Adorno – Horkheimer: Hitler döneminin verdiği derslerden biri akıllı olmanın aptallığı hakkındadır

Aydınlanmanın DiyalektiğiÇOK BİLGİLİ OLMAYA KARŞI
Hitler döneminin verdiği derslerden biri akıllı olmanın aptallığı hakkındadır. Gerçekleşecek olan artık gün gibi ortadayken bile, Yahudiler Hitler’in yükselme şansının olabileceğini sayısız sağlam nedene dayanarak inkar etmişlerdi. Bir sohbetimizden hatırladığım kadarıyla bir ekonomi politik uzmanı, Bavyeralı bira üreticilerinin çıkarlarından yola çıkarak bana Almanya’nın askerileştirilmesinin olanaksız olduğunu kanıtlamaya girişmişti. Sonra o akıllılar faşizmin Batı’da olanaksız olduğunu öne sürer oldu. Böylesine aptal oldukları için akıllılar her yerde barbarların işini kolaylaştırmıştır.

Gerçeklikten uzak olan, o bilgilendirilmiş, uzak görüşlü yargılardır; “ben bilmeyeceğim de kim bilecek” diye başlayan saptamalar, istatistik verilerle deneyime dayanan tahminlerdir; işte o son noktayı koyan sağlam statement’lardır [ifadeleri. Hitler hem zihne karşıydı hem de insanlık karşıtıydı. Ne ki insanlık karşıtı bir zihin de vardır: ayırt edici özelliğiyse iyi bilgilendirilmiş üstünlüğüdür.

Zeyl
Akıllılığın aptallığa dönüşmesi tarihi eğilimden kaynaklanır. Godesberg” sırasında Hitler’in taleplerini unreasonable [akıldışıl diye nitelendiren Chamberlain’in kullandığı anlamda akılılık, almak ile vermek arasında eşdegerlilik saglanması için ısrar etmek anlamına gelir. Bu turden bir akıl takas esas alınarak biçimlendirilmiş bir akıldır. ınsanlar amaçlarına ancak dolaylı biçimde, bir çeşit pazar üzerinden ve karşılıklı ödünlerle, erkin oyun kurallarına uyarak elde ettikleri o kuçuk avantaj sayesinde varabilmelidir. Ne ki erk, oyunun kurallarını bir yana bırakıp dogrudan sahip çıkmaya kalkışır kalkışmaz akıllı olmanın hiçbir hükmü kalmaz. Geleneksel burjuva zekasının ortamı, yani tartışma dagılıverir. Artık bireyler bile birbiriyle konuşamaz olur ve bunun farkındadırlar: bu yüzden oyunu tüm güçlerin devreye girmesini gerektiren ciddi ve sorumlu bir kuruma dönüştürürler; böylece ne sohbet diye bir şey kalır ne de suskunlugun farkına varılır. Büyük çaplı işlerde de durum bundan farklı degildir. Bir faşisti konuşarak etkilemeye çalışmak pek kolay degildir. Başka biri söz aldıgında bunu sözlerinin küstahça kesilmesi olarak algılarlar. Akıl yoluyla bir faşiste ulaşmak mümkün degildir; çünkü o aklı başkalarının pes etmesi olarak görür.

Akıllı olmanın aptallıgına ilişkin çelişki gereklidir; çünkü burjuva aklı [Ratio] evrensellik iddiasıyla ve aynı zamanda evrenselligi kısıtlama pahasına gelişmek zorundadır. Tıpkı takas sırasında herkes kendi hakkını aldıgı halde sosyal adaletsizligin varlıgını surdilrmesi gibi, takas iktisadının diışiıniım biçimi olan egemen akıl da hem adil ve genel hem de tikelci ya da başka bir deyişle ayrıcalıgın eşitlikteki aracıdır. Faşist, hesabı işte bu eşitlige çıkarır. O açık açık tikel olandan yana çıkar ve böylece haksız yere genelgeçerliginde direten aklın [Ratio] sınırlılıgını açıga vurur. Böylece akıllıların bir anda aptal durumuna düşmeleri ise kendi akıldışıligının aklını kanıtlar.

Faşistler de bu çelişkiyle ugraşıp durur. Çünkü burjuva aklı gerçekten de yalnızca tikel degil, aynı zamanda genelgeçerdir ve faşizm aklın bu genelgeçerligini yadsıyarak kendi yenilgisine yol açar. Almanya’da iktidara gelenler liberallerden hem daha akıllı hem de daha aptaldılar. Yeni düzene doğru ilerleme büyük ölçüde bilinçleri bu ilerlemeyi takip edemeyenler tarafından, yani müflisler, hizipçiler ve ahmaklar tarafından gerçekleştirilmiştir. Ellerinde tuttukları erk rekabete izin vermediği sürece hata yapmaya bağışıktırlar. Ne ki faşistler devletlerarası rekabet koşullarında, hata yapma konusunda diğerleri kadar yetenekli olmakla kalmazlar; aynı zamanda kısa görüşlülükleri, saplantılı inatçılıkları, ekonomik güçlere ilişkin bilgisizlikleri ve her şeyden önce de olumsuzluğu görememek ve onu bütün durumun değerlendirmesine dahil edememek gibi özellikleri nedeniyle de, içten içe olacağını hep hissettikleri ve öznel olarak da yaşadıkları felakete sürüklenirler.

MAX HORKHEIMER, THEODOR W. ADORNO

AYDlNLANMANIN DİYALEKTiGi
Felsefi Fragmanlar
Çevirmenler Nihat Ülner – Elif Öztarhan Karadagan

Yorum yapın

This site is protected by wp-copyrightpro.com

Daha fazla Politika, Sosyoloji
Rosa Luxemburg: “Gözümüzün önündeki alçaklık ve iğrençlik her gün bir öncekini bastırdık­ça sakinliğim ve dayanıklılığım artıyor. “

"Yeryüzündeki canavarlıklara rağmen, çok tatlı anlar yaşayabilecekken, ayların ve yılların böyle boşu boşuna geçip gittiğini görmek ne üzücü. Görüyorsunuz ya,...

Kapat