Takipçi – Julio Cortázar

takipci“Hiçbir şey olmamasının korkunç olduğunun farkında mısın?”
Julio Cortázar’ın caz müziğin ölümsüz isimlerinden Charlie Parker’a adadığı Takipçi öyküsü, iç içe geçmiş olayların, son hız yuvarlanan yaşamların, biriken sıkıntıların ortasında, yaşantısına katlanmakta zorlanan bir cazcının hikâyesini ele alıyor.

Dostoyevski’nin “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık!” dediği 5 maddede “Palto” adlı öykü

PaltoNikolay Vasilyeviç Gogol, (31 Mart 1809 – 4 Mart 1852) gerçekçi Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. Rus yazar Gogol, gerçekçi edebiyatın da en önemli isimleri arasında sayılmaktadır. Gogol’un eserlerinde ve onun yazma üslubunda Rus Edebiyatı’’nın kurucusu olarak da görülen Aleksanr Puşkin’’in etkisi çok büyüktür.

Maviye Boyanmış Hayatlar – Zafer Köse

Maviye Boyanmış SularBoş bir kumsalda durup yumuşakça dalgalanan denizin sesini dinlersiniz. Serin rüzgâr içinizi rahatlatır. Ne kadar büyük, dev bir varlığın hemen yanında olduğunuzu hisseder misiniz peki? Açık denizde bulunan biri kadar değil herhalde.

Açık denizde, bir güvertede, etrafa bakarsınız. Dört yanınız sonsuz mavi. Ama sonsuzluk duygusu değil bu. Bir varlıktan çok, yokluktur algıladığınız. Mekân yokluğu. Kara görünmediği için, herhangi bir yön diğerlerinden farklı değildir. Hangi taraftaki karaya hangi uzaklıktasınızdır, kim bilir! Denizin bir yerinde, dünyanın bir yerindesinizdir. Sanki hiçbir yerdesinizdir. Mekân yoktur, ama alan vardır. Dev bir alan. Enginlik. Ama çok büyük de olsa, sonuçta, iki boyutludur alan.

Asker Kaçağı / Savaşa Karşı Bilimkurgu Öyküleri – Philip K. Dick

Asker KaçağıSavaşa ve militarizme karşı bir öyküler derlemesinin bilimkurgu alanından seçilmesinin anlamı nedir? Edebiyatta bilimkurgu dışında da anti-militarist olunabilir kuşkusuz. Ancak bilimkurgunun büyük bir avantajı var: Gündelik yaşamımıza sorgulanmaz bir biçimde yerleşmiş olan savaşperverliği, militarizmi, üniforma, emirkumanda ve daya biçiminde bir parçamız olan askerliği doğası gereği, çok daha rahat bir biçimde yadırgatabilir bilimkurgu. Bunu bir robotmasalı biçiminde yapabilir, asker kafasıyla açık açık dalga geçebilir, ya da beraberce kendi gezegenlerine ihanet ederek ölümü seçen bir Arzlı’yla tonlarca ağırlıkta bize şekilsiz görünen bir Jüpiterli’nin acıklı öyküsünü anlatabilir. Militarizmin insani değerlere yaptığı tahribatı bütün şairlerin yok olduğu bir dünyadan daha iyi ne anlatabilir? Bugün farkına bile varmadan kabullendiğimiz birçok ufak tefek politik kararın yarın yol açacağı sonuçları, geleceğe gidip “yerinde ve zamanında” görmekten daha iyi ne sokabilir kafamıza?

İrademizin bize sunduğu, yasalarınsa herhangi bir şekilde engel koymadığı o ayrıcalıklı durumlarda bile bizi esir alan bir zorba…

Adabımuaşeretin Zararları“Güzel bir ismi kendisine siper edinmiş bir zorba var. İrademizin bize sunduğu, yasalarınsa herhangi bir şekilde engel koymadığı o ayrıcalıklı durumlarda bile bizi esir alan bir zorba… Bu zorba, tabiata da karşı çıkar ve onun insanoğlunu özgürce şekillendirmesine izin vermez. Bu zorba adabımuaşeretten başkası değildir. Bu zorbaya kafa tutanlarsa haksız biçimde terbiyesiz yaftası yerler. Bu adabımuaşeret, özellikle de kendini tabiat yasalarının akışına bırakmayı sevenler ve mutluluğu bu akışta bulmak isteyenler için çekilecek dert değildir… Bu zavallıların ne çileler çekip ne haksızlıklara uğradıklarını anlatabilmek adına birkaç örnek vermek yerinde olacaktır…

Yeni Dünya – Sabahattin Ali

Yeni Dünya1930’lu yıllarda öyküye taze bir soluk getiren Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanın zavallılığını ve gücünü sarsılmaz bir üslupla, masalsı ve destansı biçimde yansıtmayı başardı. Şiir, hikâye ve roman yazan, çeviriler yapan Ali, tüm eserlerinde insan ruhuna ayna tuttu ve gerçeğe bu aynadan baktı. Türk edebiyatının büyük yazarından, içinde sinemaya da aktarılan Hasanboğuldu’nun olduğu 13 düşünen öykü…

Tutunmak – Gönül Çatalcalı

TutunmakİsimsiZ adlı romanı yayınevimizden çıkan Gönül Çatalcalı, bu kez dördüncü öykü kitabı TUTUNMAK ile okurla buluşuyor.

“Vaktin en suskun saatlerinde çiçeklenir ruhlar. Goncayı gül eyleyen sabır usulca bekler… Su uyur, akarken mavi dalgın bir rüyada. Ateşi harlandırmak için pusar kuytuda rüzgâr. Ruh diner, yalnız göz kalır beden.
Hikâyeler hayat gibi akmaya devam eder; yazı, sonsuz döngünün kıyısında olmaktır, ona b/akmak, uzanmak, biraz dokunmak… Denizine ulaşamayacağını bile bile akan suları izlemek hüzünle… Köze değmek, yakın ve uzak iklimlerden gelen rüzgârların harladığı ateşin sesini dinlemek, uğultuyu sözcüklere işlemek…”  diyor Gönül Çatalcalı, TUTUNMAK’a başlarken.

Gönül Çatalcalı’nın Tutunmak’ı – Düriye Ayyıldız

Tutunmak“Ya düşündüğün gibi yaz, ya da yazdığın gibi düşün.” G.Ç.

Gönül Çatalcalı’nın daha önce üç öykü kitabı yayımlanmıştı: Hiçbir Şeyin Beklentisi (2006), Yedi Yeşil Fil (2009) ve Güvercin Beyazı (2011). İsimsiZ adlı ilk romanından sonra yeni öykü kitabı “Tutunmak”, Nisan 2016’da Tekin Yayınevi’nden çıktı, TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nda dumanı üstündeydi.

Vur Ulan Vur : Linç Öyküleri – Derleyen: Levent Cantek , Tanıl Bora “Hikâyeler feci namussuz bir şeyi anlatıyor.”

Vur Ulan Vur - Linç Öyküleri

Kitap için ilk çıkış noktamız, edebiyatçıların, tarihin tam da bu anında, söyleyecek sözü olduğuna inanmamızdı, belki kayıt düşmek, belki vicdani bir çığlık atmak, belki edebi bir öfke göstermek… Kahırlandığımızı anlatmak, irkilmemiz gerektiğini hatırlatmak, empati kurmak, muktedirlerin körlüğüne, kalabalıkların kalpsizliğine söz söylemek istedik.
Toplumlar, habisleştiklerini, haksız yere cana kıydıklarını kolay unuturlar. Kayıt düşmekten kastımız buydu, utanmak ekseriyetle iyileştiricidir çünkü…
Hikâyeleri toparlarken, şunu fark ettik. Kimse uzun uzadıya anlatmıyor, kısa yazmak istiyor ve çoğu yazar, doğrudan doğruya linçi resmetmiyor, dolaylı olarak “konuşuyordu”.

Julio Cortazar’dan Küba destanı: Buluşma

julio cortazar buluşma_Julio Cortázar Reunion’da Küba Devrimi’ni kurgusal bir şekilde ele alıyor. İdealist bir adamın duruşunu ve dostluğu konu alan kitapta Che Guevara’dan Fidel Castro’ya Küba devrimine dair pek çok şey bulacaksınız.

Çocuğumu düşünüyorum ama o uzaklarda, kilometrelerce uzakta, hâlâ güne yataklarda uyanılan bir ülkede; imgesi bana gerçek değilmiş gibi geliyor, gittikçe silikleşiyor ve ağacın yaprakları arasında kayboluyor ve bana her zaman eşlik eden bir Mozart ezgisini anımsatıyor, Av kuartetinin ilk bölümü, kemanların huzurlu sesinin çağrıştırdığı av borusu; vahşi bir merasimin, berrak ve dalgın bir hazza dönüşümü.

Samuel Beckett ve yayımlanmamış öyküsü: Echo’nun Kemikleri

Echo'nun KemikleriGenç Beckett ilk eseri olan Whoroscope’u yayımlatmayı başardığında henüz 24 yaşındaydı. Ardından Londra’nın seçkin yayınevlerine gönderdiği Sıradan Kadınlar Düşü romanının ise okuyucuyla buluşabilmesi için 60 yıl beklemesi gerekecekti. Tabii, geçen bu 60 senelik zamanda Beckett ününü yürütmüş, Nobel Edebiyat Ödülü’nü çoktan kazanmış, hatta ölmüştü bile. Başka bir deyişle bu kitabı yayımlatmayı başaramamış, yenilmişti. Fakat hayattayken söylediği üzere: “Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.” Özü sözü bir olan biri olarak Beckett, yaklaşık bir yıl sonra Echo’nun Kemikleri öyküsünü yayımlatmayı denedi ve daha iyi miydi değil miydi bilemiyorum ama yine yenildi.

Sırça Köşk – Sabahattin Ali “Niçin yazılarımdaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli ?”

sırça köşk sabahattin ali1947′ de basılan ve Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılan Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin kısa öyküsüdür. Sırça Köşk kitabına da adını veren bu masalı diğerlerinden önce yazılmasına rağmen kitabın ve masallar bölümünün sonunda yer almıştır. Dört masalın en uzunu budur.
Sabahattin Ali’nin son kitabı olan Sırça Köşk’te yazar; kendilerini çok güçlü, yıkılmaz, sarsılmaz şatoların içinde görenler, halkın uyanması, bilinçlenmesiyle kolayca yerle bir olacakları mesajını net olarak verir. “Sırça Köşk” iktidar sahiplerini pek çok öfkelendiren, öldürülmesine bile etken olan şu sözlerle biter:

Ben Öykülere İnanırım – Habib Bektaş “alışkanlıklar çoğaldıkça, görmek güçleşmişti.”

ben öykülere inanırım

“Kadın pencereye sırtını döndü. Adamın oturduğu koltuğa baktı, adamı görmeye çalıştı, adamı aradı son bir umutla. Yok, ses koltuktan geliyordu ama kadın, adamı göremiyordu. Bunca yıldır ev, eşyalar bildikleştikçe, ikisi arasındaki alışkanlıklar çoğaldıkça, birbirlerini görmeleri güçleşmişti.
Çocuklara döndü kadın yine; ilk kez görüyormuş gibi baktı kızlarına. Sarıldı, öptü ikisini de, kendi çocukluğunu öper gibi; acıdı onlara, kendine acır gibi.”

Erik Çekirdeği – Lev Nikolayeviç Tolstoy “kendinizi öykülerin içinde bulacaksınız”

Erik ÇekirdeğiLev Tolstoy’u hepimiz daha çok büyükler için yazdığı unutulmaz yapıtlarıyla tanıyoruz. Tolstoy, aynı zamanda yarının büyükleri için de birbirinden güzel masallar, öyküler yazmıştır. Erik Çekirdeğinde yer alan öyküler, özellikle ilkokul yaşlarındaki çocuklar içindir. Alışılmış öykü kalıplarının dışında, yalın, gerçekçi bir anlatımla sunulan bu öykülerin kahramanlarının çoğu, hayvanlar aleminin sevimli üyeleri. Hem öğretici, hem düşündürücü olan bu güzel öykülerin zevkle okunacağına eminiz.

O Vakit Son Mimoza – Cemil Kavukçu “insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.”

O Vakit Son Mimoza“Balıklar karınları yukarı doğru ölürler ve yüzeye çıkarlar; bu, onların düşüş biçimidir.” André Gide

O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.

This site is protected by wp-copyrightpro.com