Anton Çehov: “Üç dört gece düşümde hep celladı ve tüyler ürpertici işkence sehpasını gördüm.”

Anton ÇehovÇehov, 21 Nisan 1890 sabahı, Sahalin Adası’na gitmek üzere Moskova’daki İyaroslavi Garı’ndadır. Trenle, at arabası ve vapurla geçen bu yolculukta köylerden, şehirlerden, ormanlardan, denizlerden geçer ve türlü çeşit insanla karşılaştan sonra 9 Temmuz’da Sahalin’e varır. Yolcuğu tam iki buçuk ay sürmüştür.
Sahalin Adası bir cehennemdir. Sokaklar çalışmaya giden hükümlülerin zincir şakırtılarıyla çınlar. Mahkumlara sürekli işkence yapılır, adadaki kadınların çoğu fahişedir, çocuklar sokaklara bırakılmıştır. Çehov neredeyse her mahkumla görüşür ve konuşur. Adada olan biten her şeyi öğrenmek ister.

devamını okumak için tıklayınız

Nikolay Gogol: Hakikatin peşinde kendi ölüm yolculuğuna çıkan adam

gogolRus edebiyatı 19. yüzyılın ortasına kadar Krilovları, Jukovskileri, Puşkinleri, Turgenyevleri, Lermontovları ve daha nice büyük ismi görmüştür. Fakat onların arasında biri vardır ki bu yazarların hepsinden farklıdır. Nikolay Gogol, toplumun eksik yanlarını mizahi boyuta taşıyarak hem insanları güldürmüş hem de onlara ders verecek nitelikte eserler ortaya koymuştur. O, Çernişevski’nin de dediği gibi “kendimizde bilinç uyandıran” bir yazardır.

devamını okumak için tıklayınız

Vincent Van Gogh’un yeni bir fotoğrafı ortaya çıktı

Van GoghHollandalı ünlü ressam Vincent Van Gogh’a ait olduğu bir fotoğraf ortaya çıktı. Fotoğrafın, ünlü ressamın yetişkinlik dönemine ait tek fotoğaf olduğu belirtildi.

İtalyan sanat tarihçisi Antonio De Robertis’in bulduğu fotoğrafta, ünlü ressam, Fransız ressamlar Gauguin ve Vuillard ile birlikte görülüyor. 19. yüzyılın sonlarına doğru Paris’teki Academie Julian’da çekilen fotoğrafta Van Gogh’un yanında bulunan kişinin ise kardeşi ve kayınbiraderi Andries Bonger’in bulunduğu ifade edildi.

devamını okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’in bilinmeyen soyadı öyküsü

aziz nesinAziz Nesin’in bilinmeyen soyadı öyküsü
“1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Herkes kendisine soyadını kendi seçtiği için, insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.
Dünyanın en cimrileri ‘eli açık’, dünyanın en korkakları ‘yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘çalışkan’ gibi soy adları aldılar. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için, soyadı yağmasında da hep sona kaldım.

devamını okumak için tıklayınız

Dahilerin bilinmeyen hastalıkları

John-NashJohn Nash (1928 – 2015) Ünlü ”Oyun Teorisi” nin sahibi bir matematikçi olan Nash şizofreni hastasıydı. Çevresinde aslında olmayan kırmızı giysili insanlar görüyordu. Hayatını anlatan ‘Akıl Oyunları’ filminde de bu detaylar vardı.

devamını okumak için tıklayınız

Ernest Hemingway ve James Joyce ‘nin garip dostluğu

hemingwayErnest Hemingway’in, T.S. Eliot’tan F. Scott Fitzgerald’a, çağının erkek sanatçılarının çoğuyla anlaşamadığı bilinir. Orson Welles’le yumruk yumruğa kavga etmişken, bir keresinde Max Eastman’ir suratına kitapla vurduğu rapor edilmişti. Bu küstahlığı ve kabadayılığı, onunla karşılaştırıldığında yakın arkadaşı James Joyce’un daha parlak görünmesine neden olmuştur. Yazın dünyasının bu garip çiftinde Joyce, başlı başına bir çalışma alanı açacak derin sembolik sistemlerin yaratıcısı, dolambaçlı fikirlerin düşünürüyken dile düşmüş şehvetinin dışında âdeta entelektüel bir keşiş olarak münzevi bir sanatçı portresi çizer. Hemingway’in ise kötü şöhreti zaten biliniyor.

devamını okumak için tıklayınız

Orhan Veli Kanık hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Orhan VeliORHAN VELİ KANIK ( Ahmet Orhan KANIK )

13.04.1914 İstanbul doğumlu.Baba Adı; Mehmet Veli Ana Adı; Fatma Nigar ,babası Ankara Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrasında 25 yıl çalıştı. İlk Öğretimine İstanbul Beşiktaş Akaretlerdeki İlk Okulun Ana sınıfında başladı.Bir yıl sonra Galatasaray Lisesine yatılı girdi.Dört yıl bu okulda okudu.1925 yılında ayrıldı. 1926 yılında Beşinci sınıfı Ankara Gazi lisesinin İlk Bölümünde tamamladı. 17.07.1927 tarihinde Ankara Erkek Lisesinin Orta Okul kısmına yatılı olarak kaydoldu. 1931 yılında Ankara Erkek Lisesine başladı.1935 – 1936 döneminde mezun oldu. İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydoldu.Kısa bir müddet sonra okulu bıraktı.Fransızca biliyor Bürokrat,Çevirmen, Şair, Yazar, Gazeteci, Dergi Sahibi.

devamını okumak için tıklayınız

Kafka: Küçük olanaksızlıklar karşısında insan yüzüstü kapanmamalı, yoksa insan büyük olanaksızlıkları göremez

kafka

“Engelleyici tüm düşünceleri ve dertleri neredeyse dayanılmaz ve iğrenç yük olarak duyumsadığımı sanma Felice, her şeyi severek silkip atmak istediğimi, düz giden yolu tüm diğer yollara tercih ettiğimi, hemen ve şimdi küçük doğal çevrede mutlu olup, daha çok da mutlu etmek istediğimi. Ama şimdi olanaksız bu. Yük benim üzerime bindi bir kere, memnunsuzluk beni sarsıyor, başarısızlığı tam olarak gözümün önünde tutsam bile, hem yalnız başarısızlığı değil, aksine tüm umutların yitirilişini ve tüm suçların düşünülüp taşınmasını – gene de kendimi geri çekemezdim.” FKafka

devamını okumak için tıklayınız

Beklenmedik bir durakta inen yolcu: Tezer Özlü

tezer-ozluYazmak benim için salt yaratmadır. Öykü olsun, roman olsun, bütün anlatılar, eleştirel bir deyimlemeye uygun olarak “kurmaca”dır salt. Yaşamla yazmayı karıştıranlarla da pek aram iyi değildir. Ne var ki, bu yaklaşımımı tepetaklak eden yazarlar da var. Özellikle Amerikan şiirinin bir bölümüne alabildiğine egemen olmuş “Günah Çıkaran Şairler”, “İtiraf Eden Şairler” diye adlandırılan John Berryman, Robert Lowell, Sylvia Plath örneğin. Bu yazarların yanına, bizim edebiyatımızdan hiç düşünmeden koyacağım bir isim de Tezer Özlü.

devamını okumak için tıklayınız

Bilime adanmış bir yaşam: Galileo Galilei “Dünya, yine de dönüyor…”

galileiTarihin sayfalarına dönüp baktığımızda, bilimsel yöntemin gelişmesine katkıda bulunmuş pek çok bilim insanı görüyoruz. Bu kişilerin arasında hayattayken buluşları sayesinde saygı görenleri olduğu kadar, kimi zaman saygınlıkları, kimi zaman özgürlükleri, hatta bazen de canları pahasına bilimsel yöntemi savunmuş olanları da var. Galileo Galilei bu ikinci gruba girenlerden biri ve hatta belki de en önemlisi.

devamını okumak için tıklayınız

Cemal Süreya, Deniz Baykal’ı yazmıştı: ‘Köksüz ama sürekli bir veliahd duygusu içinde’

cemalsüreyaDeniz Baykal, yine rol çaldı. Ama alkışlar kendi partisinden değil, iktidardan geldi. “Bana seni kimin alkışladığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diye bir atasözü var mı? Yok, ama olabilirmiş!…

Cemal Süreya, tam 29 yıl önce bir Deniz Baykal portresi yazmıştı. Portre yazılarının toplandığı 99 Yüz kitabının Deniz Baykal’lı sayfalarını birlikte çevirelim:

devamını okumak için tıklayınız

A’dan Z’ye Tezer Özlü

tezer-ozlu18 Şubat 1986’da ayrılmıştı aramızdan Tezer Özlü. Ama geride bıraktığı eserleriyle birlikte hep yanı başımızda. Tam da bugün için, İpekli Mendil öykü sözlüğünün yazarlarından Gülda Şahin, Özlü’nün eserlerinden yola çıkarak mini bir sözlük hazırladı. Bu vesileyle, Tezer Özlü’yü buradan bir kez daha anıyoruz.

devamını okumak için tıklayınız

Ahmet Telli ve Şükrü Erbaş’ın en sevdiği aşk şiiri

nazım2Saman Sarısı

I

Seher vakti habersizce girdi gara ekspres

kar içindeydi

ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım

devamını okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran’ın en sevdiği aşk şiiri

ece_temelkuranAşk

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git

Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.

Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

devamını okumak için tıklayınız

Ahmet Ümit’in en sevdiği aşk şiiri

ahmet_ÜmitAhmet Ümit’in en sevdiği aşk şiiri:

Üçüncü Şahsın Şiiri
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
​Çöp gibi bir oğlan ipince

devamını okumak için tıklayınız

Dmitri Mendeleev Kimdir?

Dimitri MendeleyevDimitri İvanoviç Mendeleyev, (d. 8 Şubat 1834 Tobalska – ö. 2 Şubat 1907 St. Petersburg), Rus bilim adamı.
On yedi kardeşin en küçüğü olan Mendeleev,Sibirya’nın Tobolska şehrinde doğmuştur (1834). Babası bir lise müdürü, büyük babası ise Sibirya’nın ilk gazetesinin yayımcısı idi. Dimitri ilk tahsilini sürgünde iken yaptı. Babasının ölümünden sonra annesi onun daha iyi bir eğitim alması için St. Petersburg’a göç etti. Dimitri Mendeleyev, St. Petesburg Üniversitesinde kendini tanıttı. Tezini “alkol ve suyun birleşmesi” konusu üzerine yaptı (1856). Fransa ve Almanya’da, Bunsen ve bir çok Avrupalı bilim adamıyla buluşup, çalışan Dimitri Mendeleyev, 1858 yılında Almanya’daki Karlsruhe (Kalzrue) konferansına katıldı. Bu konferansta “Avogadro hipotezi” üzerine şiddetli tartışmalar olmuştu.

devamını okumak için tıklayınız

Tezer Özlü: Kendi çizgisinden hiçbir zaman uzaklaşmayan bir kadın

tezer-ozlu“Dünya da herkesi sevebilirsin ancak herkesi kucaklayamazsın. Bu yüzden insan en yakınındakini kucaklar. Ben de kızımı kucakladım. O da uyuyor.” Tezer Özlü

Çocukluğun Soğuk Geceleri adlı roman, küçük yaşlarda yaşanılan buhranların, aile problemlerinin, okul yıllarının, arkadaşlıkların ve hayatı sorgulamasıyla başlayan bir maceranın; evlilikte bulmak istediği sevgiyi bir türlü bulamayıp, umut yolculuğuna uzanan bir hayat hikâyesini anlatıyor.

devamını okumak için tıklayınız

En Karanlık Işık: Knut Hamsun

knut_hamsunNorveç ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından, 1920 Nobel ödülü sahibi Knut Hamsun, ikinci dünya savaşı yıllarında, henüz ülkesi işgal edilmeden evvel Nazi taraftarlığı ve propagandası yapıp ülkesinin işgaline zemin hazırlamaya çalışır. Ve sonunda Norveç işgal edilir. Acı dolu günler yaşanır. Savaş bitip işgal sona erdiğinde son derece kırgındır Norveçliler en büyük yazarlarına. Devlet tarafından yargılanır ve cezalandırılır. Fakat Norveçliler ne hakaret ederler, ne bağırıp çağırırlar ne de intikam hissiyle saldırıya geçerler.
Peki, ne mi yaparlar?

devamını okumak için tıklayınız

Michel Tournier ve Tahsin Yücel’i kaybettik – Adil Okay

tahsin_yücel
Tahsin Yücel

Nazım usta’nın dediği gibi: “Sevgilim / bu ayak sesleri, katliam ve gözyaşları arasında / ekmeğimi hürriyetimi ve seni kaybettiğim oldu/ ama gelecek güzel günlere olan inancımı kaybetmedim / hiç bir zaman…”

devamını okumak için tıklayınız

Ali Gürbüz hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

ali gürbüzAli Gürbüz, 1924 yılında Malatya’nın Darende İlçesi Mığdı köyünde de doğdu. Baba adı;Mehmet Ana adı;Cemile. Okula gidemedi.Okuma Yazmayı kendi çabası ile öğrendi.Evli. 4 çocuk babası.
Şiir yazmaya 1939 yılında Erzincan depreminden etkilenip büyük ozanların şiirlerini okuyarak ve satarak başladı.Aşık Ruhsati’yi kendisine üstat kabul etti. Çalışma yaşamına Çerci olarak başladı. Şiirlerini de Destanlaştırarak Anadolu da dolaşırken yayma ve satma olanağı buldu. Ankara Ulus Güvercin sokakta AŞIK MATBAASI nı kurdu(1961). Halk Ozanları Kültür Derneği ni kurdu(1974).AŞ – DER in kurucuları arasında yer aldı( 1993),

devamını okumak için tıklayınız