Yeni Avukat – Franz Kafka

Yeni bir avukatımız var: Dr. Bucephalus. Uzaktan bakıldığında Makedonyalı İskender’e yardım etmiş bir savaş atını andıracak tek özelliği yok.

Çakallar ve Araplar – Franz Kafka

Vahada mola verdik. Yoldaşlarım uykuya dalmıştı. Bindiğimiz develere yiyeceklerini, sularını veren uzun boylu, beyaz tenli bir Arap önümüzden geçip yatmaya gitti.

Evin Beyinin Tasası – Franz Kafka

Odradek’in Slav dillerinden geldiğini söyleyerek sözcüğün anlamını açıklamaya çalışıyor kimileri. Kimileri de Almanca kökenli olduğu, Slav dillerinden de etkilendiği iddiasında.

Eskiden Bir Yaprak – Franz Kafka

Ülkemizin savunulması görevi ciddiye alınmışa benzemiyor pek. Bugüne dek biz de önemsemedik bunu, gündelik işlerimizin peşine düştük; fakat şu son zamanlara olup bitenler, hepimizi kara kara düşündürüyor.

Bir Düş – Franz Kafka

Josef K. düş görüyordu. Öyle güzeldi ki gün, K.’nın canı gezmek istedi. Fakat iki adım bile atamadan mezarlıkta buldu kendini.

Bugün son günüm, bu da benim son tesellim! – Sadık Hidayet

Bir Eşeğin Ölüm Vakti / Hal Diliyle Söyledikleri
Ah! Vücudum acıdan titriyor. Bu acımasız, zalim iki ayaklı hayvana verdiğim bütün hizmetlerin karşılığı bu işte. Bugün son günüm, bu da benim son tesellim!

Kardeş Katili – Franz Kafka

Elimizdeki kanıtlara göre, cinayet aşağıdaki gibi işlenmiştir:

Kerec Don Juanı – Sadık Hidayet

Nedendir bilmem, bazıları daha ilk karşılaşmada, halk tabiriyle, can ciğer kuzu sarması olurlar. Birbirlerini hiçbir zaman unutmamak için bir kere tanışmaları yeter.

Aylak Köpek – Sadık Hidayet

Verâmin* meydanını açlık gideren ve günlük yaşantının basit gereksinimlerini karşılayan birkaç ekmek fırını, kasap, attar, iki kahvehane ve bir berber oluşturuyordu.

Maden Ocağını Ziyaret – Franz Kafka

Mühendislerin en önde gelenleri bugün bizim yanımızda, aşağıdaydılar. Yönetimin son talimatına göre, yeni dehlizler açılacaktı, bu dehlizlerin ilk ölçümlerini yapmak için geldiler.

Diyojen’den zekice kısa hikayeler

Filozof Diogenes’e çevresindekiler “İhtiyarladınız. Ar­tık bundan sonra dinlenmeniz gerek” der.
Diogenes, “Niçin?” diye sorar, “Eğer koşucu olsay­dım, koşunun sonuna doğru yavaşlamam mı gerekirdi? Yoksa tam tersine, bütün gücümle koşmak zorunda mı ka­lırdım?”

On bir oğlum var – Franz Kafka

ON BİR OĞUL
On bir oğlum var. Birinci oğlum, uzaktan bakıldığında hiç de gösterişli durmuyor, yine de sakin huylu ve akıllıdır; evet, onu da ötekiler kadar seviyorum ama ona pek değer verdiğim söylenemez. Sanki fazla dar görüşlü; sağına soluna, hatta ilerisine baktığı söylenemez, hep aynı dar çemberin içinde dönerek düşünüyor; bu çemberin dışına çıkamıyor bir türlü.

Koyun Masalı – Sabahattin Ali

Bir zamanlar iri ağaçlı, uçsuz bucaksız bir ormanın kenarındaki çayırlıkta, başında çobanı ve köpekleriyle, bir koyun sürüsü yaşıyordu.

Savaşçı ile Tutsağın Öyküsü – Jorge Luis Borges

jorge-luis-borgesLa poesía (Bari, 1942) adlı kitabının 278. sayfasında Croce, tarihçi Diyakoz Peter’in bir Latince metnini özetlerken Droctulft’un yazgısını anlatır ve onun gömüt yazıtını aktarır; her ikisi de benzersiz bir etki bırakmıştır bende; nedenini sonraları kavradım. Droctulft, Ravenna’nın kuşatılması sırasında arkadaşlarının safından ayrılan önceleri saldırıya geçtiği kenti savunurken can veren bir Lombard savaşçısıydı.

Tuz Kokarsa – Ümit Evran

umit-evranMesleğinde oldukça tecrübeli ve işini iyi yapan bir hekimdi. Uzmanlık eğitimi için gittiği Almanya’nın Hannover şehrinde oldukça büyük bir klinikte çalışmış, özellikle komplike kanser ameliyatları konusunda uzmanlaşmış ve yıllar sonra kendi insanlarına hizmet verebilmek için hevesle ülkesine dönmüştü. Şimdi bir devlet hastanesinde çalışıyor, yurtdışında edindiği deneyimleri ile hastalarına yararlı olmak için çırpınıyordu. Yaşamı hastane ile evi arasında geçiyordu. Günlük iş yoğunluğundan pek kendine ayıracak zamanı olmasa da, o hiç bundan yakınmazdı.

This site is protected by wp-copyrightpro.com