Çağrı – Bertolt Brecht

Çağrı - Bertolt Brecht

ÇAĞRI Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı yağmurun, Bulutların rüzgarla sökün ettiği. Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla gelmez; Onu bulup getiren insanlardır. Duman tüten topraktan bahar boyunca, Dökülüp yükselir birden gökyüzü. Ama barış ağaç değil, ot değil ki yeşersin: Sen istersen olur barış, istersen çiçeklenir. Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. Bilin kuvvetinizi. Bir ...

devamını okumak için tıklayınız

‘Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!

‘Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!

1915 cehenneminde Ermenileri korumak için İttihat Terakki yönetimine karşı çıkmaya cesaret edenlerden biri de Kütahya Mutasarrıfı Faik Ali Ozansoy’du. Ari Şekeryan “Kurtaranlar” dizisinde Ozansoy’un bu mücadelesine ve Ermenilerin ona nasıl teşekkür ettiğine ışık tutuyor. O toplar öldürecek bir hayat arar… Asker Veya muhâbir ve şâir, kadın, çocuk, hasta Vazifesinde mi? Hatta ...

devamını okumak için tıklayınız

Propaganda Çağı – Anthony Pratakins, Elliot Aronson

Propaganda Çağı - Anthony Pratakins, Elliot Aronson

"Propaganda Çağı'nın Anthony Pratakins ve Elliot Aronson adlı yazarlarının şu ilginç gözlemi modern toplumu anlamamızı kolaylaştırır: Amerikalılar dünya nüfusunun yüzde 6'sını oluşturuyor ve bu nüfus uyanıkken zamanın yarısını kitle iletişim araçlarına angaje geçiriyor. Çağımıza ve kültürüne mahkûmuz. Çağımızın reklam ve propaganda çağı olduğu apaçık; modern ve kapitalist kültürü propaganda ve reklamsız ...

devamını okumak için tıklayınız

Bilimin Öyküsü – William Bynum

Bilimin Öyküsü - William Bynum

Bilim harikadır. Bize uzayın sonsuz alanlarını, en küçük canlı organizmaları, insan bedenini ve yeryüzünün tarihini anlatır. İnsanlar tarih boyunca bilimle uğraştılar; dünyayı anlamak istediler. Antik Yunan filozoflarından Einstein, Watson ve Crick'e ve bugünün bilim insanlarına kadar; kadınlar ve erkekler hep merak ettiler, incelediler, deney yaptılar, hesapladılar ve bazen öyle sarsıcı ...

devamını okumak için tıklayınız

Almanya’nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

Almanya'nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

1915 yılında Anadolu Ermenilerinin yaşadığı katliamlar ve tehcir konusu Almanya'da, o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun müttefiki olarak Anadolu'da görev yapan Alman subay ve diplomatlarının olaylarda oynadığı rol üzerinden tartışılıyor. 1970'li yıllardan beri Almanya'da yaşayan araştırmacı yazar Serdar Dinçer, bu konuda en kapsamlı araştırmalardan birini yaptı. Dinçer ilk kez konuyu Almanya Dışişleri ...

devamını okumak için tıklayınız

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

Muhammed Ali Cemalzâde, 1916'da Ermeni azınlığın uğradığı zulme şahit olmuş. Cemalzâde, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı idaresindeki Bağdat'ta görev yapan bir grup genç İran vatandaşından biriydi. İngiliz güçleri Bağdat'a yaklaşırken, Cemalzâde, İran jandarmasında görevli iki İsveçli subayla birlikte İstanbul'a gitmek üzere yola çıktı. Cemalzâde, yolculuğu sırasında, gördüğü, 'zalimce ve şoke ...

devamını okumak için tıklayınız

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Evlerde çamaşır suyu kullanımıyla, çocukların hastalıkları bağlantılı bulundu. Etkisi her ne kadar “makul” olsa da, çamaşır suyu kullanımın teşvik edilerek arttırılması, toplum sağlığını ilgilendiren sorunlar yaratabilir. İş ve Çevre Sağlığı dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, evlerinde pasif olarak çamaşır suyuna maruz kalan çocuklarda solunum yolu ve diğer bazı enfeksiyonlar daha yüksek ...

devamını okumak için tıklayınız

1915’te neler oldu?

1915’te neler oldu?

Kévorkian; Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas, Trabzon, Ankara, Kastamonu, Edirne, Bursa, Aydın, Konya, Adana Vilayetleri ile Maraş, Antep, Antakya, Urfa Mutasarrıflığı’ndaki tehcirler ile katliamları tek tek irdeleyip betimlemiş. Hüsnü Mansur ve Besni [kazaları] arasındaki sınırda çürüyen cesetler olduğunu öğrendik. Cesetlerin, çürümek üzere açıkta bırakılması gerek hükümetin bakış açısından gerekse sağlık ...

devamını okumak için tıklayınız

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Edebiyatımızda insanın kendi yol öyküsünü, bireyin içsel macerasını anlatabilme yeteneğinin I. Yeni olarak adlandırdığımız Garipçiler ve Orhan Veli şiiriyle başladığını söylemek çok da abartılı bir tespit sayılamaz. Orhan Veli’nin “Küçük İnsan”ı anlama ve yorumlama, o küçük insanı aslında kendinde var olan bir sıradan, olağan süre gidiş olarak görme macerasında kattettiği ...

devamını okumak için tıklayınız

Amerikalıların genetik mirasında, köle ticareti ve kolonileşmenin izleri…

Amerikalıların genetik mirasında, köle ticareti ve kolonileşmenin izleri…

Amerika Kıtasına yüzyıllar önce yapılan göçlerin genetik izlerini araştıran bir çalışma, köle ticaretinin ve kolonileşmenin izlerini, bugün yaşayan Amerikalı bireylerde tespit etti. Araştırmacılar, yaşayan Amerikalıların genomlarını Afrikalı ve Avrupalı bireylerin genomlarıyla karşılaştırdı. Londra Kolej Üniversitesi ve Roma’da bulunan Universita del Sacro Cuore’de görev yapan araştırmacıları içeren takım, 64 farklı topluluktan ...

devamını okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’i ünlülerden dinleyeceğiz

Aziz Nesin’i ünlülerden dinleyeceğiz

Aziz Nesin’in tüm külliyatı sesli içeriğe dönüştürülüyor. Sesli içerik platformu Yodiviki’nin Nesin Vakfı’yla imzaladığı anlaşma sonucunda Nesin’in tüm eserleri Şehir ve Devlet Tiyatrosu oyuncularının sesiyle hayat bulacak. Bu yıl doğumunun 100’üncü yılı kutlanan kısa öykü, roman, anı, tiyatro ve şiir dalında birçok eseri edebiyatımıza kazandıran Aziz Nesin’in 100’üncü yıl çalışmalarının bir ...

devamını okumak için tıklayınız

Türkiye’nin ‘son Ermeni köyü’ Vakıflıköy’ün öyküsü

Türkiye’nin ‘son Ermeni köyü’ Vakıflıköy'ün öyküsü

Ortalığı portakal çiçeklerinin mis kokusu kaplamış. İki yanı yeşil bahçelerle kaplı yokuş bir yoldayım. Bir tarafta Kel Dağ, ucunda Akdeniz ve arkasından Suriye görünüyor. Diğer tarafta Musa Dağı’nın geniş etekleri yayılıyor. Burası "Türkiye'nin tek Ermeni köyü" Vakıflıköy. Hatay'a bağlı köy, Osmanlı İmparatorluğu öncesinden bugüne, kendilerine "Musa Dağı Ermenileri" diyen Kilikya ...

devamını okumak için tıklayınız

Boşuna mı Okuduk? (Türkiye’de Beyaz Yakalı İşsizliği) – Aksu Bora, İlknur Üstün, Necmi Erdoğan, Tanıl Bora

“Diploma = iş” denklemi gitgide geçersizleşiyor. Genç işsizliği ve ‘okumuşların’ işsizliği, dünyada da Türkiye’de de istisnai olmaktan çıktı. Zamanımız kapitalizminde işsizliğin yapısal niteliği aşikâr hale gelirken, tahsilli, kalifiye çalışanlar yani “beyaz yakalılar” da güvencesizleşme sürecinin kurbanı oluyor, imtiyazlarını kaybediyorlar. İnsanlara atfedilen ve onların kendilerine atfettikleri ‘anlamın’ iş durumuna göre belirlenegeldiği bir yaşam dünyasında, işsizlik sadece iktisadi olmayan derin bir kriz kaynağıdır.

Elinizdeki araştırma, Türkiye’de beyaz yakalı işsizliğinin sosyal-psikolojik yanına odaklanıyor. İşsizliğin bir sosyal deneyim olarak nasıl yaşandığına ve “hissedilen işsizliğe” bakıyor. Üniversite mezunu işsizler işsizlikle nasıl baş ediyor, hangi yöntemlerle iş arıyorlar? Ne gibi ayrımcılık mekanizmalarına tâbi kaldıklarını düşünüyorlar?

Güvencesizleşen hayatta, nelere -mesela aileye- ne kadar güvenebiliyorlar? İşsizlik deneyiminden duygusal olarak nasıl etkileniyorlar? Kendilerini nasıl ifade ediyor/edemiyorlar? İşsizlik deneyiminin orta sınıf ‘değerleri’ ve ‘kimliği’ ile etkileşimi nasıldır? Beyaz yakalı işsizler, işsizlik sorununun kaynağını nerede görüyorlar? Neye, kime kızıyorlar? İşsizlik, onları ‘bir şeyleri düşünmeye’, ‘bir şeyler yapmaya’ sevk ediyor mu?
KPSS ‘belası’, ataması yapılmayan öğretmenlerin sıkıntıları ve mücadeleleri, ‘kullan-at’ tarzı istihdamın belli başlı örneklerinden banka çalışanlarının işsizlik deneyimleri ile ilgili gözlemler de bu sorgulamaya eşlik ediyor. Beyaz yakalı işsizleri dinleyen ve onları konuşturan bir kitap…
(Tanıtım Bülteninden)

“Boşuna mı Okuduk?” – Korkut Boratav
(27.06.2011 tarihli http://haber.sol.org.tr)
Son haftalarda yüzbinlerce genç üniversite giriş ve seçme sınavlarına girerken, bu yazının başlığındaki sorunun bir benzerini kendi kendilerine sordular: ?Boşuna mı Okuyacağız??

Tanıl Bora, Aksu Bora, Necmi Erdoğan ve İlknur Üstün ise, Boşuna mı Okuduk? sorusunu, Türkiye?de Beyaz Yakalı İşsizliği?ni araştıran kitaplarının başlığına koymuşlar. (İletişim Yayınları). Önemli bir araştırma yapmışlar. Bulgularını Türkiye dışına da uzanan, yer yer kuramsal bir çerçeveye bağlayarak sunmuşlar; değerlendirmişler. Ellerine sağlık.

***

Benim gibi, ?beyaz yakalı emekçiler ordusu?na 1960?lı yıllarda katılan kuşak, yapısal bir işsizlik-güvencesizlik olgusu yaşamadı. Kamu hizmetinde sözleşmeli statü hemen hemen yoktu. Siyasi iktidarın, yöneticilerin keyfî uygulamalarına karşı Danıştay, etkili bir güvence sağlamaktaydı. Kamu yönetiminin dışındaki alanlar, yirmi yıl boyunca ortalama yüzde 7?ye yaklaşan büyüme hızına ayak uyduran istihdam genişlemesinden yararlanıyordu. İç piyasa önemliydi. Yüksek ücretler, şişkin istihdam büyümeyi kösteklemiyor; aksine kamçılıyordu. Ucuz emek maliyetlerine dayalı bir uluslararası rekabet yarışması henüz söz konusu değildi.

Bu ortamda sınıf arkadaşlarım, diplomalı yaşıtlarım arasında kronik işsizlik hemen hemen yaşanmadı. Hepsi meslek hayatlarını hukukçu, hekim, mühendis, öğretim üyesi, basın mensubu olarak sürdürdüler; emeklilik çağlarına geldiler. 12 Mart döneminin hastalıklı, baskıcı uygulamaları, kalıcı izler bırakmayan istisnalar olarak kaldı.

***

Boşuna mı Okuduk, kırk yedi işsizle ve üniversite son sınıf öğrencisi on kişilik bir grupla yapılan görüşmelere dayanarak oluşturulmuş. Yazarlar, aynı olguya eğilen internet sitelerini, basın malzemelerini, yerli-yabancı araştırmaları, verileri, kuramsal yazını da taramışlar. Ve 2011 Türkiyesi?nde eğitimli beyaz yakalı insanların korkunç bir işsizlik kâbusu içinde yaşadıklarını belirlemişler.

Boşuna mı Okuduk?un yazarlarından Necmi Erdoğan 2002?de yayımlanan Yoksulluk Halleri: Türkiye?de Kent Yoksullarının Toplumsal Görünümleri başlıklı kitabın da editörüydü. 2001 krizi ortamında kent yoksullarını araştıran bu renkli, önemli kitap; sonuçları değerlendiren makalelerin dışında otuz dört mülâkatın bant çözümünden oluşuyordu. Ve ankete katılan insanların ?yoksulluk halleri?ni kendi dillerinden anlatımları, gerçek hayatı doğrudan doğruya kitaba taşıyordu.

Boşuna mı Okuduk ise, bant çözümlerini olduğu gibi içermiyor; ?beyaz yakalı işsizliği?nin farklı boyutlarını inceleyen on bir makaleden oluşuyor. Bulguları değerlendiren yazılarda, anket yapılan ?işsiz kişiler?in bant çözümlerinden aktarımlar sık-sık ve ana savları pekiştirmek, güçlendirmek üzere yer alıyor.

Boşuna mı Okuduk?ta doğrudan doğruya insan hikâyeleri, kişi profilleri bu yüzden yer almıyor. Bir neden, Necmi Erdoğan?ın bir yazısında ?işsizlik anlatılarında sınıf dili? ara-başlığı altında (örtülü olarak) açıklanmış. Erdoğan gösteriyor ki, kendi sorunlarını anlatan kol emekçileri ile eğitimli beyaz yakalı insanlar arasında önemli bir ?dil farkı? vardır. Kent yoksulları, işçiler, ?hallerini? kendilerini dolaysız olarak, ?ben? diyerek anlatırlar. Beyaz yakalılar ise, sorunlarını mümkün mertebe kişiselleştirmeden; (adeta başkalarından söz edercesine) ?o, siz, onlar, insanlar? gibi zamirler altına sığınarak; durumlarını ?aktarmak? yerine ?açıklamaya, çözümlemeye çalışarak? anlatmaktadırlar. Mühendis, hukukçu, bankacı, işletmeci işsizlerden veya taze kamu yönetimi mezunlarından yapılan bant çözümleri olduğu gibi sunulsaydı, ortaya çıkacak ?insan manzaraları? Yoksulluk Halleri?ndeki çarpıcı etkiyi yaratmayacaktı.

***

Araştırıcıların çözümlemeleri ve aktarımları bu boşluğu fazlasıyla doldurmaktadır. Ve Türkiye?deki ?beyaz yakalı işsizliği?nin hazin, insafsız tablosu çeşitli boyutlarıyla ortaya konulmaktadır. Birkaç örnek verelim.

Taze diplomalı işsizlerin öyküleri var. ÖSS eziyetini birkaç yıl arayla KPSS kâbusu izlemektedir. Bu kâbusun aşılması, hiçbir kapıyı otomatik olarak açmaz. Örneğin KPSS?yi geçen 350 bin kişilik bir ataması yapılmayan öğretmenler ordusu vardır. (Şubat 2010?da Başbakan, bu grubu, ?Öğretmen Olamayanlar Birliği? diye aşağılamıştır.) Şanslı çıkıp sözleşmeli, vekil öğretmenlik yapanlar okulların temizlik işlerini de üstlenmekte; anlık bir duyuruyla kapı önüne bırakılabilmektedir. Diğerleri meslek hayatlarına özel dershanelerde sigortasız, ?staj? adı altında parasız çalışarak başlayacaklardır. Beyaz yakalı isşizler arasında, proleter konumlara (örneğin inşaat işçiliğine) geçmeye en yatkın olanlar öğretmenlerdir.

Devlet kapısını aralayamayan genç mezunların uğraşı, özel sektörde ?iş arama işi? olacaktır. İnternete başvurular yanıtsız kalır. ?CV bırakmak, okyanusa şişe içinde mesaj atmaktan? farklı değildir. Torpil, aile ilişkileri, siyaset bağlantıları hayatîdir. ?Kendini pazarlama teknikleri? öğrenilecek; mülâkatlara umut bağlanacaktır. Saygın işyerlerinde aşırı sömürü mekanizmaları; örneğin, ?hiç para vermeden iki sene boyunca, üstelik sonunda iş garantisi de olmayan staj? gündemdedir. Yüksek lisansa yönelip, öğrenciliği uzatmak? Umutlar tükendikçe baba evine kapananlar ve intihar eğilimleri?

İşlerini yitiren beyaz yakalılara gelince? İşsiz kocalar farklı tür bunalımların, uyumsuzlukların içindedir. İşsiz kalan evli kadınlar, kendilerini ?ev kadını? olarak nitelendirmeye karşı direniyorlar. Karı-koca birlikte işsiz kaldığında ve eski birikimler tükenince son çare tekrar bir önceki kuşağa sığınmaktır. Evli olmayan orta-yaş eşiğindeki işsizlerin yıllar sonra anne-baba harçlığına mahkûm kalması trajiktir?

Yüksekçe orta sınıf tüketim normlarındaki aşınmalar, ?attan inip eşeğe binmeler?; ?şirket arabalarından otobüslere geçme; yeni ayakkabı, giysi almaktan vazgeçme; kızlarını yuvadan alma; çocuğun harçlığını kesme? fazla dramatik görünmeyebilir. Ancak, bir adım ilerisi karı-kocanın ?ayda 500 lirayla geçinmeye çalışmak; masrafları sıfırlamak için evden çıkmamak; iki ay boyunca sadece makarna yemek; arada bir arkadaşlarda, ablalarda karın doyurmak? olacaktır.

***

Bu kitabı, içerdiği karanlık tablolar nedeniyle üniversite diplomaları için çaba harcayan gençlere tavsiye edemiyorum. Ancak, Türkiye toplumunun geleceği için duyarlı olan herkes için büyük önem taşıyan bir araştırmayı oluşturan, yürüten; sonuçları sunan, tartışan yazarlara teşekkür ederek?

Kitabın Künyesi
Boşuna mı Okuduk?
(Türkiye’de Beyaz Yakalı İşsizliği)
Aksu Bora, İlknur Üstün, Necmi Erdoğan, Tanıl Bora
İletişim Yayınevi / Araştırma-İnceleme Dizisi
Nisan 2011,
352 sayfa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>