Category Archives: Ermeni Edebiyatı

Hay Hikayeler – Pakrat Estukyan

Agos gazetesinde yazdığı yazılarla tanınan Pakrat Estukyan, hay hikâyelerde var olma mücadelesiyle geçen ömürleri, yaşanmış acıları ve hüzünleri dile getiriyor. Yaşanmışlıklardan esinlenerek yazılmış bu öyküler kimi zaman “vatan’a kimi zaman “aile’ye kimi zaman da “geçmiş”e duyulan hasreti anlatıyor.

Kitapta yer alan öykülerde; evlat acısı, savaş ve yoksulluk, köklerini bulma umudu, ülkelerinden sürgüne gönderilmiş toplumların ortak özlemi ve çığlığı, öykülerdeki kahramanların umut ve umutsuzlukları okuyanların yüreklerinde de kendilerine bir yer bulmaya çalışıyor.

Hay hikâyeler, Pakrat Estukyan tarafından Ermenice

Arshile Gorky – Kara Melek – Nouritza Matossian

Van’dan Amerika’ya uzanan bir yaşamın tanıklığı ve Ermeni bir ressamın sanatçı olarak ortaya çıkışındaki fırtınalı hayat hikâyesi tarihi arka planıyla okuyucuya sunuluyor. Yazar Nouritza Matossian, yirmi yılı aşkın araştırmalarına dayanan kitabında, doğumundan intiharla sonuçlanan ölümüne dek Gorkyyi ve sanatını bütün yönleriyle mercek altına yatırıyor. Van Gölü kıyısında geçen çocukluğu, savaş ve sürgün yılları, giderek parçalanan bir aile, Erivan, Tiflis, İstanbul ve nihayet Amerika’ya göç ile başlayan ressamlık mücadelesi, fırtınalı ilişkileri Asıl adı Manug Adoyanı yüreğine gömüp Arshile Gorky adına sarılarak Yenidünyaya tutunma mücadelesi.

Son Arapgirli / Varsen Oruncakcıel: The Last Remaining Arapgirtsi – Söyleşi: Mayda Saris

1914 doğumlu Varsen Oruncakcıel ?Ben son Arapgirliyim? diye söze başladığında bizi sağlam hafızasıyla şaşırtırken, bizzat tanık olduğu yaşanmışlıkların yanı sıra, babasından edindiği bilgileri de bir bir sıralıyor. Bizi zaman tünelinden geçirerek yaklaşık yüzyıl öncenin Arapgir?ine, halkının büyük kısmını Ermenilerin oluşturduğu, Mikael Efendilerin, Aslanyan Krikor Ağaların başlarında fesleriyle at üstünde gezindiği bu Anadolu kasabasına ve daha sonra yerleştiği Malatya?ya götürüyor.

Ermeni Tarihi (Ermeni Halkının Tarihine Kısa Bir Bakış) – George A. Bournoutian

Kapsamlı tarih araştırmalarıyla tanınan akademisyen George Bournoutian’ın bu çalışması, Ermeni halkının kimliğine, uyanışlarına, savruluşlarına ve 20. yüzyılda ayakta kalma çabasına dair açıklamaların yanı sıra, Ortadoğu, Orta Asya ve Avrupa tarihine dair ipuçları da veriyor.

Ermeni halkının Urartu, Pers, Roma, Helen, Moğol, Haçlı, Osmanlı, Rus, Arap ve Batı medeniyetleriyle ilişkileri; krallıkların, savaşların, göçlerin ve ticaretin gölgesindeki

Diyarbakır Vilayetinde Ermeniler / Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu?ndan Kartpostallarla – Editör: Osman Köker

Diyarbakır Surp Giragos Kilisesi?nin restore edilip ibadete yeniden açılması vesilesiyle yayınlanan bu kitap, 2005?te ilk baskısını yaptığımız ?Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu?ndan Kartpostallarla 100 Yıl Önce Türkiye?de Ermeniler? kitabının Diyarbakır vilayeti bölümünün genişletilmiş yeniden basımıdır. Kitapta bugünkü Diyarbakır ilinin yanı sıra Mardin, Midyat, Nusaybin, Siverek, Ergani, Cizre, Palu ve civarında 20. yüzyıl başında nasıl bir Ermeni toplumunun yaşadığı, Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu?ndan 58 kartpostal ve haritanın eşliğinde anlatılıyor.

