Sait Faik’in büyük aşkı ve son görüşünden sonra ölümü

Sait Faik, “Aşkla alay etti” dediği Aleksandra’yı 1941 yılının ilk aylarında tanımış ve daha ilk akşamdan Aleksandra’ya aşık olmuş.

devamını okumak için tıklayınız

Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü – John Berger

Geçen zaman ve bu zamanın geçtiği mekân üzerine yazılmış bu şaşırtıcı yalınlıktaki “Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü” adlı kitap, John Berger’ın bir yazar olarak yaşamı hakkında en çok ipucu taşıyan kitabıdır: Berger’i Berger yapan o ilgili dikkat, görünür dünyaya, arkadaşlara, hayattakilere ve ölmüşlere, dile ve yaratıcılığa yönelen dikkat, dünyaya duyduğu derin sevgi, bizce en yoğun ifadesini bu kitapta buluyor.

devamını okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin bir gün kurarsam dediği radikal ve sosyalist bir derneğin amblemi ve hikayesi

Yolda bir posta istasyonunda Dostoyevskiler, o günlere özgü gösterişli bir üniforma giymiş, başında beyaz sarı ve yeşil sorgucu rüzgarda uçuşan, üç köşeli şapkasıyla resmi bir ulağın yıldırım gibi geldiğini gördüler.

devamını okumak için tıklayınız

Dostoyevski ‘yi anlatan en iyi 7 biyografi kitabı

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (d. 11 Kasım 1821, Moskova – ö. 9 Şubat 1881, Peterburg), Rus roman yazarı.
Dostoyevski ‘yi anlatan en iyi 7 biyografi kitabı:

devamını okumak için tıklayınız

Kendi Çağından Bizim Çağımıza Sigmund Freud – Elisabeth Roudinesco

kendi-cagindan-bizim-cagimiza-sigmund-freudFreud’un yaşamı değişik yazarlarca defalarca ele alındı, yapıtının her satırı farklı şekillerde yorumlandı. Aşırı övgü ya da nefret içeren yazılarla, bilimsel çalışmalarla, yenilikçi yorumlarla ve haddini aşan beyanlarla geçen yılların ardından, bugün hâlâ Freud’un kim olduğunu anlamakta güçlük çektiğimiz bir gerçek. Bunca yorum, fantezi, efsane ve söylenti fazlalığı, düşünürün kendi çağındaki ve bizim çağımızdaki paradoksal yazgısının üzerini örter hale geldi.

devamını okumak için tıklayınız

Takipçi – Julio Cortázar

takipci“Hiçbir şey olmamasının korkunç olduğunun farkında mısın?”
Julio Cortázar’ın caz müziğin ölümsüz isimlerinden Charlie Parker’a adadığı Takipçi öyküsü, iç içe geçmiş olayların, son hız yuvarlanan yaşamların, biriken sıkıntıların ortasında, yaşantısına katlanmakta zorlanan bir cazcının hikâyesini ele alıyor.

devamını okumak için tıklayınız

Laserin Hikayesi : Bir Bilimcinin Maceraları – Charles H. Townes

laserin hikayesiBu kitap, laser hakkında bir popüler bilim kitabı olmaktan daha fazlası; yirminci yüzyılın en büyük keşiflerinden ve icatlarından birini yapan bir bilimcinin otobiyografisidir. 1964 yılında Nikolai Basov ve Alexander Prokhorov ile birlikte Nobel Fizik Ödülü’nü alan Charles H. Townes’in hikâyesi, alışılmadık bir bilimsel kariyeri içeriyor. Laserin hikâyesini kendi hikâyesiyle birlikte anlatmayı özellikle tercih etmiş, bunun sebebi de artık çağımızda bilim ve teknolojinin gelişiminin, insan ilişkilerine ve karşılıklı etkileşimlere sıkı sıkıya bağlı olması.

devamını okumak için tıklayınız

“Dostoyevski’ye ölüm cezası verilmiştir.” 22 Aralık 1849

dostoyevskiDarağacı
21 Aralık 1849, tutukluların kendilerine verilen cezadan henüz haberleri yoktur. Artık sorguya çekilmiyorlar. Her çeşit kesin bildiri yasaktır. Yakında bırakacaklar mı acaba?
22 Aralık, sabahın saat altısına doğru genç adamlar, gittik­çe yaklaşan bir uğultuyla uyandılar. Emirler. Ökçelerin şakırtıları.
Bir bacağa çarpan kılıç kınının çınlaması. Kilit içinde bir anahtar dönüyor. Kapı açılıyor. Bir jandarma subayıyla, cezaevi müfettişi hücreye giriyorlar, tutuklulara sivil giysilerini veriyorlar.
Sonra “Petraçevskiciler” birer birer çıkış kapısına doğ­ru götürülüyorlar.

