenleyen: Destek Yayınları
18.15-19.15
Söyleşi: “Su Romanı ve Edebiyatın Çevre Sorunlarına Bakışı”
Konuşmacı: Buket Uzuner
Düzenleyen: Everest Yayınları
18 Kasım Pazar 2012
Marmara Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Avrupa’nın Zihin Tarihi”
Konuşmacı: Hilmi Yavuz
Düzenleyen: Timaş Yayınları
13.15-14.15
Panel: “Anayasa Tartışmaları”
Yöneten: Mehmet Cengiz
Konuşmacılar: Ferit İlsever, Kamer Genç
Düzenleyen: Kaynak Yayınları
15.45-16.45
Söyleşi: “Sözde, Dizelerde, Türkülerde Türkçe”
Konuşmacılar: Ataol Behramoğlu, Sevgi Özel, Günay Güner
Düzenleyenler: Dil Derneği- Cumhuriyet Kitap
17.00-18.00
Söyleşi: “Emperyalizm ve Ortadoğu: Petrol ve Devrim Nasıl Çalınır?”
Konuşmacı: Haluk Gerger
Düzenleyen: Yordam Kitap
18.15-19.15
Söyleşi: “Duvardaki Kan Durmuyor: 100. Yılına Doğru Ermeni Meselesi “
Konuşmacılar: Mim Kemal Öke
Düzenleyen: Babıali Kültür Yayıncılığı
18 Kasım Pazar 2012
Karadeniz Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Cinai Meseleler”
Konuşmacılar: Sevin Okyay, Ahmet Ümit, Emrah Serbes, Erol Üyepazarcı
Düzenleyen: NTV Radyo
13.15-14.15
Söyleşi: “Yetişkinler Neden Çocuklarla Birlikte Edebiyat Okumalı?
Konuşmacı: Karin Karakaşlı
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
14.30-15.30
Ödül Töreni: “ÇGYD Yılın Çocuk Kitapları 2011 Ödül Töreni”
Düzenleyen: Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD)
15.45-17.15
Ödül Töreni: “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri Töreni 20. Yıl”
Okuma Tiyatrosu: “Adalet Sizsiniz” (Sokrates, Galileo, Sacco, Vanzetti)
Yazar: Ümit Denizer
Sahneye Koyan: Perdeci
Oyuncular: Rutkay Aziz, Taner Barlas
Sunucu: Özgül Beyazıt
Panel: “Güllü Agop’tan Günümüze Bir Arpa Boyu Yol…”
Yöneten: Üstün Akmen
Konuşmacılar: Ayşegül Yüksel, Orhan Alkaya, Tilbe Saran, Yücel Erten
Düzenleyen: Cevdet Kudret Ailesi ve TÜYAP
17.30-18.30
Söyleşi: “Sacco ve Vanzetti / Tarihi Bir Hukuk Cinayeti”
Konuşmacı: Helmut Ortner’
Düzenleyen: Agora Kitaplığı
18.45-19.30
Söyleşi: “Medya ve Aidiyet”
Konuşmacı: Nedim Nazar
Düzenleyen: Zaman Gazetesi
18 Kasım Pazar 2012
Büyükada Salonu
12.00-13.00
Panel: “ABD’nin BOP Planı Çerçevesinde Suriye ve Türkiye”
Yöneten: Ramazan Kap
Konuşmacı: Gürdal Çıngı
Düzenleyen: Derleniş Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: Geride Kalanlar
Konuşmacılar: Binnaz Öner, Zarife Biliz, Semra Pelek, Onur Öztürk
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın
14.30-15.30
Panel: “Anarşi Yok Büyük Derleniş” Kıvılcımlı Ve Günümüz
Yöneten: Sırrı Öztürk
Konuşmacılar: Sırrı Öztürk, Ahmet Kale
Düzenleyen: Sorun Yayınları Kolektifi
15.45-17.15
Panel: “Tehlikeli Kelimeler/ Dangerous Words”
Yöneten/Moderator: Zeynep Oral
Konuşmacılar/Speakers: John Ralston Saul, Eugene Schoulgin, Zineb Al-Rhazoui (Morocco), Tarık Günersel
Düzenleyen/By: Türkiye PEN/Turkey
Panel: “Dijital Çağda İfade Özgürlüğü/Free Expressıon In The Dıgıtal Age”
Yöneten/Moderator: Marian Botsford Fraser
Konuşmacılar/ Speakers: Asieh Amini (Iran), Gillian Slovo (S Africa)
Düzenleyen/By: Uluslararası PEN/International
17.30-18.30
Söyleşi: “Işığın Ayak İzleri”
Konuşmacı: Muhyiddin Şekur
Düzenleyen: Sufi Yayınları
18.45-19.45
Söyleşi: “Şairin Şiire Sorumluluğu”
Konuşmacı: Ataol Behramoğlu
Düzenleyen: Tekin Yayınevi
18 Kasım Pazar 2012
Heybeliada Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Şuşu ve Üç Tekeri”
Konuşmacı: Yıldıray Karakiya
Düzenleyen: Redhouse Yayınevi
13.15-14.15
Panel: “Dersim’in Kayıp Kızları”
Yöneten: Ferhunde Özbay
Konuşmacılar: Nezahat Gündoğan, Kazım Gündoğan
Düzenleyen: İletişim Yayınları
14.30-15.30
Söyleşi “Bir Şiir Sana, Bir Şiir Bana…”
Konuşmacılar: Aytül Akal, Mavisel Yener , Mustafa Delioğlu
Düzenleyen: UÇANBALIK
15.45-16.45
Söyleşi: “Aydın Sorumluluğu ve Edebiyat”
Konuşmacı: İnci Aral
Düzenleyen: Kırmızı Kedi Kitap
17.00-18.00
Söyleşi ve Ödül Töreni: “Edebiyatın Nabzı ve Tepeyran Roman Ödülü”
Konuşmacılar: Oktay Akbal, Bülent Tanık, Hikmet Altınkaynak, Metin Celâl, Timuçin Esen, Ömer Fethi Gürer, Canan Efendigil Karatay, Yüksel Pazarkaya, İlter Uzel, Lokman Zor ve 2012 Tepeyran Roman Ödülü Sahibi
Düzenleyen: Çankaya Belediyesi – Niğde Kültür Sanat Platformu
18.15-19.15
Şiir Dinleti
Katılımcı Şair: Ahmet Telli
Düzenleyen: Everest Yayınları
19 Kasım Pazartesi 2012
Illüstrasyon Alanı
10.15-11.15
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
11.30-12.30
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
14.00-15.00
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
19 Kasım Pazartesi 2012
Forum Alanı (10. Salon)
11.00-12.30
Buluşma/Matchmaking: LAF-TÜYAP Fellowship Matchmaking Focus on Children’s and Youth’s Literature
Moderator: Alexandra Büchler (LAF), Zerrin Yılmaz (TÜYAP)
Katılımcılar/Attendees: Tiina Lehtoranta (Finlandiya/Finnish Literature Exchange), Alïse Nïgale (Liels un Mazs Publishing/ Latvia), Eva Mejuto (İspanya/ Editorial OQO), Valgerdur Benediktsdottir (İzlanda/ Forlagid Publishing)
Düzenleyen/By: LAF (Literature Across Frontiers)-TÜYAP
13.00-14.00
Buluşma/Meeting: “Uluslararası Kitap Fuarları’nda Telif Ajanslarının Rolü, Ajanslar ve Yayıncılar Buluşması”
Katılımcılar: İlkay Walter (Carlton Publishing Group), Nemonie Craven Roderick (Jonathan Clowes Ltd. Literary Agency), Prinko Svetlana (Authors Rights Agency), Majid Jafari (Eve Literary Agency), Sophie Baker (Curtis Brown Group Ltd)
Düzenleyen/By: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü/ Uluslararası Kitap Fuarları Organizasyon Komitesi
15.45-16.45
Panel: “Uluslararası Çeviri Fonları/International Translation Funds
Moderator: Oktay Saydam (Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Daire Başkanı)
Konuşmacılar: Alexandra Büchler (Literature Across Frontiers) Mireille Berman (Hollanda Edebiyat Kurumu/Dutch Literature Foundation), Sinead Mac Aodha (İrlanda Edebiyat Değişim/Ireland Literature Exchange), Sioned Puw Rowlands (Galler Edebiyat/Welsh Literature Abroad)
Düzenleyen: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü/ Uluslararası Kitap Fuarları Organizasyon Komitesi
19 Kasım Pazartesi 2012
Karadeniz Salonu
10.00-10.45
Söyleşi: Lili ve Yedi Çocuğu
Konuşmacı: Tülin Kozikoğlu
Düzenleyen: İletişim Yayınları
11.00-11.45
Okuma-Söyleşi: “Çocuklar ve Şiirler: İki Gözüm, Üzümüm”
Konuşmacı: Necdet Neydim
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
12.00-13.00
Söyleşi: “Şehirli Çocukların Doğa ile Tanışması”
Konuşmacı: Beyza Deringöl
Düzenleyen: Final Kültür Sanat Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi :”Mavisel Yener’le Öykü Okuyoruz”
Konuşmacı: Mavisel Yener
Düzenleyen: TUDEM
14.30-15.30
Ödül Töreni: 2012 Genç Timaş Roman Yarışması Ödül Töreni
“İlk Gençlik Romanında Kuşak Çatışması”
Düzenleyen: Genç Timaş
15.45-16.45
Söyleşi: “Tarih Canavarı Çocuklar için Arkeoloji”
Konuşmacı: Çiğdem Maner
Düzenleyen: İş Kültür Yayınları
17.00-18.00
Şiir-Dinleti: “Şairler Geçidi”
Katılımcı Şairler: Tekin Gönenç, Süreyya Güven, Nalan Çelik, Arzu Karadağ, İnan Arslanbağı, Dilruba Nuray Erenler, Özcan Öztürk, Gülderen Canyurt, Şen Çakır
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği
20 Kasım Salı 2012
Illüstrasyon Alanı
10.15-11.15
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
11.30-12.30
İllüstrasyon Atölyesi
İllüstratör: Marit Törnqvist
Düzenleyen: Hollanda
15.15-16.15
Atölye çalışması: “Bir Masal, Binbir Renk…”
Uygulayan: Çiğdem Gündeş
Düzenleyen: TUDEM
20 Kasım Salı 2012
Forum Alanı (10. Salon)
10.30-14.00
Buluşma/Matchmaking: Hollanda-Türk Yayıncılar Buluşması
Moderator: Mireille Berman (Dutch Literature Foundation), Zerrin Yılmaz (TÜYAP)
Guest of Honor: The Netherlands and Turkish Publishers Matchmaking
Katılımcılar/Attendees: Sander van Vlerken (Publishing house De Geus)
Lucienne van der Leije (Publishing house Querido), Frits van der Mey (Publishing house Athenaeum), Hayo Deinum (Publishing house De Bezige Bij), Marianne Schönbach (Marianne Schönbach literary agency)
Düzenleyen/By: Dutch Literature Foundation-TÜYAP
14.30-16.00
Söyleşi/Talk: Türk Dünyasının 5 Dahisi “Azerbaijani Khamsa- Nizami Ganjavi, Mirza Fatali Akhundzadeh, Khurshidbanu Natavan, Mirza Alekber Sabir, Huseyn Cavid. Five geniuses’ words master of the Turkish World”
Konuşmacılar: Vagif Guliyev (Head of the department of Publishing, advertisement and information, poet), Nizami Jafarov (Member of Parliament, member of the National Academy of Sciences of Azerbaijan), Rafael Huseynov (Member of Parliament, member of the National Academy of Sciences of Azerbaijan)
20 Kasım Salı 2012
Marmara Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Çocuk Gelişiminde Öykülerin Önemi”
Konuşmacılar: Tuncel Altınköprü
Düzenleyen: Hayat Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: “Hollandalı Yazar Joke van Leeuwen Çocuklarla Buluşuyor!”
Konuşmacı: Joke Van Leuween
Düzenleyen: Hollanda Edebiyat Vakfı(Dutch Literature Foundation) – Hayykitap Çocuk – TÜYAP
14.30-15.30
Söyleşi: Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Yaşamdan İzdüşümler
Konuşmacılar: Tülin Tankut, Ayfer Gürdal, Gülsüm Cengiz
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın – Evrensel İlk Gençlik Kitaplığı
15.45-16.45
Panel: “4+4+4 Düzeninde Aydın Öğretmenin Görevleri”
Yöneten: Nuri Gökçek
Konuşmacılar: İsa Eşme, Zeki Sarıhan
Düzenleyen: Öğretmen Dünyası
17.00-18.00
Şiir-Dinleti “Merdivende Üç Şair”
Sunan ve Canlandıran: Müslim Çelik
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası
18.15-19.15
Şiir Dinleti: “Şiire Yolculuk”
Katılımcı Şairler: Gökhan Cengizhan, Atilla Oğuz, Halil İbrahim Özcan, Bedran Cebiroğlu, İkbal Kaynar, Güzin Oralkan, Aydın Uysal
Müzik: İkbal Kaynar, Onur Toparlak
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği
20 Kasım Salı 2012
Karadeniz Salonu
10.00-10.45
Okuma-Söyleşi: Gençlik Romanı: Hiç Adil Değil!
Konuşmacı: Suzan Geridönmez
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
11.00-11.45
Söyleşi: “Benim Adım Kitap”
Konuşmacı: Nur İçözü
Düzenleyen: Altın Kitaplar
12.00-12.45
Panel: “Nasrettin Hoca ile Düşünmek”
Yöneten: Necdet Neydim
Konuşmacılar: Özel Alev İlköğretim Okulu Öğrencileri
Düzenleyen: Kelime Yayınları
13.00-13.45
Okuma-Söyleşi: “Denemeler ve Yetişkinler Ejderhalar’dan Neden Korkar?”
Konuşmacı: İshak Reyna
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
14.00-14.45
Söyleşi :”Annem-Babam Ben Olursa…”
Konuşmacı: Toprak Işık
Düzenleyen: TUDEM
15.00-15.45
Söyleşi: “Süleyman Bulut ile Büyük Atatürk’ten Küçük Öyküler”
Konuşmacı: Süleyman Bulut
Düzenleyen: Can Çocuk
16.00-17.00
Söyleşi: “Çocuk Edebiyatında Olmazsa Olmazlar”
Konuşmacılar: Yahya Türkeli, Hasan Güleryüz, Semra Atasoy, Ufuk Özgül
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği
17.15-18.15
Söyleşi: “Kan Gruplarına Göre Beslenme”
Konuşmacı: Mehmet Ali Bulut
Düzenleyen: Hayat Yayınları
21 Kasım Çarşamba 2012
Illüstrasyon Alanı
11.30-12.30
Karikatür ve Çizim Atölyesi
Düzenleyen: Timaş Çocuk
13.00-14.00
Atölye çalışması: “Solucan mı? ! Evde mi? ! Yok Artık!”
Konuşmacı: Meltem Kanoğlu
Düzenleyen: Bu Yayınevi
21 Kasım Çarşamba 2012
Marmara Salonu
10.00-10.45
Söyleşi: “Masal Masal Aytül Akal”
Konuşmacı: Aytül Akal
Düzenleyen: TUDEM
11.00-11.45
Panel: “Kitaplardan Tavşan Çıkarmak”
Yöneten: Nilser Utku
Konuşmacılar: Renan Özdemir, Banu Bozdemir, Burcu Aktaş
Katılımcılar: İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Beylerbeyi İlköğretim Okulu
Düzenleyen: Kelime Yayınları
12.00-13.00
Yarışma: Eğlenceli Bilgi Yarışması
Düzenleyen: Eğlenceli Bilgi-Timaş Yayınları
13.15-14.15
Konuşmacı: Süleyman Bulut
Söyleşi: “Arkadaşım Nasreddin Hoca”
Düzenleyen: TUDEM
14.30-15.30
Panel: “Tüfekle Oynama Yavrum” – Çocuk ve Gençlik Kitaplarında Savaş ve Barış
Konuşmacılar: Gülsüm Cengiz, Ali Gültekin, Necdet Neydim, Tülin Tankut
Düzenleyen: PEN Türkiye Merkezi
15.45-16.45
Söyleşi: “Kadın ve Edebiyat”
Konuşmacılar: Aslı Tohumcu, Nur Yazgan
Düzenleyen: Kırmızı Kedi
17.00-18.00
Söyleşi: “Pînokyo İlk Kez Kürtçede”
Konuşmacılar: Türkan Tosun, Fehim Işık
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın – Tîroj
21 Kasım Çarşamba 2012
Karadeniz Salonu
10.00-10.45
Okuma-Söyleşi: “Gizemli Bir Macera Romanı: Baykuş Yemini”
Konuşmacı: Yeşim Saygın Armutak
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
11.00-12.00
Söyleşi: “Gençler Gülten Dayıoğlu’nu Konuşuyor”
Konuşmacılar: 7.-8. sınıf öğrencileri
Düzenleyen: Altın Kitaplar
12.15-13.15
Söyleşi: “Yaratıcı Okuma Nasıl Yapılır?”
Konuşmacı: Sevim Ak, Zehra İpşiroğlu, Nilser Utku
Düzenleyen: Can Çocuk
13.30-14.30
Okuma-Söyleşi: Köprü Kitapların Yeni Halkası: Leylek Havada
Konuşmacı: Leyla Ruhan Okyay
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
14.45-15.45
Söyleşi: “Farklı Yönleriyle Gülten Dayıoğlu”
Konuşmacılar: Nur İçözü, Batu Bozkurt, Mehmet Güler, Murat Dayıoğlu
Düzenleyen: Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD)
16.00-17.00
Fotoğraf Sunumu: “ Asya ve Afrika’da Tek Başına 15 Ay”
Konuşmacılar: Faruk Budak
Düzenleyen: Yeşil Dinozor Yayınevi
16.00-17.00
Söyleşi: “Bertolt Brecht – Brecht’in Güncelliği ile”
Konuşmacılar: Ahmet Cemal, Genco Erkal
Düzenleyen: Kaldıraç Yayınevi
17.15-18.15
Söyleşi: “Çocuk ve Gençlik Tiyatro Oyunu Yazarlığı”
Konuşmacılar: “Hasan Erkek, Nurhan Tekerek, Nazif Uslu, Dersu Yavuz Altun, Cengiz Özek,
M. Umit Görgülü
Düzenleyen: OYCED (Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği)
18.30-19.30
Söyleşi: “Yerelden Sekülere Edeb ve Yazın Paradigmaları”
Konuşmacı: Osman Koca, Metin Ünlü, Fehmi Yakut
Düzenleyen: Beyan Yayınları
22 Kasım Perşembe 2012
Illüstrasyon Alanı
12.45-13.45
Neşeli Etkinlikler Atölye Çalışması
Düzenleyen: Timaş Çocuk
22 Kasım Perşembe 2012
Marmara Salonu
10.00-10.45
Söyleşi: “Çocuklara Kitap Okumak / Okuyarak Öğrenmek”
Konuşmacı: Bengi Semerci
Düzenleyen: Yeşil Dinozor Yayınevi
11.00-11.45
Söyleşi: “Geleceğin Anahtarı”
Konuşmacı: Almila Aydın
Düzenleyen: Altın Kitaplar
12.00-13.00
Söyleşi: “Çocuk Edebiyatı: Mesaj mı, İmaj mı? Nitelik mi, Nicelik mi?”
Konuşmacılar: Bestami Yazgan, Hüseyin Emin Öztürk, Yusuf Dursun
Düzenleyen: Nar Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: “Kitaplarla Zenginleşecek Hayatın Temellerini Atmak”
Konuşmacılar: Cemre Soysal, Merve Soysal Başa
Düzenleyen: Can Çocuk-Davranış Bilimleri Enstitüsü
14.30-15.30
Söyleşi: “Küller Altında Yakın Tarih”
Konuşmacı: Mustafa Armağan
Düzenleyen: Timaş Yayınları
15.45-16.45
Söyleşi: “Kadınlar İçin Söylenmiştir (Anadolu’da kadınların şiirli tarihi) “
Konuşmacılar: Gülsüm Cengiz, Sennur Sezer, Arife Kalender
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın
17.00-18.00
Söyleşi: “Bilinçli Hipnoz”
Konuşmacı: Ali Eşref Müezzinoğlu
Düzenleyen: Omega Yayınları
18.15-19.15
Söyleşi: “Kanser Bir Hastalık Değildir”
Konuşmacı: Yücel Aydemir
Düzenleyen: Yaşamın Gizemi
22 Kasım Perşembe 2012
Karadeniz Salonu
11.00-11.45
Okuma-Söyleşi: “Sürprizleri ve Öyküleriyle Çat Kapı Dayım”
Konuşmacı: Fadime Uslu
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
12.00-13.00
Söyleşi: “Uğur Böceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un Maceralarını Yazarından Dinleyin”
Konuşmacı: Erika Bartos
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları
13.15-14.15
Okuma-Söyleşi: “Ülkelerden Aydedeli Öyküler: Aydede Her Yerde”
Konuşmacı: Hacer Kılcıoğlu
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
14.30-15.30
Atölye çalışması :”Dedektiflik Atölyesi”
Uygulayan: Aşkın Güngör
Düzenleyen: TUDEM
15.45-16.45
Söyleşi: “Derslerle Başım Dertte”
Konuşmacı: Funda Özlem Şeran
Düzenleyen: Final Kültür Sanat Yayınları
17.00-18.00
Söyleşi: “Ateşe Dönen Dünya: Sarıkamış
Konuşmacı: Bingür Sönmez
Düzenleyen: Çizmeli Kedi
22 Kasım Perşembe 2012
Heybeliada Salonu
13.15-14.15
Söyleşi: “Mavisel Yener Çocuklarla Buluşuyor, Düşler Konuşuyor”
Konuşmacı: Mavisel Yener
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi
14.30-15.30
Söyleşi: “Eğitimde Yeni Bir Yöntem: Hazırcevaplar Tekniği”
Konuşmacı: Ahmet Maraşlı
Düzenleyen: Timaş Çocuk
16.00-17.00
Söyleşi: “10 Çocuk 10 Şair”
Yöneten: Mustafa Işık
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası
17.15-18.15
Söyleşi: “Neden/Çima?”
Konuşmacı: Roni War
Düzenleyen: Ava Yayınları
18.30-19.30
Söyleşi: “Ortadoğu’da Savaş ve Mülteciler Bağlamında ‘Radyonun İçindekiler’ Oyunu”
Konuşmacılar: Cenk Gündoğdu, Faris Kuseyri
Düzenleyen: İkaros Yayınları
23 Kasım Cuma 2012
Illüstrasyon Alanı
11.00-11.45
Masal Okuma-Canlandırma Atölyesi: “Masalcı Abla”
Düzenleyen: Timaş Çocuk
14.00-15.00
Atölye çalışması “Sözcüklerin Rengi, Rengin Mutluluğu”
Konuşmacı: Simla Sunay
Düzenleyen: DESEN
15.15-16.15
Yaş grubu: 3-10 yaş
Drama Atölyesi: “Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan?”
Uygulayan: Sara Şahinkanat
Düzenleyen: Kır Çiçeği Yayınları
23 Kasım Cuma 2012
Interexpo Salonu
12.00-13.00
Panel: “Çocuk Edebiyatında Şiir”
Yöneten: Gülsüm Cengiz
Konuşmacılar: Arife Kalender, Necdet Neydim
Düzenleyen: TÜYAP
23 Kasım Cuma 2012
Marmara Salonu
11.00-11.45
Söyleşi “Okuma ve Empati İlişkisi”
Konuşmacı: Miyase Sertbarut
Düzenleyen: TUDEM
12.00-13.00
Söyleşi: “Türkçe’yi Savunacak mıyız?”
Konuşmacı: Feyza Hepçilingirler
Düzenleyen: Everest Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: “Toparlak ve Gece Uyumayı Sevmeyen Çiçeğin Öyküsü”
Konuşmacılar: Adnan Özyalçıner, Sennur Sezer
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın – Evrensel Çocuk Kitaplığı
14.30-15.30
Panel: “Çocuk Edebiyatının Yükselişi”
Yöneten: Doğan Hızlan
Konuşmacılar: Görkem Yeltan, Burcu Aktaş, Nazlı Eray, Yalvaç Ural
Düzenleyen: Doğan Egmont
17.00-18.00
Söyleşi: “Sanatta ve Edebiyatta Gerçekçilik Savaşı”
Konuşmacılar: Yılmaz Onay, Yeşim Dinçer
Düzenleyen: Yordam Kitap
18.15-19.15
Söyleşi: “Türkiye’de Telif Hakları ve Telif Hakları Ajansları “
Konuşmacılar: Özgür Emir, Atilla İzgi Turgut, Amy Spangler, Eda Çaça
Düzenleyen: Nemesis Kitap
23 Kasım Cuma 2012
Karadeniz Salonu
10.00-10.45
Söyleşi: “Çocuklar İçin Bilimkurgu”
Konuşmacı: Melek Güngör
Düzenleyen: Altın Kitaplar
11.00-11.45
Okuma-Söyleşi: “Gülümseten Öyküler 10: Geçmişe Tırmanan Merdiven”
Konuşmacı: Behiç Ak
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
12.00-13.00
Bilgin Adalı Anısına…
“Bilgin Adalı ile Geçmiş Zamanlara Yolculuk”
Düzenleyen: Can Çocuk
13.15-14.15
Okuma-Söyleşi: “Şehla Gemi Kibele ve Acayip Bir Deniz Yolculuğu”
Konuşmacı: Müge İplikçi
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
14.30-15.45
Söyleşi: “Akademisyenlerin Gözüyle Gülten Dayıoğlu”
Yöneten: Gülçin Alpöge
Konuşmacılar: Necdet Neydim, Sedat Sever, Selahattin Dilidüzgün,
Düzenleyen: Altın Kitaplar
16.00-17.30
Panel: “Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Denetlenmeli mi? “
Yöneten: Necdet Neydim
Konuşmacılar: Murat Batmankaya, Gökçe Ateş Aytuğ, Tülin Sadıkoğlu
Düzenleyen: Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD)
17.30-19.00
Ödül Töreni: “Ahmet Necdet Şiir Ödülü “
Konuşmacılar: Aslı Durak, Leyla Şahin
Düzenleyen: Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği
23 Kasım Cuma 2012
Büyükada Salonu
11.00-11.45
Söyleşi: “Canınızı En Çok Ne Yakar?”
Konuşmacı: Tülin Kozikoğlu, Yıldıray Karakiya, Sedat Girgin, Burcu Ünsal
Düzenleyen: Redhouse Yayınevi
12.00-13.00
Panel: “Ben Böyle Bilmiyordum, Çocuğa Okuma Sevgisi Nasıl Verilir ?”
Konuşmacı: Filiz Tosyalı
Düzenleyen: Bu Yayınevi, Kazasker Lions
13.15-14.15
Söyleşi: “Sakar Cadı Vini Nasıl Doğdu?”
Konuşmacı: Korky Paul
Düzenleyen: İş Kültür Yayınları
15.45-16.45
Söyleşi: “Günümüz Edebiyatında Şiir ve Şair Üzerine”
Konuşmacılar: Mehmet Sabri Kılıç, Hasan Hüseyin Yalvaç
Düzenleyen: Göl Kitap
17.00-18.00
Panel: “Bilgisayar Çağında Çocuk ve Gençlik Edebiyatı”
Konuşmacılar: Nur İçözü, Ayla Çınaroğlu, Gülsüm Cengiz
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası
18.15-19.15
Söyleşi: “Günümüzün Genç Şairleri ve Şiir Verimleri”
Konuşmacılar: Şeref Bilsel, , Özcan Erdoğan, Didem Gülçin Erdem, Cenk Gündoğdu, Nilay Özer, Şükrü Sever, Gonca Özmen, Zeynep Köylü, Baki Ayhan T., Gökhan Arslan, Engin Özmen, Betül Dünder
Düzenleyen: İkaros Yayınları
24 Kasım Cumartesi 2012
Illüstrasyon Alanı
12.45-13.45
Atölye çalışması “Origami Atölyesi”
Uygulayan: Nazan Tacer
Düzenleyen: TUDEM
24 Kasım Cumartesi 2012
Interexpo Salonu
12.00-12.45
Söyleşi: “Yunus Emre Divanından Gönül Bahçesine”
Konuşmacı: Faruk Dilaver
Düzenleyen: Destek Yayınları
13.00-14.00
Söyleşi: “Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı”
Konuşmacı: İlber Ortaylı
Düzenleyen: Timaş Yayınları
14.45-15.45
Söyleşi: “İstanbul’un Renklerini Yaşamak”
Konuşmacılar: Mario Levi, Sema Kaygusuz, Karin Karakaşlı
Düzenleyen: Doğan Kitap
16.00-17.00
Söyleşi: “Atatürk’ün Akıllı Projeleri”
Konuşmacı: Sinan Meydan
Düzenleyen: Inkilap Kitabevi
17.15-18.15
Söyleşi: “Afili Filintalar”
Konuşmacı: Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Murat Menteş
Düzenleyen: April Yayıncılık
18.30-19.30
Söyleşi: “Türkiye’de Fantastik Edebiyatın Gelişimi”
Yöneten: Ege Görgün
Konuşmacılar: Nazlı Eray, Hakan Bıçakcı, Doğu Yücel, Aşkın Güngör, Gülşah Elikbank, Erbuğ Kaya
Düzenleyen: FABİSAD
24 Kasım Cumartesi 2012
Marmara Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Türkiyede Muhafazakarlığın Değişen Yüzü”
Konuşmacı: Mustafa Akyol
Düzenleyen: Nesil Yayınları
13.15-14.15
#budevirdeedebiyatın@genclerlearasinasil!
Konuşmacılar: Levent Erden, Aslı Tohumcu
Düzenleyen: ON8
15.00-16.00
Söyleşi: “Keşke…ler ve İyi…ler”
Konuşmacı: İpek Ongun
Düzenleyen: Alfa Yayınları
16.15-17.15
Söyleşi: “Vatan Yahut Silivri”
Konuşmacı: Müyesser Yıldız
Düzenleyen: Kırmızı Kedi Kitap
17.30-18.30
Söyleşi: “Avrupa’da Kriz ve Sol”
Konuşmacılar: Haluk Yurtsever, Güray Öz
Düzenleyen: Yordam Kitap
18.45-19.30
Ödül Töreni: Varlık Dergisi Yaşar Nabi Gençlik Ödülleri Töreni
Düzenleyen: Varlık Yayınları
24 Kasım Cumartesi 2012
Karadeniz Salonu
12.00-13.00
Panel: “Cumhuriyet Kitap Eki’nde Çocuklarla 16 Yıl”
Yöneten: Turhan Günay
Konuşmacılar: Gülten Dayıoğlu, Mavisel Yener, Nilay Yılmaz, Nevin Metin
Düzenleyen: Cumhuriyet Kitapları
14.30-15.30
Panel: Eğitimcilerin Gözüyle Gülten Dayıoğlu
Yöneten: Nagihan Tetik
Konuşmacılar: Aysel Doğan, Ayşen Erdöl, Gürcan Sarak, Hüda Aliosman
Düzenleyen: Altın Kitaplar
15.45-16.45
Söyleşi-Dinleti: “Ule Fılle hoş geldin”
Konuşmacı: Yervant Bostancı-Şeyhmus Diken
Düzenleyen: İletişim Yayınları
24 Kasım Cumartesi 2012
Büyükada Salonu
12.00-13.00
Panel: “ Resmi Tarihler Kuşatmasında Dersim”
Yöneten: Serhat Halis
Konuşmacılar: Serhat Halis, Tuncay Şur
Düzenleyen: Sorun Yayınları Kolektifi
13.15-14.15
Söyleşi: “Son Seferad”
Konuşmacı: Beyazıt Akman
Düzenleyen: Epsilon Yayınevi
14.30-15.30
Söyleşi: “Yekta Kopan ile Söyleşi”
Konuşmacı: Yekta Kopan
Düzenleyen: Can Yayınları
17.00-18.00
Söyleşi: Mihman
Konuşmacı: Akif Kurtuluş
Düzenleyen: İletişim Yayınları
18.15-19.15
Şiir-Dinleti: “Barış İçin Şiirler”
Katılımcı Şairler: Aydın Şimşek, Özlem Sezer, Neriman Calap, Aydın Uysal, Hakan Keysan, Selami Karabulut, Evrim Ocakçı, Gül Aydi, , Ömer Faruk Hatipoğlu, Atilla Yaşrin, Selami Karabulut,
Düzenleyen: Kanguru Yayınları
24 Kasım Cumartesi 2012
Heybeliada Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Teknoloji ile Farklılaşan Görsel Okuma/
Günümüzde Değişen Çocuk Kitapları ve Çocuk Edebiyatı”
Konuşmacı: Yalvaç Ural
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: “Göbekli Tepe’den Yenikapı Kazılarına Türkiye’de Neolitik Dönem”
Konuşmacı: Nezih Başgelen
Düzenleyen: Arkeoloji ve Sanat Yayınları
14.30-15.30
Söyleşi: “Çocuklar ve Dans”
Konuşmacı: Tan Sağtürk
Düzenleyen: Doğan Egmont
15.45-16.45
Panel: “İsa Hanginiz?” Şehir ve Taşra İkilemi Üzerine
Yöneten: İsmail Kılıçarslan
Konuşmacı: Selahattin Yusuf
Düzenleyen: Turkuvaz Kitap
17.00-18.00
Söyleşi: “Evrim mi Yaratılışçılık mı?”
Konuşmacılar: Mehmet Özer
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın
18.15-19.15
Panel: “Türkiye’de Gençlik ve Demokratik Siyaset”
Yöneten: Barbaros Dinçer
Konuşmacı: Yunus Emre
Düzenleyen: SODEV-Sosyal Demokrasi Vakfı
24 Kasım Cumartesi 2012
Kınalıada Salonu
16.00-17.00
Söyleşi: “Marx’ın Kapital’inin Oluşumu”
Konuşmacı: Münevver Çelik
Düzenleyen: Otonom Yayıncılık
25 Kasım Pazar 2012
Illüstrasyon Alanı
10.30-11.30
Yaş grubu: 3-12 Yaş
Kitap atölyesi: “Haydi Resimli Kitap Yapalım!”
Uygulayan: Ayşe İnan Alican
Düzenleyen: Kır Çiçeği Yayınları
14.00-15.00
Atölye çalışması “Karikatür Atölyesi”
Uygulayan: Hicabi Demirci
Düzenleyen: DESEN
25 Kasım Pazar 2012
Interexpo Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: Osmanlı – İslam Dünyası İle İlişkileri
Konuşmacı: Yavuz Bahadıroğlu
Düzenleyen: Nesil Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: “Kadınlar Niçin Yazar?”
Konuşmacı: Sibel Eraslan
Düzenleyen: Timaş Yayınları
14.30-15.30
Söyleşi: “Veysel Karani”
Konuşmacı: Sinan Yağmur
Düzenleyen: Destek Yayınları
15.45-16.45
Söyleşi: “Ülkem ve Romanım”
Konuşmacı: Ahmet Ümit
Düzenleyen: Everest Yayınları
25 Kasım Pazar 2012
Marmara Salonu
13.15-14.15
Söyleşi: “Az”
Konuşmacı: Hakan Günday
Düzenleyen: Doğan Kitap
14.30-15.30
Söyleşi: Milliyetçilikler
Konuşmacı: Mümtaz’er Türköne
Düzenleyen: Nesil Yayınları
15.45-16.45
Söyleşi:”Can Dündar ile Mehmet Ali Birand Söyleşisi”
Konuşmacılar: Can Dündar,Mehmet Ali Birand
Düzenleyen: Can Yayınları
17.00-18.00
Söyleşi: “Hayatınızda Mucizelere Yer Açın”
Konuşmacı: Nuray Sayarı
Düzenleyen: Destek Yayınları
25 Kasım Pazar 2012
Karadeniz Salonu
12.00-13.00
Panel: “Sanat ve Felsefe”
Yöneten: Murat Menteş
Konuşmacı: Dücane Cündioğlu
Düzenleyen: Alfa Yayınları
13.15-14.15
Söyleşi: Genç Romanlar ve Genç Öyküler Üzerine…
Konuşmacı: Tolga Gümüşay
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı
14.30-15.30
Söyleşi: “Yenilgi Diye Bir Şey Yoktur”
Konuşmacı: Albena Vidinova Simenova
Düzenleyen: OmegaYayınları
15.45-16.45
Söyleşi: “Şiirde Çocuk İzleri”
Konuşmacı: Haydar Ergülen
Düzenleyen: Kırmızı Kedi Kitap
17.00-18.00
Söyleşi: “Çocukluk ve Şair”
Konuşmacılar: Leyla Şahin, Abdülkadir Budak, Salih Bolat
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası
25 Kasım Pazar 2012
Büyükada Salonu
13.15-14.15
Söyleşi: “Bir İntihar Efsanesi”
Konuşmacılar: David Vann, Nilüfer Kuyaş
Düzenleyen: Can Yayınları
14.30-15.30
Panel: “Alevi Hareketi Ve Sosyalizm”
Yöneten: İsmail Hardal
Konuşmacılar: Gazi Eke, İsmail Hardal
Düzenleyen: Sorun Yayınları Kolektifi
15.45-17.15
Söyleşi: “Ekonomist Yazar Arslan Başer Kafaoğlu Anma Programı”
Konuşmacılar: Türsken Başer Kafaoğlu, İzettin Önder, Melih Boydak, Handan Koç
Düzenleyen: TÜYAP
25 Kasım Pazar 2012
Heybeliada Salonu
12.00-13.00
Söyleşi: “Darbe Dönemlerinde Gençlik ve Edebiyat”
Konuşmacılar: Halim Demir, Bahrem Yıldız, Vehbi Bardakçı
Düzenleyen: Ozan Yayıncılık
13.15-14.15
Söyleşi: “Yaşamak için Yaşat”
Konuşmacı: Hayrettin Karaca
Düzenleyen: TEMA Vakfı
14.30-15.30
Söyleşi: “Arap Baharı Aldatmacası”
Konuşmacılar: Alper Birdal, Yiğit Günay
Düzenleyen: Yazılama Yayınevi
15.45-16.45
Panel: Fantastik Gençlik Edebiyatı ‘nın Genç Okur Üzerine Etkileri
Konuşmacılar: Aşkın Güngör, Doğu Yücel, Şebnem Pişkin, Zeynep Oktuğ
Düzenleyen: Bu Yayınevi
17.00-18.00
Söyleşi: “Emek Tarihi Çalışmaları ve TÜSTAV”
Konuşmacılar: Mete Tunçay, Yavuz Aslan
Düzenleyen: TÜSTAV
25 Kasım Pazar 2012
Marmara Salonu
12.00-13.00
Panel: “Toprak Acıkınca”
Yöneten: Seray Anıl
Konuşmacı: Erol Toy
Düzenleyen: Ekin Yazın Dostları
Yazı okunma sayısı(5647) Bugün okunma sayısı(2)
Anavoles ke Katifori – Hristos Anagnostopulos
Hristos Anagnostopulos’tan Anavoles ke Katifori [Sürüncemeler-Yokuş Aşağı Gözü Kapalı]. Hikâyemiz 60′lı yıllardan 90′lı yıllara kadar uzanan bir zaman çizgisinde Atina’da geçiyor; burada kahramanımız Dimitris Galinos, 1964′te Yunan uyrukluların İstanbul’dan sınır dışı edilmesinden sonra hayatında yeni bir sayfa açmaya çalışıyor. Yazarımız 64 kuşağının yaşadığı sendromlar, çelişkiler ve zihinlerine ve bedenlerine dadanan “hayaletler”e hasrettiği anlatısını bu travmatize olmuş İstanbulluların psikolojik dünyasını ustaca betimleyerek sürdürüyor.
Anavoles ke Katifori yarım asır sonra İstanbullu bir Rum tarafından yazılıp İstanbul’da Yunanca basılmış ilk roman olma özelliğini taşıyor. Bu tarihi niteliğinden dolayı her kopya kitap numaralı olacaktır.
Not: Kitap Yunanca dilindedir. Okur profili İstanbullu Rumlar, Yunanistan’dan düzenli ziyarete gelen nüfus ve eğitim yahut turistik amaçla İstanbul’da bulunan Yunan dillilerdir. Ayrıca muhtelif dil kurslarında ve üniversitelerde Yunanca öğrenen Türk dilli bir kitle de mevcuttur. Arzu eden yayınevlerine kitabı tanıtıcı çift-dilli posterler siparişle birlikte ulaştırılacaktır. (Tanıtım Bülteninden)
Bavulumuza Rumca sığar mı? – Foti Benlisoy
(13.10.2012, Radikal Kitap Eki)
1960’ların sonunda, dönemin siyasal ve sosyal çalkantıları dolayısıyla o zaman İstanbul’da mukim olanların gözünden muhtemelen kaçan tarihsel bir kırılma yaşanır. Yüzyıllar boyunca şehrin sosyal hayatına, çarşısına, pazarına, kahvesine, meyhanesine, sokağına damgasını vurmuş olan Rumca, İstanbul’un bir kamu dili olma özelliğini yitirir. Elbette bir günde olup biten bir şey değildir bu. Rumcanın şehir hayatından çekilmesi, on yıllardır devam eden Türkleştirme politikalarının ve bizzat bu politikaların müsebbibi olduğu demografik erozyonun kümülatif etkisinin bir sonucu olarak gerçekleşir. Önce dükkân tabelalarındaki Rumca ibareler silinir, yer isimleri (sadece Aya Stefanos ya da Samatya gibi semt isimleri değil, onlarca sokak ismi de) millileştirilir. Sıra insanlara gelir. İlk ve esas olarak 1920’li yılların sonunda gerçekleştirilen (ama 1960’ların başı da dahil olmak üzere zaman zaman yeniden gündeme gelen) “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyalarıyla Rumlar da dahil azınlık topluluklarından umumi yerlerde Türkçe konuşmaları, bu suretle de Türk dil ve kültürünü özümsemeleri talep edilir. Özellikle mektepli gençliğin “zinde kuvvetlerini” oluşturduğu bu kampanya tramvaylarda, vapurlarda, gazino, çay bahçeleri, sinema, tiyatro gibi eğlence ve sayfiye yerlerinde, caddelerde, meydanlarda, sokaklarda, azınlıkların yoğun olarak yaşadıkları ve çalıştıkları semtlerde sürekli bir gerilim kaynağı olur. Rumca veya sair azınlık dillerinde gazete okuyan insanların ellerinden gazeteler öfkeyle alınıp yırtılır. Türkçe konuşmayan kimselere devamlı müdahale edilmesiyle sık sık kavgalar meydana gelir. Sürekli tehdit altında olunduğu, her an bir müdahaleyle karşılaşılabileceği korkusuyla umumi yerlerde iki kişi arasında Rumca konuşmak neredeyse imkânsız hale gelir.
Otosansür ve otokontrol
Rumca elbette sadece sözlü iletişimde kullanılan bir dil değildi. Ardında devasa bir yazılı kültür geleneği olan ve 19. yüzyıldan itibaren bilhassa İstanbul matbuat hayatında ciddi bir yeri olan bir dildi. Rumca kitaplar, gazeteler, dergiler, İstanbul yayın hayatının demirbaşlarıydı. 1950’li yılların ortalarına kadar çok sayıda Rumca gazete basın âleminin vazgeçilmez bir parçasıydı. Elbette pembe bir tablo değildi söz konusu olan. Tek parti devrinde zaten oldukça “kontrollü” olan basın rejimi, Rumca ve diğer azınlık yayınları için tam bir cendere anlamına geliyordu.
Otosansür ve otokontrol, azınlık basının yegâne var kalma stratejisiydi. Birçok Türkçe gazete (bilhassa Kıbrıs meselesinin gündeme geldiği dönemlerde) Rumca bilen elemanlar istihdam ederek Rumca gazete ya da dergilerin “açıklarını” kolluyor, onların “ihanete meyyal” yayınlarını duyurmayı milli bir vazife addediyordu. Gazeteler kapatılabiliyor ya da 6-7 Eylül “olayları” sırasında gerçekleştiği üzere matbaalar hedef halini alabiliyordu. Bu koşullarda Rum yayıncılığı hep kararsız ve ürkek bir dengenin esiri oldu ve bilhassa 1960’larda (özellikle de 1964 “sürgünleriyle” birlikte) gündeme gelen hızlı demografik çözülmenin ilk kurbanlarından biri oldu. Her on yılda bir, bir başka felaketle (vergi, pogrom, sürgün) yüz yüze kalan Rumlar çareyi topraklarını terk etmekte buldukça Rum basın-yayın hayatı da soldu. Gazetelerin sayısı azaldı, dergiler kapandı. Bırakın yeni kitapların basılmasını, azınlık okullarında dersler için Rumca kitap bulmak dahi imkânsızlaştı.
1980’li yıllarda ilkokulda fen bilgisi dersinde, ta 1960’ların başında İstanbul’da basılmış bir ders kitabımız olduğunu, yirmi yıldır okulda öğrenciler tarafından sırayla kullanıla kullanıla lime lime olmuş kitapta “insanlık bir gün Ay’a mutlaka ayak basacak” türü satırları okuduğumuzu hatırlıyorum. 1960’lardan itibaren Rumca kitapların basılmaması, sayısı giderek azalan gazetelerin ise ancak düğün, vaftiz ve özellikle de ölüm ilanları haricinde pek az malzemeye yer verir oluşuyla birlikte Rumca, okunan bir dil olmaktan çıkmıştı artık. Rumca okuyacak bir şey bulmak ancak “dış destekle”, yani Yunanistan’dan getirilen kitap, dergi ya da gazetelerle mümkündü. Öğretmen olan annem çocuklarının bu yazılı gelenekle bağlarının kopmasını istemediğinden çareyi Yunanistan’dan çok sayıda resimli mitoloji kitabı ve (neyse ki) çizgi roman almakta bulmuştu (bu yüzden Red Kit’i Luki Luk, Kaptan Swing’i Mark, Çelik Blek’i ise sadece Blek olarak tanıdım). Netice itibariyle Yunancanın kendine has bir kolu olan Rumca kamu hayatından sökülüp atılınca soldu, evlerde dahi güçlükle ayakta tutulabilir hale geldi.
Başa dönersek, 1960’lı yıllarda bir ara, İstanbul’un sosyal tarihinde büyük ihtimalle çoğumuzun fark etmediği bir kırılma yaşandı: Rumca bu şehrin dillerinden biri olmaktan çıktı. Rumca, Rumlarla birlikte sürgün edilince İstanbul kamusu da bu dille düşünmez, yazmaz, konuşmaz oldu. İstos Yayınları olarak 40 küsur yıl sonra İstanbul’da yeniden Rumca (hem de İstanbullu bir Rum tarafından kaleme alınmış) bir romanı yayımlamaktaki gayemiz, her şeyden önce bu kesintiye, bu kesintinin yarattığı kültürel tahribata, daha doğrusu kayba dikkat çekmek; kaybedenin ya da kaybolanın sadece Rumlar olmadığını göstermekti. Hangi baştan sayarsak sayalım üç binden fazla Rum’un yaşamadığı bu şehirde Rumca bir romanı bin adet basmak gibi piyasa rasyonelleri itibarıyla “intiharî” bu girişim, Rumcaya mütevazı bir “iade-i itibar” girişimi aslında. Yanlış anlaşılmasın: Rumcanın artık geride kalmış güzel günlerin hoş bir sedası olarak yadedilmesi değil hedefimiz. Rumların ya da sair “azınlık” toplulukların “nostaljikleştirilmesine”, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal güncelliğinden bağımsız sevimli bir folklorik unsur haline getirilmesine külliyen karşıyız. Bilakis nostaljiyi hâlihazırda devam eden pratikle ikame etmek arzusundayız. Rumca bir kitap yayınlayarak bir “bavula”, ortak bavulumuza sadece iki de değil, çok daha fazla dil sığdırmanın lüks değil zenginlik, hatta acil bir ihtiyaç olduğunu biz de kendimizce hatırlatmak gayesindeyiz.
“1964 kuşağından” iki insan
Hristos Anagnostopulos’un Anavoles kai Katiforoi (Ertelemeler ve Yokuşlar) adlı romanı, “1964 kuşağından” iki insanın hikâyesi. Bir önceki cümlede tashih yok; 1968 değil, “1964 kuşağı” söz konusu. Türk hükümetinin Kıbrıs krizi bağlamında diplomatik bir koz gibi kullandığı Rumların önemli bir bölümünü sürgün etmesi sonucu yurtlarından sökülüp atılan insanlardan olan Dimitri ve Yorgo’nun, biri Yunanistan’da, diğeri Almanya’da bir türlü dikiş tutturamayan hayatları üzerine bu anlatı. Köksüz kalmak, yerleşememek, “yerli” olamamak, kendini bir türlü evinde hissedememek üzerine. Nereye giderlerse gitsinler “yabancı” kalmaya mahkûm edilen bu iki insanın hayatı ertelenen ve dolayısıyla da bir türlü alınamayan kararlar nedeniyle havada kalmış gibidir. Tehir edilmiş tercih ve kararlarla dolu hayatları, onları ister istemez sürekli yokuş aşağı sürükler. Kendi hayatı da Türkiye, Yunanistan ve Almanya arasında bölünen Anagnostopulos, bu romanında 1960’larda İstanbul’u terke zorlanmış Rumların halet-i ruhiyesine dair (son dönemde sayısı çok artmış azınlık çalışmalarında bulamayacağımız) son derece keskin ve acıtıcı gözlemlerde bulunuyor.
Kitabın Künyesi
Anavoles ke Katifori (Yunanca)
Hristos Anagnostopulos
İstos Yayıncılık / Edebiyat Dizisi
İstanbul, Ekim 2012, 1. Basım
288 sayfa
Yazı okunma sayısı(4715) Bugün okunma sayısı(1)




















