Franz Kafka: İki elim, aralarında kavgaya giriştiler.

Yalancının en büyük azabı – Sabahattin Ali

İnsanlara İnanmak
Yalancının en büyük azabı, sözlerine kimsenin inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş.

Lânet Olsun – Sabahattin Ali

sabahattin aliKendi menfaatlerini milletlerin menfaatinden üstün tutanlara, kendi hak edilmemiş ekmeklerini yiyebilmekte devam etmek için milletlerini kölelik zincirleri, cehalet karanlığı, korku uyuşukluğu içinde bırakmaya çabalayanlara lânet olsun…

Cemal Süreya: Bağnazlığın bin yıllık buzları kırılmakta mıdır?

Roland Barthes bir iki yıl önce kendisiyle yapılmış bir konuşmada aydının durumu üstüne çok kötümser sözler söylüyordu:

Dünyamız, insanlık türünün en hayalperestine şahitlik eder.

Çağımızda, insanların zayıflıklarına, boşluklarına, mutluluk hayallerine dayanarak, koskoca bir yaşam formu tasarlanmıştır.

Montaigne: Kötülükler güçleriyle orantılı olarak bana da bulaşıyorlar.

Böylesi hastalıklı bir çağda dünyaya hizmet etmek için saf ve içten bir erdeme sahip olduğunu söyleyerek kendini metheden kişi ya erdemin ne olduğunu bilmiyordur, çünkü fikirlerimizi gerçeğe dönüştürürken yozlaştırırız,

Umberto Eco: İyi bir Ortaçağ yapmak için ne gerekir?

Alternatif Ortaçağ tasarısı
İlk olarak, Ortaçağ sözcüğünün birbirinden tamamıyla farklı iki tarihsel dönemi nitelediğini görüyoruz:

Yaşlanmanın Psikolojik Sorunları Üzerine – Erich Fromm

Yaşlanmanın psikolojik sorunları üzerine yanıtlamamız gereken sorulardan ilki: Yaşlılık utanç verici midir? sorusudur. Yaşam sürecinin içinde türlü sıfatlarla allanıp pullanacak hüzünlü bir dönem midir?

Psikolojik ve Ahlaki Bir Sorun Olarak İtaatsizlik – Erich Fromm

Erich FrommAsırlar boyu krallar, derebeyleri, endüstri patronları ve ana babalar itaat etmenin bir erdem, itaatsizliğin ise ahlaksızlık olduğu tanımında direndiler. Başka bir görüş açısı sunmak için bunun yerine şu tanı­mı da koyabiliriz: İnsanoğlunun tarihi itaatsizlikle baş­ladı ve ne yazık ki itaatle sona erecektir.

Cemal Süreya: “Başka sanatçıları sevmeyen, hiçbir hayranlık duygusu kalmamış bir sanatçı artık ölmüş bir sanatçıdır. “

Bugün edebiyatımızda gözlemlenen ilginç yanlardan biri de yazarlarımızın arasındaki sevgi bağının giderek azalmış, yitip gitmiş olmasıdır. Bu da, bir yerde, edebiyat sevgimizin yitmesine kadar uzanan sonuçlar doğuruyor.

İnsan Töresi – Cemal Süreya

Dikkat edilirse son yıllarda şairler daha çok büyük şiir temalarıyla yazmaya başladılar. Uzunca bir süredir bu böyle. Birtakım temalar kutsallaştı ve öne geçti.

Doğu’nun ve Batı’nın Mutluluk İdealleri – Bertrand Russell

Wells’in Zaman Makinesi’ni herkes bilir; makine, ona sahip olan kişinin zaman içinde ileriye veya geriye gitmesini, geçmişin neye benzediğini, geleceğin nasıl olacağını şahsen görmesini sağlar.

Ölüm. Ne korkunç ve tüyler ürperten bir sözcük! – Sadık Hidayet

ÖLÜM. Ne korkunç ve tüyler ürperten bir sözcük! Adını duymak bile ürpertiyor insanı.

Eduardo Galeano: Borcu olmayan insan, uzaylı bir yaratık gibi.

Küreselleşme, püreselleşme
Birkaç yıl öncesine kadar, borcu olmayan adam erdem, dürüstlük ve çalışkanlık timsali olarak görülürdü. Bugünse uzaylı bir yaratık gibi.

Tinsel Söyleşiler – Bedriye Korkankorkmaz

İnsanın ruhsal, duygusal, ille de düşünsel bilinmezliğini bilinir yapmak hiç kuşkusuz ki imkânsız. Çocukluğumdan kalan bir merakla bu imkânsız duygunun peşinden koşuyorum soluk almadan.