Cesare Pavese: Ayakkabılarımın altlarının delik olması ne kadar uygun olurdu şimdi!

Cesare PaveseBir insan benim durumumda olursa, onun için vicdanıyla hesaplaşmaktan başka yapacak bir şey yoktur. Bir insanın başına gelenleri geçmişinin tümünün belirlediği saplantısından vazgeçmem için hiçbir neden göremiyorum. Kısacası, hak edilmiş bir sonuçtur bu. Böyle bir noktaya varmış olmam için benim tam bir budala olduğum gerektiği açıkça ortada. Her şeyden önce, sorumsuzluk. Vicdanıma danışarak ne yapmam gerektiğini hiç düşündüm mü?

Her zaman duygulanma, zevkime göre davranmayı seçtim. Bunun böyle olduğundan hiç kuşkum yok. Kadın düşmanı olduğum dönem bile (1930-1934) aslında böyle bir bencilliğe dayanıyordu. İnsanlarla gerçek bağlar kurmaktan kaçınıyordum, böyle bir numara yapmak da hoşuma gidiyordu.

Bu tutumun ne kadar kaypak olduğu çok geçmeden ortaya çıktı. Sanatımda bile, zevk düşkünü biri olmaktan hiç kurtulabildim mi acaba? Canım çekince kendimi bir tutkuya kaptırarak çalıştığım oldu, ama korkuyordum da; bir şeye bağlanmaktan korkuyordum. Hiçbir zaman doğru dürüst çalışmadım, aslında, hiçbir işe de yatkınlığım yok. Başka bir eksiğim daha göze çarpıyor. Ben hiçbir zaman dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkarabilen rahat bir insan olamadım. O yürek yok bende. Her zaman ahlak duygusuna sahip bir insan sandım kendimi, çünkü geçirdiğim tatlı anlar tam deyimi bu yüzünden ortaya çıkan sorunların üstüne üstüne gidip onlara bir çözüm bulacağım yerde, birtakım kuruntulara kaptırdım kendimi. Bir zamanlar bana bir dahi olduğum inancını veren estetik etkenlerin yarattığı manevi korkudan duyduğum rahatlığa kendimi yeniden sokmak istemiyorum. Böyle bir durumdan henüz kurtulmuş değilim.

Manevi bakımdan böyle bir çöküntüye düşünce, maddi çöküntünün de gerektiğini düşünüyorum ister istemez. Sözgelimi, ayakkabılarımın altlarının delik olması ne kadar uygun olurdu şimdi!

Ancak böyle açıklayabilirim içimde duyduğum intihar dürtüsünü. Ne zaman bir güçlükle ya da acıyla karşılaşsam, hep intiharı düşünmeye yargılı olduğumu biliyorum. Beni korkutan da bu: Temel ilkem intihar, gerçekleştiremediğim, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar.

İşin korkunç yanı, şu anda yapabileceğim hiçbir şeyin bu durumumu düzeltemeyeceği; çünkü, eskiden kendimi gene böyle bir durumda bulmuş, fakat beni kurtaracak bir çıkar yola rastlayamamıştım. Şimdi de bu adımı atacak gücü kendimde bulamayacağım. Bu kadarını kesinlikle biliyorum.

Bununla birlikte, birisine tutkun olmak duygusu beni yanıltmıyorsa ki yanılttığını sanmıyorum, bir kurtuluş yolu bulmuş sayılırım. Bütün kararsızlığıma rağmen, o kişi sadece bana kendini vermekle beni bir disipline sokmayı ve kendimi esirgememeyi öğretmeyi başarıyordu. Bunun da Pierino’ya özgü bir erdem olduğu kanısında değilim; çünkü onun kendini verişi bana yeni ödevlerin duyarlığını kazandırıyor, bu ödevlerin gözümde somutlaşmasını sağlıyordu. Çünkü, kendi başıma kaldığım zaman, deneylerimden biliyorum ki, başarısızlığa uğrayacağım kesin bir şey. Onunla ten ve kader birliği etmekle başarıya ulaşmış olacaktım. Bunu da aynı kesinlikle biliyordum. Kendi korkaklığım bile böğrüme çarpan bir mahmuz olacaktı.

Bunun yerine, ne yaptı o! Belki kendisi bilmiyor ya da bilse bile aldırmıyor. Bu da doğal bir şey geleceğini belirleyen geçmişiyle o, o olduğuna göre.

Ama bunu yaptı bir kere. Ben bir aşk ilişkisi kurdum ve bu ilişki sonunda yargılandım, bu ilişkiyi sürdürmeye layık olmadığım sonucuna varıldı. Bu başarısızlık karşısında, bir âşığın dayanılmaz acıları ya da gene son derece ağır itibar kaybı tam anlamıyla bir hiç kalır.

Bu başarısızlık duygusu, kafama inen ve 1934’te son bulmuş olan balyoz darbeleriyle karışıyor; estetiği, yapmacık tutumları, dehayı, bütün palavraları bir yana bırakırsak, hayatımda hiçbir zaman ancak bir enayinin yapabileceği şeylerden başka bir şey yapabildim mi?

En beylik, en umutsuz anlamıyla bir enayiyim ben. Nasıl yaşayacağını bilemeyen, ahlaki olgunluğa ulaşmamış, kendini bir şey sanan, intihar düşüncesinden bir şeyler uman, ama bunu gerçekleştiremeyen bir adam.

Cesare Pavese
10 Nisan 1936
Yaşama Uğraşı [Günlükler]

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro