Cemal Süreya’nın On Üç Günün Mektupları’nın yazılış öyküsü

cemal süreyaOn Üç Günün Mektupları’nın yazılış öyküsünü de kısaca anlatmalıyım.
Cemal Süreya, ilk eşi Seniha Hanım’dan ayrılmıştır. Bu ilk eşinden Ayçe adında bir de kızı vardır.

1967 yılı ilkbaharında istanbul’da, Beyoğlu’nda, Çiçek Pazarında, Türk Edebiyatçılar Birliği Lokalinin açılış töreninde Cemal Süreya, Zuhal Tekkanat’la karşılaşır. Zuhal Hanım, bu tanışmayı ve ötesini şöyle anlattı bana:

“Gece kalabalık ve neşeliydi. Bir ara Cemal Süreya yanıma yaklaştı ve ‘Benimle evlenir misin?’ dedi. Yakınlaşmayı çok iyi bilen biri olduğu için önceleri kaçtım ondan. Daha sonra rastlaşmalarımız, yakın duygusallığımız, nişan yüzüğünü Kapalı-çarşıda bir çayhanede takmışlığımız, altı ay sonra yıldırım nikahıyla noktalandı. Nikah tanıklarımız: Muzaffer Buyrukçu ile Tevfik Akdağ idi. Ercüment Uçarı da tek konuğumuzdu. Evimızin gecelerini Ülkü Tamer, Gülsen Tuncer, Muzaffer Buyrukçu süslerdi.”

Zuhal Hanım’ın da ikinci evliliğidir bu. Tıpkı Cemal Süreya gibi onun da ilk eşinden İçsel adında bir kızı vardır.

Sonra Cemal-Zuhal evliliğinden Memo Emrah adlı bir oğul dünyaya gelir. Bu mektuplar boyunca Cemal Süreya’nın bu düşkünlüğü açıkça görülecektir.

Memo adını, Cemal Süreya, çocuk daha doğmadan koymuştur. Bunu, daha önceki mektuplarından çıkarıyorum:

Cemal Süreya, o sıralarda Ankara’da Maliye Tetkik Kurulu’nda görevlidir. Zuhal Hanım ise Istanbul’da, Sosyal Sigortalar Kurumu’nda, muhasebe bölümünde çalışmaktadır.

Cemal Süreya’nın gerçek adı Cemalettin Seber’dir. Cemal Süreya adı, onun yazarlık adıdır.

Zuhal Seher de şiirler yazıp yayımlamaktadır; o da şiirlerinde Elif Sorgun adını kullanmaktadır.

Sonunda Memo Emrah doğar.

Aradan üç yıl geçer. Zuhal Seber’in ağır bir ameliyat geçirmesi gerekir. Cemal Süreya İstanbula gelir. Kadıkoy yakasında Mühürdar’daki evlerinde Memo Emrah’la kalır. Zuhal Hanım, sonu belki de felçle bitecek o ağır ameliyatı başarıyla atlatır. iyileşir. Hastaneden çıkar.

Zuhal Hanım’ın hastanede kaldığı bu on üç gün boyunca, Cemal Süreya, her yerde, bulduğu her köşede oturur ona mektuplar yazar. Sonra ziyaret günleri onu görmeye gider, yazdığı mektupları ona bırakır. Hastaneden çıkar çıkmaz da yeni bir mektuba başlar. Tam on üç gün sürer bu mektup yazma işi.

Bu kitaba On Üç Günün Mektupları adını Zuhal Hanım düşündü.

Erdal Öz,
Cemal Süreya, On Üç Günün Mektupları, YKY, 13.baskı, sayfa 9,10

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro