Anlat Bakalım – Chuck Palahniuk

Katherine Kenton, Houdini gibi yaşıyordu. Bir kaçış ustası gibi. Evliliklermiş, tımarhanelermiş, kaçarı olmayan Pandro Berman stüdyo sözleşmeleriymiş… fark etmez… Bayan Kathie kendini kapana kıstırıyordu çünkü son anda zincirlerinden kurtulmak ona muazzam bir başarı hissi veriyordu. Pek çok evlilik ve estetik operasyonundan sağ çıkmış Katherine Kenton, namı diğer Bayan Kathie, Altın Çağı’nı yaşayan 1960’ların Hollywood’unda yıldızı sönmekte olan bir aktristir. Hazie Coogan ise yaşlanan film yıldızının yardımcısı, sekreteri, hizmetçisi, aşçısı… her şeyidir.

devamını okumak için tıklayınız

Sevgili Voltaire – Margit Walso

Kalbi de en az zihni kadar büyük olan bir kadının büyüleyici hikâyesi. Paris, 1733. Büyük bir matematikçi olan Émilie du Châtelet her şeyi aynı anda istemektedir: aşkı, heyecanı ve büyük bir biliminsanı olarak tanınmayı… Operaya gittiği bir gece Voltaire’le yıllar sonra tekrar karşılaşan Émilie, evli bir kadın olmasına rağmen eşinin göz yumması sayesinde büyük aşkıyla beraber Cirey’ye taşınır. Büyük Fransız filozofunun “öbür yarısı”dır artık. İkili yan yana çalışarak önemli eserler verir. Ancak Émilie bir süre sonra daha genç bir şaire âşık olacaktır… 18. yüzyıl Avrupa tarihinin, özellikle de Aydınlanma Çağı’nın önemli bilim ve düşünce insanlarının boy gösterdiği sakin bir tarih kesiti, yumuşak bir oda müziği…

devamını okumak için tıklayınız

Haw: Bir Köpeğin (Sk: 107’nin) Serencamı – Müslüm Üzülmez

Haw, Kemal Varol’un yeni yayınlanan romanı.

Kemal Varol, mutlak hegemonya isteyen kutsal hiyerarşi ile örgütlenmiş derin devletin, resmi ideoloji ve siyasi rejimin yıkıcı etkisinin en çok hissedildiği coğrafyada, 1977’de Diyarbakır’da doğmuş, çocukluğunda 12 Eylül darbesinin, gençliğinde Kürt ulusal hareketi ile Devlet arasında süren savaşın tüm olumsuzluklarını görüp yaşamış biridir. Görüp yaşadıklarına dair duygu ve düşüncelerini bazen yazı ve bazen şiirleriyle bizlerle paylaşıyor. Haw romanı da bunlardan biri.

devamını okumak için tıklayınız

Emanet İhanete Uğramadan…

Emanetimdeki Hayatlar ya da Acı Defteri M. Fırat Pürselim’in ikinci, hatta çocuk kitabını da sayarsak üçüncü kitabı. Daha çok öykücü kimliğiyle karşımıza çıkan Pürselim bu kitabında farklı bir çalışmaya girişmiş; emanetine aldığı onlarca öyküyü belirli bir düzene sokarak kitabın merkezine benzer ezgiyle çalan kendi öyküsünü oturtmuş. Hal böyle olunca kimi yerlerde okura öykünün tokadını atarken kimi yerlerde okuru romanın dostluğuyla sarmış sarmalamış.

devamını okumak için tıklayınız

‘Acının tarihi yazılacaksa eğer…’

“Ya ölümüne tevekkül ya ölümüne başkaldırıdır işçinin seçeneği.”

1965 madenci direnişinin öyküsünü bir madencinin kaleminden okuyoruz, kitabın ismi “Kömür Tutuşunca”. Erol Çatma, Zonguldak Ereğli Kömür İşletmesinde yıllarca emek işçiliği yapmış biridir, aşinasıdır kömürün karasına. “1965 yılının Mart ayında, Zonguldak kömür havzasında büyük ve şiddetli bir madenci isyanı yaşanır.” Direnişin öyküsünü yazmak için çıktığı yol, direnişin isimsiz kahramanlarına adanmıştır.

devamını okumak için tıklayınız

Dişil ütopya eril distopyaya karşı

İçinde yaşadığımız dünyanın keskin ve yalın bir analizini arıyorsanız, Kadınlar Ülkesi’ni de çoktan okuduysanız, Bizim Ülkemiz’i kaçırmayın.

