Padişaha Giren Kazık – Aziz Nesin

Padişaha Giren Kazık
Raviyan-ı ahbar ve nakılan-ı asar ve muhaddisan-ı rüzigar o güna rivayet ve bu tarz üzre hikaye ederler ki, çook eski zamanlarda, yeryüzünün bilinmedik bir yerinde, suları bol, dört yanı yol, kişileri erimli, toprağı verimli, halkı erdemli, yazarları görkemli bir ülke vardı.

devamını okumak için tıklayınız

Kent (Masal) – Herman Hesse “Haydi ileri! diye bağırdı bir ağaçkakan, bir ağacın gövdesini gagalayarak.”

“Haydi ileri!” diye bağırdı mühendis, bir gün önce döşenmiş olan ikinci hattın üzerinde, insan, kömür, araç gereç ve gıda dolu treni görünce. Güneşin sarı ışığında sessiz vadi ışıl ışıl parlıyordu.

devamını okumak için tıklayınız

Dayanın Yurttaşlarım – Aziz Nesin

Çook eskiden, bu kavanoz dipli koca dünyanın bir yerinde, dört bir yanı dağ, ortası bağ, suları şırıl şırıl, gökleri pırıl pırıl bir ülke varmış.

devamını okumak için tıklayınız

Pepuk (Guguk) Kuşu Efsanesi

pepukMunzur dağı eteklerinde kış mevsiminin, etkisini yavaş yavaş kaybetmeye başladığı günlerde. Baharın geleceğini muştulayan cemreler beklenir. Sonunda cemre, hava ve topraktan sonra suya da düşer. Hem de ateş topu bir sıcaklıkla…. Su da hava gibi, toprak gibi ısınmaya, yaşam daha kolay, daha güzel yaşanılır olmaya başlar. Cemre havanın güzelleşmesini, suyun ısınmasını ve toprakta gizlenen tohumların, bitkilerin, kuru ağaç dallarının, canlıların uyanmasına sebep olur. Bir umut olur canlı cansız tüm varlıklara.

devamını okumak için tıklayınız

Elma Tadında Bir Masal: Elma Hükümdarlığı – Müslüm Üzülmez

görkem_çakınMasalları, efsaneleri severim. Ben ve benim kuşağım, doğduğumuz ve büyüdüğümüz coğrafi mekânda masalları, efsaneleri okuyarak değil, dinleyerek büyüdü. Kitap yaşamımızda yoktu o zamanlar. Okul kitaplarında yazılan masal ve efsaneler bizlere hitap etmiyordu. Bu nedenle, okul kitaplarında yazılanları değil, anlatılanları can kulağıyla dinlerdik. Bir varmış bir yokmuşla başlardı çocukluğumuzun kış geceleri. Bir yerden duyulmuş, dilden dile gelmiş, bir gizem içinde, dün yaşanmış gibi anlatılırdı. Zelo nenem ve babam güzel masal anlatırlardı. Anlatılan masal ve efsaneler soğuk kış gecelerinde yüreğimizi ısıtırdı. Masallara olan ilgim buradan geliyor.

devamını okumak için tıklayınız

Kore Dokunuşuyla Yeniden Yorumlanmış 9 Batı Masalı İllüstrasyonu

Disney masallarıyla büyüyen pek çok nesilden biriyiz ama her seferinde Doğu’nun elinde yeniden şekillenmelerine bayılıyoruz. Anime ya da manga benzeri çizimlerle prenseslerimizin, sevdiğimiz karakterlerin baştan yaratılmasına kaç kere şahit olduk. Bu seferki ise oldukça farklı. Koreli illüstratör Na Young Wu ülkesinin kültürüyle ve Manhwa stiliyle birleşmiş Disney külliyatı sunuyor bize.

devamını okumak için tıklayınız

“Külkedisi Cinderella” Masalı Bize Aslında Ne Anlatıyor?

Marx’ın çok sevdiğim bir sözü vardır, bu analizi de onun eşliğinde yaptım.

“Görünen, gerçek olsaydı bilime gerek kalmazdı.”

Başlıyorum.

Masalları masal yapan şey, masallarda olağanüstü durumların yaşanması, akla mantığa sığmayacak şeylerin gerçekleşmesi değil, aksine, olması gereken şeylerin olmadığı, olağan şeylerin olağanüstüleştiği, hakkın, lütuf olarak sunulduğu bir dünyanın var olmasıdır.Külkedisi de bunun en tipik örneklerinden birisidir. 9. yüzyıl Çin’inde ve sonrasında Fars ve Avrupa kültürlerinde bir şekilde kendisine yer bulmuş, kısmî değişiklikleri olsa dahi genel olarak aynı bütünlük içerisinde anlatılıp durmuştur.

devamını okumak için tıklayınız

Hrant Dink ‘in çocuklarına yazdığı masal “Bir Tanecik Yavrularım,..”

Bir Tanecik Yavrularım,
Nihayet kendime bugün boş vakit bulabildim. İlk fırsatta oturup sizin için bir masal yazmaya karar verdim. Bundan sonra her boş anımda sîzlere masal yazıp göndereceğim. Güzel anneniz bu masalları size akşamları yatırırken okusun. Benim masallarımı dinleyerek mışıl mışıl uyursunuz. Sizleri çok sevdiğimi zaten biliyorsunuz. Bunu bir kez daha tekrarlayarak masalıma başlıyorum.

devamını okumak için tıklayınız