Category Archives: Romanlar

Cehennem – Henri Barbusse

Cehennem, bireyin kendi aklı dışındaki bilginin elde edilemez olduğu fikrini savunan solipsizm felsefesinin muhteşem bir şekilde incelemesidir. Solipsizm, dış dünyanın ve diğer insanların uslarının varlığından asla emin olunamayacağı tahmininde bulunur. Hikaye, odasında bir delik açarak dış dünyayı inceleyebileceği bir manzaraya sahip olan isimsiz bir adamın peşinden şekillenmektedir. Sevgiyi, ölümü, yasak ilişkileri ve doğumları gözetler. İnsan deneyimlerinin

Petersburg, Andrey Belıy “Gogol’le Kafka arasında bir roman”

‘Petersburg’, alışılmış olanın üstündeki örtüyü, hastalanmış bir deriyi acımasızca koparır gibi çekip çıkarıyor ve altta gizlenen ‘insanî’liği gösteriyor.
Simgeci Rus şairi ve yazarı Andrey Belıy’in ünlü romanı Petersburg yayımlanışından yaklaşık yüz yıl sonra dilimize kazandırıldı. Kitap, Rusya’da ilk kez 1913-14 yıllarında yayımlanmış. Bunu 1922’de gözden geçirilmiş yeni basım izlemiş. 19. yüzyıl Rus edebiyatı, Lev Tolstoy’la zirveye ulaştıktan sonra 20. yüzyıla doğru yeni arayışlar başlıyor.

Özgürlük İçin – Marc Levy ‘Direnmenin onuru özgürlük aşkıyla birleşince, zafer kaçınılmazdır.’

Özgürlük İçin (Les enfants de la liberté), İkinci Dünya Savaşı sürerken, Nazilere teslim olmuş Vichy Hükümetine, Fransız askerine, polise, adalete, hatta halka karşı direnmeyi seçen çocuk denebilecek yaşta bir avuç gencin hikâyesi. Marc Levy bu kez, Alman işgali altındaki Fransa?dan gerçekçi bir kesit sunuyor okurlarına. Anne-babaları toplama kampına gönderilen iki Yahudi kardeşin Güney Fransa?daki Direniş hareketine katılmalarıyla başlayan hikâye, yaşları on beş ile yirmi arasında değişen yeniyetmelerin verdikleri yaşam mücadelesini,

Fırtınadan Sonra – Howard Fast “Yaşamını cesurca düşüncelerine adayanların sonsuza dek adları ve şerefleri var olsun!?

Türkçesi ilk kez 1974 yılında yayınlanan Fırtınadan Sonra romanında Howard Fast, devrimci işçi sınıfıyla Amerikan kapitalizminin yöneticilerini ele alıyor ve tarihsel olayların gerçekçi bir çözümlemesini yapıyor. İlk kez 8 saatlik işgünü ve 1 Mayıs´ın İşçi Bayramı yapılması için yürüyen işçi sınıfının bu direnişini ve liderlerinin tutuklanmasıyla idam edilmelerini ele alan Fast, bu romanıyla Amerikan İşçi sınıfının büyük mücadelesini çok etkileyici bir dille anlatarak evrenselleştirmektedir.

Kore Nire – Fahri Erdinç

Kore Nire, 1950’li yılların Türkiye’sinden bir kesit sunuyor. Büyük umutlar vadederek iktidar olan Bayar-Menderes ekibinin ilk uygulamalarından biri de, sadık bir işbirlikçi olduğunu ispatlamak ve böylece NATO’ya girmek için Kore’ye asker göndermesi oldu. Türkiye, üç yıl (1950-53) süren
Kore macerasında ölü, yaralı ve kayıp olarak 19 bin evladını kaybetti.

Fahri Erdinç bu romanda,

Düş ve Gerçek Arasında – Öznur Özkaya

1933’te New Jersey’nin Newark kentinde doğan Philip Roth; şöhreti 1969?da ABD edebiyat çevresini karıştıran ?Portnoy?un Feryadı? ile yakalayan, çağdaş Amerikan edebiyatının en unutulmaz karakterlerini yaratan, her romanında değişik anlatım tekniklerini deneyerek farklı temaları işlese de Yahudi olmak, erkek olmak, bir kadının oğlu olmak, aydın olmak ve bütün bunlarla ilişkili her türlü sorunla baş eden bir ana temayla ? aidiyet duygusuyla – uğraşmakta ısrar eden bir yazardır.

Gargantua – François Rabelais

Rönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantragruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Gargantua, bu külliyatın en bilindik eseridir.

Obur dev Gargantua’nın hayatını doğumundan başlayarak anlatan bu roman, realizmi fanteziyle, Rönesans bilgeliğini müstehcen esprilerle buluşturuyor ve okurların dünyaya farklı bir açıdan bakmalarını sağlıyor. Rabelais’nin ironi ve mizahla ördüğü kitap, yer yer destansı diliyle dönemin dini, eğitimsel ve askeri uygulamalarını tiye alıyor.

Yeraltından Notlar – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Dostoyevski’nin 1864 yılında yayımlamış olduğu “Yeraltından Notları” yaratıcılığında bir dönüm noktasıdır. Dostoyevski bu yapıtında yepyeni bir anlatım denediğini, “Müzikteki geçişleri bilirsin. Bu da tıpkı öyle olacak. Birinci bölümdeki gevezelikler, ikinci bölümde yerlerini ani bir katastrofa bırakacak,” şeklinde ifade eder yazdığı bir mektupta. “Yeraltından notlar”, düşlemler ile gerçekler arasında kimi kez sakin sakin yalpalanan, kimi kezse tsunamiye dönüşen dalgalanmalarla önüne kattığı her şeyi

Kemal Tahir?i Anlamak? – Öznur Özkaya

Edebiyatımızda derin izler bırakan Kemal Tahir; eserleri ve fikirleri çok tartışılan yazarlardandır; marksizmi, Osmanlıyı, Batıcılığı, tarihi bıkmadan usanmadan sorgulamış, hazır kalıplara hep karşı durmuş, marksizmi bile yerli bir söyleme oturtmuştur. Osmanlı haritasına bakıp Evliya Çelebi?yi, Âşık Paşa?yı, Mevlit?i okuyan, Batı?ya barbar deyip Osmanlı?yı göğe çıkaran bir marksisti anlamak tabii ki biraz güçtür.

104. yaş gününü, ?Biz Böyle Delikanlılar Değildik!? adıyla

Aydınlık – Henri Barbusse “Onların ışığa, aydınlığa ihtiyacı var. Bütün umudumuz dünyamızın yoksul insanlarında!”

Aydınlık (Clarté), ünlü Fransız yazarı Henri Barbusse’ün, kişisel serüveninden de izler taşıyan romanı. Fransız milliyetçiliğine ve genel olarak her türlü şovenizme keskin eleştiriler yönelten yazar, sistemin alt kademelerinde, yalıtılmış bir hayat süren küçük burjuva bir fabrika memurunun zihinsel aydınlanma sürecini anlatır.
‘Savaş’, ‘kahramanlık’, ‘vatanseverlik’ gibi kavramlarla cepheye sürülen yığınların kendi öz çıkarlarından

Yarın Yeni Bir Gün Olacak – Öznur Özkaya

Doğu Almanya?nın yıkılmasından sonra kendince geçmişiyle hesaplaşmaya girişen yazarlardan biri de Monika Maron?dur. 1941?de Berlin?de doğan, ancak annesi ve Demokratik Alman Cumhuriyeti?nin kurucularından olan üvey babası Karl Maron ile birlikte 1951?de Doğu Almanya?ya yerleşip 1988?de ise Batı?ya göç eden Maron; geçmişle hesaplaşmasını, romanlarında yarattığı kadın karakterlerin portresini feminist bir yaklaşımla çizerek, politik koşullarca çevrelenmiş kadının öznelliğini

Gizlenen Bir Şairin Şiirlerini Yeniden Okumak – Öznur Özkaya

Alkole, eğlenceye, sekse, bitimsiz isteklere düşkün insan topluluğu diyorlar gençler için. Oysa yaşlıların aksine genç insanların düşleri vardır, düzene kafa tutma cesaretine sahiptirler, öyle ki isteseler güneşi yakacaklarını bilirler. Umudun öznesidirler aslında, ama güvensizlik ve paranoya nesnesi gibi gösterilirler bu topraklarda. Parasız ve bilimsel eğitim hakkı, adil sınav sistemleriyle yerleştirilme veya atanma hakkı isterler, hapis cezası alırlar. Yasaklarla getirilen