Category Archives: Romanlar

Bu topraklar hem senin hem benim için?

Bob Dylan?dan Pete Seeger?a pek çok sanatçıyı etkileyen efsanevi ozan şarkıcı Woody Guthrie?nin Toprak Ev?i, kaleme alındığı 1940?lar için hayli cesur sahnelerle örülü. Roman, dönemin Amerika kırsalını derinden hissettiriyor.

Woody Guthrie, hem yaşamı hem yapıtları mükemmel bir bütünlük oluşturan sanatçılardan. Gerek romanını gerek şarkılarını yaşadığı gibi yazmış ve yazdığı gibi yaşamış? Yaşamının, tanıklık ettiği olayların hemen her sahnesi, Pete Seeger?dan Bob Dylan?a pek çok sanatçıyı etkileyen

Edebiyatta zoru sevenlere ziyafet

Thomas Mann’ın son büyük eseri Doktor Faustus’u İngilizceye çeviren Lowe-Porter, bu romanı, ?Katedral gibi bir kitap,? olarak tanımlamış. Gerçekten de 20. yüzyıl edebiyatının en yoğun metinlerinden biri. Tarih, felsefe, teoloji, sembolizm ve müziğin iç içe bir nakış gibi işlendiği; kinayeler, alegoriler, metaforlar içeren bir roman. Bizim için en büyük handikap, romanın çevrilmesi ile sorunun bitmemesi; zira Almanca baskısının yorumlar ve notlar içeren

Müziği toprak, sözleri kerpiç tuğlalar

“Bu makine faşistleri öldürür,” yazıyordu Woody Guthrie’nin gitarının üzerinde. Büyük Buhran’ın kendini gösterdiği, Teksas topraklarını kasıp kavuran “Toz Fırtınası”nın çiftçilerin yaşamını cehenneme çevirdiği 1930’lardan itibaren endüstriyel tarıma, daha büyük bir başlık altında kapitalizme savaş açan Guthrie’nin gitarı bu savaşın simgesi haline gelmişti.

Bir yandan “God Bless America (Tanrı Amerika’yı Korusun)” adında vatansever bir şarkı yazılırken,

Yürek Sürgünü – Mehmet Eroğlu

Dünyanın değişmeyen yanında olmaktan, geleceği güzelleştiren rüyalar görmekten ve vazgeçmemekten mutlu, dakikalardır hasır bir sandalyenin üstünde, sanki kımıldarsa her şeyi yitirecekmiş gibi soluk almadan oturuyordu. Sürgündeydi, buraya yüreğinin peşinden gelmişti.Hiçbir şey değişmemişti. Çok şey değişmişti. Bir yanında 1969, diğer yanında 1991. Eski fotoğraflar, silinmeyen hatıralar, alışkanlıklarının kozasında yaşayan yorgun erkekler ve fedakâr kadınlar, yarım kadehler…

Medarı Maişet Motoru – Sait Faik Abasıyanık

Medarı Maişet Motoru Sait Faik’in kaleminden bir ilk romandır. Henüz Yeni Mecmua’da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı bulunup roman olarak yayımcı bulmakta zorlanacak ve Sait Faik’in annesinin maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi’nden 1944’te yayımlanacaktır. Ancak dağıtılmaya başlanmışken bakanlar kurulu kararıyla toplatılan roman, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952 yılında okuyucusuna kavuşur.

Tılsım – Roberto Bolano

Tılsım bir güç gösterisi. Bu yarı sanrı yarı gerçek anlatıda, melankoli ile Latin Amerika’nın kanlı yakın tarihi, bir kadının, Meksika şiirinin anasının sesinde hayat buluyor. On iki gün boyunca üniversitenin dördüncü katındaki kadınlar tuvaletinde kapalı kalan bir kadının aklından neler geçer? Doğrusal zamandan kurtulur ve geçmiş, gelecek ve şimdinin birbirine girdiği kâbusta hayatını, kayıp dişini, genç şairleri, yitik ressamları, “Meksiko’nun ruhunun karanlık gecesini”, olmuş olanları ve bin yıl sonra olacakları hatırlar.

Yakın tarihin romanı ya da Doktor Faustus – Sennur Sezer

Dr. Faust adını duymayan azdır. Ancak şeytanın bu ?muteber? adının kaynağı pek bilinmez. 1540?1585 arasında Dr. Faustus adında bir adamın ?gizli bilimler?e merak salıp şeytanlar tarafından öldürüldüğüyle ilgili yazılar yayımlanmış. (Bu arada Nâzım Hikmet bir şiirinde onun Prag?daki evinden söz eder.) 1587?de de Dr. Fausten?in öyküsü yayımlanmış: Historia von D. Johann Fausten. Bu öykü/efsane kısa süre sonra Almancadan İngilizceye çevrilmiş (Doktor Fausten?in adı Faustus olmuş).
İnsanlarla ruhları karşılığında olanaksız işler için

Orhan Kemal?in geleceğe bıraktıkları – Mazlum Vesek

Orhan Kemal?in 1961 yılında Büyük Gazete?de tefrika halinde yayımlanan Uçurum adlı romanı okurla buluştu.
Orhan Kemal, bundan 44 yıl önce hayata gözlerini yumduğunda 50?ye yakın eser vererek, aramızdan ayrılmıştı. Sons özlerinde kendi tabiriyle, ?kursağına hakkı olmayan tek kuruşun dahi girmediği? büyük yazarın, ekmek kavgası adına hayatta tutunduğu tek şey kalemiydi. Orhan Kemal, 56 yıllık yaşamında, gece gündüz demeden, yazı işçiliği adına yapabileceği ne varsa yaptı ve yaşamını öyle kazandı.

Gözyaşının Kimyası – Peter Carey

Catherine Gehrigin Swinburne Müzesinde çalışan ilk kadın horolojist; zaman ölçerleri, saatleri, otomatonları ve diğer kurmalı motorları restore edip çalışmasını sağlayan bir uzman.

Kırklı yaşlarına merdiven dayamış Catherine, on üç yıllık gizli sevgilisi Matthew Tindall’ın ani ölümü üzerine sarsılacaktır. Acısını ya da sırrını paylaşacağı kimsesisi yoktur. Ne var ki cenaze töreninde sıradan bir arkadaş rolü oynamaya da yüreği elvermez. O da elinde kalan yegane şeye,

Haw – Kemal Varol

Belaydık. Bitirimdik. Tuttuğumuzu koparırdık. Bazen ödlek kedilerin peşine düşerdik. Nefes nefese kaçacak bir delik ararlardı. Bazen de sokak sokak gezer, “Ne geçiyon la burdan,” diye korkuturduk yabancıları. Betleri benizleri atardı. Onların deyişiyle, itin götüne girmiş gibi olurlardı. Sonuçta insanlarla aramızdaki mesafe açılır ve kimse bir şey vermezdi bize.

Onun adı Mikasa. Melsa’nın âşığı, uzun ince gövdesi,