Puşkin’i nasıl anlatmalı? – Ataol Behramoğlu

puşkinYapıtlarının tümünü asıllarından ve birçok kez okuduğum, Türkçede iki kalın cilt tutan anlatı (roman-öykü) türünde yapıtlarını birkaç yıl emek vererek dilimize çevirdiğim, yani üstünde yoğun biçimde kafa yorduğum Aleksandr Puşkin üstüne yazmak bana her zaman güç gelmiştir… Rus edebiyatının herhangi bir baş­ka yazarı üstüne, Gogol, Dostoyevski, Turgenyev, Çehov, Tolstoy vb. konusunda sanki daha kolaylıkla yazılabilirmiş duygusu var içimde… Onların yaşam süreçlerini ve yapıtlarındaki ana özellikleri bir tanıtma yazısı içinde özetlemek sanki daha kolay… Nereden geliyor bu duygu? Söz konusu yazarlar Puşkin’den daha mı az de­ğerliler? Hiç kuşkusuz, söylenemez böyle bir şey… Ondan daha mı az yazmışlar, ya da daha mı az yoğun yaşamışlar? Böyle bir şey de söz konusu değil… Yukarda adını ettiğim yazarların her birinin toplu yapıtları Puşkin’inkinden daha çok sayfa tutar. Ve her birinin ya­şamı, Puşkin’inkinden daha az yoğun ya da trajik değildir. Öyleyse Puşkin üstüne konuşma zorluğu nereden kaynaklanıyor?

devamını okumak için tıklayınız

Kafka’da kişilik ve işçi sınıfı

KafkaKİŞİLİK VE İŞÇİ SINIFI
Çağımız insanının temel sorunu, yani yabancılaş­mayı aşmak için birey ile toplumun, Ben ile dış dünyanın birleştirilmesi, Kafka’nm yapıtlarının çekirde­ğini oluşturur. Bir toplum teki niteliğiyle, umutsuz bir bireysel başkaldırıyla yabancılaşmış bir dünyanın kar­şısına dikilmek değil, bir yere alınabilmek, bir topluma ait olmak, böylece de korkudan, yalnızlıktan kurtulmak, Kafka’nm yıkılması olanaksız tutkusudur. Milena’ya yazdığına göre «her şeyi kapsamına alan» korkusu, «belki yalnızca korku değildir, korku uyandırı­cı ne varsa tümünden güçlü olan bir şeye duyulan özlemdir…»

devamını okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın annesi ve babası

Cemal-SureyaANNE
Annem çok küçükken öldü
Beni öp, sonra doğur beni

Cemal Süreya’nın annesi Gülbeyaz, Erzincan’ın Karatuş köyünden, kara kaşlı, kara gözlü bir Zaza kızı. Öylesine beyaz tenli ki, nüfusta Güllü olarak kayıtlı olduğu halde yakın çevresindeki adı, Beyaz. Annesini çok küçükken kaybetmiş, babası Çanakkale’de şehit düşmüş; onu ve erkek kardeşini amcası büyütmüş.

devamını okumak için tıklayınız

Shakespeare Hakkında Bilmediğiniz 9 Şey

shakespeareShakespeare Hakkında Bilmediğiniz 9 Şey:

1. Shakespeare’in babası ‘bira gurmesi’ gibi birbirinden farklı birçok işte çalıştı
Bir çiftçinin oğlu olan Shakespeare’in babası John Shakespeare, 1551’de Stratford kentine geldiğinde birçok işte çalıştı. Deri, yün, malt ve mısır satan John uzun süre farklı alanlarda esnaflık yaptı. 1556 yılında ekmek ve malt likörü teftişinden sorumlu ‘bira gurmesi’ olarak atandı. 1557 aristokrat bir ailenin kızı olan Mary Arden’la evlendiğinde sosyal statüsü de arttı. John bir süre sonra da Stratford’un belediye başkanı olarak göreve başladı.

devamını okumak için tıklayınız

Ahmet Oktay: Halide Edip, Benerci’yi bir başyapıt, Nazım ’ı da dahi olarak nitelemiştir

ahmet oktay

NAZIM’A VE ŞİİRİNE DAİR
Yeniden yurttaşlığa alınmasını sağlamak amacıyla yapılan girişimlerle çeşitli etkinlikler ve Milliyet’le yayınlanmaya baş­layan Vera’nın Anıları, kamuoyunda Nazım Hikmet’i yeniden popüler bir ad haline getirdi. Nazım Hikmet’in yurttaşlık, sorununu sağlığında fazla ciddiye aldığını sanmıyorum. Çünkü, kendisine yurttaşlık belgesini nüfus memurluğunun ya da daha başka bir makamın değil, doğrudan doğruya Türkçe’nin verdiğini biliyordu.
Nazım Hikmet’i bu yüzden yurttaşlıktan çıkarabilecek ya da Türkçe’den sürebilecek hiçbir güç yoktur.

devamını okumak için tıklayınız

Lenin: Tolstoy ve İşçi sınıfının mücadelesi

TolstoyTOLSTOY VE İŞÇi SINIFININ MÜCADELESi
Tolstoy egemen sınıfları olağanüstü bir güç ve içtenlikle yermiş ; günümüz toplumunun ayakta durmasına yardım eden kilise, adalet, militarizm, «yasal» evlilik, burjuva bilimi gibi tüm kurumların iç yalanını çarpıcı bir biçimde belgelemiştir. Böyle olmakla birlikte, Tolstoy’un öğretisi, yaşamla, emekle ve bugünkü düzenin mezar kazıcısı durumunda bulunan işçi sınıfının mücadelesiyle tam bir uyuşmazlık halindedir.
Peki ama, Leon Tolstoy’un öğütlerinin yansıttığı görüş hangi görüştür? Bugünkü yaşamın efendilerinden öteden beri nefret eden, ancak, bu efendilere karşı girişilecek bilinçli ve tutarlı mücadeleye, sonuna kadar ve amansızca sürdürülecek kavgaya henüz ulaşmamış olan o Rus halk yığınları, o milyonlarca insan Tolstoy’un ağzı ile konuşuyorlardı.

devamını okumak için tıklayınız

Akira Kurosawa’nın En Sevdiği 100 Film!

akira kurosawaAkira Kurosava (23 Mart, 1910 – 6 Eylül, 1998) Japon film yönetmeni, film yapımcısı, senarist ve kurgucu. 57 senelik kariyerinde 30 film yöneten Kurosawa, sinema tarihinin en önemli ve etkileyici yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir.

Akira Kurosawa’nın, sinema tarihinde favori 100 filmi:

devamını okumak için tıklayınız

Furuğ Ferruhzad’ın Tutsaklık üzerine 5 şiiri

furuğ_ferruhzadFuruğ Ferruhzad, 5 Ocak ı935’te Tahran’da, asker bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. ı6 yaşında, Tahran’ın ünlü simalarından Perviz Şapur’la evlendi, iki yıl sonra da oğlu Kamyar doğdu. ı954’te dönemin koşullarında gözüpek sayılabilecek bir karar alarak kocasından boşandı ve oğlunu bir daha göremedi. Bu olay yaşamının en büyük trajedisine dönüştü. Kadın kimliğini yok eden her kurala, ataerkil bakışa karşı çıkarak şiire sığındı, başkaldırısını şiirle dillendirdi. Şiirin yanı sıra sinema ve tiyatroyla da ilgilendi, resim yaptı, gazetelerde editör olarak çalıştı. Tutsak, Duvar ve İ9an adlı şiir kitaplarının ardından, ı963’te yayınlanan Yeniden Doğuş, Furuğ’un şiirinde bir dönüm noktası oluşturdu.

devamını okumak için tıklayınız

Albert Camus ve Edebiyata Yön Veren Kitapları

Albert Camus20. yüzyılda Fransa’ya ve dünya düşünce yaşamına damgasını vurmuş sayılı birkaç aydından biridir Albert Camus. Düşünce dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu, davranışı, yaşamıyla çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Albert Camus’un yüzyılımızda.

Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır, fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir varoluşçu ya da absürdist olarak tanımlamaz.

devamını okumak için tıklayınız

Ünlü Ressamların Hayatını Konu Alan 10 Film

Van GoghDünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmler:

devamını okumak için tıklayınız

Orhan Kemal: Sait Faik ile zaman zaman canciğerdik. Zaman zaman, çünkü belli olmazdı.

orhan kemal - sait faik
Orhan Kemal ve Sait Faik, Burgaz’da

SAiT ÜZERiNE …
Dostluğumuzun öyle on beş, yirmi yıllık geçmişi olmamakla beraber, diyebilirim ki zaman zaman canciğerdik. Zaman zaman, çünkü belli olmazdı. Takışı­verir, birbirimizi kıyasıya iğneler, günler, haftalarca konuşmazdık. Yolumu değiştirdiğim, aynı işi onun yaptığı da olurdu. Böyle günlerden bir gün, Parmakkapı’da yüzyü­ze geliverdik. Bu o kadar ani oluvermişti ki , ne benim, ne de onun yolumuzu değiştirivermemize vakit kalmamıştı.

devamını okumak için tıklayınız

Kapital’in mezata düşen Marx imzalı kopyası ve ‘özel’ hikâyesi

karl marx“Kapital”in Karl Marx tarafından imzalı ilk kopyası, 120 bin paund (yaklaşık 520 bin TL) açılış fiyatıyla mezata çıkacak. Kitap Karl Marx’ın, iyi günlerinde “en eski arkadaşım ve yandaşım”, sonra ise “katışıksız bir hain” olarak tanımladığı Johann Georg Eccarius adına imzalı.
Marx’ın ölümüne dek gördüğü bu ilk Almanca baskının kopyalarına nadir olarak rastlanıyor. Marx’ın imzası 18 Eylül 1867, yani kitabın yayımlanmasından tam olarak dört gün sonra olarak tarihlendirilmiş. Terzi Johann Georg Eccarius, Marx’ın bir dönem yakın arkadaşı olmasının yanı sıra, daha sonra Komünist Birlik’e evrilecek olan Adalet Birliği (League of the Just) üyesiydi.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro