Category Archives: Romanlar

Kan Dökülecek – Upton Sinclair

Para hırsı ve yozlaşmanın klasik hikâyesi Eric Schlosser Pulitzer ödüllü yazar, 1927 yılında yazmış olduğu bu kitapta, 1920’li yıllardaki para hırsı, yozlaşma ve sınıf farklılıklarının dikkat çekici hikâyesini anlatıyor. Senatörler, petrolcü iş adamları, Hollywood film yıldızları ve tarikat liderlerinden oluşmuş bir tören alayı ile okuyucuya o dönemden kalma bir şölen yaşatıyor.

Zamanın Kıyısındaki Kadın – Marge Piercy

Connie, zihinsel yetenekleri çok gelişmiş, hayat dolu bir kadındır. Ama bu özellikleri “düzen”e sürekli yenik düşmesini engelleyememiştir. Sevdiği insanlar devlet ya da ölüm tarafından elinden alınmış; bütün bunların yanı sıra, şiddet eğilimleri göstermeye başladığı için tımarhaneye kapatılmıştır. Bu kez de doktorlar, üzerinde deney yapmak isterler. Karşı koyar ve zihin gücüyle ilişkiye geçtiği bir ütopya halkının yardımıyla mücadeleye girişir.

Jimmie Higgins – Upton Sinclair

“Okumakta geciktiğim için bu kitabı, gerçekten hayıflanıyorum. Bir dostum sözünü etmişti bu kitabın. Ve onunla konuştuktan sonra, daha o gece okumaya başlamıştım. Elimden bırakamadım.
Upton Sinclair?in romanı, ?Jimmie Higgins?. Jimmie Higgins, her işi ses çıkarmadan yapan sıradan bir işçiydi önceleri. Ama aylar, yıllar geçti Jimmie Higgins önündeki zor yokuşu tırmanır, güçlü bir parti neferi olur.
Heryerde Jimmie Higgins vardır,

Uzayda Piknik – Arkadi Ştrugatski, Boris Ştrugatski

“Uzayda Piknik”, Sovyet bilimkurgu yazınının dünyada en çok okunan yazarları Ştrugatski kardeşlerin en ünlü romanıdır.

Dünyadışı bir uygarlıktan gelen konuklar, yeryüzünün gelişigüzel birkaç köşesinde yol kenarında piknik yapar gibi bir an konaklayıp gitmişler, ama geride bıraktıkları artıklar, olağandışı teknolojilerinin inanılmaz ürünleri, uğrak yaptıkları yerlerde insan yaşamını, toplum ilişkilerini alt üst etmeye yetmiştir.

Şikago Mezbahaları – Upton Sinclair

Şikago Mezbahaları, (İngilizce asıl adı The Jungle) Upton Sinclair?in yazdığı ve ABD?deki işçi sınıfının durumunun çarpıcı bir şekilde anlatıldığı kitap. Roman ilk olarak 1906 yılında The Appeal to Reason adlı sosyalist dergide yayınlanır. Roman hali ise 28 Şubat 1906 tarihinde Doubleday Page&Company tarafından basılır ve kapışılır.
Upton Sinclair?in kitabının orijinal ismi olan The Jungle (Türkçesi:Cangıl, balta girmemiş orman) ile kapitalist sisteme ağır bir eleştiri getirmektedir. Amerikan toplumunun sanayi devrimiyle birlikte makinalaşması topluma gelişme ve iyilik yerine bunların tam tersini getirmiştir.

Dönüş Yolu – Erich Maria Remarque

Savaşın incittiği insanlara bir ses veren Erich Maria Remarque, bize hatırlattıklarıyla her zaman el üstünde tutulması gereken bir yazar. Savaşın dehşetini, beraberinde getirdiği yıkımı, insanoğlunu birbirine nasıl yabancılaştırdığını birinci ağızdan, çarpıcı bir şekilde dile getiren Remarque, savaşla ilgili bildiğimizi sandığımız gerçekleri sorgulamamızı sağlarken, edebiyatın ne kadar güçlü ve ölümsüz bir kaynak olabileceğini de bir kez daha kanıtlar.

Zor Zamanlar – Charles Dickens

“Yazarın İngiltere?de Endüstri Devrimi sonrası dönemin sosyal sancılarını yansıtan Zor Zamanlar adlı romanı, yıpratıcı-öldürücü fabrika ortamı, sendikal örgütlenme mücadeleleri, işverenlerin bunları bastırma çabaları, iş kazaları ve Yoksul Yasaları da dahil olmak üzere; işçi sınıfının karşı karşıya kaldığı çalışma ve yaşama koşullarını etraflıca resmetmektedir.”Ahmet Makal

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Erich Maria Remarque

Remarque’ın, I. Dünya Savaşı’ndaki bir grup askerin hikâyesini on dokuz yaşındaki bir çocuğun gözlerinden anlattığı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, yayımlandığı günden bu yana, devamı niteliğinde olan Dönüş Yolu’yla birlikte tüm dünyada büyük ilgi görmeye devam etmekte. Canlı çarpışma sahnelerinin yanısıra savaşın abesliğinin ve askerlerin ıssızlığının vurgulandığı cephe arkası bölümleriyle de okuru içine hapseden roman, Yaşar Kemal’in sözleriyle

Bir Çocuk, Bir Kadın, Bir Anne – Elif Kutlu

Bu bir kadının ve onu çok seven çocuğunun öyküsü gibi görünse de ?yaşanan her şeyi Kenan aktarsa da- aslında bütün hikâye Dilber Hanım?ın imgesiyle ifade edilen Anadolu kadınının hazin öyküsüdür. Bir kadının yaptıkları, yapamadıkları, yapmak istedikleri ve yapmak zorunda oldukları ile oğlu Kenan?ı ?okutmak? uğruna verdiği mücadele ile örülmüş bir ?ölüm-kalım? meselesi. Dilber Hanım?ın imgesinde kadın emeğinin görünmezliği, ataerkil zihniyetin kadına dayattıkları ve kadının bu ataerkillikten sıyrılarak çocuğunu büyütme çabaları açığa çıkar.

Aslen Şiir Ülkesinin Yerlisi Nihat Ziyalan?ın Son Romanı: ?Attım Kapağı Yurtdışına?* – Duran Aydın

?Dıbbooa?dıbbooa?dıbbooa!?
Yoğun yıldız yağmurları altında hem üşüyerek, hem uyuklayarak filmler izlediğimiz sinemalarda, birbiri ardı sıra ve böylesi abartılı bir tonlamayla gelirdi o yumruk sesleri?
Çoğunlukla o ?anadan doğma kötü adamlar? daha filmin jönü yumruğunu savurmadan, bir metre öteden yüzlerini sağa-sola çevirir; yana döner, saman yığınının ya da istiflenmiş kaçak sigara kutularının üzerine atlayarak en fazla üçüncü yumrukta ?bayılır? ve ?ölür?lerdi!