Cemal Süreya: Murat Belge, sakalıyla ve kısık bakışıyla Tarzan’la çatışan çizgi roman kişisine, Stevenson’a benziyor

cemalsüreyaYaşar Kemal’den önce Faulkner’ı, Köroğlu’ndan önce Kral Arthur’un Ölümü’nü okumuş. Böyle bir gerçek var Murat Belge’nin yetişme sürecinde. Üstelik, Faulkner`dan sonra Yaşar Kemal’e bakma, Kral Arthur’un Ölümü’nden sonra Köroğlu’nu değerlendirme durumunu yaşadı. Bir çeşit dıştan bakma durumu. Bir düğüm bu. Ama Murat Belge için bir elverişlilik, bir güç de yarattı sonuçta. Dahası, bazı konularda öznel olma hakkı kazandı.

En yabancı sayıları kişi kültür alanında yerli temel aradı.

Ayrıca hep konsensüs aradı. En hızlı dönemlerinde bile.

Sakalıyla ve kısık bakışıyla Tarzan’la çatışan çizgi roman kişisine, Stevenson’a benziyor; Eba Müslim’in Mervan’a karşı savaşında dost Tristan olarak boy gösteren gizemli Behzad’a da…

Solcu Ahmet Cemil. Yüksek savı yıktı. Alçakgönül düşüncede yeni bir dolaşım kazanmışsa, bunda onun payı da var. Yeni Eyuboğlu-Günyol. Bilime bağlı. Ama insansal’ın bilimsel’den her zaman taşacağına da inanıyor sanki. (Bu son cümleyi, ne demek olduğunu tam bilmeden yazdım. Murat Belge’nin izdüşümünü ararken…)

Burhan Belge’nin oğlu, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun yeğeni. Bir de ön annesi var: Zsa Zsa Gabor. Entelektüel, seçkin bir ailenin çocuğu Murat Belge, 1944 doğumlu. İngiliz Lisesi`ni, İÜ Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Asistan, doçent oldu.

Sanırım, 27 Mayıs 1960, Murat Belge’yi açıklayan bir tarih. Babası Demokrat Parti ileri gelenlerinden olduğu halde, 27 Mayıs’ı büyük sevinçle karşılıyor. Bir yerde babasına karşı bir tutum içinde. Ama Yassıada olayı, hukuka aykırı olduğunu öğrendiği olaylar yüreğinde bir dram köşesi de yaratıyor. 1960-61’de bir yıl Amerika’da. Neden? Olaylardan uzaklaşma isteğiyle mi, uzaklaştırmak mı istediler onu olaylardan? O sıra henüz lise öğrencisi. Amerika dönüşü, hep ortalama bir öğrenci olduğu orta-öğrenimini birincilikle bitiriyor, ondan sonra hep birinci. Düşünsel yönden benimsediği 27 Mayıs ona önce kişisel, sonra düşünsel yönden bir alt çelişki sunmuştu. Ne yaptı? Nazlı Ilıcak gibi öç alma duygusuna değil, demokratik bir düşünce eğilimine girdi. Sanıyorum, Türk toplumunda konsensüs arama özlemi de 1960’da köklendi onda. O sırada kaç yaşında daha.

Boheme girdi. Kumkapı’da meyhaneye girerken özel lise armasını cebine kaydırma sakınganlığını gösteren delikanlı, üniversite yıllarının başlarında aynı yerde, mendireğin içinde, kısa bir süre meyhane de işletti. Kör Agop gidince burada hem aşçılık, hem garsonluk yaptı. “Hakiki hayat sahneleri” de aradı. Bu da var Murat Belge’nin hayatında.

12 Mart’ta tutuklandı ve Sağmalcılar’da ve Selimiye’de 26 ay yattı.

12 Eylül ne götürdü ondan? YÖK’ün kuruluşuyla öğretim üyeliğini bıraktı.

Kişilerin hayatlarına baka baka sonunda şöyle bir duygu uyandı bende: 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, sonra Cumhuriyetteki yazıları (bunların bir bölüğünü Tarihten Güncelliğe adlı kitabında topladı), Halkın Dostları dergisi, Birikim dergisi ve yayınları. Yeni Gündem dergisi, İletişim Yayınları… Murat Belge bunların en çok hangisi? Hepsi, elbet. Yine de ikisini ayırıyorum: Tarihten Güncelliğe’deki yazılar ve Yeni Gündem’de Müslüman kesimle diyalog arayışı. Yani din dışı öğelerden (profan) kutsala (sacre) bakış ve Türk entelijansiyasında konsensüs özlemi.

Önce birinciyi alalım. Murat Belge’ye göre bir şey yaygınsa, o şey gerçektir artık; netliği ne olursa olsun onu anlamaya, tanımaya çalışmalıyız. Alt kültür ya da yan kültür, sözgelimi bir arabesk olayı büyük bir yaygınlık kazanmışsa, bir yerde artık hemen mahkum etmeden, onun üzerinde düşünmemiz gerekir. Çünkü artık kültür olmuştur o. Bu noktada yine Einstein’in sözüne geleceğim: “Bilim, gündelik bilginin sonuçta bir billurlaşmasıdır,” Belge’de bu açıdan, R. Barthes’ın Mitolojiler adlı yapıtındaki tavır var. Ancak Barthes’ın açılmamak isteğiyle çırpındığı şeyleri o yalnızca anlamaya çalışmakla yetindi. Günlük hayat mit’leri üzerinde düşünmekten tat aldı. Toplumun gerçek ideolojisini orada aradı.

Müslümanlarla diyalog kurması iki cephede de eleştirildi. Bu tavrın sol düşünceye sığamayacağı, Murat Belge`nin islamiyetle sosyalizmi fırsatçı bir tavırla birleştirme yoluna girdiği ya da siyasi ittifak kurma peşinde olduğu söylendi.

Şemsiyesinin marka kısmı biraz kazınmış, hani daha ucuz bir yerden alındı sansınlar diye. Ve şemsiyesini çadır tiyatrosu olarak da kullanmak ister.

Cemal Süreya
22 Ocak 1989

Kaynak:99 Yüz – İzdüşümler – Söz Senoryası, YKY

Yorum yapın

This site is protected by wp-copyrightpro.com

Daha fazla Biyografiler
Yazarlardan tavsiye: Nasıl yazmalı?

Çoğu yazar bir metnin ilk halinin korkunç olacağı konusunda mutabıktır ama Sylvia Plath’ın dediği gibi; “Yaratıcılığın en kötü düşmanı da...

Kapat