Bir Eleştiri Yazısı: Hüzünlü Şair Hilmi Yavuz – Mustafa Özmen

Şairin görevi çağına tanıklık etmek “burjuva şairin görevi ise gerçekliği örtbas etmek” Hilmi Yavuz’un yaptığı gibi “yaşamı görmezden gelmek” oysa 1969-2005 yılları arasında neler oldu neler? yaşananlara tanıklık etmedi Hilmi Yavuz seyretti?

“Sergimin temel amacı” ozanın kıvırcık koyun gibi gezinen lirik ve sevdalı temaları meleyen biri olmadığını göstermektir?” (1)

Yeni bir yılı karşılarken çıktık yola? sorularla? sorunlarla? düşlerimizle? çok düşünmeye zamanımız kalmadı? zamanımız olsaydı ne olurdu derken? bir de baktık yoldayız? yeni bir yıla? yeni bir düşe başlıyoruz? yeni bir defter açıyoruz?

Şiir yaşamın neresinde diye bir soru geliyor aklımıza. Yanıtını Paul Eluard veriyor; şiir yaşamın içindedir.

Şiir gün ışımadan düşüyor yollara? otobüs kuyruklarında? işe yetişme telaşında? sıkışan trafikte? tıka basa dolan dolmuşlarda, trenlerde, tramvaylarda? işlikleri geziyor şiir? küçük bir tekstil atölyesinde? atölye de büyüyen çocukların soluk yüzlerinde? makinelerin kulakları hırpalayan gürültüsünde? bir çay molasında? molanın sıcak söyleşisinde? ışıl ışıl parlayan gençlerin gözbebeklerinde? sevgiliye uzanan elde? bir paydos saatinin sevincinde? gün geceye evrilirken? vardiya değişiminde? şiir, bitmez saatler de gece bekçisinin yanı başında? Evet şiir yaşamın içinde?

Yaşam savaşımı gün boyu bizimle?

Bu savaşım yaşamın her alanında olduğu gibi şiirde de kendini gösteriyor. Bir yandan şiir bitti söylencesi? bir yandan her gün bir yenisi çıkan şiir kitapları? dergiler? pazardan pay kapma savaşımı? şairler? şiirler? öbür yandan pazarın şiirini yazmayan şairler? piyasanın görmezden geldiği şairler?görmek istemeği şiirler? hayır şiir bitmedi diyenler? bizde varız diyenler?

Biz bu savaşımın içinden çekip çıkardığımız bir şiir kitabını ve şairini irdeleyeceğiz? Büyü?sün, Yaz!(2)? Hilmi Yavuz?

Hilmi Yavuz?un, şaire bakışını irdeleyeceğiz.Bunun nedeni, onun şiir politikasını anlamlandırmak.Şiir coğrafyasının neresinde konumlandığını görmek.Dünyaya, insana, yaşama hangi pencereden baktığını keşfetmektir.

Hilmi Yavuz?un ?Nazım Hikmet? şiirinden bir bölümler ile başlayalım??hüzün ki en çok yakışandır bize/ belki de en çok anladığımız?? Şairler anlatıyor şiirinde bir bölüm ?mesleğimiz hüzündür, meşrebimiz?/derin yaprağı acıların/ve küllerin? ? kazı şiiri??ben şairim;/bir yeraltıyım ben/acıyım/kazdıkça/ve derine indikçe?? koruganlar şiiri??ben şimdi karartılmış bulutun/rastgele yoldan çevirdiği bir şairim: /dilim ay ağardı ve acılar çıktı/?/ben şimdi ve daima kalbine/hüzünler ihbar edilen bir şairim:/? ? kün şiiri ?hem acıyım hem acının/yalvacıyım ben/?? harfler ve hölderlin??şair ve deli!ikisi bir!/şairsin hüznünden belli?/? ta sin mim (altı) şiiri ??şairim,/geceleri hüzünler giydirildim/giydirildim ve dirildim?? bu örnekler çoğaltılabilir.

