Blanqui: Beni ‘Yaşamak hakkınızdır’ demekle suçluyorlar.

BlanquiPolitikaya batmış çıkmış bir insan düşünün ki, 76 yıllık yaşamının toplam 37 yılını aralıklarla cezaevlerinde geçirmiş, devrim davası uğrunda yılmadan, usanmadan giriştiği eylemler yüzünden. Bu devrimci, Auguste Blanqui adlı (1805-1881) büyük devrimcidir. Ansiklopediler, ondan “Fransız politika adamı, Blanquisme denen silahlı eyleme dayalı ütopik sosyalist akımın kurucusu” olarak söz ederler.

Blanqui, Fransa’nın pek de önemli olmayan bir ilçesinde dünyaya gelir. 13 yaşında Paris’e gider, ünlü bir iktisatçı olan ağabeyi Adolphe’un yanına. Altı yıllık bir ortaöğrenimden geçer. Charlemagne Lisesi’nde okurken, olağanüstü çalışkanlığı ve yeteneğiyle çevresini şaşkına döndürür. Ağabeyi Adolphe, babasına yolladığı bir mektupta, onun için “Bu çocuk dünyayı şaşırtacak” diye yazar.

Blanqui, 19 yaşında tüm zorba hükümdarlara karşı oluşturulan Carbonaria adlı gizli derneğe girer. Bu yaşta tüm öğrenci eylemlerine katılır. Üç kez kılıçla, bir kez de kurşunla yaralanır. Sonra, 1828 yılı ile 1829 yılının bir bölümünü güneye, İtalya’ya, Ispanya’ya yaptığı gezilerle değerlendirir. 1829 Ağustosu nda (yani 24 yaşında) Paris’e döner. Birkaç ay Globe dergisinde çalışır ve bu süre içinde Saint-Simon’la Fourier nin öğretilerine gönül verir.
1830 Temmuzu’nda, Kral X. Charles’ın buyrultularına karşı ilk ayaklanma başgösterince, Blanqui Globe dergisinden ayrılarak silaha sarılır ve kralın askerlerine karşı Paris halkının yanında yer alır.
Çatışmaların esrikliği içinde, halkın başarıya ulaşacağına, krallığın bir daha geri dönmemecesme ortadan kalkacağına inanıyordur. Ne var ki, ayaklanmanın sonucu düş kırıklığına uğratır onu: X. Charles tahttan indirilmiş, yerine buıjuva kral Louıs-Phifippe getirilmiş, onunla birlikte yeni bir krallık çıkmıştır ortaya.

Ayaklanma sona erer ermez, Blanqui, cumhuriyetçi ilkeleri savunan Halkın Dostlan Derneği’ne, girer ve toplantılarda konuşmalar yapar. 
Rastlantı sonucu bir konuşmada hazır bulunan ünlü Alman şair Heinrich Heine, 2 Şubat 1832’de 500 bin kişi önünde dile getirilen söylev için, “özsu, doğruluk ve öfkeyle dolu bir söylev” der.

Blanqui 1831 başlarında (26 yaşında), öğrenci gösterilerinde etkin bir rol üstlenir, polisçe tutuklanıp üç hafta hapiste kalır. Bu, onun çeşitli cezaevlerinde yaşamının yarısını geçirdiği günlerin başlangıcı olur.
1832’de Halkın Dostları Derneği kapatılır ve basın yoluyla yasaları çiğnemek ve devletin güvenliğine karşı komplo hazırlamak suçuyla demeğin yöneticileri tutuklanır ve Seine Ceza Mahkemesı’nde yargılanırlar. Onbeşler Davası diye anılan bu ünlü davada, Blanaui, jüri önündeki savunması ile devrime gönül vermiş bir adamın onurlu tutumuna eşsiz bir namus belgesi sunar. Blanqui, kendisine yöneltilen suçlamalara karşı jüri üyelerine şöyle seslenir:

“Sayın jüri üyeleri,
“Benim gibi proleter olan 30 milyon Fransız’a ‘Yaşamak hakkınızdır’ demekle suçluyorlar beni. Bu bir suç ise, bunun hesabını bu davada hem yargıç, hem taraf olmayan insanlara vermem gerekirdi hiç değilse. Oysa baylar, dikkat buyurun, savcılık sizin duygunuza ve aklınıza değil, tutkularınıza ve çıkarlarınıza başvurmuştur. Ahlaka ve yasalara aykırı bir davranışa karşı sert olmaya çağırıyor sîzleri. Canınıza, malınıza, mülkünüze yönelik bir tehlike gibi gösterdiği şeye karşı, öç alma duygularınızı alevlendirmeye çalışıyor düpedüz. Buna göre ben, yargıçların değil, düşmanların karşısında bulunuyorum. Öyleyse kendimi savunmamın hiçbir Önemi yok. Onun için, bana verilecek bütün cezalara razıyım ama zorbalığın adalet yerine geçmesine bütün varlığımla karşı çıkarak ve hukuka eski gücünü kazandırma işini ileriye bırakarak. Bununla birlikte, hiç de eşitlerim olmayan ayrıcalılıkların yer aldığı bir mahkemenin yetkilerini reddetmek benim, yani yurttaşlık haklarından yoksun bırakılmış bir proleterin ödevidir. Şuna inanmış bulunuyorum ki, silahsız düşmanları öldürme yetkisinin elinize bırakıldığı bir durumda, onurun size yüklediği rolü gereğince değerlendiremeyecek kadar ‘yücelerde’ bulunuyorsunuz. Bizim rolümüze gelince, o, önceden belirlenmiştir. Suçlayıcılık rolü, ezilen insanlara en uygun olanıdır.” Onbeşler Davası’nda herkes aklanır, ama Blanqui, yargı gücüne hakaret nedeniyle bir yıl hapis cezasına çarptırılır ve önce Versailles, sonra da Sainte Hapishanesi’ne gönderilir.

Türlü vesilelerle tutuklanıp hapislere atılma, Blanqui’nin normal yaşamı haline gelir. Ömrünün 37 yılını hapislerde geçiren Blanqui, yılmaz, iflah olmaz, uslanmaz bir devrimci niteliğini sürdürür. Öyle ki, tutukevlerinden her çıkış ve girişinde, devrim yolunda daha bir bilinçlenmiş ve kaşarlanmış olarak atılım gücü kazanır. Blanqui nin toplumsal görüşleri, Marx’ın bilimsel düzeyine ulaşmamakla birlikte, ütopik de olsa, ortaklaşma özlemine gönül vermiş olması saygıya değer.

Elinizdeki bu yapıtta, Blanaui’nin türlü konulardaki düşüncelerini bulacaksınız. Ama, Blanqui yi bunlarla kısıtlamamak gerekir.
Ölümünden sonra Toplumsal Eleştiri adı altında toplanan yazılarım bir bütün olarak okuyup değerlendirmenin, dünyanın politik gelişiminde büyük yararlar sağlayacağına inanıyoruz.

Engels’e göre Blanqui “Geçmiş kuşağın bir devrimcisidir.” Ütopik sosyalizm doğrultusunda, kuşkusuz. Ne var ki, Blanqui bugün de devrim yolundaki savaşım sürecinde, önemli bir aşamanın temsilcisi olagelmektedi

Vedat Günyol
Cem / Kültür Yayınları

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, İnceleme
Kürek Mahkumu Şair!

İnsanlık tarihi boyunca idamdan sonra verilen en ağır ceza kürek mahkumiyetidir. "Forsa" ya da "ayağı bağlı" anlamına gelen "payzen" olarak...

Kapat