Her Dağın Gölgesi Deniz’e Düşer – Evrim Alataş

(*) İnsanı yüreğinin sol yanından yakalayan, sarsıp başını döndüren; her satırında hayatı hissettiren, coşturan, güldüren, ağlatan, doğurtan, öldüren bir kitabı okumak, yaşamı boyunca insanın karşısına çıkan nadir anlardan biridir. Yakaladı mı bu anı bırakmak istemez, hem bir an önce okumak ister, aldığı gibi saatlerce elinden bırakmadan okur, hem de bitecek olmasına üzülür, kederlenir. Evrim Alataş ın yazdığı Her Dağın Gölgesi Deniz e Düşer isimli kitap, benim için böyle bir deneyimdi. Okurken geçmişe götürdü, aklımı aldı, sonra yerle bir edip, bir sürü mayın

devamını okumak için tıklayınız

Kumarbaz – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, ‘Kumarbaz’ (The Gambler) adlı romanını, kumar borçlarından dolayı yoğun baskı altında 25 günde (Kasım – Aralık 1866) kaleme aldı.
Kumarbaz, Dostoyevski’nin gençlik yıllarını, dramatik aşk ve kumar tutkusunu en yalın hali ile kaleme aldığı yapıtlarından biridir. İlk büyük romanı olan ve büyük bir kitleye ulaşan Suç ve Ceza’dan sonra yayınevi ile yaptığı anlaşmaya bağlı kalmak mecburiyeti üzerine (Kumarbaz romanının 25 gün içerisinde yazılmaması halinde Dostoyevski

devamını okumak için tıklayınız

Çatıdaki Pencere – Jose Saramago

Çatıdaki Pencere, Jose Saramago’nun yazarlığının erken döneminde yazdığı, ama ölümünden sonra yayımlanan romanı. Eşi Pilar del Rio’nun dediği gibi, Çatıdaki Pencere Saramago’ya giriş kapısıdır ve her okur için bir keşif olacaktır. Sanki mükemmel bir halka tamamlanıyormuş gibi. Sanki ölüm yokmuş gibi.

“Ölmek, varolmuş olmak ve artık olmamaktır,” derdi Jose Saramago. O öldü, artık yok, ama Çatıdaki Pencere Portekiz’de ve Brezilya’da, anadilinin vatanlarında basılır basılmaz

devamını okumak için tıklayınız

Gününden Önce Doğan Bir Roman Nasıl Yapmalı ve Çernişevski – Asım Gönen

Bazı eserler vardır; bir kez okunduktan sonra etkileri bir daha akıldan çıkmaz. İşte Çernişevski?nin Nasıl Yapmalı isimli romanı tüm okuyanların belleklerinden çıkmayacak bir eser. Yazılışından bu yana yüz elli yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına karşın, kitaplıklarda baş kitaplar arasında yer alması da ayrıca bunun bir göstergesi. Tersine bazı eserler de sonuna kadar ya okunur ya da okuyucusu sıkılır ve bitirmeden okumayı bırakır. Bazen de birtakım yan etkilerle birdenbire saman alevi gibi parlar, kısa süre sonra söner ve bir daha da gündeme gelmezler.

devamını okumak için tıklayınız

Anavoles ke Katifori – Hristos Anagnostopulos

Hristos Anagnostopulos’tan Anavoles ke Katifori [Sürüncemeler-Yokuş Aşağı Gözü Kapalı]. Hikâyemiz 60’lı yıllardan 90’lı yıllara kadar uzanan bir zaman çizgisinde Atina’da geçiyor; burada kahramanımız Dimitris Galinos, 1964’te Yunan uyrukluların İstanbul’dan sınır dışı edilmesinden sonra hayatında yeni bir sayfa açmaya çalışıyor. Yazarımız 64 kuşağının yaşadığı sendromlar, çelişkiler ve zihinlerine ve bedenlerine dadanan “hayaletler”e hasrettiği anlatısını bu travmatize olmuş İstanbulluların psikolojik dünyasını ustaca betimleyerek sürdürüyor.

devamını okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in Işığı – Zafer Köse

Yaşar Kemal, Bir Ada Hikayesi dörtlemesinde, sadece bir adada yaşananları anlatmıyor. 1920’lerde, mübadele kararıyla boşaltılmış Karınca Adası’na gelip terk edilmiş evlere yerleşen insanların kendilerine bir hayat kurmalarından bahsetmek değil derdi. Bir ada yaratıyor. Bir dünya yaratıyor.

Dörtlemenin ilk kitabında, Poyraz, adaya öyle bir ayak basıyor ki! Kuşların böceklerin, çiçeklerin ağaçların, efil efil esen yelin ve apak denizin güzelliğinden büyüleniyor. Ve insan yapımı evlere, mahzenlerdeki şaraplara, evlerdeki süslere hayran kalıyor.

devamını okumak için tıklayınız

Suların Sessizliği – Jose Saramago

“Kıyıya geri döndüğümde güneş batmıştı bile, oltamı attım, bekledim. Dünyada suyun sessizliğinden daha derin bir sessizlik olduğunu sanmıyorum.O saatte onu hissettim ve asla unutmadım.”

Tijo Nehri’nin kıyısında bir çocuk saatlerce büyük bir balık yakalamaya çalışır. Sonunda oltasına bir balık takılır ama çocuk onu elinden kaçırır.

Usta yazar José Saramago bu olağanüstü güzel ve bilgelik dolu masalı bir çocukluk anısından esinlenerek kaleme aldı.

devamını okumak için tıklayınız

Yarı Gölge – Uwe Timm

Türkiyeli okurun yakından tanıdığı Alman yazar Uwe Timm, ülkesinin tarihine farklı bir açıdan ışık tuttuğu Yarıgölge’de, okuru Berlin’deki Gaziler Mezarlığı’na götürüyor. Önemli şahsiyetlerin yattığı mezarlar dile geliyor, ölüler kendilerini anlatmaya başlıyor. Almanya’nın ilk kadın pilotlarından Marga von Etzdorf da onlardan biri.

1931’de Almanya’dan Japonya’ya tek başına uçan ilk kadın pilot olarak tarihe geçen Etzdorf, büyük yankı uyandıran bu uçuştan sonra Alman diplomat ve

devamını okumak için tıklayınız

Çıplak Deniz Çıplak Ada (Bir Ada Hikayesi 4) – Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” romanı ile başlayan, “Karıncanın Su İçtiği” ve “Tanyeri Horozları” kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı “Çıplak Deniz Çıplak Ada” ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın başkahramanıdır. Dörtleme hem bir Yaşar Kemal klasiğidir hem de diliyle,

devamını okumak için tıklayınız

Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı… Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek… Montag’ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra… İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter.

Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve

devamını okumak için tıklayınız

Ölüler Genç Kalır – Anna Seghers

Ölüler Genç Kalır, Alman dilinin en büyük yazarları arasında sayılan Anna Seghers?in en önemli ve en kapsamlı romanıdır. Almanya?nın 1918-1945 yılları arasında yaşadığı büyük çalkantıları, emekçi ayaklanmalarını, Nazizmin iktidara gelişini ve İkinci Dünya Savaşı?nı büyük bir gerçeklikle anlatır. Roman, farklı sınıflardan ve siyasal eğilimlerden insanların hayat hikâyelerini bir araya getirerek zengin bir panorama sunar. Romanın başkişileri, 1918?de Spartakist ayaklanmasına katılmış genç bir komünistin ?yargısız infazı?yla çeşitli derecelerde ilişkili kişilerdir.

devamını okumak için tıklayınız

Algı Kalesi / Rastlantı ve Devinim – Gültekin Karakuş

1873… Darwin’in Türlerin Kökeni kitabının ardından İnsanın Türeyişi yayınlanmış… Gılgamış Destanı çözümlenmiş ve Nuh Tufanı?nın bunun bir kopyası olduğunun anlaşılması tüm mabetlerin temellerini sarsmıştı. Artık kubbelerde ilahi cevaplar değil sessiz aklın ürünü sorular yankılanıyordu.

1873, İstanbul… Nice alimlerden bilgili Tahir Usta ve öğrencisi de sayılabilecek olan, dostu Levend. Tahir Usta ona bir sürpriz hazırlar ve tüm hayatı değişir. Levend çaresizdir ve onun izinden gider.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro