Tag Archives: Orhan Kemal

In Jail with Nazım Hikmet (Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl’ın İngilizcesi) – Orhan Kemal

‘Moving and remarkable’ Andrew Finkel

Bursa prison, mid-winter 1940. Two prisoners meet, both writers, both serving long sentences for allegedly inciting Turkish soldiers to mutiny. One is Turkey’s most famous poet and communist, Nazim Hikmet; the other a young, aspiring poet, Orhan Kemal, who now shares a cell with the man whose work he has long admired.

72. Koğuş* Okuması – Mustafa Özmen

Hapishaneleri herkes yazabilir? herkes anlatabilir. Ama önemli olan hapishaneye nasıl baktığındır. Dünyaya bakışın ne ise hapishane de odur. Orhan Kemal hapishaneye bütünün bir parçası olarak bakmış. Mahpusları dört duvarla sınırlamamış. Tipler yaratmıştır. Orhan Kemal?in tipleri yalnızca hapishane sakinleri olarak kalmamış, günlük yaşamda karşımıza çıkan tiplere dönüşmüştür. Orhan Kemal?in parçalı bir bakışı olsaydı biz onlara ya acıyacaktık, ya kızacaktık ya da oh olsun diyecektik. Mahpusları bir de biz yargılayacaktık.

Hamburg Edebiyat Atölyesinin Ocak Ayı Etkinliği

Hamburglu eleştirmen ve edebiyatçı yazar Süleyman Deveci ?Ustalar Hamburg’da? adı altında düzenlenen bir dizi tanıtım etkinliği ile edebiyatımızın devlerini, büyüklerini Hamburglu edebiyatseverlerle buluşturmaya ilk defa bu yıl Orhan Kemal ile başlıyor. Bu etkinlikler dizisinin ilki ?Orhan Kemal’in Hamburglu Kahramanları (I)?olacak.

Orhan Kemal’in Hamburg’da ilk defa tanıtımının yapılacağı bu toplantıya onu anlamaya çalışan, onu konuşmak, dinlemek isteyen, onu seven herkes davetlidir. Edebiyatseverlere duyurulur.

Don Kişot?a “Bin Selam”, Murtaza?ya “Merhaba”? – Canan Koçak

Roman kahramanları deyince genelde hayal ürünü, inanması güç, erişilmesi zor tipler gelir akıllara. Ama toplumsal gerçekçi romancılar ve özellikle Orhan Kemal düşünüldüğünde işler bir anda değişiverir. Bir de bakmışız okuduğumuz romanın kahramanı, mahalle bakkalımız, olmadı yan komşumuz, o da olmadı her sabah bindiğimiz servisin şoförü oluvermiş. Kısacası, tamamen insani özelliklerden kaynaklı, bu tür romanlarda anlatılan kişi veya kişiler bize o kadar tanıdık gelir ki, biz ister istemez, ?acaba tanıdığımız kime benziyor?? diye düşünürüz.
Zaten Orhan Kemal de geçmişte ?ben tanıdığım insanları yazdım? açıklamasını yaparak, yazmış olduğu romanların

Bereketli Topraklar Üzerinde – Orhan Kemal

“Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. ‘Pardon,’ dediler, ‘bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurova’nın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın…”

Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği

72. Koğuş – Orhan Kemal “İnsan Onurunun Sesi”

?Eşe dosta selam, inandığım doğruların adamı oldum, böyle yaşadım, karınca kararınca bu doğruların savaşını daha çok sanatımda yapmaya çalıştım, kursağıma hakkım olmayan bir tek kuruş dahi girmemiştir.? Orhan Kemal (ölümünden üç ay önce yazdığı bir söz)

Orhan Kemal?in başyapıtlarından 72.Koğuş, insan onurunun düşebileceği en dipsiz kuyunun hikâyesidir.
Tüm yapıtlarında her şeye rağmen insana olan inancını ve sevgisini korumuş olan Orhan Kemal; okurlarına, bu derin çukura yuvarlanmış olan insanların, en yakınını bile üç kuruşa vurabilecek kadar alçalmış olanların dünyasını bir koğuşun karanlığında bile direnişin sesini duyuruyor. Alçalışın bile yok edemeyeceği insanlık onurunu dile getiriyor.

İşçi sınıfının romanda karşılaştırılması üzerine bir deneme: ?Bereketli Topraklar Üzerinde? ve ?Umut Tarlaları? – Hüseyin Çukur

Orhan Kemal?in ?Bereketli Topraklar Üzerinde?(1) ve José Saramago?nun ?Umut Tarlaları?(2) romanları üzerinden Türkiye ve Portekiz?deki işçi sınıfının genel durumuna; yaşam ve çalışma standartlarının benzer noktalarına; aynı dönemlerde kesişen iktidar partilerinin işçi sınıfına dair politikalarına göz atmaya çalışacağım.

Bereketli Topraklar Üzerinde ve 1940-1950 Arası Türkiye İşçi Sınıfı?na Genel Bir Bakış

Orhan Kemal?in 1954 yılında yayımladığı romanda 1940?lardan 1950?lerin başına kadar olan sürece ve Türkiye işçi sınıfının yaşam koşullarına tanık oluruz.

Yüz Karası – Orhan Kemal

İlk defa 1960 yılında yazılıp, bugüne kadar tefrika edildiği gazetelerin sayfalarında kitaplaştırılmayı bekleyen bir roman Yüz Karası.

Elli yıl sonra ortaya çıkan bu roman, Işık Öğütçü’nün önsözüyle hikâyesini anlatmaya başlıyor. Adana’nın fakir bir mahallesinden başlayıp İstanbul’a uzanan bu öyküde fakirlik, büyük umutlar ve haysiyet konuları işleniyor. Birbirinden farklı karakterlerdeki iki kardeşin yaşam mücadelesini; açgözlülük, kısa yoldan köşeyi dönme ve vicdan muhasebesiyle okurlara aktaran Orhan Kemal, her zaman en açık halini anlattığı insanın bu kez yüzünün karasını ortaya çıkarıyor.

Mehmet Baransu?dan ?Bu Kadarına da Pes? Dedirten Önsöz

Taraf’tan Mehmet Baransu’nun yazdığı “Mösyö- Hanefi Avcı’nın Yazmadıkları” kitabının önsözü Asım Bezirci’nin “Orhan Kemal” kitabının bir bölümünün birebir aynısı çıktı.

BARANSU?NUN MÖSYÖ KİTABINDAKİ ÖNSÖZÜ
Hanefi Avcı?nın ortaya attığı iddialar, meydana getirdiği tartışmalar ve sonucunda Silivri Cezaevi?nde başlayan günleri Orhan Kemal?in Bekçi Murtaza karakterini hatırlattı bana.

Dışardan bakınca insanı güldüren bir tiptir Bekçi Murtaza. Tutkuları onu bir an bile rahat bırakmazken, sürekli bir kavganın içindedir.

Arşivler