Category Archives: Mektup

“Laik – Bilimsel Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin Boykottayız!”

Haydi Veliler, Okuldan Kaçmaya!
Okuyan, doğru kitapları okuyan, kitapları doğru okuyan çocuklar için…

İnsanokur olarak, “Laik – Bilimsel Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin Boykottayız!” çağrısını destekliyoruz. Dostlarımızı, büyüklerimizi, kardeşlerimizi, tüm duyarlı yurttaşları, 13 Şubat günkü boykota ve etkinliklere katılmaya çağırıyoruz.

Şirin’den Rakel’e, Dirençle, Sevgiyle – Zafer Köse

sirin-sinan 31 Mayıs 1971’de Nurhak’ta öldürüldü Sinan. Şirin’in, Şirin Cemgil’in eşi Sinan…

Devlet eliyle veya devletin göz yummasıyla yaşanan ne ilk ne de son katliamdı bu.

19 Ocak 2007’de Hrant Dink öldürüldü. Rakel’in eşi. Rakel’in ebedi sevgilisinin ardından yazdığı mektup, Hrant’a ulaşamadıysa da, dünyanın sevgililerine ulaştı.

Bu güzel kadınlar için, bu dirençli kadınlar için hayat devam etti elbette. Yüreklerindeki acının ve halklara yoldaşlık etmenin yükünü onurla taşıyorlar, taşıdılar.

Şirin, 2009’da aramızdan ayrıldı. Ölmeden iki yıl kadar önce,

Ve Spinoza’nın Mektuplar’ı Türkçede

spinozaSpinoza’nın mektupları, duygu ve düşüncenin dile getirilmesinden çok, tamamlanmış bir felsefi bilgi dizgesinin, kendi dizgesi dışındaki sorular bağlamında dile getirilmesini içeriyor.

Spinoza’nın Mektuplar’ı nihayet yayımlandı. Bu ifade, bir duygu biçimi olarak değil, bir okuma güzergâhının belirginleşmesi olarak görülmeli. Spinoza’nın mektuplarından bir kısmı, Willem van Blyenberg’le karşılıklı dört yazışmadan ibaret olan sekiz metin, daha önce [Deleuze’un adlandırdığı biçimle] Kötülük Mektupları (2008) adıyla yayımlanmıştı.

Oktay Akbal’a arkadaşı, dostu, tanıdığı 40 yazarın gönderdiği ve 70 yıllık bir dönemi yansıtan 138 mektup

oktay akbal mektuplarAkbal’a arkadaşı, dostu, tanıdığı 40 yazarın gönderdiği ve 70 yıllık bir dönemi yansıtan 138 mektup yer alıyor Oktay Akbal’a Mektuplar’da.

Başkalarının mektuplarını okumakta, buna iznimiz olduğu zamanlarda dahi hafif suçlulukla karışmış tuhaf bir zevk vardır. Mahreme adım atmaktır çünkü bu. İki kişinin arasındaki en dolaysız en samimi paylaşıma dahil olmak… Üstelik mektupların sözgelimi telefonla ya da yüz yüze konuşmaya kıyasla çok daha açık ve bir anlamda sansürsüz bir yanı da vardır. Mektup yazan kişi karşısındaki kişiye anlatırken asıl olarak kendisiyle yüzleşmekte ve bir anlamda dertleşmektedir çünkü.

Milena Jesenská’nın gözünden Franz Kafka

milenaMilena’nın, Franz Kafka’nın yakın arkadaşı ve kitaplarını yayınlayan Max Brod’a yazdığı mektuplardan bazı bölümler:

Sabahattin Ali hapiste iken mektubunda hangi kitapları istedi?

Sabahattin AliÜsküdar Cezaevi?nden Bir Mektup (Sabahattin Ali, 1947)

Sevgili Aliye,

(?)

Ben dün İstanbul Cezaevi?nden Üsküdar Cezaevi?ne nakledildim. Çünkü İstanbul Tevkifhane, cezası katileşenleri buraya gönderiyor. Burası daha sakin, daha rahat ve vukuat da olmuyor. (?)

Gölgelerde gezinen bir yazarın ayak izleri

Sevgili Halil KardeşSevgili Halil Kardeş (Köye Mektuplar) kitabında yer alan birçok ayrıntı, Türk edebiyatının pek bilinmeyeni Yusuf Atılgan hakkında ilginç bilgiler barındırıyor.”

Kuşkusuz yazma eylemi; sıradan kelimelerin yan yana getirilerek, onların bambaşka an-lamlarla harmanlandığı bir anlatım sanatı olmanın yanında, belki de okurla yapılan bir hasbihâldir. Ama bunu yaparken ele alınan konunun, mekânların, o mekânlarda yaşanılanların ayrıntılı bir biçimde aktarılmasının, metnin gücünü oluşturmadaki payı yadsınamaz. Edebiyat yapıtının olmazsa olmazları arasında bir tanesini var ki, onu diğerlerinden birkaç adım önde saymak abartı olmaz; karakter oluşturmak.

Uzun Bir Adam?ı Hatırlamak? – Öznur Özkaya

Enis Batur'a Mektuplarİzmir?de düzenlenen kaçıncı Uluslararası Şiir Sempozyumu?ydu anımsayamıyorum. Can Yücel Sokağı?ndaki Miko?nun da yeni açıldığı dönemlerdi. Etkinlik bitimi akşam şairlerin ve okurların buluştuğu Miko?da, rakının eşlik ettiği şiirsel sohbetler dolduruyordu mekânın atmosferini. Bana uzak masalardan birinde, masaya mesafeli oturup şeyleri duymaya çalışan İlhan Berk?i ilk ve son kez görüşümdü. Bu anla ilgili hafızamı zorlamamı sağlayan; Atlas?ı, Pera?yı ve elbet Uzun Bir Adam?ı yeniden okumam gerektiğini hissettiren şey; İlhan Berk?in 1975 ? 2005 yılları arasında

Nâzım Hikmet?in Kürk Mantolu Madonna eleştirisi

Kürk Mantolu MadonnaKürk Mantolu Madonna kitap olarak ilk kez 1943?te Remzi Kitabevi tarafından yayımlanmıştır.
Kitap için ilk eleştiri Nâzım Hikmet?ten gelir. Nâzım, Mayıs 1943?te Bursa Hapishanesi?nden gönderdiği mektupta Kürk Mantolu Madonna hakkında şunları yazmıştır: ?Kürk Mantolu Madonna, ben bu kitabı hem sevdim, hem kızdım. Evvela niçin kızdığımı söyleyeyim. Kitabın birinci kısmı bir harikadır. Bu kısmın

“Ah, Milena… Denize düşmüşüz sanki,..” Franz Kafka

kafka“Anladığım kadarı ile Milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. Birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. Cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık. Bir odadayız Milena. Birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. Biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. Halbuki

Babama Mektup – Oğuz Atay

oğuz ataySevgili babacığım,

Belki hatırlamazsın ama bugün sen öleli tam iki yıl oluyor. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım; bu fırsatı da kullanamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar, sen olmasaydın bir çok şey yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım.

Sana bazı şeyleri anlatamadım. Bir iki yıl daha yaşasaydın

“Yürürken gücümün son sınırına kadar gelmemiştim hiç, ama düşünürken hep gelirdim.” Franz Kafka

Franz KafkaSevgili Bayan Milena…
İnsan aşkı kitaplardan öğrenemez, öğretemez? sadece yaşanılır bazı duygular, anlatılamaz..
Kulak verelim kelimelere, duygulara? Satır satır gezelim cümlelerde, kelimelerde.
?Ben o kadar güçlü değildim; ama o sadece acı çekiyordu, bense hem çektiriyor hem de çekiyordum.?
Bazen içinde bulunduğunuz durumu anlatmak için kelimeler aciz kalır. Bazı durumlarda bazen sadece acı çekilir.

Nâzım Hikmet?ten Sabahattin Ali?ye mektup

(tarihsiz)

Kardeşim,

(?) Romanını nasıl sabırsızlıkla ve ne büyük güvençle beklediğimi tasavvur edemezsin. Bak konkre konuşmuyorum: Hikâye ve romanda bugün sen varsın, senden sonra Kemal Tahir var, sonra Orhan Kemal var, Suat Derviş var. Kemal Tahir?le Orhan Kemal biri daha ilerde, biri henüz civciv, fakat dehşetli vaatlerle dolu biri civciv, biri yazdıklarını neşretmek imkânsızlığı içinde,

Aşk Mektupları – Albert Einstein, Mileva Maric

Aşk Mektupları Albert Einstein, Mileva MaricBildiğimiz Einstein, hayatının son yirmi yılını Princeton’da, hiçbir zaman tamamlanamayacak olan birleşik alan teorisi üzerine çalışarak ve dünyanın ne yazık ki ihtiyaç duyduğu akılcılığın korunması için bir dizi cesur çabayı destekleyerek geçiren saygın bir kişiliktir. Bu mektuplarda bulacağınız Einstein ise üzerinde yüzyılımızın fiziğinin inşa edildiği kavramsal ve kuramsal yapının büyük bir kısmını 1905 ile 1925 yılları arasında yaratan çok ilginç bir gençtir. Einstein ile Maric’in

Hermann Hesse’nin Nobel konuşması: “Savaşlara, işgallere ve ilhaklara karşı nefret ve uzlaşmaz bir husumet duyuyorsam,…”

Hermann HesseHermann Hesse, ödül aldığı 1946 yılında rahatsızlığı nedeniyle törene katılamamış, okunması için bir mesaj göndermişti. İşte, İsviçreli Bakan Henry Vallotton’ın okuduğu o mesaj:
Şöleninize en içten tebriklerimi ve saygılarımı sunarken, konuğunuz olamamaktan ve sizlere bizzat teşekkür edememekten duyduğum üzüntüyü dile getirmek istiyorum. Sağlık konusunda hep hassas bir yapım olmuştur; özellikle 1933 yılında itibaren yaşanan acıların üzerimde yarattığı