Devlet Sanatı Değil Savaşı Destekler – Nihat Ateş

Açıkça hükümet kendisi ve ideolojisini destekleyen sanatçılara parayı dağıtmak istiyor, ister ve istemiştir. Bunun karşısında olan ve ödentisi kesilen sanatçılar ise o paranın ?kamunun? parası olduğu, kamusal bir ?hizmet? gördüklerine dayanarak hükümete karşı çıkıyor.

İsrail’in Gazze’ye ölüm yağdırmaya başladığı tarih 7 Temmuz’du. İki aya yaklaşıyoruz. Bu sürede 2 bine yakın insan öldürüldü. Bu öldürümleri sadece ?öldürüm? olarak nitelemekse yaşananları anlamsızlaştırmak, içini boşaltmak olur. İnsanlık için bu tarihe kadar ?değer? diyebildiğimiz ne kadar birikim varsa İsrail devleti onları da öldürdü.

Filistin, Suriye ve Irak topraklarında yaşananların bir ?savaş? olup olmadığı bile bir tartışma konusudur. Anlık iletimin geldiği noktada ?gerçek zamanlı cinayetler?in (*) izleyicileri kıldılar hepimizi. O noktaya vardı ki. Katledenle ve katledilen taraf aynı fotoğrafları paylaşmaya başladı. ?Bu kesişme nedir ve nasıl ortaya çıktı? sorusunu başka bir yazıda sorup tartışmak için buraya not edelim. ?Savaş zamanında yazar olmak? konulu soruşturmalar yürütülürdü bir zamanlar. Bugünse bu soruyu ?Katliamlar zamanlarında yazar (sanatçı) olmak? diye sorabiliriz artık. İşte bu türden soruların yanıtlarına vereceğimiz yanıtlar sanatı getirdiğimiz yeri de gösterecek.

Sanatsever İsrail hükümeti

İsrail’in saldırılarının yaşandığı günlerde Almanya’da da bir tiyatro festivali düzenleniyordur. Bu kadar vahşet karşısında ?bir şeyler yapmak gereğini? hisseden sanatçılar festivale İsrail adına katılan bir tiyatro grubunun ?İsrail devletinden? aldığı destekle orada bulunduğunun farkına varır ve oyunlarının festivalden çıkarılmasını talep eder. İsrailli tiyatro grubunun verdiği yanıtsa şöyleydi: ?Biz İsrail hükümetinden destek alıyoruz ama İsrail hükümeti sanatı sanat için destekler. Kendisini eleştiren sanata da destek verir.? Bu öyle bir yanıt ki bütün politika-siyaset-devlet ve sanat ilişkisi üzerine yürütülen tartışmalarında verilen yanıtları tekrarlıyor, özetliyor ve somutlaştırıyor.

Adım adım gidelim. Hemen göze çarpan, İsrail hükümetini eleştiriyor gibi yaparak getirilen İsrail övgüsü. (Hükümet sanatı sanat olduğu için desteklermiş İsrail’de…) Aslında sorun burada çatallaşıyor ve çokboyutlu bir hal alıyor. Birincisi ?eleştirir gibi yaparak övmekse? ikincisi bu gizli övgüyü açıklamak için ifade edilen ?ilkenin? kendisinin -sanat için sanat- tartışmalı olması. Grubun kendisinin de İsrail hükümetini ?eleştirdiğini ima ettiği gözlerden kaçmasın. Şimdi soru şu: Gerçekten öyle mi? Elbette İsrail hükümetinden sanat için sanat ilkesi gereği alınan yardımlarla ortaya konulan ?sanat? ne kadar ?eleştirel?dir ve nasıl eleştireldir biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Tiyatro topluluğunun verdiği yanıttan. ?Sistem içi sanatın? her zaman yaptığını yapıyor: Eleştirirken övüyor, gerçekliği örtüyor, örtemiyorsa çarpıtıyor.

Sanata destek -sponsor- ve sanat ilişkisini yakıcı bir şekilde yaşayan bir toplum olarak kapitalist üretim ilişkileriyle belirlenen ve ya yapılandırılan bir toplumsal düzende ?eleştirel tutumun, sanatın eleştirel tutumunun? sınırları olduğunu, parayı verenin hiçbir zaman bu ilişkiyi ve bu ilişkinin ortaya çıkarılmasına hizmet edecek bir ?sanatı? desteklemeyeceği açık. Koca bir ?kültür endüstrisi?nin yapılandırıldı ve işlemesi için avuç avuç paranın döküldüğü bu sistemi örten ya da eleştirilecekse bile bunu sorgulatmayan yapmaya yarayacak ?hazır sanat kalıplarının ve yöntemlerinin? üretildiğini biliyoruz. ?Amerikan kültür endüstirisi sadece kendisini öyle ya da böyle ayakta tutan sanat türüne destek verir ve bunu yaparken desteklediği yapıtın politik yönden arınmış yazınsal yapıt yada sözde eşi görülmemiş bir resim ve heykel olup olmadığını göz önünde tutmaz. Bu açıdan bakıldığında, resmi destek gören sanat fırsatçı, kendini öne çıkararak yücelten bir ‘durum estetiği’ yaratmış olur. (**)

