Category Archives: Romanlar

Sınırın berisinde bitmeyen kavga

Dünyanın kavgaya tutulduğu o kanlı dönemlerde baskı, zulüm, açlık ve kıtlık ve de o tükenmez çatışmaların yaşandığı o yıllar anlatılır; sürgünlerle, göçlerle geçen bir yaşam… Kuzeyden Geldiler, Eşref Ayaz?ın doğduğu topraklarda nüvelenir ve başkaldırır hem kök salan feodaliteye, ağalara, beylere hem de o çatışma ortamından yararlanmak isteyen güçlere… Osmanlı?nın son demleridir. Doğu cephelerinde alınan yenilgiler, halka ağır bedeller olarak ödetilir. Durum böyle iken içine girilen kaos ortamında kışkırtıcıların alevi körüklemesiyle,

Böyle olur Necib Mahfuz polisiyesi

Mahfuz?un 1952 devriminin ardından kaleme aldığı Hırsız ve Köpekler kısa ama yazarın siyasi görüşleri ve edebi kariyerindeki değişimi yansıtması açısından önemli bir roman.

Hırsız ve Köpekler, Necib Mahfuz romanlarının kapsayıcı, panaromik yapısına alışkın okurları şaşırtacak bir roman. Hapiste geçirdiği birkaç yıldan sonra özgürlüğüne kavuşan bir adamın dışarıda geçirdiği iki haftalık süreyi ?kara roman? tarzında bir hikâyeyle anlatıyor Necib Mahfuz. Ancak, isminden başlayarak her ayrıntısına kadar yayılan sembolleri ve metaforlarıyla en az diğer romanları kadar felsefi ve siyasi bir derinliğe sahip.

Yılanı Öldürseler – Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in 1982 yılında yayımladığı ”Yılanı Öldürseler” romanı, bir tragedyadır.
Kan davası güderken sınır tanımayan Büyükana’nın gelini Esme’yi kendi çocuğuna öldürtmesini anlatan ”Yılanı Öldürseler”, şimdi ne denli geride kaldığını bilmediğim bir hayatın anneyi nasıl hiçleştirdiğini de anlatıyor. Çocuk Hasan, çok küçük yaşlardan başlayarak babasının ölümünden sorumlu tutulan annesini öldürmeye koşullanır. ”Yılanı Öldürseler” bir tragedya, ama çocuğun annesini öldürmesi değil de, annenin çocuğuna duyduğu sevgi yüzünden

Germinal – Emile Zola

Germinal, işçi sınıfı mücadelesini destanlaştıran bir başyapıttır. Romanda, maden ocaklarındaki ağır ve tehlikeli çalışma koşulları, maden işçilerinin yoksulluğu, iç dünyaları, sevgileri ve mücadeleleri üstün bir anlatımla tasvir edilir. Zola’nın uzun süreli gözlemlere dayanarak ince ince ördüğü bu ölümsüz eser, tarih sahnesinde etkin bir özne olarak kendini duyuran proletaryayı, roman kahramanı olarak yeniden canlandırır.

Dünyanın Ucunda – Zafer Köse

John ile William?ın karşılaşmasının hikayesi bu. Aile ilişkilerinin açtığı derin yaraların sızladığı bir roman. Dünyanın ucunda geçiyor, Avustralya?da. Bu dünyada yani, o kadar yakın. İçinde toprak sevgisi, yurt edinme çabası var. Sevginin yozlaşarak sahip olma tutkusuna dönüşmesi var.

Olaylar 1992 sonbaharında başlayıp 93 sonunda bitiyor. Hikaye, 9 yaşındaki William?ın bir yangında babasını kaybetmesiyle, aslında her şeyini kaybetmesiyle başlıyor. Belki de fazla bir şey kaybetmiyor William, çünkü zaten pek bir şeyi yoktu. Her zaman biraz yalnızdı. Ama o gün, iyice savunmasız, iyice kimsesiz kalıyor.

Freud’un bencil listesi

freud’un_kız_kardeşiFreud’un hayatını merak edenler ve bütün “kardeşler” Freud’un Kız Kardeşi’ni okumalı. Roman, bir dâhinin sırdaşı olan kız kardeşine yüz çevirme, onu kendi kaderiyle baş başa bırakma hikâyesi.

“Siz gelmeyeceksiniz.”
“Gelmeyecek miyiz?”

