Fontamara – Ignazio Silone. Köylülerin acılı ve umutsuz hayatını anlatan roman

Fontamara, İtalyan yazarı Ignazio Silone?nin 1930?da yayımlanan romanı. Yazar bu eserinde, yoksul İtalyan köylülerinin (Cafoni?nin) acılı ve umutsuz hayatını büyük bir ustalıkla dile getirir. Fontamara, eski bir yerleşme yeridir; burada yoksul köylüler ve küçük toprak sahipleri yaşar. Hayat, sanki hiçbir değişikliğe uğramıyormuş gibi yoksulluklar, felaketler, doğumlar, evlenmeler ve ölümler içinde geçip gider. Yoksul köylü her şeyden önce, toplumsal kademeleşmede daha yukarıdaki sosyal düzeye çıkmak için didinir durur; açıkgözler, bir toprak sahibinin kızıyla evlenerek bu amacı gerçekleştirmeye çalışırlar. Silone, bu romanda, gençlik yıllarını ve yaşantılarını derin bir samimiyet, gerçekçilik ve alay duygusuyla dile getirir. Fontamara, geri bırakılmış bir çevrenin siyasî ve sosyal bir baskı rejimi altında yaşadığı

Yazı okunma sayısı(1445) Bugün okunma sayısı(0)

Azizname – Aziz Nesin. “Ey benim eli açık, gözü kapalı halkım”

Aziz Nesin, öykülerinde hem sistem eleştirisi yaparken hem de toplumsal eleştiriyi en ince, en komik tarafıyla kıvrak zekası ve usta anlatımıyla buluşturuyor. 1948′de basılan ikinci kitabı, taşlamalardan oluşan ?Azizname?, çeşitli ülkelerde temsil edilmesinin yanı sıra 5 yıl boyunca kapalı gişe oynadı. Oyun, bir taraftan yaşanan olayların komikliğine güldürürken bir taraftan da ince ince düşündürüyor.

“Nesin Vakfı’nın özgün eğitim ilkeleri vardır. Örneğin bu ilkelerden biri, her ne olursa olsun, her ne yaparsa yapsın çocuğu cezalandırmamaktır. Çünkü bize göre eğitimin amacı cezalandırmak değil, cezalandırmamaktır. Nesin Vakfı çocukları, küçük yaştan başlayarak, dünyaya, olaylara ve kişilere eleştirel gözle bakmaya alıştırılmaktadır; bir ilkemiz de budur. Bir başka eğitim ilkemiz,

Yazı okunma sayısı(2208) Bugün okunma sayısı(3)

Bilimden Yana – Asım Bezirci

Edebiyatı ya da daha geniş anlamıyla sanatı ayrı ayrı ve bir bütün olarak toplumların tarihsel gelişimden arındıran hiçbir anlayış bilimsel değildir. Kültür- sanatı kendi özgül ve aynı zamanda nesnel yasalılıklarından soyutlayan hiçbir anlayış da bilimsel değildir.
Toplumcu çizgideki edebiyat eleştirileriyle ön plana çıkan yazar, Asım Bezirci’nin eleştiri yönteminin bir uygulaması sayabileceğimiz “Bilimden Yana”, üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde “eleştirinin kuramı ve yöntemi”, enine boyuna inceleniyor. Öznel/izlenimsel eleştirinin özellik ve sakıncaları sergileniyor. Buna karşılık, nesnel/bilimsel eleştirinin nitelik ve yararları belirtiliyor. Bütün bunlar aşk, zaman, yaşlılık, ölüm, övgü, dogma, özetleme, araştırma, karalamak, kalıt, dilbilim, yapısalcılık gibi kavramlar çerçevesinde, duru bir anlatıma sahip “eleştirel deneme”lerle

Yazı okunma sayısı(571) Bugün okunma sayısı(0)

TURHAN FEYİZOĞLU

İki Adalı: Hüseyin Cevahir ? Ulaş Bardakçı
Sinan (Nurhak Dağları?ndan Sonsuzluğa)
Denizler ve Filistin
İbo / İbrahim Kaypakkaya
İbo: İhtilalin Fidanı

Yazı okunma sayısı(351) Bugün okunma sayısı(0)

Ölüm Bizim İçin Değil – Ufuk Bektaş Karakaya

?Devrim? yılları. Varoluşunu, öngördüğü gelecek tahayyülüyle gerçekleştiren, mevcudiyetini ?yaşanacak güzel bir dünya? ihtimaline feda etmiş bir kuşağın hikâyesi. Sol muhalefetin devrim yürüyüşü, kitlelerin bir araya gelişi, Türkiye?nin kırılmanın eşiğinde dolaştığı karışıklık yılları?
12 Eylül 1980. Yakın dönem Türkiye tarihinin her köşesinde izleri bulunan, yaşamı değiştiren, adamakıllı bir kuşağı deyim yerindeyse bertaraf eden ?kötü zamanların? başlangıç tarihi. Bir hayalin sekteye uğrayışı, yeni bir dönemin başlangıcı?
Cezaevleri. Her biri kendi karanlık suretini oluşturmuş işkencehanelerin, zulmün, katıksız şiddetin kaleleri. Ve direniş tabii, zalime itiraz adına canını ortaya koymuş, direniş uğruna ?ölüme yatmış? vücutların ağırbaşlı ve dik duruşu?

