Category Archives: Biyografiler

Troçki ve Stalin arasındaki rekabet: ‘balık türlerinin araştırılması’

stalin, troçkiLenin Balığı’nın patenti kimde?
Kızılordu kurucusu olarak anılan Lev Troçki, tartışmasız bir biçimde Sovyetler Birliği’nin ikinci adamı olarak anılır. Ancak Lenin’in ölümünün ardından Stalin’le girdiği iktidar mücadelesini kaybederek ülkesini terk etmek zorunda bırakılır.

Dostoyevski’nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın içyüzü – E. H. Carr

Dostoyevski’nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın ana hatları iyice bilinmektedir; ayrıntılardaki belirsizlikler ise güvenilemeyecek belgelerin çokluğundan gelmektedir. Bu olaya adı karışanlar -bunların çoğunun Soruşturma Komisyonu?ndaki yazılı ifadeleri bilinmektedir- komisyonun bildiğine inandıkları konularda aşırı bir açık sözlülük göstermişler, saklayabileceklerini ümit ettikleri konularda ise ustaca yalanlar söylemişlerdir. Komisyonun ve suçluları yargılayan askerî mahkemenin resmî tutanaklarından, önemsiz şeyler üstünde ısrarla durulduğu, isnat edilen suçun

Sabahattin Ali’nin sevdiği şairler ve yazarlar

Okuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatının günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı donemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da Çok iyi bilen Sabahattin Ali’nin beğendiği, sevdiği şair ve yazarlar oldukça geniş bir yelpazededir. Kendisiyle yapılan anketlerde de sık sorulan sorulardan biri beğendiği şair ve yazarların kim olduğudur.

Yaşamım en güzel şiirimdir – Can Yücel

 “Bir kez gözaltındayken Hayatını anlat dediler, bir başladım, nasıl susturacaklarını bilemediler, sonunda ol git deyip kovdular. Yaşamını en güzel şiiri olarak niteleyen Can Yücel, yaşadıklarını, düşündüklerini yine kendi üslubuyla anlatıyor:
“İlkokul üçteyim. Küçücük çocuk. Boğaziçi okulunda okurdum. Evden yolladılar. Leyli yollandım. Hem aynı şehirde oturacaksın, hem de okula leyli yollanacaksın. Çok bozuldum, çok üzüldüm. Evde ikiz kardeşimle kavga ediyorum diye yollandım. Benimsemedim. Herşeyi benimsemediğim gibi Futbol vardı, futbol oynuyordum.

Metin Altıok, giderken masaya kendi resmini çizdiği bir kağıt bırakır; eşine döner, Yandığımın resmidir der

metin_altıokBergamalı Melahat Moral ve Süleyman Altıok’un ilk çocukları olan Metin Altıok, 1941 yılında, İzmir Karşıyaka’nın Alaybey mahallesinde doğar. Orta halli insanların yaşadığı, sahilinde çay bahçeleri, balıkçı tekneleri olan, içinden bir de tren yolu geçen Alaybey de eski bir Rum evinde oturur aile.
Vaktiyle arka tarafındaki Rum kilisesinin papazının kaldığı bu evin büyük bir bahçesi vardır, içinde türlü çeşit meyve ağaçları… Bahçedeki kuyunun serinliğinde korunur yemekler. İçinde hazine olduğu rivayet edilen bu kuyu, Metin Altıok ve kızkardeşi Meral Altıok için, çocukluğun ilk gizemlerinden biridir.

“Bizim intikâmımız çocuklarımızın atacağı kahkahalar olacak.”

Bobby Sands2Yazı tahmin ettiğimden uzun ve biraz da detaylı oldu. Ama tasavvur ettiğimden fazlası yazıya dönüştü. Ama hâlâ da eksik geliyor. Derlemenin ana kaynağını Yordam Kitap’tan basımı yapılan, Denis O’Hearn’ın yıllar yıllı araştırması, okuması neticesinde kaleme aldığı ‘Yarım Kalmış Bir Şarkı’ kitabı oluşturuyor. Bobby Sands’ın hayatının ve mücadelesinin yanında Bobby’nin arkadaşlarının ve de ailesinin de oldukça katkıda bulundukları bu kitabı okumanızı öneririm. Kitapta aşağıda yazılı olanlardan daha fazlasını ve yaşanılan duyguların kolay aktarımını bulabilirsinz. Bilinmeyenleri bizlere hazırlayıp sundukları için Denis O’Hearn’a, Yordam Kitap’a, Hayri Erdoğan’a teşekkürlerimi sunamk istiyorum. Bunun yanında bir kaç çeviri ile tutuğum notlardan ve de Bobby Sands’in günlerce cezaevi görevlilerinden saklayarak, tuvalet kağıdına yazıp dışarı gizlice gönderdiği ‘Hücremde Bir Gün’ kitabını da kaynak olarak kullandım.

Ressam Remzi Raşa Anısına, Hayat Renk Işık – Adil Okay

remzi-istanbul-da (2)1928 Kırıkhan – Antakya doğumlu ressam REMZİ RAŞA’yı kaybettik.

29 haziran’da 50 yıldır yaşadığı Paris’te hayatını kayebden Raşa, 31 temmuz 2015’te Monmarte mezarlığında toprağa verildi. Raşa, Fikret Mualla kuşağındandı. Dünyanın birçok yerinde sergiler açmış bir gönüllü sürgündü. Onun hakkında –sağlığında- bir kitap yayınlayan M. Şehmus Güzel ile atölyesini ziyaret etmiş ve uzun uzun sohbet etmiştik. Daha sonar Güzel’in “Remzi: Hayat Renk Işık” adlı kitap hakkında bir yazı yazmıştım. Kitabın kapak fotoğrafını dab en çekmiştim. Remzi Raşa’yı saygıyla anıyor ve sözünü ettiğim yazıyı yeniden paylaşıyorum.

Aydınlanmanın Devrimci Eğitimcisi : Tevfik Fikret – Müslüm Kabadayı

tevfik_fikretEğitimciler vardır, insanın bilimsel merakının ve özgür düşünme gücünün önüne vurulan seddi yıkarlar. Farklı özgürlük anlayışları olmakla birlikte aydınlanma döneminin düşünürleri arasında köleci-feodal eğitim uygulamalarına karşı “özgür eğitim” için kafa yoran, mücadele eden eğitimciler var. Kapitalizmin yarattığı derin eşitsizliğe, yoksulluğa ve cehalete karşı farklı denemelere, uygulamalara girişen “ütopik sosyalist eğitimciler” söz konusudur, Robert Owen gibi. Tevfik Fikret ise bu deneyimlerden haberdar olmakla birlikte kendine özgü önermeyle eğitim anlayışını hem şiirlerinde işlemiştir hem de çalıştığı okullarda uygulamaya çalışmıştır. Onun 48 yıllık yaşam hikayesi dikkatle okunduğunda, yaşamındaki evrelerin ve kişiliğini oluşturan olguların şiirlerine, resimlerine derinlemesine yansıdığı anlaşılır. 26 yıllık öğretmenlik deneyimine bakıldığında ise devrimci ve mücadeleci bir kişilik sergilediği görülür.

Remzi Raşa – M. Şehmus Güzel

remzi-istanbul-da (2)Remzi direndi. Ölümle mücadelesini son anına kadar sürdürdü. Kendisine ayrılan zaman dilimini hakkıyla doldurdu ve aramızdan tebessümünü eksik etmeden çığlıklar atarak ayrıldı. Son birkaç yılda Paris’te yitirdiğimiz değerlerimize biri daha katıldı. Hayat böyle işte. Sıkıntılı da olsa, sonunda hepimizi bekleyen ölüm de olsa yaşanmaya değer. Remzi gibi bir ressam için ölüm mümkün mü? Herhalde değil çünkü hakikaten son derece yetkin ve kalıcı eserler bıraktı. Onu daha uzun yıllar hatırlayacağız mutlaka.

Dostoyevski, içeriden yaşamadıkça bir hiçtir

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ’den ve onun iç dünyamız için taşıdığı anlamdan layıkıyla söz etmek zor ve sorumluluk gerektiren bir şeydir; çünkü bu benzersiz cesamet ve güç, yeni bir ölçü ister.

İlk yaklaştığında kendi içinde bütün bir eser, bir yazar bulacağı yanılgısına kapılır insan; fakat sınırsız bir şey, kendi yörüngelerinde dönen yıldızlarıyla, gök kubbelerinin bambaşka müziğiyle bir evren keşfeder. Bu âleme sonuna kadar nüfuz edebileceğine dair cesaretini yitirir akıl: İlk fark edilen, büyüsünün fazlasıyla yabancı olduğu, fikrinin sonsuzluğa doğru fazlasıyla geniş olarak kümelendiğidir; iletisi, ruhun bu yeni gök kubbede, yurdunun göklerinde olduğu gibi bir anda bulup çıkaramayacağı kadar yabancıdır.

Ölüm, her yerdedir ve Montaigne onu yatakta değil, at sırtında karşılamak ister

montaigne22 Haziran 1580’de, on yıl sürmüş gönüllü bir iç sürgünün ardından —zaten hayatı boyunca gönüllü yapmadığı hiçbir şey olmamıştır- kırk sekiz yaşındaki Montaigne, kendisini neredeyse iki yıl boyunca karısından, kulesinden, vatanından ve çalışmalarından, kısacası kendisinin dışında her şeyden uzaklaştıracak olan uzun bir yolculuğa çıkar.

Bu, maviliklere açılan bir yolculuktur; sırf yolculuk için, daha iyi deyişle yolculuğun zevki uğruna yapılan bir yolculuktur. O zamana kadar Montaigne’in yolculukları mahkemenin, sarayın isteğiyle ya da işler gereği yapılmış, yarı görev yolculukları niteliğini taşımıştır. Bunlar, daha çok gezintiler olmuştur – şimdiki ise gerçek bir yolculuktur; hedefi ise Montaigne’in sonrasız hedefinden, yani kendini bulma hedefinden başkası değildir.

%60’ını aptal olarak gördüğü bir halka, Aziz Nesin neden sıkı sıkıya bağlıdır?

aziz nesinYüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Zübük, Gol Kralı, Vatan Sağolsun, Toros Canavarı… Yazdığı her öykü, her roman sanki Türkiye’nin bir fotoğrafı. Evet Aziz Nesin’den bahsediyoruz. Bugün Aziz Nesin olmadan geçen 20. yılı geride bıraktık. Peki Aziz Nesin’in son günleri, vasiyeti ve toplumumuz için gerçek tespitleri neydi? İşte size Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin!