Category Archives: Biyografiler

Turhan Oğuzbaş hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Turhan Oğuzbaş(Turhan Ragıp Oğuzbaş)
14.03.1933 Mersin / Tarsus doğumlu.Baba Adı; Mehmet Ana Adı; Habibe, evli,bir çocuk babası. Reklamcı, Gazeteci, Avukat, Müşavir, Şair.
ÇALIŞMA HAYATI;
İlk Okulu Mersin İsmet paşa ilk Okulu?nda (1941-1946),Orta Okulu Mersin Lisesi Orta Kısmında (1946-1949) bitirdi. 01.05.1954 ? 30.04.1955 tarihleri arasında askerliğini,Gelibolu 42.Piyade Alayı?nda yedek subay

Bu Toprağın Sesi: Ümit Kaftancıoğlu – M.Utku Şentürk

Ümit KaftancıoğluBundan 34 yıl önce faşistler tarafından katledilen ve aynı toprağın çocuğu olmaktan gurur duyduğum Ümit Kaftancıoğlu, 1935 yılında Ardahan?ın Hanak ilçesine bağlı Koyunpınar köyünde, yedi çocuklu yoksul bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Gerçek adı Garip Tatar?dır.

Çocukluğu Dede Korkut boylarının zengin anlatım geleneği içerisinde, halk âşıklarının, söz sohbet bilenlerin dizinin dibinde destan, masal, türkü, efsane dinleyerek geçti. İlkokulu kendi köyünde okuyan Kaftancıoğlu, Cılavuz Köy Enstitüsü?nü bitirdikten sonra

Hermann Hesse’nin Nobel konuşması: “Savaşlara, işgallere ve ilhaklara karşı nefret ve uzlaşmaz bir husumet duyuyorsam,…”

Hermann HesseHermann Hesse, ödül aldığı 1946 yılında rahatsızlığı nedeniyle törene katılamamış, okunması için bir mesaj göndermişti. İşte, İsviçreli Bakan Henry Vallotton’ın okuduğu o mesaj:
Şöleninize en içten tebriklerimi ve saygılarımı sunarken, konuğunuz olamamaktan ve sizlere bizzat teşekkür edememekten duyduğum üzüntüyü dile getirmek istiyorum. Sağlık konusunda hep hassas bir yapım olmuştur; özellikle 1933 yılında itibaren yaşanan acıların üzerimde yarattığı

145. yıldönümünde halk ozanı Hovhannes Tumanyan

Kuşaktan kuşağa aktarılmış geleneksel masal, efsane ve şiirleri ile değil, güçlü kişiliği ve siyasi duruşu da Ermeni kültüründe derin izler bırakan Tumanyan, bu yıl 145. doğum yıldönümü ile bir kez daha Ermenicenin konuşulduğu bütün coğrafyalarda çeşitli etkinliklerle anılıyor.

Ulusların tarihinde kimi olağanüstü dönemler, olağanüstü özelliklerle donanmış sanatçıların doğmasına yol açabilir. Hovhannes Tumanyan?ın da yaşadığı 1869-1923 yılları Ermeni tarihinin en çalkantılı dönemlerine tanıklık eder.

Tomris Uyar ve Turgut Uyar?ın aile arşivinden fotoğraflar

Tomris ve Turgut Uyar?ın oğlu Hayri Turgut Uyar tarafından dijital ortama aktarılan arşiv fotoğrafları.

Giordano Bruno – Celal Üster “Beni ölüme yollarken siz benden daha çok korkuyorsunuz”

Kimileri ölümsüzlük peşindedir, kimileri de ölümsüz bir bellek. 16. yüzyıl sonlarında, Venedik’in genç soylularından Giovanni Mocenigo, her şeyi anımsamasını sağlayacak çok güçlü bir belleğe sahip olmak için yanıp tutuşmaktadır. Anımsama sanatı konusundaki ününü duyduğu Giordano Bruno’yu Venedik’teki malikânesine çağırır ve kendisine ‘bellek dersleri’ vermesini ister. Ama ölümsüz bir bellek de ölümsüzlük kadar tehlikelidir o dönemde. Aslında, Bruno’nun anımsama yetileri,

Sevmek üzerine – Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Abasıyanık?(?)

Her yerde belki yaşamadan yaşadım. Bir evde doğdum. Komşuda esmer bir kız sevdim. Sabahleyin uyandığım zaman onun belirsiz hayaliyle uyanırdım. İçimde o vardı. Nereye gidersem beraber giderdi. İşimde karşımdaydı. Onu akşamleyin komşu kızlarıyla kapı önünde gördüğüm zaman; ne vakit bütün mahrumiyetlerine, kederine, sevincine, derdine, dertsizliğine katılacağımı; onunla nasıl beraber üzüleceğimi, sonra nasıl gülüşeceğimizi,

Gökyüzü gibi herkesindi şiiri: Bedri Rahmi Eyüboğlu

Resim ve şiirleriyle tanınan Eyüboğlu, yozlaştırılan günümüz sanatında, geçmişin yitirilmiş ve rafa kalkmış tartışmalarından sıyrılıp, hâlâ kendine yer buluyor.
?Öyle bir sanat ki, onu hiçbir sınır durduramasın, gümrük kapılarında sürünmesin, mabed eşiklerinde aşınmasın, kütüphanelerin raflarında beklemesin.??

Mavi gezi bir ağaçtır/Dalları deniz./Mavi gezi bir bahçedir/Gülleri deniz./Mavi gezi bir gelindir/Telleri deniz./Mavi gezi bir beşiktir/Bebeği deniz.

Andre Breton ‘dan şiirler… “Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Yüreği yoktur umutsuzluğun…”

Andre BretonAndre Breton; 1924 yılında Sürrealist Manifesto’yu yazarak Gerçeküstücü akımın kurucusu, ”Gerçeküstücü Devrim” dergisinin editörü, Cezayir’deki Fransız sömürgeciliğine karşı ”121’in Manifestosu”nu kaleme alan, “Manyetik Çayırlar”, ”Çılgın Aşk” ve ”Nadja” gerçeküstücü başyapıtların yazarıdır.

Olmak
Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Kanadı yok
umutsuzluğun, akşam vakti deniz kıyısında bir taraçada,
toplanmış bir sofrada kalayım demiyor. Umutsuzluk bu, o bir

Sabahattin Ali’nin soyadını alma öyküsü

Haziran 1934?te yürürlüğe giren Soyadı Kanunu gereği herkesin kendisine soyadı seçtiği günlerde Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı?ya gönderdiği mektubunda şöyle yazmaktadır: “Yeni isim aldın mı? Benim almak istediğim isim Kubaşır?dır. Kubaşmak kelimesinden geliyor. Orta Anadolu?da çok kullanılır. Tarama dergisine bak… Manasını nasıl bulacaksın?? Sabahattin Ali, ortaklaşa iş yapma anlamına gelen ?kubaşmak? sözcüğünü kendisine soyadı olarak beğense de bu düşüncesinden belli ki vazgeçmiştir.
Sabahattin Ali’nin annesi ve kardeşleri

Lev Tolstoy, Dickens ve Balzac için ne dedi?

?Dickens çok akıllıca bir laf etmiş: ?Hayat bize son dakikaya dek cesaretle korunmak koşuluyla verilmiştir/ Dickens, içli, çenesi düşük bir yazardır, pek de akıllı sayılmaz. Bununla birlikte romanlarını herkesten ve kuşkusuz Balzac?tan da daha iyi kurmayı başarmıştır.

Birisi şöyle demiş: ?Pek çok kişi kitap yazma ihtirasına kapılmıştır, ancak pek az kişi daha sonra

Eserleriyle Çarlık Rusya’sını bir doktorun hastalığı teşhis etmesi gibi anlatan yazar, Anton Pavloviç Çehov

“Sanırım Anton Çehov’la karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı… Çehov hayatı boyunca hep kendi ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı; her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan beklediklerine hiç aldırmadı… Bu güzel yalınlığın içinde, kendisi de yalın, gerçek ve içten olan her şeyi sevdi ve kendine özgü bir güçle başkalarına da yalın olmayı öğretti.” Maksim Gorki

Lev Tolstoy, Andersen ve masalları için ne dedi?

?Marko Vovçek?in çevirisiyle yayınlandığı zaman, bu masalları anlamamıştım. On yıl kadar sonra ise bu küçük kitabı alıp okudum ve Andersen?in çok yalnız bir adam olduğunu bir anda bütün açıklığıyla hissettim. Çok yalnız. Hayatını bilmiyorum; herhalde serserice bir yaşam sürüyor, çok geziyordu. Bu da onun yalnız olduğu konusundaki hislerimi kanıtlar. Bu yüzden

Honoré de Balzac’ın günlük çalışma rutini

Balzac?ın yazma programı acımasızcaydı: Akşam 18:00?de hafif bir yemekten sonra yatmaya giderdi. Gece 01:00?de kalkıp yedi saatlik bir süre için yazı masasına otururdu. Sabah 08:00?de doksan dakikalık bir şekerleme molası verir, sonra 09:30?dan 16:00?ya kadar fincan fincan koyu kahve eşliğinde çalışmaya devam ederdi (bir tahmine göre günde 50 fincan kahve içiyordu). Balzac 16:00?da bir yürüyüşe çıkıyor, banyo yapıyor ve günlük döngünün yeniden başlayacağı 18:00?e kadar ziyaretçileri kabul ediyordu.

Pablo Neruda’nın Nobel konuşması: “Şiir, kan ve karanlıkla yazılır”

Pablo NerudaPablo Neruda’nın ödül aldığı 1971 yılında yaptığı konuşma:

Çok uzaklardan geldik biz, şimdi ardımızda kalan ve içimizde taşıdığımız uzaklardan… Başka bir dilden, birbirini seven ülkelerden geldik. Ve burada, Stockholm’de toplandık, ki bu gece dünyanın merkezi burasıdır. Kimyadan, mikroskoplardan, sibernetikten, cebirden, barometreden, şiirden kopup, burada toplandık. Laboratuvarlarımızın karanlığından, bizi onurlandıran ve gözümüzü kamaştıran bu ışıkla buluşmak için geldik. Biz ödül sahipleri için bu ışık hem neşe hem de acı kaynağıdır.