Hilmi Yavuz?un şaire bakışını bu dizeler çarpıcı bir biçimde gösteriyor.Dünyanın yükü, sıkıntısı, acısı, hüznü Hilmi Yavuz?un ve ?şairlerin? üzerinde? Hilmi Yavuz?un üzerinde bir yük var ama bu yalnızca kendi yükü? kendi özneli? yaşamdan kopuk? gerçekliğe yüz çevirmiş Hilmi Yavuz.Yalnızca kendisi için yazıyor.Şairin yaptığı nedir? hüzün taşıyıcılığı (piyasanın dilinden söylersek hüzün satıcılığı)? şair bir çok duyguyla beraber hüznü de yaşar? hüznü de yansıtır? Hilmi Yavuz ?hüzün? ?kelimesini? özellikle seçiyor? böyle yaparak kendine bir etiket yakıştırıyor? hüzünlü şair? şairin deliliğine vurgu yapıyor.Bir etiket daha? deli şair? şairin ayakları yerden kesiliyor. Gürül gürül akan yaşam ayrı telden, şiir ayrı telden çalıyor.
İnsan kimileyin hüzünlenir. Acı da çeker. Deliliğe de verir kendini. Ama yaşamın merkezine hüznü koymak. Acıyı yerleştirmek insani bir durum mudur? hayır?

Hilmi Yavuz tarihi kişilikleri de bir şekilde hüzünle ilişkilendiriyor. Bu ilişkilendirme onun öznel bakışı? nasıl bakmak istiyorsa öyle görüyor? öyle gösteriyor?
??ey bakışlar ustası umutlar pehlivanı/sen anlattın bir gülde anlatılmaz olanı/biz bir hüzne başlarken sana çıraklık ettik/uçurduğun kuşlardır şimdi Baki Divanı (baki?ye rübai/Bakış Kuşu,1969)
?buyur otur/şeyhim/samanyollarının ılık sedirine uzan/uzun, görklü ve sof/yüzünü bizden yana döndür/bize buğdayın ateşini/gözlerin tımarını/ve hüznün varidatını anlat?? (Bedrettin/Bedrettin üzerine şiirler,1975)
??sen ey böğürtlenlerin/ve umutsuzluğun mülkü/ve bir hüzünden huruç eder/gibi kalın bir türkü/ile dağları düz eden abdal?? (torlak kemal/Bedrettin üzerine şiirler,1975)
?alçacıktan uçarken yaza dokunan/sessizliktir belki ahşap kanatlı/kulluğa acı tuz vuran son atlı/bir hüznün soyadıdır pir sultan?? (pir sultan/Bedrettin üzerine şiirler,1975)

Hilmi Yavuz?un öznel bakışını işçiler anlatıyor şiirlerinde de görebiliriz?

?her sevda, şiirini/başka türlü yazdırır/bir Yörük kilimi yaz günlerini/işte şimdi bu şiir bir Yörük kilimi olup dokuyor/hüznünü, zaferini, ölümlerini?? (mensucat işçileri anlatıyor(yıl 1924)/Mustafa Subhi Üzerine Şiirler,1980)*
?Biz şimdi hangi hüzünden/aktıktı ve hangi nehirden/devrildik, söyle!…? (şimendifer işçileri anlatıyor(yıl 1925)/ Mustafa Subhi Üzerine Şiirler,1980)

Hilmi Yavuz?un şiir anlayışı somutla soyut arasındaki güçlü bağı koparıyor? yalnızca soyutta kalan şiir işlevini yitiriyor? Oysa aynı dönemin şairi Kemal Özer şiire ilişkin şöyle diyor; ?Şiirin işlevi, yaşamın kökünde yer alan kavgayla belirlenir. İnsanın toplum içindeki konumunu kavraması, giderek onu aşması için bilinç vermekle yükümlüdür şiir. Bu yüzden güncel olanı yakından izler, somutlar onu. İnancı, umudu, aydınlığı, aşkı, yarını, cesareti, arkadaşlığı soyut kavramlardan çıkarıp günlük yaşamamızda yerleri, anlamları olan somut karşılıklarına ulaştırır.? (3)

Kimileri şiirin dolayısıyla şairin toplum içinde bir işlevi var diyor? bu görüş şairi hüzün taşıyıcılığından çıkarıyor, bilinç taşıyıcılığına götürüyor? hüzün taşıyıcılığı ise soyutta kalıyor? ne için hüzünlenir şair? neden hüzünlenir? bunlar somutla ilişiği olmayan kelimeler toplamı? kelimeler toplamı demişken Hilmi Yavuz?un şiirini ve geleneğini Mallerme?nin şu görüşüne bağladığını belirtelim; ?şiir kelimelerle yazılır;- fikirlerle değil?. (4)
Hilmi Yavuz şiirde düşünceyi reddeder? Bunu, Türk Şiir Tarihini Okuma Konusunda Bir Kriter Önerisi: Retorik/ Lirik Sorunsalı (5) başlıklı yazısında görebiliriz? şiiri, retorik şiir ve lirik şiir olmak üzere ikiye ayırır? Retorik şiir, aslında, edebi sanatlara başvurmadan yazılmış manzumelerdir;-birtakım ahlaki, siyasi ya da felsefi düşünce ve görüşlerin dile getirildiği manzumelerdir.? Hilmi Yavuz?a göre şiir lirik olmalı? ?Lirik ise, retorikten arınmış, bir düşünceyi dile getirmeyen, anlamı geriye iten şiirdir.? Lirik Şiir (6) başlıklı yazısından devam edelim? ?Lirik şiir, sözü bir düşüncenin vasıtası olarak almaz, dil?in kendisini gaye edinir.? Hilmi Yavuz?un bu düşüncesi onun neden şiirlerinde anlam arayışının boşa kürek sallamak olduğunu açıklar? o sadece şiirdir? saf şiir? kutsal bir kitap? neden, niçin ve nasılların sorulmadığı?

Kagan ise yapıtlarda Hilmi Yavuz?un tam tersine şöyle düşünüyor; ??bir yapıtta tema denince, burada anlatılmak istenen şey, o yapıtta tartışılacak ethik, siyasal, dinsel, felsefi ve estetik türden, özgül bir yaşamsal sorun?dur; yapıtta ortaya atılacak ve şu ya da bu yolda yanıtlanacak, yaşamdan alınma bir soru?dur.?(7)

Hilmi Yavuz?un şiirinde düşünsel anlamda bir sorun olmadığından tematik değildir. Bunu yalnızca biz değil düşünceyi reddederek kendisi de söylüyor? sorunu? sorusu olmayan yapıt zamanla tükenecektir? biz buna tüketim şiiri diyebiliriz?

Hilmi Yavuz ve onun gibi hüzünlenenlerin edebiyatı bunalım edebiyatıdır? insani birikimden yoksun? insana ilişkin sorunları, soruları olmayanların sapacağı uğrak yeridir? bu uğrak yere gelip konaklayanlara çabuk alışır? çabuk unuturuz? çünkü yaşam bunalımı kaldırmaz? sorun varsa hüzünlenmez? sorunları aşa aşa ilerler insan, insanlık? siz kendi hüzünleriniz içinde hüzünlene durun, bizim alacak yolumuz var? Bakalım Belinski bu konuda ne diyor; ?Hiçbir şair, ne kendi ıstırapları, ne de kendi mutluluğu sayesinde, kendi başına, kendi kendine büyük bir şair olup çıkar. Kendi ıstırapları ile kendi mutluluğu toplumsal yaşama, tarihe kök saldığı, böylelikle de kendisi toplumun, çağın, insanlığın bir parçası ve sözcüsü haline geldiği için, her büyük şair büyüktür. Ancak küçük şairler kendi başlarına, kendi kendilerine mutlu ya da mutsuz olup çıkarlar, bu yüzden, ne toplumu, ne de insanlığı ilgilendiren kendi seslerini yine kendileri dinlerler? (8)

Hilmi Yavuz ve hüzünlenenler neden? nasıl? sık sık gündem olurlar? o kadar şair varken neden hüzünlü şairler öne çıkarılır? bunların sistemle olan ilişkilerine bakmak gerekir? görünürde her biri muhaliftir? ama sistemi içi muhaliflerdir? onların sistem içinde başkalarınca belirlenen görevleri vardır? bir etikette bizden ?görevli şairler??

Kapitalizm insanın bilincini dumura uğrattı? düşünmeden ? sorgulamadan yaşayan insanlar yarattı ve bunun devamını istiyor? soran sorgulayan bilinç tehlikelidir kapitalizm için?

Bilinç aydınlığa tematik sanat ile varır ? kapitalizm bu tehlikenin farkında? kapitalizmin eline düşen sanatın içi boşaltıldı? tematik sanat yok edilmek istendi? burjuvazi, sanatı içi boş bir kutuya çevirdi? içi boş kutu süslenip püslenip, pazara sunuldu. Meta derkesine düşen sanat satışa hazırdır artık. pazara sunulan metalar için boy boy reklamlar verilir? tanıtım günleri, imza günleri; hüzünlü şairin son kitabı, kadını en iyi anlatan yazar, bu kitaptan sonra hiçbir şey eskisi olmayacak gibi tamtamlarla sunulur? bunalım edebiyatıydı? mistik edebiyattı? gerçeküstücülük? biçimcilik derken? içeriği boşaltılan sanat? metalar pazarının vazgeçilmezlerinden oldu?

Burjuva şair iyi bir ücretli emekçiye dönüştü? pazarda ki metalar satıldıkça; okur hüzünlenir, ücretli emekçi(burjuva şair) palazlanır?

İlk kitabı Bakış Kuşu?ndan(1969) son kitabı Hurufi Şiirlere (2005) değin şiirlerinde ve dünyasında biçimsellik dışında bir değişimle karşılaşmayız? Ama Hilmi Yavuz şöyle diyor bir söyleşi de ?Genellikle, şairler, yaşlanmaya başlayınca, kendi şiirlerine, sanki geçmişte yazdıklarına daha sıkı sıkı bağlanıyor, daha muhafazakar oluyor, şiirlerini değiştirmemeyi yeğliyorlar. Ben öyle yapmadım. “Hurufi Şiirler”de radikal bir şey denedim.? (9) Radikal değişimi örnekleyelim? ta, sin, mim şiirinden bir bölüm ?…veta fa ü dad ü lam/gündüzleri ham/bir gül,/geceleri Hurufi;/bir h+ü+z+ü+n ki, pişmiş/ ve sufi;/bir ?ü? çoğala çoğaladır güüüüüz?/ ta sin mim?.

Şairin görevi çağına tanıklık etmek?burjuva şairin görevi ise gerçekliği örtbas etmek? Hilmi Yavuz?un yaptığı gibi? yaşamı görmezden gelmek? oysa 1969-2005 yılları arasında neler oldu neler? yaşananlara tanıklık etmedi Hilmi Yavuz? seyretti?

Bir dili en yetkin kullananların şairler olduğu bilinir? bunun içindir ki çevirisi en zor yapılan eserler şiirlerdir? şair dendi mi dili öyle kullanır ki? dil çoşkun akan bir ırmak olur? fırtınalar koparır denizlerde? yer yerinden oynar? deprem olur?

Hilmi Yavuz?un şiir diline geldikte bir soluklanalım? çünkü kapakta Hilmi Yavuz ?un şiir diline övgüler var? hem de ne övgüler? Baktıkta ne gördük? birkaç kelime üzerine kurulmuş bir kitap? bir şairanelik serüveni? şiirlerin bir çoğunda hüzün kelimesiyle karşılaşabilirsiniz? hüzün dışında? acı, keder, gül gibi kelimelere sıkça rastlayabilirsiniz? bu kelimelerin olmadığı şiir sayısı çok az? acaba hüzün kelimesi olmasaydı Hilmi Yavuz diye bir şair olur muydu? dilini zenginleştirme kaygısı olmayan bir şair Hilmi Yavuz? övülen Türkçeye bakıyorum yok? çünkü Türkçe yok?şiirler Türkçe, Arapça, Farsça, Latince, Fransızca, İngilizce karışımı? bir bakıyorsunuz bir dize Fransızca? bir başka şiirde İngilizce çıkıyor karşınıza? bu şiirleri anlamak için yanınızda bir çok sözlük taşımanız gerekiyor? kimileyin sözlükler de yetmiyor? o zaman kendinize bu dilleri iyi bilen birer arkadaş bulmanız gerekir?

Osmanlıca bilindiği üzere Türkçe, Arapça Farsça karışımı bir dildi? Osmanlı yıkılınca Osmanlıca da bitti? doğarken ölü bir dildi? şimdi Hilmi Yavuz?un şiir diline gelecek olursak? biz bu karışıma ?Hilmice? diyebiliriz? büyük olasılıkla bu dilin sonu da Osmanlıca gibi olacak?

Hilmi Yavuz?un şiirine ilişkin son sözü yine Hilmi Yavuz?a verelim? Mühür şiirinden bir bölüm; ?şiir, hilmi yavuz, mühür-/lenir ve gömülür!?

1) Mayakovski, Saf Şiir Yoktur, Broy Yayınları, İstanbul, 1994, s.12
2) Hilmi Yavuz, Büyü?sün Yaz, YKY, İstanbul, 2006
3) Kemal Özer, Soruların Gündeminde, Yordam Yayıncılık, İstanbul, 1995, s.25
4) Hilmi Yavuz, Edebiyat ve Sanat Üzerine Yazılar, YKY, İstanbul, 2005, s.203
5) a.g.e , s.223
6) a.g.e. s.226
7) M.Kagan, Estetik ve Sanat Dersleri,İmge Kitabevi, Ankara, 1993, s.428
8) M.Kagan a.g.e s.379
9) Serpil Gülgun, Söyleşi, Milliyet, 24 Nisan 2006
* Mustafa Subhi 1920 de TKP yi kuran, 1921 de katledilen komünist önder.

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro