Çağrı – Bertolt Brecht

Çağrı - Bertolt Brecht

ÇAĞRI Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı yağmurun, Bulutların rüzgarla sökün ettiği. Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla gelmez; Onu bulup getiren insanlardır. Duman tüten topraktan bahar boyunca, Dökülüp yükselir birden gökyüzü. Ama barış ağaç değil, ot değil ki yeşersin: Sen istersen olur barış, istersen çiçeklenir. Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. Bilin kuvvetinizi. Bir ...

devamını okumak için tıklayınız

‘Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!

‘Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!

1915 cehenneminde Ermenileri korumak için İttihat Terakki yönetimine karşı çıkmaya cesaret edenlerden biri de Kütahya Mutasarrıfı Faik Ali Ozansoy’du. Ari Şekeryan “Kurtaranlar” dizisinde Ozansoy’un bu mücadelesine ve Ermenilerin ona nasıl teşekkür ettiğine ışık tutuyor. O toplar öldürecek bir hayat arar… Asker Veya muhâbir ve şâir, kadın, çocuk, hasta Vazifesinde mi? Hatta ...

devamını okumak için tıklayınız

Propaganda Çağı – Anthony Pratakins, Elliot Aronson

Propaganda Çağı - Anthony Pratakins, Elliot Aronson

"Propaganda Çağı'nın Anthony Pratakins ve Elliot Aronson adlı yazarlarının şu ilginç gözlemi modern toplumu anlamamızı kolaylaştırır: Amerikalılar dünya nüfusunun yüzde 6'sını oluşturuyor ve bu nüfus uyanıkken zamanın yarısını kitle iletişim araçlarına angaje geçiriyor. Çağımıza ve kültürüne mahkûmuz. Çağımızın reklam ve propaganda çağı olduğu apaçık; modern ve kapitalist kültürü propaganda ve reklamsız ...

devamını okumak için tıklayınız

Bilimin Öyküsü – William Bynum

Bilimin Öyküsü - William Bynum

Bilim harikadır. Bize uzayın sonsuz alanlarını, en küçük canlı organizmaları, insan bedenini ve yeryüzünün tarihini anlatır. İnsanlar tarih boyunca bilimle uğraştılar; dünyayı anlamak istediler. Antik Yunan filozoflarından Einstein, Watson ve Crick'e ve bugünün bilim insanlarına kadar; kadınlar ve erkekler hep merak ettiler, incelediler, deney yaptılar, hesapladılar ve bazen öyle sarsıcı ...

devamını okumak için tıklayınız

Almanya’nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

Almanya'nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

1915 yılında Anadolu Ermenilerinin yaşadığı katliamlar ve tehcir konusu Almanya'da, o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun müttefiki olarak Anadolu'da görev yapan Alman subay ve diplomatlarının olaylarda oynadığı rol üzerinden tartışılıyor. 1970'li yıllardan beri Almanya'da yaşayan araştırmacı yazar Serdar Dinçer, bu konuda en kapsamlı araştırmalardan birini yaptı. Dinçer ilk kez konuyu Almanya Dışişleri ...

devamını okumak için tıklayınız

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

Muhammed Ali Cemalzâde, 1916'da Ermeni azınlığın uğradığı zulme şahit olmuş. Cemalzâde, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı idaresindeki Bağdat'ta görev yapan bir grup genç İran vatandaşından biriydi. İngiliz güçleri Bağdat'a yaklaşırken, Cemalzâde, İran jandarmasında görevli iki İsveçli subayla birlikte İstanbul'a gitmek üzere yola çıktı. Cemalzâde, yolculuğu sırasında, gördüğü, 'zalimce ve şoke ...

devamını okumak için tıklayınız

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Evlerde çamaşır suyu kullanımıyla, çocukların hastalıkları bağlantılı bulundu. Etkisi her ne kadar “makul” olsa da, çamaşır suyu kullanımın teşvik edilerek arttırılması, toplum sağlığını ilgilendiren sorunlar yaratabilir. İş ve Çevre Sağlığı dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, evlerinde pasif olarak çamaşır suyuna maruz kalan çocuklarda solunum yolu ve diğer bazı enfeksiyonlar daha yüksek ...

devamını okumak için tıklayınız

1915’te neler oldu?

1915’te neler oldu?

Kévorkian; Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas, Trabzon, Ankara, Kastamonu, Edirne, Bursa, Aydın, Konya, Adana Vilayetleri ile Maraş, Antep, Antakya, Urfa Mutasarrıflığı’ndaki tehcirler ile katliamları tek tek irdeleyip betimlemiş. Hüsnü Mansur ve Besni [kazaları] arasındaki sınırda çürüyen cesetler olduğunu öğrendik. Cesetlerin, çürümek üzere açıkta bırakılması gerek hükümetin bakış açısından gerekse sağlık ...

devamını okumak için tıklayınız

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Edebiyatımızda insanın kendi yol öyküsünü, bireyin içsel macerasını anlatabilme yeteneğinin I. Yeni olarak adlandırdığımız Garipçiler ve Orhan Veli şiiriyle başladığını söylemek çok da abartılı bir tespit sayılamaz. Orhan Veli’nin “Küçük İnsan”ı anlama ve yorumlama, o küçük insanı aslında kendinde var olan bir sıradan, olağan süre gidiş olarak görme macerasında kattettiği ...

devamını okumak için tıklayınız

Amerikalıların genetik mirasında, köle ticareti ve kolonileşmenin izleri…

Amerikalıların genetik mirasında, köle ticareti ve kolonileşmenin izleri…

Amerika Kıtasına yüzyıllar önce yapılan göçlerin genetik izlerini araştıran bir çalışma, köle ticaretinin ve kolonileşmenin izlerini, bugün yaşayan Amerikalı bireylerde tespit etti. Araştırmacılar, yaşayan Amerikalıların genomlarını Afrikalı ve Avrupalı bireylerin genomlarıyla karşılaştırdı. Londra Kolej Üniversitesi ve Roma’da bulunan Universita del Sacro Cuore’de görev yapan araştırmacıları içeren takım, 64 farklı topluluktan ...

devamını okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’i ünlülerden dinleyeceğiz

Aziz Nesin’i ünlülerden dinleyeceğiz

Aziz Nesin’in tüm külliyatı sesli içeriğe dönüştürülüyor. Sesli içerik platformu Yodiviki’nin Nesin Vakfı’yla imzaladığı anlaşma sonucunda Nesin’in tüm eserleri Şehir ve Devlet Tiyatrosu oyuncularının sesiyle hayat bulacak. Bu yıl doğumunun 100’üncü yılı kutlanan kısa öykü, roman, anı, tiyatro ve şiir dalında birçok eseri edebiyatımıza kazandıran Aziz Nesin’in 100’üncü yıl çalışmalarının bir ...

devamını okumak için tıklayınız

Türkiye’nin ‘son Ermeni köyü’ Vakıflıköy’ün öyküsü

Türkiye’nin ‘son Ermeni köyü’ Vakıflıköy'ün öyküsü

Ortalığı portakal çiçeklerinin mis kokusu kaplamış. İki yanı yeşil bahçelerle kaplı yokuş bir yoldayım. Bir tarafta Kel Dağ, ucunda Akdeniz ve arkasından Suriye görünüyor. Diğer tarafta Musa Dağı’nın geniş etekleri yayılıyor. Burası "Türkiye'nin tek Ermeni köyü" Vakıflıköy. Hatay'a bağlı köy, Osmanlı İmparatorluğu öncesinden bugüne, kendilerine "Musa Dağı Ermenileri" diyen Kilikya ...

devamını okumak için tıklayınız

Aşk Şiirleri – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Bu kitap Puşkin´in aşk şiirlerini bir araya getirmektedir. Puşkin ile aşk eş anlamlıdır. Puşkin aşkı için düelloya girmiştir. Bu düelloyu kaybetmiş, iki gün yaralı yattıktan sonra ölmüştür.
Rusya´da halkın ezbere şiir okuduğu şairlerin başında Puşkin gelmektedir.
Onun ölümü hakkında, “Rus şiirinin güneşi battı” demiştir Puşkin´in üstadı Jukovskiy.

Geldi bu gönlün uyanma ânı:
Yine önüme çıktın birden,
Hem görünendin, hem de bir sanı,
Saf güzelliğin dehâsı sen.
Ve yürek mest olmuş çarpıyordu.
Ve onun için dirildi bak
Bir kez daha hem ilham, hem
Tanrı, Hem hayat, hem gözyaşı, hem aşk.

Lida’ya Mektup
Bize karşı iyi davranan
Karanlık serince yorganını
Ve itince geceye zaman
Ağır aksak yelkovanını,
Mutluluk içerisinde yüzen
Aşk, uykusunu yitirince,
Dilsiz zindanımın hemen
Duvarını terkederim ben de…
Uçup gidince dakikalar
Üzüntüye düşerim boş yere,
Ne ki bekçiler uyurlar
İnanarak hayın kilitlere,
Senin konutundayım artık ben…
Artık hızlı adımlarımdan,
Tutku dolu sessizliğimden,
Yankılanan soluğumdan,
Cesur ve titrek ellerimden,
Ve ateşli dudaklarımdan.
Tanı bu sevgiliyi; geldi,
Benim coşkum, mutluluğum bu!..
Lida, şayet ölüm gelseydi
Mutluluk ve aşktan üstün olurdu.

1817 /Aşk Şiirleri / Çeviri : Kanşaubiy Miziev-Ahmet Necdet

Aşk Şiirleri
Yazar: A.S.Puşkin
Yayınevi: Everest Yayınları
Çeviren: Ahmet Necdet, Kanşaubiy Miziev – 78 sayfa, Baskı Tarihi: 2003

Aydınlanmanın değerli isimlerinden Aleksandr Sergeyeviç Puşkin (????????? ????????? ??????), lirik şiirin ve özgürlüğün sesi olarak, yarattığı yeni edebiyat diliyle çağdaşlarını ve sonraki kuşakları etkileyerek Rus edebiyatının ve edebiyat dilinin kurucusu oldu. Puşkin eserleriyle, Rusya’da Çarlık düzenine karşı ilericiliğin sembolü olarak sürgünler, sansürler ve acılarla dolu bir yaşam sürdü. Eserleri yasaklandı. Hatta Çar onun sansürcüsü olacağını ilan etti. Çar’ın okumadığı hiçbir yapıtını yayınlayamadı. 1836 yılı kışında şairi kıskananların alçakça iftiraları yüzünden düelloya mecbur kaldı. Petersburg’daki düelloda ağır yaralandı ve iki gün sonra, 29 Ocak 1837’de hayata gözlerini yumdu. Şairin öldüğünü duyan, Yevgeniy Onegin?in son baskısını tüketen halk, evinin kapısının önünde toplanmaya başladı. Şairin ölümü, neredeyse hükümete karşı bir ayaklanma noktasına geldi. Bu gerekçe ile halkın yürüyüşünden korkan Çar, polise şairin naaşının Petersburg’dan gizlice çıkarılması emrini verir ve bir gece yarısı, şairin tabutunu gizlice kiliseden alınır ve Mihaylovskoye köyüne götürerek toprağa verilir.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, hiç kuşkusuz, bir dâhi idi. Alçakgönüllü kişiliği içinde kendisi, çevresi ve çarlık yönetimi ondaki dehanın farkındaydılar. Şair, kısa yaşamı bir düelloda öldürülmesiyle sona erinceye değin, nicelikçe fazla, içerikçe hacimli ve yetkin yapıtlar verdi. Yaratıcı etkinliği çarlık makamlarının baskı ortamında sanki her an durdurulabileceği sezisiyle ivedice gerçekleşmiş; söyleyeceği engin sözü gecikmekten korkarcasına ve ustalıkla kısa zamana sığdırmış programlı bir şiir yaratma süreci gibidir.
Puşkin yeni Rus yazınının kurucusu, Rus yazın dilinin yaratıcısı kabul edilir. Şiir, roman, öykü ve tiyatro yapıtlarıyla Rus yazın dilinin ölçütlerini ilk o yerleştirmiştir. 1799?da Moskova?da, kısmen mülklerini yitirmiş soylu ve aydın bir ailede doğdu. Babası subaydı. Annesi, Habeşistan?dan getirilerek Osmanlı sarayında bulundurulan bir çocukken Rus sarayına armağan olarak gönderilen, Büyük Petro?nun oğlu gibi büyütülerek generalliğe dek yükselen, çarın reformlarında ona en yakın yardımcılardan olan Prens İbrahim Hannibal?in torunudur. O zamanlar soyluların evlerinde Fransızca konuşulurdu. Rusça konuştuğu dadısı Arina Rodionovna, Puşkin?e halk masallarını ve şarkılarını öğretmiştir. Çocukluğundan Fransızca eğitimi alan şair, Fransız klasiklerini ve başlıca Avrupalı yazarları erken yaşta okumuştu. Karamzin, Jukovski, Batyuşkov gibi o devrin tanınmış yazarları ve aydınları Puşkinler?in evinde görünen simalardı. 1811-1817 yıllarında seçkin ailelerin çocuklarının girebildiği ve seçkin memur ve diplomat yetiştiren bir tür yükseköğretim kurumu olan Tsarskoye selo (Çar Köyü) lisesinde öğrenim gördü. Daha 1814?te ?Vestnik Yevropı? dergisinde ilk şiirinin yayımlanmasından sonra şiirleri ve yazıları basında görülmeye başlar. Bu yıllarda lirik şiirlerinin yanı sıra, öfkeli ve acıtıcı epigramlarını ve ?Ruslan ve Lüdmila? epik ürününü ve ?Özgürlük? kasidesini yazdı. Siyasal içerikli ve din karşıtı şiirleri Çar I. Aleksandr?ı öfkelendirdi ve hükümdar onu Sibirya?ya sürmeye karar verdi.

