Erasmus’un Misyonu ve Yaşamının Taşıdığı Anlam

Rotterdamlı Erasmusinkara kalkışmayalım; bir zamanlar yüzyılının en parlak ve en büyük ününün taşıyıcısı olan Ratterdamlı Erasmus’un bugün neredeyse sadece adı var. Artık unutulmuş uluslarüstü bir dilde, hümanist Latince’de kaleme alınmış sayısız eserleri, el değmeksizin kitaplıklarda uyumakta; bir zamanlar ünü dünyayı tutan bu eserlerin içinden sesini zamanımızda da duyurabileni hemen hemen yok gibi. Erasmus’un kişiliği ise, güç anlaşılırlığı ve türlü çelişkileri yansıtır nitelikte oluşu yüzünden tarih sahnesinde geniş ölçüde başka devrimcilerin gerisinde kalmış.

devamını okumak için tıklayınız

Tolstoy ‘da Bunalım ve Değişim – Stefan Zweig

Tolstoy-Bir insanın hayatındaki en önemli olay, kendi benliğinin bilincine vardığı andır; bu olayın sonuçları en büyük iyiliğe de yol açabilir, en korkunç şeylere de.- (Kasım 1898)

Manevi yaratışın akışı içerisinde her tehlike bir lütuf, her engel, bir yardım ve insanı kurtarabilecek bir uyarıcıdır, çünkü bilinmeyen güçleri ortaya çıkarmak ve yenilemek için bir araçtır.

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal ‘ın Portresi – Stefan Zweig

Stendhal-Çirkinsin, ama anlamlı bir yüzün var.- (Gagnon dayıdan, genç Henri Beyle’e)

Richelieu sokağındaki küçük çatı odası alaca karanlıktı. Yazı masasının üstünde iki mum yanıyor, Stendhal öğleden beri romanı üzerinde çalışıyordu. Birdenbire kalemini elinden fırlatıyor: Bugün yeterince çalıştı. Şimdi gevşemek, dışarı çıkmak, kendisini yenilemek, insanlar arasına karışmak, karşılıklı konuşmaların coşkusu içerisinde ve kadınların arasında taze bir kuvvet bulmak ihtiyacını duyuyor.

devamını okumak için tıklayınız

Turgut Uyar Üzerine – Utkun Büyükaşık

TurgutUyarİkinci Yeni Şiirinin düşünsel yönü ağır basan en sıkı ozanıdır Turgut Uyar. Turgut Uyar’ın şiirindeki insan bir bütün olarak çağının insanını temsil eder. 13 Ekim 1957’de Pazar Postası’nda çıkan bir yazısında şöyle der:
”Şiirde ölmezi aramak boşunadır. Bir kez günü geldiğinde ölmeyen şiir, çağında da yaşamamıştır. Bununla beraber değişen çağlar, değişen şiirler ortasında insanda değişmeyeni aramak akla gelebilir.”

devamını okumak için tıklayınız

Karl Marx’ın büyük kişiliğine dair küçük ipuçları

karl marxDaha genç bir öğrenciyken babam, Karl Marx’ın ateşli bir hayranıydı. Marx’ın Londra adresini, kendisi gibi aynı öğrenci kulübünün üyesi olan Miguel’den alarak ona bir mektup yazdı. Marx bu mektuba babamı sevinçten uçuran bir yanıt verdi. Böylece aralarında yavaş yavaş· düzenli hale gelen bir yazışma başladı. Mektuplar Marx’a A. Williams adıyla gönderiliyordu; zira bu tür yazışmaları hükümet dikkatle izliyor, zarfları açıyor ve çoğu kez de yerine ulaştırmıyordu. Aynı nedenle babam mektuplarında Marx’a adıyla hitap etmiyor, ona, “Değerli ve Sevgili Arkadaşım” diyordu.

devamını okumak için tıklayınız

Şiirin Yalnız Dervişi: Yusuf Alper – Bedriye Korkankorkmaz

yolda“Acılar Alır Satarım/Siste çalan bir çan gibi/ Öyle her şeyden uzakta /Öyle boşlukta dal gibi/ Konuk gibi yeryüzüne/ Bir garip gelmiş giderim//Ben acılar tecimeni/Acılar alır satarım/ İçimde ağrılarımla/ Bir hüznü durmasız okşar/Öper çoğaltır satarım.” Yusuf Alper (Bütün Şiirleri-GGDY, sf 15)*

devamını okumak için tıklayınız

Cesare Pavese ve “Yaşama Uğraşı”

yasama-ugrasi“Ne hazineler, ne rütbeler, ne cüppeler atabilir yüreklerden yıldızlı direkler altında uçuşan acı dertleri, kaygıları.” Horatius

Dünyanın en acımasız katliamının, yine bir Ağustos ayında üç gün arayla yarım milyon insanın ölümüne neden olan atom bombalarının Hiroşima ve Nagazaki’ye atılmasının üzerinden tam beş yıl geçmiş.

devamını okumak için tıklayınız

Sözcükler ve pabuçlar: Genç Dostoyevski

dostoyevskiNevski’deki trafik giderek yön değiştirmeye başlayacaktır. Ama önce yoksul memurun kendi sesini bulması gerekmektedir. Bu ses, Dostoyevski’nin ilk romanı, 1845’de yayımlanan Zavallılar’da yankılanır.17 Dostoyevski’nin roman kahramanı, isimsiz bir hükümet dairesinde kâtip olan Makar Devuşkin, Akakyeviç’in paltosunun en uygun varisidir. İş yaşamına ilişkin anlattıklarından nasıl mesleğinin ezilip harcanmak olduğu anlaşılır.

devamını okumak için tıklayınız

Cesare Pavese ‘yi intihara götüren koşullar

pavese1914’de Cesare Pavese ‘nin babası beyin kanserinden ölür. Lisedeyken tek yakın arkadaşının intiharı, yine aynı zamanlarda başka bir öğrencinin kendini öldürmesiyle; “intihar” O’nun için saplantı haline gelir. Üniversitedeki son yıllarında beş yıl süren ve sonu hüsranla biten aşk ilişkisinin sonunda iyice karamsarlığa gömülen Pavese bir çok roman yazmış ve türlü edebiyat ödüllerine layık bulunmuştur.

devamını okumak için tıklayınız

Soğuktan gelen yazar John Le Carre – Ahmet Ümit

Evet, dünya edebiyatının en ünlü casus romanları yazarından, John Le Carre’den bahsediyorum. Onun adını ilk kez bir TV dizisinde duymuştum. BBC yapımı dizinin Türkçe adı “Köstebek”ti. John Le Carre’nin ünlü karakteri George Smiley’in Soğuk Savaş dönemindeki gerilim yüklü serüvenlerini konu alıyordu. Dizinin her bölümünü büyük heyecanla beklediğimi hatırlıyorum. Carre’nin ilk okuduğum kitabı ise Soğuktan Gelen, Casus’tu. Romanı elimden bırakamadan, bir solukta bitirivermiştim. O günden sonra da sıkı bir John Le Carre hayranı olmuş, yazarın bütün kitaplarını zaman geçirmeden edinmeye başlamıştım. Ama asıl adının David John Moore Cornwell olduğunu bu yazıyı yazmak için araştırma yapmaya başladığımda öğrendim.

devamını okumak için tıklayınız

Özgün Bir Türk Yazarı Yusuf Atılgan – Ahmet Ümit

yusuf-atilganSanatta önemli olan farklı bir bakış açısı yakalayabilmek, farklı bir biçim kurabilmek, denenmemiş olanı denemek, yaratılmamış olanı yaratmaktır. O ünlü deyişi herkes anımsar: “Güneşin altında yaşanan her konu, her olay yazılmıştır.” Aşk, cinsel isteğin önüne ilk engeller konulduğu günden beri işlenegelmektedir.

devamını okumak için tıklayınız

Anton Pavloviç Çehov, Sıradan Dünyanın Sıradışı Yazarı – Ahmet Ümit

Anton ÇehovBirkaç yıldır ülkemiz yazın alanında sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Ardı ardına açılan yayınevleri, sayıları her geçen gün artan kitabevleri, özenle basılan ürünler kitaba duyulan ilginin arttığını gösteriyor.
Okur sayısı henüz özlenen düzeyin çok çok altında olsa da, bütün bu gelişmeler olumlu bir sürecin başladığına işaret ediyor. Yazın dünyasındaki hareketlilik yazarlarımızın bilimkurgudan polisiyeye, biyografiden tarihi romana uzanan geniş bir yelpazede ürünler vermesine yol açarken, klasikler de eksiksiz olarak yeniden yayımlanıyor. Rus ve dünya edebiyatında kendine özgü bir yeri olan Anton Pavloviç Çehov’un tüm öyküleri de ülkemizde eksiksiz olarak yayımlandı.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro