Direnişin hikayesini anlatan kadınlar: Rüzgarı kafese kapatamazsınız

kadınlarEduardo Galeano’nun yeni kitabı ‘Kadınlar’ sömürgecilere, diktatörlere ve maçolara karşı direnişin öncüsü kadınları anlatıyor. Dünya devriminin öncü kadınları ile birlikte isimlerini devrimin bile unutmaktan kurtaramadığı kadınlar. Hem de direnişin içinde hikaye anlatan, şarkı söyleyen ve dans eden kadınlar.

Eduardo Galeano’nun yayınlanmış kitaplarından derlenen kadın hikayeleri “Kadınlar (Mujeres)” adıyla Sel Yayıncılık’tan çıktı. Kitapta yer alan hikayelerin hemen hemen hepsinde diktatörlüklere, sömürge yönetimlerine, şirketlerin hegomonyasına ve hayatın her alanına yayılan erkek egemenliğine karşı direnen kadınlar yer alıyor. Galeano, bizlere okutulan erkek egemen tarihe ve oluşturulan erkek zihniyetine karşı kadınların yok sayılan tarihini görünür kılıyor. Bunu da kadınların kadim zamanlardaki hikaye anlatıcısı geleneğinden yola çıkarak yapıyor. Kadınlar; köleliğe, sömürgecilere, diktatörlere, faşistlere, efendilere ve maçolara karşı umutlarının ve özlemlerinin içinde olduğu hikayeler anlatıyor. Tıpkı Galeano’nun yaptığı gibi.

Ölüleri dirilten öyküler

Anlatıların çoğunda kadınlar hikaye anlatıyor ya da şarkı söylüyor. Hikayeler, onun için yok edilmiş ya da yok olmayla karşı karşıya kalan halkların sığındığı kadim bir hafıza. Çok eskilerden beri var olan hikaye anlatma geleneğini kadınlar sürdürdü. Her çağın egemenlerinin unutturmak istedikleri hikayeler aracılığıyla kadınların duygu ve düşünce dünyasında süzülerek bugüne geldi. Galeano’nun yapmak istediği de kadınların sahip olduğu bu geleneği sürdürmek. Bunu ilk öyküsünde, hayatta kalmak için hikaye anlatmak zorunda kalan Şehrazat’la gösterir bize. Ardından da Ortaçağda rahibin kızlarına uyanıkken düş gördüren hikayeler anlatan Güney Amerikalı köle Tituba’yı, Oslolu kadının ise unutulmuşları ve ölüleri dirilten hikayesini okuruz.

Rüzgarı kafese kapatamazsınız

Tıpkı hikayeler gibi şarkılar da Galeano için yok sayılan bir tarihin tanığı ve hafızası. Aynı zamanda isyanın bir parçası. Galeano’nun hikayelerinde şarkılar, kimi zaman devrim sonrası yapılan kutlamalarda, kimi zaman isyanın tam ortasında, kimi zaman da yok olmakta olan bir halkın varlığı olarak karşımıza çıkar. İsyan şarkılarından biri de New York sokaklarında söylenir. Bluz şarkıları söyleyen Bessie, bize beyazların, maçoların ve zenginlerin tahttan ineceği günü müjdeler. Galeano, diliyle birlikte yok olan bir halkın kadını olan Angela’nın hala hafızlarda yer alan şu şarkı sözlerini hatırlatır: “O gitmiş olanların / ayak izlerini takip ediyorum / yitik bir haldeyim.” Dans eden kadınları da unutmaz Galeano. Şarkılarla birlikte dans eden kadınların tabuları nasıl yıktığını gösterir. Rüzgarın kafese kapatılamayacağını söyleyen İsadora, Arjantin marşını dansa uyarlaması sonrası gelen tepkileri de dans ederek karşılar.

Hijyenik önlem olarak boşanma

Kadının adına bile tahammül edilmediği bir sistemde, dayatılanlara karşı gelen kadınları görünür kılar Galeano. Kitabın merkezine isyanın ve direnişin içinde yer alan kadınları alsa da sosyal hayatta verilen özgürlük mücadelesini gözardı etmez. Sadece Latin Amerika ve Avrupa tarihinden örnekler sunmaz. Müslüman coğrafyadan sınırlı da olsa örnekler verir. Muhammed’in torununun kızı Sukeyne’nin erkek egemenliğinin sembolü peçeye karşı gelerek, boyun eğmeyişi de dikkat çekiyor. Kendini tanrıya adayan kadınlar öyküsünde de erkekleri sadece sevgili olarak gören Afrikalı kadınları okuruz. Özgürlüğünü ve neşesini kaybetmemek için erkeklere bağımlı olmayı reddeden Afrikalı kadınlar, erkekleri tanrıyı kıskanmak gibi benzersiz bir ıstıraba da mahkum ederler. Kitapta, hijyenik önlem olarak boşanmanın ne olduğu ve bisikletin kadın özgürlüğündeki yeri de yer alıyor.

Yeryüzünün lanetlileri

Bugün bize okutulan tarih aynı zamanda kadının yok sayılma tarihi. Galeano hikayelerinde uzun yıllar süren araştırmaları sonucu ismi yeryüzünün lanetlileri olarak görülüp yok sayılan kadınları da ortaya çıkarır. M.Ö 5. yy’da ilk kadın amirali, Sokrates’in derslerine katıldığı, Anaksagoras’ın da alıntılar yaptığı Yunanlı kadın filozof Aspasia’yı, soru sormayı, kuşku duymayı ve düşünmeyi öğütlediği için egemenler tarafından feci bir şekilde öldürülen filozof Hypatia’yı, iki kere Nobel ödülüne layık görülen Marie Sklodowska’yı (Curie), erkeklerin dünyasında kadını kafese kapatan erkekleri protesto eden dizeleriyle kendine yol açan Alfonsina’yı tarihin unutulmuşları arasından çıkarak yeni bir tarihin yazılması ihtiyacını da bir kez daha gösterir. Kadın olduğu öğrenildikten sonra izleri yok edilmeye çalışılan ilk kadın firavun Hatşepsut’un başına gelenler ise kadının adının tarihinin nasıl silindiğini göstermesi açısından önemli yerde duruyor. Galeano, düşün dünyasının kadınları aşağılayan ‘en erkekler’ arasında olan Aristotales, Erasmus ve Cicero’yu vicdansızlar başlığıyla vererek, tarihin çarkına çomak sokmayı sürdürür.

Yerlilere komünü anlattı

Galeano’nun bütün kitaplarının odağında, ülkesi işgal edilmiş halkların direnişi, diktatörlüğe karşı baş kaldıran isyancılar, şirketlerin egemenliğine karşı doğayı savunan yerli halklar, özgürlük ve eşitlik mücadelesi verenler yer alır. “Kadınlar” kitabında ise tüm bu mücadelenin öncülüğünü yapan başı dik kadınlar. Çoğunluğu da kıtası Latin Amerika’dan. Bolivya’da askeri diktatörlüğü açlık greviyle deviren beş kadın, Ekvador’da ağır vergilere ve kölece çalıştırılmaya karşı halkı isyana kaldıran Manuela Leon ve Meksika’daki devrime öncelik eden kadınlar… Galeano, kıtasına yardıma da gelen Avrupalı yoldaşlarını da unutmaz. Rosa Luxemburg, Emma Goldman, Fransız Devrimi’nin sembolü Olympia, Brezilya’daki isyana katılan Alman komünist Olga ve sürgüne gönderildiği Yeni Kaledonya’da yerlilere Paris Komünü’nü anlatmaya çalışan Louise Michel…

Önder ELALDI
ozgurgundem.info 26 Şubat 2016

Kitabın Künyesi
Kadınlar
Yazar: Eduardo Galeano
Çevirmen: Süleyman Doğru
Yayıncı Sel
01 / 2016
197 Sayfa

Yorum yapın