Amerika kıtasının asıl fatihleri mikroplardır

Üç Amerika Asya’ya çok benzer biçimde, 80 ilâ 100 milyon insanla dolu karmaşık bir dünya oluşturuyordu; nüfusun toplamı, insan türünün o zaman dünya üzerindeki sayısının dörtte biri ile beşte biri arasındaydı. 1500’de Amerika kıtasındaki en güçlü siyasi oluşumlar Aztek İmparatorluğu, Meksika olarak bilinen kent birleşiminin hâkim olduğu Aztek İmparatorluğu ile And Dağları ve Pasifik sahili boyunca yaklaşık 5000 kilometre boyunca[5] uzanan İnka İmparatorluğu, yani Tawantinsuyu’ydu.[6] Her birinde yaklaşık 20 milyon insan yaşıyordu, ölçeğe vurulduğunda kadim Mısır ile Roma arasında kalan bir orandır bu.[7] Çeyrek milyon sakini olan Aztek başkenti Amerika kıtalarındaki en büyük kentti ve dünyadaki yarım düzine büyük kentten biriydi. İnka İmparatorluğu bu kadar kentli değildi, ama sıkı bir örgütlenmesi vardı: Yaklaşık 22.500 kilometre uzunluğunda taş döşeli yollar,[8] bir komuta ekonomisi, kölelik yerine emek vergilendirme sistemiyle inşa edilmiş geniş teraslama ve sulama projeleri. İnka’nın bir işçi cenneti olması zor olsa da İspanya yönetiminde hayatta kalanlara çok geçmeden cennetmiş gibi görünmeye başlamıştı.[9] Aztek de İnka da genç imparatorluklardı, başka imparatorlukların mirasçılarıydı ve dışarıdan gelenler olmasaydı önlerinde asırlar olabilirdi.[10] Olgun meyve bahçeleri gibi işgalcileri bekliyorlardı.

Çiçek hastalığı genellikle bir “bakir toprak” salgınında nüfusun yüzde 50-75’ini öldürür. Pizarro’nun Peru’da karşılaştığı iç savaşlar ve çözülme tümüyle çiçek hastalığının ve Eski Dünya’dan gelen diğer salgınların sonucuydu.

Çevre tarihçileri Alfred Crosby ve William McNeill 1970’lerde Yeni Dünya’nın asıl fatihlerinin mikroplar olduğunu göstermiştir: Çiçek, hıyarcıklı veba, grip ve kızamık. Bunlar Amerika kıtasına ilk olarak (onlara karşı dayanıklı olan) Avrupalılarla gelmiş, adeta biyolojik silah işlevi görmüş, ilk dalgada Meksika ve Peru’nun yöneticilerini, nüfuslarının neredeyse yarısını öldürmüşlerdi.[11] Crosby, fatihlerin “mucizevi zaferlerinin büyük ölçüde çiçek virüsünün zaferlerinden kaynaklandığını” yazar.[12] İspanyollar tüfeklerine ve atlarına rağmen anakarada büyük fetihler yapamamışlar, ancak bir çiçek salgının etkili olması sonrasında büyük fetihler gerçekleştir[13]

Yıllar önce Pentagon nötron bombası denilen, Dr. Strangelovevari bir plan hazırlamıştı; nötron bombası Rus kentlerinin üzerine bırakılacak, böylece kavurucu bir radyasyon patlaması herkesi öldürecek, ama mülkler zarar görmeyecekti.[14] Amerika’yı istila eden Avrupalıların tam da bu etkiyi yaratan bir silahları vardı: hastalık. Kimse Yeni Dünya’nın savaşmaksızın çöküp gittiğini söylemesin: Meksika ve Cusco için verilen savaşlar tarihin en zorlu savaşları arasında yer alır.[15] Ama kıtanın epidemiyolojik dokusu bozulduğunda inanların sayısı atalarının 10.000 yıldır inşa ettiği şeyleri savunamayacak kadar azaldı. Meksika’daki bir İspanyol rahip “Tahtakuruları gibi yığın yığın ölüp gittiler,” diye yazıyordu.

1500’de Büyük Düzlükler ve soğuk bölgeler dışında Kuzey Amerika bile vahşi değildi. Hollywood bizi “tipik” Kızılderilinin bir buffalo avcısı olduğuna inandırmış olabilir. Ama güneybatıdan güneydoğuya, kuzeye Missouri, Ohio ve Büyük Göller’e kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin bütün ılıman bölgelerinde tarım toplumları yerleşikti. Yerleşimciler Massachusetts’e vardıklarında Kızılderililer o kadar kısa bir süre önce ölüp gitmişlerdi ki beyazlar boş odalar, kışlık mısır, onları bekleyen temizlenmiş tarlalar buldular: Yerleşimcilerin kıtada asalakça ilerlemelerinin bir emaresiydi bu. Amerikalı tarihçi Francis Jennings “Avrupalılar burada vahşi bir ortamla karşılaşmadılar, vahşi bir ortam yarattılar,” diye yazar.

Kitabın Künyesi
İlerlemenin Kısa Tarihi
Ronald Wright
Çeviri: Ebru Kılıç
Kapak İllüstrasyonu: Sedat Girgin
Aylak Kitap

Yorum yapın

This site is protected by wp-copyrightpro.com

Daha fazla Tarih
Avcı Toplumların Mitolojisi

Kapat