Yavru Sığırcık Kuşun Şiirleri (2) – Mehmet Ercan

AK/BABALAR
biz şahinlerden, doğanlardan
kurtulmaya çalışırken;
başımıza ak/babalar musallat oldular babacığım.
bu ormanda güzel günler görmeyecek miyiz?
bir şey değişmedi bizim için.
gitti şahinler,
geldi ak/babalar, hepsi o kadar .

En İyi Yüreğiyle Görebilir İnsan – Iraz Toros Suman

Yetişkinler için bir çocuğu anlıyormuş gibi görünme kılavuzu, Madde 1:

Çok akıllı demeniz yeterli, bu çocuğun yanındaki yetişkinin kalbini fethedecektir. Çocuğu kendince himaye eden yetişkin sizin çocuğu anladığınıza ikna olduysa gerisinin bir önemi yok, çocuğun ne hissettiği çok da önemli değil, zira anlatamayacak ne hissettiğini, yani sizi asla yalanlayamaz, bal gibi de anlamıyorsun beni diyemez.

Bir Zamanlar Küçük Kara Balık – Funda Demir

Kendisi 28 yaşındayken Aras nehirinde (şüpheli bir biçimde) boğulmuş olarak bulunan İran’lı yazar Samed Behrengi’nin 12 Eylül’de ülkemizde de yasaklanan kitabı Küçük Kara Balık, yaşadığı ırmağın sonunda ne olduğunu merak eden ve çevresindeki bütün baskılara rağmen denize ulaşma çabası gösteren küçücük bir balığın öyküsü. Yaşlı ve bilge bir balığın, binlerce torununa anlattığı hikayeyle başlıyor kitabımız. Karşılaştığı tüm zorluklara canı pahasına göğüs geren ve ona kulak vermeyen diğer tüm balıklara yol gösteren bir balığın hikâyesidir anlatılan.

Poulantzas’ı Yeniden Okumak – Ebubekir Aykut

Nicos Poulantzas, kapitalist devlet ve siyaset teorisi denince akla gelen birkaç Marksist düşünürden birisidir. Onun yazıları hukuk, hegemonya, bürokrasi, toplumsal sınıflar, emperyalizm, faşizm, demokrasi, sosyalizme geçiş ve Marksist teori gibi alanları kapsar. Poulantzas?ın teorik serüveni Sartrecı bir varoluşçuluk ile başlar, Althusserci yapısalcılığın etkisi ile devam eder. Son dönemde ise Foucault ile iki tarafın da açıkça dillendirmediği tartışması nedeniyle Foucault?nun etkisi belirgin hale gelir. Kitaplarından yer almayan, çeşitli dergilere ve derleme kitaplara yazdığı

Özgürlüğün Hikayesi – Zeynep Ceren Eren

Ben Kimsenin Oğlu Değilim. Ben Kendi Başına Bir Çocuğum. Kendi Kendimin Sahibiyim.

Böyle diyor Fedor Amca, niye tek başına olduğunu soran Postacı Peçkin?e. Çünkü Postacı Peçkin tedirgin, sürekli sorup duruyor: bir oğlan çocuğu nasıl olur da tek başına yaşar? Kedi Miço, Köpek Topaç?la köy yerinde bir evi nasıl paylaşır? Nasıl olur da başında ona ne yapacağını ama daha çok ne yapamayacağını söyleyen büyükleri olmaz? ?Kendi kendinin sahibi bir çocuk? olur mu hiç?

Bir Dolapiçi Dostu: Kumkurdu – Melisa Unat

4-5 yaşlarındayken dolaptan çıkarmadığım ama en kıymetlim olan dostum Tilki vardı. Normal bir oyuncak gibi ortalıkta durmazdı. Daha çok hayali bir arkadaş gibiydi. Hayal meyal hatırladığım şey dolabın kapağını açıp aceleyle bir şeyler anlatıp kapattığımdı. Belki dostum Tilki?nin anısıyla elime aldığım an kıymetlilerim arasına gireceğini bildim ben Kumkurdu?nun. O gün başladı dostluğumuz. Daha doğrusu ben o gün ortak oldum Zackarina ile Kumkurdu?nun dostluğuna?

Kadın ve Kertenkele – Wilhelm Hermann Jensen

Carl Gustav Jung, 1906 Haziran’ında, meslektaşı ve dostu Sigmund Freud’a bir mektup yazarak, Wilhelm Jensen’in, Gradiva adlı romanını okumasını önerir. Çünkü bu kısa roman, psikanalitik açıdan özel bir önem taşımaktadır.

Freud, çok ilginç bulduğu bu romanla titizlikle ilgilenir.Freud niçin bu romanla bu kadar ilgilenmiştir? Doğaldır ki her şeyden önce bir ‘roman’ olduğu için, katıksız bir esin ürünü olduğu için.. Jensen’in, okuru sihirli bir etkiyle sürükleyen hayal gücü,

Osmanlı İmparatorluğu’nda Sosyalist Hareketler – George Haupt, Paul Dumont

Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalist Hareketler ilk kez 1977 yılında Gözlem Yayınları’nın tarihçi Stefanos Yerasimos’un da katkısıyla Paul Dumont’a yaptığı öneriyle kitaplaşmıştır. Dolayısıyla kitap çeviri olmakla birlikte yalnızca Türkçe yayımlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalist Hareketler, dönemin merkezi siyasal partileri İttihat ve Terakki ve Hürriyet ve İtilaf’ın politikalarına, Meclis’teki tartışmalara, Makedonya meselesi, Ermeni sosyalist partilerine (Taşnaktsutyun ve Hınçakyan), kapıdaki Balkan savaşına ilişkin önemli bilgiler içermektedir.

Kaybolan Umut – Wedat Kaymak

Ayaklanma tarihi tam olarak belirlenmemiş olmasına rağmen, 1925 yılının ilkbaharının hemen başında başlayıp, kısa bir süre içersinde tüm bölgeyi sarıyor. Siyasi bir olgunluktan yoksun, gerekli askeri savaş talimatlarından habersiz bir gurupla harekete geçen bu ayaklamanın başarısızlığa uğrayacağı baştan beli olmasına karşın, resmi devlete büyük korkular yaşatmıştı. Ama mevcut koşullarda bir mucize gerçekleşemediği gibi, ayaklanma kanla ve katliamlarla bastırıldı. Ayaklanmanın