Aziz Nesin: Turgut Uyar’ ın Toplu Şiirleri’ni okudum. Benden iyi benden sabırlı okuru zor bulur.

TurgutUyarTurgut Uyar’ ın Toplu Şiirleri’ni yeni okudum: Arz’ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistan’ı, Tütünler Islak.

Eskiden salt Türkiyem’i okumuştum, sevmiştim. Bu kez yine sevdim ama eskiden düşündüğüm denli değil.Neden bilmem.

Arz-ı Hal’i de sevdim, hele bir şairin ilk kitabı olarak 1949’da —otuzüç yıl önce— yazılmış bir kitap olarak.

Sonra Tütünler Islak’ı okudum, 1962` de yazılmış. Hiçbir anlamadım. Bidaha, bidaha okudum. Hem her dizeyi ayrı ayrı, iki-üç kez okudum, hem sonradan bütün şiiri yine iki-üç kez… Yine bişey anlamadım. Arz -ı Hal’i anladım ve sevdim, Türkiyem’i anladım ve sevdim, aynı şairin daha sonraki şiirlerini neden anlamıyorum? Bu sorumu Turgut Uyar ve onun yolunda yazanlar ve yazılanları beğenenler, kimi eleştirmenler duysa şöyle derler: Şiir seni aşmış, senin şiir beğenin ve şiir anlayışın çok gerilerde kalmış!

Böyle derlerse hayır demeyeceğim, olabilir diyeceğim. Ancak gerçekten bu şiirin beni aşıp aşmadığını öğrenmek de benim hakkım. Hiç değilse anlamak için iyi niyetim, çabam var. Çokaz kişide bir şiiri anlamak için bendeki denli iyi niyet ve çaba vardır.

Bu sözlerimi, şiiri anlamadım sözümü duysalar, alaylı alaylı gülerler. Duyuyor gibiyim ne dediklerini: Şiir anlamak için değildir ki… Ya niçindir? Yanıtları: Şiir öykü değil, roman değil, bu yüzden de şiir anlamak için değil. Şiir duymak için…

Peki öyle olsun. Ama bu şiirler bana bişey anlatmıyor. Ben anlamıyorum diye bu şiirlerin kötü mü olması gerekir? Hayır, böyle bir aptallık yapmıyorum. Ama bu şiirler anlatmak için mi, anlatmak için değil de diyorum, duyumsatmak için mi?

Yoksa daha başka bişey için mi? Her ne içinse iyi niyetli ve büyük çabayla işte onu öğrenmeye çalışıyorum. Benden iyi benden sabırlı okuru zor bulur Turgut Uyar.

Sonra Dünyanın En Güzel Arabistan’ nı okudum. 1959’da yazılmış. Aklımda kaldığına göre, İkinci Yeni’nin örneklerinden olacak kitap. Sevdiğim şiirler bile oldu. Biçok şiiri okurken duyumsadım, ne duyumsamak istiyorsam; hatta anlatmak istediklerini anladım. Belki benim anladığım, duyumsadığım, şairin anlatmak, duyumsatmak istedikleri değildi. Olsun varsın… Kendimce duyumsadım, kendimce anladım ya… Ama Tütünler Islak’taki şiirlerden hiçbişey anlamadım da duyumsamadım da… Bana öyle geldi ki Turgut Uyar, kolay anlaşılırken zor anlaşılıra, zor anlaşılırken en zor ve çok zor anlaşılıra ve ordan da anlaşılmaza varmış, hiç anlaşılmaza… Eskilerin “Mana fi’l batnı el şair” dedikleri, ama şairin karnında anlam olduğunu sanmıyorum.

Turgut Uyar ve onun gibilere içimden oyun oynamak geliyor. Vakıf’ta haftada bir gün toplantı yapmalıyım. O gece toplantılarında şair üstüne konuşmalıyız. Konuşanlar ayrımsamadan bütün konuşmaları ses bandına almalıyım. Örneğin bir gecenin konusu Turgut Uyar olmalı ve üzerine konuşulan şair toplantıda bulunmamalı. Sonraki toplantıya çağırıp bu kez kendisini konuşturmalı; kendini açıklasın, anlatsın. Sonra bunlar güzel kitap olur. Örneğin Ahmet Oktay’ı, Cemal Süreya’yı, Ülkü Tamer’i, Edip Cansever’i, Kemal Özer’i ve toplumcuları çağırmalıyım.

Başka bir oyun daha düşünüyorum. Turgut Uyar imzalı şiirler yazıp dergilere göndermeliyim. Bakalım dergiler ayrımsayacak mı, yoksa yayınlayacak mı ? Çok ilginç olur. Hatta tutanak bile tutulabilir. Bence basarlar, çünkü kişilik yok şiirlerde. Dergilerdeyse değerlendirme gücü yok. Veee şiirler saçma. Bunu kanıtlamak istiyorum.

Okuduğum şiir bana bişey söylesin. Şiirin söylediği şey, şairinin söylemek istediği olmayabilir. Olursa daha iyi, olmazsa da ben kendi anladığım şeyi söylemiş olduğunu sanırım. Yeter ki söylesin bana bişey… Ama hiçbişey söylemeyen şiirler var. Ha, bana söylemiyor ama başkasına söylüyor mu? İşte bunu anlamak istiyorum. Gerçekten söylüyor mu?

Aziz Nesin
26 Ekim 1981, Pazartesi Vakıf

Okuma Güncesi, Nesin Yayınevi, 163,164,165

NOTUMUZ: AZİZ NESİN’İN ONLARCA KİTAP VE YAZAR HAKKINDA DEĞERLENDİRMELERİNİ OKUMAK İÇİN “OKUMA GÜNCESİ” ADLI KİTABI ALMANIZI ÖNERİYORUZ.

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro