Vedat Türkali’nin, Bitti Bitti Bitmedi ‘si sessiz ama öfkeli

Bitti Bitti Bitmedi, Diyarbakır Cezaevi’nden kalan anılarının kara karga gibi etrafında dolandığı bir adamı, Murat’ı merkeze alıyor.

Vedat Türkali ne yazarsa yazsın, nasıl yazarsa yazsın içerisinde hem derin hem de kabası alınmış bir yara vardır. Aşkta, politikada, komşuyla içilen bir çayda, yoldaki yürüyüşte anlarsınız karakterin sızısını. Bazen kelimeler ya da cümleler gelişigüzel akıyormuş gibi görünse de aslında zihninizin gerisinde kalmış bir imgeyi sürekli ve gezgin bir biçimde canlandırır.

devamını okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare”

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare” raflardaki yerini aldı. Eroğlu bu yeni romanında, “Fay Kırığı” üçlemesinde resmettiği Türkiye’nin, bir adım sonrasındaki kırılmayı gündemine alıyor; Gezi Parkı Direnişi’ni. Diğer yandan ise kahramanı Ahmet’le Gabar Dağı’nın eteklerinde bıraktığı on dakikalık karanlığın peşinden bir yaşamı sürüklüyor.

devamını okumak için tıklayınız

Soma ve Ermenek katliamlarının ardından sonra ‘Germinal’i yeniden okurken

“Germinal”de, 1860’lı yıllarda Fransa’nın kuzeyindeki maden ocaklarında yaşanmış acımasız, ilkel, dayanılmaz koşulların, günümüz Türkiye’sinde, Soma’da, Ermenek’te hemen hemen hiç değişikliğe uğramadan sürüyor olması, yüreğinize isyan duyguları salmıyor mu?

Yüreğimde öfke ve isyan…
Calvino’nun klasikleri değişik açılardan tanımlayan ünlü denemesindeki ölçütler, kuşkusuz, Zola’nın “Germinal”i için de geçerli. Tıpkı Shakespeare’in, Dostoyevski’nin, hayatın ve insan ruhunun evrensel derinliklerini afallatıcı bir ustalıkla keşfedip edebiyatın simyasına döken pek çok yapıtı için de geçerli olduğu gibi.

devamını okumak için tıklayınız

Bitti Bitti Bitmedi – Vedat Türkali

(…) Ustalıklı roman akışının yanı sıra kullanılan tarihsel veriler, Vedat Türkali’nin kitabına Ermeni sorunu konusunda gerçekten değerli bir belge niteliği kazandırmış. Soykırımın canlı tanığı Dede’nin siyasal örgütlenmeler üzerine anlattıkları da son derece önemli. Genelde azınlıklar, özelde ise Ermeni, Rum ve Kürt kırımları konusunda TKP’nin, hatta genelde Türk solunun tavrı, bazı istisnalar dışında, pek de tutarlı olmadığından, bu tarihi yaşamış bir Ermeni şahsiyetin bu konudaki değerlendirmelerine keşke daha geniş yer verilebilmiş olsaydı. (…) Her halükârda kitap, 1915’in 100. Yıldönümü’nde bu konuda yayımlanan ve yayımlanması beklenen birçok eser arasında önemli bir yer tutacak.

devamını okumak için tıklayınız

Olgulardan şaşmamalıyız. Olgular bu hassas yapıda birbirlerine dişli çarkın dişleri gibi geçiyor: Biri diğerini harekete geçiriyor, yalanın tek bir zerresi, gıcırdayıp tümünün durmasına yeter!

Çağdaş Macar edebiyatının en önemli temsilcilerinden Péter Nádas, Bir Aile Masalının Sonu’nda düş dünyası büyükbabasının anlattığı savaş anılarıyla, masallar ve efsanelerle beslenen küçük bir çocuğun hikâyesini anlatıyor.

1950’lerin Macaristan’ındayız. Olup bitenleri küçük bir çocuğun, Peter Simon’un bakış açısından izliyoruz. Anlamaya çalışıyoruz demek daha doğru olur. Çünkü Peter de etrafında gelişen olayları anlamakta ve değerlendirmekte zorlanan bir çocuk.

devamını okumak için tıklayınız

Gerçekliğe Doğru – Zafer Köse

Bir mimar olsaydı, tasarımını koşarak yapardı. Eskizlerini koşarak geliştirir, bilgisayarda çalışırken verdiği aralarda koşar, ploterden çıktıyı almaya koşarak giderdi. Bir romancı olsaydı, zihnine düşen hikayeyi koşarak sürdürürdü. Temayı işleyecek biçimde olayları ilerletirken, kahramanlarını canlandırırken koşardı. Unutmamak için durup not eder ve koşmaya devam ederdi.

devamını okumak için tıklayınız

Sarkaç ve postmodern Leyla

Yaşam bireyi bir sarkaç gibi tutku ile ıstırap arasında sallar durur. Ancak bu sallanışta onursuzlukla suçlanan hep kadındır, erkeğin hatası, tutkularına bağlı gelişen tutarsızlığı çok da önemsenmez. Nasıl bir ülkede yaşadığımızı gözümüze gözümüze sokan Benjamin AE, günümüz Türkiye’sine yakışır biçimde, postmodern Leyla’nın kanını, kendi onursuzluğunu görmeyip tutkularını sahiplenemeyen kocasının ellerinde bırakır.

devamını okumak için tıklayınız

Yamaç – İvan Aleksandroviç Gonçarov

“Rayski’de çoğu zaman, 1840-1850’lerde dostum olan birçok insanı görür gibi oluyordum. Onlar da sistemli çalışmaktan hoşlanmıyorlardı.”
Gonçarov

19. yüzyıl Rus ve dünya edebiyatının en önemli yazarlarından Gonçarov, ölmeden önce tamamladığı son kitabı Yamaç’ta, Oblomov’da olduğu gibi yine kahramanıyla öne çıkıyor. Gonçarov, kahramanı Rayski’nin ahbabı İvan İvanoviç’le ve kadınlarla ilişkisini anlattığı Yamaç’ta, 19. yüzyıl Rus toplumunun resmini çizerken, eleştiri ve tespitlerini de başkarakteri üzerinden dile getiriyor.

devamını okumak için tıklayınız

Varlıkla yokluk arasında – Sadık Güvenç

Sadık Hidayet’in 1937’de yayımladığı romanı Kör Baykuş, Behçet Necatigil tarafından çağdaş İran edebiyatından Türkçeye çevrilen ilk romandır (1977 Varlık Y.)
Roman kahramanı bir düş aleminde yaşayan “kalemdan” boyayarak hayatını kazanan bir ressamdır. Düş ve gerçek iç içedir. Roman kahramanı, yaşlı, kambur birinin yanında gördüğü kadının gözlerine vurulur. Onu hayal ederken kadının hasta, ölümcül halde odasına geldiğini görür (veya sanır). Kadın, ressamın yatağına ne zaman yatmıştır, orada ne zaman ölmüştür? Roman kahramanı bir düş dünyasında kadını parçalara ayırmış mıdır gerçekten? Kadının yanındaki kambur adam, arabasıyla gelip ressama yardım etmiş midir? Onu birlikte gömmüşler midir? Bu olaydan sonra mı ressam daha da hastalanmıştır? Gerçekten onu gömerken antik bir testi bulmuş mudur? Testinin üzerindeki resim, ressamın kalemdan üzerine yaptığı resmin aynısı nasıl olur?

devamını okumak için tıklayınız

Dr. Jekyll ve Bay Hyde’in Tuhaf Hikayesi – Robert Louis Stevenson

“İki adam birden olan bir adam hakkında yazmak istiyorum.”
DR JEKYLL
Robert Louis Stevenson’ın aynı anda hem halim selim bir doktor, hem de acımasız bir katil olan kahramanının hikâyesi yüz yılı aşkın bir süredir okunuyor, taklit ediliyor ve rüyalara giriyor. Stevenson’ın da gördüğü bir rüyadan hareketle birkaç hafta içinde kaleme aldığı, iki farklı ruhu aynı bedende yaşatmanın acı ve çelişkileri hakkındaki bu büyük klasiği, yepyeni bir çeviriyle sunuyoruz. Dr. Jekyll ve Bay Hyde, Vladimir Nabokov’un sonsözü ve Stevenson’ın kitabın ilhamını veren rüyasını anlattığı yazısıyla beraber, büyük bir edebiyat dersine dönüşüyor.

devamını okumak için tıklayınız

Sizi Hep Şaşırtacak Bir Roman – Sadık Güvenç

Bugünü yaşayan yazarın sizi iki yüz yıl öncesine yolculuğa çıkardığını düşünün. 19. yüzyıl İngiltere’sine şöyle bir uzanmak ilginç olmaz mıydı? Kasnaklar üzerine geçirilmiş kadın elbiselerinin giyildiği yıllar… Manastırların, günahkar kadınlara sığınak (!) olduğu yıllar… Nedense hep kadınlar günahkar sayılır.
Günümüz yazarı John Fowles, 19. yüzyıl atmosferini başarıyla kuruyor romanında. Sanki kendisi de o yıllarda yaşamış gibi en ince ayrıntılara giriyor. Dil ve üslupta da o dönemin yazarlarının, şairlerinin üslubundan geri durmuyor. Zaman zaman okuyucunun karşısına çıkarak açıklayıcı bilgiler vermesi, kahramanlarına kızması ya da acıması tam da 19. yüzyıl romantik yazarlarının yöntemidir. Fowles elbette romantik değil gerçekçidir. Karşılaştırmalı bir ürün sunuyor okuyucusuna. 19.yüzyıl İngiltere’siyle 21. yüzyıl İngiltere’sini karşılaştırma ve gelişmeyi, değişimi görme olanağı sunuyor.

devamını okumak için tıklayınız

Bir Balıkla Sahtekârca İlgilenmek – Mesut Lizor

Bir Balıkla Sahtekârca İlgilenmek biçimsel açıdan Tutunamayanlar’ın ötesine geçen yeni bir roman. Romanın giriş bölümü “Özgeçmiş” başlıklı bir olayla başlıyor. Şantiyede bekçilik yapan bir adamın, Faulkner’in Abşolom’unu hatırlatan güçlü bir üslupla tasvir edildiği bir sahnedir bu. Akşam mesaiden dönen şoförlere “o adi demir kapıyı” açan gece bekçisi kendi kendiyle konuşurken roman sanatı üzerine olayla ilişkisi içinde bazı yorumlarda bulunuyor: Metnin tamamına yayılmış, can sıkıcı bir hikâye (Aslan’ın sere serpe serilmiş miskin haliyle bir benzerlik kurulabilir mi) Apo ile benim aramda geçen o olay gibi direkt, kesin (kesindi), evet yoğun (canlı) bir sonuç vermiyor.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro