Category Archives: Ermeni Edebiyatı

Osmanlı Ermenilerinin asimilasyonu

Ermenilerin Zorla MüslümanlaştırılmasıTaner Akçam, yeni kitabında Ermenilerin dininin zorla değiştirilmesi ve asimilasyon süreçlerini inceliyor. Kitapta Talat Paşa’nın ihtida edenlerin tehcirden muaf tutulması emrini daha sonra nasıl geri çektiği de anlatılıyor.

Taner Akçam bugün belki de Türkiye’nin en ihtilaflı meselelerinden biri olan “Ermeni Sorunu” ve bunun etrafında dönen tartışmalarla ilgili resmi Türk tarih tezini ciddi biçimde sorgulayan, onun tabularını zorlamaya çalışan biri. Bunu yaparken de biliminsanı olduğunu unutmadan, eleştirel bir tarih yazımı perspektifi içeren çalışmalara imza atan cesur bir tarihçi.

Güvercinler de Gitti (O gün yazılmıştı, Hrant’ın ardından) – Zafer Köse

İlk ne zaman okumuştunuz o romanı? Daha okumadan önce, bir kitapçıda gördüğünüz anda sizi etkilemişti. O ne biçim roman adıydı öyle! “Kuşlar da Gitti”!

Aceleyle eve gitmiştiniz. Hemen okumuştunuz. Zaten incecik bir kitaptı. Yaşar Kemal’in alışılmış boyuttaki romanlarından değildi.

Çocuklar vardı romanda. Kuşları yakalıyorlar, kafeslere dolduruyorlardı. İnsanlar vardı. Merhametli. Kafeslerin içine tıkılmış kuşları görünce üzülüyorlardı.

İsahag Uygar Eskiciyan ile söyleşi – Lora Sarı

İsahag Uygar Eskiciyan?ın ?Pause Anıtı? kitabı Agos?a ulaştığında, ne yalan söyleyelim ilk aklımıza düşen Eskiciyan?ın Ermeni olup olmadığıydı. Hak verirsiniz ki sayfalarımızda Ermeni olanlara öncelik tanıyoruz, kurum prensibi? Aramızda Eskiciyan?ı tanıyan yoktu; bu soyadını da ilk defa duyuyorduk. Son zamanlarda adını ilk defa duyduğumuz ?yan?lara sıkça rastladığımızdan, biraz da paranoyakça denebilecek bir tavır geliştirdik: Acaba gerçekten Ermeni mi? Elbette, kendini Ermeni hisseden herkes Ermeni?dir. Zaten hepimiz Ermeni?yiz. Fakat, bu Ermeni olma mevzuundan prim elde etmek isteyenler varsa; onlar da ayyuka çıksın istiyoruz. Eğer yanılıyorsak, o kişi safkan veya melez hiç fark etmez, azıcık Ermeni kanı taşıyorsa, bir Ermeni değerini daha okurlarımıza sunmaktan her zaman onur duyarız. Bu saikle iletişime geçtiğimiz İsahag Uygar Eskiciyan, söyleşide ne olduğuna dair hiç renk vermese de, en azından latifeli bir yazarı tanıdığımız ve tanıttığımız için mutluyuz.

Yıkıntılar Arasında: Zabel Yesayan’ın 1909 Kilikya Katliamı tanıklığı

1909 yılının Nisan ayında iki aşamada gerçekleşerek 30 bine yakın Ermeni?nin katledildiği(1) ancak sonrasında 24 Nisan 1915?in gölgesinde kalan 1915 Soykırımının provası niteliğindeki Kilikya Katliamları’nın(2) tanığı olan, bu coğrafyanın cesaretli ve güçlü kadını Zabel Yesayan?ın(3), Marc Nichanian tarafından felaketin karşısına dikilen bir birinci şahıs anlatısı olarak nitelenen Yıkıntılar Arasında(4) adlı tanıklığı, coğrafyasındaki okuyucularla Kayuş Çalıkman Gavrilof?un diliyle nihayet yüz yıl sonra buluştu.

Yesayan?ın tanıklığı, Hagop Oşagan sözleriyle kendisinin ve de halkının değerlerine ve bedbahtlığına tanıklıktı. Yıkıntılar Arasında, onun eserleri içinde gerçekliği nedeniyle Dante?ninkini bile gölgede bırakan bir nevi cehennemdir. Giligya?nın ateşe verilmiş panoraması önünde o, bir yazarın alışılagelmiş ölçülerini aşmış ve tüm bir Ermeni yurdunu ruhu ve tarihiyle bir bütün olarak kucaklamıştır.

Kedername / Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Soykırımı (1915 Hayatta Kalanların Tanıklıklarına Dair Belge Koleksiyonu) – Ermenistan Ulusal Arşivi

Kedername“Kedername”? Erivan’da ilk kez 2005 yılında yayınlanan ve Ermenistan Devlet Arşivi’ndeki belgelere dayanan bu kitap arşivdeki çarpıcı başlığı ile beni hemen kendine çekmişti.

“Kedername”, ne kadar bizden, ne kadar kendine çeken bir başlık.

Bu belgeler, Ermeni Devrimci Federasyonu’nun, 1916 yılında, sıcağı sıcağına derlediği tanıklıklardan oluşuyor. “Tarihi Ermenistan” denilen ve Abdülhamit tarafından 1877 Harbiyle birlikte sistematik olarak “Ermenisizleştirilmeye” başlanan ve bu politikanın Alman mükemmelliyetçiliği ile modernist İttihatçılar tarafından nihai noktasına eriştirildiği platoda ve aşağısındaki tarihi Mezopotamya’da yaşanan yeryüzü cehennemi aktarılıyor.

Yoldaş Pançuni

Geçen hafta Şair Fitnat Hanım ile Yazar Ahmet Mithat Efendi?nin gerçek aşk mektuplarını, Edebiyat-ı Evvel okurlarıyla buluşturmuştuk. Bu hafta, her türlü gerçeği kendine göre saptıran, dünyadan habersiz, başkalarının sırtından geçinen, hedef olarak sosyalizmi bellemiş kurmaca bir karakterin yazdığı mektuplar kaplayacak sayfamızı. Mektupların yazarı, roman kahramanımız Yoldaş Pançuni?nin yaratıcısı Yervant Odyan, 1869 yılında İstanbul?da doğar. Kayseri?den göç eden bir ailenin mensubu olan Odyan, henüz on yaşındayken amcası Krikor Odyan ile Paris?e gider, Ardından konsolos babasıyla bir süre Romanya?da yaşar.

Bir ömür gizlenen kimlikler

?Vartanuş’un Ali’si yıllarca kimliğini saklamış bir Ermeni gelinin dramından yola çıkarak yazarın babasının yaşamını anlatıyor.
2015’e bir yıl kala yıllardır saklanan, sır kabul edilen Ermenilerin trajik hikâyeleri daha sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. 100 yıldır üstü kapatılmaya çalışılan bir gerçeklik artık karşımızda; saklanamaz, yok sayılamaz durumda. Yavaş da olsa bir şeylerin değiştiğini görmek, en azından insanların bu sırları anlatmaya başlaması insana umut veriyor.

İki ?garip? Ermeni

İş Bankası Yayınları ?Kader matbaasında 1942 senesi birinciteşrin (Ekim) ayında tam 250 tane olarak? basılan ve 50 kuruştan satılan ?Balkıs? adlı şiir kitabının yeniden basımına hazırlanıyor. Yüzüncü doğum gününü kutladığımız Orhan Veli?nin, Melih Cevdet ve Oktay Rifat?la birlikte yazdığı ve Türkiye şiirinde yeni bir çağı başlatan kitabı ?Garip?ten bir yıl sonra yayımlanan bu kitabın şairleri, birbirleriyle Galata?daki Getronogan Lisesi?nin altıncı sınıfında tanışmış olan iki arkadaş: Garbis Cancikyan ve Haygazun Kalustyan.

Ermeni bir ruhaninin gözünden aymazlıklarımız – Ragıp Zarakolu

Ermeni GolgotasıErmeni, Türk ya da Kürt ortak noktamız aymazlık galiba. Tüm ?ötekilerin? de diye ekleyebiliriz belki. Örneğin Krikor (Grigoris) Balakyan?ın Ermeni Golgotası adlı kitabı, önemli bir kaynak olmasına karşın, kitabın İngilizce ve Fransızcaya çevrilmesi için 2000?li yılları beklemek gerekti.

Bunun nedenlerinden biri, kitabın son derece çarpıcı tanıklıkları barındırmasına karşın o dönemde İstanbul Ermeni aydınlarının içinde bulunduğu aymazlığı da yansıtması.

1915 kurbanı 1700 kadın ve çocuğun hikayesi gün ışığına çıkıyor

?Rakka Eyaleti?ne kadar sürüldü. Malatya Bölgesi?nde içinde bulunduğu kervanın bir kısmı öldürüldü, kendisi ağır yaralandı ve ölülerin arasında bilincini kaybetmiş şekilde yattı. Hava karardıktan sonra ölmek üzere olan yaralıların feryatlarıyla ağlayan kadınların sesine uyandı. Çıplak adamlar kanları yerlere akan açık yaralarıyla koşarak geliyordu. Annesini ölmek üzereyken buldu ve bütün akrabaları teker teker hayatını kaybetti.?

Bu satırlar, internette www.armenocide.de adresinde