Üç Dilde Gavur Mahallesi – Mıgırdiç Margosyan

Ermenice taşra edebiyatı geleneğinin son temsilcilerinden Mıgırdiç Margosyan’ın ilk öykü kitabı Gâvur Mahallesi üç dilli olarak yeniden yayımlandı. Margosyan’ın doğup büyüdüğü Diyarbakır’ın ünlü Gâvur Mahallesi’ni anlatan öyküleri, Türkçe, Ermenice ve Kürtçe olarak aynı cilt içerisinde okuyucuyla buluştu.

Mıgırdiç Margosyan’ın büyük bir ilgiyle okunan Gâvur Mahallesi’ne kaynaklık eden Ermenice Mer Ayt Goğmerı (Bizim Oralar) öykü derlemesinin ilk yayımının üzerinden tam 27 yıl geçti. Şanslı bir kitaptı bu. Çoğu kitaba nasip olmayacak uzun ve bereketli bir macerası oldu bugüne dek. Önce, 1988’de Paris’te, Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukcuyan Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

Kirveme Mektuplar – Mıgırdiç Margosyan

Aras Yayıncılık, 2009 yılında kitapçı raflarındaki yerlerini alan Zurna, Kürdan ve Çengelliiğne’nin ardından 2006 yılında Lîs Yayıncılık tarafından ilk baskısı yapılan Mıgırdiç Margosyan’ın Evrensel gazetesindeki yazılarından yapılmış bir seçki olan Kirveme Mektuplar’ı okuyucuların dikkatine sunuyor.

2003’ten 2006’ya uzanan bir dönemde Türkiye ve dünyada yaşanan olayları kapsayan bu denemelerinde Margosyan, siyasi, toplumsal ve kültürel gelişmelerin derinliklerinde yatan, çoğu zaman görülmeyen ya da görülmek istenmeyen olguları seriyor gözlerimizin önüne. Bunu yaparken, didaktik bir öğreticilikten her zaman uzak durmayı başaran usta yazar,

Ermeni ozan Sayat Nova, büyük aşkı Prenses Anna ve ?Bir Sözüm Var Sana? şiiri

1712 yılında doğup 1795 yılında ölen Ermeni ozan Sayat Nova (Harutyun Sayatian), üç dilde şiirler yazmış. Azerice, Ermenice ve Gürcüce. Sayat Nova’yı henüz tanımıyoruz. Çünkü henüz Türkçeye çevrilmiş değil.
*”Ne zaman resimdeki aydınlık yüzlü adama baksam, onun dinlediğim en güzel aşk şarkılarına ve şiirlerine imza atan büyük ozan Sayat Nova olduğu geliyor aklıma ve dalıp gidiyorum bir yerlere, uzun zaman da çıkamıyorum. Dalıp gittiğim zamansızlığın içinde onun yazdığı ezgiler geliyor aklıma ve mırıldanıyorum, hatta yüksek sesle söylüyorum. Aşkını ve duygularını öyle güzel işlemiş ki şarkılarına büyük ozan Sayat Nova; kimi zaman ağlıyor kimi zaman gülümsüyor, kimi zaman da hüzünleniyorum. Ama bu duygu armonisini oluşturan renklerden hangisi ağır basarsa bassın her seferinde onun eşsiz yaratıcılığına ve yüzyıllardır eskimeyen şiirlerine,

1915 Yazıları ? Taner Akçam

(*) Taner Akçam, Türkiye?de Ermeni meselesi hakkında resmî tarihin ve milliyetçi söylemin karşısından konuşan ilk isimdir, dersek çok yanılmış olmayız. Akçam, daha önce Ermeni sorunu ve 1915 tehciri üzerine yazdığı kitaplar ve yazılarla Türkiye?de yeni bir bilincin yaratılmasında öncü bir rol oynamıştır. Türkçede bu konuda yayımlanan ilk kitabı Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu (1992) ile İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu?nda (1999) her türden milliyetçilikten azâde bir biçimde, konuya insan hakları açısından bakan yeni bir perspektif sunarak yakın tarihin eleştirel gözleminde yeni imkânların varlığını göstermiştir. Bu yeni imkânların en önemlileri arasında sanırım Akçam?ın yazdıklarının dünyanın geri kalanında ?geçmişle hesaplaşma? adı altında yürüyen ve toplumları

Hem Türk hem Ermeni ilk roman, Akabi Hikâyesi ? Hovsep Vartanyan / Vartan Paşa

Avusturyalı Türkolog Andreas Tietze’nin Paris?teki bir kütüphanede bulduğu, Hovsep Vartanyan (Vartan Paşa) tarafından 1851 yılında Ermeni harfleriyle ama Türkçe olarak yazılmış Akabi Hikâyesi adlı romanı hem Ermeni edebiyatının hem de Türk edebiyatının ilk romanıdır.
1872?de Arap alfabesiyle yayımlanan Şemseddin Sami?nin ?Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat? adlı yapıtı Türk edebiyatının ilk romanı olarak anılır. Oysa bu tarihten 21 yıl önce 1851?de İstanbul?da yayımlanan ?Akabi Hikâyesi?nin bilinen ilk Türkçe roman olarak anılması daha uygundur. Ünlü Vartan Paşa?nın (Hovsep Vartanyan / 26.9.1816 İstanbul-28.3.1879 İstanbul) Ermeni alfabesi ile Türkçe olarak İstanbul?da ?Mühendisoğlu Tabhanesi?nde, Mühendisoğlu basımevinde yayımladığı bu ilginç yapıtın ilk Türkçe roman olarak anılması gerekir.

Küller Arasında / Acının Terazisinde İki Halk: Türkler ve Ermeniler ? Halil İbrahim Özcan

(*) ‘Küller Arasında’ , 1915 Tehcir Kanunu’yla Haçin’den sürgüne gidenlerden bir kısmının 1918’de yeniden Haçin’e dönmelerini ve döndükten sonra yaşadıklarını, hüzünlü ve tarafsız bir dille anlatıyor. Hikâye, Ermeni ve Türk halklarının bin yıllık kardeşlik duygusuyla kaleme alınmış..

“Ben sana ne diyebilirim ki Aram? Şimdiye kadar yoktu böyle şeyler, gavurmuş, Müslüman?mış… Güneş hepimizin üstüne doğardı. Seher yeli, hepimizin yeliydi. Yağmurlar, karlar, hepimizin üstüna yağardı; sana ayrı, bana ayrı yağmazdı gökten. Seçmezdi gavura az yağayım, Müslüman?a çok yağayım diye. Bereket, kuraklık, yoksulluk hepimiz için değil miydi? Ne oldu da birbirimize düşürdüler bizi böyle Aram?? Halil İbrahim Özcan?ın anlattığı

Biletimiz İstanbul?a Kesildi ? Mıgırdiç Margosyan ?Diyarbakır?da gavurduk İstanbul?da Kürt olduk?

Mıgırdiç Margosyan’ın 1998 yılında yayımladığı ‘Biletimiz İstanbul’a Kesildi’ öykü kitabında, 1940’lı 50’li yılların Diyarbakır’ı ve İstanbul’unda tadına doyulmaz bir gezintiye çıkarıyor okuru. Mıgırdiç Margosyan anadilini öğrenmesi için, birkaç arkadaşıyla İstanbul’a Ermeni Yetimhanesi’ne gönderilmesiyle başladığı kitabında zaman zaman çocukluğuna, Diyarbakır’da doğup büyüdüğü Gavur Mahallesi’ne dönüyor.
Ve yazar öyküsünü şöyle anlatıyor: “Diyarbakır’da, Hançepek’te, Gavur Mahallesi’nde başlayan, ancak benim fikrim dahi alınmadan, alelacele, sadece ve sadece anadilimi öğrenmem için İstanbul’a postalanmamın ardından, geriye kalan yaşamımı, benim hiç de hayal edemeyeceğim şekilde etkileyen o anın, o yolculuğun gerisinde Diyarbakır’da bıraktığım Türkçe ‘gavur!’, Kürtçe ‘fılla!’ sözcüğü, daha İstanbul’a ayak basar basmaz götürülüp yerleştirildiğimiz Şişli’deki Karagözyan Ermeni Yetimhanesi’ndeki çocuklar, yani Ermeni arkadaşları şivelerine ve hallerine bakıp damgayı bastılar:

Anneannem ? Fethiye Çetin ?O günler gitsin, bir daha geri gelmesin??

Bu coğrafyada yaşayan herkesin şu ya da bu şekilde bildiği ama üzerinde konuşmamayı tercih ettiği saklı yaşamlar. Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri: Heranuş ya da diğer adıyla Seher.
Torunu Avukat Fethiye Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrendi. Anneannesinin akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabildi. Konuşacak çok şey, sorulacak çok soru vardı.
“Yaşamı boyunca akla hayale gelmeyecek zorluklara göğüs germiş, çocuklarının ve yakınlarının karşısına çıkan engellerle baş etmiş bu kadın, gerçek kimliği söz konusu olduğunda neden kendini bu kadar çaresiz hissediyordu? Neden ailesini ve kimliğini savunamıyor, isteklerinin arkasında duramıyordu?”
Anneannenin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı cümlede gizli belki de bu soruların cevabı:

Emval-i Metruke Olayı (Osmanlı?da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi) ? Nevzat Onaran

Nevzat Onaran, ?Emvâl-i Metrûke Olayı? başlıklı çalışmasında, Osmanlı Devleti?nde ve Cumhuriyet Türkiyesi?nde Ermeni ve Rumların mallarına en konulma süreçlerini ele alıyor. Konuya dair kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin gizli ve açık oturumlarında olayın nasıl ele alınıp tartışıldığını da araştıran Onaran, Emvâl-i Metrûke meselesini çok yönlü bir bakışla irdeliyor. 1915?te ve sonrasında Anadolu?da neler yaşandığının ekonomik boyutunu analiz eden ve altı bölümden oluşan çalışmanın ilk dört bölümünde, 1915?ten 1930?lu yıllara kadar geçen dönemde Ermeni ve Rum mallarına el konulması, dağıtılması ve satılması konuları inceleniyor. Kitabın sonunda ise, belgelerin yanı sıra, Meclis?teki gizli ve açık celse görüşmelerinin tutanakları veriliyor. Kitapta ayrıca, 12 Eylül darbesinin

Tehcir Çocukları “Nenem bir Ermeni’ymiş…” – İrfan Palalı

İrfan Palalı’nın anneannesi Fatma’nın tehcir sırasında yaşadıklarını ve onun Ermeni olduğunu öğrendiğinde tepkisini anlattığı “Tehcir Çocukları”, 2005 yılında Su Yayınları tarafından yayımlandı.

?Anneannemin Ermeni olduğunu 40 yaşlarında öğrendiğim için özel bir duygu hissedeceğim yaşı geçmiştim ve korkularımı aşmıştım. Gençken öğrenseydim, herhalde ?Ermeni dölü? olmaktan hicap duyardım. Ama ailemden çok korktum, nitekim korktuğum kadarını yaptılar. Mesela babamın mezar taşını parçaladılar. Beni Urfa?ya sokmak istemediler. Amca, teyze, dayı çocuklarım? Mesela iki amcamın anneannemle birlikte gelen Ermeni hanımları