Category Archives: Öykü Kitapları

Öykü Kitapları

Son Kuşlar – Sait Faik Abasıyanık

?Dünya değişiyor dostlarım, günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.? *
?Edebi eserler, insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar? ? diyen büyük yazarın; ilk kez 1952?de yayımlanan hikâye kitabı ?Son Kuşlar?da bir tür düş kırıklığı hissedilir. Sait Faik, toplumsal düzenin çirkinlikleri, sahtelikler, adaletsizlikler karşısında direnen insanın yalnızlığını keşfeder.
Sait Faik, içimize insan sevgisi salmaya DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Öykü Kitapları

Babamın Bıyıkları Yoktu, Tekin Gönenç

“…duyarsın derinlerde bir yerlerde,
insanın insana bölünmesidir yalnızlık…”
Tekin Gönenç 2008 yılında yayımlanan “Babamın Bıyıkları Yoktu” adlı öykü kitabı ile şiirle içi içe geçen bir yaşamdan süzülen kesitleri okurlara sunuyor.
“…geçen yıl bir trafik kazasında kaybetmiş babasını. Annesi hem baba hem anne olmuş dört kardeşe. Kaş?ta zengin yazlıkçıların evlerinde çalışırmış çoğu zaman. Emine ara sıra annesine temizlik işlerinde yardım edermiş. Ama o zengin kadınların davranışlarını hiç sevmezmiş sarı saçlı Emine. Büyüyünce onlarla ilgili bir de roman yazacakmış. Bunları anlatırken birden susuverdi. Bir suçlu gibi başını önüne eğip bir şeyler mırıldandı. Anlayamamıştım dediklerini. Çenesini okşayıp yüzünü bana doğru çevirdim. Tekrarlattım söylediklerini. İçini çeke çeke, belli belirsiz bir daha mırıldandı:
?Benim babamın bıyıkları yoktu.?
Sarı saçlarını okşadım okşadım? Bir şeyler söylemeye yeltendim, ama olmadı, bir türlü beceremedim. Sözcükler boğazımda tıkanıp kaldı. Dalıp dalıp gittim sadece.” DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Öykü Kitapları

Kerem İle Aslı, Sennur Sezer

?Biz deriz ki; yüzyıllardır hem dildedir, hem teldedir, hem de kâğıt üstündedir Kerem ile Aslı?nın hikâyesi. Kerem de Aslı da artık gerçektir. Bizim yapacağımız bir kez daha bu hikâyeyi anlatmaktır. Bizim sazımız yok ki, tele dökelim, sesimiz yetmez ki dile dökelim. Hem dil yorulur, hem tel kırılır. Ama ne kalem unutur ne kâğıt. Hele kitap, hele kitap… Kitap hep hatırlatır.?
Sennur Sezer, ?Kerem ile Aslı? destanını kitaplaştırmasını bu sözlerle açıklıyor, destanın ?döşeme? bölümünde. Yüzyıllardır dilden dile anlatılan bu hikâyeyi kitaplaştırıp yeniden okurla buluştururken ?gençler için yorumlama? amacı gütmüş Sezer. ?Kerem ile Aslı?yı, bugünün gençlerini, onların ilgi ve algılarını düşünerek yeniden kaleme aldığı hikâyede, şiirlerle türkülerle dile gelen duyguları akıcı bir üslupla okura aktarmış.
Bir Türk genci ile bir Ermeni kızın imkansız aşkını anlatan bu destanı anımsayalım:
?İran sınırları içinde Isfahan denilen bir şehirde başlayan
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Öykü Kitapları

Akışı Olmayan Sular, Pınar Kür

1984 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı alan ‘Durgun’ sular değil; ‘akışı olmayan’ sular, Pınar Kür’ün öykücülüğünde önemli bir dönüm noktası. Pınar Kür, ölümün var olduğunu bildiğimiz halde hayatı hep geçmişi düşünerek, keşkelerle değil yeni başlangıçlarla en güzel şekilde yaşamayı öğretiyor insana..“Ölümü unutmalı, yaşamaya bakmalı! Ölüm nasıl unutulur, biliyorsan eğer? Ölümü bildikten sonra nasıl yaşanır? Daha önce yaşıyor muydum? Bir soru. Daha önce yaşıyor muydum? Yaşıyor muydum? Peki, yaşamadan ölünür mü? Bir Soru Daha. Yaşamadan ölünür mü? Yüzeysel ilişkiler ve aşklarla tükenip biten bir ömür yaşanmış sayılabilir mi? Yaşamın kıyısında durup, yaşamın kendisini ıskalayıp yanı başından geçip gidebilir mi insan tüm yaşamı dışarıda bırakarak? Yaşanmayan hayatlar, erişilmeyene duyulan özlem, yarım kalan aşklar geçmişin birer yansıması olarak bugün de karşımıza çıkmaz mı durup dururken? Yaşam ırmağının akmadığını hissedince DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Öykü Kitapları

Uyku – Orhan Kemal

Türkiye edebiyatının en özgün ve gerçekçi yazarlarından Orhan Kemal, yazdığı roman, oyun ve öykülerin hepsinde yoksul, hayatla mücadele etmek zorunda olan ama umudunu, yaşama sevincini kaybetmeyen insanlardan söz eder. Uyku’daki yedi öykü, yine aynı dünyanın çocuklarını anlatıyor. (Arka Kapak)

“Orhan Kemal, “Uyku” öyküsünde hafta tatilinde de çalıştırılan çocuk işçilerin dramını anlatır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Mizah Öykü Kitapları

Zekânın ölçülmesinin doğal olduğu yerde aptallık oranı da ölçülmeli

aziz nesin“… Çocukluğumdan beri, insanları ağlatacak yazılar yazmak isterdim. Bu istekle yazdığım bir hikâyeyi, bir dergiye götürmüştüm. Hikâyemi okuyan derginin başredaktörü, çok anlayışsız bir adam olduğu için, hikâyemi okurken hüngür hüngür ağlaması gerektiği halde kahkahalarla güldü; sonra kahkahadan yaşaran gözlerini silerek, ‘Aferin. Çok güzel. Bunun gibi daha başka hikâyeler de yaz getir bize…’ dedi. Yazarlıktaki bu ilk düş kırıklığım hâlâ sürmektedir. Ağlasın diye yazdıklarımın çoğuna, okurlarım gülüyor.” Aziz Nesin
“% Kaç Aptalız? Düşününce bu ifade biçiminin, bir incelik taşıdığını da kabullendim. Zekânın ölçülmesinin doğal olduğu yerde aptallık oranı da ölçülmeli elbet.
Peki kim ölçtürür ki aptallığını? Kim söz eder bundan? DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Makaleler Öykü Kitapları

Gogol’un Palto’sundan çıkan kelimeler

Sonunda zavallı yazıcı hayata gözlerini yumdu. “Akakiy Akakiyeviç’i gömdüler. Petersburg, onsuz kaldı. Sanki bu kentte hiç yaşamamıştı.”
Ama Gogol’un öyküsü burada sonlanmıyordu. “Petersburg’da birdenbire bir söylenti dolaşmaya başladı: Kalikin Köprüsü’nde, daha da uzaklarda geceleri, çalınan paltosunu arayan memur kılıklı bir hayalet görülmeye başlamıştı.”
Suç ve Ceza’nın yaratıcısı Dostoyevski Gogol’u över: “Hepimiz onun Palto’sundan çıktık!”

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Makaleler Öykü Kitapları

“Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları” na ilişkin – İbrahim Yurtsever

dilsiz_annelerin_sessiz_ÇocuklarıAyşegül Kocabıçak’ın nota bene yayınlarından çıkan “Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları” adlı öykü kitabını bir solukta okudum. Her öyküyü okuyup bitirdiğimde arka sayfadaki diğer öyküyü merak ederek çevirdim sayfaları. İlk öykü Somada sistemin aşırı kar hırsı yüzünden yaşamını yitiren maden işçilerine adanmış. Madende babasını yitiren bir çocuğun duyguları sarsıcı bir kurguyla aktarılmış.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Öykü Kitapları

“Dağ Kokusu” veya “Kalbini Arayan Kavmin Öyküleri” – Adil Okay

dagkokusu“Tıpkı bakışların gibi o ıssız gecede, uçurum kenarında sevginin seline uğradık.
İşte sırf bu yüzden bile, bizi masal sanacaklar…” Seyit Oktay

“Hapishane Edebiyatı” kavramı tartışmalıdır. Zira biz zindandaki tutsaklardan hep ve sadece “içeriyi” anlatmalarını bekleriz. Ya da içeriden bir gözle “dışarının” anlatılmasını. Oysa politik tutsaklar anı bohçalarını asıl olarak dışarıda doldurmuşlardır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Öykü Kitapları

Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika”ları * – Adil Okay

kırık_patikaSon yıllarda öykü’nün benden, benim de öyküden koptuğumu sanıyordum. Şiir ve roman okumak beni daha çok doyuma ulaştırmaya başlamıştı. Tabi plastik sanatlar ve sinema da sanattan aldığım gıdamı karşılamaya yetiyordu. Bir insan ömrüne kaç kitap sığdırabilir ki deyip seçici davranıyordum. Ancak arka arkaya okuduğum öykü kitapları bana yanıldığımı gösterdi. Şimdi elimde Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika” adlı öykü kitabı var. Kitap elime geçtikten sonra “ilk öyküye göz atayım sonra sıraya koyarım” dedim. Dedim ama kitaptaki ilk öykü “Ölü ağaç” fikrimi değiştirmeme yetti. Hemen -sıradaki diğer kitaplara haksızlık olsa da- okumaya başladım.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Kürt Edebiyatı Öykü Kitapları

Serpêhatiyên Kurdan – Seydayê Tîrêj

serpêhatiyên_kurdanSerpêhatiyên Kurdan (Kürtlerin Sergüzeştleri)-Tîrêj

Walter Benjamin, 1831-1895 yılları arasında yaşamış, işi dolayısıyla neredeyse bütün Rusya’yı dolaşmış ve hikâyelerinin çoğunu da bu yolculuklar esnasındaki gözlem, gezi ve malzemelerden oluşturmuş NikolayLeskov’a dair yazdığı bir yazıda (Hikâye Anlatıcısı), anlatıcılık sanatının sonuna geldiğimizi söyler. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Öykü Kitapları

Burun – Nikolay Vasilyeviç Gogol

burunGogol, Burun’u 1833’te yazmaya başladı. 1835’te ilk biçimini vererek bitirdikten sonra “Moskovski Nablüdatel” dergisine gönderdiyse de derginin yönetmeni, öyküyü bayağı bulduğu için geri verdi. Ama bu öykünün sanat güzelliğini, yergi değerini hemen anlayan Puşkin, 1836’da, yönettiği “Savremennik” dergisinde Burun’u yayımladı. Ayrıca şöyle bir not koydu: “N. V. Gogol uzun süre bu şakanın basılmasını istemedi; ama biz, bu öyküde öyle şaşırtıcı, akla sığmaz, neşeli, özgün şeyler bulduk ki öykünün elyazmasının bize verdiği zevki okuyucularımızla paylaşmaya razı olması için kendisini güçlükle kandırabildik.” DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