Category Archives: Romanlar

Romanlar

Habiba – M. Ender Öndeş

Linç eylemine kalkışanlar, beyin ve yüreklerini değil, daha çok burunlarını kullanır. İyi koku alır onların burnu. Bir linç edici, kendini “vazifesine” ne kadar kaptırmış olursa olsun, soğuk bir hesapçıdır aslında. En heyecanlı anlarda bile, bir gözüyle mutlaka genel durumu ve resmi güçlerin pozisyonunu kollar. Bir adım fazla öne çıktıysa… hemen kendini ayarlar! Yani, “cinnet”, “kitle psikolojisi” gibi lafların hepsi yalandır. Ortada cinnet filan yoktur, bal gibi hesap vardır. Linç eylemi, ister fiziki, isterse entelektüel anlamda yapılsın, devletin ya da genel toplumsal biçimlenişin onayını almadan gerçekleştirilmez.

Bir riyakârlık yuvası olarak kasaba, DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Romanlar

Kabil – Jose Saramago

Saramago’nun ölmeden önce yazdığı son romanı…

José Saramago ölümünden önce yazdığı ve yayımlandığı ülkelerde büyük tartışmalara yol açan son romanında insanlığın kutsal kitaplardaki başlangıcına geri dönüyor.

Adem ile Havva’nın oğlu, kardeş katili, “sürgün ve gezgin” Kabil’le çıkılan bu yolculuk, Eski Ahit’in loş ve tekinsiz diyarlarında, zaman ve mekân kavramlarını altüst ederek, süreğen bir şimdiki zaman içinde, edebiyatla felsefenin kesiştiği dar alanlarda dolaştırıyor okuru.

Suç, ceza, adalet, nefret, DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Politika Romanlar

Herkes Tek Başına Ölür – Hans Fallada

“Bir kişi mi savaşır, on bin kişi mi, bu hiç önemli değildir! Eğer tek bir insan savaşması gerektiğini kavramışsa savaşmalıdır!”

Dünya klasiklerinin unutulmuş eserlerinden biri olan Herkes Tek Başına Ölür, ilk baskısından yaklaşık altmış yıl sonra tekrar okurlara kavuşarak hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail?de yüzbinler satan, yirmiden fazla dile çevrilen ve çevrilmeye devam eden roman, şimdi Everest Yayınları?nın dünya klasikleri dizisi kapsamında ilk defa Türkçede.

1940?ların Berlin?inde, Quangel çifti sıradan sayılabilecek bir yaşam sürmektedir. Otto Quangel, fabrikadaki işine gidip gelmekte, Anna Quangel, Nazi Partisi?nin kadın kolundaki çalışmalarına devam etmektedir. Bir gün, DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Romanlar

Virginia Woolf?un Deniz Feneri?ne dair – Tahir Ürper

Virginia Woolf, Deniz Feneri adlı romanında bana göre ilginç bir yazı tarzı denemiş. Bazı cümlelerinde yazarın sesi karakterin sözüne karışıyor, bazı cümlelerde ise karakterin sesi yazarın sözüne karışıyor. Yazarın böyle bir yazı tarzını benimsemenin nedeni ne olabilir?
Çağrışımlarla romanını kuran Woolf, okuyucunun zihnini bulandırmaya, anın yaşama zevkini okuyucuya tattırmamaya, karmaşık bir aile portresi çizerek, o dönemin siyasi, ekonomik ve kent yaşamına doğrudan değil de, Mrs. Ramsay?ın şahsında göndermelerde bulunur. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Politika Romanlar

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbçeva

Nazi Ordusunun zulmünün doruğa ulaştığı 1940’lı yıllar. Halk günlük gereksinimlerini bile karşılayamaz bir durumda. Büyük bir acı ve önlenemez bir yoksulluk yaşanıyor. Tüm kötü koşullara ve olanaksızlıklara karşın, halk, kadını erkeği, genci yaşlısıyla direniyor. Faşizme karşı direnenler Vatan Cephesi’nde birleşerek, faşizmin en karanlık günlerinde özgürlük için umut ışığı oluşturuyorlar.

Bu roman o unutulmaz isimsiz kahramanların, direnişinin unutulmaz öyküsüdür. Romanın yazarı Mitka Gribçeva da direnen partizanlardan biri. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

İnceleme Kitapları Romanlar

Yaşasın Yenilenler – Öner Yağcı

“12 Eylülü içeride ve dışarıda yaşayanlara… Aramızdan alınan ve ayrılanlarla aldıkları hasarlar nedeniyle güzel ömürleri kısa sürenlere…” adanan Öner Yağcı’nın yeni romanı Yaşasın Yenilenler, Samuel Beckett’in ?Hep denedin, hep yenildin./ Olsun gene dene, gene yenil…/ Daha iyi yenil!? dizeleriyle başlayıp Walt Whitman’ın “Yaşasın yenilenler!.. Yaşasın savaş gemisi denize gömülenler!..? dizeleriyle bitiyor.