Genç şairin kişiliğinde Rus yazınının bir umudunu görmekte olan şair Jukovski?nin ve tarihçi yazar Karamzin?in çar nezdinde çabalarıyla yazgısı kolaylaştırıldı ve hizmet ataması görünümünde Güney Rusya?ya sürülmesine karar verildi. Böylece, şaire Kafkasya, Kırım, Moldavya yolculukları görünmüştür. Çok sayıda lirik şiirini, ?Kafkasya Tutsağı?, ?Bahçesaray Çeşmesi?, ?Çingeneler? epik yapıtlarını dört yıl süren bu ilk sürgünlüğünde yazdı, ?Yevgeni Onegin? şiir-romanını yazmaya bu sürgünlüğünde, 1823?te başladı. 1824?te, ateizmden söz ettiği bir mektubunun resmi makamların eline geçmesi üzerine, çarın buyruğuyla memuriyetten çıkarıldı, yeni bir sürgün kararıyla, ayrılmamak üzere, ailesinin mülkü olan Mihaylovskoye köyüne gönderildi. Şair, iki yılı aşkın süre tam bir yalnızlık içinde burada kaldı. Mihaylovskoye köyüne kapatılmışlığı olağan ötesi ürünler getirdi. Yarım yapıtlarını tamamladı, ?Yevgeni Onegin?e devam etti, ?Boris Godunov?u, ?Kont Nulin?i ve lirik aşk şiirlerinin en ünlü örneklerini yazdı.

Yakın ilişkide olduğu Dekabrist hareketin 1825?te bastırılması sırasında köyünde yalıtılmışlığı nedeniyle Petersburg?da bulunmaması, onu eylemin idamlar, zindan ve sürgünler biçimindeki sonuçlarının dışında tutmuştur. 1826 yılı eylülünde Çar I. Nikolay, Puşkin?i sarayda kendisiyle bir söyleşi için Moskova?ya çağırdı; şairin sürgünlük durumunu kaldırdı, yapıtlarının sansürünü bizzat yapacağını bildirdi. Çarın ilgisinden umutlanan Puşkin, sonra düş kırıklığına uğramıştır; üzerindeki baskı sürmüştür. 1828?de ?Poltava? trajedisini yazdı. Puşkin, bir baloda eski yüksek rütbeli bir memurun kızı olan Natalya Gonçarova ile karşılaşır ve büyüleyici güzellikteki bu genç kıza aşık olur. Natalya ise edebiyatla hiçbir ilgisi olmayan, Puşkin?i bir şair olarak umursamayan, aklı fikri kendine rahat bir yaşam sağlayacak bir koca bulmakta olan sıradan biridir ve ailesinin de ondan pek bir farkı yoktur. Puşkin Natalya?ya evlenme teklif eder; Natalya ise, şairin evlenme teklifini belirsiz bir tarihte cevaplanmak üzere erteler. Puşkin, bu durum karşısında umutsuzluğa kapılır ve Moskova?dan uzaklaşmak ister. Bu nedenle de, 1829?da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katılır ve Osmanlı topraklarına gelir. Sonradan yazdığı ?Erzurum Yolculuğu? adlı şiirinde yol izlenimlerini anlatan Puşkin?in, daha başka birçok eserinde de Erzurum?dan aldığı esinler yer bulur.

