Adorno ve Horkheimer’in “Ütopyacılık” üzerine tartışmaları

Teori ve Pratik Üzerine(25 Mart, öğleden sonra)
HORKHEIMER— Burjuva arzuları metafizikle yaldızladığımız sanılmamalı. “Başka olan” dediğimiz şeyin ideolojik bir projeksiyondan başka bir şey olmadığı şeklinde bir itiraz yöneltilebilir. Toplumsal çıkarlar bakımından arzu edilir görünen ne varsa, “başka olan” statüsü kazanır ve tüm dünya tarihinin kar­şısına yerleştirilir.

ADORNO— Marx ve Hegel’in bize soyut ideallerin bulunmadı­ğım,
ideal olanın daima bir sonraki adımda yattığım; bütünün
doğrudan değil de ancak dolaylı olarak, bir sonraki adım sayesinde
kavranabileceğim, yani yapmakta olduğumuz şeyin diyalektik-öncesi,
diyalektiğin dışına doğru bir sıçrama olduğunu
öğrettiği söylenebilir. Böyle bir itiraza karşılık, asıl bu itirazın
kendisinin soyut olduğunu söyleyebilirim. Henüz bir bü­tünlük
haline gelip kapanmamış bir dünya için geçerlidir bu
itiraz. Ama her şeyin kapsandığı ve dünyanın görülebildiği kadarıyla
bir bütün oluşturduğu günümüzde, “başka olan” fikrinin
tam zamanıdır. Her zaman bir özgürlük momenti de bamı­
dır an diyalektiğin bugün artık sonunun geldiğini, çünkü onun
dışında başka hiçbir şeyin kalmadığım bile söyleyebiliriz neredeyse.
Hegel ve Marx’in ütopyacılık dediği şey mevcut ta-
rihsel durum karşısında köhne kalmaktadır. Çünkü üretim güç-­
lerinin geldiği aşama kıtlığı ortadan kaldırmamıza olanak yerecek
düzeyde, bütün dünya tek bir felaket ve yanılgı bağlamı
içinde kaynaşmış durumda; dolayısıyla, kurtuluş sadece bizi
bu bütünlüğün dışına taşıyacak itkilerde yatıyor.

HORKHEIMER— Ütopyacılığa geri dönüş bu.

ADORNO— Ütopyacılığın eleştirisi, teknolojinin henüz yeteri
kadar ilerlemediği fikrine dayanır. Ama bugün bunu kimse iddia
edemez artık. Bugün üretim güçleri ile üretim ilişkileri arasında
sâfi çelişki söz konusu.

HORKHEIMER— Marx da bunu iddia ediyordu zaten.

ADORNO—Ama o zamanlar durum böyle değildi muhtemelen.

HORKHEIMER— Neden bir burjuva idealine geri dönmemiz
gereksin ki?

ADORNO— Bizim hazzetmediğimiz şeylerin, burjuvalar açı­
sından üretim tarzının refleksiyon biçimleri olduğunu gösterebiliriz.

HORKHEIMER— Marx sadece köhnediğini düşündüğü şeylere
karşıydı, buna karşılık biz Romantiğiz.

ADORNO— Marx televizyonu ve motosikleti ideoloji olarak
görürdü.

HORKHEIMER— “Başka”yı tanımlarken başvurduğumuz her
şeyin ideolojik bir tarafının olduğu iddiasına itirazım var. Sü­
rekli çabalamayı gerektirmeyen bir hayat, yeterli yemek, sabahın
köründen gece yanlarına kadar çalışmamak; bunlann hepsi
hayvani şeyler değil mi? İnsanın doğasına yöneltilen şiddeti
önlemek? Marx’ta teori ile pratik arasındaki ilişki nedir?

ADORNO— Zamanı gelmiş olan şey tüm bir tarihöncesine işaret
eder. Tarihöncesi kavramı soyut bir ütopya unsuru da içeriyor.

HORKHEIMER— Marx sınıfların ortadan kaldırılması gerekti­
ğini, çünkü bunun zamanının geldiğini, üretim güçlerinin artık
yeterince güçlü olduğunu söylüyor.

ADORNO— Tarihin seyrine devam etmesine müsaade eder ve
yalnızca birazcık hızlandırırsak, insanlığın felaketiyle sonuç­
lanır.

HORKHEIMER— Bu durum karşısında sosyalizmi getirmek dı­
şında hiçbir şey yapılamaz.

ADORNO— Biz de bunu söylüyoruz.

