Cemal Süreya: Kazı, kazan! ne, peki? 12 Eylül demek. Tüketim toplumuna öykünme demek, lümpen devlet anlayışı demek.

cemalsüreyaKazı, kazan! Kazı, kazan!
Baraka! Baraka!
— O, neden o?
— “Kaz, kazan!”da ses kakışımı var. Yani kakafoni, ya da tenafür. Ses tiksintisi de diyebiliriz. “Baraka” sözcüğü daha iyi anlatıyor “Kazı, kazanı. Tanrı’nın lutfu demek, şans demek, beklenmedik mutlu şey demek “baraka”. Petrol bunalımından sonra bütün Batı dillerine girdi bu sözcük. 12 Eylül’den sonra ülkemizde piyango olayını en güzel anlatacak söz. Söz gerçeğin yansısı olmalı. Zaten yansısıdır.

— Olaylar da, iyi bakılırsa, tarihin yansısıdır.
— Milli Piyango kurumu 1939`da kurulmuş. Geliri Türk Silahlı Kuvvetleri’ne gider. Aklımda kaldığına göre, Silahlı Kuvvetler içinde de, Hava Kuvvetleri’ne. Daha önce de tayyare piyangosu vardı. Milli Piyango, milli kumar demektir; ama Milli piyango kurumunun kuruluşunda, kumar’ devlet tekeline alarak, benzeri özel sömürü girişimlerini önleme düşüncesi de söz konusuydu. Gelirinin belli yere ayrılması da bu konudaki felsefeyi yansıtıyor. Kumar duygusundan yararlanmak, onu belli ölçüde toplumsallaştırmak, hem de o duyguyu frenlemek…

— “Kazı, kazan!” ne, peki? — ANAP demek, daha doğrusu Turgut Özal demek. Daha genelleştirilirse, 12 Eylül demek. Tüketim toplumuna öykünme demek, lümpen devlet anlayışı demek.
– Milli Piyango 1939`da kurulmuş.
— Kurulmuş ama, 1985’te yani 12 Eylül uzantısı ANAP iktidarı hemen başladığı sıralarda Milli Piyango’ya ilişkin yasada değişiklik yapıldı. Milli Piyango Genel Müdürlüğü’nün karar organı ve yapabileceği işler ülkemizin sokulduğu yeni duruma uygun kıvama getirildi. 1939 esprisi yok edildi. “Kazı, kazan!” olayına izin verildi. Ekstra çelişkiler işi yozlaştırdı. Piyangonun tarihi çok eskilere gidiyor. Kumar bütün toplumların bir gerçeği. Önleyemezsin. Eski Roma’da da Neron, şölenlerden ya da gösterilerden sonra, bahiste kazananlara esirler, mülkler veriyordu. Elagabalus ise cimriydi, köpek ölüsü verirdi arena galiplerine. Cahiliye dönemindeki Arapları düşün. Iran yoluyla gelen kumar biçimlerine nasıl kapılmışlardı! Kura ile çekilen on kadar ok, kuma gömülü altın… Kuran’da, Bakara Suresi’nde yasaklandı bütün bunlar…
– Ne tuhaf, Bakara, baraka’yı yasaklıyor…
– Daha tuhafı, bakara, Batı dillerine kumar olarak geçmiş. Bir sure için ne hazin serüven!
– “Kazı, kazan!” diyoruz ya, bir kıyamet görüntüsü yarattı Milli Piyango’nun bu yeni girişimi. Kalabalıklar, pislik, hengame…
– Toplumumuzdaki bunalım bir de orada yansıttı kendini. Olasılığa saldırdı halk, daha çok da gençler, çocuklar… öyle ki bazı belediyeler yasaklama gereğini duydular bu lümpen piyango biçimini.
– Binin yarısı beş yüz.
– Öyle ama sıfırın yarısı da sıfır.
– Sonsuzun yarısı da yine sonsuz ama…
– Küba’daki piyango olayını biliyor musun? Diktatör Batis-ta zamanında, Küba’da bizimkine benzer bir Milli Piyango vardı. Ayda bir çekiliyordu. Bir süre on beş günde çekilişler başladı. Daha sonra da ayda üç kez, on günde bir çekiliş…
– Bizde de öyle oldu galiba…
– Bir süre sonra haftalık çekilişler başladı. Yetmedi, hafta-da iki çekilişle karşı karşıya kaldı Küba yurttaşları. – İşte sana ekstra çekiliş!
– Hayır, her gün çekiliş yapılmaya da başlandı.
— Yapma!
Dahası var, günlük çekilişler yetmedi. Günde iki çekiliş başladı: öğleden önce bir, öğleden sonra bir çekiliş.
— Sonra?
– Sonrası iyilik güzellik. Batista güme gitti. Piyango sanatı büyük sayıları küçük olasılıklarla sunma becerisini içerir. Batista rastlantıyı hayatın kendisi haline getirmişti. Yıkıldı. Castro çıkageldi.
— Rastlantının deşifre olması diye bir şey de var. Sonucu bilirsin de nedenini bilmezsin… Sonra bir gün… Batista Milli Piyango’yu günde iki keze getirdiği için mi yıkıldı?
— Tam denmez. Ama onu da düşünebiliriz.
— “Kazı, kazan!”la Milli Piyango güne, günde ikiye değil, saate, dakkaya getirildi. O zaman Turgut Özal’ın, ANAP’ın, 12 Eylül’ün çoktan batmış olması gerekmez mi?
– Sana bir sır vereyim: Özal için daha da kötüsü oldu: Özal batma niteliğini de yitirdi.
– Eskiden yalnızca kazanıyordu. Şimdi sadece kamyon (TURGUT ÖZAL bir başbakan ve bir aile reisi olarak sahnenin ortasına doğru yürür; ne kadar kazısa da kıl dipleri canlıdır çenesinde; “Şimdi bakınız. 1.000 liralık aldım, parası olan alır, olmayan almaz; silahı olan vurur, olmayan vurulur; Red Kit var, severim, atı da iyi bir at. Ben midilliyi yeğ tutarım.”)

Cemal Süreya
13 Ağustos 1989

Kaynak: 99 Yüz, YKY, sayfa 411, 412, 413

Yorum yapın

Daha fazla Denemeler
Bilinen’e hapsolmuşsunuz, sözcüklerden başka konunuz yok: Düşünce varlığa denk düşmüyor.

Cennete ne kadar yakın olursak olalım, ironi gelip bizi oradan uzaklaştırır. "Aptallık," der, "çok eski ya da gelecekteki bir mutluluk...

Kapat