Category Archives: Romanlar

Toprak Ev – Woody Guthrie

Başrolü bolluk ve bereketin peşinden giden ailelere veren John Steinbeck’in Gazap Üzümleri’nin aksine, Guthrie Yukarı Düzlükler’de kalıp kıt kanaat geçinmeye yetecek kadar para kazanan ve endüstriyel tarıma karşı koyan azimli çiftçilerin, Tike’la Ella May’in hikayesini anlatır. Kitabın her sayfası bu çiftçilerin gündelik yaşamlarının incelikleriyle, yazarın bizzat tanıklık ettiği bir sefaletle ve sefaleti çekenlerin içlerindeki güçten doğan asi bir neşeyle doludur. Toprak Ev

Bir zamanlar çocuktular – A. Ömer Türkeş

Per Petterson Reddediyorum?da hayat karşındaki yalnızlığı, yaraları ve yalnızlıklarıyla yaşamak zorunda kalan insanları anlatıyor.
Norveçin en önemli yazarları arasında gösterilen Per Petterson?u At Çalmaya Gidiyoruz (2008) ve Lanet Olsun Zaman Nehrine (2012) romanlarıyla tanımıştık. Reddediyorum Petterson?un yeni romanı. Norveç?te 2012?de yayımlanan kitap aynı yıl pek çok dile çevrilmiş ve ödüller kazanmıştı.

Petterson?un Türkçeye çevrilen üç romanında da

Tutkulu ve hazin bir aşk hikâyesi – Recep Usta

Aysel Hacır?ın Celile Hanım adlı romanı yakın geçmişimizin renkli simalarından Celile Hanım?ın modern Türk şiirinin mimarlarından Yahya Kemal?le olan aşkını konu ediniyor.
Celile Hanım için ?renkli? biri denebilir. Bunun sebebi sadece Yahya Kemal?le yaşadıkları aşk değil; Celile Hanım?ın ailesi devlet kademelerinde görev almış önemli isimleri barındırıyor. Babası Hasan Enver Paşa bir dönem sarayda Sultan II. Abdülhamid?e yaverlik yapmıştır. Celile Hanım bu dönemde saray ressamı Fausto Zonaro?dan resim dersleri alma fırsatı bulmuştur.

Dönüyordu – Tuğba Gürbüz

Time never dies. The circle is not round

Alice Munro, hikâye anlatmayı eve benzetir.

?Öykü, takip edilecek bir yol değildir. Bir eve benzer. İçine girip bir süre orada kalır, sevdiğiniz yere oturur, odaların ve koridorların bağlantılarını, dış dünyanın pencereden nasıl göründüğünü keşfedersiniz.?

Uçurum / Orhan Kemal Soruyor – Işık Öğütçü, Orhan Kemal

İlk kez kitap halinde!..

Gizli kalan roman bulundu!

Çağdaş Türk edebiyatının en önemli kurucularından olan Orhan Kemal’in 100. yaşında gizli kalmış romanı gün yüzüne çıktı. 25 Ocak 1961 yılında Büyük Gazete isimli dergide tefrika edilen Uçurum ilk kez kitap haline getirildi.

Kafka’nın Şato’su: Bir şato kadar esnek, kırılgan ve katı – Süreyya Evren

Her gün Franz Kafka ile ilgili yeni bir yorum yeni bir okuma ile karşılaşıyoruz. En son Kafka’nın romanlarının “The Franz Kafka Video Game” adıyla bilgisayar oyununa çevrildiğini duyurmuştuk. Bir süre önce de NTV Yayınları Kafka’nın Dava’sını çizgiroman olarak yayımlamıştı Kutlukhan Kutlu çevirisiyle. Kolektif Kitap da Dönüşüm’ü Luis Scafati’nin çizimleriyle, İlknur İgan’ın Türkçesiyle sunmuştu. Kafka’nın metinleri resimli roman oluyor, çizgi roman oluyor, bilgisayar oyunu oluyor, çok çeşitli açılardan 21. yüzyılda da

Roberto Bolaño’dan “Tılsım” – Ali Bulunmaz

Tuvalette on üç gün
Meksika’nın tarihi, sömürgeleştirildiği günden bu yana hep kanla yazıldı: Savaşlar, cinayetler, hesaplaşmalar, iktidar mücadeleleri ve katliamlar sürekli ülkenin gündeminde kaldı. Avrupa’da 1968 hareketiyle yerinden kalkan gençliğin rüzgârı Meksika’ya ulaştığında öğrenciler de boş durmadı ve hep bir ağızdan protestolara, hak arayışlarına girişti. Ufak tefek eylemlerin doruk noktası ise Universidad Nacional Autónoma de México’daki (UNAM) gösterilerdi.

Belalı Bir Yapboz – Yalçın Hafçı

Herkesin travmatik bir biçimde dünya ile tanıştığı bir nokta vardır. Ama her zaman yola devam etmekten söz edilir. Olabildiğince güçlü kalarak yola devam etmek, bütün soruların cevap anahtarıdır adeta. Sabah yatağımızda gözlerimizi açar açmaz omuzlarımızda ağırlığını hissettiğimiz hayat devam etmektedir zira. Ve güne başlamak için elbiselerimizi bize giydiren güç ise çoğunlukla unutkanlıktır. Böylece hayat yeniden kurgulanır, yeniden tanımlanır, yeniden cümleler kurulur… Ama bazı şeyler açılmayıp da bastırılmışsa,

Sonsuz Gün Batımında – Furuğ Ferruhzad

“? kavramların ve mukayeselerin sarsıldığı bir zaman içinde yaşıyoruz. Dış dünya inanmak istemediğim kadar viranedir.
Ben niçin şiir yazdığımı açıklayamıyorum. Sanatla ilgilenen herkesin sebebinin -ya da en azından sebeplerden birisinin- bu yok oluş karşısında bir tür açığa vurulmamış direnme ve yüzleşme isteği olduğunu düşünüyorum. Bunlar hayatı çok seven ve aynı zamanda ölümü de anlayan insanlardır. Sanat çalışması bir tür ölümsüz kalma veya ‘kendini’ geride bırakma, ölümün anlamını yok etme uğraşıdır.

Bir serüvendir büyümek – Elif Kutlu

Tagore, içinde yaşadığı toplumun inandığı Hinduizme, kast sistemine ve sistemin içinde bulunduğu emperyalizme karşıdır. Brahma inancına mensup olduğu için de birçok saldırıya maruz kalır.
O ilk nefesi almaya başladığı anda bir yolculuğa çıkar insan. Bu yolculuğun bir rutine bağlayıp fasit bir döngü içinde sona ulaşması da, bir serüvene dönüşmesi de yolculuğu gerçekleştirene bağlıdır. Ona sunulanlara boyun eğip ya da ona sunulanlarla yetinip