Category Archives: Biyografiler

Sabahattin Ali ‘nin kurbağaya olan ilgisi

Ayşe Sıtkı’ya yazdığı 20 Mart 1934 tarihli mektubunda, “Geçen akşam tam gurup zamanı buralarda dolaşırken bütün kurbağalar ötmeye başladılar. Hemen yolun kenarına oturdum, bunları dinlemeye başladım” diyen Sabahattin Ali’den geriye kalanlara bakarak onun kurbağalara karşı özel bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz.
Sabahattin Alinin evrakında “Kurbağa”, “Bir Serenadın Sonu”, “Kurbağaname”, “Kurbağaya Mersiye”, “Merhuma Mersiye” başlıklı kurbağa şiirleri ve “Kurbağanın Serenadı” için çizdiği kurbağa desenleri bulunmaktadır.

Aziz Nesin ‘in öldürülen Sabahattin Ali’nin eşyalarını “teşhis etme” ifadesi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ali Ertekin’in itirafına rağmen, olayı duyurmadan önce Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarını çağırarak cesedin üzerinden çıkan eşyaları göstermiş ve bunların kime ait olduğunu sorarak olayı doğrulamaya çalışmıştır. Aziz Nesin, Esat Adil’in de çağrıldığı “teşhis etme” görevini şöyle anlatmaktadır:

Balzac üzerine – Maksim Gorki

Balzac’ın yapıtlarını anımsamak benim için tıpkı boş, sıkıcı bir vadide yürüyen yolcunun bir zamanlar geçtiği verimli, güzel bir diyarı anımsaması gibi hoş bir şey.

İlk Fransız kitabını okuduğumda on üç yaşındaydım. Bu, Ed- mond Goncourt’un Zemganno Kardeşler adlı kitabıydı ve sanatçıların, kendilerine karşı düşmanca bir merak duyan, dar, ruhu çirkinleştiren bir çevrede manevi yalnızlık kaderine mahkûm insanların dokunaklı öyküsünü anlatıyordu.

Tezer Özlü ‘nün Franz Kafka ‘ya dair yazısı “Hiçbir Şeye Gücüm Yok, Acılar Dışında”

tezer özlü“Bütün evin gürültüsünün ana karargâhı olan odamda oturuyorum. Tüm kapıların vurulduğunu işitiyorum, böylece hiç değilse kapılar arasında dolaşanların ayak seslerini duymaktan kurtuluyorum, ama mutfakta açılıp kapanan fırın kapağının gürültüsünü işitiyorum. Babam odamın kapılarını sanki yararcasına gecelik elbisesini yerde sürükleyerek gelip geçiyor, bitişik odada sobanın külünü kazıyorlar, Valli ön odadan kelimesi kelimesine babamın şapkasının temizlenip temizlenmediğini soruyor, benimle dost olmaya

Hasan Hüseyin Korkmazgil hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Hasan Hüseyin Korkmazgil
04.03.1927 Sivas / Gürün doğumlu. Baba adı; Şükrü, Ana adı; Gülşan. Evli (11.06.1964) bir çocuk babası. Arapça biliyor. Öğretmen, Yazar, Şair, Ressam, Dava Vekili, Siyaset Adamı, Gazeteci, Yayın Evi Sahibi.
Kurultay ilk okulu 1933 – 1936 ( Okul üç yıllık ), Cumhuriyet, İlk Okulu 1936 – 1939, Sivas Orta Okulu ( Parasız yatılı ), 1943 – 1945 (iftihar kitabına girdi ), Adana Erkek Lisesi 1946 – 1948, Çapa Eğitim Enstitüsü 1948 – 1949 dönemi, Çapa Eğitim Yüksek Okulu oluca, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’ne nakil oldu. 1949- 1950 tarihinde Edebiyat Bölümünden mezun oldu.

Ömrünün 30 yılı akıl hastanesinde geçmiş bir kadın dahi Camille Claudel

8 Aralık 1864 yılında doğan Fransız heykeltraş ve grafik sanatçısı. Auguste Rodin ile yaşadığı fırtınalı beraberliğin ardından ölünceye kadar akıl hastanesinde kapalı kaldı.
Fransa‘nın Aisne bölgesinde doğdu. Hali vakti yerinde bir ailenin ilk çocuğuydu. Babası Louis Prosper, bankacı, annesi Louise Athanaïse Cécile Cerveaux ise oldukça varlıklı katolik bir aileden geliyordu. Camille küçükken aile, Villeneuve-sur-Fere’ye taşındı. Küçük erkek kardeşi Paul Claudel 1866 yılında burada doğdu. Küçüklüğünden beri taş ve çamurla oynama merakı, geleceğin yetenekli heykeltraşının kaderini de belirledi. Annesi hiç bir zaman kızının sanat aşkını onaylamasa da babası maddi manevi hep Camille’nin en büyük destekçisi oldu.

Sabahattin Ali’nin siyasi yazıları – Korkut Boratav

Markopaşa Yazıları ve Ötekiler derlemesindeki siyasi yazılar, Sabahattin Ali’nin Türkiye’nin tutucu akımlarına karşı 1944-1948 yıllarındaki polemiklerinden oluşuyor.

Sabahattin Ali’nin siyasi yazıları, Markopaşa Yazıları ve Ötekiler derlemesinde yer alıyor (Yapı Kredi Yayınları, 7. Baskı, 2012, Hazırlayan: Hikmet Altınkaynak). Derlemenin sonuna bu yakınlarda yitirdiğimiz Alpay Kabacalı’nın “Markopaşa Yazıları’nın Arka Planındaki Siyasal Ortam” başlıklı önemli bir incelemesi de eklenmiş.

Knut Hamsun – Sabahattin Ali

Son devir dünya edebiyatında şöhretleri kendi memleket hudutlarını aşmış ve dehâları sağken teslim edilmiş birkaç isim söylemek istenirse aklımıza evvelâ şu dört isim gelecektir:
Bernard Shaw, Rabindranath Tagore, Maksim Gorki, Knut Hamsun. Tagore, bazı zevkler için çok güzel bir şair olmasına rağmen şöhretini biraz da yabancı olmasına ve acayip bir lisan konuşmasına borçludur.
“Shaw”un ise, bütün iktidar ve ihtişamile beraber, bazan aktüaliteden çok iyi istifade eden bir muharrir olup kaldığı vakidir. Fazla nükteci ve alaycıdır, bu tabiatte olan her adam gibi alay edilmekten korkar ve yalnız bunun için, duyduğu en samimî ve yüksek şeyleri bile bazan göstermekten kaçar. Bu hislerine gem vurur.

Pablo Neruda’yı evinde bulmak

Şilili ünlü şair Pablo Neruda, “Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun,” diye yazıyordu. Neruda’nın Valparaiso bölgesinde Pasifik okyanusu manzaralı en sevdiği evi Isla Negra’yı keşfe gittiğimde bunların sadece bir kağıt üzerine yazılmış sözler olmadığını anladım.
Neruda dostlarını asla unutmazdı. Bir dostunu kaybettiğinde adını evinin barındaki kirişlerin üzerine kazıyordu. Onlarla içmeye devam edebilmek için… Neruda’nın ölümünün üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçti, ama isimler hala orada duruyor. Toplam 17 tane. Bu insanların o ortamda geceyarılarına kadar bir yandan içerken bir yandan da şiir, aşk, seyahat, politika konuştuklarını hayal etmek zor değil.

Deniz Gezmiş’in ilk kez ortaya çıkan şiiri

Deniz’in eşyaları infazından sonra siyah bir torbanın içinde babasına teslim edildi.

6/5/1972
Merkez Cezaevi

Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.