Moskova?ya dönen Puşkin, Natalya?ya evlenme teklifini yineler. Uzun çekişmelerden sonra Natalya?nın ailesini de ikna etmeyi başarır ve sonunda nişanlanırlar. Natalya ise, bu duruma karşı kayıtsız kalır ve sadece izlemekle yetinir. Natalya?nın bu tutumu da sonuna kadar böyle devam eder. Yaşamını çekilmez kılan bir kayınvalidesi ve kusursuz ama yapay bir çiçek olan eşi vardır artık Puşkin?in. Tabii bir de gerici polisler… Bitmek bilmeyen soruşturmalar ve yasaklamalar yüzünden içi büyük bir acıyla dolsa da Puşkin, yazmaya devam eder. ?Yevgeniy Onegin?, ? Don Juan? , ?Veba Sırasında Ziyafet? gibi manzum trajedyalarını ve ?Dubrovski?, ?Maça Kızı? gibi önemli eserlerini bu dönemde yazar. Gogol?la olan arkadaşlığı da bu döneme rastlar. Öyle ki, Gogol?a ünlü ‘Ölü Canlar’ romanını yazma fikrini Puşkin verir.
Aynı sırada Kafkasya şiirlerini yazar. ?Şair?, ?Ayaktakımı?, ?Peygamber? şiirlerini yayımlar; ayaktakımı saydığı sosyeteye meydan okumakta ve ?Peygamber? şiirinde ise şairin konumunu göstermektedir. 1829?da ülke dışına çıkmak için girişimde bulundu, ancak onay alamadı. 1830?da, evlenme hazırlıkları çerçevesinde babası tarafından kendisine verilen Nijnegorod?da Boldino yurtluğundaki köyle ilgili mülk işleri için oraya gitti. Ve yazın yaşamının en önemli dönemi olarak bir süre burada çalıştı. ?Yevgeni Onegin?i tamamladı. ?Cimri Şövalye?, ?Mozart ve Salieri?, ?Taş Konuk?tan oluşan Küçük Tragedyalar?ı burada yarattı. ?Kolomna?daki Küçük Ev? şiir-öyküsünü, ?İvan Petroviç Belkin?in Öyküleri?ni yazdı. Bir dizi masalını üretti. ?Deniz Kızı? piyesine çalıştı. Yine burada çok sayıda lirik şiirini yazdı. Tüm bunlar Puşkin tarafından sadece iki ay içinde gerçekleştirilmiştir.
Bu dönemde hayatına George Charles d’Anthès adında biri girer. Puşkin, o sıralarda yazdığı birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d’Anthès adındaki bu Fransız delikanlısının bayan Natalya Puşkin?e kur yaptığını, bayan Natalya Puşkin?in de d’Anthès?e karşı kayıtsız kalmadığını[kaynak belirtilmeli] öğrenir. Çok üzülen Puşkin, 1837?de d’Anthès?i düelloya çağırır. Bu bir anlamda Puşkin?in ölüme meydan okuyuşudur. Çünkü, d’Anthès?in ordunun en iyi nişancılarından olduğu bilinmektedir. 27 Ocak 1837’de St.Petersburg yakınında Kara Dere’nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verilir.Puşkin’in şahidi arkadaşı Danzas’tır. Düello’da kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilir. Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d’Anthès, Puşkin?i karnından yaralamayı başarır. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, Ocak ayının soğuk bir öğleden sonrası hayata gözlerini yumar.

Gogol, ?Puşkin, olağanüstü bir olaydır.? der; Dostoyevski daha mistik bir tavırla ? Puşkin, bize gelecekten haber veren bir peygamberimizdir.? der. Puşkin, modern Rus Edebiyatı?nın oluşmasına en çok katkıda bulunan yazın ve düşün adamıdır. Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus Edebiyatı?nda ?gerçekçilik akımı?nı başlatan liderdir.

Aleksandr Puşkin’in düello günü uğradığı son yer; Peterburg Nevski Prospekt’de Wolf’s şekercisidir (şimdi ki Cafe Litteraturnia).Bu cafede Puşkin’in balmumundan bir heykeli vardır.

YAPITLARI

Ruslan i Lyudmila ? Ruslan ve Ludmila (1820) (şiir)
Kavkazskiy Plennik ? Kafkas Esiri (1822) (şiir)
Bakhchisarayskiy Fontan ? Bahçesaray Selsebili (1824) (şiir)
Tsygany, ? Çingeneler(öyküsel şiir) (1827)
Poltava (1829)
Küçük Trajediler (1830)
Boris Godunov (1825) (drama)
Papaz ve uşağı Balda’nın hikayesi (1830) (şiir)
Povesti Pokoynogo Ivana Petrovicha Belkina ? İvan Petroviç Belkin’in hikayesi (5 kısa hikayeden oluşur: Atış, Kar Fırtınası, Cenazeci, Menzil Müdürü ve Bey’in Kızı) (1831) (düzyazı)
Çar Saltan Masalı (1831) (şiir)
Dubrovsky (1832-1833, yayınlandı1841, roman)
Prenses ve 7 Kahraman (1833, şiir)
Pikovaya Dama ? Maça Kızı (1833) daha sonra operaya uyarlanmıştır.
Altın Horoz (1834, şiir)
Balıkçı ve Altın Balığın Hikayesi (1835, şiir)
Yevgeniy Onegin (1825-1832) (şiirsel roman)
Mednyy Vsadnik ? Bronz Süvari (1833, şiir)
Yemelyan Pugachev isyanının Tarihi (1834, düz yazı)
Kapitanskaya Dochka – Yüzbaşının Kızı (1836, düz yazı)
Kirdzhali ? Kırcali (kısa hikaye)
Gavriiliada
Istoriya Sela Goryukhina ? Goryukhino Köyü’nün Hikayesi (bitirilmemiştir)
Stseny iz Rytsarskikh Vremen ? Şövalye Hikayeleri
Yegipetskiye Nochi ? Mısır Geceleri (kısa şiirsel hikaye, bitirilmemiştir)
K A.P. Kern ? AP. Kern’ne (şiir)
Bratya Razboyniki ? Haydut Kardeşler (oyun)
Arap Petra Velikogo ? Büyük Petro’nun Arabı (tarihsel roman, bitirilmemiş)
Graf Nulin ? Kont Nulin
Zimniy vecher ? Kış akşamı

TÜRKÇE’DE ALEKSANDR SERGEYEVİÇ PUŞKİN

İnsanüstü Bir Anıt Diktim Kendime, Çeviri: Ataol Behramoğlu, Adam Yayınları, İstanbul, 1996
Seçme Şiirler, Çeviri: Haluk Madencioğlu, Yön Yayıncılık, İstanbul, 1998
Bakır Atlı, Çeviri: Azer Yaran, İyi Şeyler Yayıncılık, İstanbul, 1999
A.S.Puşkin Aşk Şiirleri, Çeviri: Ahmet Necdet – Kanşaubiy Miziev, Everest Yayınları, İstanbul, 2003
Çar Sultan, Çeviri: Özlem Asiltürk, YGS Yayınları, İstanbul, 2003
Prenses ve Yedi Kahraman, Çeviri: Özlem Asiltürk, YGS Yayınları, İstanbul, 2003
Uçuyor Troyka Yel Gibi, Çeviri: Ataol Behramoğlu, Adam Yayınları, İstanbul, 2003
Yevgeni Onegin, Çeviri: Azer Yaran, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2003
Yevgeniy Onegin, Çeviri: Kanşaubiy Miziev-Ahmet Necdet, Everest Yayınları, İstanbul, 2003
Seviyorum Sizi-Seçme Şiirler, Çeviri: Ataol Behramoğlu, T. İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2006

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>