Bu noktadan sonra ikinci boyut daha bir belirginleşiyor. Aslında kültür endüstrisince ve ?resmi? olarak desteklenen sanatta eleştirinin sınırları vardır ve tarihsel olarak ?sanatın özerkliği ve özgürleşmesi? için ortaya atılan bir slogan olan ?sanat için sanat? tarihsel anlamı ve boyutuyla asla desteklenmez. İsrail hükümeti kapitalist-faşist bir din devleti olarak kendi niteliği dışında hareket edemez. (Bu devletin aynı zamanda Afrikalı göçmen siyah Yahudilere uyguladığı zulüm ve baskının da asla gündeme getirilmediğini de vurgulayalım yeri gelmişken.) Faşist sistem sadece düşmanlaştırdığına değil düşmanlaştıramadığına da düşmandır sonuçta.

Sanatsever Türk hükümeti

Resmi veya kültür endüstrisince desteklenen sanatın bir ?durum esteteği? olarak kalacağını, belli kalıplarla üretmek zorundaysa orada bir sanatsal özerklikten söz edilemeyeceği de ortaya çıkacaktır. Bu anlamda da sanat için sanat ilkesi toplum için sanat ilkesini de destekleyen önemli bir ilkedir ve bu ilkeyi tarihsel olarak da en çok ?toplumcular? desteklemişlerdir. Piyasalaşan sanatsa bu ilkeyi ?fildişi kule?nin bekçisi olarak bize pazarladı.

Şimdiyse İsrail hükümetinden pek farkı kalmayan Türk hükümetinin yazarlara kitapları için gizli bir destek vereceği haberlerini okuduk ve neden gizli sorusu soruldu. Oysa daha birkaç ay önce ?Gezi?yi destekleyen tiyatrocuların ?devlet ödenekleri?nin kesildiğini ve politik tavır alışlarından ötürü cezalandırıldıklarını okumuştuk. Açıkça hükümet kendisi ve ideolojisini destekleyen sanatçılara parayı dağıtmak istiyor, ister ve istemiştir. Bunun karşısında olan ve ödentisi kesilen sanatçılar ise o paranın ?kamunun? parası olduğu, kamusal bir ?hizmet? gördüklerine dayanarak hükümete karşı çıkıyor. Oysa ?kamusal devletten küresel devlete? geçiş çoktan tamamlanmıştı ve AKP hükümeti bunun son tuğlalarını örmekle meşgul. Gerileye gerileye gelinecek nokta burasıydı. Şimdi ?muhalif? diye adlandırabileceğimiz sanatçılara bir soru sormak da hakkımız: Bütün hızıyla işçi sınıfı üzerinde ?özelleştirme? saldırısı başladığında bir gün sanatın da ?özelleştirilebileceğini ve bunu ancak sanatın ?özerkliğini? savunarak savuşturabileceğinizi neden öngöremediniz? Yanıtını ben biliyorum.

Muhafazakâr yazarlara desteğin ?gizli? olmasının da sorunun esasıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Açık olsa ne olacaktı? Sanal medyada bir tanesi ?Siz çok yediniz biraz da biz yiyelim? yolunda bir şeyler yazmış… Afiyet olsun diyecek halimiz yok elbet ama yanıtın ?durum estetiğine? karşı durumu fena halde özetlediğini de teslim etmek gerek.

(*) Horald Jaffe, Tekno-Mağara’nın Ötesi, (Milenyumsonrası Kültür İçin Gerilla Yazarın Rehberi) Notos Kitap, Çev: Turan Parlak, Birinci Basım 2008, s. 28

(**) age, s. 38

Nihat Ateş
http://ilerihaber.org/, 26-08-2014

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Ecco il mare, maria – Onur Köybaşı

Gözlerimi kapatıp bir deniz hayal ediyorum; ucu bucağı olmayan... Bana huzur veren, denizin ucu bucağı olmaması değil aralıklarla kulağıma gelen...

Kapat