Ütopyalar insanlığa duyulan inancın bir ifadesidir çoğu zaman. Bir ütopya kaleme alan yazar öyle ya da böyle insanlığa dair, insanlığın daha iyisini gerçekleştirebileceğine dair bir inanç barındırıyordur içinde. Ve muhtemelen insanlığın neden daha iyisini gerçekleştirmeye bu derece hevessiz oluşunu anlamaya çalışıyordur içten içe. Distopya yazarı için ise bunun tam tersi geçerlidir: O insanlığın içinde iyiliğe dair bir potansiyel taşıdığına inanmaz, aksine yarının bugünden daha da kötü olacağını öngörür.

devamını okumak için tıklayınız

Bir Parmak Bal – Ian McEwan

1970’ler, İngiltere. Cambridge mezunu, genç ve güzel Serena Frome, MI5’ta memur olarak işe alınır. Fakat bir süre sonra, Serena’nın edebiyat merakına güvenen patronları, onu Soğuk Savaş’ın kültürel cephesinde savaşması için görevlendirirler: Serena’nın görev alacağı “Bir Parmak Bal” adındaki operasyonun amacı, Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelere karşı tavır alan, geleceği parlak genç bir İngiliz yazar adayı keşfetmek, sonra da ona burs sağlayıp yükselmesini sağlamaktır. Yazar böylece farkında olmadan İngiliz istihbaratına ve anti-komünist propagandaya hizmet etmiş olacaktır.

devamını okumak için tıklayınız

Zaman Makinesi – H. G. Wells

Wells’in ilk olarak okul gazetesinde yayınladığı bir öyküden hareketle kaleme aldığı kısa romanı Zaman Makinesi, 1895’ten beri bilimkurgunun önde gelen eserlerinden biri oldu. Hem geleceği hayal etmek hem de biliminsanının karakterini göstermek adına derin saptamalarda bulunan, politik göndermelerle yüklü bu distopya, hâlâ gerçekleştiremediğimiz bir fantezinin peşinden yıllardır sürüklüyor bizi. Volkan Gürses’in Türkçeye çevirdiği Zaman Makinesi’nin bu yeni baskısı, roman tarihi ve H.G. Wells üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan akademisyen Patrick Parrinder’ın önemli makalelerinden biriyle zenginleşiyor.

devamını okumak için tıklayınız

Yabancı* – Hatice Balcı

Kitap, tam ortadan ikiye ayrılmış. Tıpkı sulu bir karpuzun yarılması gibi. Birinci bölümde kahramanımız Meursault, çok yakında gerçekleşecek trajedinin arifesinde, yaşamından önemli kesitler sunuyor bizlere. Her şeyi onun ağzından dinliyoruz. Kitabı okuyup bitirdiğimizde ise bu ilk bölümün onun dünyasının önemli sırlarını ele verdiğini ve tam da bu nedenle okura sunulmuş bir tür ödül olduğunu fark ediyoruz. Zira bu bölümde, Meursault’un, işlediği cinayet üzerine tutuklanmasından sonra yargıçlara, savunma avukatına ya da savcıya anlatabileceği fakat anlatmadığı, anlatamadığı bütün detaylar gizli. Kısacası kahramanımız ifadesini olduğu gibi okura sunuyor.

devamını okumak için tıklayınız

Köz – N. Cemal

12 Eylül sonrası romanı…

bir terzinin sırları
hayata bırakılanlar
mücadele
Grizu patlamadan önce
Zonguldak madencilerinin Ankara yürüyüşü

devamını okumak için tıklayınız

İnsana ‘Kendine gel!’ diyen kedi – Elif Kutlu

Avcı toplayıcılık, tarım ürünlerinin depolanmasıyla birlikte sona erecekken tahıl ambarlarını farelerden kurtaran kediler sayesinde tarım devrimi gerçekleşiyor. “Kediler sustuğu için” insanlık tarihi bunları çok farklı bir şekilde yansıtsa da kediler aracılığıyla tarım devrimi olmasaydı, Marx’ın artı değeri yazamayacağı hatta insanın aya ayak basamayacağı ihtimali de yok değil.

devamını okumak için tıklayınız

Peki nereye Bingo? – Zübeyde Duran

Yıllar önce üniversitede bir hocamızın, “iyi kitap kendinden öte olandır, yani okunduktan sonra başka kitaplar okunmasına vesile olan, hiç olmazsa kaynaklar taratan kitaptır” dediğini hatırlıyorum. İçinde anlamı bilinmeyen sözcük ve kavramlardan kaynaklanmıyor bu kuşkusuz. Daha önce üstüne ya hiç düşünmediğimiz ya da düşünsek bile bilince çıkarma eylemini gerçekleştirmediğimiz bir konuda bize kapı aramalıdır iyi kitap. Kanımca “Bingo’nun Koşusu” da işte böyle bir kitap.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro