Category Archives: Öykü Kitapları

Halikarnas Balıkçısı’ndan Merhaba Akdeniz

Merhaba Akdeniz - Halikarnas BalıkçısıBilgi Yayınları Merhaba Akdeniz’i, 1962 yılında yapılan ilk baskısına sadık kalarak Balıkçı’nın okurlarına sunuyor.
Bilgi Yayınları yeni yıla girerken öykü türünün ölümsüz örneklerinden bir olan Halikarnas Balıkçısı’ndan “Merhaba Akdeniz” kitabını Murat Sayın kapak deseni ile yayımladı.

Bitmeyen bir şarkı: Bobby Sands “Evet, bizim de günümüz gelecek!”

Bobby SandsBobby Sands ve yoldaşları, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana ilham veren bir direnişin simgesidir artık: “Evet, bizim de günümüz gelecek!”

Açlık grevi ve ölüm orucu denince dünyada akla ilk gelen isim Bobby Sands olacaktır. 5 Mayıs 1981 tarihinde ölüm orucunun 66. gününde yaşama gözlerini kapamasının ardından tüm dünya saygı duruşuna geçti. Hindistan ve Fransa meclisleri, dünyanın her yerinden insanlar sokaklarda Bobby için ayaktaydı. Türkiye’de 12 Eylül cuntası Bobby Sands haberlerini sansürlemişti; gençleri işkence tezgâhından geçirirken Türkiye’nin kulaklarını tüm direnişlere kapatmak istiyordu.

Aşkın Suçları – Marquis de Sade “Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar.”

Aşkın Suçları Marquis de SadeMarquis de Sade, ilk ve tek ahlaksızlık filozofudur. Ancak Sade’ın önemi bununla sınırlı değildir. Sade’ın eserleri bütün insan ilişkilerini öyle ya da böyle etkileyen cinsel içgüdülerle ilgili her şeyi dikkatle çözümler. Sade’ın eserlerinde felsefe önemli bir rol oynar. Eserlerinde sık sık şu türden ifadelerle karşılaşılır: “Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar.”
-Iwan Bloch-

Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak – Yevgeni İvoniç Zamyatin

Zamyatin dünya klasikleri arasındaki yerini geleneksel ütopya algılarını değiştirerek almıştır. Bu açıdan o, G. Orwell, W. Golding ve A. Huxley gibi anti-ütopya geleneğinin temsilcisi yazarların öncüsüdür. Ama Zamyatin yalnızca ütopya konusunu değil, insanlığın yüzlerce yıldır devam ettirdiği ve kanıksadığı için değişemezmiş gibi görünen pek çok değer yargısını (almış olduğu mühendislik eğitiminin kendisine kazandırdığı gözlem, algı, analiz ve sentez becerisini de kullanarak) sanat araçları yardımıyla yıkan “sapkın” bir yazardır.

Jestler, Birikimler – Zafer Köse

Bir arkadaşım, o sırada konuştuğumuz konuyla ilgili bir yazıyı okumam için, Nisan 1959 tarihli Yeni Ufuklar dergisini verdi. Dergide, Rauf Mutluay’ın, “Mektup” isimli bir hikayesi var. Böylece, Mutluay’ın ilk kez bir hikayesini okumuş oldum.

Hikaye, bir adamın eski karısına veya artık birlikte yaşamalarının anlamı kalmamış olan karısına yazdığı bir mektup biçiminde kaleme alınmış. “Bir kin girdi aramıza” diye başlıyor.

Hemşin Öyküleri – Mahir Özkan

Aras Yayıncılık, Hemşin Ermenicesi ve kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınan Mahir Özkan’ın ilk öykü kitabı olan Hemşin Öyküleri’ni okurlarla buluşturuyor. Kitap, bugüne dek yayımlanmış ilk Hemşince edebiyat eseri olma özelliğini taşıyor.Hemşin Öyküleri, yazarın Hemşin yöresindeki anlatılardan ve kendi anılarından yola çıkarak yazdığı 24 öykü içeriyor.

En Masumlar İçerde – Aziz Nesin

Gülmece edebiyatının doruğundaki yazarımız Aziz Nesin’i 100. Doğum Yılında anarken onun öyküleri, yazı ve konuşmalarından derlenen tematik bir seçki sunuyoruz. “En Masumlar İçerde”de Aziz Nesin’in cezaevleri ve tutuklamalarla ilgili öykülerini bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Ressamın Kedisi – Mustafa Balel

Kentin yoksul ama hayat dolu mahallelerinden biri. Ressam Şeremet, kendine bir atölye tutarak bu eski mahallede çalışmaya başlar. Rastlantıyla bir yavru kediyi atölyesine alınca, hayatında önemli değişikliklerin de yolunu açmış olur.

Bir insanla bir hayvan arasındaki dostluğun insanın iç dünyasında nerelere dek uzanabileceğini gösteren bu öyküyü, günümüz edebiyatının usta yazarlarından Mustafa Balel, renkli anlatımıyla sözcüklere döktü; Burcu Yılmaz, düşünce ile gülmeceyi birleştiren çizgileriyle resimledi.

“Ölüm Vardiyası” ve “Karaelmas Pusuda” – Adil Okay

“Takvim yaprakları 13 Mayıs 2014’ü gösterdiğinde, Manisanın Soma ilçesinde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en korkunç iş kazası yaşandı. 301 madenci can verdi. 255 kadın kocasız, yaş ortalaması on olan 432 çocuk babasız kaldı. Üç gün ulusal yas ilan edildi. Yargı süreci devam ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 176 numaralı “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi” ise henüz imzalanmadı.”[i]

Soma’dan ağrımışken şimdi de Ermenek dedik sonra acı ve öfkeyle…

Nerelisin? Zafer Köse

“Zafir’in ve Halime’nin yaşadıkları hayat nasıl “döküntü” kelimesinin anlamını değiştirebiliyorsa, bu hikaye de okurun kafasındaki “Nerelisin?” sorusunun anlamını değiştiriyor. Bu sorunun, bu memleketteki anlamını netleştiriyor.”
Zafir, hep örnek aldığı on beş yaşındaki ablasının ardından düşe kalka koşuyor. Ama yetişmekte zorlanıyor. Ablası, elinden tuttuğu en küçük kardeşini peşinden sürüklediği halde, çok hızlı ilerliyor.

Yarım Kalmış Bir Şarkı (Bobby Sands, IRA ve Açlık Grevi) – Denis O’Hearn

Bu kitapta, uzun bir açlık grevinde hayatını kaybeden IRA militanı Bobby Sands’in hayatı ve mücadelesi anlatılıyor.

Bobby, yirmi yedinci yaşını açlık grevinde karşıladı. O sırada, İngiliz sömürgeciliğine karşı bağımsızlık mücadelesi veren İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nun (IRA) üyesi olarak gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı dokuz yıldır hapishanede bulunuyordu. Kuzey İrlanda’da “H Blokları” adlı özel tip cezaevindeki baskıların son bulması, tek tip elbise dayatmasından vazgeçilmesi ve IRA mahkûmlarına siyasi statü tanınması talebiyle yürüttüğü açlık grevinin altmışaltıcı gününde, 5 Mayıs 1981’de hayata gözlerini kapadı.

Konuşmak Hayattır Oysa…

Andrey Platonov, yalınlığın ve duruluğun anlamını birkaç çizgide yoğunlaştırarak anlatan, kısa öykülerinde bile sayısız etkiler üreten bir söz büyücüsü. Yaşadığı dönemin ruhunu, doğayı ve içindeki nesneleri, nesnelerin kurduğu düzeni, düzenin kararlı bir çizgide ilerlerken saptığı noktaları, insanın doğayla birlikte kat ettiği devinimi, devinimi gören gözün yanılma payını rastlantılara izin vermeden estetik kalıba döken, kendisiyle birlikte Sovyet yönetimi tarafından yasaklanan Zamyatin gibi, ardılı pek çok yazarı etkilemiş bir öncü. Başta Heinrich Böll, Antonio Tabucchi olmak üzere pek çok yazarın eserinde izlerine rastlıyoruz Platonov’un. Onun keskin görüsü, kuşkusuz, yarattığı kurmaca dünyada teoriyle pratiği aynı hatta değerlendirmesi, ele aldığı durumları diyalektik kavrayışla çözümleyişi, maddi duyuları sezgilerle bütünlemesinden kaynaklanıyor.

Üs-Tü Kal-Sın

Cemil Kavukçu’nun yeni öykü kitabı Üstü Kalsın’ın senfonik bir yapısı var. Elbette yazarın kurduğu dil atmosferinden, öykülerin sıralanışından kaynaklanıyor bu. Anlatım biçimiyle dilin temposu her metni kendi yapısı içinde derinleştirirken usulca birbirine ilmek atan dokuz öykü dingin akan hüzünle neşeyi kamçılayan coşkunun iç içe geçtiği çok sesli uzun bir müziği duyumsatıyor.

Cemil Kavukçu’nun getirdiği ustalık

Üstü Kalsın’ı Cemil Kavukçu’nun ikinci ustalık döneminin yüksek bir basamağı olarak okuyabiliriz. Dokuz öyküden oluşuyor kitap. Birbiriyle ilişkili “karga” öyküleri yanında, apayrı insan hikâyeleri anlatıyor.

Cemil Kavukçu’nun, öykücülüğünü bütün özellikleriyle olgunlaştırıp özgün bir ada olarak önümüze getirdiği ilk uzun döneminden sonra yazacaklarını hep merak etmiştim. Şimdi ilk öykülerinin yayımlandığı yıldan bugüne geçen otuz beş yıllık yazarlık serüvenine bakınca, önüne belli yazınsal hedefler koyarak yazmadığını görüyorum. Yazacaklarını yazıp tükettikten sonra, karşısına gelen sorunları çözüp yeni öykülere doğal bir biçimde yol alan bir tutumu benimsedi o.

Cemil Kavukçu’nun yeni öykü toplamı: Üstü Kalsın

Cemil Kavukçu’nun yeni öykülerini bir araya getirdiği kitabı “Üstü Kalsın”, “Düşkaçıran” ve “Aynadaki Zaman” adlı kitaplarıyla açılan parantezi şimdilik kapatıyor. Edebiyatımızın usta öykücüsü, bu yeni kitabıyla bildiğimiz dünyalarına doğru bir adım adım atıyor.

Bu öyküleri kuşlar getirdi

Semih Gümüş, öykücülüğümüzün bir nevi haritasını çıkardığı kitabı Öykünün Kedi Gözü’nde Cemil Kavukçu için şöyle bir paragraf açmıştı: “Ondaki sıradan dünyaların çarpıcılığı, öykü dilinde yakaladığı apayrı, ayrıksı dilin biricikliği… Hiç anlatılmamış insanları el değmemiş ayrıntılarla kurmca kişilere dönüştürme becerisi, ergenlik dönemimizin yazılmamış öyküleri Cemil Kavukçu’yu edebiyat dünyamızın gündemine de ciddi biçimde getirdi.”