Mahir (On’ların Öyküsü) – Turhan Feyizoğlu

Turhan Feyizoğlu; Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Sinan Cemgil ve Mustafa Suphi gibi, sol siyasetin simge isimlerin biyografilerini yazmıştı. Bu kitaplardan biri de, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan “Mahir”di. Yazar, Türkiye tarihinin önemli devrimcilerinden Mahir Çayan?ın biyografisini kaleme getiriyor. Kitap, Çayan’ın hayatının izini sürerken, Türkiye tarihinin en gerilimli zaman dilimini oluşturan 1965-1972 yıllarının nitelikli bir panoramasını da çiziyor. Çalışma böylece, Mahir Çayan’ın yanı sıra, o günlerin siyasal olaylarının içinde yer alanların, bu olaylardan etkilenenlerin ve

Yağmalanan Türkiye’de Toplumcu Seçenek – Kolektif

Yağmalanan Türkiye’de Toplumcu Seçenek adlı bu kitap bir gereksinimin sonucu ortaya çıktı. Yağmalanan bir Türkiye’de, yağmalamak için hemen hemen her gün plan ve proje üreten sermaye sınıfı ve onun en saldırgan temsilcisi AKP’ye karşı, mühendis, mimar, şehir plancısı, kısacası tüm teknik elemanların birşeyler söylemesi, söylediklerinin mücadeleye tahvil edilmesi ve bu söylediklerinin de mücadeleyi güçlendirecek bir alt yapı hazırlaması gerekiyor. Derelerimize, vadilerimize el konurken, ülkemizin doğal kaynakları sermayeye peşkeş çekilirken, ormanlarımızı, geleceğimizi yok edecek Üçüncü Köprü gibi projeler hazırlanırken, kentsel dönüşüm adıyla

Gırgır, İsrail özrünü bakın nasıl çizdi.

İsrail, Mavi Marmara saldırısından 3 yıl sonra Türkiye’den özür diledi, hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödemeyi kabul etti. Gırgır Dergisi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun özür dilemesindeki en büyük etkenin ABD Başkanı Barack Obama olduğundan hareketle 27 Mart- 3 Nisan 2013 tarihli sayısında, İsrail’in özrünü kapağına şöyle taşıdı:

Leman´ın Kapağında ABD Zorlaması İsrail Özrü Var!

Haftalık mizah dergisi Leman’ın kapağında İsrail’in ABD zorlamasıyla özür dilemesi var. İsrail’in özür dilemesinin yeni bir Ortadoğu katliamına vesile olacağı Leman’ın kapağında.
İşte Leman Dergisi’nin 27 Mart 2013 tarihli kapağı:

Kütüphane kapalı, kitap yasak!

Türkiye’de kütüphaneler kapanıyor, “okumak” yasak hale geliyor.

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu’nun yaptığı haber, kütüphanelerin kapatıldığı gerçeğine işaret etti.

Türk Kütüphaneciler Derneği(TKD) Başkanı Ali Fuat Kartal’ın gazete ile paylaştığı raporda, ülke genelindeki kütüphanelere yönelik yok etme ve önemsizleştirmenin altı çiziliyor.

Nana – Emile Zola

Emile Zola’nın Meyhane adlı yapıtının kahramanlarından çamaşırcı Gervaise’nin güzel kızı Nana’nın renkli dünyası ve görkemli yaşamı tüm insanlığın hikayesidir bir bakıma. Çürümekte olan bir toplumu çökerten gücün simgesi olan Nana şehveti, kalpsizliği ve acımasızlığıyla çevresindeki bütün şöhretleri ve zenginleri dize getirir, aşağılar. Toplumun ve yaşamın ana babasına yaptıklarının öcünü fazlasıyla alır. Emile Zola “Nana”yla dünya edebiyat tarihinin en seçkin roman karakterlerinden birini yaratırken deneysel romanın da en olgun ve yüce örneğini vermiştir.

Doğruluk Kaygısı – Michel de Montaigne

Düşünce çatışmaları beni ne kırar, ne yıldırır, sadece dürtükler, kafamı çalıştırır. Eleştirilmekten kaçarız: Oysa ki bunu kendiliğimizden istememiz, gelin, bizi eleştirin dememiz gerekir: Hele eleştirme bir ders gibi değil de bir karşılıklı konuşma gibi olursa.

Biri çıkıp bizim düşüncemizin tersini söyledi mi, onun doğru söyleyip söylemediğine değil, doğru yanlış, kendi düşüncemizi savunmaya bakarız. Bizi düzeltmek isteyene kollarımızı açacak yerde, yumruklarımızı sıkıyoruz. Ama ben dostlarımın bana sert davranmasını istiyorum.

Paris : Salon Du Livre, Mart 2013 – M. Şehmus Güzel

« Ayakta ölmek ». Evet evet konuşurken, yürürken, otururken, yazı yazarken, işte örneğin tam da şu satırları oluştururken, « Bana müsâade » demeye bile fırsat bulamadan aniden çekip gitmek. En iyisinin, en hakedilmişinin böylesine bir ayrılış olduğunu bilenlerin, gidip gelemeyenlerin ama olup bitenleri yine de şu veya bu biçimde « bu tarafa » aktaranların yalancısıyım. Evet ayakta ölmek. Acı çekmeden. Kimseleri incitmeden. « Tam da öyle oldu Hocam, babamla her zamanki gibi sabahın onbuçuğunda çay içtik, sohbet ederken saat onikide nefes darlığı çekmeye başladı, doktor, hastane derken,

Kanser Hücreleri – Harold Pinter

KANSER HÜCRELERİ
‘kanser hücreleri ölmeyi unutmuş olan hücrelerdir’
hemşire, royal marsden hastanesi

onlar nasıl ölündüğünü unuttular
boyuna uzatıyorlar ölümlü yaşamlarını

ben ve tümörüm can pahasına savaşıyoruz
umalım ikimiz de mortu çekmeden çözülür bu iş

sgk

Arşivler