HORKHEIMER— Eğer insan her şeyi bunların nasıl olmasını istediği
tahayyülüne göre ölçme fikrine dönüp durursa, ütopya
kavramına, yani nihayetinde eyleme götürmeyen bir kavrama
varır. Rusya’ya, Amerika’ya karşı nasıl bir tavır takınacağımızı
anlatmayan bir teorinin kime ne faydası var? Gerçeklik, tarihsel
gerçekliğin halihazırda varolan somut gelişmeleri içinde
gerçekleşme imkânı olduğu kanıtlanabilen bir kriterle ölçülmeli.

ADORNO— Bir sığmakta mülteci hamiliği yapmamızı isteyen
Ehmann’ın talebinin muazzam bir şekilde büyütülmesi değil
mi bu? İnsan doğru olanı yapmalı.

HORKHEIMER— İnsanlar bizden bazen iyi bazen de kötü şeyler
isterler, bunun altında da bize gerçekten yardım edebilecek ki­
şinin entelektüel olması gerektiği inancı yatar. İnsan “sadece
düşünüyorum,” diyemez.

ADORNO— Bir taraftan, teori bize belirli bir güç birliği dahilinde
komünizmi tesis etmek için ne yapılabileceğini söylemek
üzere var. Diğer taraftan, bugün düşünmeyi gevezeliğe
çeviren, tam da böyle alternatifler düşünme baskısı. Bu bir çatışkı.

HORKHEIMER— Bu çatışkıyı soyut bir biçimde olumsuzlayamazsın.
Bu baskı düşünceyi sakatlıyor, o yüzden ben de hem
baskıyı hem de düşünceyi lanetliyorum, diyemezsin. Yoksa ellerinizi
politikadan çekin, profesörlüğünüzü yapın da demen
gerekir. O zaman da stoacılardan farkımız kalmaz. Düşünmek
yegâne mutluluk haline gelir.

ADORNO— Düşünmenin hazzı tavsiye edilebilir bir şey değil.

HORKHEIMER— Belki de hiç sakınmadan şunu söylemeliyiz:
Marx gibi makale yazmak bugün artık anlamsızdır. Tarihsel
süreçte her şeyin bir kere daha tepetaklak olabileceği bir ânın
gelebileceğine inanıyoruz elbette. Ama bugün, yenilgiyi kabul
etmek zorundayız. Kaderci olduğumuz için değil, içinde bulunduğumuz
durum yüzünden: Yapabileceğimiz bir şey yok.
Bunu bir teoriye dönüştürenleyiz, ama temelde bir değişim yaratamadığımızı
söylemek zorundayız. Böyle bir şey hâlâ söz
konusuymuş gibi yapamayız.

ADORNO— Bir taraftan, değişimin söz konusu olacağı bir ânın
geleceğine inandığımızı söyledin. Diğer taraftan, bunun dile
getirmenin aptalca bir tarafı var. Bunun bir gün söz konusu
olabileceği fikri Marksizmle bağdaşmıyor.

HORKHEIMER— Birisi çıkıp da günün birinde her şeyin yoluna
gireceğini söylese, içim pek de rahatlamaz. Çünkü katledilen
yirmi milyon Çinli artık ölü ve bizi Marksizmden ayıran şey
de burada yatıyor. Günün birinde her şeyin yoluna girecek ol­
ması, o zamana kadar gerçekleşmiş olan onca kötü şeyi kabullenmemizi
sağlayamaz. Nihayetinde, devrim doğrudan gündeme
oturmadığı sürece, Marksizm esas olarak mümkün de­
ğildir. Eğer bu doğruysa, o zaman bu ütopya artık toplumsal
bir ütopya değil demektir ve bu durumda Marx’la aramızdaki
karşıtlık iyice derinleşecektir.

ADORNO— Öyleyse ütopya metafiziktir.

HORKHEIMER— Metafizik değil, çok daha dolaysız bir şey.
Yazdığımız her şeyin içinden pratiğin ışığı sızmalı; tuhaf bir
bekleme süreci, ama olup biten bunca şeyi haklı çıkarması
mümkün değil; kendi varoluş biçimimizi, ne düşünüyorsak
onun ölçüsü olarak görmek zorundayız.

ADORNO— Aslında her şeyi yeni baştan düşünmek gerekmiyor
mu? Mevcut duruma uygun bir manifesto yazmak. Marx’
m zamanında toplumun içkinliğinin totalleştiği henüz görülemiyordu.
Yani, bir taraftan, insanın yapması gereken neredeyse
tek şey kabuğunu soyup atmak; diğer taraftan, kimse başka
bir dünya istemiyor.

HORKHEIMER— Yine de hâlâ nefes alabildiğimiz bir dönemdeyiz.
Teoriyi tartışırken bu noktayı dışarıda bırakamayız. Politika
yapamıyoruz, yine de ağzımızdan çıkan her şey politik.
Komünist Parti’nin liberal cumhuriyetçilerden zerre üstün olmadığım
söylememiz lazım. Yeni örgütlenmelerin mümkün
olduğu iddiası Troçkist biraz.

ADORNO— Asıl önemli olan devrimdir demek, sanatın varolduğu
gerçeğini önemsizleştirmez.

HORKHEIMER— Sanat kastettiğimiz şeyden farklı bir şey değil
aslmda, ama bu şeyi açıkça ifade etmemiz gerek.

ADORNO— Bu mesele karşısında kayıtsız kalamayız.

HORKHEIMER— Picasso’nun rahatça sessiz kalabileceği meseleleri
açıkça ortaya koymamız lazım. İnsanın niçin hem komü­
nist olup hem de Rusları hor görebileceği, konumumuzdan
açıkça anlaşılmalı.

ADORNO—Adenauer’e karşı olmalıyız.

HORKHEIMER— Ama bu ancak Batı’da yaşamayı mümkün kı­
lan sebepleri sıralayabildiğimiz sürece doğrudur. Yeniden sosyalist
bir partinin kurulması için bir çağrı.

ADORNO— Tam anlamıyla Leninist bir manifesto.

HORKHEIMER— O zaman da böyle bir manifestonun Rusya’da
ortaya çıkamayacağını, ABD’de ve Almanya’da hiçbir kıymetinin
olmayacağım, en iyi ihtimalle Fransa ve İtalya’da bir ölçü­
de başarılı olacağım söyleyenler çıkabilir. Kimseyi bir şeye
çağırmıyoruz.

ADORNO— Pratik rasyonel olarak yönlendirilmiş bir faaliyettir
ki nihayetinde bu da tekrar teoriye çıkar. Pratiği teoriye
sevk eden kendi kanunlarıdır.

HORKHEIMER—Teori, tabiri caizse, insanlığın aletlerinden biridir.

ADORNO— Yani teoriyle pratik birbirinden ayrılamaz.

HORKHEIMER— Konformizm bu.

ADORNO— Bir davranış biçiminin pratik olması için, düşünmem
gerekir. Düşünme diye bir kavrama sahipsem, pratik
kavramı teori kavramım barındırıyor demektir. Bunlar aynı
anda hem birbirinden ayrı hem de birbirinden ayrılamaz momentler.

HORKHEIMER— Teori eylemin amacını düşünmektir; ne için
sorusunun cevabını bilmelidir.

ADORNO— Teori pratiğin salt bir aracı olmaktan daha fazlası­
dır, çünkü kendi üzerine düşünür ve böylece de kendi kesinli­
ğiyle saf teori olmaktan çıkar.

HORKHEIMER— Bunu ancak doğru pratiği hedefleyerek başarabilir.

ADORNO— Teolojik anlamda bir nesneye/konuya yönelik olduğu
zamanlarda, tefekkürün bir manası vardı. Komünist bir
teorinin aslında bir saçmalık, artık varolmayan bir şeyin saf
gözlemlenmesi olduğunu söyleyerek karşı çıkıyorsun hep teoriye.
Teori kavramı, genel aydınlanma kavramı aracılığıyla
kendi kendisini çürüttü. Teori kavramının arkaik bir tarafı var.

HORKHEIMER— Marx algıladıklarımızın fikirler değil, iki anlamda
insan pratiğinin ürünleri olduğunu söylerdi. Birincisi,
dikkatimizin daima ihtiyacımız olan şey tarafından yönlendirilmesi
anlamında; İkincisi, bilimsel araçlarımızla üretmeyi
henüz beceremediğimiz için, bazı şeyleri nominalist olarak
çözülemez addetmemiz anlamında.

ADORNO— İnsanların doğadan kaçıp çıkmış olması son derece
önemli. Hayvanlar dünyası ilk kez bugün bir monopol altında
insanlar için yemden üretiliyor, her şey kapandı. İnsan türü­
nün biyolojik sıçrayışı tekrar geri alınıyor.
(Ütopyacılığa Hayır)

Kitabın Künyesi
Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer Teori ve Pratik Üzerine Bir Tartışma (1956)
Metis Yayınları
Birinci Basım: Haziran 2013
Yayıma Hazırlayan: Tuncay Birkan
Çeviren: Orhan Kılıç

BİR BÖLÜM OLARAK SUNDUĞUMUZ BU KİTABI KESİNLİKLE OKUMANIZI ÖNERİYORUZ.

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, Politika
Kafka’da yaşamın anlamı – insanın gücü

Bu parçalar Kafka’dan alınmıştır. Kafka’nın, içindeki “sarsılmaz” inancı sürdürerek, Kierkegaard’ın dünyaötesi gizemciliğinin karşısına nasıl ayağı yerde bir gizemcilik koymaya çalıştığı...

Kapat