“Gerek yok” diyor Sigmund. “Ben de kendim istediğim için gitmiyorum zaten. Britanya ve

Kore Nire – Fahri Erdinç

Hikâye 1960 Mayısı?nda Ankara?da başlıyor. Öğrenci olayları, genç subayların hoşnutsuzluğu, iktidar yanlısı generaller, başta Menderes olmak üzere iktidar sahipleri, tutuklu gazeteciler…

İlk basımı 1966 yılında Sofya?da yapılan Fahri Erdinç?in Kore Nire romanı yaklaşık elli yıl sonra Türkiye?de de yayımlandı. Erdinç bu romanında Türkiye Cumhuriyeti?nin 27 Mayıs darbesine götüren siyasi ve toplumsal süreçleri ele almış. Asıl meselesi -19 bin insanımızın hayatına mal olmasına rağmen

Germinal – Emile Zola

Emile Zola, Germinal’i gerçek yaşamdan kurgulayarak, yani içinde yaşayarak, gözlemleyerek kaleme almıştır. 9 Şubat 1884’te Anzin Maden Ocakları’nda bir grev patlak verir. Zola soluğu hemen orada alır. Orada günlerce kalır. Not defteri elindedir; sorar, araştırır, gözlemlerde bulunur. Meyhanedeki maden işçileri ile konuşur. Kazılan yeni galerilere olsa olsa altmış santimlik deliklerden girilir. Maden ocağından çıkan işçilerin tanınmayacak durumda olduklarını görür. “Güldükleri zaman zenci sanırsınız.” Ocak çevresinde barakaları, barakaların içinde açlık sınırında insanları, ocaklardaki kâr hırsı ile ihmal edilmiş kolan lambaları, kazaları, ölümleri ve işçi sınıfının direnişini anlatır.

Madencinin Sınav Günleri – Bir Madenci Kasabasının Öyküsü 1 / Lewis Jones

1937 yılında yayınlanan Cwmardy, Lewis Jones’un iki romanından ilki. Yirminci yüzyılın başlarında İngiltere?nin Güney Galler bölgesinde kömür ocaklarıyla ünlü bir kasabayı anlatıyor. Roman kişileri, bu kasabada yasayan maden işçileri. Özellikle kasabadaki bir ailenin bireyleri aracılığıyla hem özel bir gelişimin, hem de çevredeki isçi yaşamının tarihini aktarıyor bize. Madencilerin her yerde karşılaştığı olaylar bu romanda da var: Grizu patlaması, grev, direniş, çatışmalar, örgütlenme çalışmaları, kötü koşullar… Ama bunları yasayan insanlar, başka yazarların ulaşamayacağı biçimde öyle canlı, içten,

Kadın ve korku – Hazel Melek Akdik

Suat Derviş?in ilk romanlarının dikkat çeken ortak noktası gotik edebiyata özgü bir tarzda yazılmaları. Kurgunun farklı türlerde korku ve gerilim öğeleri üzerine inşa edildiği bu romanlar, Türk edebiyatının ilk gotik eserleri olarak kabul edilebilir.

Türk edebiyatı alanındaki çalışmalarda Suat Derviş?in eserlerine karşı uzun süre bir kayıtsızlık hâkimdi. Sinema ve tiyatro uyarlamalarıyla dönem dönem popüler olan Fosforlu Cevriye?nin

49 Numaralı Parçanın Nidası – Thomas Pynchon

TIME’ın 1923-2005 arası En İyi İngilizce 100 Roman listesinde yer alan 49 Numaralı Parçanın Nidası, Amerikalı yazar Pynchon’ın kaleminden 1966’da çıkan postmodern bir gizem romanı. Zamanında Nabokov’un öğrencisi olduğu gibi, aynı zamanda William Gibson, David Foster Wallace, Salman Rushdie ve Neal Stephenson gibi farklı türlerde ustalaşan yazarların etkilendiği bir kalem olan Pynchon, medyadan kendisini çok iyi sakladığı için günümüzün Salinger’ı olarak da anılıyor. Nerede yaşadığı kesin olarak bilinmeyen ve birkaç pozu dışında fotoğrafı da bulunmayan yazarın adı, Nobel Edebiyat Ödülü kulislerinde uzun yıllardır tartışılıyor. Pynchon, Harold Bloom’a göre çağının en önde gelen Amerikan romancılarından biri.

Dino Buzzati’den “Yaşlı Ormanın Gizemi”

İnsana, doğadan bakmak

Daha çok Tatar Çölü’yle tanıdığımız Dino Buzzati’nin geçtiğimiz günlerde bir romanı daha okuyucu karşısına çıktı: Yaşlı Ormanın Gizemi.

Buzzati’nin yazın kronolojisine baktığımızda Dağların Adamı Barnabo’dan (1933) sonra ikinci sırada gelir bu romanı. Ancak esas patlamasını, ilk kez 1935’te yayımlanmış Yaşlı Ormanın Gizemi’nden