devamını okumak için tıklayınız

Aşık Ali İzzet Özkan hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Aşık Ali İzzet ÖzkanAŞIK ALİ İZZET ÖZKAN

1902 Sivas/Şarkışla/Höyük doğumlu.Baba adı; Musa Ana adı;Kamer. Dedesi Palabıyık Mustafa isimli bir aşık. İğdecikli aşık Veli de annesinin akrabası. Babası köy muhtarı. Evli (iki kez) Birinci evliliğinden yedi çocuk babası. İkinci evliliğinden üç çocuk babası. Kırk torunu var.

devamını okumak için tıklayınız

Ali Nesin: Matematik Köyü’nün Delisi – Aslıhan Lodi

Matematik Köyünün Delisi“Babam hep masallar anlatırdı. O kadar güzel anlatırdı ki… Aynı masalı kırk defa dinlemekten sıkılmazdık. Babamdan dinleyince, en basit konunun bile büyüsüne kapılırdınız. Ama çok zamanı yoktu; hep para kazanmak zorundaydı, çalışmalıydı, sürekli de çalışıyordu zaten. Geceleri ona yalvarırdık ‘Bize masal anlat’ diye, dayanamaz anlatırdı.” “Hayatımda kendimi yanında en rahat hissettiğim kişi babamdır. Beni anlar, kusurlarımı bağışlar, beni koşulsuz sever… Daha ne olsun? Öldüğünde hayatımda büyük bir boşluk oldu. Ölümünü hâlâ tam olarak kabullenmiş olduğumu söyleyemem. Ama galiba bir oğul, babası öldükten sonra gerçek anlamda büyüyor. Babam öldükten sonra kendimi yalnız ve savunmasız hissettim. Kendi başıma kalmıştım. Artık düşüncelerine güvendiğim, en uçuk düşüncelerimi sınadığım, her türlü sorunun üstesinden gelen kişi yoktu.”

devamını okumak için tıklayınız

Sağ Ol Yaşar Kemal! – Zafer Köse

Yunus’la, Karacaoğlan’la, Pir Sultan’la… Yaşar Kemal’le on yıllar boyunca yaşanan böylesine derinlikli bir ilişki sonucunda ortaya çıkıyor, Livaneli’nin kitabı.


İKİ SEVGİLİ, BİR ROMANCI

yaşar kemal, livaneliSonunda yemin töreni denen şey yapılıyor ve genç adam askeri birliğin kapısında sevgilisiyle buluşuyor. İlk kez yaşadığı 30 günlük hasretle kucaklıyor onu. Her molada, her zorlukta bu sıcaklığın hayalini yaşamıştı. Bir de gelirken yarım kalan kitaptaki atmosferi, acıları, umudu. Yer Demir Gök Bakır romanının anlatımı, dili nasıl da çağırıyor! İşte koşarcasına yürüyor. Hem de sevdiğiyle, el ele!

devamını okumak için tıklayınız

Her Şeye ve Herkese Karşı Lacan

Her Şeye ve Herkese Karşı LacanYirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden olan psikanalist Jacques Lacan, 1930’lardan başlayarak ün kazanmış, Fransız düşüncesi üzerine etkisini ise en çok 1950-75 arasında göstermişti. Lacan, demokratik toplumların mümkün tek ufkunun, insanın karmaşıklığının bütün yanlarını anlamayı sağlayacak tek görüşün, Freud’un çıkışı olduğunu inatla savundu. Freud’un diğer mirasçılarından, psikanalizi klinik bir sınıflandırma toplamı olarak gören ve buna indirgeyen her türlü görüşe karşı mesafeli olmasıyla ayrılıyordu. Lacan felsefi düşünceyi Freud’un yazdıklarına yeniden katarak, psikanalizi felsefe tarihi içerisine yerleştirdi. Sonrasında psikanalizi felsefeye karşı bir panzehir, bir “anti-felsefe” olarak düşündü. Eski Yunan trajedisinin yanı sıra Marquis de Sade’ın yazılarını da seferber ederek Auschwitz mirasını Freudcu tarzda ele alan, olayın korkunçluğunu gösteren tek psikanalist düşünür de o oldu.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro