Tag Archives: Voltaire

Kandid Ya da İyimserlik Üstüne – Bedriye Korkankorkmaz

Elimdeki kitap iki baskı yapmış o dönemde. Eseri dilimize ilk olarak Fehmi Baldaş, 1938 yılında çevirmiş. Yazar-düşünür Voltaire, XVIII. Yüzyıl’ın aydınlanma düşünürlerinden biridir. Fransız Devrimi ile düşünür-yazar Voltaire?i birlikte anmanın yerinde bir tespit olduğunu düşünüyorum. Voltaire, ?aydınlıklar yüzyılına? düşüncesiyle katkı sağlamakla yetinmemiş savaşçı kimliğiyle de düşüncelerini eyleme geçirmiştir. Hayatı boyunca yerleşik dinsel ve siyasal kurumları açıkça yererek karşısına alan Voltaire?i anlamanın

Eflâtun’un Rüyası – Voltaire

Eflâtun çok rüya görürdü; o zamandan beri de daha az rüya görmüş değiliz. Eflâtun insan yaradılışının eskiden ikiz olduğunu; işlediği günahların cezası olarak da erkek, dişi diye ikiye ayrıldığını düşünmüş.

Eflâtun matematikte yalnız beş muntazam cisim olduğu için, ancak beş mükemmel dünya olabileceğini ispat etmişti. Onun Devlet’i de büyük rüyalarından biri oldu. Bundan başka uykunun uykusuzluktan, uykusuzluğun da uykudan geldiğini, insanın ayın tutulmasına, bir su havuzundan başka bir yerde bakarsa kör olacağını da rüyasında görmüştü. O zamanlar, rüya görmek, insana büyük bir ün kazandırırdı.

Felsefe Sözlüğü – Voltaire

Yaşamış en büyük filozoflardan biri olarak görülen Voltaire’in fikirleri bugün bile o kadar günceldir ki, yazdıklarının hiçbirinde modası geçmiş ya da tanınmadık bir şeye rastlanmaz. Akla gelen her türlü yazın biçimini kullanarak üretkenliğinin doruğuna ulaşan Voltaire, dönemindeki sansür yasalarına rağmen toplumsal devrimin tok sözlü savunucularından biriydi. Yazılarında hoşgörüsüzlüğü, dini dogmayı ve yaşadığı dönemin güç sahibi kurumlarını sürekli eleştirmişti.

Voltaire’in Felsefe Sözlüğü ilk olarak 1764 yılında basıldı.

Zadig ya da Yazgı, Voltaire (François Marie Arouet)

1747’de yazdığı Zadig, Voltaire’in ilk felsefi romanıdır. Kitabın ikinci başlığı Yazgı olmakla birlikte, boş inançların, insani zaafların ve bunların sonucu olan ahmaklıkların eğlendirici bir yergisi olan anlatı, bu ahlaki yaklaşımın ötesinde Leibniz’in felsefesini de eleştirmekte, “önceden kurulu uyum” ve “Tanrısal inayet” anlayışının karşısına, rastlantıların belirsizliğini ve yine Leibnizci bir kavram olan insanın “yeterli neden” ilkesi uyarınca özgürlüğünü sahiplenebileceği gerçeğini çıkarmaktadır. Voltaire, istencimizde olmasa da eylemlerimizde özgür olduğumuza inanmaktadır.
François Marie Arouet de Voltaire?in yoğun bir entelektüel faaliyet içinde sayısız eserler vererek geçirdiği ömrünü üç tutkunun belirlediğini söylemek yanlış olmayacaktır: şöhret, servet ve kudret. Voltaire bu üç tutkusunun da karşılığını fazlasıyla almış, bu arada elbette birtakım bedeller de ödemiştir. Avamın “ahmaklık ve barbarlığına” olduğu kadar Eski Rejim’in çürümüş değer ve kurumlarına da aynı kibir ve hoşgörüsüzlükle meydan okurken çağdaşlarına hoşgörünün ve adaletin erdemini göstermiş, bütün bir Aydınlanma Çağı Fransasını derinlemesine etkilemiştir. Gustave Lanson, onun için, “Bize özgürlüğümüzü verdi ve bize

VOLTAİRE (FRANÇOİS MARİE AROUET)

Zadig ya da Yazgı
Eflâtun?un Rüyası