Yaşasın Yenilenler?de 12 Eylül döneminin ilk yılındaki Mamak Cezaevi’ni tanıyacaksınız. Öner Yağcı, 12 Eylül döneminde yargılandığı TÖB-DER Davası nedeniyle birkaç yıl Ankara Mamak Askeri Cezaevi?nde kaldı (1980-1983). Orada DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Romanlar

Bereketli Topraklar Üzerinde – Orhan Kemal

“Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. ‘Pardon,’ dediler, ‘bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurova’nın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın…”

Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Romanlar

Yüz: 1981 – Mehmet Eroğlu

Yüz:1981, Pierre Schoendoerffer’den bir alıntıyla başlar: “Büyük şeyler sevgisiz yapılamaz,” ardından hiçbir hayatın -kendisininkinin bile- başrolünü oynamamış roman kahramanının sözleriyle devam eder: “Tekrarlıyorum: Suçsuzum; tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu…”
Yüz: 1981’in Mehmet Eroğlu’nun diğer romanlarından önemli ve belirgin farkı, öykünün kahramanının taşıdığı kişiliktir. Eroğlu, ilk beş romanın hepsinde solcu ve eylemci kimliği olan kişileri romanını baş karakteri olarak öykülerinin odağına yerleştirmişken bu kez sıradan, 1990 sonrasında çevremizde rastlayabileceğimiz bir tipi öne çıkarmaktadır. Bu açıdan Yüz:1981 Mehmet Eroğlu’nun 12 Eylül sonrası insanını DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Romanlar

Vahşetin Çağrısı – Jack London. “Bir köpeğin öyküsünün ardında insanlığın ürkütücü panoraması”

Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild), Jack London’ın 1903 yılında yayınlanmış bir romanıdır. Roman, Londra’da en çok okunan kitap olmuş ve yazarın en iyi yapıtlarından biri sayılmıştır. Dünya edebiyatında kendi kendini yetiştiren yazarların en yetkin örneklerinden biri olan Jack London, en güçlü ve etkileyici yapıtlarından biri sayılan Vahşetin Çağrısı’nda, kızağa koşulan bir kurt köpeğinin amansız yaşam savaşını anlatır. Alaska’nın yabanıl ortamında yaşayan insanların acımasızlığından payına düşeni alan Buck, ayakta kalabilmek için inanılmaz bir savaş verecek, giderek yabanın çekiciliğine kapılarak özgür seçimini yapacaktır.
Ne ki, Buck’ın bir köpek olduğunu bilmesek, DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Makaleler Romanlar

?Dersim?iz: Gece Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Güzel ülkemizde, çelişkilerle yüklenen bu topraklarda, her şey yangından mal kaçırılırcasına yapılıyor, ne acı. Bu zulümdür, ayıptır. Utanmazlar ve aymazlara sesleniyoruz: Bu ülkede ar, edep nedir bilenler karşısında utanın artık!
?Dersim? üzerine yapılan ?tartışmalar?ı radyolardan-tv?lerden dinleyen-izleyen, basından okuyan dikkatli yurttaşlar fark etmişlerdir, kuzu postuna girmiş kurtların gerçeklere iki yöntemle saldırdıklarını. Birincisi, ülke gerçeklerini bellek silme yoluyla önemsizleştirmek için dikkati hep ?vesayet rejimi?nden kurtuluş reçetesi olarak ?demokrasi maskarası?na çekmek? İkincisi de, toplumun sınıfsal, DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Romanlar

Ateş Çiçekleri – Alime Yalçın Mitap

Kitabı, Alime Yalçın Mitap’ın ilkokul yıllarından başlayarak yaptığı resimlerden örnekler süslüyor.

Kitaptaki yazılardan Güneşe Yükselen ve Tabutlukta Bir İbrahim, 12 Eylül karanlığında, gözaltında çekilen acıları anlatan öyküler. Koral ve Bir Işık Demetiydi O’da yazar, arkadaşlarının ölümlerinin ardından yaşadığı duyguları dile getiriyor. Timuçin Özyürekli Şiirlerinin Çağrıştırdıkları, şiir analizi ve Oyun, anne sevgisini anlatan bir öykü. Topuklu Ayakkabı, bir çocukluk anısı. Gevraake’de simitçi çocuklar ve Düş’te yaşamından bir kesit anlatılıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Romanlar

Ulysses – James Joyce

“Joyce ‘Ulysses’i yazarken, ilk olmasa bile, yeni bir yazınsal biçem kullanmak istemiştir. Dublin’de, 1904 yılında yaşayan ortanın altındaki sınıftan kişileri almış, haziran ayının başlangıcındaki bir gün boyunca, sadece neler yapmış olduklarını değil, neler düşünmüş olduklarını da anlatmıştır.
“Bana öyle geliyor ki, Joyce, şaşırtıcı bir başarıyla, sürekli olarak değişen kaleidoskopik bilinç ekranında, hem sıradan malzemeyi, hem de pek derinlerdeki (bilinçaltı) malzemeyi yansıtabilmiştir.”

Bu satırlar bir eleştiri yazısından değil: Yargıç John M. Woolsey’in, 8 Aralık 1933 günü, DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