Yazı okunma sayısı(5513) Bugün okunma sayısı(0)

Özgünlüğün Politikası / Radikal Bireycilik ve Modern Toplumun Ortaya Çıkışı – Marshall Berman

Bu, modern yaşamın deneyimlerinden ve gereksinimlerinden doğan yeni bir dilin kitabıdır. Öyküsü, dinamik bir ekonomi, akışkan, açık ve çoğulcu bir yaşamın henüz ortaya çıktığı 18. yüzyıl Paris’inde başlar. Bu paradoksal bir çağın başlangıcıdır: Bastırılmış dürtü ve enerjilerin ortaya çıkışına, insanın beceri ve yetilerinin gelişimine kendine yabancılaşma eşlik eder. Sosyalleşen insan, sosyal rolü tarafından yutulan yurttaşa dönüşür. Benlik, ortaya çıktığı dünyada kaybolur. Burada “ne söyleyeceğini tahmin etmek için insanın karakterini bilmeniz gerekmez, sadece çıkarlarını bilmelisiniz.”

Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor’un yazarı Marshall Berman’ın rehberliğinde bu kez kişisel özgünlük sorununun politikliğini, modern çağda benlik, toplum ve devletin

Yazı okunma sayısı(4693) Bugün okunma sayısı(1)

“İkiye Bölünen Vikont” – Tahir Ürper

?Bazen insan kendini eksik sanır, oysa sadece gençtir.?

İnsanın her zaman hayatın başka tatlarını tatma özlemi içinde olduğunu varsayarsak, kendine masallar anlatan bir çocuğun; yarattığı masum bir masalın kahramanı olabilme mücadelesini gösterebileceğini unutmamak lazım.
?Yeniyetmeliğin eşiğine ulaşmıştım, ama hâlâ ormandaki büyük ağaçların kökleri arasında saklanıp kendime masallar anlatıyordum. Bir çam iğnesi benim için bir atlı, bir saray kadını ya da bir soytarı yerine geçebiliyordu; onu gözlerimin önünde devindiriyor, sonu gelmez masallar anlatarak kendimden geçiyordum. Sonra bu düşlerden utanıyor, kaçıyordum oradan?
Karanlık bir iç dünyanın saltanatını

Yazı okunma sayısı(4523) Bugün okunma sayısı(0)

Ne Var Ne Yok? / Beş Film Ayrıntısında Bir Günün Öyküsü – Vladimir Mayakovski

“Sizin için sinema bir gösteri, benim içinse, neredeyse, dünyayı bir kavrama biçimi. Sinema, devinimin taşıtıdır. Sinema, yazının yenilikçisidir. Sinema, estetiğin yıkıcısıdır. Sinema, yürekliliktir. Sinema, sporculuktur. Sinema, bir düşünce dağıtımcısıdır.
Ama bugün sinema hastalıktır. Kapitalizm gözlerini altınla boyadı. Kurnaz girişimciler elinden tutup istedikleri yöne sürüklüyorlar onu. Gözü yaşlı küçücük konularla yürekleri titretip ceplerini dolduruyorlar. Bu sona ermeli artık.”
Şiirleriyle tanıdığımız Mayakovski, yıllarca sinema emekçiliği de yapmış, birçok senaryoya imza atmış bir isim. Şairin, filme çekilmemiş ‘Ne Var Ne Yok?’ adlı senaryosu Samih Rıfat çevirisiyle ilk kez Türkçeye çevrilmiştir.

Yazı okunma sayısı(751) Bugün okunma sayısı(1)

Şeriat Böyle – Turan Dursun

“Şeriat Böyle” adlı kitap, Turan Dursun’un, Prof. İlhan Arsel aracılığıyla tanıştığı Erkan Boynuince ile mektuplaşmalarını ve “Şeriat Böyle” adlı bir film senaryosunun özetini içeriyor. Okur, Turan Dursun’un bir film senaryosu üzerinde çalıştığını ve bunu bitirmek üzere olduğunu, yazarın çeşitli mektuplarından ve yazılarından hatırlayacaktır. Bu senaryonun elinizdeki kitapta yer alan özeti (sinopsis) ve mektuplar, yazarın ABD’de yaşayan dostu Erkan Boynuince’nin arşivinden alınmıştır ve ilk kez yayımlanmaktadır. Kitabı, İlhan Arsel’in

Yazı okunma sayısı(2190) Bugün okunma sayısı(2)

Türk Sinemasında Sansür

“Türk Sinemasında Sansür” adlı kitap, Kasım 2000 yılında Kolektif Kitle Yayınları’nca Burçak Evren, Hasan Bülent Kahraman, Aziz Nesin, Nijat Özön, Agah Özgüç, Metin Erksan, Onat Kutlar, Atıf Yılmaz, Çetin Öner, Atilla Dorsay, Ahmet Soner, Vedat Türkali, Işıl Özgentürk, Tuncel Kurtiz, Gani Turanlı, Yavuz Özkan, Halit Refiğ, Ahmet Boyacıoğlu, Hilmi Etikan, Mediha Sağlık, Muzaffer Hiçdurmaz, Özcan Çetin, Serap Öztürk, Turhan Gürkan imzalı ortak bir yapıt.

“Örneğin; 1966 ?İstanbul Dehşet İçinde? filminde, bir otomobilin sol lastiği patladığı için film sansüre uğruyor.

Yazı okunma sayısı(1745) Bugün okunma sayısı(2)

Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler – Oktay Rifat Horozcu

?Ölümle burun buruna bir gençlik boyu/ Sıtmasında vereminde Anadolu`nun/ (?) Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde/ Ölümün anlamı değişti bir de.?
Oktay Rifat?ın 1945 yılında yayınladığı “Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler”de doğa gerçekliğinin bir parçası olarak öne çıkar. Ve doğayla olan tutkulu duygusal bağ, neredeyse sonraki tüm kitaplarının kopmaz parçası olacaktır. `Çocuk` imgesinin yine belirgin olması yanında, yoğun bir hiciv ve toplumsalcılık ön plana çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı `nın kaosu ironik lanetlenirken çocuğun bu savaş içindeki özellikli masumiyeti toplumsalcı bir algıyla kutsanır. Öte yandan duygu yüklü gündelik hayat tabloları, yoğun ve hakiki aşk duygusunu, hayata dair bir bohem duruş ve bunların tümünü

Yazı okunma sayısı(5656) Bugün okunma sayısı(6)

Gökyüzü Mavi Kaldı – Yaşar Kemal, Sabahattin Eyuboğlu

Her kültürün kendinden önce var olmuş bir başka kültürün yatağında büyüdüğü Anadolu toprakları binlerce yıl zengin bir halk edebiyatına kaynaklık etti. Sabahattin Eyuboğlu ile Yaşar Kemal’in ortak çalışması olan Gökyüzü Mavi Kaldı bu büyük edebiyatın seçme ürünlerinden oluşuyor. Adını Yaşar Kemal’in koyduğu bu kitap, bir yandan halk edebiyatımızın zenginliğini, büyüklüğünü hangi büyük kültürlerden beslendiğini ortaya koyarken, bir yanıyla da halk edebiyatı tarihimize düşülmüş büyük bir not.

Yazı okunma sayısı(2314) Bugün okunma sayısı(0)

Charlie Chaplin – Kevin J. Hayes

Dünya sinema tarihinde önemli bir isim sayılan Charlie Chaplin’le yapılan röportajlar yayınlandı. Çok sayıda sinema kitabının yazarı, akademisyen Kevin J. Hayes’in 1915 ile 1967 yılları arasında yapılmış tüm röportajlardan derlediği bu kitapta Chaplin, ilk filmi ‘Ekmek Derdi’nden, Sophia Loren ve Marlon Brando’nun rol aldığı son filmi ‘Hong Kong’dan Gelen Kontes’ filmine değin sanat görüşü, yaşamı, politik yaklaşımını anlatıyor. Amerikan basınının ısrarla ve sert eleştirilerle üzerine gittiği, politik görüşünü açığa çıkarmak istediği bu röportajlar sırasında Chaplin, politik ama kapalı yanıtlarıyla şaşırtıyor, Amerika’daki anti-komünist histeriye karşı çıkıyor. Röportajlar Chaplin’in düşünceleri kadar filmlerini yaptığı dönemi de ortaya koyuyor. Tragedya, dram oyuncusu olmak isterken komedinin kült figürü olan Chaplin, her daim heyecanlı ve iyimser bir tablo çiziyor.

Yazı okunma sayısı(1371) Bugün okunma sayısı(2)

<